Yerel Haberler
İstanbul
Antika mezatlarında ’canlı yayın’ tuzağı: Dolandırıcılar gece yarısı mesai yapıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 13:35 Antika mezatlarında ’canlı yayın’ tuzağı: Dolandırıcılar gece yarısı mesai yapıyor Ümraniye’de antikacılık yapan Cengiz Batkitar, son dönemde sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında türeyen yeni nesil dolandırıcılık yöntemine karşı vatandaşları uyardı. Canlı yayınları gizlice takip eden dolandırıcıların, müşteri bilgilerini ele geçirerek esnaftan önce iletişime geçtiğini belirten Batkitar, "Gecenin 4’ünde ’acil ödeme’ diyerek para istiyorlar, ’bende hazırda 100 tane daha IBAN var’ diyerek dalga geçiyorlar" dedi. Pandemi süreciyle birlikte ivme kazanan sosyal medya canlı yayın satışları, dolandırıcıların yeni hedefi haline geldi. Ümraniye’de uzun yıllardır antika sektöründe faaliyet gösteren Cengiz Batkitar, düzenlenen canlı yayınlara anonim bir şekilde giren dolandırıcı hesapların, müşterilere kendilerini "resmi hesap" gibi tanıtarak binlerce liralık vurgun yaptığını anlattı. Esnafın henüz listeleri hazırlamadığı saatlerde dolandırıcıların müşteriye çoktan ulaştığını söyleyen Batkitar, şahısların "indirim" veya "acil durum" diyerek hızlıca para toplayabildiğini ifade etti. Hem esnafı hem de koleksiyonerleri mağdur eden dolandırıcılık yöntemine karşı uyarılarda bulunan Batkitar; müşterilerin bu tarz bir canlı yayın alışverişinin ardından mutlaka yetkili satıcıyı araması ve teyit almadan kesinlikle ödeme yapmaması gerektiğini vurguladı. "Canlı yayına giren müşterilerin iletişim numaralarının ve adreslerinin olması zorunlu" Canlı yayınlardaki mezat sürecinin işleyişine dair bilgi veren Cengiz Batkitar, dolandırıcıların yayınlarda izlediği yöntemi, "Instagram canlı yayınlarında genelde bir ürün sahneye koyuluyor ve ürünün bilgileri aktarılıyor. Müzayede şeklinde alt limit fiyat koyulabilir ya da sıfırdan açılabilir, ürün kendi değerini bulur ya da bulmaz, artık o sürecin gidişatına bağlı. O noktanın altında kalan son pay’i, yani ödemeyi veren müşteriye ürün satılmış oluyor. Tabii ki canlı yayına giren müşterilerin iletişim numaralarının ve adreslerinin de olması zorunlu; aksi takdirde pay’ler kabul görmez. Ama dolandırıcılar onlara nasıl ulaşıyorlar, bunu biz de anlamış değiliz" şeklinde anlattı. "Esnaftan daha erken davranıp gecenin 4’ünde yazıyorlar" Dolandırıcıların profesyonel bir takip sistemi kurduğunu ifade eden Batkitar, müşterilerden para isteme sürecin işleyişini şu sözlerle aktardı: "Canlı yayını takip eden kötü niyetli dolandırıcılar, yayın içerisinde alınan ürünleri orada seyrederek tespit ediyor. Müşteri bir ürünü sormuşsa, sayfadan kontrol etmiş ya da müşterinin oradaki yazışmasını takip edebilmişse eğer orada o ürünün ne olduğunu buluyor. Ardından yayında kaç paraya yazıldığını ve oradaki sürecin nasıl yürüdüğünü gördüğü zaman da bu sefer ilk iş müşteriye ulaşıyor ve gece de olsa esnaftan daha önce davranıyor. Esnaf çünkü büyük ihtimalle listeleri ancak ertesi gün hazırlayıp iletebilecek; dolayısıyla o daha erken davranıyor. Ben ’Bir hastaya ön ödeme yardım yapacağız, mümkünse bir kısmını gönderin’ diye gecenin 4’ünde müşteriye yazdıklarına bile şahit oldum." "Dolandırıcılara ’bu yaptığınız insanlığa sığmaz’ diyoruz, ’Bizimki hastalık, alıştık bırakamıyoruz’ diyorlar" Sistemin büyük bir mağduriyete neden olduğunu ve dolandırıcıların bu durumu pişkinlikle karşıladığını belirten Batkitar, "Burada gerçekten 10 bin, 20 bin, 50 bin, 100 bin gibi ciddi rakamlardan söz ediyoruz. Bu da totalde baktığınız zaman büyük bir mağduriyete neden oluyor. İki taraf da para almadı, iki taraf da para vermedi ama ortada alınmamış ürünün parasını göndermesi gereken bir esnaf var; bu çok büyük bir mağduriyet. Tespit ettiğimiz bazı numaralar oluyor ve diyoruz ki mesela, ’bu yaptığınız insanlığa sığmaz.’ Ve ben şuna şahit oldum, ’bizimki hastalık, alıştık bırakamıyoruz’ diyorlar. Hatta dalga geçiyorlar, ’bende hazırda 100 tane daha IBAN var’ diye. Kiminle nasıl muhatapsınız herkes şaşırmış durumda" ifadelerini kullandı. "Esnafın sesini duymadan, teyit almadan ödeme yapmayın" Antika severlerin mağdur olmaması için dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Batkitar, müşterileri ve koleksiyonerleri şu sözlerle uyardı: "Bütün meslektaşlarıma ve aynı zamanda müşterilerime de tavsiyem, mutlaka oradaki tek yetkili iletişim numarasını teyit etmek için arayın. Oradaki esnafın sesini duyun ya da ürünün resmini isteyin, mutlaka bir teyit alın. Gerekiyorsa gidin bir çayını için ve bu süreci kendisinden öğrenin, ürünü yakından görün. Mümkün mertebe emin olmadığınız, ilk defa alışveriş yapacağınız sayfalara kesinlikle hemen para gönderimi yapmayın. Hem müşteri açısından hem esnaf açısından teyit almak kesinlikle çok önemli."
Antika mezatlarında ‘canlı yayın’ tuzağı: Dolandırıcılar gece yarısı mesai yapıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 13:16 Antika mezatlarında ‘canlı yayın’ tuzağı: Dolandırıcılar gece yarısı mesai yapıyor Ümraniye’de antikacılık yapan Cengiz Batkitar, son dönemde sosyal medya üzerinden yapılan antika mezatlarında türeyen yeni nesil dolandırıcılık yöntemine karşı vatandaşları uyardı. Canlı yayınları gizlice takip eden dolandırıcıların, müşteri bilgilerini ele geçirerek esnaftan önce iletişime geçtiğini belirten Batkitar, "Gecenin 4’ünde ’acil ödeme’ diyerek para istiyorlar, ’bende hazırda 100 tane daha IBAN var’ diyerek dalga geçiyorlar" dedi. Pandemi süreciyle birlikte ivme kazanan sosyal medya canlı yayın satışları, dolandırıcıların yeni hedefi haline geldi. Ümraniye’de uzun yıllardır antika sektöründe faaliyet gösteren Cengiz Batkitar, düzenlenen canlı yayınlara anonim bir şekilde giren dolandırıcı hesapların, müşterilere kendilerini "resmi hesap" gibi tanıtarak binlerce liralık vurgun yaptığını anlattı. Esnafın henüz listeleri hazırlamadığı saatlerde dolandırıcıların müşteriye çoktan ulaştığını söyleyen Batkitar, şahısların "indirim" veya "acil durum" diyerek hızlıca para toplayabildiğini ifade etti. Hem esnafı hem de koleksiyonerleri mağdur eden dolandırıcılık yöntemine karşı uyarılarda bulunan Batkitar; müşterilerin bu tarz bir canlı yayın alışverişinin ardından mutlaka yetkili satıcıyı araması ve teyit almadan kesinlikle ödeme yapmaması gerektiğini vurguladı. "Canlı yayına giren müşterilerin iletişim numaralarının ve adreslerinin olması zorunlu" Canlı yayınlardaki mezat sürecinin işleyişine dair bilgi veren Cengiz Batkitar, dolandırıcıların yayınlarda izlediği yöntemi, "Instagram canlı yayınlarında genelde bir ürün sahneye koyuluyor ve ürünün bilgileri aktarılıyor. Müzayede şeklinde alt limit fiyat koyulabilir ya da sıfırdan açılabilir, ürün kendi değerini bulur ya da bulmaz, artık o sürecin gidişatına bağlı. O noktanın altında kalan son pay’i, yani ödemeyi veren müşteriye ürün satılmış oluyor. Tabii ki canlı yayına giren müşterilerin iletişim numaralarının ve adreslerinin de olması zorunlu; aksi takdirde pay’ler kabul görmez. Ama dolandırıcılar onlara nasıl ulaşıyorlar, bunu biz de anlamış değiliz" şeklinde anlattı. "Esnaftan daha erken davranıp gecenin 4’ünde yazıyorlar" Dolandırıcıların profesyonel bir takip sistemi kurduğunu ifade eden Batkitar, müşterilerden para isteme sürecin işleyişini şu sözlerle aktardı: "Canlı yayını takip eden kötü niyetli dolandırıcılar, yayın içerisinde alınan ürünleri orada seyrederek tespit ediyor. Müşteri bir ürünü sormuşsa, sayfadan kontrol etmiş ya da müşterinin oradaki yazışmasını takip edebilmişse eğer orada o ürünün ne olduğunu buluyor. Ardından yayında kaç paraya yazıldığını ve oradaki sürecin nasıl yürüdüğünü gördüğü zaman da bu sefer ilk iş müşteriye ulaşıyor ve gece de olsa esnaftan daha önce davranıyor. Esnaf çünkü büyük ihtimalle listeleri ancak ertesi gün hazırlayıp iletebilecek; dolayısıyla o daha erken davranıyor. Ben ’Bir hastaya ön ödeme yardım yapacağız, mümkünse bir kısmını gönderin’ diye gecenin 4’ünde müşteriye yazdıklarına bile şahit oldum." "Dolandırıcılara ’Bu yaptığınız insanlığa sığmaz’ diyoruz, ’Bizimki hastalık, alıştık bırakamıyoruz’ diyorlar" Sistemin büyük bir mağduriyete neden olduğunu ve dolandırıcıların bu durumu pişkinlikle karşıladığını belirten Batkitar, "Burada gerçekten 10 bin, 20 bin, 50 bin, 100 bin gibi ciddi rakamlardan söz ediyoruz. Bu da totalde baktığınız zaman büyük bir mağduriyete neden oluyor. İki taraf da para almadı, iki taraf da para vermedi ama ortada alınmamış ürünün parasını göndermesi gereken bir esnaf var; bu çok büyük bir mağduriyet. Tespit ettiğimiz bazı numaralar oluyor ve diyoruz ki mesela, ’Bu yaptığınız insanlığa sığmaz’. Ve ben şuna şahit oldum, ’Bizimki hastalık, alıştık bırakamıyoruz’ diyorlar. Hatta dalga geçiyorlar, ’Bende hazırda 100 tane daha IBAN var’ diye. Kiminle nasıl muhatapsınız herkes şaşırmış durumda" ifadelerini kullandı. "Esnafın sesini duymadan, teyit almadan ödeme yapmayın" Antika severlerin mağdur olmaması için dikkat etmesi gereken noktaları sıralayan Batkitar, müşterileri ve koleksiyonerleri şu sözlerle uyardı: "Bütün meslektaşlarıma ve aynı zamanda müşterilerime de tavsiyem, mutlaka oradaki tek yetkili iletişim numarasını teyit etmek için arayın. Oradaki esnafın sesini duyun ya da ürünün resmini isteyin, mutlaka bir teyit alın. Gerekiyorsa gidin bir çayını için ve bu süreci kendisinden öğrenin, ürünü yakından görün. Mümkün mertebe emin olmadığınız, ilk defa alışveriş yapacağınız sayfalara kesinlikle hemen para gönderimi yapmayın. Hem müşteri açısından hem esnaf açısından teyit almak kesinlikle çok önemli."
Vodafone ve BSH, 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke teknolojisini devreye aldı
08 Şubat 2026 Pazar - 13:12 Vodafone ve BSH, 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke teknolojisini devreye aldı Vodafone Business ve BSH Ev Aletleri, Türkiye üretim sektöründe 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke (MPN) teknolojisini devreye aldı. Vodafone Business, BSH Türkiye ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle Türkiye üretim sektöründe 5G Özelleştirilmiş Mobil Şebeke (MPN) teknolojisini devreye aldı. Türkiye’de 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağı olduklarını belirten Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "1 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 5 kıtadaki 5G deneyimini Türkiye’ye taşıyacak ve hem ülkemizin hem de sanayimizin dijitalleşmesini hızlandıracağız" dedi. BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül de 5G’nin sanayi dönüşümüne yön veren bir örnek olduğunu belirtirken, "Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye’de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi konumunu pekiştiriyor" dedi. Vodafone Türkiye ve BSH Ev Aletleri Türkiye dijital dönüşüm vizyonları doğrultusunda önemli bir projeyi hayata geçirdi. İş birliği kapsamında, 5G SA MPN (Standalone - Mobile Private Network) altyapısı ve görüntü işleme teknolojileri kullanılarak BSH’nin Çerkezköy Çamaşır Makinesi Fabrikası operasyonlarının önemli bir bölümü dijital ortama taşındı. Düzenlenen basın toplantısına Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu ve BSH Türkiye CTO/COO’su Hakan Mandalı katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan BSH Türkiye CEO’su Alper Şengül, "Vodafone Business ile hayata geçirdiğimiz 5G projesi, Türkiye’de sanayinin dönüşümüne yön veren örneklerden biri olmasının yanı sıra ihracat odaklı büyüme vizyonumuzu da güçlendiriyor. 5G’nin sunduğu yüksek güvenilirlikteki bağlantı, ihracatın temel taşları olan stok doğruluğunu, sevkiyat hazırlık sürelerini ve siparişe cevap verme hızını iyileştiriyor. Küresel ağımızda bir ilki daha Türkiye’de gerçekleştirmek, ülkemizin referans merkezi olarak konumunu pekiştiriyor ve bizi gururlandırıyor. Bu yaklaşımımızla Türkiye’den dünyaya değer üretmeye devam ediyoruz" dedi. "Üretimde 5G çağı başladı" Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, "Bugün ülkemizde 2,1 milyon KOBİ’nin ve 6 bin büyük kurumun teknoloji ortağıyız ve dijitalleşmenin sunduğu faydaları bu işletmelerle buluşturarak büyümelerine ve ülkemizin ekonomisini büyütmelerine destek oluyoruz" dedi. BSH ile hayata geçirilen projenin Türkiye ekonomisi açısından bir ilk olduğunu belirten Aksoy, sözlerine şöyle devam etti: "1 Nisan 2026 tarihiyle birlikte bireysel ve kurumsal tüm abonelerimiz ve iş ortaklarımızı bu eşsiz teknolojiyle tanıştıracağız. Özellikle iş dünyasına sunacağımız özel çözümlerle verimliliği artırıp ülkemizin dijital yolculuğuna desteğimizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Vodafone Business ve BSH iş birliğiyle hayata geçirilen bu projeyle Türkiye’de üretim sektöründe, ilk kez 5G Standalone mimarisine sahip özel mobil şebeke altyapısının kullanıldığı belirten Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Özlem Kestioğlu, "Vodafone Business olarak, iş ortaklarımıza 5G teknolojisinin sağladığı fırsatları sunuyoruz. BSH Çerkezköy tesislerinde, BTK’nın özel iznini alarak altyapısını kurduğumuz MPN teknolojisi sayesinde sanayide 5G teknolojileriyle yeni bir dönemi başlattık. Türkiye’de ticari kullanım anlamında bir ilk olan 5G tabanlı görüntü işleme çözümü ile üretim hattındaki verilerin gerçek zamanlı analizi mümkün hale geldi. BSH ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu proje, Türkiye’de üretim sektöründe 5G’nin potansiyelini gerçeğe dönüştüren ilk adım oldu. Vodafone Business olarak bu tip öncü projeleri çok önemsiyoruz. Dijital dönüşüme sadece ilave bir yatırım diye bakan, tereddütlü yaklaşan birçok işletmeye cesaret vermesi adına önemli buluyoruz. Teknoloji ile kendi işini başarıyla dönüştürmüş ve ciddi tasarruf sağlamış örneklerin tüm işletmelere ilham olmasını bekliyoruz" dedi. BSH Türkiye CTO & COO’su Hakan Mandalı, "5G Bağımsız Mobil Özel Şebeke gibi geleceğin teknolojilerini üretim hatlarımıza entegre ederek verimliliği artırırken inovasyon kapasitemizi de katlayan bir altyapı inşa ediyoruz. 5G’nin sunduğu güvenli bağlantı sayesinde, üretim süreçlerimiz gerçek zamanlı yönetilebiliyor ve küresel pazarların dinamiklerine anında uyum sağlanabiliyor. Çamaşır Makinesi fabrikamızda kurulan teknik mimari ve elde edilen operasyonel kazanımlar doğrultusunda, 5G uygulamasının diğer üretim tesislerimizde de ölçeklenmesini planlıyoruz. BSH olarak teknolojide öncü uygulamalar geliştirmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu. Gerçek zamanlı stok yönetimi yüzde 100 sağlandı BSH Türkiye, proje kapsamında, Vodafone Business’ın sunduğu 5G tabanlı özel ağ çözümüyle bu sistem dijitalleştirilerek daha hızlı, güvenli ve düşük gecikmeli bir iletişim altyapısı oluşturuldu. Yeni sistem sayesinde stok sahası operasyonlarında kayda değer iyileşme sağlandı. CRM entegrasyonu ile üretim, lojistik ve forklift yönetimi süreçleri gerçek zamanlı olarak izlenebilir hale geldi. Gerçek zamanlı veri akışı sayesinde stok doğruluğu en üst seviyeye çıkarılırken, yanlış yönlendirmeden kaynaklanan üretim duruşları ortadan kaldırıldı. İş birliğiyle forklift hareketleri yüzde 100 doğrulukla yönlendirilmeye başlandı. Üretim süreçleri anlık olarak izlenebilir hale geldi, görüntü işleme sayesinde yanlış yerleştirme ve kayıt hataları tamamen elimine edildi. Ayrıca bu teknoloji sayesinde kesintisiz performans sağlandı ve veri güvenliği de kapalı MPN altyapısı sayesinde üst seviyeye taşındı. Sanayide dijital dönüşümün önünü açıyor Yapılan açıklamaya göre; 5G’nin yüksek hız ve düşük gecikme avantajı sayesinde üretim tesisleri, artık daha esnek, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşuyor. Vodafone Business, bu projeyle birlikte üretimden lojistiğe, enerjiden perakendeye kadar birçok sektörde 5G çözümlerini hayata geçirmeyi sürdürecek.
Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı
08 Şubat 2026 Pazar - 12:40 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de etkinliklerle anıldı Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Etkinlik, 103 yıl önce, Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Yunanistan’dan gelen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yerlerden biri olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşen temsili karaya çıkış töreninde duygu yüklü anlar yaşanırken, göç yollarında hayatını kaybedenler için denize karanfil bırakıldı. Türk Yunan Nüfus Mübadelesi’nin 103’üncü yıl dönümü anma etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yıl da, 103 yıl önce Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti. Anma etkinliklerine, Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Rum Patrikhanesi Silivri Metropoliti Maksimos Vgenopoulos, Büyük Mübadele Derneği Başkanı Sabit Semiz, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Olcay Özcan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra, çok sayıda davetli katıldı. Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu Büyükçekmece Belediyesi, Büyük Mübadele Derneği, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği, Trakya ve Balkanlar Dayanışma ve Kültür Derneği iş birliğinde gerçekleşen törende; Atatürk Anıtı’na çelenk takdimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu. Ortak bildiride, "Bundan tam 103 yıl önce, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile milyonlarca insan, asırlardır ’memleketim’ dediği topraklardan koparıldı. Bugün bizler, mübadil kuruluşları olarak; bu büyük ve zorunlu ayrılığın mirasçıları sıfatıyla bir aradayız. Savaşın karanlığında, göç yollarında ve Ege’nin soğuk sularında yitirdiğimiz atalarımızı saygıyla, rahmetle ve hiç eksilmeyen bir hüzünle anıyoruz. Atalarımızın doğduğu topraklara, tüten bacalarına, bıraktıkları ibadethanelere ve mezarlara yaptığımız her ziyaret; vicdanımıza, hafızamıza ve özlemlerimize yapılan kutsal bir yolculuktur. Gittiğimiz yüzlerce yerleşim yerinde inşa ettiğimiz dostluk ve barış köprüleri, iki halkın kalıcı huzurunun teminatıdır. Mübadelenin 103. yılında, denizlere bıraktığımız karanfiller sadece yitirdiğimiz canlar için değil, aynı zamanda sınırların insanları ayırmadığı, emperyalist planların can almadığı bir dünya özlemi içindir. Atalarımızın hüzünlü hikayesinden aldığımız dersle bir kez daha haykırıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Gülcemal Mübadele Kültür Evi açıldı Anma programında, mübadele döneminde atalarının giydiği geleneksel kıyafetleri giyen genç mübadiller, izleyicilere göçü denizden teknelerle gelerek canlandırdı. Törenin sonunda mübadele döneminde zorunlu göçe tabi tutulan mübadilleri Yunanistan’dan İstanbul ve İzmir’e taşıyan "Gülcemal" adlı geminin ismini taşıyan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kültür evi, mübadillerin yaşam öykülerinin ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan bir merkez olarak faaliyet gösterecek. "Mübadelenin öğrettiği değerleri, gelecek kuşaklara aktarmalıyız" Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara aktarmanın önemli olduğunu belirterek, "Bugün burada tarihin en hüzünlü ve en büyük zorunlu yolculuklarından biri olan Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’nin geride bıraktığı acıları ve hatıraları saygıyla anmak için bir araya geldik. 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan "Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" ile yüz binlerce insan, doğup büyüdükleri topraklardan koparılarak bilinmeze doğru yola çıkmak zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir yer değiştirme değil, geçmişi geride bırakıp, derin acılar ve büyük belirsizlikler içinde yeni bir hayat kurma mücadelesiydi. Mübadil büyüklerimiz, geldikleri bu topraklarda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen çalışkanlıkları, sabırları ve dayanışmalarıyla hayata tutunmuş; kısa sürede bu ülkenin toplumsal ve kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Bugün sahip olduğumuz kültürel zenginlik ve birlikte yaşama kültürü, onların emeğinin ve direncinin en somut mirasıdır. Bizlere düşen görev; bu acı dolu tarihsel süreci unutmamak, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır. Bu vesileyle; göç yollarının çetin koşullarında yaşamını yitiren tüm mübadil büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, hatıralarını yaşatan hayattaki çınarlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum" şeklinde konuştu. "İki Memleketli Şarkılar" konseri duygulandırdı Anma etkinliklerine Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programla devam edildi. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin tarihsel süreci ve göç yollarında yaşanan zorluklarının anlatıldığı belgeselin ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmaların ardından Yunanistan Volos Müzik Okulu Korosu sahne aldı. 60 kişiden oluşan Koronun "İki Memleketli Şarkılar" isimli konseri salonu dolduran yüzlerce mübadil torununa duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren anma etkinliklerine bu yıl da ilgi çok yoğun oldu.
Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı
08 Şubat 2026 Pazar - 12:17 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı Lozan’da 30 Ocak 1923’te imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Etkinlik, 103 yıl önce, Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’nin 103’üncü yıl dönümü, Büyükçekmece’de düzenlenen anlamlı etkinlerle anıldı. Yunanistan’dan gelen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yerlerden biri olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşen temsili karaya çıkış töreninde duygu yüklü anlar yaşanırken, göç yollarında hayatını kaybedenler için denize karanfil bırakıldı. Türk Yunan Nüfus Mübadelesinin 103’üncü yıldönümü anma etkinlikleri her yıl olduğu gibi bu yıl da, 103 yıl önce Yunanistan’dan gönderilen mübadillerin karaya ilk ayak bastıkları yer olan Mimar Sinan İskelesi’nde gerçekleşti. Anma etkinliklerine, Büyükçekmece Kaymakamı Ali İkram Tuna, Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, CHP Büyükçekmece İlçe Başkanı Halis Çiçekçi, Rum Patrikhanesi Silivri Metropoliti Maksimos Vgenopoulos, Büyük Mübadele Derneği Başkanı Sabit Semiz, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Olcay Özcan, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yanı sıra, çok sayıda davetli katıldı. Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu Büyükçekmece Belediyesi, Büyük Mübadele Derneği, Tepecik Trakya Rumeli Kültür ve Dayanışma Derneği, Trakya ve Balkanlar Dayanışma ve Kültür Derneği iş birliğinde gerçekleşen törende; Atatürk Anıtı’na çelenk takdimi, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Mübadele kuruluşlarının ortak bildirisi okundu. Ortak bildiride, "Bundan tam 103 yıl önce, 30 Ocak 1923 tarihinde imzalanan Türk-Yunan Nüfus Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol ile milyonlarca insan, asırlardır ‘’memleketim’’ dediği topraklardan koparıldı. Bugün bizler, mübadil kuruluşları olarak; bu büyük ve zorunlu ayrılığın mirasçıları sıfatıyla bir aradayız. Savaşın karanlığında, göç yollarında ve Ege’nin soğuk sularında yitirdiğimiz atalarımızı saygıyla, rahmetle ve hiç eksilmeyen bir hüzünle anıyoruz. Atalarımızın doğduğu topraklara, tüten bacalarına, bıraktıkları ibadethanelere ve mezarlara yaptığımız her ziyaret; vicdanımıza, hafızamıza ve özlemlerimize yapılan kutsal bir yolculuktur. Gittiğimiz yüzlerce yerleşim yerinde inşa ettiğimiz dostluk ve barış köprüleri, iki halkın kalıcı huzurunun teminatıdır. Mübadelenin 103. yılında, denizlere bıraktığımız karanfiller sadece yitirdiğimiz canlar için değil, aynı zamanda sınırların insanları ayırmadığı, emperyalist planların can almadığı bir dünya özlemi içindir. Atalarımızın hüzünlü hikayesinden aldığımız dersle bir kez daha haykırıyoruz" ifadeleri kullanıldı. Gülcemal Mübadele Kültür Evi açıldı Anma programında, mübadele döneminde atalarının giydiği geleneksel kıyafetleri giyen genç mübadiller, izleyicilere göçü denizden teknelerle gelerek canlandırdı. Törenin sonunda mübadele döneminde zorunlu göçe tabi tutulan mübadilleri Yunanistan’dan İstanbul ve İzmir’e taşıyan "Gülcemal" adlı geminin ismini taşıyan Gülcemal Mübadele Kültür Evi’nin açılışı gerçekleştirildi. Kültür evi, mübadillerin yaşam öykülerinin ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan bir merkez olarak faaliyet gösterecek. "Mübadelenin öğrettiği değerleri, gelecek kuşaklara aktarmalıyız" Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Hakan Çebi, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara aktarmanın önemli olduğunu belirterek, "Bugün burada tarihin en hüzünlü ve en büyük zorunlu yolculuklarından biri olan Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi’nin geride bıraktığı acıları ve hatıraları saygıyla anmak için bir araya geldik. 30 Ocak 1923’te Lozan’da imzalanan "Türk ve Rum Nüfusun Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol" ile yüz binlerce insan, doğup büyüdükleri topraklardan koparılarak bilinmeze doğru yola çıkmak zorunda bırakıldı. Bu yalnızca bir yer değiştirme değil, geçmişi geride bırakıp, derin acılar ve büyük belirsizlikler içinde yeni bir hayat kurma mücadelesiydi. Mübadil büyüklerimiz, geldikleri bu topraklarda tüm yokluklara ve zorluklara rağmen çalışkanlıkları, sabırları ve dayanışmalarıyla hayata tutunmuş; kısa sürede bu ülkenin toplumsal ve kültürel dokusunun ayrılmaz bir parçası haline gelmişlerdir. Bugün sahip olduğumuz kültürel zenginlik ve birlikte yaşama kültürü, onların emeğinin ve direncinin en somut mirasıdır. Bizlere düşen görev; bu acı dolu tarihsel süreci unutmamak, mübadelenin öğrettiği dayanışma, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünü gelecek kuşaklara doğru ve eksiksiz biçimde aktarmaktır. Bu vesileyle; göç yollarının çetin koşullarında yaşamını yitiren tüm mübadil büyüklerimizi rahmet ve saygıyla anıyor, hatıralarını yaşatan hayattaki çınarlarımıza sağlıklı ve huzurlu bir ömür diliyorum" şeklinde konuştu. "İki Memleketli Şarkılar" konseri duygulandırdı Anma etkinliklerine Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programla devam edildi. Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi’nin tarihsel süreci ve göç yollarında yaşanan zorluklarının anlatıldığı belgeselin ardından günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı. Yapılan konuşmaların ardından Yunanistan Volos Müzik Okulu Korosu sahne aldı. 60 kişiden oluşan Koronun "İki Memleketli Şarkılar" isimli konseri salonu dolduran yüzlerce mübadil torununa duygu dolu anlar yaşattı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren anma etkinlikleri bu yıl da ilgi çok yoğun oldu.
Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 11:34 Pendik’te anne ve bebekler aynı minderde jimnastik yapıyor Pendik Belediyesince düzenlenen anne ve bebekleri aynı ortamda sporla buluşturan proje, erken yaşta fiziksel gelişimi güçlendirmeyi ve aile temelli sağlıklı yaşam kültürü oluşturmayı hedefliyor. Pendik’te erken yaşta sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması amacıyla hayata geçirdiği "Anne-Bebek Jimnastiği ile Sağlıklı Nesiller Projesi" ile anneler ve bebekleri aynı çatı altında sporla buluşturuyor. Türkiye’de Pendik Belediyesi tarafından ilk kez uygulanan proje kapsamında 12-36 ay arası bebekler ve anneleri, uzman eğitmenler eşliğinde özel olarak hazırlanan jimnastik ve temel hareket egzersizlerine katılıyor. Programda bebeklerin denge, koordinasyon, kas gelişimi ve ritmik hareket becerileri oyun temelli etkinliklerle desteklenirken, güvenli ve eğlenceli ortamda motor gelişimlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Anneler ise doğru duruş, bebek taşıma teknikleri ve günlük yaşamda ergonomi konularında bilgilendirilerek hem fiziksel sağlıklarını koruyor hem de bilinçli hareket alışkanlığı kazanıyor. Aile odaklı spor anlayışıyla tasarlanan proje, çocukların erken yaşta sporla tanışmasına katkı sunarken ebeveynlerin de aktif yaşama katılımını teşvik ediyor. Öte yandan Anne-Bebek Jimnastiği programına katılmak isteyenler başvurularını Pendik Belediyesine ait internet sitesi üzerinden gerçekleştirebiliyor. "Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar" Antrenör Şeyda Genç, "Pendik Belediyesi olarak 12-36 aylık arası çocuklarımıza yönelik hareket eğitimi etkinliklerimiz başladı. Çocuklarımızın erken dönemde kazanımlarını desteklemek amacıyla burada çok güzel çalışmaya imza atmış olduk. Etkinlik seanslarımız 12-18, 18-24, 24-36 aylık olarak belirlendi. Burada çocukların dokunarak, eğlenerek öğrenmesini amaçlıyoruz. Gruplar anneli, çocuklu etkinliklerimize katılabiliyorlar. Tırmanma, dokunarak öğrenme, zıplama, yuvarlanma ve jimnastik etkinlikleriyle gelişimlerine katkı sağlıyoruz. Oyun temelli etkinlikler ile sosyal bir ortamda anneleriyle kalıcı öğrenmelerine destek sağlıyoruz" dedi. "Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var" Etkinliğe katılan Elif Çise, "Pendik Belediyesinin bu etkinliği çocuğumun gelişimi için çok önemli zihinsel ve bedensel anlamda uzman eğitmenler eşliğinde öğrenci becerileri artıyor. Burada diğer aileler ve çocuklarla sosyal güzel bir ortam var. Güzel bir uygulama, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi
08 Şubat 2026 Pazar - 11:33 Akdeniz’de çok az kaldı, Tuzla’da umut verdi Olumsuz çevresel etkiler nedeniyle Akdeniz çanağının genelinde çok az kalan ve deniz ekosistemi için çok önemli yeri olan pina ve deniz çayırları Tuzla’da görüldü. Konuyla ilgili bilgilendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Tuzla’da muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık, çok şaşırdık" dedi. Tuzla’da Postane Mahallesi’nde bulunan Tuzla Yelken ve Su Sporları Kulübü iskelesinden dalış yapan ekipler, Marmara Denizi’ne özgü olan Zostera marina türü deniz çayırı ve pinalar buldu. 1992’den beri tüm Akdeniz’de sayıları her geçen gün azalan pina ve deniz çayırlarının önemine vurgu yapan Bandırma 17 Eylül Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sarı, "Deniz çayırları sağlıklı, Tuzlalılar çok şanslılar. Burası İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi, böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans" dedi. Prof. Dr. Sarı, Tuzla’daki gönüllü dalgıçların bölgede deniz çayırı canlılığı olduğunu bildirmesi üzerine ekibiyle beraber bölgeye geldiklerini belirterek, "Muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki bir su altı canlılığı var. 25 ila 30 metrekarelik bir alan" ifadelerini kullandı. "Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var" Prof. Dr. Sarı, bölgede yaptıkları dalışın ardından yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle geçen yıl 2 büyük proje yürüttük. Birisi MAR-ÇAYIR, diğeri MAR-PİNA idi. Derdimiz Marmara Denizi’nin bütün kıyısal alanlarındaki deniz çayırı ve pina alanlarını tespit etmek ve bunları haritalandırmaktı. Geçen yıl Adalar dahil, bin 300 kilometrelik bütün kıyı şeritlerini tarayarak bunları tespit ettik. Bu yıl, bunların ’ÇAYIR-İZ’ ve ’PİNA-İZ’ adıyla 2 büyük proje kapsamında izlemesine başladık. Marmara’nın tamamını temsil edecek şekilde istasyonlarımız var. Bu istasyonlarda düzenli olarak dalıyoruz. Deniz çayırlarının sağlık durumlarını inceliyoruz. Pinalar sağlıklı mı, yeni birey katılımı var mı, karasal baskılar ne durumda? Kıyıdan ve karadan gelen baskılar zarar veriyor mu, etkisi nedir diye görmeye çalışıyoruz. Memnuniyetle söyleyebiliriz ki, Marmara Denizi kıyılarının yüzde 60’ından fazlasında deniz çayırı var. 4 tür deniz çayırı bulunuyor. En yaygın olan Cymodocea nodosa dediğimiz tür. Her tarafta bulunuyor. Kıyıdan itibaren en fazla 8.5 metre derinliğe kadar. İkinci tür Zostera marina, üçüncü tür Zostera noltii ve dördüncüsü Akdeniz’in endemik türü Posidonia oceanica. O Çanakkale’ye ve Erdek Körfezi’ne yakın bölgelerde bulunuyor." "Gönüllüler Tuzla’da deniz canlılığı olduğunu söylediler" Prof. Dr. Sarı, Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinaların hem deniz çayırlarının var olduğunu dile getirerek, "Üzüldüğümüz şey şu, Marmara’nın kuzey kıyılarından, Silivri’den başlayıp; İzmit Körfezi’ne kadar neredeyse deniz çayırı alanı kalmadı, baskı altında. Buraları kötü kullanmışız, kirletmişiz, doldurmuşuz. Deniz çayırları zarar görmüş buralarda. Pina alanları deniz çayırına göre daha iyi ve çok az, parça parça deniz çayırı yeri kalmış. Bu bölgedeki gönüllü dalgıç arkadaşlarımız dediler ki; ‘Tuzla Yelken Kulübü’nün önünde hem pinalar, hem deniz çayırı var.’ Bize bildirdiler, biz de ekibimizle beraber geldik. Daldık ve muhteşem bir su altı canlılığıyla karşılaştık. Çok şaşırdık, buranın canlılığının daha zayıf olmasını beklemiştik. Halbuki çok canlı bir su altı canlılığı var. Ayrıca çok küçük bir alan olsa da deniz çayırı alanı var. 25-30 metrekarelik bir alan. Zostera marina türü burada var. Onlar da gayet sağlıklı gözüküyorlar onun için çok mutlu oldum. Arkadaşlarımızla beraber bugün bu güzellikleri gördüğümüz için çok mutluyuz. Aşağıda gördüğümüz pinalar, büyük ve yavru pinalar da var ve hepsi çok sağlıklı. Deniz çayırları da çok sağlıklı. Tuzlalılar çok şanslılar. İstanbul’un en yoğun endüstriyel bölgelerinden bir tanesi burası. Böyle bir alanda hem deniz canlılığının bu kadar yüksek olması, hem pinaların sağlıklı olması hem küçük de olsa deniz çayırı alanı bulunması çok büyük bir şans. Tuzlalı yöneticilerimize, Tuzla’da yaşayan insanlarımıza bu güzelliklere sahip çıkmalarını tavsiye ederiz, aman denizinize sahip çıkın! Çünkü soluduğumuz havanın içerisindeki oksijenin yarısı denizlerden geliyor. Dünyanın dörtte üçü karalarla kaplı, bütün karalar orman olsa, şu anda soluduğumuz havanın içerisindeki oksijeni üretmeye yetmiyor. Denizdeki fitoplanktonlar üretiyor ve deniz çayırları üretiyor." "Bu bölgede artık deniz çayırı var" Deniz çayırlarının deniz ekosistemi için önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sarı, "Bir metrekare deniz çayırı alanı bir günde 10 litreden fazla oksijen üretir. Deniz canlılarına üreme, beslenme, barınma, saklanma alanı oluşturur. En önemlisi karbonu tutar. Tropik ormanlardan 35 kat fazla karbon tutar deniz çayırları. Neden karbon tutmanın altını çiziyoruz; ’iklim değişikliği’ dediğimiz büyük bir felaketle karşı karşıyayız. Atmosferdeki artan karbondioksit yüzünden sürekli dünya ısınıyor. İşte bu karbondioksiti absorbe edecek bitkisel organizmalara ihtiyacımız var. Deniz çayırıyla kaplı bir alan düşünün, hemen yanında olmayan bir alan düşünün olmayan alana göre 40 kat daha fazla canlılık barındırıyor. Eğer kıyısal alanda deniz çayırı varsa erezyonu önlüyor. Bu yönüyle saymakla bitiremeyeceğimiz kadar deniz ekosistemine katkısı var. Biz tüm bunları dikkate alarak Marmara’nın tamamında deniz çayırlarının korunmasını istiyoruz. Pinaların korunması istiyoruz. Deniz çayırları plajlarda bulunduğunda insanlar istemiyorlar, ayağımıza değiyor diyorlar ve korkuyorlar. Çimle kaplı bir alan görsek ayakkabılarımızı çıkarıp çıplak ayakla basmak isteriz. Eğer plajımızda deniz çayırı varsa plajı berraklaştırır. Deniz çayırından kaygımız varsa deniz ayakkabısı giyelim ve çayırlar ayağımıza değmesin. Marmara’nın kuzey kıyılarını dikkate aldığımızda çok az yerde, bu bölgede artık deniz çayırı var. Karşıda Adalar’ın etrafı tamamen deniz çayırı ama burada karasal baskılar yüzünden çok az kalmış. Tuzla’da şu anda küçük de olsa bir alan var. Burayı genişletmemiz, büyütmemiz var olanı korumamız lazım. Onun için bugün çok mutluyum. Burada bulunan tür nesli tehlike altında olan bir tür değil ama deniz çayırının neslinin tehlike altında olması gerekmiyor önemli olması için. O kadar kıymetli bir tür ki bu, bunu korumamız lazım" şeklinde konuştu.