Yerel Haberler
İstanbul
03 Nisan 2026 Cuma - 00:55 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri sahiplerini buldu Bu yıl 72.’si düzenlenen Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri’nde 7 kategoride yılın en başarılı sporcuları seçildi. İstanbul’da düzenlenen ödül törenine Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın yanı sıra spor, sanat ve iş dünyasından birçok isim katıldı. Törende; Yılın Sporcusu, Yılın Antrenörü, Yılın Kadın Sporcusu, Yılın Futbolcusu, Yılın Takımı, Yılın Çıkış Yapan Sporcusu ile Yılın Paralimpik/Engelli Sporcusu-Takımı olmak üzere toplam 7 kategoride ödüller sahiplerini buldu. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nin 72. kez düzenlendiğini hatırlatan Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nde bir aradayız. Bu da benim herhalde 10, 15 olmuştur. Hem federasyon başkanıyken hem önceki dönemdeki bakanlığımızda hem de diğer süreçlerde bir aradaydık. Güreş Federasyonu Başkanı’yken güreşçilerimizin olimpiyat şampiyonlukları varken özellikle onlara oy kullanılması için baya organizasyon yapardık kendi aramızda, çalışırdık. Güreşle başlamıştık bu işlere ama onun öncesinde hepimiz Milliyet kuponları biriktirip, kutulara atarken o zamanlarda spor aşkı içimizdeydi. Güzel bir gelenek, 72.’si yapılıyor" diye konuştu. "Biz milli duyguları yüksek olan bir milletiz" 2025 yılı Türk sporu için önemli başarıların kazanıldığının altını çizen Bakan Bak, "Başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, Türk sporuna verdiği destek için, spor tesislerini yapımında dünyada en fazla yatırım yapan ülkemizde, sporcuların başarılarını gördükçe her zaman gururumuz artıyor. Millet olarak seviniyoruz. Biz milli duyguları yüksek olan bir milletiz. Yine hep beraber en son A Milli Futbol Takımımızın 24 yıl sonra Dünya Kupası’na katılmasının sevincini tüm ülke olarak yaşadık. Oradaydık, Kosova’da millilerimizle beraber güzel bir duygu yaşadık. Basketbol Milli Takımızın, şampiyonadaki maçların yine onlarla beraberdik. Burada emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Voleybol ile devam edeyim. Kadın Voleybol Takımımızın finalinde oradaydık. Onlar da daha fazla sayı almalarına rağmen finalde kaybettik ama bizim gönlümüzde onlar şampiyon" ifadelerini kullandı. "Türk sporu için gurur duyuyoruz" Bakan Osman Aşkın Bak, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bireysel branşlarda halterde dünya şampiyonluğu, özellikle yüzmede gelen Kuzey Tunçelli’nin gelen Avrupa ve dünya şampiyonu olması. Bunların hepsi spora yapılan yatırımlar, değişik branşlarda elde edilen başarıları ortaya koyuyor. Yine gururlu bir süreç. Basketbolda Fenerbahçe’nin başarısı, Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki başarıları hepsi bizi gururlandırıyor. Türk sporu için gurur duyuyoruz. Bunları ödüllendirmek çok kıymetli. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Türk sporunun daha iyi işler yapacağını daha başarılı süreçler elde edeceğine yürekten inanıyoruz. A Milli Futbol Takımımıza Amerika’da başarılar diliyoruz. İnanıyoruz ki kupaya kadar gideceğiz. Çünkü buna yürekten inanıyoruz. 86 milyonun desteği ve duası var. Bu çok önemli. Federasyon başkanına, teknik ekibe teşekkür ediyoruz. Yine A Milli Basketbol Takımımız, 2027 Dünya Şampiyonası için pencere maçları oynuyor. Onlara başarılar diliyoruz. Onlar da iyi işler yapıyor. Voleybolda Avrupa Şampiyonası burada olacak. Pek çok organizasyon 2027 Avrupa Oyunları burada olacak. Türk sporu; tesisleriyle, sporcularıyla, antrenörleriyle, enerjisiyle beraber tüm dünyada Türk’ün gücünü gösterecek." Törende bir konuşma gerçekleştiren Demirören Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yıldırım Demirören de, "72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödül Töreni’nde sizlerle olmaktan gurur duyuyoruz. Normalde ben çıkmayacaktım. Rahmetli babamın torunları Murat Oktay ve Cemal Demirören’in çıkmasını istedim. Bizler hep buralara çıktık, bu ödülleri hak edenlere verdik. Artık gençlerin dönemi diye özellikle onların çıkmasını talep ettik" dedi. 72. Milliyet Yılın Sporcusu Ödülleri’nde kazanan isimler şekilde: Yılın Sporcusu: Alperen Şengün Erdoğan Demirören Büyük Ödülü: Türkiye Basketbol Federasyonu Yılın Takımı: A Milli Kadın Voleybol Takımı Yılın Kadın Sporcusu: Melissa Vargas Yılın Futbolcusu: Victor Osimhen Yılın Antrenörü: Sarunas Jasikevicius Altınyıldız Classics Ödülü: Uğurcan Çakır Sürdürülebilirlik Özel Ödülü: Bengisu Avcı Namık Sevik Ödülü: Ayşe Yeşin Yılın Paralimpik Sporcusu: Defne Kurt Renkli Sporcu Ödülü: Dusan Alimpijevic Yılın Çıkış Yapan Sporcusu: Zeynep Sönmez
03 Nisan 2026 Cuma - 00:07 ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında 107 sanık için tutukluluk incelemesi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 15. oturumunda Ekrem İmamoğlu’nun beyanlarının ardından mahkeme heyeti, 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 15. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada tutuklu sanıkların avukatları savunma yaptı. Murat Ongun’un avukatı: "Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir" İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Başkanı Danışmanı ve Medya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı olan ve iddianamede örgüt yöneticisi olarak suçlanan Murat Ongun’un avukatı Rahşan Sertkaya Daniş savunmasında, "Onlarca kişi müvekkilim Murat Ongun’a bağlı örgüt üyesi olarak gözaltına alınmıştır. Murat Ongun İBB’nin her alanında görevli kılınmış biri değildir. Müvekkilim akla mantığa hukuka aykırı şekilde hedef yapıldı. Savcılık makamı müvekkilimi adeta hukuk sopasıyla parçalamaya çalıştı. Huzurdaki iddianame anlatı odaklı bir soruşturma neticesinde yazılmıştır. Müvekkilim Ekrem İmamoğlu bile birlikte hedef olarak seçilmiştir. Herhangi bir suç şüphesine, somut delillerden bahsedilemeyeceği ortadadır. Soruşturma safhasında verilmiş tutuklama kararına hukuken itibar edilmesi mümkün değildir" dedi. "Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" Tutuklu sanık Adem Soytekin’in avukatı Simge Büyük, "Müvekkilim sayın savcılık makamına yüzlerce sayfa evrak sunmuştur. Müvekkilin etkin pişmanlık kapsamında sunduğu belge ve bilgiler tutuklama gerekçesi oldu. Müvekkilin bu dosyada yer almasının tek sebebi işini iyi yapan bir yüklenici olması. Müvekkil delilleri karartan kişi değil aksine delilleri dosyaya sunan kişidir" dedi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir ise kendisi yerine müvekkilinin savunma yapmasını istedi. Söz verilen Ekrem İmamoğlu savunmasında, "Gerçekten vicdan sızlatacak bir ortam yaşıyoruz. İnsanlar bir yıldan fazla süredir tutuklu. Hangi gerekçeyle? Kaçma şüphesi. Kuvvetli suç şüphesi. Delil karartma. Gerçekten ayıptır, yazıktır, günahtır. Bu arkadaşlarım mı kaçacak? 43 yıllık zabıta memuru, daire başkanlığı yapmış hanımefendi mi kaçacak? Hayatını, kariyerine adamış insanlar mı kaçacak? Ülkenin en seçkin bürokratları mı kaçacak? Milyonlarca oy almış belediye başkanları mı kaçacak? Bunun böyle düşünülmesini bile zül kabul ederim. Bu dava tarihidir. Tercihi siz yapacaksınız. Kararı siz vereceksiniz. Burada bulunan yol arkadaşlarım serbest bırakılmalıdır" dedi. Mahkeme heyeti ardından 107 sanığa yönelik tutukluluk incelemesi yapmak için duruşmaya ara verdi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 11 Kasım 2025 tarihinde tamamlanan 3 bin 809 sayfalık iddianamede Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı ‘ihbar eden’, Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı ‘suçtan zarar görenler’, 16 kişi ‘müşteki’, 5 kişi ‘müşteki-sanık’ ve Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 402 kişi ‘sanık’ sıfatıyla yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Ekrem İmamoğlu örgütün kurucusu ve lideri olarak belirtilirken, Fatih Keleş, Murat Ongun, Ertan Yıldız, Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin ve Hüseyin Gün ‘örgüt yöneticisi’ olarak aktarıldı. İddianamede İmamoğlu’nun ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 12 kez ‘rüşvet’, 7 kez ‘suç gelirlerinin aklanması’, 2 kez ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, 2 kez ‘kişisel verileri ele geçirme veya yayma’, 4 kez ‘suç delillerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, 47 kez ‘rüşvet alma’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, 9 kez ‘irtikap’, 46 kez ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, 70 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanununa muhalefet’, ‘Orman Kanununa muhalefet’ ve ‘Maden Kanuna muhalefet’ suçlarından toplamda 2 bin 430 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan hazırlanan iddianamede toplam kamu zararının suç tarihinden itibaren 160 milyar TL ve 24 milyon dolar olduğu da aktarıldı.
Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 13:07 Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı İstanbul Bağcılar’da hemşire kız arkadaşı Sibel Kavılı’yı silahla ateş ederek öldüren Cumali Varan’ın yargılandığı dava karara bağlandı. Heyet, tutuklu sanık Cumali Varan’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bağcılar’da 29 Mart 2024’te meydana gelen olayda, bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan Cumali Varan (46) aynı hastanede birlikte çalıştığı kız arkadaşı hemşire Sibel Kavılı’yı (44) silahla ateş ederek öldürmüştü. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Varan ilk duruşmada yaptığı savunmasında, maktul Kavılı’nın astral seyahat eğitimleri aldığını ve kendisi üzerinde uygulamak istediğini söylemişti. Sanık Varan savunmasında "Üzerimde seanslar uyguladı, psikolojim bozuldu. Olay günü bana yeni eğitimler aldığını ve üzerimde uygulamak istediğini söyledi. Gittim yatak odasındaki silahı aldım. Silahı almamın sebebi kafama sıkmaktı. Silahı kafama dayadım çekerken silah patladı. Sibel vuruldu" ifadelerini kullanmıştı. Cumali Varan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Cumali Varan ile müştekiler hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "Ben kendimi öldürmek isterken böyle bir olay yaşandı" Karar duruşmasında son sözü sorulan sanık Cumali Varan, "Yaşanan olayla ilgili çok üzgünüm. Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı. Ben kendimi öldürmek isterken, böyle bir olay yaşandı" dedi. Beyanda bulunan müşteki aile de, sanık hakkında şikayetlerinin devam ettiğini ve en üst sınırdan cezalandırılmasını istediklerini belirtti. Son sözü sorulan sanık: "Bu olay kazara oldu" Karar öncesi son sözü sorulan sanık, "Bana inanmanızı istiyorum. Bu olay kazara oldu, çok üzgünüm ve pişmanım" dedi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Esasa ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Cumali Varan’ı ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Verilen cezada indirim uygulamayan heyet, ayrıca sanığın ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.
Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye
06 Şubat 2026 Cuma - 12:43 Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde 1 kişinin hayatını kaybettiği, 51 kişinin yaralandığı ve 2 metrobüsün karıştığı kazaya ilişkin görülen davada tutuklu şoförün tahliyesine hükmetti. Heyet ayrıca, kazaya ilişkin ek bilirkişi raporu alınmasına karar verdi. İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde bir metrobüsün karşı yönden gelen metrobüse çarpması sonucu 1 kişinin hayatın kaybettiği 51 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlanmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede metrobüs şoförü Düzgün Murat Çetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) denetim amiri olarak görevli olan Hüseyin Pazarlı, İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri Şafak Yıldız, metrobüs yolunda çalışma yapan inşaat firmasının şantiye şefi Muhammet Sertaç Kazıcı ve proje müdürü Niyazi Baştürk’ün ayrı ayrı ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında sanıkların yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin ile taraf avukatları hazır bulundu. "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır" Duruşmada savunma yapan İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri tutuksuz sanık Şafak Yıldız, "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır. Bu olaydaki görüntüde, sanki metrobüs işaretçinin hemen arkasında gibi ama adliyenin metrobüs kısmını gören kamera görüntüsünde ise aracın 30 metre geride olduğu açıkça belli oluyor. Beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan diğer sanıklar da, mahkemeden beraatlarını istedi. Ek bilirkişi raporu talebi Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasında kusurlu bulunanların tespiti için ek bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, metrobüs şoförünün tutukluluğunun devamını talep etti. Tutuklu metrobüs şoförü tahliye edildi Ara kararının açıklayan mahkeme heyeti, metrobüs şoförü tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin’in ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine ve savcılığın talebi üzerine ek bilirkişi raporu alınmasına hükmederek duruşmayı erteledi.
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 11:49 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlar Tuzla’da anıldı. Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, "6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür" dedi. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bahçesinde gece saatlerinde düzenlenen 6 Şubat depremi anma törenine Başkan Eren Ali Bingöl, depremde görev almış Tuzla Belediyesi arama kurtarma personeli ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, 6 Şubat depremlerine ilişkin hazırlanan video gösteriminin ardından Başkan Bingöl’ün konuşmasıyla devam etti. "Afetlere karşı hazırlık sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur" Depremde hayatını kaybeden vatandaşları anarak konuşmasına başlayan Başkan Bingöl, "6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor; geride kalan ailelerin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Bu büyük felaket, hepimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. 6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür. Bu tarih bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Depremi engelleyemeyiz ama hazırlıklı olmayı, riskleri azaltmayı ve şehirlerimizi daha güvenli hale getirmeyi erteleyemeyiz. Afetlere karşı hazırlık, sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur. Çünkü afet yönetimi, kriz anında değil; kriz olmadan önce yapılan çalışmalarla anlam kazanır" dedi. "Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyon" Tuzla’da afet hazırlık çalışmalarının planlı ve koordineli şekilde yürütüldüğünü belirten Başkan Bingöl, şu ifadelere yer verdi: "Tuzla’da biz bu sorumluluğu sözle değil, somut adımlarla yerine getirmeye çalışıyoruz. Kent güvenliğini; planlı çalışmanın, güçlü koordinasyonun ve sağlam altyapının temel meselesi olarak görüyoruz. Bu kapsamda Tuzla Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezimiz üzerinden, Türkiye Afet Müdahale Planı doğrultusunda güçlü bir haberleşme ağı kurduk. Bugün ilçemizde 17 mahallede, 23 çalışma grubunda sahada görev yapan ekiplerimizin kullanımına sunulan 82 telsizden oluşan yaygın bir iletişim sistemi aktif durumda. Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyondur. Bu nedenle sistemi sadece kurmakla kalmıyor, her hafta düzenli testlerle sürekli hazır tutuyoruz. Elektrik kesintisi ihtimaline karşı da altyapıyı güneş panelleriyle destekliyoruz." "Hedef, her mahallede en az iki afet konteyneri" Afetlere hazırlıkta vatandaşların da sürece dahil edilmesine önem verdiklerini ifade eden Bingöl, Tuzla Acil Mobil Uygulaması’nın bu anlayışın bir parçası olduğunu söyleyerek, "Bu uygulama sayesinde internet altyapısı devre dışı kalsa bile sistem çevrimdışı çalışabiliyor ve komşularımız en yakın deprem toplanma alanlarına yönlendirilebiliyor. Aynı zamanda bilgilendirici içerikler, gönüllü başvuruları ve acil iletişim bilgileri de uygulama içerisinde yer alıyor" dedi. Bingöl, Tuzla Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’nin 61 kişilik kadrosuyla hafif seviye akreditasyonla görev yaptığını, orta seviye akreditasyon çalışmalarının sürdüğünü ve 2026 yılında yeni bir arama kurtarma aracının envantere dahil edileceğini aktardı. İlçede 17 afet konteyneri ve 4 afet timleri konteynerinin bulunduğunu belirten Bingöl, hedefin her mahallede en az iki konteyner olacak şekilde toplam 40 afet konteynerine ulaşmak olduğunu söyledi. Anma programı, duaların ardından sona erdi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."
Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:30 Dilek Cesur Küçükçekmeceli kadınlarla buluştu Küçükçekmece Belediyesi’nin kadın yazarlarla Küçükçekmeceli kadınları bir araya getirmek amacıyla düzenlediği ‘Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerine, eğitimci-yazar Dilek Cesur konuk oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinlik öncesi ücretsiz olarak dağıtılan ‘Rota Yeniden Oluşturuluyor’ kitabını Dilek Cesur okuyucular için imzaladı. Sosyal medyada milyonlarca takipçisi bulunan Dilek Cesur’un katıldığı söyleşiye Küçükçekmeceli kadınlar yoğun ilgi gösterdi. Sunuculuğunu Başak İkiz’in yaptığı programa; Küçükçekmece CHP İlçe Başkanı Burak Ergin, Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici ve meclis üyeleri de katıldı. Program sonunda Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, Dilek Cesur’a çiçek verdi. "Sizler için çocuk kütüphanemizi yapıyoruz" Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici yaptığı konuşmada, ‘’Söyleşi sırasında küçük çocuklarımızın seslerini duyduk. Belediye Başkanımız Kemal Çebi’nin, ’Çekmecemde Kitap Var’ söyleşilerimizle ilgili bir talimatı vardı. Kadınlar buraya çocuklarıyla geliyor, dolayısıyla onları biraz daha rahat ettirelim dedi. Çocuk kütüphanesini hızlı bir şekilde burada faaliyete geçirmemizi söyledi. Kısa zamanda fuaye alanımızda çocuk kütüphanemizi yapıyoruz. Bu etkinliklerimizde artık çocuklarınızı oraya bırakacak ve daha rahat edeceksiniz’’ dedi. "Çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay" Eğitimci yazar Dilek Cesur kitap yayınlanma süreci boyunca yaşadıklarını anlatırken, ‘’İlk kitabım çıktığında kandırıldım, dolandırıldım. O zaman devlet memuruydum ve kitap çıkması için kredi çekmiştim. Bugün diyorum ki iyi ki o adamlarla karşılaşmışım, iyi ki beni kandırmışlar, dolandırmışlar. Ben bugün gelmiş olduğum noktayı onlara borçluyum çünkü o kitabım hazır değilmiş, ben hazır değilmişim. Allah’ın sevgili kuluymuşum ki benim karşıma o kötü niyetli insanları çıkartmış ve ben o kitapla piyasaya çıkamamışım. Ama biz o anlarda olaya şer olarak bakıyoruz, kandırıldık, ihanete uğradık diyoruz. Bir yere giderken navigasyona adres giriyoruz ama bazen sohbete, müziğe veya düşünceye dalıyoruz, yolumuzu kaçırıyoruz. Ama ne yapıyoruz yolumuzu kaçırdık yanlış yola girdik diye geri mi dönüyoruz yoksa navigasyondan şu sesin gelmesini mi bekliyoruz. ‘Rota yeniden oluşturuluyor. ’Benim bir hedefim var, yanlış yola sapsam da gitmek istediğim yol var dedim kendime. Bugün benim kitaplarım Küçükçekmece Belediyesi tarafından sizlere hediye edildi, bu çok ince bir davranış. Çünkü çekmecende kitap olsun demek kolay ama versen daha kolay’’ dedi.
Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada bugün karar bekleniyor
06 Şubat 2026 Cuma - 11:24 Minik Edanur’un ölümüne ilişkin davada bugün karar bekleniyor Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ekiplerince açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 10 sanığın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6’şar yıla kadar hapsi talep edilen davada, bugün mahkeme heyetinin esasa ilişkin kararını açıklaması bekleniyor. Küçükçekmece’de bir parkta İstanbul Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından açılan çukura düşerek hayatını kaybeden 5 yaşındaki Edanur Gezer’in ölümüne ilişkin 1’i başka suçtan tutuklu 10 sanıklı davanın görülmesine devam ediliyor. Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, tüm sanıklar salonda hazır bulundu. 6 yıla kadar hapis talebi 16 Ocak günü görülen duruşmada, cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasını açıklamıştı. Savcılık, İBB’ye bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman‘ın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep etmişti. Duruşma ise esasa ilişkin mütalaaya karşı sanık ve avukatlarına savunma hazırlayabilmesi için süre vermişti. Karar bekleniyor Öte yandan duruşmada sanıklar ve avukatları mütalaaya karşı savunma yapıyor. Savunmaların tamamlanmasının ardından mahkeme heyetinin esasa ilişkin kararını açıklaması bekleniyor. İddianameden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Edanur Gezer maktul olarak yer alırken Emrah Boduk ile Nurcan Gezer müşteki olarak yer aldı. İddianamede 10 kişi ise sanık olarak yer buldu. Hazırlanan iddianamede 26 Nisan günü maktul Edanur Gezer’in akrabaları Sinem Y. ve Gülseren Y. ile birlikte piknik yapmak için Menekşe Sahil Parkına geldikleri, Edanur’un akrabası olan diğer çocuklarla oyun oynadığı sırada park içerisinde İBB tarafından açılan çukura düştüğü belirtildi. Öte yandan çukurun içi su dolu olduğu ve 428 cm uzunluğunda, 205 cm genişliğinde ve 135 cm derinliğinde olduğu belirtildi. Edanur’un hastaneye kaldırıldığı, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği de iddianamede açıklandı. Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda "çocuğun suda boğulma dışında travmatik tesirle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, çocuğun zehirlenerek öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı, çocuğun ölümünün suda boğulma ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu" belirtildi. Soruşturma kapsamında yapılan araştırmada Menekşe Sahil Parkı içerisinde meydana gelen su arızası ile ilgili İSKİ kayıtları nezdinde herhangi bir su arıza kaydına rastlanılmadığı, park içerisinde bulunan bilinen veya bilinmeyen iç tesisat hatlarının bakım ve onarımından İSKİ idaresinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı aktarıldı. Kazı çalışmasının sorumluluğunun Menekşe Sahil Parkı’ndan sorumlu İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Dairesi Başkanlığı uhdesinde çalışan yüklenici İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de bulunduğu da iddianamede tespit edildi. İncelemelerde Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’ne uygun şekilde, kazı alanının etrafının kapatılmadığı, kazı alanına giriş ve çıkışların engellenmediği, önlem alınmadığı, bölgedeki çukura düşme sonucu meydana gelebilecek riskler konusunda bölgede bulunan veya bulunacak kişi ve kişilerin bilgilendirilmesine yönelik tehlikeli bölgenin işaretlenmediği, görünür şekilde uyarı levhalarının konulmadığı, ifadelere göre yapılan kazı çalışmasının ehil bir kişi gözetim ve denetiminde yapılmadığı kanaatine varıldı. İddianamede, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas, Avrupa Yakası Park ve Bahçeler Şube Müdürü Ziya Duman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama Müdürü Barış Şişman, Avrupa Yakası Yeşil Alan Uygulama 2. Bölge Şefi Cabir Şaban, İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Teknik Müdür Yardımcısı Erman Uzun, tesisat ustası Fayık Cansu, tekniker Furkan Keleş, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de Teknik Genel Müdür Yardımcısı Metin Aras, İstanbul Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de iş makinesi operatörü Sezai Ayhan ve İBB Park ve Bahçeler Şube Müdürlüğü Küçükçekmece Bölge Şefi Turan Yaman‘ın ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.