Yerel Haberler
İstanbul
Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan: "Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek" 09 Nisan 2026 Perşembe - 21:24:53 ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, "Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 19. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada sanık Melih Geçek’in çapraz sorgusu yapıldı. Ekrem İmamoğlu duruşmada söz verilmesi üzerine sanık Melih Geçek’e soru sordu. İmamoğlu’nun "Göreve geldiniz. Kısa da olsa birlikteliğimiz oldu Melih Bey. Size ‘şunu genel müdür yardımcısı yap, şunu kadrona al, şunu şöyle çalıştır’ gibi bir talimatım geldi mi?" sorusuna sanık Geçek böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyleyerek cevap verdi. Ekrem İmamoğlu’nun "İstanbul Senin ile ilgili kafanda bir tereddüt oluştu mı? Zihninde karanlık bir nokta oluştu mu?" sorusuna ise sanık Geçek, "Oluşsaydı söylerdim başkanım. O slogan yerleşmişti, biz de benimsedik" cevabını verdi. Öte yandan duruşma savcısı, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı tutuksuz sanık Erol Naim Özgüner hakkında iddianamedeki 13. eylem olan ‘İBB Hanem’ yönünden ‘kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi’ suçundan suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmesini talep etti. Ardından savunmasına geçilen tutuklu sanık Necati Özkan’ın iddianamede örgüt yöneticisi Hüseyin Gün ile uçtan uca şifreli gizli mesajlaşma uygulamaları ile yurt dışında bulunan şahıslara bilgi aktardığı belirtilmişti. Necati Özkan’ın Akmerkez’de bulunan ofisinde farklı tarihlerde, İBB ve iştiraklerinde görevli olan üst düzey yönetici, örgüt üyesi şüpheliler ile belediyeden usulsüz iş alan reklam şirketlerinin yetkilileri olan bazı şahıslarla toplantı yaptığı da iddianamede açıklanmıştı. Ekrem İmamoğlu’nun hiyerarşisi içerisinde vatandaşların kişisel bilgilerinin ele geçirildiği, yabancı istihbarat servisi elemanlarına aktarıldığı ve Necati Özkan’ın da buna iştirak ettiği iddianamede ifade edilmişti. "Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir" İddianamede yer alan suçlamalara karşı savunması sorulan Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Özkan, "Operasyonlardan sonra soruşturmaya 800 insandan fazla kişi dahil edilmiş. 5’ini seçilmiş siyasetçi olduğu için tanıyorum, 6 kişiyi de iş dünyasından tanıyorum. 23 kişiyi de İBB’de oldukları için tanıyorum. Geri kalanıyla hiçbiri irtibatım yok. Benim İBB’de herhangi bir unvanım, fikrim ve sorumluluğum yok, imza yetkim, herhangi bir ihaleye de karışmışlığım yok. Benim yaptığım yegane iş İmamoğlu’nun seçim kampanyasına dışardan yardım etmek. Ekrem İmamoğlu benim patronum değildir benim dostum ve yol arkadaşımdır. Sayın İmamoğlu’na destek vermek benim için bir onur ve vatan görevidir. Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği; Murat Ongun ve diğer suç örgütü üyeleriyle gizli toplantılara iştirak ettiğim ileri sürüldü. Aynı zamanda bazı toplantılara Ak Merkez’de bulunan ofisimde ev sahipliği yaptığım, buraları yönettiğim ya da katıldığım tevdi raporunda belirtilen usulsüz ihaleler, hizmet alımları ve haksız olarak kazanılan paranın aklanması suretiyle örgüte haksız kazanç sağlandığı iddia edildi. Sonra iddianame aşamasına gelindi. İddianamede şunu gördük: Paraşütle bu davaya indirilen Hüseyin Gün diye bir şahıs var. Bu sefer suçlama şuna dönüştü ‘Hüseyin Gün’e bağlı olarak hareket eden özel vasıflı üye’. Ancak bunlar yapılırken o gizli toplantılar, usulsüz ihaleler, usulsüz hizmet alımları ve sahte fatura gibi iddiaların hiçbirisi kalmadı. Bunlarla ilgili herhangi bir somut eylem ya da isnat da bulunmuyor hepsi yok olup gittiler. Dolayısıyla sormak istiyorum, iddianamede yer verilmeyen bu iddialar, eğer benim tutuklanmamı gerektirecek ağırlıktaysa neden dava konusu yapılmadı? Neden herhangi bir aşamada bana bunlarla ilgili tek bir soru bile sorulmadı? Hakikat dışı gerekçelerle, asla ciddiye alınamayacak bir içerikle ‘siyasi casusluk’ diye bir casusluk davası icat edildi. Bana bu iftira atıldı. Ve casusluk gibi milli güvenliğimiz adına, devletimiz adına, ülkemiz adına son derece ciddiye alınması gereken bir konu sulandırıldı ve haftalarca medyaya malzeme haline getirildi. İlk duyduğum zaman anlayamadım. Bir sabah televizyonu açtım Merdan Yanardağ hakkında casusluk iddiası falan. Alt yazı geçiyor, sonra Necati Özkan var, İmamoğlu var. Yani ne casusluk davası? Bir de Hüseyin Gün var. Ya kim bu Hüseyin Gün? Bu adam kim? Size her şey adına yemin ederim adamı hatırlayamadım" ifadelerini kullandı. "Bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı" Sanık Özkan savunmasının devamında, "Böyle bir örgütün varlığından söz edebilmek için her şeyden önce örgütle organik bir bağınızın olduğunun somut delillerle kanıtlanması lazım. Sorgulamanın hiçbir aşamasında bana örgüte üye olmamla ilgili tek bir soru bile sorulmadı. Tutuklandıktan sonra avukatlarım belgeleri getirdiğinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tutuklamaya ilişkin sevk yazısını gördüm. Orada az önceki ifadenin bir benzeri yer alıyor: ‘Murat Ongun’a bağlı hareket eden örgüt üyesi şüphelisi Necati Özkan.’ Suç örgütü lideri İmamoğlu, yöneticisi Murat Ongun ve diğer üyelerle gizli toplantılara iştirak ettiğim, Ak Merkez’deki ofisimde bu toplantılara ev sahipliği yaptığım, hatta usulsüz ihaleler ve hizmet alımları organize ettiğim söyleniyor. Bu iddialarla tutuklanıyorum. Dayanak ise 20 yıllık Ak Merkez yönetiminden hukuka aykırı şekilde alınan ziyaretçi kayıtları ve kamera görüntüleridir. Bunlar bana hiç sorulmadı. Ak Merkez’de gizli toplantılar yapıyor musunuz? İnsanlar size geliyormuş, orada ihaleye fesat karıştırıyormuşsunuz, bunu nasıl, kiminle, hangi gün yaptınız? Toplantılara kimler katıldı, ne konuştunuz, parayı nasıl paylaştınız?" diye tek bir soru gelmedi" dedi. Duruşma Necati Özkan’ın iddianamede yer alan eylemlere karşı savunmasıyla devam edilmek üzere 13 Nisan Pazartesi gününe ertelendi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 20:43 Türk Hava Yolları, üst düzey yönetim kurulunda yeni atamalarda bulundu Türk Hava Yolları (THY), üst düzey yönetim kurulunda yeni isimlerin göreve başladığını duyurdu. Kamuoyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamayla ayrılan isimlerin yerine yönetim kurulunda münhal bulunan 3 kişinin getirildiği açıklandı. THY, üst düzey yönetim kurulunda yeni isimlerin göreve başladığını duyurdu. THY’de Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat ile Genel Müdür Bilal Ekşi, bugün yapılan Yönetim Kurulu Toplantısı sonrası emekli olarak şirket yönetimindeki görevlerinden ayrıldı. Toplantıda alınan bir diğer karar ile Prof. Dr. Mecit Eş’in de Yönetim Kurulu Üyeliği sona erdi. İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat emekliye ayrılarak yerini Prof. Dr. Murat Şeker’e bıraktı. İcra Komitesi Üyesi Ramazan Sarı istifa ederek ayrıldığı ifade edilirken Genel Müdür Bilal Ekşi’nin ise emekliye ayrıldığı ve yerine Ahmet Olmuştur’un atandığı kaydedildi. Halihazırda Muhasebe ve Mali Kontrol Başkanı olarak görev yapan Metin Gülşen, Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandı. 1. Bölge Satış Başkanı olarak görev yapan Harun Baştürk’ün ise Ticari İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandığı kaydedildi. Üst düzey yönetim değişikliği için KAP’a yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Ortaklığımız İcra Komitesi Başkanı ve İcra Komitesi Üyesi Sayın Prof. Dr. Ahmet Bolat emekli olmak, İcra Komitesi Üyesi Ramazan Sarı istifa etmek suretiyle görevlerinden ayrılmışlardır. Ortaklığımız Yönetim Kurulu’nca münhal bulunan İcra Komitesi Başkanlığı’na Sayın Prof. Dr. Murat Şeker’in, münhal bulunan İcra komitesi Üyeliklerine Sayın Ahmet Olmuştur ve Sayın Metin Gülşen’in atanmalarına karar verilmiştir." Genel Müdür Bilal Ekşi’nin yerine Ahmet Olmuştur’un getirilmesiyle ilgili yapılan açıklamada ise, "Ortaklığımızda Genel Müdür olarak görev yapan Sayın Bilal Ekşi’nin emekli olarak ayrılması sebebiyle Ortaklığımız Yönetim Kurulu’nca, Genel Müdür (Ticari) Yardımcısı olarak görev yapan Sayın Ahmet Olmuştur’un Genel Müdür olarak atanmasına; Muhasebe ve Mali Kontrol Başkanı olarak görev yapan Sayın Metin Gülşen’in Genel Müdür (Mali) Yardımcısı olarak atanmasına; Satış Başkanı (1.Bölge) olarak görev yapan Sayın Harun Baştürk’ün Genel Müdür (Ticari) Yardımcısı olarak atanmasına karar verilmiştir. Türk Hava Yolları olarak aramızdan ayrılan Sayın Bilal Ekşi’ye Ortaklığımıza yaptıkları değerli katkılar için teşekkür ediyor, bundan sonraki iş yaşamında başarılarının devamını diliyoruz. Sayın Ahmet Olmuştur’a, Sayın Metin Gülşen’e ve Sayın Harun Baştürk’e yeni görevlerinde başarılar diliyoruz" ifadelerine yer verildi.
Murat Aksu: "2025 yılı Türkiye için ilklerin yılı oldu"
06 Şubat 2026 Cuma - 13:46 Murat Aksu: "2025 yılı Türkiye için ilklerin yılı oldu" Türkiye Milli Paralimpik Komitesi (TMPK) Başkanı Murat Aksu, 2025’in Türkiye için ilklerin yılı olduğunu söyledi. Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı Murat Aksu, Brand&Sport Summit etkinliğinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. 2025 yılının Türkiye için ilklerin yılı olduğunu hatırlatan Aksu, "Defne Kurt’u gördük. 5 altın madalyayla bize Dünya Şampiyonası’nda mutluluk kazandırdı. Türkiye’de ayrıca Avrupa Para Gençlik Oyunları İstanbul’da düzenlendi. Bu bizim tarihimizde ilkti. Paralimpikte dünyada ilk düzenlenen Plaj Oyunları’nı Mersin’de düzenledik. Dünya Halter Şampiyonası’nı da yaptık. Artık Türkiye, sadece yarışmalara katılan bir ülke değil. Artık yarışmalara ev sahipliği de yapıyoruz. 2036 Paralimpik Oyunları’nı İstanbul’da düzenleyene kadar bu hedefimizden vazgeçmeyeceğiz. Paralimpik organizasyonlarını en iyi şekilde yapabileceğimizi gösteriyoruz. Sporcularımız, 2025 yılında birçok ülkede yarıştı. Öncelikli hedefimiz ise 2028 Paralimpik Oyunları. 28 olan sayımızı yükseltmek istiyoruz" şeklinde konuştu. 2028 Paralimpik Oyunları için yaptıkları çalışmalar hakkında da konuşan Aksu, "Bütün sporcu kardeşlerim, son sürat organizasyon için çalışmaya devam ediyor. Basının destekleri çok önemli. İlham kaynağı olan sporcularımızın başarılarını ne kadar çok kardeşimize duyurursak, onları spora kazandırırsak, o kadar iyi. Bu yüzden basının desteğinin artarak devam etmesini istiyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
Erdemir’den şehit yakınları ve gazilere sanat alanında destek
06 Şubat 2026 Cuma - 13:45 Erdemir’den şehit yakınları ve gazilere sanat alanında destek OYAK Maden Metalürji şirketlerinden Erdemir ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü arasında ‘Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı’ iş birliği protokolü imzalandı. Proje kapsamında 81 ilde şehit yakınları ve gazilere yönelik düzenlenecek sanat kurslarında kursiyerlerin malzeme ihtiyacı şirket tarafından karşılanacak. Türkiye çelik sektörünün önde gelenlerinden Ereğli Demir ve Çelik Fabrikası T.A.Ş. (Erdemir), sosyal sorumluluk vizyonuyla anlamlı bir projeye adım attı. Şirket ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü arasında ‘Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı’ kapsamında iş birliği protokolü imzalandı. İmza töreni, Ankara’da Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü’nde gerçekleştirildi. Protokol, Erdemir Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Azası Serdar Başoğlu ile Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürü Muharrem Kurt tarafından imzalandı. 81 İlde şehit yakınları ve gazilere sanat kursları Yapılan açıklamaya göre, imzalanan protokol kapsamında şirket, Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Programı’nın yürütülmesi ve malzeme temini için maddi destek sağlayacak. Programa katılan kursiyerlerin tüm sanat malzemeleri şirket tarafından karşılanacak. Türkiye’nin 81 ilinde açılacak kurslarda, şehit yakını ve gaziler birbirinden farklı sanat branşlarında eğitim alabilecek. Kursiyerler eğitimlerde yapacakları sanat eserleri ile hem kendilerini ifade etme fırsatı bulacak hem de sanatın iyileştirici gücüyle özgüven kazanarak sosyal hayata daha güçlü katılacaklar. Sanat kursları çeşitli illerde yer alan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Aile Destek Merkezleri (ADEM), Halk Eğitim Merkezleri, belediyeler, üniversiteler ve Gençlik Merkezleri ile koordineli şekilde gerçekleştirilecek. "Kahramanlarımızın ve ailelerinin yanındayız" İmza törenine katılan Erdemir Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Azası Serdar Başoğlu "Bu proje, emek ve alın teriyle büyüyen OYAK Grubu’nun, şehit yakınları ve gazilerimiz için sorumluluk üstlenmeye devam ettiğinin güçlü bir göstergesidir. Ülkemizin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olarak; toplumsal fayda üreten, ülkemizin ve milletimizin değerleriyle bütünleşen projeleri önceliklerimiz arasında değerlendiriyoruz" dedi. Başoğlu konuşmasına şöyle devam etti: "Şirketimiz, Türkiye’nin lider entegre çelik üreticisi olmanın ötesinde topluma dokunan güçlü bir kurumsal vatandaş olmayı misyon edinmiştir. Sanatın birleştirici ve iyileştirici gücünü, kahramanlarımızın ailelerine ulaştıracak olan bu projenin yakın takipçisi olmaya devam edecek; çok daha geniş kitlelere ulaşması için desteğimizi sürdüreceğiz." Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürü Muharrem Kurt ise imza töreninde projenin önemine dikkat çekti. Kurt, "Şehitlerimizin emanetleri ve gazilerimiz, devletimizin gönlündeki en müstesna yerdedir. Sanatın iyileştirici gücünü kullanarak onların sosyal hayata katılımını güçlendirecek bu proje, kamu ile özel sektör iş birliğinin örnek bir modelidir. Erdemir’e bu anlamlı destek için teşekkür ediyoruz" dedi.
İstanbul merkezli 16 ilde dolandırıcılık operasyonu: 51 gözaltı
06 Şubat 2026 Cuma - 13:35 İstanbul merkezli 16 ilde dolandırıcılık operasyonu: 51 gözaltı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca Türkiye genelinde meydana gelen dolandırıcılık olaylarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul merkezli 16 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Kurbanlarını yüklü miktarda dolandıran şüphelilerin yakalanmasına yönelik düzenlenen operasyon sonucu 51 şüpheli gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından Türkiye genelinde meydana gelen dolandırıcılık olaylarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında bazı şüphelilerin ’suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ’kurulan suç örgütüne üye olmak’ ve ’nitelikli dolandırıcılık’ suçları çerçevesinde Instagram’da kendilerini yatırım danışmanı olarak tanıtarak, yatırım vaadiyle reklam paylaşımları yaptığı ve vatandaşlara borsada bulunan şirketlerin hisselerinden günlük alım satım yaparak kısa süre içinde sermayenin 5 katı kadar kar vaat ettiği tespit edildi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin kişilerin cep telefonlarına "IN.Pro" adlı yatırım uygulamasını yükleyerek temin ettikleri paraları kurmuş oldukları paravan şirketlerin banka hesaplarına yatırttıkları, ayrıca şirket hesaplarına gelen paraları ikinci veya üçüncü banka hesaplarına aktarıp, kripto platformuna göndererek takibini imkansız hale getirdikleri belirlendi. Ağlarına düşürdükleri kurbanlarını yüklü miktarda dolandırdılar Soruşturma çerçevesinde benzer yöntemlerle Y.G. isimli şahsın 102 milyon 246 bin 80 lira, A.Y. isimli şahsın 2 milyon 860 bin lira, M.E.K. isimli şahsın 4 milyon 855 lira, H.K. isimli şahsın 3 milyon lira, U.S.K. isimli şahsın 3 milyon 489 bin lira olmak üzere 5 kişinin toplam 115 milyon 595 bin 965 lira dolandırıldığı, ayrıca H.D. isimli şahsın 12 bin dolar, H.Ö. isimli şahsın 1 milyon 392 bin lira, K.T. isimli şahsın 1 milyon 289 bin lira ile yaklaşık 97 bin 643 dolar, A.S. isimli şahsın 223 bin lira dolandırıldığı belirlendi. Olaya ilişkin ilk aşamada 37 şüpheli şirket ile 64 şüpheli şahıs belirlenirken, devamında 50 paravan şirket ile bu şirketlerin yetkilisi olarak 42 şüpheli şahıs, paranın aklamasına aracılık eden 3 kuyumcu şirketi, banka veya kripto hesaplarını kullandıran 45 şahıs, TAPE kayıtlarından tespit edilen 20 şahıs ve ’IP/PORT’ çalışması neticesinde 4 şahıs olmak üzere 114 ve 40 şüpheli şahısla toplam 154 şüpheli tespit edildi. Tespit edilen 154 şüpheliden 44’ünün cezaevinde olduğu belirlenirken, diğer şüphelilere yönelik İstanbul, Gaziantep, İzmir, Ankara, Sakarya, Kocaeli, Konya, Şanlıurfa, Antalya, Mardin, Manisa, Muğla, Rize, Siirt, Tekirdağ ve Trabzon’da operasyon düzenlendi. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen eş zamanlı operasyon sonucu 51 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin örgüt içi görev ve konumlarının netleştirilmesi, finansal ve dijital delillerin temini, suçtan elde edilen gelirlerin izinin sürülmesi ve delillerin muhafazası amacıyla adreslerinde arama ve el koyma işlemlerinin gerçekleştirildiği, ayrıca soruşturmanın örgütsel yapının tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla çok yönlü ve titizlikle yürütülmeye devam edeceği öğrenildi.
Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 13:07 Hemşire Sibel’i öldüren sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı İstanbul Bağcılar’da hemşire kız arkadaşı Sibel Kavılı’yı silahla ateş ederek öldüren Cumali Varan’ın yargılandığı dava karara bağlandı. Heyet, tutuklu sanık Cumali Varan’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Bağcılar’da 29 Mart 2024’te meydana gelen olayda, bir hastanede güvenlik görevlisi olarak çalışan Cumali Varan (46) aynı hastanede birlikte çalıştığı kız arkadaşı hemşire Sibel Kavılı’yı (44) silahla ateş ederek öldürmüştü. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Varan ilk duruşmada yaptığı savunmasında, maktul Kavılı’nın astral seyahat eğitimleri aldığını ve kendisi üzerinde uygulamak istediğini söylemişti. Sanık Varan savunmasında "Üzerimde seanslar uyguladı, psikolojim bozuldu. Olay günü bana yeni eğitimler aldığını ve üzerimde uygulamak istediğini söyledi. Gittim yatak odasındaki silahı aldım. Silahı almamın sebebi kafama sıkmaktı. Silahı kafama dayadım çekerken silah patladı. Sibel vuruldu" ifadelerini kullanmıştı. Cumali Varan’ın yargılanmasına devam edildi. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Cumali Varan ile müştekiler hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları da katıldı. "Ben kendimi öldürmek isterken böyle bir olay yaşandı" Karar duruşmasında son sözü sorulan sanık Cumali Varan, "Yaşanan olayla ilgili çok üzgünüm. Keşke böyle bir şey yaşanmasaydı. Ben kendimi öldürmek isterken, böyle bir olay yaşandı" dedi. Beyanda bulunan müşteki aile de, sanık hakkında şikayetlerinin devam ettiğini ve en üst sınırdan cezalandırılmasını istediklerini belirtti. Son sözü sorulan sanık: "Bu olay kazara oldu" Karar öncesi son sözü sorulan sanık, "Bana inanmanızı istiyorum. Bu olay kazara oldu, çok üzgünüm ve pişmanım" dedi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası Esasa ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Cumali Varan’ı ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Verilen cezada indirim uygulamayan heyet, ayrıca sanığın ‘ruhsatsız silah bulundurma’ suçundan da 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.
Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye
06 Şubat 2026 Cuma - 12:43 Küçükçekmece’de 1 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı metrobüs kazasına ilişkin davada şoföre tahliye İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde 1 kişinin hayatını kaybettiği, 51 kişinin yaralandığı ve 2 metrobüsün karıştığı kazaya ilişkin görülen davada tutuklu şoförün tahliyesine hükmetti. Heyet ayrıca, kazaya ilişkin ek bilirkişi raporu alınmasına karar verdi. İstanbul Küçükçekmece’de 29 Ağustos 2024 tarihinde bir metrobüsün karşı yönden gelen metrobüse çarpması sonucu 1 kişinin hayatın kaybettiği 51 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianame hazırlanmıştı. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede metrobüs şoförü Düzgün Murat Çetin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde (İBB) denetim amiri olarak görevli olan Hüseyin Pazarlı, İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri Şafak Yıldız, metrobüs yolunda çalışma yapan inşaat firmasının şantiye şefi Muhammet Sertaç Kazıcı ve proje müdürü Niyazi Baştürk’ün ayrı ayrı ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak’ suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Hazırlanan iddianame kapsamında sanıkların yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin ile taraf avukatları hazır bulundu. "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır" Duruşmada savunma yapan İETT Metrobüs Daire Başkanlığı Metrobüs Filo Yönetim Merkezi saha amiri tutuksuz sanık Şafak Yıldız, "Kaza anına ait bir tek görüntü var, bu görüntü de insanları aldatmaktadır. Bu olaydaki görüntüde, sanki metrobüs işaretçinin hemen arkasında gibi ama adliyenin metrobüs kısmını gören kamera görüntüsünde ise aracın 30 metre geride olduğu açıkça belli oluyor. Beraatımı talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Savunma yapan diğer sanıklar da, mahkemeden beraatlarını istedi. Ek bilirkişi raporu talebi Görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasında kusurlu bulunanların tespiti için ek bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek, metrobüs şoförünün tutukluluğunun devamını talep etti. Tutuklu metrobüs şoförü tahliye edildi Ara kararının açıklayan mahkeme heyeti, metrobüs şoförü tutuklu sanık Düzgün Murat Çetin’in ‘yurt dışına çıkış yasağı’ tedbiriyle tahliyesine ve savcılığın talebi üzerine ek bilirkişi raporu alınmasına hükmederek duruşmayı erteledi.
6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 11:49 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybedenler Tuzla’da dualarla anıldı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3’üncü yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlar Tuzla’da anıldı. Tuzla Belediye Başkanı Av. Eren Ali Bingöl, "6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür" dedi. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Müdürlüğü bahçesinde gece saatlerinde düzenlenen 6 Şubat depremi anma törenine Başkan Eren Ali Bingöl, depremde görev almış Tuzla Belediyesi arama kurtarma personeli ve vatandaşlar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, 6 Şubat depremlerine ilişkin hazırlanan video gösteriminin ardından Başkan Bingöl’ün konuşmasıyla devam etti. "Afetlere karşı hazırlık sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur" Depremde hayatını kaybeden vatandaşları anarak konuşmasına başlayan Başkan Bingöl, "6 Şubat depremlerinin yıl dönümünde, kaybettiğimiz canları rahmetle anıyor; geride kalan ailelerin acısını yüreğimizde taşıyoruz. Bu büyük felaket, hepimizin hafızasında derin bir iz bıraktı. 6 Şubat yalnızca bir anma günü değildir; aynı zamanda şehirlerimizin geleceğine dair sorumluluğumuzu yeniden hatırladığımız bir gündür. Bu tarih bize çok açık bir gerçeği hatırlatıyor: Depremi engelleyemeyiz ama hazırlıklı olmayı, riskleri azaltmayı ve şehirlerimizi daha güvenli hale getirmeyi erteleyemeyiz. Afetlere karşı hazırlık, sadece bir günün değil, her günün sorumluluğudur. Çünkü afet yönetimi, kriz anında değil; kriz olmadan önce yapılan çalışmalarla anlam kazanır" dedi. "Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyon" Tuzla’da afet hazırlık çalışmalarının planlı ve koordineli şekilde yürütüldüğünü belirten Başkan Bingöl, şu ifadelere yer verdi: "Tuzla’da biz bu sorumluluğu sözle değil, somut adımlarla yerine getirmeye çalışıyoruz. Kent güvenliğini; planlı çalışmanın, güçlü koordinasyonun ve sağlam altyapının temel meselesi olarak görüyoruz. Bu kapsamda Tuzla Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezimiz üzerinden, Türkiye Afet Müdahale Planı doğrultusunda güçlü bir haberleşme ağı kurduk. Bugün ilçemizde 17 mahallede, 23 çalışma grubunda sahada görev yapan ekiplerimizin kullanımına sunulan 82 telsizden oluşan yaygın bir iletişim sistemi aktif durumda. Deprem gibi büyük afetlerde en kritik unsur, ilk dakikalarda doğru iletişim ve koordinasyondur. Bu nedenle sistemi sadece kurmakla kalmıyor, her hafta düzenli testlerle sürekli hazır tutuyoruz. Elektrik kesintisi ihtimaline karşı da altyapıyı güneş panelleriyle destekliyoruz." "Hedef, her mahallede en az iki afet konteyneri" Afetlere hazırlıkta vatandaşların da sürece dahil edilmesine önem verdiklerini ifade eden Bingöl, Tuzla Acil Mobil Uygulaması’nın bu anlayışın bir parçası olduğunu söyleyerek, "Bu uygulama sayesinde internet altyapısı devre dışı kalsa bile sistem çevrimdışı çalışabiliyor ve komşularımız en yakın deprem toplanma alanlarına yönlendirilebiliyor. Aynı zamanda bilgilendirici içerikler, gönüllü başvuruları ve acil iletişim bilgileri de uygulama içerisinde yer alıyor" dedi. Bingöl, Tuzla Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi’nin 61 kişilik kadrosuyla hafif seviye akreditasyonla görev yaptığını, orta seviye akreditasyon çalışmalarının sürdüğünü ve 2026 yılında yeni bir arama kurtarma aracının envantere dahil edileceğini aktardı. İlçede 17 afet konteyneri ve 4 afet timleri konteynerinin bulunduğunu belirten Bingöl, hedefin her mahallede en az iki konteyner olacak şekilde toplam 40 afet konteynerine ulaşmak olduğunu söyledi. Anma programı, duaların ardından sona erdi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."