Yerel Haberler
İstanbul
27 Nisan 2026 Pazartesi - 09:40 HPV aşısı rahim ağzı kanserine karşı en etkili koruma Rahim ağzı kanserinin baş sorumlusu HPV enfeksiyonu, sinsi ilerleyişiyle sadece kadınları değil erkekleri de tehdit ediyor. 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası kapsamında hayati uyarılarda bulunan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, günümüzde uygulanan 9’lu HPV aşılarının kansere karşı yüzde 90 oranında koruma sağladığını vurgulayarak hayat kurtaran tarama ve aşılama takvimini açıkladı. Modern tıbbın en büyük başarılarından biri olan aşılar, günümüzde bazı kanser türlerini tamamen önlenebilir hale getiriyor. Bunların başında ise rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) geliyor. Genellikle hiçbir belirti vermeden vücuda yerleşen bu virüs, erken önlem alınmadığında ölümcül sonuçlar doğurabiliyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mesut Polat, 24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, aşılamanın kanserle mücadeledeki gücüne dikkat çekti. Sadece rahim ağzı kanseriyle sınırlı değil HPV’nin başta rahim ağzı kanseri olmak üzere, orofaringeal, penil ve anal kanserlerde de etkili olduğunu dile getiren Prof. Dr. Polat, "HPV’nin kansere yol açan 15 tipi var. Günümüzde kullanılan aşılar bu tiplerden 7’sine karşı koruma sağlıyor ve bu 7 tip, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık yüzde 90’ından sorumlu. Çoğu zaman belirti göstermeyen HPV ancak düzenli taramalar yapılırsa tespit edilebiliyor. 21 yaşından itibaren düzenli taramalar başlıyor. 25 yaşına kadar 3 yılda bir smear testi, 29 yaşına kadar yine 3 yılda bir smear ile devam ediyor. 29 yaşından sonra ise 5 yılda bir HPV testi ile birlikte smear yapılması gerekiyor. Ancak HPV pozitifliği saptanırsa takip protokolü değişebiliyor" diye konuştu. Aşı 9’lu koruma sağlıyor HPV aşısının dünya genelinde 9’lu olarak bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Polat, aşılama şemalarını şöyle özetledi: "9-14 yaş arasında olanlara 0-6 ay aralıklarla 2 doz, 15 yaş ve sonrasında ise 0-2-6 ay olacak şekilde 3 doz aşı uygulanıyor. Aşının en yüksek koruyuculuğu cinsel aktivite başlamadan önce sağlanıyor ama ileri yaşlarda da koruyuculuğu devam ediyor." Düzenli kontroller ihmal edilmemeli Her kadının cinsel aktiviteye başladıktan sonra mutlaka rahim ağzı ile ilgili düzenli kontrollerini yaptırması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Polat, "Doktorun önerdiği aralıklarla smear ve HPV testi yaptırmak büyük fayda sağlar. Aşı ve tarama birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserinden korunmada çok güçlü bir kalkan oluşturur" ifadelerini kullandı.
’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:13 ’’Sağlık sigortacılığı bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüşüyor’’ Sağlık sigortalarında bu yıl itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmeliği değerlendiren AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, "Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor" dedi. Sağlık sigortalarında 2026 itibarıyla yürürlüğe giren yeni yönetmelik sektör açısından kritik bir dönüm noktasına işaret ediyor. AXA Türkiye’nin sağlık sigortacılığında halihazırda uyguladığı yaklaşımın artık sektör standartlarından biri haline gelmesi, müşteri lehine güçlü bir dönüşümün kapısını aralıyor. AXA Türkiye CEO’su Yavuz Ölken, başlayan yeni dönemi; sürdürülebilirlik, güven ve empati ekseninde değerlendirdi. Yeni sağlık yönetmeliğinin sigortalılar için daha şeffaf ve öngörülebilir bir dönemi başlattığını belirten Yavuz Ölken, düzenlemenin sektöre kattıklarını şu sözlerle özetledi: "Yeni yönetmelik, sağlık sigortacılığını sadece kâğıt üzerindeki bir poliçe olmaktan çıkarıp, bireylerin hayat boyu yaslanabileceği bir güven sistemine dönüştürüyor. Bu yönüyle sağlık sigortası artık hem bugünü hem de geleceği güven altına alan uzun vadeli bir yatırım niteliği taşıyor. Özellikle Ömür Boyu Yenileme Garantisinin sınırlarının netleşmesi, sigortalılar için en büyük kazanım. Artık bu hakkı kazanan bir müşterinin poliçesinin iptal edilmesi, teminatlarının daraltılması veya ek primlerle karşılaşması söz konusu değil. Şirket olarak bu yaklaşımı uzun süredir benimsediğimiz bir standart olarak görüyoruz. Halihazırda 2 yıl boyunca kesintisiz sigortalı olan ve medikal açıdan uygun bulanan bireysel sağlık sigortası müşterilerimiz, ek prim karşılığında Ömür Boyu Yenileme Garantisine daha erken aşamada sahip olabiliyor. Bu garantiye hak kazanan sigortalılarımız, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek sağlık risklerine rağmen ek prim ile ya da teminat kısıtlaması olmaksızın sağlık güvencelerini sürdürebiliyorlar. Bugün bu yaklaşımın tüm sektör için net kurallarla tanımlanmasını, sağlık sigortacılığının geleceği adına son derece sevindirici buluyoruz. Yeni düzenleme sayesinde sağlık sigortasına olan güvenin artmasını ve sigortalı sayısında yüksek oranda bir artış yaşanmasını bekliyoruz." Ölken, yeni düzenlemelerle birlikte iş değişikliği yapan çalışanların sağlık güvencelerini kaybetme kaygısının da sona erdiğini vurgulayarak; bekleme sürelerine getirilen standartların ve grup sigortalarından bireysele geçiş kolaylığının, kesintisiz bir koruma kalkanı sağladığını ifade etti. Saniyelerle yarışan teknoloji, güven veren empati Şirketin sağlık sigortacılığı yolcuğunda fark oluşturan temel unsurun ‘Empati Güvencesi’ olduğunun altını çizen Ölken, "Biz sağlık sigortacılığını sadece masrafları karşılayan bir sistemden çok daha fazlası olarak görüyor, müşterinin tüm sağlık yolculuğunda yanında olan bir güven modeli olarak ele alıyoruz. Empati Güvencesi yaklaşımımız tam olarak buradan doğuyor; hız kadar anlayışı, teknoloji kadar insanı merkeze alan bir sigortacılık modeli sunuyoruz" şeklinde konuştu. ‘Empati Güvencesi’nin şirketlerinde somut ve ölçülebilir süreçlerle hayata geçtiğini vurgulayan Ölken, şu bilgileri paylaştı: "Empati Güvencesi yaklaşımımızın sahadaki pozitif karşılığını veriler çok net biçimde ortaya koyuyor. Bugün sağlık provizyonlarımızın yüzde 90’ı otomatik onaylanıyor. Ayakta tedavilerde provizyon süresi 4 saniyenin, yatış provizyon süresi ise 30 dakikanın altında seyrediyor. Sağlık faturalarında geri ödemeleri 2 iş günü içinde tamamlıyoruz. Bu hızın arkasında teknoloji var; ancak bunu farklı kılan unsur, teknolojiyi empatiyle tasarlanmış süreçlerin içine yerleştirmemiz. Müşteri geri bildirim notumuzun ise 4,54 seviyesinde olması da yaklaşımımızın sahadaki en güçlü göstergesi." Türkiye’de ilk dijital sağlık sigortası ürününü hayata geçiren şirket olduklarını hatırlatan Ölken, tamamlayıcı ve özel sağlık sigortasını bir arada sunan ilk hibrit ürünü geliştirdiklerini, kullanım bazlı kontörlü sağlık sigortası modelleriyle esnaf ve KOBİ’lere özel çözümler sunduklarını ve yapay zeka destekli medikal değerlendirme süreçleriyle hızdan ödün vermeden en doğru sonuçlara ulaştıklarını belirtti. Yeni sağlık yönetmeliğiyle birlikte sektör genelinde müşteri standartlarının yükselmesini son derece olumlu bulduğunu söyleyen Ölken, "Şirket olarak teknolojiyle güçlenen ve empatiyle şekillenen sağlık sigortacılığı anlayışını Türkiye’de kalıcı hale getirmek için öncü rol üstlenmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
TÜRGEV’in 5. Ulusal Öğrenci Kongresi akademik üretimi İstanbul’da buluşturacak
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:57 TÜRGEV’in 5. Ulusal Öğrenci Kongresi akademik üretimi İstanbul’da buluşturacak "Genç Akıl, Ortak Gelecek" temasıyla düzenlenecek TÜRGEV Platform Çalışmaları 5. Ulusal Öğrenci Kongresi, 13-14 Şubat’ta İstanbul’da genç araştırmacıların disiplinlerarası akademik çalışmalarına ev sahipliği yapacak. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV) tarafından yürütülen Platform Çalışmaları kapsamında düzenlenen 5. Ulusal Öğrenci Kongresi, 13-14 Şubat tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. Genç araştırmacıların akademik üretimlerini disiplinlerarası bir zeminde paylaşmalarına imkan sunan kongre, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ayasofya Yerleşkesi Gülhane Binası Prof. Dr. Aziz Sancar Salonu’nda iki gün sürecek. Akademik üretim görünürlük kazanacak TÜRGEV Platform Çalışmaları; lisans ve lisansüstü öğrencilerin akademik, mesleki ve entelektüel gelişimini desteklemeyi amaçlayan yapılandırılmış bir eğitim ve gelişim programı niteliği taşıyor. Program kapsamında öğrenciler yıl boyunca akademik eğitimler, seminerler ve atölyeler, okuma ve tartışma programları ile araştırma ve yazım süreçlerine dahil ediliyor. Ulusal Öğrenci Kongresi ise bu sürecin sonunda ortaya çıkan çalışmaların paylaşıldığı ortak bir buluşma zemini niteliği taşıyor. Eğitim sürecini tamamlayan ve danışman akademisyenler eşliğinde bildiri hazırlayan öğrenciler, çalışmalarını bu kongrede sunma imkanı buluyor. Bu yıl beşincisi düzenlenecek kongrede, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve üniversitelerinden gelen genç araştırmacılar; hukuk, iktisat, sosyal bilimler, eğitim, mühendislik ve sağlık bilimleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda hazırladıkları bildirileri akademik bir zeminde paylaşacak. 10 disiplinli yapı, disiplinler arası düşünce Platform Çalışmaları, 10 ayrı disiplin alanında yapılandırılmış eğitim modeli aracılığıyla öğrencilerin alan bilgilerini derinleştirmelerini ve disiplinler arası düşünme becerisi geliştirmelerini amaçlıyor. Programlar; dil ve edebiyattan dinî ilimlere, hukuk ve eğitim bilimlerinden iktisadi ve idari bilimlere, mimarlık, mühendislik, teknoloji ile sanat, medya ve iletişim çalışmalarına kadar geniş bir çerçevede yürütülüyor. Alanında uzman akademisyenler sürece eşlik etti Platform Çalışmaları’nın 2024-2025 eğitim dönemine başlangıçta 100 öğrenci katıldı. Yıl boyunca tüm platformlarda toplam 150 ders gerçekleştirildi. Eğitim sürecini başarıyla tamamlayan 42 öğrenciden 35’i bildirilerini tamamlayarak kongre programına dahil edilmeye hak kazandı. Hazırlık sürecinde genç araştırmacılara, farklı üniversitelerden alanında uzman akademisyenler rehberlik etti. Hukuktan sosyal bilimlere, iktisattan mimarlığa, tıptan iletişim çalışmalarına uzanan bu rehberlik süreciyle, öğrencilerin akademik üretim kapasitelerinin yanı sıra düşüncelerini ifade etme ve akademik tartışma becerilerinin de güçlendirilmesi amaçlandı. "Genç Akıl, Ortak Gelecek" temasıyla sekiz oturum "Genç Akıl, Ortak Gelecek" temasıyla düzenlenecek kongrede; göç, İslam iktisadı ve finans, sosyal medya, akran zorbalığı gibi güncel ve çok disiplinli başlıklarda hazırlanan akademik bildiriler ele alınacak. İki gün sürecek kongre, toplam sekiz oturumdan oluşacak. Kongrenin açılış konuşması TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Av. Hatice Akıncı Yılmaz tarafından yapılacak. Program kapsamında; iktisadi ve idari bilimler, hukuk ve adli bilimler, eğitim bilimleri, medya ve iletişim, sosyal ve beşerî bilimler, mühendislik ve mimari bilimler ile tıp ve sağlık bilimleri başlıklarında düzenlenecek platform oturumlarında, farklı üniversitelerden akademisyenler ve genç araştırmacılar bir araya gelecek. Oturumlar, alanında uzman isimlerin moderasyonunda yürütülecek. Kongrenin ikinci gününde de disiplinler arası etkileşimi güçlendirmeyi hedefleyen oturumlarla akademik sunumlar devam edecek. Bilgiyle güçlenen bir istikamet Kongrede ele alınan başlıklar; göçten hukuka, ekonomiden sağlığa, eğitimden medyaya uzanan geniş bir çerçevede, Türkiye’nin güncel ve yapısal meselelerine akademik bir derinlikle temas ediyor. Bu yaklaşım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sıklıkla vurguladığı "nesil meselesi" perspektifiyle de örtüşüyor. Platform Çalışmaları ve Ulusal Öğrenci Kongresi birlikte ele alındığında, bir eğitim faaliyeti olmanın ötesine geçerek, gençlerin düşünmelerini, sorumluluk üstlenmelerini ve toplumsal meselelerle bağ kurmalarını teşvik eden bir zemin oluşturuyor. TÜRGEV Platform Çalışmaları 5. Ulusal Öğrenci Kongresi, gençlerin düşünceyle kurduğu bağı güçlendirmeyi, akademik üretimi milli ve manevi değerlerle besleyen bir zeminde görünür kılmayı amaçlıyor.
Kanserlerin yüzde 30 ila 50’si önlenebilir
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:44 Kanserlerin yüzde 30 ila 50’si önlenebilir Kalp ve damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer alan kanserin toplumda hâlâ ’korkulan ama konuşulmayan’ bir hastalık olarak algılandığını belirten Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, erken tanı ve korunmanın hayati önemine dikkat çekti. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi, Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, "Dünya Kanser Günü" nedeniyle yaptığı açıklamada kanserin hem dünyada hem de Türkiye’de en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer aldığına dikkat çekti. Elkin, hastalığın toplumda hâlâ konuşulmaktan kaçınılan bir konu olduğunu belirterek, "Kanser, günümüzde kalp-damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenleri arasında yer alıyor. Oysa kanserin önemli bir kısmı önlenebilir, erken tanı konulduğunda ise tedavi edilebilir bir hastalıktır. Kanser, vücuttaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık grubudur. Günümüzde kanser vakalarının artmasının temel nedenleri arasında yaşam süresinin uzaması, çevresel faktörler, sigara kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam yer almaktadır" dedi. Erken tanı kanserde tedavinin anahtarı Erken tanının kanserle mücadelede belirleyici rol oynadığını ifade eden Elkin, zamanında yapılan taramaların yaşam süresini ve tedavi başarısını doğrudan etkilediğini kaydederek, "Kanserle mücadelede en kritik kavram erken tanıdır. Birçok kanser türü erken evrede saptandığında tamamen tedavi edilebilirken, geç tanı durumunda tedavi süreci hem zorlaşmakta hem de yaşam süresi kısalmaktadır" dedi. Tarama programlarının ertelenmemesi gerektiğine dikkat çeken Elkin, erken tanıya yönelik yöntemleri şöyle sıraladı: "Meme kanserinde düzenli mamografi, rahim ağzı kanserinde smear ve HPV testi, kolon kanserinde gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi ve prostat kanserinde uygun yaş grubunda PSA takibi hayat kurtaran tarama yöntemleridir. ’Hiçbir şikâyetim yok’ düşüncesi, tarama programlarını ertelemek için bir gerekçe olmamalıdır." Kanserle mücadele tedaviden önce başlıyor Toplumda kanser denildiğinde çoğunlukla tedavi yöntemlerinin akla geldiğini belirten Elkin, modern tıbbın bu bakış açısını değiştirdiğini belirterek, "Toplumda kanser denildiğinde akla genellikle kemoterapi, radyoterapi ve büyük hastaneler gelir. Oysa modern tıp bize şunu açıkça göstermektedir: Kanserle mücadele, hastalık ortaya çıkmadan önce başlar. Aile sağlığı merkezleri, bireyin yaşam tarzını tanıyan, risk faktörlerini yakından izleyen ve koruyucu sağlık hizmetlerini sürekli sunabilen en önemli sağlık birimleridir" ifadelerini kullandı. Kanserden korunmak mümkün Bilimsel verilerin kanserden korunmanın mümkün olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirten Elkin, önlenebilir kanser oranına dikkat çekerek şunları söyledi: "Bilimsel veriler, kanserlerin yaklaşık yüzde 30-50’sinin önlenebilir olduğunu göstermektedir. Bunun yolu ise yaşam tarzı değişikliklerinden geçer. Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durmak, alkol tüketimini sınırlandırmak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak, ideal kiloyu korumak, güneşin zararlı ışınlarından korunmak ve aşılanabilir kanserler için (HPV, Hepatit B) aşıları ihmal etmemek kanseri büyük oranda önleyebilir." KETEM’ler erken tanının bel kemiğini oluşturuyor Türkiye’de yürütülen kanser tarama programlarına da değinen İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, KETEM’lerin erken tanıdaki rolüne şöyle dikkat çekti: "Ülkemizde kanser tarama hizmetlerinin bel kemiğini KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) oluşturmaktadır. KETEM’ler, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ücretsiz ve düzenli tarama hizmetlerini sunar. Meme kanseri için 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi, rahim ağzı (serviks) kanseri için 30-65 yaş arası kadınlara beş yılda bir HPV testi, kolon kanseri için ise 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere iki yılda bir gaitada gizli kan testi yapılmaktadır." "Farkındalık gerçekten hayat kurtarır" Toplumsal bilincin önemine dikkat çeken Elkin, kanserle mücadelenin temel mesajını, "Kanserle mücadele, hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmadan önce başlar. Düzenli kontroller, tarama programlarına katılım ve doğru bilgiye ulaşmak bu mücadelenin temel taşlarıdır. Bilinç, erken tanı ve korunma ile bu hastalığın seyri değiştirilebilir. Çünkü farkındalık, gerçekten hayat kurtarır" diyerek özetledi.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 6’ıncı gününde görülmeye devam ediyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:33 Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 6’ıncı gününde görülmeye devam ediyor Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine bugün 6’ıncı gününde devam ediliyor. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında görevinden uzaklaştırılan tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, tutuklu Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, tutuklu Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, tutuklu Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tutuklu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmaya bir kısım tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 578 sayfalık iddianamede, Beşiktaş, Avcılar ve Esenyurt belediyeleri ile İstanbul Asfalt Fabrikaları Sanayi Ticaret A.Ş., İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü ‘suçtan zarar gören’ sıfatıyla yer aldı. Ayrıca, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Aziz İhsan Aktaş, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’nın da bulunduğu 200 kişi ‘şüpheli’ sıfatıyla, 19 kişi ise ‘mağdur’ sıfatıyla yer aldı. Aktaş, etkin pişmanlık hükümleri kapsamında tahliye edilmişti Soruşturma kapsamında sanık Aziz İhsan Aktaş, 30 Nisan 2025 ve 11 Mayıs 2025 tarihlerinde ek ifade vermişti. Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı gerekçesiyle 4 Haziran 2025 tarihinde ise ‘konutu terk etmemek’ şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla tahliye edilmişti. Örgüt liderine 450 yıla kadar hapis talebi Hazırlanan iddianamede, şüpheli Aziz İhsan Aktaş’ın ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, 42 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 4 kez ‘edimin ifasına fesat karıştırma’, 5 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 21 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’, 10 kez ‘rüşvet verme’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘gerçeğe aykırı fatura düzenleme’ suçlarından toplamda 187 yıldan 450 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Utku Caner Çaykara’nın 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve ‘rüşvet alma’ suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, Ahmet Özer için 2 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’ ve 2 kez ‘özel belgede sahtecilik’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Sanıklar Oya Tekin, Kadir Aydar, Zeydan Karalar ve Abdurrahman Tutdere için ‘rüşvet alma’ suçundan 4’er yıldan 12’şer yıla kadar hapis cezası talep edilirken, şüpheli Rıza Akpolat’ın ise ‘suç örgütüne üye olma’, 26 kez ‘ihaleye fesat karıştırma’, 3 kez ‘resmi belgede sahtecilik’, 19 kez ‘özel belgede sahtecilik’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, 4 kez ‘rüşvet alma’, ‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’ ve ‘haksız mal edinme’ suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Trendyol, Anadolu’nun ürünlerini Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda dünya sahnesine çıkarıyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:26 Trendyol, Anadolu’nun ürünlerini Milano-Cortina Kış Olimpiyatları’nda dünya sahnesine çıkarıyor Trendyol, Anadolu’daki yerel üreticilerin tasarlayıp ürettikleri Olimpiyat koleksiyonunu Türkiye ile birlikte tüm uluslararası platformlarında satışa sundu. Türkiye’de üretilen Olimpiyat Koleksiyonu, Milano’da açılan resmi Olimpiyat mağazalarında da yerini alacak. Koleksiyon ayrıca Lozan’da bulunan Olimpiyat Müzesi’nde de olimpiyat tutkunlarıyla buluşacak. Milano-Cortina Kış Olimpiyatları için sınırlı sayıda üretilen Trendyol’un Olimpiyat Koleksiyonu; sweatshirt, eşofman altları, tayt, yağmurluk ve balaklava gibi ürünlerle toplam 6 bin 500 parçadan oluşuyor. Modern hatlar ve ikonik Olimpiyat detaylarının yer aldığı koleksiyon, günlük stile uyum sağlayan konforlu, fonksiyonel ve zamansız parçalar sunuyor. Türkiye’nin tasarım ve üretim gücü dünya sahnesinde Trendyol Grubu Başkanı Çağlayan Çetin, Trendyol’un yerel üreticileri uluslararası pazarlarla buluşturma hedefinde Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) partnerliğinin önemine dikkat çekti. Çetin, "Dünya sporunun en prestijli organizasyonlarından biri olan Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile iki yıldır yürüttüğümüz iş birliği, yerel üretim gücümüzü uluslararası pazarlarda görünür kılıyor. Milano-Cortina Kış Olimpiyatları için Anadolu’nun emeğiyle hazırlanan Olimpiyat koleksiyonumuzun, Türkiye ile birlikte tüm uluslararası platformlarımızda, kullanıcılarla buluşacak olmasından büyük mutluluk duyuyoruz" açıklamasında bulundu. Trendyol, Uluslararası Olimpiyat Komitesi kapsamındaki tüm etkinliklerde olduğu gibi Milano-Cortina 2026 Kış Olimpiyat Oyunları’nın da destekçileri arasında yer alacak. Ulusal ve uluslararası arenada spora tam destek 2021 yılından bu yana Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin de (TMOK) resmi sponsoru olan Trendyol, IOC’nin resmi "E-Ticaret Hizmetleri Partneri" olarak Türkiye’yi Paris 2024’te temsil etmiş ve yine IOC ile yürütülen iş birliği sayesinde yerel üreticiler tarafından üretilen Olimpiyat Koleksiyonu’nu sporseverlerle buluşturmuştu.
TMOK Başkanı Ahmet Gülüm: "Kış sporlarını geliştirmek adına alınan organizasyonlar önemli"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 11:24 TMOK Başkanı Ahmet Gülüm: "Kış sporlarını geliştirmek adına alınan organizasyonlar önemli" Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkanı Ahmet Gülüm, "Türkiye’de kış sporlarını geliştirmek adına buraya daha çok büyük çapta organizasyon alıyor olmamızın önemli olduğunu çıkan sonuçlardan biliyoruz. Daha gidecek epey yolumuz var" dedi. 25. Kış Olimpiyat Oyunları, 6-22 Şubat 2026 tarihlerinde İtalya’nın Milano ve Cortina kentlerinde düzenlenecek. Ay-yıldızlılar 2’si kadın, 6’sı erkek toplam 8 sporcuyla mücadele edecek. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Başkanı Ahmet Gülüm, turnuva öncesi açıklamalarda bulunarak, bilgiler aktardı. Kış Olimpiyat Oyunları’nın önemine dikkat çeken Başkan Gülüm, "Milano Cortina Kış Oyunları bizim uzunca bir dönem yakın coğrafyamızda olan ender kış oyunlarından biri olacak. Bu anlamda Paris Olimpiyat Oyunları’nın ülkemizde oluşturduğu etkiyi hepimiz biliyoruz. Çünkü coğrafi açıdan 2-3 saatlik mesafede olan organizasyon Türk halkına yansıyor ve pozitif değerler olarak katkı sağlıyor. Kış Olimpiyat Oyunları’nın da Milano’da olması, hatta bir sonrakinin Fransız Alplerinde olacak olması kış sporumuzun gelişmesi açısından çok değerli. Bu açıdan Milano’nun Türkiye’de kış oyunlarının biraz daha ilgiyi artıracak organizasyon olacağını medyamızın da saat farkı olmaksızın daha fazla ilgi göstereceğini, rekorlara, organizasyondaki büyük müsabakalara ilgi göstereceğini düşünüyorum. Türkiye’de sporun kış bölümüyle ilgili branşların gelişimi adına çok önemli bir organizasyon olacağını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Kış sporlarını geliştirmek adına alınan organizasyonlar önemli" Kış sporlarının Türkiye’de gelişme düzeyinde olduğunu belirten TMOK Başkanı Gülüm, "Burada kesin olan bir şey var; kendi ülkenizde yapmış olduğunuz organizasyonlar bir branşın veya bir sporun gelişmesi adına çok değerli oluyor. Biz Türkiye Olimpiyat Komitesi olarak 2027 Avrupa Oyunları’nın İstanbul’da olmasını çok arzuluyoruz ve İstanbul’da olacak. 26 farklı branşın yapılacağı bu mücadele Los Angeles’a da kota verecek. Aynı şeyi Kış Olimpiyat Oyunları için de düşünüyor ve değerlendiriyor olmamız gerekiyor. 2011 yılında yapmış olduğumuz Üniversite Kış Oyunları ile birçok sporcu kazandık. Bugün Curling takımımız dünya çapında bir takım. Maalesef talihsiz birkaç müsabaka nedeniyle şu anda Kış Oyunları’nda yer alamıyorlar ama Curling Milli Takımımız var Erzurum’dan çıktı. Çünkü Kış Olimpiyat Oyunları Erzurum’da yapılmıştı. Biz de kış sporlarını geliştirmek adına buraya daha çok büyük çapta organizasyon alıyor olmamızın önemli olduğunu çıkan sonuçlardan biliyoruz. Daha gidecek epey yolumuz var" diye konuştu. "Sporcularımıza desteklerimiz devam ediyor" Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin sporun geliştirilmesi adına çalışmalar yapıldığını sözlerine ekleyen Başkan Gülüm, "Biz TMOK olarak olimpiyatlara sporcuların katılımı sırasında onların kendilerini iyi hissedecekleri ortamları oluşturmaya ve onlara yol göstermeye, yön vermeye çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızı federasyonla birlikte yürütüyoruz. Aynı durum Los Angeles Yaz Olimpiyat Oyunları için de sürüyor. Çeşitli sporcularımıza katkı ve desteklerimiz devam ediyor. TMOK hedefleri açısından, Türkiye’de sporun geliştirilmesi ve mevcut performans sporunda, güçlü sporcuların performanslarını daha yüksek yapabilmesi konusunda federasyonlarla işbirliği içerisinde çalışan bir kurum. Biz de bu çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu. "Sporcularımız var olan rekorlarını tazeleyeceğine inanıyorum" TMOK Başkanı Ahmet Gülüm, Kış Olimpiyat Oyunları’nda 8 kişilik bir kafile ile yer alacaklarını ifade ederek, şunları söyledi: "Kayaklı atlama, sürat pateni, alp disiplini, kayaklı koşu gibi branşlarımız var. O branşlarda yer alan sporcularımız; Team Türkiye burada böyle bir kadro olarak gidecek. Madalya konusu çok zorlu. Sporcularımız biliyorum ki mücadelelerini her zaman en üstte, bir öncekinden bir sonrakine çıkabilmek, var olan rekorlarını tazelemek adına yapıyorlar. Ben o mücadelelerini sürdüreceklerini düşünüyor ve inanıyorum."
Boyun çıtlatma felce kadar götürebilir
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:58 Boyun çıtlatma felce kadar götürebilir Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, bilinçsiz ve ani boyun çıtlatma hareketlerinin çok nadir de olsa boyun damarlarında yırtılmaya neden olabileceğini belirterek, bu durumun inmeye kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammed Bayram, boynun sert ve ani şekilde çevrilmesiyle oluşan manipülasyonların, beyne giden karotis ve vertebral arterleri etkileyebildiğini ifade ederek, "Boyun çıtlatma çoğu zaman masum bir alışkanlık gibi görülse de, kontrolsüz ve zorlayıcı hareketler damar duvarında yırtılmaya yol açabilir. Bu yırtık pıhtı oluşumuna, pıhtı da beyin damarlarının tıkanmasına neden olabilir" dedi. "Belirtiler gecikmeden ciddiye alınmalı" Arter diseksiyonunun nadir görüldüğünü vurgulayan Doç. Dr. Muhammed Bayram, buna rağmen belirtilerin önemine dikkat çekti. Ani ve alışılmadık şiddetli boyun ya da baş ağrısı, baş dönmesi, denge kaybı, konuşma bozukluğu, yüz, kol veya bacakta uyuşma ve güçsüzlük gibi şikâyetlerin acil değerlendirme gerektirdiğini belirtti. "Günlük hafif hareketlerle karıştırılmamalı" Kişinin kendiliğinden yaptığı hafif gerinmelerle çıkan eklem seslerinin genellikle tehlikeli olmadığını söyleyen Doç. Dr. Muhammed Bayram, "Risk; ani, sert ve zorlayıcı manevralarda artar. Özellikle altta yatan damar duvarı hassasiyeti olan bireylerde bu tür uygulamalar daha sakıncalı olabilir" diye konuştu. "Boyun ağrısında güvenli yöntemler tercih edilmeli" Doç. Dr. Muhammed Bayram, boyun ağrısı ve tutulmalarında bilinçsiz manipülasyonlardan kaçınılması, şikâyetlerin sürmesi halinde hekim değerlendirmesi sonrası uygun tedavi yöntemlerine yönelinmesi gerektiğini vurguladı. Bayram, toplumda yaygın olan "çıtlatınca rahatlama" algısına karşı, kontrollü egzersiz, duruş düzenlemesi ve uzman önerilerinin esas alınmasının, muhtemel riskleri en aza indireceğini sözlerine ekledi.
Spor yayıncılığının deneyimli isimleri gençlerle buluştu
04 Şubat 2026 Çarşamba - 10:51 Spor yayıncılığının deneyimli isimleri gençlerle buluştu Spor yayıncılığının deneyimli isimleri Erdoğan Arıkan ve Erbatur Ergenekon, Esenler’de gençlerle buluşarak medya dünyasında başarılı olmanın yollarını ve yayıncılığın değişen yüzünü anlattı. Esenler Belediyesi’nin Spor Akademisi kapsamında düzenlediği "Spor Spikerliği Söyleşisi"nde Erdoğan Arıkan ve Erbatur Ergenekon gençlerle bir araya gelerek spor medyasında kariyer imkanları, yayıncılığın değişen yapısı ve meslekte fark oluşturmanın yollarını anlattı. Deneyimlerini paylaşan ikili, gençlere özgün olmaları, kendilerini sürekli geliştirmeleri ve medya dünyasındaki dönüşümü doğru okumaları gerektiğini vurguladı. "Başarı geçmişte kalır, hedefler gelecektedir" Michael Schumacher ile yaptığı bir röportajdan örnek vererek başarı kavramının çoğu zaman yanlış yorumlandığını belirten Erbatur Ergenekon, "Schumacher’in geçmiş şampiyonluklarını değil, içinde bulunduğu anı ve yeni hedefleri düşündüğünü söylüyor. Bunun beni de çok etkiledi. Büyük başarılar bile zamanla geçmişte kalıyor ve insanın sürekli yeni hedeflere odaklanması gerekiyor. Hayatı bölümler hâlinde görmek ve her dönemde yeniden gelişmeye çalışmak gerekiyor. Sporcu biyografileri mücadele ve başarı hikâyeleri açısından önemli dersler içeriyor. Johan Cruyff, Allen Iverson ve Marcovan Basten gibi isimlerin biyografileri gençler için ilham verici; muhakkak izlemelisiniz" ifadelerini kullandı. Spor ve gazetecilik tutkusu okul yıllarında başladı Spor ve gazeteciliğe olan ilgisinin lise yıllarında başladığını söyleyen Ergenekon, "Okul maçları için arkadaşlarımla duvar gazetesi hazırlardım. Hem sporun içinde yer alıyor hem de yayıncılığa ilgi duyuyordum. Üniversite yıllarında zorunlu stajı beklemeden TRT’de gönüllü staja başladım. Medya merkezlerinde de gönüllü olarak çalıştım. Mesleğe erken adım atmak büyük avantaj sağladı" dedi. Dijitalleşme yayıncılığı dönüştürüyor Yayıncılık dünyasının hızla değiştiğine dikkat çekerek dijital ve ana akım medya ayrımının yakın gelecekte ortadan kalkacağını söyleyen Ergenekon, şu sözleri söyledi: "Büyük dijital platformların spor yayıncılığına yatırım yapması bu dönüşümün en önemli göstergesi. Önemli olan hangi platformda yayın yapıldığı değil, içeriğin kalitesi ve yayıncının özgünlüğü. Spor yayıncılığında sık yapılan hatalardan biri de iyi maç anlatan herkesin iyi bir program sunucusu olabileceği düşüncesidir. İki alan farklı beceriler gerektiriyor." Geçmişten ders alın, ama gözünüz hep önünüzde olsun Erdoğan Arıkan ise konuşmasında geçmiş deneyimlerin insan için önemli birer ders olduğunu ancak sürekli geriye bakmanın ilerlemeyi zorlaştırdığını dile getirerek bunu araç kullanırken dikiz aynasına fazla bakmanın kazaya sebep olmasına benzetti. Başarıya ulaşmanın ve meslekte kalıcı olmanın yolunun sürekli kendini geliştirmekten geçtiğini vurgulayan Arıkan, hayatın herkese fırsatlar sunduğunu ve önemli olanın bu anlara hazır olmak olduğunu ifade etti. Sporcu biyografilerinin de başarıların arkasındaki mücadeleyi gösterdiğini söyleyen Arıkan, meslek hayatında yapılan hataların ve yaşanan zor anların da kişiyi geliştiren, olgunlaştıran önemli deneyimler olduğunu sözlerine ekledi.