Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İstanbul
Yalçın Koşukavak: "Birileri mutlu olacak diye diğerlerinin mutsuzluğu üzerine bir şeyleri dizayn etmeyin"
19 Nisan 2026 Pazar - 19:21:12
Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, Esenler Erokspor’a deplasmanda 1-0 yenildikleri maçın ardından hakem yönetimini eleştirerek, "Biz bu ülkenin bir futbol takımıyız. Ben bu ülkenin evladıyım, ülkenin antrenörüyüm. Birileri mutlu olacak diye diğerlerinin mutsuzluğu üzerine bir şeyleri dizayn etmeyin" dedi. Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Ankara Keçiörengücü, deplasmanda karşılaştığı Esenler Erokspor’a 1-0 mağlup oldu. Maçın ardından açıklamalarda bulunan Ankara Keçiörengücü Teknik Direktörü Yalçın Koşukavak, "Biz iki tane Erok maçı oynadık. Birinci maçtaki, Ankara’da oynadığımız maçta hakem aleyhimize bir penaltı çaldı ve bizden sonra 7 hafta maç vermediler. Bugün de bir Erok maçı oynadık. Bir penaltı pozisyonu var; eğer penaltı olmadığına beni ikna ederlerse ben bütün herkesten özür dileyeceğim. Rakip takımdakiler de dahil; oyuncusundan antrenörüne kadar. Şimdi bunun tesadüf olarak nitelendirebilir miyiz? Bu tesadüf olabilir mi? Maç boyunca bir tane sarı kart kullanmadı, çok ağır fauller de vardı. Hadi o hakemin takdirine... Şimdi bunlar tesadüf olmaz ise biz niye uğraşıyoruz ki? Niye mücadele ediyoruz ki? Oynamayalım. Ve keza hafızalarımızı böyle bir geriye doğru atalım; Erok takımı Amed deplasmanında bir maç oynadı. Aynı böyle bir basın toplantısında Erok antrenörü basın toplantısını yaktı. Neden size olunca, aleyhinize olunca o süslü adalet duygusu kelimeler ifade ederken, iki maçta da böyle şeyler yaşandığı zaman neden ölü taklidi yapıyorsunuz? Yakışıklı bir şey mi bu? Biz emek vermiyor muyuz? Burada 25 tane insanın hakkı hukuku yok mu? Penaltı verirsin vermesin ayrı konu. Böyle sürekli Erok maçına denk gelmesi, böyle şeyler olması; bunlar hoş şeyler mi? Şimdi hakeme ne diyeyim ben? Hakem bilmiyor mu neyin ne olduğunu? Buraya hakem atamasını çalamaz yani, ben biliyorum yani. Öbürü çalar, orada çalar, burada çalamaz. Böyle garip, anlamlandırmakta güçlük çektiğimiz acayip şeyler oluyor. Bugün de bir tanesi oldu" diye konuştu. "Hakkımız varsa Allah şahit, hakkımız da helal değildir" Hakem yönetimini ağır şekilde eleştiren Koşukavak, "Çok üzücü. Birileri şampiyon olabilir, birileri ligden düşebilir; zaten bunlar çok önemli şeyler değil. Şampiyon olmayan takım yok dünyada. 3. Lig’de olmanız için BAL’da şampiyon olmanız lazım, 2. Lig’de oynamanız için 3. Lig’de şampiyon olmanız lazım. Ama bu yolları yürürken biz kime adaletsizlik, haksızlık yaptık? Bununla da ilgilenmeyebilirsiniz ama şu tarafını anlayamıyorum: Amed’de size olduğu zaman niye ciyak ciyak bağırıyorsunuz? Yazık, çok üzülüyorum. Çok üzücü bir durum bence. Bu ülkede bu kadar hakem yorumcusu var; VAR’a bile gitme tenezzülü, ihtiyacı duymadan bir pozisyon... Yüz defa izledim içeride. Arkadan ikinci yarı ofsayta bile VAR’a gitmeler var. Ya bir oyuncu değiştireceğim ya... İki tane oyuncu var değiştireceğim, top taca çıktı, hızlı taç atacak hakem durduruyor, ‘Oyuncu değiştir’ diyor. E sana ne? Neden? Hızlı hücum yaparım gol mol olur başına iş mi çıkar, ondan mı korkuyorsun? Çok üzücü. Biz bu ülkenin bir futbol takımıyız. Ben bu ülkenin evladıyım, ülkenin antrenörüyüm. Birileri mutlu olacak diye diğerlerinin mutsuzluğu üzerine bir şeyleri dizayn etmeyin. Çok ayıp, çok yazık. Eğer yapıyorsanız da birileri sizden daha güçlü çıkıp size yapıyorsa ağlamak yok. Oyunun kuralını siz koyuyorsunuz. Amed’de çok ağladınız. Müsaade edin de biz de canımızı yaktığınız için böyle cümleler kullanalım. Allah herkesin gönlüne göre versin. Hakkımız varsa Allah şahit, hakkımız da helal değildir" ifadelerini kullandı.
19 Nisan 2026 Pazar - 18:56
Osman Zeki Korkmaz: "Tüm Vansporluları içeride oynayacağımız maça davet ediyoruz"
Vanspor FK Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, sezonun bitimine 2 maç kala hedeflerinin kalmamasına rağmen takımın formanın ağırlığına yakışır şekilde mücadele ettiğini söyleyerek, gelecek hafta sahalarında oynayacakları karşılaşma için tüm Vanspor FK taraftarlarını tribünlere davet etti. Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Vanspor FK, deplasmanda Ümraniyespor’u 2-1 mağlup etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Vanspor FK Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, "Belki matematiksel olarak play-off şansımızın devam ettiği bir son 3 haftaydı fakat mantıksal olarak aslında play-off için oynadığımız söylenemez. Hem düşme korkumuzun olmadığı hem de yukarıyla mantıksal bir ilişkimizin kalmadığı bu dönemde sahada büyük bir takım kimliği koymak zorundayız. Çünkü biz Vansporuz. Profesyonel hayatımda en hoşlanmadığım dönemlerdir bu hedefsiz oynanan maçlar. Takımlar bu dönemlerde futbolda bu oyunu sevmemize sebep olan mücadele içgüdüsünden, sahadan kazanma içgüdüsünden uzaklaşır. Vanspor ailesi olarak sahadaki arkadaşlar, bu formanın ağırlığına yakışır şekilde son 3 haftayı oynuyoruz. Geçen hafta içeride kaybettiğimiz maçta da aynı kimliği ortaya koymuştuk. Bundan sonra da bunu devam ettireceğiz. Taraftarımıza teşekkür ediyoruz. Bu sezon Vanspor adına şunu söyleyebilirim; tüm Vanspor’u meydana getiren paydaşları yorumlarsak sezon boyunca istikrarından ve desteğinden vazgeçmeyen, performansı düşmeyen tek grup taraftarlarımızdı. Haftaya da Vanspor’un uzun yıllar sonra 1. Lig’deki ilk senesinin son maçını oynayacağız. Tüm Vansporluları içeride oynayacağımız maça davet ediyoruz. Güzel bir galibiyetle iç saha fikstürümüzü tamamladıktan sonra deplasmanda oynayacağımız maçla birlikte ligdeki son 2 maçı kazanarak bitirmeyi hedefliyoruz. Kazanırken de aynı şu şekilde mücadele ederek bitirmeyi planlıyoruz. Tüm taraftarlarımızı haftaya Van’daki maça davet ediyoruz. Bu maçtaki galibiyeti de uzun zaman sonra aramıza katılan çok değerli futbolcu kardeşimiz Faruk Can Genç’e armağan ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhammed ve Anıl’ın gösterdiği performans Türk futbolu açısından sevindiricidir" Vanspor’un attığı 2 gol de savunmadan çıkarken attığı pasla atağı başlatan Muhammed Çoksu ilgili de düşüncelerini aktaran Korkmaz, "Maçı çözen hareketi o yaptı. Hem de sıradan bir şekilde değil, özel bir hareketle maçı çözdü. Sadece Muhammed için değil, Anıl da aynı şekilde. Onu da oynattık. Onun da performansından memnunuz. Şöyle bakabiliriz; maç 1-1 yani maçı çözmüşken, rahat durumdayken ya da maç bitmişken genç oyuncuları oyuna atmıyoruz. Onların performansına inandığımız için, maçı döndürebileceklerine inandığımız için sahaya atıyoruz. Aylardır bize antrenman sahasında gösterdikleri şeyi maçta da göstermeleri için, hem de zihinsel gelişimleri açısından hem de Türk futbolu açısından sevindiricidir" diye konuştu.
19 Nisan 2026 Pazar - 18:54
Levent Açıkgöz: "Önümüzdeki sezonun planlamasına başlayıp, seneye daha iyi konumda olmak istiyoruz"
Ümraniyespor Teknik Sorumlusu Levent Açıkgöz, ligin geri kalanında gelecek senenin planlamasına başlayıp, yeni sezonda daha iyi bir konumda olmak istediklerini söyledi. Trendyol 1. Lig’in 36. haftasında Ümraniyespor, konuk ettiği Vanspor FK’ya 2-1 mağlup oldu. Karşılaşma sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulunan Ümraniyespor Teknik Sorumlusu Levent Açıkgöz, "Bu maç bizim ligde kalmayı garantileyeceğimiz bir maçtı. Maça ona göre hazırlandık. Netice kaybettik ama rakibimizden gelen sonuçla da ligde kalmayı garantiledik. Geldiğimiz günden, ilk Sivas maçında bu zamana kadar oyuncularımızın göstermiş olduğun müthiş performansla ligde kalmayı başardık. Oyunla ilgili çok söyleyecek bir şeyim yok. Berabere de bitebilirdi. Çocuklarımız, fırsat verdiğimiz gençlerimiz ellerinden mücadeleyi de gösterdiler. İnşallah bundan sonra önümüzdeki senenin planlamasını yapmaya başlayıp, seneye daha iyi yerlerde, daha iyi konumda olmak istiyoruz" ifadelerini kullandı.
19 Nisan 2026 Pazar - 18:30
Merseyside derbisinde kazanan Liverpool
Liverpool, Premier Lig’in 33. haftasında Merseyside derbisinde deplasmanda Everton’ı son dakikalarda attığı golle 2-1 mağlup etti. Premier Lig’in 33. haftasında Everton ile Liverpool, Hill Dickinson Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Konuk ekip, Muhammed Salah’ın 29. dakikada attığı golle 1-0 öne geçti ve ilk yarı bu skorla tamamlandı. İkinci yarıda ev sahibi takım Beto’nun kaydettiği golle eşitliği yakaladı. Liverpool, 90+10. dakikada kullanılan köşe vuruşu sonrasında ceza sahası içinde Virgil van Dijk’ın kafa vuruşuyla attığı golle derbiden 2-1 galip ayrıldı. Bu sonuçla ligdeki 16. galibiyetini elde eden Liverpool, puanını 55’e çıkardı ve 5. sıradaki yerini korudu. Bu sezonki 12. yenilgisini alan Everton ise 47 puanda kaldı ve 10. sıraya geriledi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
Migros, gıda israfı azaltma hedefinin 5 yıl önüne geçti
Migros, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında gıda israfını azaltmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla, 2030 yılı taahhüdüne 2025 yılında ulaşmayı başardığını duyurdu. Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, gıda israfı azaltma hedeflerinin 5 yıl önüne geçtiklerini söyledi. Migros, gıdadaki kayıpların ve israfın azaltılması için ortaya koyduğu kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ekonomiye katkı sunmaya devam ediyor. Gıda imha tonajlarının gıda tedarik tonajına oranını 2030 yılına kadar 2018 baz yılına göre yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen şirket, 5 senede yüzde 55,36’lık bir azaltım elde etti ve böylece hedefine 5 yıl öncesinden ulaşmış oldu. 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılması sağlandı Şirket, yürüttüğü gıda israfıyla mücadele çalışmalarıyla bugüne kadar yaklaşık 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılmasını sağladı. Şirket, gıda israfıyla mücadele için operasyonel süreç ve araçların optimizasyonu, son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin indirimli satışı, gıda bağışı gibi birçok yöntem kullanıyor. Sadece 2025 yılında indirimli satış ile israf olmaktan kurtarılan gıdalarla 32 Migros Jet mağazasının yıllık cirosuna denk gelen bir tasarruf sağlayarak hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturdu. "Atığı önlemek için operasyonlarımızın tamamını gözden geçirdik" Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, "Gıda israfıyla mücadele çalışmalarımıza sipariş, stok ve lojistik süreçlerimiz başta olmak üzere operasyonlarımızın tümünü gözden geçirerek başladık. Tamamen kendi yazılımlarımız akıllı algoritmalar ile geçmiş satışlar, mevcut stoklar ve talep tahminlerini analiz edip sipariş miktarlarının doğru belirlenmesini sağladık. Böylece ilk etapta stoktan kaynaklanan kayıpların önüne geçtik. İndirim uygulamaları, gıda bankalarıyla iş birlikleri ve biyogaz çalışmaları sayesinde bugüne kadar 180 milyondan fazla öğünlük gıdanın kurtarılmasına katkı sağladık. Gıda atıklarının azaltılması için sadece kendi operasyonlarımızda değil, değer zincirinin tamamında çalışmalar yaptık" dedi. Önceliği her zaman israfı kaynağında azaltmaya verdiklerini belirten Bartın "Ürünün tarladan müşteriye ulaşma sürecinde perakendeciler tam ortada. Ürün arzının sürekliliğini sağlayabilme, sözleşmeli alımla üreticinin desteklenmesi ve ürünün perakendecilerle sanayii arasında tek elden dağılımı ile israfı azaltarak gıda fiyat artışlarıyla mücadelede önemli katkılar sağlayabiliriz. Tüketim sürecinde de küçülen aile yapılarına özel raftaki ürün segmentasyonun değişimi ile porsiyon bazlı dönüşüm, gıda israfının önlenmesinde hızlı adımlar atmamızı sağlayacak etmenler" dedi. Gıda hiyerarşisi ile israfla mücadele Yapılan açıklamaya göre şirket, gıda hiyerarşisini baz alarak gıdaların atık olmaması için son tüketim tarihi yaklaşan ürünler ile olgun meyve ve sebzeleri, mağazalarında yüzde 25, yüzde 50 ve yüzde 75 oranında indirimlerle müşterilerine sunuyor. ‘Gıdaya Saygı’ projesi kapsamında, dijital platformlar üzerinden gıda bankalarına ve sosyal marketlere yönlendiriyor. Sadece bağış çalışmaları ile bugüne kadar 30 bin tona yakın gıda ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Ayrıca, 2014 yılından bu yana yürütülen "Kalan Tazeler Küçük Dostlarımıza" projesi ile son kullanım tarihi aynı gün dolan gıdalar, dernekler vasıtasıyla barınaklara ulaştırılıyor ve hayvanların beslenmesine destek sağlanıyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
"Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa’yı geride bıraktı"
Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi. OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance’in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye’de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye’nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance’in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye’nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkat çeken Yusuf Ürey, "Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak "Mobil Bankacılık", "ATM", "Çağrı Merkezi", "Yüz Tanıma Sistemleri", "e-Cüzdan" ve "KYC" çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. "Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz" Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları "Tek Sözleşme" modelini şu sözlerle anlattı: "Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci ’Tek Sözleşme’ modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz." "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa’da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını "adaptasyon" olarak tanımlayan Ürey, "Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz" diye konuştu. "Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu" Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle konuştu: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye’nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya’nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:02
Eti Karam’ın yeni reklam yüzü Ulaş Tuna Astepe oldu
ETİ Karam, yeni reklam filmini duyurdu. Filmde, oyuncu Ulaş Tuna Astepe’nin ilk kez bir reklam projesinde kamera karşısına geçtiği belirtildi. Bitter çikolata kategorisinin önde gelen markalarından ETİ Karam, yeni reklam filmini duyurdu. Filmde; Ulaş Tuna Astepe meşhur Karam koltuğuna oturduğunda, aslında yönetmene hiç gerek olmadığını fark ediyor. Çünkü sahnenin gerçek yöneticisi ETİ Karam’ın kendisi oluyor. ETİ Karam, oyuncuyu yönlendirirken izleyiciye de alışılmışın dışında, çarpıcı bir anlatı sunuyor. Filmin finalinde ise Ulaş Tuna Astepe, "Çikolatanın hası, ETİ Karam hazzı" cümlesini kuruyor. Yapılan açıklamaya göre; Türkiye’nin en çok rating alan dizilerinden birinin başrol oyuncusu olan ve performansıyla büyük bir hayran kitlesi bulunan Ulaş Tuna Astepe, ilk reklam filmi anlaşmasını ETİ Karam ile yaptı. Astepe reklam filmiyle ilgili olarak "ETİ, çocukluğumdan beri mutluluğun paylaştıkça arttığını bana hissettirmiştir. Sevdiğim ve güvendiğim bir marka olan ETİ ile çalışmak benim için ayrı bir anlam taşıyor. İlk reklamımda doğru projede yer aldığımı bilmek önemliydi. ETİ Karam özel bir marka ve bana bu duyguyu çok güçlü bir şekilde yaşattı" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:58
Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar
İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:49
Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar
Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuk tanımazlığı dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan durumu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun, "Baştan sona bir hukuk tanımazlık var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık. 9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:48
İTO Başkanı Avdagiç: ’’Savaş kaynaklı enflasyon riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız’
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız." değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, "Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz." ifadelerini kullandı. "Fırsat penceresi bize konjonktürel değil, yapısal fırsatlar getiriyor" Türkiye’nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: "Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız." "Merkez Bankası’nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır" İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: "Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır." Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, "Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar" dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, "Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların oluşturduğu etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı. Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, "ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor" Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız." ifadelerini kullandı. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4,7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: "Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye’nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:43
Mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar: Üsküdar’da vatandaşların "hukuksuzluk" isyanı
Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuksuzluğu dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan hukuksuzluğu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun sürecin başından bu yana hukuksuzluk yaşandığını savunarak, "Baştan sona bir hukuksuzluk var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık.9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. (BAK-
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:33
Levent’teki terör saldırısı esnasında polisle alay eden 8 şüpheli adliyeye sevk edildi
İstanbul Levent’te meydana gelen terör saldırısı ve çatışma anlarını cep telefonuyla kaydederek polisle alay eden 7’si kadın 8 şüpheli, adliyeye sevk edildi. İstanbul Levent’te meydana gelen terör saldırısı ve polis noktasına düzenlenen silahlı saldırı sırasında, çevredeki bir plazada çalışan kişilerin polislerle alay ederek çektiği ve infiale yol açan görüntüler ile ilgili başlatılan soruşturmada 8 kişi gözaltına alınmıştı. Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alınan 7’si kadın 8 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Bayrampaşa Devlet Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçilen 8 şüpheli, Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’na sevk edildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:31
TAV Havalimanları’na ‘Great Place To Work’ sertifikası
TAV Havalimanları, iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi alanında çalışmalar yürüten Great Place To Work tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda bir kez daha sertifika almaya hak kazandı. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları, Great Place To Work Türkiye Enstitüsü tarafından yürütülen ve çalışan deneyimlerini temel alan değerlendirme süreci sonunda, "harika bir iş yeri" kriterlerini karşılayarak sertifikasını yeniledi. Sertifikalandırma sürecinde, çalışanlara uygulanan kapsamlı ve anonim anketlerle şirketin güven, takım ruhu ve çalışan bağlılığı gibi temel unsurları ölçümlendi. TAV Havalimanları’nın yanı sıra, grup bünyesindeki BTA, Havaş, TAV İşletme Hizmetleri ve TAV Technologies de Great Place To Work sertifikasına layık görüldü. TAV Havalimanları İnsan Kaynakları Grup Başkanı Melis Tunaveli, "TAV Havalimanları olarak yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Bugün, 8 ülkede işlettiğimiz 15 havalimanının yanı sıra iştiraklerimizle birlikte 30’dan fazla ülkede, 100’ü aşkın havalimanında varlık gösteriyoruz. Bu geniş operasyon ağının arkasında ise 45 bini aşkın çalışma arkadaşımızın bilgi birikimi bulunuyor. Gücümüzü insan kaynağımızdan alıyor, çalışan deneyimini kurumsal önceliklerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Çalışanlarımızın doğrudan geri bildirimlerine dayanan bu sertifika bizim için bir gurur kaynağı. Bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:24
Çekmecem’de Kitap Var’ın Konuğu Saba Tümer oldu
Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Çekmecem’de Kitap Var’ buluşmasının konuğu gazeteci ve sunucu Saba Tümer oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü yazar Bircan Usallı Silan’ın yaptığı söyleşide Saba Tümer, ‘Mutluluk 21 Günde’ adlı kitabını anlatarak Küçükçekmeceli kadınlarla samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Herkesin kendi hayatının yönetmeni olduğunu söyleyen Saba Tümer, ‘’Hepimiz kendi senaryomuzu kendimiz yazıyoruz ve ben buna çok dikkat ediyorum. Tabi ki de ilahi güç ve hayatın bir planı var ama bu plan çerçevesinde kendi planınla eşdeğer bir şekilde gitmek, keşke onu yapamasaydım demek yerine denedim olmadı. İyi ki yaptım demek ve keşkelerden sıyrılmak çok kıymetli. Kitapta da bunu yazdım başarısızlık diye bir şey yoktur bence. Başarısızlık Allah’ın bize yanlış yoldasın demesinin bir şeklidir. Bir şeyi deneyip deneyip olmuyorsa yolunu değiştirmelisin. Benim kariyerimde de aynı şey oldu. Ben ilk başta haber spikeriydim ve o dönemde en büyük hedefim ana haberleri sunmaktı. Ancak bir türlü olmadı, çok üzüldüm. Sonra hayat beni programcılığa götürdü. Aslında ben böyle kendim oldum, ana haber sunuculuğunda ısrar ediyormuşum ama benim planım aslında buymuş’’ dedi. ‘Çekmecem’de Kitap Var’ buluşmalarını çok başarılı bulduğunu ifade eden Saba Tümer, ‘’İyi ki gelmişim, çok güzel bir etkinlik oldu ve kadınlar bana çok güzel sorular sordular. Kitapların herkese ulaşması lazım. Ayrıca burada bir çocuk kütüphanesi kurulmuş, annelerin çocuklarıyla birlikte gelip kitap okuma alışkanlığı edinmesi adına çok güzel bir proje olmuş’’ diye konuştu. "Anne ve çocukların birlikte kitap okuyabileceği bir alan oluşturduk" Söyleşiye katılımdan dolayı Saba Tümer’e teşekkür ederek çiçek takdiminde bulunan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, ‘’Geçen ay düzenlenen "Çekmecem’de Kitap Var" buluşmasında bir söz vermiştik. Küçükçekmeceli kadınlar buraya çocuklarıyla birlikte geliyor ve kadınları kitaplarla buluşturduğumuz gibi çocukları da kitaplarla buluşturalım dedik. Sözümüzü tuttuk ve bu binada çocuk kütüphanesini açtık. Anne ve çocukların birlikte kitap okuyabileceği bir alan oluşturduk. Dolayısıyla bu kütüphaneye sadece programlarımız olduğunda değil her zaman çocuklarınızı getirin’’ diye konuştu.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:24
Hepsiburada süpürge kullanım alışkanlıklarını araştırdı
Bahar temizliği dönemi yaklaşırken Hepsiburada ve FutureBright’ın gerçekleştirdiği ‘Süpürge Kullanım Alışkanlıkları Araştırması’, tüketicilerin tercihlerini ortaya koydu. Cihazlar ailenin vazgeçilmez bir yardımcısı olurken kullanıcılar süpürgelerine isim de veriyor. Dikey süpürgelerin yüzde 43’ü ve robot süpürgelerin yüzde 31’i evin görünür köşelerinde sergilenirken, geleneksel modellerin yüzde 53’ü dolap içlerinde saklanıyor. Hepsiburada, FutureBright ile gerçekleştirdiği ‘Süpürge Kullanım Alışkanlıkları Araştırması’ verilerini paylaştı. Kullanıcıların temizlik rutinlerinden farklı süpürge türlerine yönelik tercihlerine kadar geniş bir kapsamda açıklanan sonuçlar, tüketicilerin bu dönemdeki ihtiyaçlarını ve teknoloji tercihlerini ortaya koyuyor. Modern yardımcılar vitrine, geleneksel modeller dolaba Araştırmaya göre; hanelerin çoğunda 1’den fazla süpürge türü bulunuyor ve her cihaz ev içinde farklı bir rol üstleniyor. Robot süpürgeler günlük temizliğin sessiz asistanları olarak görev yaparken, dikey şarjlı modeller acil durumlarda ilk tercih oluyor. Özellikle evcil hayvan sahiplerinde süpürge kullanımları artış gösteriyor. Modern tasarımlarıyla dikey süpürgelerin yüzde 43’ü ve robot süpürgelerin yüzde 31’i evin en görünür köşelerinde sergilenirken, geleneksel kablolu modeller ise dolap içlerinde saklanıyor. Katılımcıların yüzde 56’sı, tek bir cihazla devam etmek zorunda kalması durumunda pratikliği ve çok yönlülüğüyle dikey şarjlı süpürgeyi seçeceğini belirtiyor. Her 10 kişiden 1’inde ise 3 farklı süpürge türü birden bulunuyor. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer çıktısı ise süpürgelerin artık bir temizlik aracının ötesine geçmesi. İsim dahi verilen bu cihazlar, evin yükünü paylaşan vazgeçilmez yardımcılar haline dönüşmüş durumda. Süpürge değişiminde belirleyici arıza değil, inovasyon Satın alma motivasyonlarında da köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Katılımcıların yüzde 35’i süpürgesini arızalandığı için değil, daha yeni bir teknolojiyle tanıştığı için yeniliyor. Satın alma kararında performans beklentisi yüzde 39 oranıyla fiyatın önüne geçerken, her 10 kişiden 7’si ürünü almadan önce detaylı araştırma yapıyor. Karar sürecinde tanıdık tavsiyesi yüzde 38, e-ticaret platformlarındaki kullanıcı yorumları ise yüzde 36 oranında belirleyici rol oynuyor. Tüketiciler satın almadan önce detaylı bir araştırma yaptıklarında, aldıkları üründen çok daha fazla memnun kalıyorlar; hatta bu memnuniyet oranı yüzde 96 ile rekor bir seviyeye ulaşıyor. Cihaz bazında ise kullanıcılar beklentilerinin dikey süpürgelerde yüzde 86, robot süpürgelerde yüzde 85, kablolu modellerde ise yüzde 72 oranında karşılandığını belirtiyor. Süpürge alışverişlerinde e-ticareti seçen müşterilerin yüzde 52’si indirimli fiyatları, yüzde 51’i ise taksit avantajlarını bu tercihlerindeki temel sebep olarak gösteriyor. Önümüzdeki 6 ayda süpürge almayı planlayanların ilk tercihi ise yine dikey şarjlı modeller olarak öne çıkıyor. Bahar ayları satış trendlerini belirliyor Hepsiburada’nın satış verileri, tüketicilerin süpürge alışverişinde belirli dönemlere odaklandığını ortaya koyuyor. Baharın gelişiyle birlikte dikey süpürge kategorisine talep artıyor. Mart ayında Şubat’a oranla yüzde 31 büyüyen talep, Nisan ayında ise bir önceki aya göre yüzde 55’lik bir artış sergiliyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:20
Türk kamikaze dronları dünya arenasında
Türkiye’de insansız hava araçları alanında elde edilen başarı, yeni nesil kamikaze dron sistemleriyle farklı bir boyuta taşınıyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte savaş doktrinlerinin değişmesi, düşük maliyetli ve yüksek etkili FPV kamikaze dronlara olan ilgiyi artırırken, Türk savunma sanayisi bu alanda da sahneye çıkmaya hazırlanıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder