Yerel Haberler
İstanbul
Esenler Belediyesinin faaliyet raporuna tam not
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:47 Esenler Belediyesinin faaliyet raporuna tam not Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, 2025 yılı Faaliyet Raporu’nu Belediye Meclisi’nde açıkladı. Faizsiz belediyecilik anlayışı, gelir fazlası bütçe yönetimi, güçlü öz kaynak yapısı ve şeffaf ihale süreçlerinin öne çıktığı sunumda Göksu, kentsel dönüşüm çalışmaları ve vatandaş memnuniyetine de vurgu yaptı. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, 2025 yılı Faaliyet Raporu’nu Belediye Meclisi’nde kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda sunum yapan Göksu, Türkiye’de örnek belediyecilik hizmetlerine imza attıklarını ve Esenler’in talihini ve talihini değiştiren bir yönetim anlayışıyla çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti. Sunumda, faizsiz belediyecilik, geliri giderden fazla bütçe, öz kaynak gelirlerinin yüksekliği, ihalelerin şeffaflığı, kentsel dönüşüm ve vatandaş memnuniyeti ön plana çıktı. Sıfır faizle hizmet üreten model Faaliyet raporunun en önemli açıklamalarından biri Esenler Belediyesi’nin "faizsiz belediyecilik" anlayışıyla hiçbir faiz ödemeden hizmet üreten bir model ortaya koyması oldu. Başkan Göksu, belediye bütçesinden hiç faiz ödemesinin yapılmadığını, bu konuda önemli bir çalışmaya imza attıklarını söyledi. Giderinden fazla gelir üreten mali yapı Esenler Belediye Başkanı Göksu belediyenin gelirinin gideri karşılama oranı yüzde 106,72’ye ulaştığını da açıkladı. Bu oranla Esenler Belediyesinin giderinden fazla gelir üreten güçlü bir mali yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. Gelirler öz kaynaktan Belediyenin bütçe yapısına ilişkin de bilgi veren Göksu, gelirlerin yaklaşık yüzde 70’inin öz gelirlerden oluştuğunu, yalnızca yüzde 30’unun diğer kaynaklardan sağlandığını belirtti. Ayrıca belediyenin taşınmaz varlığının 192 milyar TL seviyesine ulaştığını açıkladı. İhalelerin yüzde 99.3’ü açık ihale Şeffaflık konusunda da dikkat çeken Başkan Tevfik Göksu, Esenler Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ihalelerin yüzde 99,3’ünün açık ihale yöntemiyle yapıldığını, yalnızca yüzde 0,7’sinin doğrudan temin yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Başkan Göksu Belediye kanununda yer alan yüzde 10’luk doğrudan temin sınırına yaklaşılmadığını belirterek bu tablonun hesap verebilir ve şeffaf yönetim anlayışının bir sonucu olduğunu vurguladı. Bir yılda 2 bin 65 iş kalemi Esenler Belediyesinin bir yıl içinde toplam 2 bin 65 iş kalemini hayata geçirdiğini belirten Göksu, performans hedeflerinin yüzde 97,63 oranında gerçekleştirildiğini de dile getirdi. Kentsel dönüşüme 112 milyar lira Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesini hayata geçirdiklerini ve bugüne kadar Esenler’de 65 bin konutun dönüştürüldüğünü açıklayan Esenler Belediye Başkanı Göksu, bu süreçte toplam 112 milyar TL’lik yatırım yapıldığını ifade etti. Göksu, dönüşüm projeleriyle birlikte otopark yatırımları ve "güvenli şehir" uygulamalarıyla da ilçenin çehresinin önemli ölçüde değiştiğini kaydetti. Vatandaş memnuniyeti yüzde 98,73 Faaliyet raporu sunumunda önemli bir araştırmaya da dikkat çeken Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu "Yapılan araştırmalara ve Esenler Belediyesi Toplumsal İletişim Merkezi verilerimize göre vatandaşlarımızın memnuniyet oranı yüzde 98,73 seviyesine ulaştı. Bu sonuç ilçemizde gerçekleştirdiğimiz belediyecilik hizmetlerinin sahadaki karşılığını gösteriyor" şeklinde konuştu. Esenler Belediyesi tüm denetimlerden geçti Esenler Belediyesinin her daim denetlendiğini de ifade eden ve bu denetim süreçlerinden de başarıyla geçtiğini belirten Göksu, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Sayıştay denetimlerinden, 2024 yılında ise 2020 - 2024 yıllarını kapsayan Mülkiye Müfettişleri teftişinden geçtiklerini, 2025 yılı içerisinde de Sayıştay denetimlerinin tamamlandığını ifade etti.
İş Bankası’ndan dijital turizm platformu
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:23 İş Bankası’ndan dijital turizm platformu Türkiye İş Bankası ve iştiraki Softtech iş birliğiyle geliştirilen FINinTEK Dijital Turizm Platformu; acenteleri, otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir dijital çatı altında buluşturuyor. Turizm; doğası, tarihi ve kültürel mirası, sağlık, gastronomi, kongre, yayla ve kış turizmi gibi alanlarda sahip olduğu güçlü potansiyeli ile Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alıyor. Sektörün taşıdığı potansiyelin sürdürülebilir büyümeye daha fazla katkı sağlayabilmesi için süreçlerin, verimliliği artıracak ve değişen ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde bütüncül yöntemlerle teknolojiyle, dijital uygulamalarla entegre olması önemli. Turizmi stratejik öncelikleri arasında gören Türkiye İş Bankası da iştiraki Softtech ile birlikte FINinTEK Dijital Turizm Platformu’nu geliştirdi. Acentelerin ana firma olarak konumlandırıldığı platform, ilk olarak Setur ile hayata geçirildi. Acentelerle otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir çatı altında buluşturan platform, tarafların işlemlerini uçtan uca dijital olarak tek bir yerden yürütmelerini sağlıyor. FINinTEK’in tanıtımı, Türkiye’de bir ilk olan İş Bankası’nın Antalya’da açtığı Turizm İhtisas Şubesi’nde gerçekleştirildi. Maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek Yapılan açıklamaya göre, kapalı bir ekosistem yapısıyla faaliyet gösterecek olan Platforma otellerin başvuruları, acente onayı ve kontrolünün ardından Bankaya iletilecek. Böylelikle hem acenteler çekle ön ödeme yapma maliyetinden kurtularak süreçlerini daha verimli hale getirecek hem de tüm akışın dijital ortamdan takip edilmesi sağlanmış olacak. Platforma özel hazırlanacak kampanyalar ile oteller, acente garantörlüğü ya da alacak temlikiyle finansmana ulaşırken, acentelerin otellere yapacağı sezon öncesi avanslar ve yurt dışından sağlanacak finansal kaynaklar da Platform üzerinden sunulabilecek. Taraflar arasındaki iş akışlarını hızlandıran Platform ile operasyonel maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek. "Turizmde dijital ürün ve hizmetler için hazır bir altyapı" Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizm ekosistemindeki paydaşların süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren FINinTEK’in, bundan sonra açık bankacılık ve servis bankacılığı uygulamalarıyla geliştirecekleri dijital ürün ve hizmetler için de güçlü bir altyapı sunduğunu söyledi. Turizmin ülkemiz ekonomisi için sadece gelir kalemi değil stratejik kaldıraç alanlarından biri olduğunun altını çizen Yılmaz, "Sektör; istihdamın geniş tabana yayılmasından döviz girdisiyle cari açığın daraltılmasına, bölgesel kalkınmaya kadar ekonomik aktivitenin kritik direnç noktalarından biri haline geldi. Biz de bir taraftan turizme yönelik finansal destek mekanizmalarımızı genişletirken bir taraftan da sektörün güven ve hıza dayalı dijital dönüşümünde daha fazla rol üstlenmek istiyoruz. FINinTEK’in finans ve teknolojiyi bir araya getiren dijital altyapısıyla turizm sektörüne daha fazla katkı sağlayacağımıza inanıyoruz" dedi.
Migros, gıda israfı azaltma hedefinin 5 yıl önüne geçti
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20 Migros, gıda israfı azaltma hedefinin 5 yıl önüne geçti Migros, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında gıda israfını azaltmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla, 2030 yılı taahhüdüne 2025 yılında ulaşmayı başardığını duyurdu. Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, gıda israfı azaltma hedeflerinin 5 yıl önüne geçtiklerini söyledi. Migros, gıdadaki kayıpların ve israfın azaltılması için ortaya koyduğu kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ekonomiye katkı sunmaya devam ediyor. Gıda imha tonajlarının gıda tedarik tonajına oranını 2030 yılına kadar 2018 baz yılına göre yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen şirket, 5 senede yüzde 55,36’lık bir azaltım elde etti ve böylece hedefine 5 yıl öncesinden ulaşmış oldu. 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılması sağlandı Şirket, yürüttüğü gıda israfıyla mücadele çalışmalarıyla bugüne kadar yaklaşık 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılmasını sağladı. Şirket, gıda israfıyla mücadele için operasyonel süreç ve araçların optimizasyonu, son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin indirimli satışı, gıda bağışı gibi birçok yöntem kullanıyor. Sadece 2025 yılında indirimli satış ile israf olmaktan kurtarılan gıdalarla 32 Migros Jet mağazasının yıllık cirosuna denk gelen bir tasarruf sağlayarak hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturdu. "Atığı önlemek için operasyonlarımızın tamamını gözden geçirdik" Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, "Gıda israfıyla mücadele çalışmalarımıza sipariş, stok ve lojistik süreçlerimiz başta olmak üzere operasyonlarımızın tümünü gözden geçirerek başladık. Tamamen kendi yazılımlarımız akıllı algoritmalar ile geçmiş satışlar, mevcut stoklar ve talep tahminlerini analiz edip sipariş miktarlarının doğru belirlenmesini sağladık. Böylece ilk etapta stoktan kaynaklanan kayıpların önüne geçtik. İndirim uygulamaları, gıda bankalarıyla iş birlikleri ve biyogaz çalışmaları sayesinde bugüne kadar 180 milyondan fazla öğünlük gıdanın kurtarılmasına katkı sağladık. Gıda atıklarının azaltılması için sadece kendi operasyonlarımızda değil, değer zincirinin tamamında çalışmalar yaptık" dedi. Önceliği her zaman israfı kaynağında azaltmaya verdiklerini belirten Bartın "Ürünün tarladan müşteriye ulaşma sürecinde perakendeciler tam ortada. Ürün arzının sürekliliğini sağlayabilme, sözleşmeli alımla üreticinin desteklenmesi ve ürünün perakendecilerle sanayii arasında tek elden dağılımı ile israfı azaltarak gıda fiyat artışlarıyla mücadelede önemli katkılar sağlayabiliriz. Tüketim sürecinde de küçülen aile yapılarına özel raftaki ürün segmentasyonun değişimi ile porsiyon bazlı dönüşüm, gıda israfının önlenmesinde hızlı adımlar atmamızı sağlayacak etmenler" dedi. Gıda hiyerarşisi ile israfla mücadele Yapılan açıklamaya göre şirket, gıda hiyerarşisini baz alarak gıdaların atık olmaması için son tüketim tarihi yaklaşan ürünler ile olgun meyve ve sebzeleri, mağazalarında yüzde 25, yüzde 50 ve yüzde 75 oranında indirimlerle müşterilerine sunuyor. ‘Gıdaya Saygı’ projesi kapsamında, dijital platformlar üzerinden gıda bankalarına ve sosyal marketlere yönlendiriyor. Sadece bağış çalışmaları ile bugüne kadar 30 bin tona yakın gıda ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Ayrıca, 2014 yılından bu yana yürütülen "Kalan Tazeler Küçük Dostlarımıza" projesi ile son kullanım tarihi aynı gün dolan gıdalar, dernekler vasıtasıyla barınaklara ulaştırılıyor ve hayvanların beslenmesine destek sağlanıyor.
"Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa’yı geride bıraktı"
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20 "Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa’yı geride bıraktı" Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi. OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance’in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye’de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye’nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance’in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye’nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkat çeken Yusuf Ürey, "Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak "Mobil Bankacılık", "ATM", "Çağrı Merkezi", "Yüz Tanıma Sistemleri", "e-Cüzdan" ve "KYC" çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. "Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz" Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları "Tek Sözleşme" modelini şu sözlerle anlattı: "Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci ’Tek Sözleşme’ modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz." "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa’da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını "adaptasyon" olarak tanımlayan Ürey, "Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz" diye konuştu. "Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu" Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle konuştu: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye’nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya’nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:58 Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:49 Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuk tanımazlığı dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan durumu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun, "Baştan sona bir hukuk tanımazlık var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık. 9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.