Yerel Haberler
İstanbul
Sanık Karaoğlu: "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur" 20 Nisan 2026 Pazartesi - 21:21:10 ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 24. oturumunda, İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu savunma yaptı. İddianamede örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ifade edilen Karaoğlu, "Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 24. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada geçtiğimiz cuma günü savunma yapan Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Akyüz’ün çapraz sorgusu yapıldı. Sanık avukatının savunmasının ardından İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Elçin Karaoğlu’nun savunmasına geçildi. İddianamede Karaoğlu’nın örgütün kuruluşundan itibaren içerisinde yer aldığı ve sosyal yardım adı altında rüşvet olarak temin edilen hediye çeklerinin organizasyonunu yürüttüğü belirtilmişti. Karaoğlu’nun rüşvet alınması muhtemel iş adamlarının dosyalarını resmi görevi olmayan ve doğrudan örgüt lideri adına hareket eden Yakup Öner’e gönderdiği de aktarılmıştı. İBB Boğaziçi İmar Müdürü tutuklu sanık Karaoğlu, savunmasında görevi boyunca alnının akıyla çalıştığını belirterek, "Bu sürede imar müdürü olmamın ötesinde bir üst yönetimde yer almadım. Kimsenin adamı olmadım, kimsenin torpili ve referansıyla bir yerlere gelmedim. Ben siyasetçi değilim, kamu görevlisiyim. Alnıma leke sürecek en küçük bir hususla karşı karşıya kalmadım. Böylesine asılsız suçlamalarla, iftiralarla karşı karşıya bırakıldığım Boğaziçi İmar Müdürlüğümle ilgili hiçbir ihmali ve suçlamayı kabul etmiyorum. Aksine görevim boyunca dönem dönem tehdit edildim, 7 yaşındaki kızımla tehdit edildim. Benim ve müdürlüğümün yaptığı işlemlerde hiçbir eksiklik, ihmal veya yanlış bir durum yoktur. Örgüt üyesi olduğum ileri sürülüyor, kimseden talimat almadım, örgüt üyesi değilim. Talimatı ilgili yasadan aldım. Örgüt denilen yapılanma nedir açıkçası burada onu da anlamadım. 26 yıl görev aldığım belediye teşkilatları mıdır suç örgütü? Belediye personeli midir?" dedi. Duruşma, sanık avukatının savunması ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 20:34 1905 GSYİAD 25. Yıl Belgeseli’nin galası yapıldı 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GSYİAD), 25. yıl dönümü vesilesiyle hazırlanan belgesel filmin galası düzenlendi. İstanbul’da bir AVM’de düzenlenen gala gecesine, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, eski Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, yönetim kurulu üyeleri ve GSYİAD üyeleri katıldı. Burada bir konuşma yapan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek, "GSYİAD’ın Galatasaray Spor Kulübü ile olan ilişkisinin, bağlılığının kelimelerle ifade edilmesi mümkün değil. Başkanlık yaptığım süre içinde her zaman yönetimin yanında yer aldılar. Her zaman Galatasaray’ın dertleriyle dertlendiler, her zaman Galatasaray’a daha fazla ne yapabilirizin peşinde koştular. Onun için GSYİAD’ın bütün üyelerine, Galatasaray’a verdikleri destekten dolayı da büyük bir teşekkür gönderiyorum. İyi ki varlar. Yönetimde olduğum zamanlarda, başkanlık yaptığım dönemlerde her zaman GSYİAD ile beraber çözüm arayışında olduk. Her zaman GSYİAD’ın desteğini yakınımızda en kuvvetli şekilde hissettik. Dolayısıyla buradaki üye kardeşlerimin, iş adamı, iş insanlarının, yöneticilerinin hepsinin ellerine sağlık diyorum" cümlelerine yer verdi. "Galatasaray, geçmişten gelen projelerle büyümek yolundadır" Galatasaray’ın, GSYİAD gibi paydaşlarının ve destekçilerinin olmasının çok önemli olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Özbek, "Zor dönemlerden geçiyoruz. Neyle uğraştığımızı, neyle karşılaştığımızı anlatmaya gerek yok, hepimiz fiilen içinde yaşıyoruz. Burada bizi kuvvetli kılan tek bir şey var: camianın birlikte olması ve oluşturduğumuz sevgi ikliminin, birbirimizi sevmenin devam etmesi. Bütün projelerimizde, yaptığımız her işte bunun faydasını görüyoruz. Galatasaray, özellikle bu sene ve geçtiğimiz senelerde de geçmişten gelen projelerle büyümek yolundadır. Bu yolda çok büyük ilerlemeler kaydetmiştir" dedi. "Galatasaray’ın büyüyerek yoluna devam etmesi, birlikteliğimizin ve beraberliğimizin bir eseridir" 23 Nisan’da RAMS Park’ta güzel bir etkinlik yapacaklarını söyleyen Dursun Özbek, "23 Nisan’ı stadımızda çocuklarımızla beraber kutlayacağız. Aynı zamanda da bir temel atma törenimiz var. Bu törene hepiniz davetlisiniz. Çünkü bu yaptığımız proje, Aslantepe Vadisi projesi, Galatasaray’ın önümüzdeki 100 yılını şekillendirecek projelerden bir tanesi. Basketbol salonumuz, voleybol salonumuz, salon sporlarına hizmet edecek muhtelif salonlar, yüzme havuzumuz; yani bütün amatör sporlarımızı bir çatı altında topluyoruz. Onun için önümüzdeki 3 yılı alacak bu proje, sizlerin de desteğiyle daha kısa sürede bitirmek için elimizden geleni yapacağız. Galatasaray’ın büyüyerek yoluna devam etmesi, Galatasaray’ın artık Türkiye’nin sınırlarını aşan global bir marka olma özelliğini daha da yukarılara taşıması gerçekten birlikteliğimizin ve beraberliğimizin bir eseridir. Hiç eksilmeden, hiç kuvvetten düşmeden bu yolda ilerlemeye hep beraber devam etmemiz gerektiğine inanıyorum. Çünkü biliyorsunuz bizde yukarı çıkanı aşağı çekmek gibi bir şey var, bir usul var, bir tarz var. Ama hiç bundan etkilenmeden, hiç bunu dikkate almadan hep beraber bu işaret ettiğimiz, koyduğumuz yolda yürüyeceğiz" şeklinde konuştu. "26. şampiyonluk da inşallah hep beraber gelecek" GSYİAD’ın 25 yılda çok önemli bir yere geldiğini aktaran Dursun Özbek, "25. yıl da anlamlı bir yıl aslında Galatasaray’ın şampiyonluk sayısında. Demek ki GSYİAD’ın her yılı için Galatasaray’ın bir şampiyonluğu var. Sırada ne var şimdi? 2026 yılındayız, 26. şampiyonluk da inşallah hep beraber gelecek. Bu hazırlanan güzel filmi beraber izleyeceğiz. Gerçekten filmin içeriğini biraz biliyorum, GSYİAD’ın 25 yıldır nereden nereye geldiğini Murat kardeşim de çok güzel ifade etti zaten; bir başarı öyküsü. İnşallah yüzyıllar boyunca devam edecek, Galatasaray’a desteğine devam edecek ve birlik beraberliğimizin bir simgesi olarak her zaman bizlere hizmet edecektir" ifadelerini kullandı. Sancaktar: "Bu eser aracılığıyla gelecek nesillere güçlü bir başarı hikayesi bırakmış olacağız" Çeyrek asırlık yolculuğu hep birlikte kutlamak için bir araya geldiklerini belirten 1905 Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği (GSYİAD) Başkanı Murat Sancaktar ise, "Hepimizin bir parçası olduğu bu büyük tarihe birlikte tanıklık edecek olmak bizler için çok büyük bir gurur. İşte bu duyguyla sizler için çok özel bir belgesel hazırladık. Bu çalışmaya kulüp başkanlarımız, hocalarımız, dernek başkanlarımız, müdürümüz, sporcularımız, basın mensuplarımız ve değerli isimlerimiz çok kıymetli katkılarda bulundular. Kulübümüze ve derneğimize emek vermiş pek çok saygın ismin Galatasaray ve GSYİAD’a dair anılarını, duygularını ve sevdalarını dinleyeceğiz. Bu eser aracılığıyla gelecek nesillere güçlü bir başarı hikayesi bırakmış olacağız. Aynı zamanda istenildiğinde nerelerden nerelere gelinebileceğine hep birlikte bir kez daha şahit olacağız. Bu mirası Galatasaray sevdalılarıyla paylaşmak en büyük arzumuzdur. Bizim için son derece kıymetli olan bu çalışma ile gümüş yılımıza da anlamlı bir şekilde taçlandırmış olduk" diye konuştu. "Önümüzde daha yürüyecek çok yol, birlikte yazılacak çok başarı var" Belgeselde emeği geçenlere teşekkür eden Murat Sancaktar, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Biz 25 yıl boyunca sadece organizasyon yapmadık, sadece toplantılar düzenlemedik, sadece katkı sunmadık. Aynı zamanda bir kültür inşa ettik. Galatasaray söz konusu olduğunda aynı duyguda buluşan insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve bugün geldiğimiz noktada şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: GSYİAD, Galatasaray’ın yanında duran bir destek gücü olmanın ötesine geçmiş, Galatasaray’a güven veren, camiasına moral veren ve örnek olan güçlü bir kuruma dönüşmüştür. Ama en önemlisi şudur; biz hala ilk günkü heyecanla buradayız. Aynı sevdayla, aynı amaçla, aynı bağlılıkla. Bu belgesel neler yaşadığımızı, hangi anlara tanıklık ettiğimizi, hangi gururları paylaştığımızı hatırlatacak ve bize şunu da söyleyecek: önümüzde daha yürüyecek çok yol, gerçekleştirecek çok hedef ve birlikte yazılacak çok başarı var. Yan yana, omuz omuza 25 yıldır birlikte. Nice çeyrek asırlara, yarım yüzyıllara, yüzyıllara... İyi ki varsın GSYİAD, yaşasın Galatasaray." Konuşmaların ardından 1905 GSYİAD 25. Yıl Belgeseli’nin gösterimi gerçekleşti.
Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:58 Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:49 Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuk tanımazlığı dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan durumu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun, "Baştan sona bir hukuk tanımazlık var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık. 9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
İTO Başkanı Avdagiç: ’’Savaş kaynaklı enflasyon riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız’
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:48 İTO Başkanı Avdagiç: ’’Savaş kaynaklı enflasyon riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız’ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız." değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, "Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz." ifadelerini kullandı. "Fırsat penceresi bize konjonktürel değil, yapısal fırsatlar getiriyor" Türkiye’nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: "Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız." "Merkez Bankası’nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır" İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: "Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır." Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, "Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar" dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, "Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların oluşturduğu etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı. Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, "ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor" Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız." ifadelerini kullandı. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4,7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: "Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye’nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz."
Mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar: Üsküdar’da vatandaşların "hukuksuzluk" isyanı
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:43 Mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar: Üsküdar’da vatandaşların "hukuksuzluk" isyanı Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuksuzluğu dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan hukuksuzluğu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun sürecin başından bu yana hukuksuzluk yaşandığını savunarak, "Baştan sona bir hukuksuzluk var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık.9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. (BAK-
TAV Havalimanları’na ‘Great Place To Work’ sertifikası
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:31 TAV Havalimanları’na ‘Great Place To Work’ sertifikası TAV Havalimanları, iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi alanında çalışmalar yürüten Great Place To Work tarafından gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda bir kez daha sertifika almaya hak kazandı. Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye’nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları, Great Place To Work Türkiye Enstitüsü tarafından yürütülen ve çalışan deneyimlerini temel alan değerlendirme süreci sonunda, "harika bir iş yeri" kriterlerini karşılayarak sertifikasını yeniledi. Sertifikalandırma sürecinde, çalışanlara uygulanan kapsamlı ve anonim anketlerle şirketin güven, takım ruhu ve çalışan bağlılığı gibi temel unsurları ölçümlendi. TAV Havalimanları’nın yanı sıra, grup bünyesindeki BTA, Havaş, TAV İşletme Hizmetleri ve TAV Technologies de Great Place To Work sertifikasına layık görüldü. TAV Havalimanları İnsan Kaynakları Grup Başkanı Melis Tunaveli, "TAV Havalimanları olarak yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Bugün, 8 ülkede işlettiğimiz 15 havalimanının yanı sıra iştiraklerimizle birlikte 30’dan fazla ülkede, 100’ü aşkın havalimanında varlık gösteriyoruz. Bu geniş operasyon ağının arkasında ise 45 bini aşkın çalışma arkadaşımızın bilgi birikimi bulunuyor. Gücümüzü insan kaynağımızdan alıyor, çalışan deneyimini kurumsal önceliklerimizin merkezine yerleştiriyoruz. Çalışanlarımızın doğrudan geri bildirimlerine dayanan bu sertifika bizim için bir gurur kaynağı. Bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımıza içtenlikle teşekkür ediyorum" dedi.
Çekmecem’de Kitap Var’ın Konuğu Saba Tümer oldu
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:24 Çekmecem’de Kitap Var’ın Konuğu Saba Tümer oldu Küçükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Çekmecem’de Kitap Var’ buluşmasının konuğu gazeteci ve sunucu Saba Tümer oldu. Sefaköy Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü yazar Bircan Usallı Silan’ın yaptığı söyleşide Saba Tümer, ‘Mutluluk 21 Günde’ adlı kitabını anlatarak Küçükçekmeceli kadınlarla samimi bir sohbet gerçekleştirdi. Herkesin kendi hayatının yönetmeni olduğunu söyleyen Saba Tümer, ‘’Hepimiz kendi senaryomuzu kendimiz yazıyoruz ve ben buna çok dikkat ediyorum. Tabi ki de ilahi güç ve hayatın bir planı var ama bu plan çerçevesinde kendi planınla eşdeğer bir şekilde gitmek, keşke onu yapamasaydım demek yerine denedim olmadı. İyi ki yaptım demek ve keşkelerden sıyrılmak çok kıymetli. Kitapta da bunu yazdım başarısızlık diye bir şey yoktur bence. Başarısızlık Allah’ın bize yanlış yoldasın demesinin bir şeklidir. Bir şeyi deneyip deneyip olmuyorsa yolunu değiştirmelisin. Benim kariyerimde de aynı şey oldu. Ben ilk başta haber spikeriydim ve o dönemde en büyük hedefim ana haberleri sunmaktı. Ancak bir türlü olmadı, çok üzüldüm. Sonra hayat beni programcılığa götürdü. Aslında ben böyle kendim oldum, ana haber sunuculuğunda ısrar ediyormuşum ama benim planım aslında buymuş’’ dedi. ‘Çekmecem’de Kitap Var’ buluşmalarını çok başarılı bulduğunu ifade eden Saba Tümer, ‘’İyi ki gelmişim, çok güzel bir etkinlik oldu ve kadınlar bana çok güzel sorular sordular. Kitapların herkese ulaşması lazım. Ayrıca burada bir çocuk kütüphanesi kurulmuş, annelerin çocuklarıyla birlikte gelip kitap okuma alışkanlığı edinmesi adına çok güzel bir proje olmuş’’ diye konuştu. "Anne ve çocukların birlikte kitap okuyabileceği bir alan oluşturduk" Söyleşiye katılımdan dolayı Saba Tümer’e teşekkür ederek çiçek takdiminde bulunan Küçükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı İlyas Dikici, ‘’Geçen ay düzenlenen "Çekmecem’de Kitap Var" buluşmasında bir söz vermiştik. Küçükçekmeceli kadınlar buraya çocuklarıyla birlikte geliyor ve kadınları kitaplarla buluşturduğumuz gibi çocukları da kitaplarla buluşturalım dedik. Sözümüzü tuttuk ve bu binada çocuk kütüphanesini açtık. Anne ve çocukların birlikte kitap okuyabileceği bir alan oluşturduk. Dolayısıyla bu kütüphaneye sadece programlarımız olduğunda değil her zaman çocuklarınızı getirin’’ diye konuştu.
Hepsiburada süpürge kullanım alışkanlıklarını araştırdı
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:24 Hepsiburada süpürge kullanım alışkanlıklarını araştırdı Bahar temizliği dönemi yaklaşırken Hepsiburada ve FutureBright’ın gerçekleştirdiği ‘Süpürge Kullanım Alışkanlıkları Araştırması’, tüketicilerin tercihlerini ortaya koydu. Cihazlar ailenin vazgeçilmez bir yardımcısı olurken kullanıcılar süpürgelerine isim de veriyor. Dikey süpürgelerin yüzde 43’ü ve robot süpürgelerin yüzde 31’i evin görünür köşelerinde sergilenirken, geleneksel modellerin yüzde 53’ü dolap içlerinde saklanıyor. Hepsiburada, FutureBright ile gerçekleştirdiği ‘Süpürge Kullanım Alışkanlıkları Araştırması’ verilerini paylaştı. Kullanıcıların temizlik rutinlerinden farklı süpürge türlerine yönelik tercihlerine kadar geniş bir kapsamda açıklanan sonuçlar, tüketicilerin bu dönemdeki ihtiyaçlarını ve teknoloji tercihlerini ortaya koyuyor. Modern yardımcılar vitrine, geleneksel modeller dolaba Araştırmaya göre; hanelerin çoğunda 1’den fazla süpürge türü bulunuyor ve her cihaz ev içinde farklı bir rol üstleniyor. Robot süpürgeler günlük temizliğin sessiz asistanları olarak görev yaparken, dikey şarjlı modeller acil durumlarda ilk tercih oluyor. Özellikle evcil hayvan sahiplerinde süpürge kullanımları artış gösteriyor. Modern tasarımlarıyla dikey süpürgelerin yüzde 43’ü ve robot süpürgelerin yüzde 31’i evin en görünür köşelerinde sergilenirken, geleneksel kablolu modeller ise dolap içlerinde saklanıyor. Katılımcıların yüzde 56’sı, tek bir cihazla devam etmek zorunda kalması durumunda pratikliği ve çok yönlülüğüyle dikey şarjlı süpürgeyi seçeceğini belirtiyor. Her 10 kişiden 1’inde ise 3 farklı süpürge türü birden bulunuyor. Araştırmanın dikkat çeken bir diğer çıktısı ise süpürgelerin artık bir temizlik aracının ötesine geçmesi. İsim dahi verilen bu cihazlar, evin yükünü paylaşan vazgeçilmez yardımcılar haline dönüşmüş durumda. Süpürge değişiminde belirleyici arıza değil, inovasyon Satın alma motivasyonlarında da köklü bir dönüşüm yaşanıyor. Katılımcıların yüzde 35’i süpürgesini arızalandığı için değil, daha yeni bir teknolojiyle tanıştığı için yeniliyor. Satın alma kararında performans beklentisi yüzde 39 oranıyla fiyatın önüne geçerken, her 10 kişiden 7’si ürünü almadan önce detaylı araştırma yapıyor. Karar sürecinde tanıdık tavsiyesi yüzde 38, e-ticaret platformlarındaki kullanıcı yorumları ise yüzde 36 oranında belirleyici rol oynuyor. Tüketiciler satın almadan önce detaylı bir araştırma yaptıklarında, aldıkları üründen çok daha fazla memnun kalıyorlar; hatta bu memnuniyet oranı yüzde 96 ile rekor bir seviyeye ulaşıyor. Cihaz bazında ise kullanıcılar beklentilerinin dikey süpürgelerde yüzde 86, robot süpürgelerde yüzde 85, kablolu modellerde ise yüzde 72 oranında karşılandığını belirtiyor. Süpürge alışverişlerinde e-ticareti seçen müşterilerin yüzde 52’si indirimli fiyatları, yüzde 51’i ise taksit avantajlarını bu tercihlerindeki temel sebep olarak gösteriyor. Önümüzdeki 6 ayda süpürge almayı planlayanların ilk tercihi ise yine dikey şarjlı modeller olarak öne çıkıyor. Bahar ayları satış trendlerini belirliyor Hepsiburada’nın satış verileri, tüketicilerin süpürge alışverişinde belirli dönemlere odaklandığını ortaya koyuyor. Baharın gelişiyle birlikte dikey süpürge kategorisine talep artıyor. Mart ayında Şubat’a oranla yüzde 31 büyüyen talep, Nisan ayında ise bir önceki aya göre yüzde 55’lik bir artış sergiliyor.
Kısa video bağımlılığı ile bağlanma kaygısı arasında ilişki bulundu
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:18 Kısa video bağımlılığı ile bağlanma kaygısı arasında ilişki bulundu Çin’de yapılan bir araştırma, bağlanma kaygısı yaşayan bireylerde kısa video bağımlılığı riskinin arttığını ortaya koydu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, gençlerde dijital içerik tüketiminin yalnızca ekran süresiyle değil duygusal ve bilişsel süreçlerle de ilişkili olduğunu söyledi. Sosyal medya platformlarında hızla yayılan kısa videoların özellikle gençler arasında bağımlılık riskini artırdığına yönelik bilimsel çalışmalar artıyor. Çin’de Anhui Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Beşeri Bilimler Fakültesi’nde yürütülen ve Frontiers in Psychology dergisinde yayımlanan bir araştırma, kısa video bağımlılığının psikolojik kökenlerine dikkat çekti. Yürütülen çalışmada, bağlanma kaygısı ile kısa video bağımlılığı arasındaki ilişki incelendi. Araştırmada 18-22 yaş arasındaki 342 üniversite öğrencisinin verileri değerlendirilerek bağlanma kaygısı, dikkat kontrolü ve duyguları tanımlama güçlüğü (aleksitimi) gibi faktörlerin bağımlılık üzerindeki etkileri analiz edildi. Araştırma sonuçları, bağlanma kaygısı yüksek bireylerde kısa video bağımlılığı gelişme riskinin daha fazla olduğunu gösterdi. Ayrıca dikkat kontrolünün zayıf olması ve duyguları ifade etmede yaşanan güçlüklerin bu ilişkiyi güçlendirdiği tespit edildi. "Duygusal düzenleme zorlukları bağımlılığı tetikleyebilir" Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Umut Balatacı, kısa video içeriklerinin hızlı ve yoğun uyarıcı yapısının özellikle gençler için risk oluşturabileceğini belirtti. Dr. Balatacı, "Kısa videolar çok kısa sürede yoğun uyaran sunar ve beynin ödül mekanizmasını hızlı biçimde aktive eder. Bu nedenle özellikle duygusal düzenleme güçlüğü yaşayan gençlerde bu içeriklere yönelme daha kolay olabilir" dedi. Araştırmada dikkat kontrolünün önemli bir rol oynadığını belirten Balatacı, "Odaklanma becerisi güçlü olan gençlerin, bağlanma kaygısı gibi duygusal zorluklar yaşasalar bile kısa video kullanımını daha iyi kontrol edebildiği görülüyor. Bu da dikkat becerilerini geliştiren yaklaşımların koruyucu olabileceğini düşündürüyor" diye konuştu. "Sorun sadece ekran süresi değil" Dr. Balatacı, kısa video bağımlılığıyla mücadelede yalnızca ekran süresini sınırlamanın yeterli olmayabileceğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: "Bu tür dijital alışkanlıkları değerlendirirken sadece ’ne kadar süre izleniyor’ sorusuna odaklanmak doğru değil. Gençlerin duygularını ifade edebilmesi, stresle başa çıkma becerileri ve dikkat kontrolü gibi psikolojik faktörler de önemli. Ailelerin ve eğitimcilerin bu alanlarda destekleyici bir yaklaşım benimsemesi büyük önem taşıyor." Konsantrasyon becerileri koruyucu olabilir Dr. Umut Balatacı, "Araştırmacılar da çalışmada dikkat kontrolünün geliştirilebileceğine dikkat çekerek farkındalık çalışmaları, odaklanmayı güçlendiren aktiviteler ve telefonsuz zaman dilimleri oluşturmanın kısa video bağımlılığı riskini azaltabileceğini ifade ediyor. Dijital içerik tüketimi özellikle ergenlik döneminde psikolojik gelişimle yakından ilişkilidir. Sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarının erken yaşlarda kazandırılması önem arz ediyor" diye konuştu.
Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:17 Türk Telekom eSIM ile kullanıcılarına çevre dostu iletişim deneyimi sunuyor Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle kullanıcılarına hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. Türk Telekom, eSIM teknolojisiyle müşterilerine daha kolay, hızlı ve çevre dostu bir mobil iletişim deneyimi sunmayı hedefliyor. eSIM Teknolojisi, fiziksel SIM kart taşıma zorunluluğunu ortadan kaldırarak dijitalleşmenin sunduğu çevreci dönüşümün bir parçası haline geliyor. eSIM kullanımı doğal kaynak tüketimini azaltırken, karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlıyor. eSIM sayesinde kullanıcılar, uzaktan aktivasyon ve dijital yönetim imkânlarıyla işlemlerini daha hızlı ve verimli bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Dijital dönüşümde sürdürülebilir ve yenilikçi teknoloji eSIM Uzaktan tanımlama ve dijital yönetim imkânı sunan eSIM teknolojisi, kullanıcı deneyimini hızlandırırken kâğıt ve enerji tüketimini de minimize ediyor. eSIM; daha verimli, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir bir ekosistemin oluşmasına destek oluyor. eSIM, teknoloji odaklı büyümeyi sürdürülebilir bir gelecek vizyonuyla ileri taşıyan önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Fiziki hat sahibi olan Türk Telekomlular, mağazaya gitmeden Türk Telekom uygulaması üzerinden eSIM’e geçiş işlemlerini gerçekleştirebiliyor. Ayrıca, eSIM kullanan Türk Telekom müşterileri Tek Numara Teknolojisi ile eSIM uyumlu akıllı saat üzerinden, akıllı telefonları yanında değilken arama yapabiliyor. eSIM, anında aktivasyon, aynı cihazda birden fazla hat kullanımı ve cihazlar arası kesintisiz bağlantı gibi imkanlarıyla dikkat çekiyor.