Yerel Haberler
İstanbul
PFDK kararları açıklandı 12 Mayıs 2026 Salı - 12:37:25 Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), 12.05.2026 tarih ve 77 sayılı toplantısında almış olduğu kararları açıkladı. Türkiye Futbol Federasyonu’nun internet sitesinden yayımlanan PFDK’nın kararları şöyle: "Beşiktaş’ın, 05.05.2026 tarihinde oynanan Beşiktaş - Konyaspor Ziraat Türkiye Kupası müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca takdiren ve neticeten 220 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına, Konyaspor Kulübü’nün, 05.05.2026 tarihinde oynanan Beşiktaş - Konyaspor Ziraat Türkiye Kupası müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca takdiren ve neticeten 220 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına, Aynı müsabakada Konyaspor Kulübü’nün, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle ve bu eylemin aynı sezon içerisinde kupa kategorisinde misafir kulüp olduğu müsabakada ilk kez gerçekleştirilmesinden dolayı FDT’nin 53/2. maddesi uyarınca ihtar cezası ile cezalandırılmasına, Çorum FK’nın, 07.05.2026 tarihinde oynanan Çorum FK - Ankara Keçiörengücü Trendyol 1. Lig Play Off müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu saha olayları nedeniyle FDT’nin 52/2. ve 46/1. maddeleri uyarınca takdiren ve neticeten 110 bin TL para cezası ile cezalandırılmasına, Aynı müsabakada Çorum FK’nın, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Güney Tribün C3, C4 numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine, Bodrum FK’nın, 07.05.2026 tarihinde oynanan Bodrum FK - Pendikspor Trendyol 1. Lig Play Off müsabakasında, taraftarlarının neden olduğu çirkin ve kötü tezahürat nedeniyle FDT’nin 53/3. maddesi uyarınca çirkin ve kötü tezahüratta bulunan Maraton Tribün C, D, Güney Kale Arkası B numaralı bloklarda yer alan seyircilerin elektronik bilet kapsamındaki kartlarının bloke edilmesi suretiyle bir sonraki ev sahibi kulüp olduğu müsabakaya girişlerinin engellenmesine karar verilmiştir."
12 Mayıs 2026 Salı - 12:34 Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı Obezitenin, sanılanın aksine bireysel bir tercih değil, diyabetten kalp hastalıklarına kadar pek çok ciddi sağlık sorununa yol açabilen, biyolojik, psikolojik ve çevresel boyutları olan kronik ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğu belirtiliyor. Lilly Türkiye, bu konuda farkındalığı artırmak amacıyla hayata geçirdiği "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ile obezitenin biyolojik ve toplumsal boyutları olan kronik bir hastalık olduğuna dikkat çekiyor. Obezite; vücutta yağ dokusunun artışıyla ilişkili, kronik, tekrarlayıcı ve tedavi edilebilir bir hastalık olsa da bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanı etkileyen bir salgın boyutuna ulaşmış durumda. Öyle ki obezite; diyabet, kalp hastalığı, inme ve bazı kanser türleri dahil olmak üzere birçok ciddi hastalığa yol açabiliyor; bu hastalıklar yaşam kalitesini düşürüyor ve erken ölüm riskini artırıyor. Buna karşın toplumda bu hastalığın kişisel bir tercih olduğuna dair yanlış bir algı bulunuyor. Lilly Türkiye de bu gerçekten yola çıkarak bu yıl İstanbul’da düzenlenen Avrupa Obezite Kongresi’nin (ECO) ana sponsorlarından biri olarak konumlanmanın yanı sıra bu uluslararası kongre ile eş zamanlı olarak obezite hastalığına yönelik toplumsal algıyı kökten değiştirecek, anlamlı bir deneyim alanı hazırladı. 11-15 Mayıs tarihleri arasında Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş Hope Alkazar’da ziyaretçilere açık olacak "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ile ziyaretçileri obezite hastalığına ilişkin bilime dayalı gerçekleri keşfetmeye ve günlük yargıların ötesine geçmeye davet ediyor. Toplumda obeziteyi yalnızca beden ölçüsü, bireysel tercih ya da irade ile açıklayan dar bakış açısını aşmayı amaçlayan bu deneyim; obezitenin biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bilimsel verileri, gerçek yaşam hikâyeleriyle birlikte etkileyici bir sahne kurgusunda buluşturuyor. Deneyim alanının son durağında ise ziyaretçiler, Albert Health’in dijital sağlık platformu üzerinden beden farkındalıklarını etkileşimli olarak değerlendirme fırsatı bulurken, kişiselleşmiş bir dijital sağlıklı yaşam yolculuğuna da adım atma imkânı yakalıyor. Deneyim alanının açılış töreninde, Gazeteci Cansu Canan Özgen moderasyonunda bir panel de düzenlendi. Panelde Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson, Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Feray Akbaş ve Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır obeziteyle mücadele konusunda önemli bilgiler paylaştı. "Obezite hastalığının tedavisinde sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekli" Panelde obezitenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Feray Akbaş, IPSOS tarafından yapılan "Obezite Algısı Araştırması"na göre obeziteye yönelik dikkat çekici bir içsel çatışma yaşandığını söyledi. Akbaş, "Araştırmanın Türkiye verileri, farkındalık ve eylem arasında fark olduğunu gösteriyor. Obeziteli kişilerin yüzde 80’lik çok büyük bir kısmı kilolarını kontrol etmeyi düşündüklerini veya bu konuda tavsiye aldıklarını belirtirken, sadece yüzde 35’i son bir yıl içinde bir doktora danışmış. Buradaki temel engel bilgi eksikliği değil, algı. Türkiye’de obezite ile yaşayan kişilerin yüzde 45’i ‘Kilomu kendi başıma kontrol etmeyi tercih ederim’ diyor. Bu oran birçok ülkeye kıyasla önemli ölçüde yüksek, ancak çalışmalar bu şekilde başarılı bir kilo yönetiminin çok zor olduğunu gösteriyor. Tam da bu aşamada sağlık profesyonellerinin rolü belirleyici hale geliyor. Bireysel çabalar önemli olsa da sürdürülebilir sağlık sonuçları için tıbbi destek gerekliliğini koruyor" dedi. "Obezite, hem hasta için hem de ülke ekonomisi için büyük yük" Veri Enstitüsü Kurucusu Bekir Ağırdır ise obezitenin ekonomik yüküne dikkat çektiği konuşmasında, "Obezite hastalığı, her ne kadar bireysel bir sorun olarak görülse de toplumun genelini etkileyen çok boyutlu bir halk sağlığı meselesi olduğu göz ardı edilmemeli. Ne yazık ki, obezite hastalığına yönelik toplumsal önyargılar, hastaların ihtiyaç duydukları tedaviye erişmelerinin önündeki temel engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Bu önyargılar ve bilgi eksikliği giderilmediği sürece, hastalığın beraberinde getirdiği devasa ekonomik yükle yüzleşmeye devam edeceğiz. Öyle ki tüm dünya genelinde obezitenin ekonomik yükünün 2035’te 4,32 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’ye baktığımızda 2019 yılında aşırı kilo ve obezitenin ekonomik yükünün yaklaşık 14,64 milyar dolar olduğu biliniyor. 2060 yılında ise ekonomik yükünün 132,5 milyar dolara yükseleceği öngörülüyor ki bu da Gayrisafi Millî Hasıla’nın yüzde 3,2’sine karşılık geliyor. Hem birey hem de toplum açısından bu denli büyük bir yük oluşturan obezitenin yönetimi, ekonomik sürdürülebilirlik açısından da stratejik bir öncelik olarak ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, obezite hastalığının yalnızca tıbbi değil, aynı zamanda toplumsal ve davranışsal boyutlarını da anlamaya yönelik olarak, Lilly Türkiye ile birlikte kapsamlı bir araştırma süreci başlattık. Bu yıl kamuoyuyla paylaşmayı planladığımız bu çalışma ile obeziteyle yaşayan bireylerin gündelik gerçek yaşam deneyimlerinden yardım arama davranışlarına, toplumsal algıdan tedaviye erişim süreçlerine kadar uzanan çok katmanlı bir çerçevede derin görüşmeler yaparak, toplumsal algı ve yardım arama davranışları arasındaki ilişkiyi daha bütüncül bir şekilde ortaya koymayı hedefliyoruz. Obezite hastalığına ilişkin yanlış algıların aşılmasının hem bireysel sağlık sonuçları hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna inanıyoruz" ifadelerini kullandı. "Obezite hastalığını doğru anlamak isteyen herkesi deneyim alanımıza bekliyoruz" Lilly Türkiye Genel Müdürü Ryan Dawson da 150 yıllık tarihlerinde bilimi iyileşmeye dönüştürerek dünyanın dört bir yanındaki insanların yaşamlarını iyileştirmeyi amaçladıklarını vurgulayarak şunları söyledi: "Lilly’de, ‘sağlık her şeyden önemlidir’ söylemi sadece bir söz değil, yaptığımız işin temelini oluşturuyor. Bilimde, üretimde, asla ödün vermediğimiz kalite standartlarında ve ihtiyacı olan her hastaya ulaşma kararlılığımızda bunu açıkça gösteriyoruz. Bu nedenle obezite ile yaşayan kişilerin de kanıta dayalı kilo yönetimi tedavisi uygulamak için erken teşhis, tarama ve etkili müdahaleyi hak ettiklerine inanıyoruz. Obezite profesyonel tıbbi danışmanlık ile diğer kronik hastalıklar gibi ele alınmalı. Son derece ciddi bir hastalığa sahip olan bu kişilerin maruz kaldığı damgalanma gibi engeller, sağlık hizmetlerine erişimlerini de olumsuz etkiliyor. Biz de sadece ilaç üretmekle yetinmiyor, sağlığa erişimdeki engelleri aşmaya çalışıyor, obezite gibi hastalıklara yönelik önyargılarla da aktif şekilde mücadele ediyoruz. Şirket olarak bu hastalığı doğru bir şekilde anlamak ve empati göstererek çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanına davet ediyoruz." Bu yıl 12- 15 Mayıs tarihlerinde Türkiye’de düzenlenen ve obeziteye ilişkin en önemli bilimsel faaliyetlerden olan Avrupa Obezite Kongresi’ne sponsor olarak katılmaktan duydukları memnuniyeti de dile getiren Dawson, sözlerine şöyle devam etti: "Obezite hastalığı, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halk sağlığını önemli ölçüde tehdit eden ve sıklığı giderek artan bir sorundur. Araştırmalar ülkemizde obezitenin görülme sıklığının yetişkinlerde yüzde 36 olduğunu ve Avrupa kıtasındaki en kilolu ülke konumuna geldiğimizi gösteriyor. Bu nedenle kongrenin bu yıl ülkemizde yapılması daha da büyük anlam taşıyor. Bir halk sağlığı sorunu olan obeziteyi Türkiye’den ve yurt dışından farklı paydaşlarla konuşup, birlikte çözüm geliştirebileceğimize inancımız çok büyük." Şirket, obezite hastalığı ile mücadelede yalnızca bilimsel gelişmeleri desteklemekle kalmayıp, toplumsal algının dönüşümüne katkı sunmayı da sorumluluğu olarak görüyor. "Obezite: Görünmeyen Gerçekler" deneyim alanı ise bu yaklaşımın, empati ve bilime dayalı farkındalıkla hayata geçirilmiş somut bir yansıması olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. Şirket, obezite hastalığını doğru bir şekilde anlamak, önyargıların ötesine geçmek ve çözümün bir parçası olmak isteyen herkesi bu deneyimi yaşamaya davet ediyor.
12 Mayıs 2026 Salı - 12:32 Türkiye, tıraşsız saç ekiminde de merkez olma yolunda Türkiye, yüksek hizmet kalitesi, uzman insan kaynağı ve rekabetçi maliyet avantajıyla dünyanın önde gelen sağlık turizmi ülkelerinden biri olarak öne çıkıyor. Çok sayıda ülkeden her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin saç ekimi için Türkiye’yi tercih ettiği belirtilirken, sektör temsilcileri Türkiye’nin yalnızca standart saç ekiminde değil, afro saç ekimi gibi ileri uzmanlık gerektiren uygulamalarda da küresel ölçekte lider konuma yükseldiğine dikkat çekiyor. Türkiye, saç ekimi alanında sunduğu yüksek hizmet kalitesi, uzman insan kaynağı ve rekabetçi maliyet avantajıyla dünyanın önde gelen merkezleri arasında yer alıyor. Avrupa, Orta Doğu, Körfez ülkeleri ve Amerika başta olmak üzere çok sayıda ülkeden her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin saç ekimi için Türkiye’yi tercih ettiği belirtiliyor. Türkiye’nin bu işlemlerden yılda 1 ila 2 milyar dolar arasında gelir elde ettiği belirtiliyor. Sektör temsilcileri, Türkiye’nin yalnızca standart saç ekiminde değil, afro saç ekimi gibi ileri uzmanlık gerektiren uygulamalarda da küresel ölçekte lider konuma yükseldiğine dikkat çekiyor. Türkiye tıraşsız saç ekiminde de merkez olmaya aday Son dönemde doğal görünümü koruması nedeniyle öne çıkan ve "tıraşsız saç ekimi" olarak bilinen Long Hair FUE yönteminde de Türkiye’nin önemli bir merkez haline gelmesi bekleniyor. Tıraşsız saç ekimi olarak bilinen Long Hair FUE yöntemiyle saçlar, tıraş edilmeden mevcut uzunlukları korunarak alınabiliyor ve uzun halleriyle ekilebiliyor. Saçlar, operasyon sırasında hiç kesilmiyor ve olduğu halleri ile çıkarılıp ekiliyor. Dolayısıyla, dışarıdan hiç kimse kişinin saç ekimi yaptırdığını anlamıyor. Bu yöntem, özellikle sosyal hayatına ara vermek istemeyen hastalar için ideal bir alternatif sunuyor. Long Hair FUE, bunu sağlayan tek teknik olarak öne çıkıyor. Saç ekimi alanında uluslararası bilinirliği ile Dr. Koray Erdoğan, uzun saç ekiminin sağladığı avantajları ve uygulama detayları hakkında bilgi verdi. Tıraşsız saç ekimi ve Long Hair FUE tekniğinin avantajlarından bahseden Dr. Koray Erdoğan, "Saç ekimi dendiğinde akla gelen tamamen tıraş edilmiş ve yoğun işlem izleriyle dikkat çeken görüntüler, yerini artık daha doğal ve daha kullanışlı uygulamalara bırakıyor. Yoğun iş temposuna sahip olan ya da tüm saçlarının tıraş edilmesinden çekinen kişiler, Long Hair FUE yöntemiyle, saçları tıraş edilmeden ve dolayısıyla dışarıdan hiç kimse saç ekimi yaptırdığını anlamadan daha rahat bir saç ekimi deneyimi yaşayabiliyor. Saç ekimi dünyasında bunu sağlayan tek teknik olan Long Hair FUE, özellikle premium doktorlar tarafından uygulandığında çok başarılı ve tatmin edici sonuçlar sağlıyor" dedi. Dr. Erdoğan, "Bu yöntemde, ön bölgede veya donör alan olarak kullandığımız arka bölgede saçları tıraş etmiyoruz. Saç köklerini mevcut uzunluklarıyla alıp, seyrelmiş ya da açılmış alanlara yerleştiriyoruz. Görünümde ani bir değişiklik oluşturmaması ve operasyon sonrası sürecin dışarıdan fark edilmemesi, bu yöntemi klasik tekniklerden ayıran en önemli avantajlardan biri olarak öne çıkıyor" diye konuştu. "İş insanları ve ünlülerin saç ekimi tercihi oluyor" "Long Hair FUE yöntemi, sunduğu doğal görünüm ve sosyal hayata kesintisiz devam etme olanağı sayesinde özellikle belirli bir yaşam temposuna sahip kişiler arasında giderek daha fazla tercih ediliyor" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Long Hair FUE’nin özellikle yoğun iş hayatına sahip iş insanları ile sahne önünde olan sanatçılar için güçlü bir alternatif sunuyor."
12 Mayıs 2026 Salı - 12:25 Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi Şifo Mehmet lakaplı Mehmet Özdilek, OYAK Pazarlama Organizasyonuyla 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri öncesinde Fair Play Söyleşisi’nde açıklamalarda bulundu. OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen "Sporun Efsanesi Mehmet Özdilek ile Spor ve Centilmenlik Üzerine" başlıklı söyleşi, OYAK Dragos Plaza Gökçeada Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk futbolunda Fair Play ile özdeşleşen, "Şifo Mehmet" lakaplı Mehmet Özdilek’in konuk olduğu etkinliğe, OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ile OYAK çalışanları katıldı. Söyleşide spor kültürü, centilmenlik anlayışı ve futbol kariyerinden önemli deneyimler paylaşıldı. Siyah-Beyazlı formayı 14 yıl terleten Mehmet Özdilek, kulübün en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncuları arasında yer aldı. Süleyman Seba döneminin "Altın Çağ" kadrosunda Metin, Ali, Feyyaz gibi efsanelerle birlikte siyah-beyazlı tarihine damga vuran Mehmet Özdilek, çıktığı yaklaşık 500 resmi maçta attığı 135 golle Türk futbolunun en skorer orta saha oyuncularından biri oldu. Ancak onu özel yapan sadece skor ve rakamlar olmadı. Sahadaki centilmenliği ve karakteriyle de Türk futbolunda ayrı bir yer edinen Mehmet Özdilek, kariyeri boyunca kırmızı kart görmeyerek Fair Play anlayışının simge isimlerinden biri haline geldi. Mehmet Özdilek, spor felsefesini ve günümüz futboluna dair OYAK İstanbul Merkezi’nde düzenlenen programda açıklamalarda bulundu. Genel Müdür Yusuf Yenilmez: "Başarı kadar, başarının nasıl elde edildiği önemli" Program OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez’in açılış konuşmasıyla başladı. Yenilmez, sporun yalnızca rekabetten ibaret olmadığını söyledi. OYAK bünyesinde başarı kadar, başarının hangi değerlerle elde edildiğinin de önemli olduğunu vurgulayan Yenilmez, etik anlayış, saygınlık ve centilmenliğin kurum kültüründe öncelikli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Yenilmez, "Hepimiz için spor önemli ama sadece rekabetten ibaret olmayan bir alan. OYAK’ta da bizim için sadece rekabete odaklı, başarı odaklı gitmek değil, başarı kadar da bunu nasıl kazandığınızın da çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. OYAK’ın 65’inci yıl etkinliklerinde takım ruhu, birlik ve beraberliği öne çıkaran spor organizasyonlarına ağırlık vereceklerini belirten Yenilmez, centilmenlik ve etik duruşun yalnızca sporda değil, hayatın her alanında başarıyı destekleyen temel değerler olduğuna inandıklarını söyledi. Yenilmez, "65’inci yıl etkinliklerimizde takım ruhunu, birliğimizi, beraberliğimizi daha ortaya ön plana çıkaracağımız etkinliklerimiz spor organizasyonlarımız olacak. Sporda olduğu gibi normal kendi hayatımızda da centilmenliğin, etik duruşun her zaman başarılı bir hayat geçireceğine inanıyorum" dedi. "Sporda önemli olan sürdürülebilirlik" Mehmet Özdilek, futbolculuk kariyeri boyunca sadece başarılı değil, örnek bir sporcu olmaya çalıştığını söyledi. Farklı takım taraftarlarından gördüğü sevgi ve saygının kendisi için çok değerli olduğunu belirten Özdilek, "Formayı çıkardıktan sonra geriye kişiliğiniz kalıyor. Önemli olan bunu sürdürülebilir hale getirebilmek" dedi. Özel hayatı hakkında açıklamaları Mehmet Özdilek, özel hayatını göz önünde yaşamayı tercih etmediğini söyledi. Hayatı boyunca aynı yaşam tarzını korumaya çalıştığını belirten Özdilek, "Özel hayatımı çok toplumla paylaşmamaya çalıştım. Çünkü bu benim özelim" dedi. Özdilek, yıllardır gördüğü sevgi ve saygının arkasında da bu duruşun olduğunu düşündüğünü belirterek, "Bu zamana kadar çizdiğim yolun, insanların sevgisini ve saygısını devam ettirmesindeki en önemli unsur olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "Her gün 15 kilometre yürüyordum" Hayatında yaşadığı zorluklardan da bahseden Özdilek "Okul takımında oynuyor, ardından kulüp antrenmanına gitmek için 5 kilometre yürüyordum. Sonrasında 10 kilometre yürüyerek eve dönüyor, ertesi gün yeniden okula gidiyordum. Ben tüm zorluklara rağmen ‘sporcu olacağım’ diyordum. Dikkat edin, ‘futbolcu olacağım’ değil, ‘sporcu olacağım’ diyordum. Ve bunun en iyilerinden biri olmak için mücadele edeceğime inanıyordum. Ki annemin benim çok güzel bir lafı vardı. Dedi ki, bizde aile kültürü çok önemlidir." Beşiktaş’ı neden tercih etti? Mehmet Özdilek, kariyerinde Beşiktaş’ı tercih etme nedenini anlatırken, dönemin kulüp yapısının ve oyuncu grubunun kararında büyük etkisi olduğunu söyledi. Özdilek, "Niye tercih ettim? 87-88 sezonunda şampiyon olduğumuzda Türkiye’de bütün takımlar şahsımla kontrat yapmak istiyordu. Tercih sebebim şuydu; Süleyman Seba, yönetim kurulu ve oyuncu profili. Oyuncular; Metinler, Aliler, Feyyazlar, Rızalar, Gökhanlar. Onların birbirine olan duygusu, saha içindeki birlikteliği, toplumda Beşiktaş camiasının saygınlığı ve Süleyman Seba ile yönetim kurulunun duruşu, tercih etmemdeki en önemli unsurdu" ifadelerini kullandı. Süleyman Seba yorumu Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba dönemine dair değerlendirmelerde bulundu. Özdilek. "O dönem gerçekten Beşiktaş tarihinin ve spor tarihinin çok önemli bir süreciydi. Beşiktaş’ın 10-15 yıl boyunca zirvede olduğu, en büyük çıkışını yaptığı dönemdi. O takımda hizmet eden, kaptanlık yapan, en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncu olarak tarihe geçmek benim için çok büyük bir onur" diyen Özdilek, Süleyman Seba ile çalışma disiplinine dair dikkat çeken anılar da paylaştı. Özdilek, "Ben 13 yıl Süleyman Seba’yla çalıştım. Bu süreçte Süleyman ağabeyi kaç kere gördünüz derseniz, belki 3-4 kere. Kendisiyle görüşmek için önce Nur Hanım’dan randevu alırdık. Gün verilirdi, biz de o gün gider görüşürdük" ifadelerini kullandı. "Babam gibiydi" Mehmet Özdilek, Süleyman Seba hakkında duyduğu büyük saygıyı dile getirerek, "Çok sevdiğim, çok takdir ettiğim, çok örnek aldığım. Babamdan sonra baba olarak gördüğüm çok kıymetli bir bireydi. Maça giderken rakip takım başkanını arayıp başarılar dileyen, sonucunda bu bir rekabet olduğunu ifade eden, sonuç ne olursa olsun bunun çok bağlayıcı olmadığını söyleyebilecek kadar erdemli bir adamdı. Öyle insanlar gelir mi çok zor diye düşünüyorum. Çünkü günümüz öyle bir yere gitti ki rekabette ben kazanayım da nasıl olursa olsun kazanayım duygusunu ön plana çıkaran insanlar çok daha revaçta" dedi. Beşiktaş kültürü ve özlemi Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba döneminde oluşan Beşiktaş kültürünün kendisi için taşıdığı anlamı anlattı. Özdilek, "Toplumun her kesiminden ciddi bir saygınlık ve sevgi gören, küçüğünden büyüğüne hangi takımın taraftarı olursa olsun karşısında önünü iliklediği, onun da aynı saygıyı gösterdiği bir kültürden geliyorum ben" dedi. Mehmet Özdilek, kaybolan Beşiktaş kültürünü yeniden yaşatmak için çalıştıklarını söyledi. Kültürün kendileri için büyük önem taşıdığını ve bu değerleri korumak adına mücadele edeceklerini belirten Özdilek, "Şu anda kaybettiğimiz o kültürü aramaya çalışıyoruz" dedi. "Çarşı’yla büyüdük; 40 bin kişinin sesini duyuyorduk" Mehmet Özdilek, eski ve yeni dönem futbolunu karşılaştırdı. "Şifo Mehmet" lakaplı futbolcu Özdilek, "‘Çarşı’yla büyüdük. 40 bin kişinin sesini duyuyorduk. Ben o dönemin futbol anlamında daha zor olduğunu düşünüyorum. Biz de Çarşı’yla büyüdük aslında. Takım bazen performans olarak aşağı düşerdi. Ben topu alırdım. Öndeki forvet arkadaşlarıma bakardım. Arkadaş göremezdim. Hepsi rakip savunmalara saklanırdı. İşler doğru gitmediği zaman dışarı çıkma şansımız yoktu. Bizim zamanımızı aldığımız zaman oradan 40 bin kişinin sesini o kadar net hissediyorduk ki" dedi. 135 gol Mehmet Özdilek açıklamasında, orta saha oyuncusu olarak ulaşılan gol sayısının dikkat çekici seviyesine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "135 gol gerçekten bir orta saha oyuncusu için çok yüksek bir oran. Bu sadece lig performansı. Avrupa kupaları ve Türkiye Kupası da eklendiğinde 160-170 gollere ulaşılıyor. Bu da oldukça yüksek bir rakam ve geçilmesi zor görünüyor." Lakabını aldığı Şifo ile karşılaşması Mehmet Özdilek, "Şifo" lakabının hikâyesini anlatırken, lakabı aldığı Belçikalı futbolcuyla yıllar sonra tanışma fırsatı bulduğunu söyledi. Kendisinin Kahramanmaraş’ta toprak sahada oynadığı dönemde, Şifo’nun Belçika Milli Takımı’nda forma giydiğini belirten Özdilek, saha içindeki liderlikleri ve oyun tarzlarının benzerliği nedeniyle bu lakabın kendisine verildiğini ifade etti. 2001 yılında Antalya’daki bir kamp sırasında Şifo ile bir araya geldiklerini anlatan Özdilek, basının iki ismi aynı masada buluşturduğunu söyledi. Toplantının sonunda yöneltilen "Hanginiz daha iyisiniz?" sorusuna Belçikalı yıldızın verdiği cevabı aktaran Özdilek, "Ben bıraktım Mehmet oynadığına göre. Mehmet benden daha iyi bir sporcu" sözleriyle büyük incelik gösterdiğini belirtti. "Arda Güler büyük yetenek" Arda Güler hakkında değerlendirme yapar mısınız? Sorusunu yanıtlayan Özdilek, genç yıldızın Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli oyunculardan biri olduğunu ifade etti. Dünyanın en büyük kulüplerinden birinde forma giymesinin önemli olduğunu belirten Özdilek, "Sorumluluğu çok ağır ama genç yaşta bunu kaldırabilecek tecrübesi var. Gurur duyuyoruz bundan" dedi. "Gordon Milne hala yaşıyor ve sağlıklı" Mehmet Özdilek, eski Beşiktaş teknik direktörü Gordon Milne ile hâlâ görüştüklerini belirterek, deneyimli çalıştırıcının her yıl Bodrum’a tatile geldiğini söyledi. Milne’in Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini ifade eden Özdilek, "Sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor" dedi. İngiliz teknik adamın dışarıdan sert görünse de insani yönünün çok güçlü olduğunu vurgulayan Özdilek, Beşiktaş tarihinin en önemli teknik direktörlerinden biri olduğunu dile getirdi. "Kendim gibi 10 numara yok" Kendi futbol tarzına yakın bir "10 numara" görüp görmediği sorusuna ise net bir şekilde "Yok" yanıtını veren Özdilek, günümüz futbolunda benzer bir oyuncu profiline rastlamadığını söyledi. Özdilek, teknik direktörlük mü futbolculuk mu? sorusuna ise kısa ve net bir şekilde "Futbolculuk" yanıtını verdi. Kariyerindeki en zor deplasmanın sorulması üzerine Özdilek, kendi döneminde Trabzon deplasmanının ayrı bir zorluk taşıdığını ifade etti. Yeniden futbolcu olma şansı verilse aynı yolu seçip seçmeyeceği sorusuna "Tartışmasız" cevabını veren Özdilek, futbola olan bağlılığını vurguladı. Başarı eşittir Şifo yanıtı Başarıyı tek kelimeyle tanımlaması istenen Özdilek, salondan gelen "Şifo" önerisine gülümseyerek karşılık verdi ve "Herhalde kendim olur" dedi. Unutamadığı maçlar arasında Galatasaray’a attığı röveşata golünü, Fenerbahçe maçını ve Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ne ilk katıldığı Maribor karşılaşmasını sayan Özdilek, bu maçların kariyerinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi. Takım arkadaşlığıyla ilgili konuşan Özdilek, eski Beşiktaş kadrosundaki birlikteliğin en büyük güçleri olduğunu belirterek, "Hakikaten hepimiz kardeş gibiydik" ifadelerini kullandı. VAR sistemiyle ilgili değerlendirmede bulunan Özdilek ise uygulamanın Anadolu kulüpleri için faydalı olduğunu ancak büyük takımlar açısından tartışmaların sürdüğünü söyledi. Program forma imzalanmasıyla son buldu Program kapsamında, deneyimli sporcu 2001 yılındaki jübile maçında AC Milan takımıyla karşılaştığı anların son bölümü LCD ekrandan izletildi. Özdilek duygusal anlar yaşadı. Etkinlik sonrasında OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez tarafından, OYAK’ın 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri’nde kullanılmak üzere hazırlanan özel forma Özdilek’e takdim edildi. Program, katılımcıların formalarını imzalatması ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Galatasaray’dan Ali Koç açıklaması
25 Ocak 2026 Pazar - 17:29 Galatasaray’dan Ali Koç açıklaması Galatasaray, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç’un Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk hakkında söylediklerine cevap vererek, "Tüm Türkiye bilmelidir ki Okan Hocamıza yapılan bu tehdit Galatasaray’a yapılmıştır" ifadelerini kullandı. Galatasaray’ın resmi internet sitesinden ’Bu ülkenin sporu senden bıktı Ali Koç!’ başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere verildi: "Geçmişte futbola adaleti, şeffaflığı, temizliği getireceğiz diye konuşanların gerçek yüzü bugün bir kez daha ortaya çıkmıştır. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç’un, teknik direktörümüz Okan Buruk’u tehdit etmesi yalnızca bir suç değil; aynı zamanda futbol sahalarındaki rekabeti başka yerlere çekmeye çalışan karanlık düşünce tarzının geldiği son noktadır. Türkiye’nin en büyük holdinglerinden birinin mensubu olmanın verdiği gücü ve güveni fütursuzca sağa sola saldırmakla kullanan bu ’Ali kıran baş kesen’in yaptığının ne ilk ne son olacağı açıkça bellidir. Bu arsız davranış, bugün Galatasaray Spor Kulübü üzerine oynanmak istenen kirli projeyi kimin kurgulamaya çalıştığını bizlere açıkça göstermektedir. Galatasaray’ı sahada yenemeyip, bu başarısızlık yüzünden koltuğunu kaybeden bu şahıs, görevi bırakınca ailesinin sahip olduğu güçle, kulübümüzün yürüyüşünü engellemek için çalışmaktadır. Tüm Türkiye bilmelidir ki Okan Hocamıza yapılan bu tehdit Galatasaray Spor Kulübü’ne yapılmıştır. Ve bu tehdidin sahibi Ali Koç, Türk sporu için gerçek tehdit, Türkiye’deki kardeşlik ortamı için beka sorunudur. Bu şahsın perde arkasından yapmaya çalıştıklarına karşı Okan Buruk’un sonuna kadar yanında olacağımızı buradan tüm kamuoyuna duyuruyoruz. Sağlıklı bir insanın sosyal ortamda yapmaması gereken hareketleri sürekli tekrar eden bu patolojik vakanın hangi etki altında olduğu ve gerçekleştirmeye çabaladığı sinsi planları hemen araştırılmalıdır. Bu şahsın en kısa sürede kontrol altına alınması için Koç ailesini, kamuoyunu ve devletimizin yetkililerini göreve davet ediyoruz. Ve bugün kendisine net bir şekilde soruyoruz: Ali Koç; Sen Koç Holding’i arkana alarak açtığın bu ahlaksız savaş ile Galatasaray camiasına gücünün yeteceğini mi zannediyorsun? Sen kendini bu ülkenin insanlarından daha üstün mü zannediyorsun? Sen kendini hakikaten ne zannediyorsun?"
Kağıthane’de balık ekmek şöleni: 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikramı
25 Ocak 2026 Pazar - 16:56 Kağıthane’de balık ekmek şöleni: 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikramı Kağıthane Belediyesi balık ekmek festivaliyle Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda İstanbulluları ağırladı. 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikram edildi. Kağıthane Belediyesi hafta sonu Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda İstanbullulara balık ekmek ziyafeti sundu. Usta şefler tarafından 25 bin kişiye 6 ton balık ekmek ayrıca helva ve gazoz ikram edildi. Her sene düzenlenen balık ekmek festivali renkli görüntülere sahne oldu. Alanı dolduran vatandaşlar, lezzeti tatmak için uzun kuyruklar oluşturdu. Festivale kemençe eşliğinde yöresel müzikler ve halk oyunları da renk kattı. Kağıthaneliler, sanatçı Engin Orta’nın seslendirdiği türkülere horonla eşlik etti. Programa İstanbul Valisi Davut Gül, Kağıthane Kaymakamı Niyazi Erten, Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vali Gül ve Başkan Öztekin mangalın başına geçerek vatandaşa balık ekmek ikram etti. "Yaklaşık 6 ton balık ekmeği vatandaşlarımıza ikram ediyoruz" Programda Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, "Kağıthane Belediyesi olarak yaklaşık 6 ton balığımızı vatandaşlarımıza ikram etmiş olacağız, 20 binden fazla hemşehrimizi ağırlıyoruz. Karne tatilindeyiz çocuklarımız için güzel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Her yıl geleneksel olarak balık ekmek ikramında bulunuyoruz. Soğuk havalarda, sıcak ortamlarda ailelerimiz ve çocuklarımızla buluşuyoruz" şeklinde konuştu "Balık işin bahanesi aslolan bir araya gelmek" Vali Davut Gül ise yaptığı konuşmada, "Kağıthane Belediyemizin ev sahipliğinde düzenlenen, yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı balık festivali için başta Mevlüt Başkanımız olmak üzere emeği geçenlere, tüm hemşehrilerimize teşekkür ederiz. Balık işin bahanesi aslolan bir araya gelmek. Kağıthane’nin birliği, bütünlüğü ve kardeşliği çok güzel" dedi.
Kağıthane’de balık ekmek şöleni: 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikramı
25 Ocak 2026 Pazar - 16:50 Kağıthane’de balık ekmek şöleni: 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikramı Kağıthane Belediyesi balık ekmek festivaliyle Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda İstanbulluları ağırladı. 25 bin kişiye 6 tona yakın balık ekmek, helva ve gazoz ikram edildi. Kağıthane Belediyesi hafta sonu Hasbahçe Etkinlik Alanı’nda İstanbullulara balık ekmek ziyafeti sundu. Usta şefler tarafından 25 bin kişiye 6 ton balık ekmek ayrıca helva ve gazoz ikram edildi. Her sene düzenlenen balık ekmek festivali renkli görüntülere sahne oldu. Alanı dolduran vatandaşlar, lezzeti tatmak için uzun kuyruklar oluşturdu. Festivale kemençe eşliğinde yöresel müzikler ve halk oyunları da renk kattı. Kağıthaneliler, sanatçı Engin Orta’nın seslendirdiği türkülere horonla eşlik etti. Programa Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, İstanbul Valisi Davut Gül ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kağıthane Belediye Başkanı Öztekin ve İstanbul Valisi Gül mangalın başına geçerek vatandaşa balık ekmek ikram etti. "Yaklaşık 6 ton balık ekmeği vatandaşlarımıza ikram ediyoruz" Programda, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin, " Kağıthane Belediyesi olarak yaklaşık 6 ton balığımızı vatandaşlarımıza ikram etmiş olacağız, 20 binden fazla hemşerimizi ağırlıyoruz. Karne tatilindeyiz çocuklarımız için güzel bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Her yıl geleneksel olarak balık ekmek ikramında bulunuyoruz. Soğuk havalarda sıcak ortamlarda ailelerimiz ve çocuklarımızla buluşuyoruz" şeklinde konuştu "Balık işin bahanesi aslolan bir araya gelmek" İstanbul Valisi Davut Gül ise yaptığı konuşmada, "Kağıthane Belediyemizin ev sahipliğinde düzenlenen yaklaşık 20 bin kişinin katıldığı balık festivali için başta Mevlüt Başkanımız olmak üzere emeği geçenlere tüm hemşehrilerimize teşekkür ederiz. Balık işin bahanesi aslolan bir araya gelmek. Kağıthane’nin birliği bütünlüğü ve kardeşliği çok güzel" dedi.
Şişli’de konteynerde cesedi bulunan kadının Ümraniye’deki komşuları konuştu
25 Ocak 2026 Pazar - 16:42 Şişli’de konteynerde cesedi bulunan kadının Ümraniye’deki komşuları konuştu Şişli’de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’nın Ümraniye’de öldürülerek cesedin taksiyle Şişli’ye taşındığı ortaya çıktı. Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki evin karşı komşusu Behruz Toşbatov, "Dün sabah kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi" dedi. Olay, 24 Ocak günü akşam saatlerinde Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak’ta meydana geldi. Sokakta bulunan bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede cesedin başı ve bacaklarının kesildiği tespit edilirken; cesedin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’a ait olduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında Khokimova’nın Ümraniye’de bir evde öldürüldüğü, ardından cesedinin taksiyle Şişli’ye götürüldüğü anlaşıldı. Çalışmalar doğrultusunda Khokimova’nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.’nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.’nin (29) ise yardım ettiği belirlendi. Şüphelilerin cinayetin ardından cesedi taksiyle Şişli’ye götürdükleri tespit edildi. Yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alındı. Cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunurken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alındı. "Daha önce denk gelmedik, karşılaşmamız olmadı" Durdona Khokimova’nın Ümraniye’de öldürüldüğü ev yakından görüntülenirken, ismini vermek istemeyen bir komşu Khokimova’yı yaşadığı adreste daha önce hiç görmediğini dile getirerek, "Bizim hiçbir bilgimiz yoktu, biz de dün gece polisler gelince öğrendik neyin ne olduğunu. Pek tanımıyoruz tabii bilmiyoruz, 10-15 gün oluyormuş geleli. Daha önce denk gelmedik, karşılaşmamız olmadı. Herhangi bir ses de duymadık" dedi. "Dün sabah kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi" Khokimova’nın karşı komşusu Behruz Toşbatov, olayın öncesinde de yaşanan bir kavgayı duyduğunu söyleyerek, "Olay gününe dair bir şey duymadık. İki gün önce bir kavga oldu sanırım karı koca kavgası, sonra dün akşam ben evdeyken polisler gelip olayı anlattı; biz de şoke olduk çünkü hiçbir şey duymadık görmedik. Evde 2 tane erkek 1 tane de kadın gördüm, hepsi Özbek’ti. Dünden önce görmüştüm onları, dün sabah da kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi. Daha sonra başka ses duymadım şeklinde konuştu. "Komşular kavgaya inip polis çağırmak istemiş, şahıs ’Karım’ diyerek kapıyı kapatmış" Bir başka komşu ise yaşanan olaya dair, "Maalesef bizler de şahit olduk. Olay alt katta olmuş, biz de polis memurları gelince öğrendik. Bir kadın cinayeti daha işlendi, artık tüm dünyada bu son bulsun istiyoruz. 2 gün önce de o dairede bir kavga olmuş, hatta binadan inip ne olduğunu soranlar olmuş polis çağırmak isteyip, ama şahıs ’Karım’ diyerek kapıyı kapatmış. O yüzden bir şey yapılamadı. Herhalde geleli 10 gün kadar olmuştur kiracının kiracısıymış, bizler de hiç tanımıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Şişli’de konteynerde cesedi bulunan kadının komşular komşuları konuştu
25 Ocak 2026 Pazar - 16:39 Şişli’de konteynerde cesedi bulunan kadının komşular komşuları konuştu Şişli’de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’nın Ümraniye’de öldürülerek cesedin taksiyle Şişli’ye taşındığı ortaya çıktı. Khokimova’nın öldürüldüğü Ümraniye’deki evinin karşı komşusu Behruz Toşbatov, "Dün sabah kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi" şeklinde konuştu. Olay, 24 Ocak günü akşam saatlerinde Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak’ta meydana geldi. Sokakta bulunan bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Yapılan incelemede cesedin başı ve bacaklarının kesildiği tespit edilirken; cesedin 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’a ait olduğu belirlendi. Soruşturma kapsamında Khokimova’nın Ümraniye’de bir evde öldürüldüğü, ardından cesedinin taksiyle Şişli’ye götürüldüğü anlaşıldı. Çalışmalar doğrultusunda Khokimova’nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.’nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.’nin (29) ise yardım ettiği belirlendi. Şüphelilerin cinayetin ardından cesedi taksiyle Şişli’ye götürdükleri tespit edildi. Yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alındı. Cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunurken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alındı. "Daha önce denk gelmedik, karşılaşmamız olmadı" Durdona Khokimova’nın Ümraniye’de öldürüldüğü ev yakından görüntülenirken, ismini vermek istemeyen bir komşu Khokimova’yı yaşadığı adreste daha önce hiç görmediğini dile getirerek, "Bizim hiçbir bilgimiz yoktu, biz de dün gece polisler gelince öğrendik neyin ne olduğunu. Pek tanımıyoruz tabii bilmiyoruz, 10-15 gün oluyormuş geleli. Daha önce denk gelmedik, karşılaşmamız olmadı. Herhangi bir ses de duymadık" dedi. "Dün sabah kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi" Khokimova’nın karşı komşusu Behruz Toşbatov, olayın öncesinde de yaşanan bir kavgayı duyduğunu söyleyerek, "Olay gününe dair bir şey duymadık. İki gün önce bir kavga oldu sanırım karı koca kavgası, sonra dün akşam ben evdeyken polisler gelip olayı anlattı; biz de şok olduk çünkü hiçbir şey duymadık görmedik. Evde 2 tane erkek 1 tane de kadın gördüm, hepsi Özbek’ti. Dünden önce görmüştüm onları, dün sabah da kadının sesini duymuştum, herkes o evdeydi. Daha sonra başka ses duymadım şeklinde konuştu. "Komşular kavgaya inip polis çağırmak istemiş, şahıs ’Karım’ diyerek kapıyı kapatmış" İsmini paylaşmak istemeyen bir başka komşu ise yaşanan olaya dair, "Maalesef bizler de şahit olduk. Olay alt katta olmuş, biz de polis memurları gelince öğrendik. Bir kadın cinayeti daha işlendi, artık tüm dünyada bu son bulsun istiyoruz. 2 gün önce de o dairede bir kavga olmuş, hatta binadan inip ne olduğunu soranlar olmuş polis çağırmak isteyip, ama şahıs ’Karım’ diyerek kapıyı kapatmış. O yüzden bir şey yapılamadı. Herhalde geleli 10 gün kadar olmuştur kiracının kiracısıymış, bizler de hiç tanımıyoruz" ifadelerine yer verdi.
Servet Çetin: "Çorum FK, Süper Lig’e çıksın diye birileri düğmeye basmış"
25 Ocak 2026 Pazar - 16:26 Servet Çetin: "Çorum FK, Süper Lig’e çıksın diye birileri düğmeye basmış" Çorum FK mağlubiyetinin ardından hakem kararlarına sert tepki gösteren Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, "Maalesef birileri düğmeye basmış Çorum çıkacak, çıksın diye. Can çekişiyoruz burada. Tamam çıkaracaksanız Çorum’u çıkarın ama takımların canını yakmayın" dedi. Trendyol 1. Lig’in 22. haftasında Sarıyer, evinde karşılaştığı Çorum FK’ya 2-1 mağlup oldu. Sarıyer Teknik Direktörü Servet Çetin, karşılaşma sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Çetin, maçı değerlendiremeyeceğini belirterek, "Aslında çok sinirliydim, sakinleştim. Çorum gerçekten çok kaliteli bir ekip. Süper Lig takımı gibi, alternatifli kadrosu var. Maalesef birileri düğmeye basmış Çorum çıkacak, çıksın diye. Can çekişiyoruz burada. Tamam çıkaracaksanız Çorum’u çıkarın ama takımların canını yakmayın. Belli oldu, Çorum çıkacak zaten. Ümit Öztürk bugün VAR’daki hakem, oldum olası kendisini beğenmiyordum. Hakemler maçların skorlarına karar veriyorlar, skorlara etki ediyorlar. Net ve açık söylüyorum bunu. Burada sakin konuşuyorum, ceza almamak için de elimden geleni yapıyorum ama insanların da bir sabrı var. Çorum FK takımı zaten bizden üstün. Eze eze bizi yensinler, kazansınlar, bunda problem yok ama ilk penaltıda orta hakem söylemesine rağmen VAR ısrarla çağırıyor. Penaltıyı verdirecek ya, ısrarla çağırıyor o yüzden. Bizim Camara’nın pozisyonunda kırmızı kartı niye vermiyorsun rakibe? Ümit Öztürk niye girmiyorsun devreye? İstediğin takıma giriyorsun, istediğine girmiyorsun. Net söylüyorum; Türk futbolundan hiçbir şey olmaz; ne Süper Lig’den ne bu ligden hiçbir şey olmaz. Bizler ancak günü kurtarıyoruz. Çalışıyoruz, takımları ligde tutmaya çalışıyoruz. Temizlik yapacaklarsa hakemlerden başlasınlar. Takımları koruyacak insanlardan başlasınlar. İstediklerine maçı verebiliyorlar, yönlendirebiliyorlar. Bugün maçı konuşacak çok fazla bir şey yok. Ben oyuncularımı tebrik ediyorum. Çorum takımın bizi eze eze yenmesi gerekirken penaltılarla bizi yendiler. Bizimle oynadıkları iki maçta Çorum’a üç penaltı vermişler. Yani iki maçta Sarıyer’in bir sürü puanı kayboldu. Yarın bir gün bu puanlar bize lazım olduğunda hesabı kim verecek? Hiç kimse vermeyecek. Canı yanan Sarıyer olacak. Çorum’u tebrik ediyorum, bugün kazandılar ama hakemleri de tebrik ederim, çok güzel maç yönettiler, istedikleri takıma maçı çevirdiler" ifadelerini kullandı.