Yerel Haberler
İzmir
Aynı taksi durağında ikinci acı 10 Mart 2026 Salı - 13:05:17 İzmir’in Konak ilçesinde taksi şoförü Deniz Örer (52), dün gece aracına aldığı yolcu tarafından tabancayla vurularak öldürüldü. Cinayete kurban giden evli ve bir çocuk babası taksicinin, 2024 yılında aynı akıbete uğrayan meslektaşı Oğuz Erge (44) ile aynı durakta çalıştığı ortaya çıktı. Olay, dün gece saat 23.00 sıralarında Konak Hurşidiye Mahallesi 1308 sokakta meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, D.M. (24) adlı şüpheli, Deniz Örer’in (52) kullandığı ticari taksiye bindi. Yolculuk sırasında şoför ile yolcu arasında ücret konusunda tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine D.M., yanındaki tabancayla taksi şoförü Örer’e ateş etti. Başından ve vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan Örer, ağır yaralandı. Şüpheli D.M., Örer’i araçtan indirip taksinin direksiyonuna geçerek kaçtı. Şüpheli bir süre sonra aracı terk edip yaya olarak uzaklaştı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri, taksi şoförünün olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Örer’in cansız bedeni İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Şüpheli D.M., polis ekiplerinin çalışması sonucu suç aleti tabancayla birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Aynı durakta ikinci acı Öldürülen taksi şoförü Deniz Örer’in, 31 Ocak 2024 tarihinde Gaziemir ilçesinde aracına aldığı yolcu Delil Aysal (21) tarafından vurularak öldürülen Oğuz Erge (44) ile aynı durakta çalıştığı öğrenildi. Kahramanlar Taksi Durağı esnafı, yaşanan bu olayla birlikte ikinci kez meslektaşlarını kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı. Evli ve bir çocuk babası olan Örer’in, Bucaspor’da futbol oynayan oğlu için mücadele ettiği ve emekli olmasına rağmen çalışmaya devam ettiği belirtildi. Kuzeni, tehlike nedeniyle taksiciliği bırakmış İzmir Adli Tıp Kurumunda otopsi işlemleri süren yakınlarını bekleyen Deniz Örer’in kuzeni Nahit Örer, "Çok üzgünüz. Bu işlerin suyu çıkmış. Zamanında benim de taksim vardı. Diyoruz ki arkaya bir şey yapsınlar, şoförle müşteri muhatap olmasın. Bütün dünyada öyle ama Türkiye’ye gelince bu işler düzelmiyor. 50 yaşında kuzenim gitti. Ben 2002’de sattım taksiyi. Demek ki bu işler bizim işimiz değil dedim. Satma sebebim o. Ama yeğenim ister istemez bu işi yaptı. Cenazeyi almaya geldik. Allah sabır versin hepimize. Kardeşimiz oğlu için mücadele eden bir arkadaşımızdı. Oğlu da Bucaspor’da futbolcu. Hayatını çocuğuna adamıştı. Bizim işin fıtratında var bu risk. Gecemiz çok kötü geçiyor. Saat 11.00 12.00’den sonra artık ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Psikopatı biniyor, serserisi biniyor, uyuşturucu kullananı biniyor" dedi. Aracı gasp edip kaçtı Deniz Örer’in taksi durağındaki bir mesai arkadaşı, "Gece aldık haberi. Anons ettik. Önce bir ulaşamadık çocuğa. Tersinden onu anons ettik Deniz’e. Ulaşamayınca ondan sonra araç sahibinden kötü haber geldi. Normal bir insan bunu yapmaz. Bu kafayla yapamaz. Ondan sonra çıkartıyor, ateş ediyor, başından vuruyor. Ölüyor çocuk orada. Deniz’i indiriyor arabadan aşağı. Arabayı alıyor. Bu sefer kaçıyor, ticari taksiyle gidiyor" ifadelerini kullandı. Emekli olmasına rağmen çalışıyordu Başka bir mesai arkadaşı ise, "Çok iyi, efendi, tertemiz bir insandı. İçkisi yok, uyuşturucuyla bir ilgisi yok. Çok üzüntülüyüz. Daha önce de bir arkadaşımızı Buca tarafında kaybettik. Bu ikinci oluyor. Buna nasıl bir çare bulunur bilmiyorum. Düzgün bir insan ama emekli olduğu halde çalışmak zorunda. Gayet düzgün bir arkadaşımız. Bir can güvenliğimiz yok. Binen müşteriyi seçiyoruz ama bazen de boşta bulunuluyor. Söylenecek bir şey yok" diye konuştu. Olayla ilgili şüphelinin ifade işlemleri sürerken, Deniz Örer’in yarın Bayraklı ilçesinde cenaze namazının ardından toprağa verilmesi bekleniyor.
10 Mart 2026 Salı - 12:38 İzmir’de fahiş fiyat uygulayanlara 9 milyon 500 bin lira ceza İzmir’de yılın 2 ayında yapılan denetimlerde fahiş fiyat uygulayan iş yerlerine toplam 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret Bakanlığı’nın Ramazan ayı boyunca tüketicilerin ve vatandaşların haksız fiyat artışı, stokçuluk ve fiyat etiketi konularında mağduriyet yaşamamaları için 81 ildeki denetimleri aralıksız devam ediyor. İzmir’de de günde ortalama 8 ilçede 10 ekiple her gün düzenli bir şekilde haksız fiyat artışı, fiyat etiketi ve iç ticarete ilişkin tüm mevzuat uyarınca yaygın ve yoğun denetim gerçekleştiriliyor. Tüketicilerin ekonomik çıkarlarını engelleyecek ve fahiş fiyata konu olabilecek eylemlerden dolayı herhangi bir olumsuz durumla karşılaşılmaması adına gerek temel gıda ürünleri gerekse hızlı tüketim malları olmak üzere birçok sektör yakından izleniyor ve denetleniyor. Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince ürünlerin fiyatlarına haksız fiyat artışı yaptığı tespit edilen işletmeler bakanlığa bildiriliyor ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunca bu işletmelere her bir aykırı eylemi için 1 milyon 806 bin 177 TL’ye varan idari para cezası uygulanıyor. Kentte faaliyet gösteren market, kafeterya, fırın, lokanta ve tüm perakende işletmeler fiyat etiketi mevzuatı kapsamında da aralıksız denetleniyor. Mevzuata aykırılık tespit edilen işletmelere her bir aykırılık için 3 bin 973 TL idari yaptırım uygulanıyor. Yılın ilk 2 ayında 3 bin 500 işletme denetlendi İzmir’de ocak ve şubat aylarında 3 bin 500’ün üzerinde işletmenin yaklaşık 575 bin ürünü haksız fiyat ve fiyat etiketi mevzuatı kapsamında denetlenirken, yaklaşık 9 milyon 500 bin TL idari para cezası uygulandı. Ticaret İl Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, "Gerek vatandaşlarımızın huzur ve refahı için gerekse mevzuata uygun bir biçimde ticari faaliyetlerine devam eden işletmelerimizi haksız rekabetten korumak için denetimlerimize aralıksız devam edilmektedir" denildi.
10 Mart 2026 Salı - 11:12 İş kadını Leyla Alaton İzmirli kadınlarla buluştu İzmir Ticaret Odası’nda iş kadınlarına seslenen Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton, kadınların daha yukardaki mevkilerde görev alması gerektiğini belirterek, "Türk kadını uyandı. Pandora’nın kutusu açıldı. Artık geriye dönüş yok" dedi. İzmir Ticaret Odası tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen "İş Yaşamı ve Kadın" konulu söyleşi; Alarko Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı Leyla Alaton’un katılımı ve Gazeteci Banu Şen’in moderatörlüğünde gerçekleşti. İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer’in açılış konuşmalarıyla başlayan etkinliğe; İzmir Milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı ve Seda Kaya Ösen, Foça Belediye Başkanı Saniye Fıçı, İYİ Parti İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, yönetim kurulu başkan yardımcıları ve üyeleri, her yaştan İzmirli kadınlar katıldı. Özgener: "Kadının güçlenmesi toplumun güçlenmesidir" Konuşmasında İzmir’in tarih boyunca kadınların sosyal ve ekonomik hayatta güçlü olduğu bir şehir olduğuna dikkat çeken İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "Cumhuriyet’in aydınlık yüzünü taşıyan bu kent, kadın girişimciliğinde ve kadın istihdamında her zaman öncü olma iddiasını sürdürdü. Bizler de İzmir iş dünyası olarak; kadın girişimciliğini desteklemeyi, kadın istihdamını artırmayı, genç kızlarımızın eğitim ve kariyer yolculuklarında yanlarında olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çünkü biliyoruz ki; kadının güçlenmesi yalnızca bireysel bir başarı değildir. Kadının güçlenmesi; ailenin güçlenmesidir. Toplumun güçlenmesidir. Ekonominin güçlenmesidir" dedi. 8 Mart farkındalık günüdür Özgener sözlerini şöyle sürdürdü: "8 Mart, yalnızca bir kutlama günü değil, eşitliğin, fırsatlara erişimin, temsil gücünün ve adaletin yeniden hatırlatıldığı güçlü bir farkındalık günüdür. Kadınların hayatın her alanında daha görünür, daha etkili ve daha karar verici konumda olması gerektiğini hatırladığımız bir gündür. İş dünyasında kadın varlığı arttıkça yalnızca şirketler değil, toplum da güçleniyor. Kadınların yönetim kademelerinde yer aldığı kurumların sürdürülebilirlik, şeffaflık ve sosyal duyarlılıkta fark yarattığını görüyoruz. Tam da bu nedenle bugün aramızda bulunan Sayın Leyla Alaton’un hayat yolculuğu bizler için çok kıymetli. Sayın Alaton; cesaretiyle, bağımsız duruşuyla ve üretkenliğiyle Türkiye’de kadın liderliğinin sembol isimlerinden biri. Kendisi yalnızca bir iş kadını değil; aynı zamanda fikir üreten, sınırları zorlayan, genç kadınlara ilham veren bir rol model. Bugün burada kendisini dinleyecek olmanın; özellikle genç kadınlarımız için çok değerli bir fırsat olduğuna inanıyorum" İmer: "Bu toplantı bir sorumluluk çağrısı" Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Hatice İmer ise, "Bugün burada iş yaşamında kadınların yerini, emeğini ve liderliğini konuşmak üzere bir aradayız. Bu toplantı yalnızca bir değerlendirme değil; aynı zamanda bir sorumluluk çağrısıdır. Kadınlar çalışıyor, üretiyor, yönetiyor. Ama hâlâ eşit ücret için, eşit temsil için, karar masalarında hak ettikleri yer için mücadele ediyorlar. Bu bir yetkinlik meselesi değil; bir sistem meselesidir. Eşitlik beklenmez. İnşa edilir. Ve bu inşa, cesaretle başlar. Bizim dönem mottomuz bunu hatırlatıyor: "Köklerimiz Gücümüz, Kadınlar Umudumuz." Köklerimizden aldığımız güçle, kadınların potansiyelini sınırlayan görünmez engelleri kaldırmak zorundayız. Çünkü kadınların ekonomik güçlenmesi, toplumun güçlenmesidir. Bugün burada atacağımız her adım, yarının daha adil iş dünyasını şekillendirecek. Ve biz, sadece konuşan değil, dönüştüren tarafta olacağız" dedi. Alaton: "Kadınlar yönetimlerde daha etkin olmalı" Açılış konuşmalarının ardından Gazeteci Banu Şen’in sorularını yanıtlayan İş Kadını Leyla Alaton, "İzmir’de çok sayıda girişimci, sanayici, yurtdışından dönmüş kadın var. Girişimci olmak doğurmaktır. Bunların çoğalmasını ve bayrağı başka yerlere götürmesini diliyorum" dedi. Kadınların yönetimlerde daha etkin olması gerektiğini savunan Alaton, "Alarko Holding’in toplantısını yapıyorduk. Yönetimde kadınların oranının dört kişide iki kişi olmalıydı. Altta hamallığı kadınlar yapıyor. Önemli olan karar mekanizmasında yer almalarıdır. ‘Sizin şu anda yaptığı görevi bir kadının yapamayacağını düşünen var mı?’ diye sordum. Bir parmak bile kalkmadı. Bu mevkilere, bu koltuklara kendimizi layık görmeliyiz. Ben de 40 sene oldu, yeni uyandım. Başkaldırmadığım senelerin verdiği şeyle daha güçlü konuşuyorum. Daha yukarılara oynamalıydım ya da daha fazlasını istemeliydim. Kadınlarda güven eksikliği var. İnşallah yeni nesilde bu olmayacak diye düşünüyorum" dedi. Kadınların sektörlerinde dernekleşmesi gerektiğini vurgulayan Alaton, mevcut kadın derneklerinin de birlikte hareket etmesini önerdi. "Savaşçı bir ruhum var" Kadınlara da önerilerde bulunan Leyla Alaton, şunları söyledi: "Ne kadar az şeyle ne kadar mutlu olduğunu bildiğim için daha dik durabiliyorum. Savaşçı bir ruhum var. Babama benziyorum biraz. Armut dibine düşüyor. Rol modeller önemli. Kıskanılacak bir şey varsa Üzeyir ve İshak beyle yakın çalışma imkanı bulmamdır. Tsunami de gelse bina yerinde duruyor. O manevi değerlere önem vermek faydalı ve kurtarıcı. Miras problemi kadar iğrenç bir şey olamaz. Neredeyse bir şey bırakmasalar daha iyi olacak. O kadar üzücü şeyler ki bunlar. Değerlerin de yok olmasına neden oluyor. Ayrılırken çıkış planı çok önemli. Evlilik ön anlaşması gibi. Onu oturup medeni şekilde konuşmalısınız. Bunu yaparsan ya o an ayrılırsın ya da hiç ayrılmazsın." Söyleşinin ardından, İzmir Ticaret Odası Sergi Salonu’nda Ressam Haydar Ekinek’in "Barışın Kadınları" adlı resim sergisinin açılış töreni gerçekleştirildi.
10 Mart 2026 Salı - 11:11 Bornova’da metro hattında raylar yenileniyor İzmir Metrosu’nda güvenliği artırmak amacıyla Evka 3 ile Ege Üniversitesi İstasyonları arasında ray değişim çalışması yapılacak. 14 Mart’ta başlayacak ve dört gün sürecek çalışmalar kapsamında son istasyon Bornova olacak. Ege Üniversitesi ve Evka-3’e ulaşım ESHOT takviyesiyle sağlanacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, güvenli, konforlu ve sürdürülebilir ulaşım hedefi doğrultusunda kent genelindeki çalışmalarını sürdürüyor. İzmir Metrosu’nun Evka-3-Narlıdere Kaymakamlık hattında bakım, onarım ve yenileme çalışmaları kapsamında Fahrettin Altay İstasyonu’nda makas sistemlerini yenileyen Büyükşehir Belediyesi, bu kez Evka 3 ile Ege Üniversitesi İstasyonları arasında ray değişim çalışması yapacak. 14 Mart 2026 tarihinde başlayacak çalışmalar kapsamında 576 metre ray değişecek. Dört gün sürmesi planlanan çalışmalar süresince son istasyon Bornova olacak. Ege Üniversitesi ve Evka-3’e ulaşım ESHOT desteğiyle sağlanacak. Ray değişim çalışmalarının önemi Raylı sistemlerde raylar; trenlerin güvenli ve kontrollü şekilde hareketini sağlayan, işletme esnekliği ve sefer sürekliliği açısından kritik öneme sahip demiryolu elemanları. Yoğun işletme şartları, yüksek dinamik yükler ve çevresel etkenler nedeniyle demiryolu raylarında zamanla yıpranma ve performans kaybı oluşabiliyor. Gerekli müdahalelerin zamanında yapılmaması durumunda; arıza risklerinin artması, hız kısıtlarının uygulanması ve işletme güvenliğini olumsuz etkileyebilecek aksaklıkların yaşanması söz konusu olabiliyor. Planlanan demiryolu ray değişim çalışmasıyla; işletme güvenliğinin en üst düzeyde korunması, arıza ve beklenmedik sefer aksaklıklarının önlenmesi, hat performansı ile uzun vadeli işletme sürekliliğinin sağlanması ve bakım-onarım maliyetlerinin uzun vadede azaltılması hedefleniyor.
Tamer Osmanağaoğlu’ndan bütçe görüşmelerinde Aliağa vurgusu
14 Kasım 2025 Cuma - 12:24 Tamer Osmanağaoğlu’ndan bütçe görüşmelerinde Aliağa vurgusu MHP Genel Sekreter Yardımcısı, İzmir Milletvekili ve TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Üyesi Tamer Osmanağaoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada Aliağa’nın ihtiyaçlarını gündeme taşıdı. Komisyonda söz alan Osmanağaoğlu, İzmir’e ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şunları söyledi: "Aliağa ilçemiz nüfusa oranla sportif başarı sıralamasında ilk sırada olan müstesna bir ilçemiz. Aliağa Belediyemiz kendi imkânlarıyla ilçemize 2 adet Gençlik Merkezini kazandırmış olsa da halen bazı ihtiyaçların olduğu da biliniyor." Osmanağaoğlu, konuşmasının devamında "Şakran ve Helvacı’da var olan Gençlik Merkezi ihtiyacı, Spor Salonu ve mevcut futbol sahasının bakım ihtiyacı bu ihtiyaçlardan bazılarıdır. Diğer yandan; Aliağa ilçemize en az 250+250 kapasiteli bir KYK Öğrenci Yurdunun kazandırılması da ertelenemeyecek ihtiyaçlar arasındadır." ifadelerine yer verdi. Konuşmasında Bayraklı, Balçova ve Urla başta olmak üzere diğer İzmir ilçeleriyle ilgili talepleri de dile getiren Osmanağaoğlu, "Biliyoruz ki Gençlik ve Spor Bakanlığımız bu konuyla ilgili birçok çalışmaya imza attı. Bunun için de teşekkür ediyorum. Bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum." diyerek sözlerini tamamladı.
Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor
14 Kasım 2025 Cuma - 10:08 Kelebek hastalığı (lupus) kadınlarda 9 kat fazla görülüyor Halk arasında ’kelebek’ hastalığı olarak da bilinen ’lupus’ hakkında önemli açıklamalarda bulunan Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının çoğu zaman diğer hastalıklarla karıştırıldığını, tanının gecikmesinin ise hayati risklere yol açabileceğini ifade etti. Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bu hastalığın kalp, böbrek, akciğer gibi hayati organları etkileyebildiğini söyledi. Yüzde burun ve yanaklarda kızarıklıklarla kendini gösteren ve bu nedenle de halk arasında kelebek hastalığı olarak da bilinen lupus hastalığı hakkında bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit, "kelebek hastalığı" tanımının hastalığı tam anlamıyla tanımlamadığını aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığın bir çok semptomu olduğunu ve de kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Lupus hastalığının neden meydana geldiğinin kesin olarak bilinmediğini ifade eden Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bağışıklık sistemiyle ilgili, vücutta birçok sistemi tutan, birçok organı etkileyen bir hastalık. Bağışıklık hücrelerinin dokulara gösterdiği reaksiyonla ortaya çıkan bir hastalık. Birçok dokuyu etkiliyor; bunlar eklemler, akciğer, cilt, karaciğer, böbrek, kalp, organ zarları, batın zarı... Tüm bu organlara ve dokulara karşı bağışıklık sistemi reaksiyonu gelişmesine neden oluyor" diye konuştu. Güneş ışığı ve dışarıdaki alerjenler hastalığı tetikleyebilir Hastalığın sebepleri arasında birçok neden olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, bunlar arasında genetik faktörlerin yanında çevresel faktörlerin de olabileceğini söyledi. Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Bazı nedenlerden dolayı bağışıklık sistemi reaksiyon gösteriyor ve bunun sonucunda lupus hastalığı görülebiliyor. Bu nedenler arasında genetik faktörler etkili olabilir. Ancak tek başına değil! Çevresel faktörler; örneğin güneş ya da dışarıdaki diğer alerjenler, radyasyon gibi etkenler hastalığa neden olabilir" dedi. Hastalığın belirtileri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Kelebek görüntüsünün dışında; halsizlik, yorgunluk, kas-eklem ağrısı, yüksek ateş, eklem ağrısı, ciltte döküntü olabiliyor. Eklemlerde şişlikler olabiliyor. Yüzde kızarıklıklar olabiliyor. Bunları gördüğümüzde bu hastalığı da düşünebiliriz" ifadelerini kullandı. Romatizmal hastalıklarla karıştırılabiliyor Lupus hastalığının belirtileri arasında yer alan eklem ağrısı, eklemlerde şişlik durumlarının romatizmal hastalıklarla karıştırılmasına neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Özellikle romatoid artritle bu çok karıştırılıyor. Romatoid artritte de eklemlerde ağrılar ve şişlikler olabiliyor. Bu lupusta da olabiliyor. Dolayısıyla sadece eklem ağrısıyla doktora gelen hastada tanı karışabiliyor. Bunu detaylıca incelemek ve gerekli testleri yapmak gerekiyor" mesajını verdi. Doğru tanının konulması için öncelikle hastanın ağrı durumunu iyi takip etmesi gerektiğini ve bazı testler yaptırması gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, "Lupus hastalığında belirtilerin aktifleşme ve sakin dönemleri oluyor. Eğer hasta hastalığın sakin döneminde hekime başvurursa bir semptom tanımlanamayabilir. Ama aktifleşme döneminde giderse tanı konulması daha kolay olur. İşte eklemlerde şişlik, ağrı, yüzde kızarıklık gibi belirtiler hastalığın alevlendiği dönemlerde ortaya çıkar. Bu dönemde hasta, hekime başvurursa daha kolay tanı konulabilir. Aksi takdirde doğru teşhis alması kolay olmayacaktır" açıklamasını yaptı. 100 bin kişiden 15-20’sinde görülen bir hastalık olduğunu aktaran Uzm. Dr. Murtaza Çit, hastalığa tanı konulmasının zor olmasından kaynaklı verilerin düşük olabileceğini aktardı. Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle alevlenme dönemi dışında hastaya tanı konulmasının güç olmasından dolayı hastalar rahatsızlıklarını anlamlandırmak ve doğru tedaviye ulaşmak için doktor doktor gezebiliyor. Lupus hastalığı tanısı konulmasında en etkili yöntem, otoimmün testlerdir. Yüzde kızarıklıklar, eklemlerde sıvı birikmesi, akciğer, kalp gibi organlarda sıvı toplanması gibi ciddi semptomlar ortaya çıktığında hastaya yapılan testlerle tanı konulabiliyor. Düzenli olarak normal kan testlerini yapmak şart. Testlerde otoimmün panel dediğimiz antinükleer antikor (ANA) pozitifliği değeri görünce büyük oranda ‘lupus hastasıdır’ denilebiliyor. Bunların yanında da anti-dsDNA, antifosfolipid antikorlar da pozitif olabiliyor." Ömür boyu takip ve tedavi gerektiriyor Lupus hastalığının erkeklere oranla kadınlarda 9 kat fazla görüldüğünü açıklayan Uzm. Dr. Murtaza Çit, lupus hastalığının vücutta yarattığı doku hasarına bağlı olarak ölümcül sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Öte yandan lupus hastalarına bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar verildiği için hastaların enfeksiyonlara açık olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Murtaza Çit, enfeksiyon sebebiyle de hastanın hayatını kaybetme ihtimalinin olabileceğini vurguladı. Lupus hastalığının tedavisi hakkında açıklama yapan Uzm. Dr. Murtaza Çit, sözlerini şöyle tamamladı: "Lupus semptomlarına göre tedavi edilebilen bir hastalık. Hastalığın alevlenme döneminde, bağışıklık sisteminin ortaya çıkardığı etkileri baskılamak için yüksek doz kortizol tedavisi kullanılıyor. Kortizol yetersiz kaldığında immün sistemi baskılayıcı tedavilere geçilebiliyor. İmmün sistemi düzenleyerek hastalığın seyrini düzeltmek amaçlanıyor. Bu tedavilerin dozu, hastalığın alevlendiği dönemlerde artırılabilirken, hastalığın sakinlediği dönemlerde dozu düşürülerek uzun süre bu şekilde devam edilmesi bekleniyor. Hastanın ömür boyu takibinin ve tedavisinin devam ettirilmesi gerekiyor."
Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike
14 Kasım 2025 Cuma - 09:58 Ev yapımı konservede ‘ölümcül’ tehlike İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan, sonbaharda yapılan ev tipi konserveler konusunda tüketicilere hayati uyarılarda bulundu. Özellikle domates, biber, patlıcan ve turşu gibi ürünlerde yeterli sıcaklık ve sterilizasyon sağlanmadığında ‘clostridium botulinum’ bakterisinin üreyebileceğini belirten Prof. Dr. Turhan, "Bu bakterinin ürettiği botulinum toksini, çok ciddi bir zehirlenme türü olan botulizme neden oluyor. Sinir sistemini etkileyen bu zehir, kasları felç edebiliyor ve tedavi edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabiliyor" diye konuştu. Havaların serinlemesiyle birlikte mutfaklardaki kış hazırlıkları da hızlandı. Ev yapımı konserveler mutfak raflarındaki yerini almaya başlarken, İEÜ Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazan Turhan ise konserve yapımı sırasında oluşabilecek risklere karşı uyarılarda bulundu. "Havayla teması önleyin" Kasım ayında evde konserve yapımının yoğun olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turhan, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Turşusu yapılacak sebzelerin mutlaka taze olması gerekir. Sebzeler topraktan tamamen arındırılmalı; kasenin içinde değil, musluk altında iyice yıkanmalı. En sağlıklı ambalaj cam kavanozlardır. Kullanılacak kavanoz, kapak ve mutfak gereçleri özenle temizlenmeli, gerekirse kaynar suyla steril edilmeli. Sebzelerin arasında hava kalmamalı, kavanozun içine tabak ya da ağırlık konularak sebzelerin havayla teması önlenmeli. Ayrıca, konservelerde bol miktarda tuz kullanmak da koruyuculuk açısından önemli." "Doğru sıcaklıkta saklayın" Fermentasyonun genellikle 3-5 gün içinde başladığını belirten Prof. Dr. Turhan, bu süreçte konservelerin serin ve karanlık bir ortamda saklanması gerektiğini belirterek, "Konserve kurulduktan sonra ilk 3-5 gün oda sıcaklığında (yaklaşık 20 derece) fermantasyon başlar. Gaz çıkışı ve hafif bulanma görülünce kavanozlar serin, karanlık bir yere (10-15 derece) veya buzdolabına alınmalıdır. Uzun süre sıcak ortamda (25 derece ve üzeri, özellikle 30-37 derece) bırakılan turşularda hem tat bozulur hem de botulizm riski artar" dedi.
İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler
14 Kasım 2025 Cuma - 09:54 İzmir’in 8 bin 500 yıllık kalbinde yeni keşifler Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde sürdürülen kazılarda, İzmir’in 8 bin 500 yıllık geçmişine ışık tutan yeni bulgulara ulaşıldı. Bu yıl özellikle Yassıtepe’de yapılan çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar ortaya çıkarıldı. Kazı Başkanı Doç. Dr. Zafer Derin, bu buluntuların dönemin toplumsal yaşamında kadının önemini ve İzmir’de kentleşmenin başlangıcını gösterdiğini vurguladı. Çıkarılan eserler Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nde Bornova Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Geleneksel Kazı Sezonu Kapanış Kahvaltı’nda tanıtıldı. İzmir’in bilinen tarihini 8 bin 500 yıl öncesine taşıyan Yeşilova ve Yassıtepe Höyükleri’nde bu yılki kazı sezonu tamamlandı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi ve Ege Üniversitesinin destekleriyle yürütülen çalışmalarda, üzerinde gerdanlık kabartmaları bulunan 5 bin yıllık özel kaplar bulundu. Arkeologlar, bu eserlerin kadın figürleri ve ritüelleriyle ilişkili olduğunu belirledi. "Kadın, Yassıtepe’de çok önemli" Kazı Başkanı Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zafer Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaret Merkezi’nde düzenlenen Kazı Kapanış Kahvaltısında 2025 sezonunun dikkat çeken buluntularını tanıttı. Derin, "Bu aslında 2025 yılı için bir ayrılış ama 2026 için de yeni başlangıçları oluşturacak bir kapanış. Hedefimiz, kente turizm ve bilim açısından yeni bilgiler kazandırmak. İzmir’in hem ilk köy yerleşimini hem de ilk kent yerleşimini kazıyoruz" dedi. Bu yılki kazılarda özellikle Geleceğe Miras Projesi kapsamında Yassıtepe’de yürütülen çalışmalara odaklandıklarını belirten Derin, "Milattan Önce 2800 yıllarında depremle yıkıldığı düşünülen Erken Tunç Çağı yerleşiminde, yüzlerce çanak çömlek bulduk. Bunların büyük kısmı kadınlara adanmış özel kaplardan oluşuyor. Kadını anımsatan gerdanlık kabartmalı kaplar, dönemin inanç ve toplumsal yapısına ışık tutuyor." diye konuştu. İzmir’in ilk kent yaşamı Yassıtepe’de başladı Yassıtepe’de ortaya çıkarılan buluntuların, İzmir’in kentleşme sürecinin 5 bin yıl öncesine dayandığını kanıtladığını vurgulayan Derin, "Bu kaplar, kentin ticari ve kültürel yaşamının başladığı dönemi temsil ediyor. Bazı eserler tamamen sağlam, bazıları ise özenle restore edildi. Çoğu sıvı madde koymak amacıyla yapılmış. Bu, o dönemdeki yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları veriyor." ifadelerini kullandı. Derin, Yeşilova Höyüğü Ziyaretçi Merkezi’nin yıl içinde 20 binden fazla ziyaretçiyi ağırladığını belirterek, "Türkiye’de ziyaretçiyi birebir arkeologlar eşliğinde karşılayan ve anlatım yapan tek merkez burası. Zor ama örnek bir model" dedi. "Yerel yönetimlerin kültürel sorumluluğu çok büyük" Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Duygu Bölük, Bornova Belediyesi’nin kazılara verdiği desteğin önemine dikkat çekerek,"Ülkemizde tarihi mirasa sahip çıkmak konusunda kimi zaman eksikler yaşanabiliyor. Ancak Bornova Belediyesi olarak bu değerin farkında olmak ve koruma bilincini sürdürmek bizim için çok kıymetli" ifadelerini kullandı. KAYED Başkanı Halil İbrahim Aktaş ise, "Bu höyükler, burnumuzun dibindeki büyük bir hazine. Bugün gelinen noktada Bornova, Homeros gibi bir değeriyle birlikte, Ege’nin değil dünyanın incisi olma yolunda ilerliyor" dedi. Geçmişin izinde, geleceğe ışık tutan höyükler Konuşmaların ardından katılımcılar, yeni keşfedilen eserlerin sergilendiği alanı gezdi. Ziyaretçiler, pişmiş topraktan yapılmış, libasyon (adak) kapları ve gerdanlık motifli çanaklarla binlerce yıl öncesinin İzmir’ine tanıklık etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Bornova Belediyesi, Ege Üniversitesi ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle yürütülen kazılar, 2026 yılında da devam edecek.
Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor
14 Kasım 2025 Cuma - 09:41 Endoüroloji, hızlı bir dönüşüm yaşıyor Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Turna, Endoürolojinin (endoskopik ürolojik ameliyatları ile ilişkili uzmanlık alanı) özellikle son yıllarda teknolojik gelişmelerle birlikte çok hızlı bir dönüşüm yaşandığını söyledi. Prof. Dr. Turna, "Bu dönüşüm hem hasta konforunu hem cerrahi güvenliği hem de tedavi etkinliğini büyük ölçüde artırdı." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Direktörü Prof. Dr. Burak Turna ve Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endoüroloji Direktörü Doç. Dr. M. Can Kiremit tarafından Uluslararası Üroloji Araştırmaları Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen "Endoürolojiden Medikal Tedaviye: Taş Hastalığında Yenilikçi Yaklaşımlar" başlıklı sempozyum ürologları bir araya getirdi. Prof. Dr. Turna, Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleşen toplantının açılışında endoürolojideki gelişmelere dikkat çekti. Turna, toplantının böbrek ve üreter taşı güncel sorunlarına çözüm üretmek, yenilikçi ve güncel yaklaşımları yakından takip etmek ve klinik pratikte karşılaşılan güçlükleri bilimsel bir zeminde tartışmak amacıyla düzenlendiğini söyledi. Lazer teknolojileri ve robotik sistemler ön planda Prof. Dr. Turna açılış konuşmasında endoürolojideki yenilikler arasında lazer teknolojilerindeki ilerlemelerin önemli bir yer tuttuğunu kaydetti. Prof. Dr. Turna, şunları söyledi: "Yeni nesil lazer sistemleriyle daha hızlı, etkin ve güvenli taş kırma ve daha kontrollü enerji aktarımı mümkün hale geldi. Bu gelişmeler operasyon süresini kısaltırken komplikasyon oranlarını da azaltıyor. Yeni nesil aspiratörlü üreterorenoskopi sistemlerinin kullanımı da önemli kazanımlar getiriyor. Bu sistemler taş fragmanlarının daha etkin temizlenmesini sağlıyor ve böbrek içi basıncı kontrol ederek enfeksiyon riskini azaltıyor. Ayrıca aspiratörlü ulaşım kılıfları da cerrahi başarıyı artırıyor. Bu aksesuarlar sayesinde cerrahi saha daha temiz kalıyor, taşsızlık oranı artıyor ve operasyon güvenliği yükseliyor." Robotik sistemler daha fazla yer bulacak Prof. Dr. Turna konuşmasında endoürolojinin geleceğinde robotik sistemlerin daha fazla yer bulacağına da dikkat çekti. Prof. Dr.Turna, "Robotik üreterorenoskopi henüz gelişme aşamasında olsa da yakın gelecekte ergonomi, hassasiyet ve kontrol açısından cerrahlara önemli avantajlar sunacak." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Çağrı Büke’nin hastanenin ameliyathane ve teknolojik alt yapısıyla ilgili bilgi verdiği sempozyumda alanında uzman 9 konuşmacı bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Öğleden sonraki oturumda ise 3 ameliyathaneden canlı cerrahi uygulamalarının görüntüleri eş zamanlı olarak salona aktarıldı ve vakalar tartışıldı.
Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat"
14 Kasım 2025 Cuma - 09:33 Başkan Özkan: "Kabinli, güvenli taksi için TOGG bir fırsat" İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, taksici esnafının yıllardır dile getirdiği talep ve önerilerin artık Ankara’da daha güçlü şekilde karşılık bulduğunu belirterek, "2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için hayata geçmeyen kabinli güvenlik sisteminin, TOGG tarafından yerli ve modern bir modelle yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır" dedi. TOGG ile ilgili önerilerini Haziran ayında paylaşan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Milli gururumuz TOGG’un taksilere özel modeller üretmesi, bu araçların ÖTV ve KDV’den muaf tutulması ve taksi duraklarına şarj istasyonları kurulması halinde Türkiye genelindeki 150 bini aşkın taksinin hem ekonomiye hem çevreye ciddi katkı sağlayacağını aylar önce ifade etmiştik. Bu önerilerin DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan tarafından da gündeme alınmasının sektörümüz için kıymetli. Sayın Babacan’ın bu vizyonu, yerli üretime ve taksici esnafına verilen değer açısından önemlidir. Kendilerine çok teşekkür ediyoruz." dedi. "Yerli milli TOGG taksiler ülkeye büyük kazanç getirir" Başkan Özkan, 2004 yılında yasalaşmasına rağmen uygun araç yapısı olmadığı için kabinli güvenlik sistemi olan taksi uygulamasına geçilemediğine dikkat çekerek, şöyle devam etti: "Sürücü ve yolcu güvenliğini artıracak, kabinli ticari taksinin TOGG tarafından yeniden geliştirilmesi Türkiye için büyük bir fırsattır. 150 bin taksinin yalnızca yarısı bile kabinli yerli TOGG modellerine geçse, hem güvenlik hem de ekonomik kazanım açısından ülkemize büyük katkı sağlar." DEVA Partisi heyetinden İzmir Şoförler Odasına ziyaret DEVA Partisi İzmir İl Başkanı Aybar Uygur ve il yönetimi, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasını ziyaret ederek sektörün sorunlarını, yapılması gereken düzenlemeleri ve elektrikli araç geçiş sürecini görüştü. Ziyaretin detaylarını paylaşan Başkan Erkan Özkan: "Elektrikli taksilerden şarj istasyonlarına, TOGG’un taksi modellerinden altyapı ihtiyaçlarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirmeler yaptık. İl başkanımız Aybar Uygur’a ve yönetimine nazik ziyaretleri için teşekkür ediyorum" dedi. "İzmir’e turkuaz-sarı, Ankara’ya kırmızı-sarı TOGG taksiler" Başkan Erkan Özkan, TOGG’un illere özel renklerde taksi üretmesi önerisinin Ankara’da takip edildiğini açıklayarak: "İzmir için turkuaz-sarı, Ankara için kırmızı-sarı gibi şehir kimliğini yansıtan özel renk önerilerimizin yakından takip edildiğini öğrendik. Bu yaklaşım şehir estetiği ve marka kimliği açısından oldukça değerlidir" ifadelerini kullandı. Başkan Erkan Özkan, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı: "Bugün geldiğimiz noktada, yıllardır emek verdiğimiz çalışmaların karşılık bulduğunu görmek bizi umutlandırıyor. Sesimizi Ankara’da duyan, bu süreçte emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Taksici esnafının geleceği için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir."
Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:50 Medical Point, sağlıkta kalite anlayışını her adımda yaşatıyor Medical Point İzmir Hastanesi, kaliteyi yönetim anlayışının merkezine yerleştirerek hasta güvenliği, çalışan memnuniyeti ve sürdürülebilir mükemmellik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor. "Yaşayan ve yaşatan kalite" anlayışıyla hareket eden Medical Point İzmir Hastanesi, tüm süreçlerinde ulusal ve uluslararası standartları esas alırken, hasta ve çalışan güvenliği, sürekli iyileştirme ve mükemmeliyet kültürünü her gün yeniden yaşatıyor. Medical Point, bu yaklaşımla yalnızca bugünün değil, sağlığın geleceğinin de temellerini inşa ediyor. Medical Point İzmir Hastanesinden yapılan bilgilendirmede, "Sağlık hizmetlerinde kalite, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından etik değerlere, insan odaklı yaklaşıma, şeffaflığa ve bilimsel temellere dayanan bütüncül bir sistem olarak tanımlanmaktadır. TÜSKA’nın ’Sağlıkta kalite bir gün değil, sürekli bir sorumluluktur’ ilkesi, Medical Point’in hizmet anlayışıyla tam bir uyum içerisindedir. The International Society for Quality in Health Care External Evaluation Association (ISQua EEA) tarafından akredite edilen TÜSKA, sağlıkta güvenilirliği, ölçülebilir iyileştirmeyi ve sürekli gelişimi destekleyen yapısıyla, ulusal kalite yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Medical Point İzmir Hastanesi, ulusal ve uluslararası akreditasyon belgeleriyle kanıtlanmış kalite anlayışıyla, sağlıkta mükemmelliği kurum kültürünün bir parçası haline getirmiştir. Kaliteyi; hastaların güveninde, çalışanların emeğinde ve topluma sunulan her hizmette yaşatan bir kurum olma vizyonuyla yoluna devam etmektedir. " denildi.
İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu
13 Kasım 2025 Perşembe - 12:09 İZVAK’ta İzmir kulüplerinin kent ekonomisine katkısı konuşuldu İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, bu yıl önemli bir gündemle gerçekleştirilerek, "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. İzmir Spor Kulüpleri Birliği Vakfı’nın (İZVAK) Danışma Kurulu 2025 Yılı Toplantısı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar’ın başkanlığında ve İzmir Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde yapıldı. İZVAK ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirilen ve 8 ayda tamamlanan "İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi" konulu araştırmanın sonuçları paylaşıldı. Toplantıya; kulüp başkanları, İzmir Ekonomi Üniversitesi Öğretim Üyeleri, İZVAK Danışma Kurulu ve Yönetim Kurulu Başkan ve üyelerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Berkhan Alptekin, TÜRFAD - Türkiye Futbol Adamları Derneği İzmir Şube Başkanı Bahri Vreskala, TSYD - Türkiye Spor Yazarları Derneği İzmir Şube Başkanı Ergin Karataş katıldı. Yorgancılar: "Kentler sporla da büyüyor ve güçleniyor" Toplantı başkanlığını yürüten Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkanı Ender Yorgancılar yaptığı açılış konuşmasında: "Kentler yalnızca sanayi, ticaret ve turizmle değil; sporla da büyüyor ve güçleniyor. Barcelona denilince FC Barcelona gelir. Liverpool’un adı, kulübüyle özdeşleşmiştir. Spor kulüpleri artık birer takımın ötesinde, şehrin kimliğini, ekonomisini ve sosyal dokusunu şekillendiren önemli aktörler. Maç günlerinin oluşturduğu ekonomik hareketlilikten gençlere kazandırdığı disipline kadar spor; hem ekonomik bir güç hem de insan sermayesi yatırımı. Şehirlerin marka değerini yükselten en güçlü unsurlardan biri de yine spor kulüpleri. Dolayısıyla spor kulüplerine yapılacak her yatırım, aslında kentin geleceğine, kimliğine ve ekonomisine yapılan bir yatırımdır" dedi. Erten: "Kulüpler kente sadece sportif katkı vermiyor" İzmir’in spor kulüplerinin; kente büyük sosyal ve ekonomik katkı sağladıklarını, kent tanıtımında çok önemli roller üstlendiklerini belirten Erten, "İzmir, köklü spor kültürü ve tarihi kulüpleri ile bu mirası geleceğe taşıyacak bir vizyonu fazlası ile hak ediyor. İZVAK olarak, kulüplerimizin kentsel yaşama katkılarını bilimsel çerçevede görünür kılmak ve daha fazla farkındalık olşuturmak için özel çaba harcıyoruz. İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle yürüttüğümüz ve bugün sizlere sunulacak olan ‘İzmir Futbol Kulüplerinin Kent Ekonomisine Etkisi’ araştırması, ‘Futbol ve Futbol Kulüpleri Odaklı Bir Ekonomik Etki Araştırması’ niteliğindedir. Araştırma, kentimizdeki futbol kulüplerinin sadece sportif değil; ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan da ne kadar hayati bir rol üstlendiğini bilimsel verilerle ortaya koymaktadır" diye konuştu. Doğu: "Şehir için 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki" Çalışmanın sunumunu yapan İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burak Doğu, "İzmir kulüpleri, Süper Lig seviyesine ulaştıklarında, şehir için yılda yaklaşık 280 -300 milyon Euro boyutunda ekonomik etki oluşturma potansiyeline sahip olduklarını ölçümledik. Bunun 100 milyon Euro kısmını, şehrin Süper Lig temsilcisi Göztepe Kulübü günümüzde sağlamaktadır. Bu, kulüplerin kent ekonomisine ciddi düzeyde katkı sunma potansiyeline sahip olduklarını gösteriyor" dedi. Sepil: "Çok değerli bir çalışma" Toplantıya katılan Göztepe Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Sepil: "Bu tür çalışmaların ne denli zor ve karmaşık olduğunu çok iyi biliyorum. Verdikleri emek için İZVAK Yönetimine ve İzmir Ekonomi Üniversitesi’ne teşekkür ederim. Çok değerli bir çalışma olmuş. Stadların artık şehrin en merkezi yerlerinde inşa edilmesi bütün dünyada destekleniyor. Bu çalışma ile bunun doğruluğunu bir kez daha teyid edilmiş oldu. Bu çalışmanın örnek olmasını ve daha da geliştirilmesini diliyorum. Göztepe kulübü, Avrupa’ya gönderdiğimiz sporcularımızdan dolayı artık hizmet ihracatçısı kapsamında değerlendiriliyor. Planladığımız yatırımları yaptığımızda bu kapasitemiz çok daha artacak. Sadece kentimize değil, ülkemize de ekonomik katkı ve tanıtım katkısı sağlıyoruz" ifadelerine yer verdi.