Yerel Haberler
İzmir
10 Mart 2026 Salı - 14:11 Kasapoğlu, Manisalılarla iftar sofrasında buluştu AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen iftar programında Manisalı hemşehrileriyle bir araya geldi. Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapan Kasapoğlu, "Gönül kapımız her zaman açık" dedi. Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen Manisalılar İftar Buluşması’na katılarak hemşehrileriyle aynı sofrada buluştu. Yoğun katılımın olduğu programda konuşan Kasapoğlu, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini söyledi. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden amcası Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu anarak başlayan Kasapoğlu, taziye dileklerini ileten herkese teşekkür etti. Kasapoğlu, "Birkaç gün önce hem şahsım hem de ailemiz için çok kıymetli bir ismi, amcamız Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu ebediyete uğurladık. Mekanı cennet olsun. Bu vesileyle arayan, mesaj gönderen ve cenaze törenine katılan herkese teşekkür ediyor, sizlere ve sevdiklerinize sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum" dedi. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, bu ayın kendine has bir bereketi olduğunu ifade ederek, "Ramazan birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı. Karşısındakini anlama, empati kurma ve dayanışma ayı. Ramazan ayının kendine özel bir bereketi var. Rabbim hepimize bu bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Bugün Manisalı hemşehrilerimizle beraberiz. Hem İzmir’imize hem de ülkemize değer katan kıymetli hemşehrilerimiz bu bereket sofrasını onurlandırdılar" şeklinde konuştu. Günümüzün yoğun temposunun insanları zaman zaman birbirinden uzaklaştırdığını belirten Kasapoğlu, gönül bağlarının her zaman güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bu gök kubbenin altında hep birlikte yaşıyoruz. Ancak çağın getirmiş olduğu meşgaleler ve iletişim çağında yaşanan iletişimsizlikler var. Ama biliyoruz ki gönlümüz birlikte çarpıyor, yüreklerimiz birlikte atıyor. Bir araya gelemediğimiz zamanlarda bile aramızda bir gönül köprüsü var. Bu köprüyü daha da güçlendirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kasapoğlu, birlik ve beraberliğin daha da güçlendirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirterek, "Bizim gönül kapımız her zaman sizlere açık. Hem Ankara’da hem İzmir’de sizlerin hizmetindeyiz. Memleketimiz ve insanlık için bugüne kadar nasıl çalıştıysak bundan sonra da birlikte gayret etmeye devam edeceğiz. Rabbim Ramazan Bayramı’na hep birlikte ulaşmayı nasip etsin" dedi. Programın sonunda Kasapoğlu, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Kasapoğlu, iletilen konularla yakından ilgileneceklerini ve hemşehrileriyle iletişim halinde kalacaklarını ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 14:02 Bayındır Sosyal Yardımlaşma Vakfı, çalışma performansı ile İzmir’de birinci oldu Bayındır Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Türkiye genelinde yapılan performans değerlendirmesinde önemli bir başarıya imza attı. "Türkiye Geneli SYD Vakıf Karnesi" sonuçlarına göre Bayındır SYDV, İzmir genelinde 1. sırada yer aldı. Değerlendirme; Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi (BSYBS), İş Zekâsı-Veri Ambarı verileri ve SYD Vakıf Karnesi Anahtar Performans Göstergeleri esas alınarak gerçekleştirildi. Bayındır Kaymakamı Murat Mete, elde edilen başarı dolayısıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı personeli ile vakfın çalışmalarına katkı sağlayan Mütevelli Heyeti üyeleri için bir program düzenledi. Programda, özverili çalışmalarından dolayı vakıf müdürü ve personellere Başarı Belgesi, vakıf faaliyetlerine destek sunan mütevelli heyeti üyelerine ise Teşekkür Belgesi takdim edildi. Programda konuşan Kaymakam Murat Mete, sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine hızlı, etkin ve adil şekilde ulaştırılmasında emeği bulunan tüm vakıf personeline ve mütevelli heyeti üyelerine teşekkür etti. Mete, elde edilen başarının güçlü bir ekip ruhu ve fedakâr çalışmaların sonucu olduğunu vurguladı. Kaymakam Mete ayrıca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın bundan sonraki süreçte de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceğine inandığını belirterek tüm personele başarılar diledi.
İzmir Büyükşehir önünde işçilerden oturma eylemi
11 Kasım 2025 Salı - 11:49 İzmir Büyükşehir önünde işçilerden oturma eylemi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZENERJİ, İZELMAN ve İZFAŞ şirketlerinde çalışan işçiler, üç aydır ödenmeyen sosyal haklarını protesto etmek için Kültürpark 9 Eylül kapısından belediye önüne yürüdü. Kalabalık grup, Büyükşehir Belediyesi’nin önünde basın açıklamasının ardından oturma eyleminde bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işçi eylemleri devam ediyor. DİSK/Genel-İş Sendikası’nın 1, 2, 3 ve 9 No’lu şubelerinde örgütlü işçiler, üç aydır ödenmeyen sosyal haklarını alabilmek için bugün Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplandı. Basın açıklamasını okuyan 2 No’lu şube başkanı Ercan Gül, "İZENERJİ, İZELMAN ve İZFAŞ çalışanlarının ağustos, eylül ve ekim aylarına ait fazla mesai ücretleri ödenmemiştir. İZENERJİ ve İZFAŞ çalışanlarının eylül ayı, İZELMAN çalışanlarının ise ekim ayı ikramiyeleri yatırılmamıştır. Ayrıca gıda kartı ve öğrenim yardımı alacaklarımız da hâlâ beklemededir" dedi. Belediyede uzun yıllardır çalışan yaklaşık 300 kişinin farklı birimlerden şirketlere aktarılıp "havuz" uygulaması adı altında ücretsiz izne çıkarıldığı belirten Gül, "Bu işçiler maaşsız ve sigortasız bir şekilde açlığa mahkûm edilmiştir" diyerek uygulamaya tepki gösterdi. Ercan Gül, işçilerin aylardır diyalog yoluyla çözüm aradığını, ancak verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, "Biz emekçiler sabırla beklerken borçlarımız büyüdü, geçimimiz zorlaştı, kriz bizde derinleşti. Kredi kartlarımız, faturalarımız, kredilerimiz ödenemez hale geldi. Okulların açılmasıyla masraflarımız arttı, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyoruz." Eylemler devam edecek Taleplerinin karşılanmaması halinde eylemlerine devam edeceklerini vurgulayan Gül, "Şirkete iade edilen arkadaşlarımız derhal işbaşı yaptırılsın. Fazla mesai ücretlerimiz, ikramiyelerimiz, gıda kartı alacaklarımız ve öğrenim yardımlarımız için acil bir ödeme takvimi oluşturulsun. Aksi halde bu cuma günü mesai bitimine kadar oturma eylemimizi sürdüreceğiz" dedi. Genel İş 1 No’lu şube Başkanı Engin Topal da, "Sokağa inmek istemiyoruz. İzmir 7 gün grev yaşadı. Böyle bir şey olsun istemiyoruz hep bir adım geride duruyoruz. Çalışan işçilerin boğazına çökmekten hep birlikte vazgeçin" ifadelerini kullandı.
Ege Üniversitesinin endemik tür cenneti: Botanik Bahçesi
11 Kasım 2025 Salı - 09:53 Ege Üniversitesinin endemik tür cenneti: Botanik Bahçesi Akdeniz ülkeleri içerisinde önemli botanik bahçelerinden biri olarak gösterilen Ege Üniversitesi (EÜ) Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, 3 binin üzerinde bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Botanik Bahçesi, bir yandan her yaştan bitki severleri ağırlarken bir yandan da Türkiye’nin dört bir köşesinde keşfedilen yeni bitki türlerinin literatüre kazandırılmasına bilimsel katkı sunuyor. Türkiye’nin bitkisel zenginliği başta olmak üzere dünya florasına ait örnekleri, koruma ve yaşatma stratejileri geliştirerek, bilim dünyasına ve literatüre sunma amacıyla faaliyetlerini sürdüren EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ege Üniversitesi kampüsünde 16 bin 750 metre kare alanda, hem Türkiye hem de yabancı orjinli bitki türlerini barındırıyor. Türkiye’deki en büyük beş botanik bahçesinden biri niteliği taşıyan ve üniversiteler bünyesinde faal olarak görev yapan en kapsamlı Botanik Bahçesi özelliği taşıyor. Kuruluşundan bugüne 100 civarında bitki türünü bilim dünyasına kazandıran merkezi her yıl farklı seviyelerde 15 binin üzerinde öğrenci ziyaret ediyor. Ziyaretçilere Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı lisans ve lisansüstü öğrencileri tarafından tanıtım ve bilgilendirme sunumları yapılıyor. EÜ Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Merkezimiz tarafından ülkemizin bitkisel zenginliği üzerinde önemli çalışmalar yürütülüyor. Öğrenciler başta olmak üzere ziyaretçilere; bitkilerin tarihsel süreci, doğanın ekosistemi, endemik bitkilerin korunması ve ekolojik düzenin sürdürülebilirliği konularında bilgiler veriliyor. Bunun yanı sıra, yetişkinler ve çocuklara yönelik bitki keşif etkinlikleri ve atölye çalışmaları düzenleniyor" diye konuştu. Merkezin bugüne kadar pek çok endemik türü bilim dünyasına ve literatüre kazandırdığını ve uluslararası arenada saygın bir konumda bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Botanik Bahçemiz sayesinde bilim dünyasına ve dünya literatürüne kazandırdığımız endemik türlerle saygın bir konumda bulunuyoruz. Özellikle yeni türler keşfederek, bahçemiz bünyesinde yer alan Herbaryum Koleksiyonumuzu zenginleştirmeye çalışıyoruz. Merkezimiz, kurulduğu günden bu yana pek çok endemik bitkiyi bilim dünyasına ve literatüre kazandırdı. Herbaryumda yaklaşık 44 bine civarında kayıtlı bitki türü var. Türkiye’nin dört bir tarafından TÜBİTAK projeleri veya BAP projeleri desteğiyle toplanan bitkiler, herbaryum örneği haline getirmek için, herbaryum tekniklerine uygun olarak toplanıp kâğıt ve kartonlar arasında preslenerek kurtulmaları ardından herbaryum kartonlarına yapıştırılarak, bitkinin künyesi, tür adı, familya adı, toplayan kişinin bilgileri, toplanma yılı ve yeri girilerek herbaryum etiketi veriliyor. Yaklaşık 120 yıl önce preslenip, herbaryuma konulmuş bitkiler var. Bu sayede dünyanın her yerinden gelerek taksonomik çalışmalar yapan araştırmacılar kolayca bitki türlerine erişebiliyor. Başarısını son dönemde artırarak sürdüren Merkezimiz, sadece ülkemiz için değil uluslararası arenada da saygın bir konumda bulunuyor. Merkezin bünyesinde mevsimine göre değişen ve gelen misafirlerin ilgisini çeken çok sayıda değişik endemik bitki de yer alıyor. Mabed ağacı, manolya, kırmızı rengiyle dikkat çeken fener ağacı, renk renk nilüferler bulunuyor. Bahçede, kendine has, coğrafi yapısı farklı bitki türlerine uygun yaşam alanı sağlanıyor. Türkiye’deki en zengin mum çiçeği (Hoya sp.) koleksiyonu da ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor" dedi. ‘Resimli Türkiye Florası’ Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye’de yayılış gösteren tüm doğal bitki türlerini kapsayan ve ilk kez Türkçe ve resimli olarak yazılmaya başlanan ‘Resimli Türkiye Florası’ adlı eserin editörleri arasında yer alıyor. Toplamda 30 ciltte tamamlanması planlanan bu çalışmanın da en önemli merkez üslerinden biri olarak Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi öne çıkıyor.
Hurda araçlar ekonomiye kazandırılıyor
11 Kasım 2025 Salı - 09:48 Hurda araçlar ekonomiye kazandırılıyor Türkiye’de ilk kez İzmir’de kurulan Hurda Araç Merkezi, kentin çeşitli yerlerinde çevre kirliliği ve güvenlik sorunu oluşturan terk edilmiş hurda araçları ekonomiye kazandırmaya devam ediyor. Özellikle oto sanayi bölgelerinde yoğunlaşan şikayetleri değerlendiren zabıta ekipleri, İzmir Emniyet Müdürlüğünce trafikten men edilen araçları, Menemen’de bulunan Hurda Araç Merkezi’ne getiriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, kent genelinde trafik akışını engelleyen, güvenlik sorunu, görüntü ve çevre kirliliği oluşturan terk edilmiş hurda araçlara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kamuya açık alanlara terk edilen hurda araçlar, Menemen’in Kazımpaşa Mahallesi’nde toplam 18 dönüm alan üzerine kurulu Hurda Araç Merkezi’ne getiriliyor. Ekipler, İzmir genelinde bulunan 12 oto sanayi sitesinin yanı sıra mahalle ile sokak aralarına terk edilen otomobilleri kaldırıyor. Hurda Araç Merkezi’ne hakkında çalıntı işlemi veya yakalama kararı bulunan araçlar alınmıyor. 6 ay içerisinde merkezden alınmayan araçlar, ilgili kamu kurumları tarafından ekonomiye kazandırılıyor. Merkezde 601 araç bulunuyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı Zabıta Trafik Şube Müdürü Fatih Toprakdeviren, İzmir Valiliği ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokol kapsamında İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri ile ortak çalışma yürüttüklerine değindi. Şu anda merkezde 601 araç bulunduğunu ifade eden Fatih Toprakdeviren, "Merkezin açıldığı 2020’den bu yana, çekim işlemini yaptığımız 194 aracı sahiplerine teslim ettik. 96 araç da Vergi Dairesi, Emlak Müdürlüğü ve İcra Müdürlüklerince satışa çıkarılarak yeni sahiplerine teslim edildi. Üzerinde borcu olmayanlar ise İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Emniyet Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla Makine Kimya Endüstrisi’ne (MKE) devredilerek ekonomiye kazandırılıyor " dedi. Oto sanayi sitelerinde yoğun çalışma Oto sanayi sitelerinde hurda araçların toplanması yönünde yoğun talep aldıklarını söyleyen Toprakdeviren, "İzmir genelinde toplam 12 sanayi sitesi bulunuyor. Buralarda yoğun çalışma yapıyoruz. Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü önce şase numarasından aracın kaydına bakıyor. Polis ekipleri tarafından işlemleri yapılan ve trafikten men edilen araçları topluyoruz" diye konuştu. Esnafa çağrı Sanayi sitelerinde hurda araçları çektikten hemen sonra yerine yeni araçların konduğunu aktaran Toprakdeviren, "Bu da büyük sorun doğuruyor. 3 çekici ile günde en fazla 7 veya 8 araç çekiyoruz. Hurda araçların bu şekilde kalması toplum ve çevre sağlığı açısından risk barındırıyor. Güvenlik konusunda da sorun yaratıyor. Herkesin bu konuya özen göstermesi gerekiyor. Araçları atıl durumda uzun süre bekletmeyelim. Çevre, insan sağlığı ve güvenliği için bu tür durumlar risk barındırıyor. Esnaflardan ricamız sanayi sitelerinde uzun süre araç tutmamaları" dedi. UKOME’nin belirlediği otopark ücretleri tahsil ediliyor Hurda Araç Merkezi’ne çekilen araçlardan, İzmir Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) belirlediği otopark ve çekici tahsisi ücreti alınıyor. İlgili kurumlar tarafından ihale yoluyla satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücreti, kurumlar tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ödeniyor. Araç sahiplerince otoparktan teslim alınmak istenen araçlardan da UKOME tarafından belirlenen ücretler tahsil ediliyor.
Genç sinemacılar İzmir’de buluştu: CONTACT 11. yılında
11 Kasım 2025 Salı - 09:35 Genç sinemacılar İzmir’de buluştu: CONTACT 11. yılında Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde bu yıl 11’incisi düzenlenen Contact Uluslararası Öğrenci Filmleri Festivali, dünyanın dört bir yanından genç sinemacıları İzmir’de bir araya getirdi. Festivalde, İspanyol yönetmen Ivan Melguizo’nun "Now and Then" filmi "En İyi Film" ödülüne layık görüldü. 2015 yılından bu yana yarışma bölümünün eklenmesiyle genç film yönetmenleri için de önemli bir organizasyon haline gelen festival, 11. yılına yaraşır bir programla Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde seyircisiyle buluştu. Uluslararası jüri ve zengin program Festival süresince dünyanın pek çok farklı ülkesindeki film okulu öğrencilerinin filmleri ödül için yarıştı. Bu seneki jüri üyeliklerini; festivalin konuk okulu olan Belgrad Dramatik Sanatlar Fakültesi (FDU) öğretim üyelerinden ve çektiği belgesel ve kısa filmlerle pek çok festivale katılmış olan Andrijana Stojkovi ile aynı üniversitenin öğretim üyelerinden Sırp Sinema Ağı kurul üyesi, ödüllü sinema televizyon yapımcısı Ognjen Rakevi’in yanısıra Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinden oyunculuk üzerine yaptığı uluslararası çalışmalarıyla tanınan Mehmet Özbek, Türkiye’de uzun yıllardır sinema, televizyon ve reklam sektöründe yapımcı olarak Eşkıya (1996), Aşk Tesadüfleri Sever I (2011), Kelebeğin Rüyası gibi prodüksiyonlara imza atan Oğuz Peri ve motion grafik designer olarak ulusal ve uluslararası ölçekte projeler üreten Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu Ayşe Kanıt üstlendi. Festival bünyesindeki yarışmada Büyük ödülün yanı sıra SenEDİT sponsorluğunda SenEDİT Senaryo Ödülü’nü " The Other Lives" filmi ile Nicol Folin, MEG Works sponsorluğunda MEG Works Ödülü’nü "This Is A Cultural Product" filmi ile Veysel Ayvazoğlu, En İyi Sinematografi Ödülü’nü "How To Fall Out Of Love" filmi ile Varvara Zarytska, Öğrenci Jürisi Ödülü’nü "Hi Mom, It’s me , Lou Lou" filmi ile Atakan Yılmaz ve Jüri Özel Ödülü’nü ise "Qaher" Nada Khalifa aldı. Yarışma bölümünün yanı sıra İngiltere’den Ulusal Film ve Televizyon ve Okulu’nun (NFTS) özel film gösterimi, workshoplar, masterclass ve söyleşilerle zenginleşen Contact Öğrenci Filmleri Festivali’nde aynı zamanda festivalin bu seneki konuk okulu olan FDU’nun öğrencilerinin çektikleri filmlerden oluşturulan bir seçki de seyirciyle buluştu. Kültürlerin buluşması Festivalin ödül töreninde konuşan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş 11 yılda festivalin bir öğrenci filmleri festivali olmanın çok ötesine evrildiğini belirterek, "11 yılı düşündüğümde Contact Uluslararası Öğrenci Filmleri Festivali artık dünyanın dört bir yanından kültürlerin, hikayelerin, fikirlerin bir araya geldiği yaratıcı bir buluşma noktası oldu. Bugüne kadar festivale 20 binin üzerinde öğrenci filmi başvurdu. Bu gerçekten gurur verici" dedi. 49 ülkeden 20 bin başvuru Bu yıl 11.’si düzenlenen festivalde şimdiye dek 49 ülkeden 109 film yarıştı. Bugüne kadar festivale 20 binin üzerinde öğrenci filmi başvurdu. Sadece bu yıl 2 bin başvuru alan festivalde 39 ödül dağıtıldı.
Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal
11 Kasım 2025 Salı - 09:29 Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedeflerine ulaşmasında jeotermal santrallerin kritik rol oynadığını belirtti. Kındap, iletim ve dağıtım altyapısına yatırım yapılması ve baz yük enerji kaynaklarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü Ekim ayı sonu itibarıyla 121 bin Megavat (MW) sınırını geçerken, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 61 seviyesinde. Yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimin 7 gün 24 saat ve yüksek kapasite faktörü ile tüketim noktalarına yakın yerlerde üretilmesi, iletim ve dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği için de kritik önem taşıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarda tüm dünyanın dikkatini çeken başarı öyküsü yazdığını belirterek, aynı başarının sürdürülebilir olmasının iletim ve dağıtım altyapısında yapılacak yatırımlarla mümkün olacağına işaret etti. 365 gün 24 saat hazır kaynak Jeotermal dışındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının, depolama sistemleri ile desteklenmesine rağmen baz yük işlevi göremeyeceğini hatırlatan Kındap, şebeke güvenliği için hem temiz ve yenilenebilir kaynak kullanan hem de baz yük olan santrallere ihtiyacın tüm dünyada arttığını söyledi. Türkiye’deki jeotermal enerji santrallerinin tümünün, Ege Bölgesi’nde ve tüketim noktalarına çok yakın yerlerde konumlandığına vurgu yapan Kındap, "Bu denklemde çözüm hem baz yük olarak yüksek kapasite faktörü ile hem de yenilenebilir ve temiz enerji üretecek kaynak bulmakta. Bu noktada tüm dünyada uygulanan en doğru çözüm, jeotermal enerji santralleridir. ‘365 gün ve 24 saat göreve hazırım’ diyen santrallerimiz; dünyada şebekelerin en çok sevdiği, güvendiği, öngörülebilirliği en yüksek santrallerdir. Jeotermal santraller ayrıca, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır vizyonuna giden yolda karbon salımı ve iklim hedefleri için tek ve en doğru seçenektir" dedi. "İletim ve dağıtımda eksiklerimiz var" Enerjiyi üretmek kadar iletim ve dağıtım şebekesinin yüksek kalitede olması gerektiğine de dikkat çeken JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Enerjiyi temiz ve yenilenebilir kaynaklarla üretmek kadar önemli olan, frekans düşüklüğüne izin vermeden kesintisiz şekilde arz etmektir. Ülkemizin bu iki alanda eksikleri olduğunu görmekteyiz. Özellikle bölgeler arasındaki iletimde yaşanan sıkıntıların çözüm beklediğini görüyoruz. İletim ve dağıtım sistemlerine daha fazla yatırım yapılması, şebekenin güçlendirilmesi ve baz yük işlevi gören santrallerin sayısının artırılması gerekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi depolama sistemlerine ülkemizde de ilginin arttığını gözlemlemekle birlikte, depolamanın tek başına çözüm olmadığını biliyoruz. Hidroelektrik santrallerimiz baz yük olmakla birlikte, son yıllarda etkisini daha çok hissettiğimiz kuraklık ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen yapılar arasında. Bu tesislerin bir çoğu sulama ve içme suyu amaçlı olarak da kullanıldığı için enerji üretimlerindeki payları değişkenlik gösterebiliyor." "Jeotermal kaynağı her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından jeotermal kaynak arama faaliyetlerine hız verilmesinden mutluluk duyduklarını kaydederken; jeotermal kaynak zenginliğinde dünyanın 4’üncü Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye’nin, bu alanda keşfi tamamlanmış potansiyelinin 62 bin MW olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin potansiyelinin yeni keşiflerle bu seviyenin çok üzerinde olduğunun anlaşılacağını sözlerine ekleyen Kındap, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 Yıllık Programı’nda bu jeotermal aramalarına özel vurgu yapıldığının altını çizdi. Ali Kındap, "Jeotermal kaynaklar ayaklarımızın altında ve enerji üretiminden seracılığa, turizmden konut ısıtmasına kadar pek çok alanda değer oluşturmaya hazır. O kaynağı bulmak ve ondan değer oluşturmamız gerekiyor. Elbette bu kaynağı her aramada bulamayabilirsiniz. Ama bulanların arayanlar olduğunu da unutmamalısınız" diye konuştu. Rakamlarla Türk jeotermal sektörü - Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. - Bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de Ekim 2025 sonu itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1750 Megavat (MW) seviyesinde. - Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanım ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. - Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. - Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.
Iraklı uzmanlar, Girişimsel Nöroradyoloji eğitimi için Türkiye’yi tercih etti
11 Kasım 2025 Salı - 09:28 Iraklı uzmanlar, Girişimsel Nöroradyoloji eğitimi için Türkiye’yi tercih etti Türk hekimleri mesleki yetenek ve deneyimlerini geliştirmek için yabancı meslektaşlarından eğitim alma noktasından eğitim verme noktasına geldi. Bunun son örneği Irak’tan iki uzman hekimin, girişimsel nöroradyoloji alanında eğitim almak üzere İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’ne gelmesi oldu. Prof. Dr. Çağın Şentürk, "Sahip olduğumuz insan gücü ve teknolojik donanımla Türkiye, yabancı uzmanlara çeşitli branşlarda üst ihtisas eğitimi verilen bir merkez haline geldi" dedi. Türkiye, sağlık turizminde her geçen gün branş yelpazesini genişleterek dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen hastalara hizmet verirken, uluslar arası alanda örnek gösterilen hekimlerimiz de mesleki bilgi ve becerilerilerini çevre ülkelerden gelen meslektaşlarına aktarır duruma geldi. Acıbadem Kent Hastanesi Girişimsel Nöroradyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağın Şentürk, Irak, Ukrayna, Özbekistan ve Azerbaycan gibi ülkelerden uzman hekimlerin eğitim için ülkemizi tercih ettiğini belirtti. Prof. Dr. Şentürk, Irak Musul İbn-i Sina Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Uzm. Dr. Muhammed Khasro ile Uzm. Dr. Salman Ahmed’in beyin damar hastalıklarının tanı ve endovasküler/kapalı tedavileri konusunda 6 ay süreyle eğitim aldıklarını söyledi. Şentürk, Iraklı uzman hekimlerin ülkelerine dönüp önceden uygulanmayan bu tedavileri bölgelerinde başlatacaklarını ve kendilerine desteklerinin devam edeceğini ifade etti. Prof. Dr. Şentürk, Acıbadem Kent Hastanesi’ni beyin damar hastalıklarının tedavisinde bölgenin referans hastanesi haline getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Ege Bölgesi’nde girişimsel nöroradyoloji alanında güncel teknolojiye sahip anjiyografi ünitesini kurduklarını ifade eden Şentürk, bu ünitede; beyin anevrizmaları (baloncuk), beyin arteriovenöz malformasyonları (doğuştan anormal damar yumakları), beyin ve boyun damarlarında darlıklar, akut inme tedavisi, omurilik damar patolojilerinin tedavilerinin gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Şentürk, 6 aylık eğitimin ardından katılımcı uzmanlara sertifika verileceğini belirterek, Türkiye’nin tıp alanında çok geliştiğini vurguladı. Şentürk, "Sahip olduğumuz insan gücü ve teknolojik donanımla Türkiye, yabancı uzmanlara çeşitli branşlarda üst ihtisas eğitimi verilen bir merkez haline geldi. Bu ülkemiz adına gurur verici" diye konuştu.
Egeli gençlerin vazgeçilmez mekânı: Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi
10 Kasım 2025 Pazartesi - 13:14 Egeli gençlerin vazgeçilmez mekânı: Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi, sınav dönemlerinde öğrencilerin yanında olmaya devam ediyor. Sınavlarda öğrencilere 7/24 kesintisiz hizmet veren Merkez Kütüphanesi, gençlerin ders çalışmaları, araştırma yapmaları için her türlü kolaylığı sağlıyor. Sunulan ikramlar, öğrencilerin evlerindeymiş gibi hissetmelerini sağlarken sınavları için ihtiyaç duydukları moral depolamalarına yardımcı oluyor. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Ege Üniversitesi olarak, eğitim hayatlarının önemli bir dönüm noktası olan vize sınavlarına hazırlanan öğrencilerimizin yanlarında olmaya devam ediyoruz. Bu zorlu süreçte onların verimli bir çalışma ortamına sahip olmalarını sağlamak ve motivasyonlarını artırmak bizim önceliğimiz. Bu doğrultuda, Kütüphanemizde 7/24 hizmet vermeye devam ediyoruz. Sınav dönemlerinde kütüphanemiz, öğrencilerin en yoğun kullandıkları mekânların başında yer alıyor. Burayı yaptığımız yatırımlarla öğrencilerimiz ve akademisyenlerimiz için bir yaşam merkezi haline getirdik. Kütüphanemiz ayrıca ‘Engelli Dostu’ bir kütüphane olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Kablosuz internet erişimi hizmetlerinden kütüphane kullanıcılarımız ücretsiz olarak faydalanıyor" diye konuştu. Kaynak sayısının artırılarak kütüphane altyapısının güçlendirildiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Budak, "Ülkemizin en büyük üniversite kütüphanelerinden biri konumundayız. Merkez Kütüphanesinin mekân ve kaynak olanaklarını güçlendirdik. Referans kaynak üssüne dönüştürdük. Kütüphanemiz bünyesinde; İzmir Koleksiyonu, Atatürk Koleksiyonu, Prof. Dr. Nuri Bilgin Koleksiyonu, Refik Şevket İnce Koleksiyonu, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Koleksiyonu, Bergama Koleksiyonu ve el yazması nadir eserler koleksiyonu bulunuyor. En güncel yayınlar raflarımızda yer alıyor. 251 bin 446 basılı kitap, 767 bin 919 elektronik kitap, 177 bin 820 elektronik dergi ve 148 adet veri tabanı buluyor. Grup çalışma salonları, bilgisayar salonları, 214 kişisel çalışma odası, 4 serbest okuma salonu ve 3 sesli kitap kayıt stüdyosu ile aynı anda 2 bin 106 kişiye hizmet veriyoruz" dedi.