Yerel Haberler
İzmir
Zeytin sektörünün büyük buluşması İzmir’de başladı 30 Nisan 2026 Perşembe - 17:24:56 İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir’de kapılarını ziyaretçilere açtı. Üretimden sofraya uzanan dev buluşmanın önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" dedi. İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı, 100’ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcilerinin katılımı ile Fuar İzmir’de başladı. 2 Mayıs’a kadar çeşitli etkinliklerle devam edecek olan fuarın açılışına CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu, Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, İzmir Ticaret Odası Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, EBSO Yönetim Kurulu Üyesi İdil Yiğitbaşı, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkan Yardımcısı İzzet Şanlı, bürokratlar, akademisyenler, sektör profesyonelleri katıldı. "Değerini bulmasını sağlamamız gerekiyor" Dünyanın en güzel zeytinyağının bu topraklarda üretildiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "İnsanların ilk yerleşik düzene geçtiği, tarım yapmaya başladığı toprakların mirasçılarıyız. Sahip olduğumuz bu değeri anlamak, bilmek, hakkını vererek bunu işlemek, emeğe, ürüne, markaya dönüştürmek ve değerini bulmasını sağlamak gerekiyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bir anlamda İzmir’e görev olarak verdiği fuarlar şehri kimliğini düşününce böyle bir fuara ev sahipliği yapmak da en çok şehrimize yakışırdı. Görevimizi yapmış olmanın huzurunu yaşıyoruz" dedi. "Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti. Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, "Türkiye’de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye’nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz" dedi. "Bunlar boş sözler değil" Zeytin Konseyi’ne sahip olduklarını, herkesin destek olabileceğini söyleyen Tugay, markalaşmanın da irdelenmesi gerektiğini söyledi. Tugay, "Ürettiğimiz ürünleri başka ülkelere markasız olarak toplu ihraç ediyoruz. Onlar marka haline getiriyor. Kendi ürünleri olarak satıyor. Bizim 1 liraya sattığımız şeyi onlar 5-10 liraya satıyor" dedi. Geçen yıl kooperatiflere 694 milyon lira destek verdiklerini söyleyen Tugay, "Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Ben bu ülkenin bir evladı olarak bu görevin başındayım. İnsanlarımız istediği sürece bu görevi yapmaya devam edeceğim. Benim olmadığım zamanlar bu ülkenin başka evlatları burada olacaklar. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak" şeklinde konuştu. "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz" CHP Tarım ve Orman Politikaları Kurulu Başkanı Sencer Solakoğlu ise, "Türkiye’de zenginliği yerin altında aramayın: En büyük zenginliğimiz yeşil altın zeytin" başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Türkiye’de üretilen ancak markalaşamayan ürünlere vurgu yapan Solakoğlu, "Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz. Çok çalışıp para kazanmamamızın da en büyük sebebi, biz hiçbir zaman desteklenmiyoruz. Zeytinyağımızı, peynirimizi markalaştıramamışız, hep fasonculuğa kaçmışız. Standardın olmadığı yerde markalaşmanın olması mümkün değil. Bu konuda hiçbir destek yapılmıyor" diye konuştu. Solakoğlu, Türk mutfağının dünyada tanıtılması gerektiğini söyledi. 100’ün üzerinde katılımcı Olivtech Fuarı, sektördeki yenilikleri ve teknolojik gelişmeleri sergilemek, sektör profesyonellerini bir araya getirerek iş birliği olanakları oluşturmak amacıyla düzenlenirken, üretimden işleme ve tüketime uzanan geniş bir yelpazede faaliyet gösteren paydaşları aynı çatı altında buluşturmayı hedefliyor. 100’ün üzerinde katılımcının yer aldığı fuarda, Türkiye’nin 19 farklı şehrinin yanı sıra Almanya, Fransa, İsveç, Kanada ve Libya’dan katılımcılar da bulunuyor. Zeytin ve zeytinyağı başta olmak üzere süt ürünleri ve tarım teknolojilerine odaklanan fuar, katılımcılara güncel trendleri takip etme, yeni iş bağlantıları kurma ve sektörel gelişmelere dair kapsamlı bir perspektif kazanma imkanı sunuyor. Fuarı ülkemizin yanı sıra Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan sektör profesyonellerinin ziyaret etmesi bekleniyor. Fuar, zengin etkinlik programıyla da dikkat çekiyor. Söyleşiler, mutfak atölyeleri, tadım etkinlikleri, lansmanlar, deneyim alanları ve sergi ile zenginleşen program kapsamında üretimden tüketime uzanan süreç farklı başlıklar altında ele alınacak. Tarımda dönüşüm, gıdada kalite, üretim süreçleri, markalaşma, sürdürülebilirlik, değer zinciri, tüketim alışkanlıkları ve gastronomi gibi konuların değerlendirileceği etkinlikler, sektörün güncel dinamiklerine ışık tutacak.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:28 İzmir’de uyuşturucu raporu: Sentetik ecza yakalamaları yüzde 696 arttı İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Uyuşturucu Suçları Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan istatistiksel analiz raporuna göre, kentte uyuşturucu ile mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarda 2026 yılının ilk dört ayında sentetik ecza yakalamalarında yüzde 696 oranında artış yaşandı. Raporun detaylarını paylaşan İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, bağımlılıkla mücadele kapsamında Türkiye’de ilk ve tek olacak Bağımsızlık Köyü ve Gençlik Merkezi projesini hayata geçirmeye hazırlandıklarını açıkladı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı verilerine göre, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarına yönelik dosya trafiğinde 2025 yılı genelinde toplam 48 bin 288 dosya işleme alındı ve bunların 21 bin 743’ü sonuçlandırıldı. 2026 yılının 25 Nisan gününe kadar olan ilk dört aylık döneminde ise gelen dosya sayısı 8 bin 205 olarak kayıtlara geçti. Bu rakam, 2025 yılının aynı dönemindeki 14 bin 837 dosyaya kıyasla yaklaşık yüzde 44,7 oranında bir azalma olduğunu gösterdi. Ancak geçmişten devreden dosyalar sebebiyle toplam derdest dosya sayısının 21 bin 261 ile yüksek seviyelerde seyrettiği belirtildi. Sentetik ecza yakalamalarında rekor artış Geçtiğimiz 2025 yılı ile 2026 yılının ilk dört aylık verileri karşılaştırıldığında, uyuşturucu maddelerin arz ve yakalama dinamiklerinde belirgin değişiklikler tespit edildi. Özellikle sentetik ecza yakalamaları yüzde 696 artarak 9 milyon 100 bin adede ulaştı. Eroin yakalamalarında ise yüzde 476 oranında artış yaşanarak miktar bin 309 grama çıktı. Aynı dönemde esrar ve skunk yakalamalarında yüzde 50, metamfetamin yakalamalarında yüzde 70, extacy hap yakalamalarında ise yüzde 251 oranında artış kaydedildi. Sadece bonzai yakalamalarında yüzde 62 oranında bir düşüş tespit edilirken, bu maddenin miktarı 112 kilogramdan 42 kilograma geriledi. Öte yandan, 2026 yılında ilk kez 2 bin 275 kilogram ağırlığında sentetik ecza ham maddesi ele geçirilmesi dikkat çekti. Narko Kapan operasyonlarında yüksek tutuklama oranı Uyuşturucu madde ticareti ve kullanım suçlarına yönelik adli süreçlerin de yer aldığı raporda, 2025 yılında uyuşturucu ticareti kapsamında 3 bin 756 dosyada 4 bin 799 kişi hakkında işlem yapıldığı ve toplam 6 bin 43 suçun kaydedildiği ifade edildi. Kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü Narko Kapan operasyonlarında ise işlem gören toplam 656 kişiden 572’sinin tutuklandığı bildirildi. Bu operasyonlardaki yüzde 87 oranındaki tutuklama başarısının, sahadaki mücadelenin etkinliğini ortaya koyduğu değerlendirildi. Türkiye’de ilk olacak merkez hayata geçiyor Uyuşturucu madde kullanımının ilköğretim çağındaki çocuklara kadar yayılma eğilimi gösterdiğine dikkat çeken İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan, bu durumun toplumsal yapıyı tehdit eden ciddi bir güvenlik meselesi olduğunu belirtti. Mücadelenin sadece cezalandırma değil iyileştirme boyutunu da önemsediklerini ifade eden Yeldan, 3 Aralık 2025 tarihi itibarıyla İzmir 3 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bağımlı hükümlülere yönelik tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin başlatıldığını kaydetti. Türkiye’de ilk ve tek uygulama olacak Bağımsızlık Köyü ve Gençlik Merkezi çalışmalarının da projelendirilerek hayata geçirilmek üzere olduğunu aktaran Yeldan, "Sadece kullanıcıyı değil uyuşturucu ağlarını çökerten, suçun finansal damarlarını kesen etkin bir mücadele yürütüyoruz. Hedefimiz sokakları temizlemek ve gençlerimizi güvene almaktır" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:14 Bergama Müzesi’nde ’Mimari Zerafet Buluşması’ İzmir’in Bergama ilçesinde gerçekleştirilen "Mimari Zerafet Buluşması" tarih ve mimarlık meraklılarını bir araya getirdi. Bergama Müzesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlikte Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) Başkanı Fatih Özbek konuşmacı olarak katıldı. Söyleşinin açılışında konuşan Müze Müdürü Nilgün Ustura, bir önceki buluşmada Bergama dışındaki çalışmalara odaklandıklarını hatırlatarak, bu kez kentin kendi iç dinamiklerini ve mimari yapısını ele alacaklarını ifade etti. BERKSAV Başkanı Fatih Özbek, Bergama’nın tarihsel gelişimini antik dönemden Roma dönemine uzanan geniş bir perspektifte değerlendirdi. Özbek, kentin yerleşim yapısının özellikle MÖ 2. yüzyıldan itibaren önemli değişimler geçirdiğini, Helenistik dönemde akropol çevresinde yoğunlaşan yaşamın zamanla ovaya ve batı yönüne doğru kaydığını anlattı. Bergama’nın antik çağdaki kent dokusunun iki ana eksen üzerinden geliştiğini belirten Özbek, Selinus ve Kestaios (Bakırçay) çevresindeki yerleşimlerin zamanla birleşerek güçlü bir şehir yapısı oluşturduğunu ifade etti. Roma döneminde ise kentin, batıya doğru genişleyerek bugünkü çarşı ve yerleşim alanlarının temelini oluşturduğunu dile getirdi. Özbek, Pergamon’un antik dünyadaki önemine de değinerek, kentin Efes Antik Kenti ve Smyrna (İzmir) ile birlikte güçlü bir rekabet ve etkileşim içinde olduğunu söyledi. Bu üçlü yapının, dönemin kültürel ve siyasi dengelerinde önemli rol oynadığını vurguladı. Konuşmasında kentin mimari zenginliğine dikkat çeken Özbek, akropolün görkemli yapısının antik çağda güneş ışığında adeta parladığını ve uzaktan bile etkileyici bir siluet oluşturduğunu ifade etti. Kentin farklı bölümlerinin kendine özgü işlevlere sahip olduğunu belirten Özbek, özellikle aşağı kentte ticaret, yukarı kesimlerde ise idari ve dini yapıların yoğunlaştığını söyledi. Sağlık merkezi olarak bilinen Asklepion hakkında da bilgi veren Özbek, buranın antik dönemde yalnızca bir tedavi merkezi değil, aynı zamanda ruhsal ve kültürel bir şifa alanı olarak görüldüğünü aktardı. Asklepion’un kentin son uzantısı olarak kabul edildiğini belirten Özbek, buraya ulaşımın bile özel bir mimari kurgu ile tasarlandığını ifade etti. Roma döneminde Bergama’da büyük ölçekli projelerin hayata geçirildiğini dile getiren Özbek, imparatorluk kültü çerçevesinde inşa edilen tapınakların kente ayrıcalıklı bir statü kazandırdığını söyledi. Özellikle Augustus döneminde başlayan imparatorluk tapınağı geleneğinin, Bergama’yı öne çıkaran unsurlardan biri olduğunu vurguladı. Konuşmada ayrıca Roma dönemi tiyatroları, hamam yapıları, eğitim alanları ve ticaret merkezleri gibi pek çok mimari unsur ele alındı. Özbek, bu yapıların yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel yaşamın da önemli parçaları olduğunu belirtti. Söyleşinin devamında yeniden söz alan Nilgün Ustura ise günümüzde Bergama’da yürütülen koruma ve uygulama süreçlerine değindi. Ustura, kentte yapılan bazı yapıların altında kalan, ışıklandırılarak düzenlenmiş arkeolojik alanların önemine dikkat çekti. Bu çalışmaların hem tarihi görünür kılmak hem de kent yaşamıyla bütünleştirmek adına önemli olduğunu ifade etti. Koruma sürecine ilişkin hassasiyetlerini dile getiren Ustura, "Bizden korkulmasını değil, bize yardımcı olunmasını istiyoruz. Bergama tarihine hep birlikte sahip çıkmalıyız" diyerek ortak sorumluluk vurgusu yaptı. Sit alanlarıyla ilgili süreçlere de değinen Ustura, bazı bölgelerin 3. derece sit alanından 1. derece sit alanına dönüştüğünü, bu alanlarda imar izni verilmediğini belirtti. Müze Müdürlüğü olarak vatandaşların yanında olmaya çalıştıklarını ifade eden Ustura, kimi durumlarda imar planlarının tarihi kalıntılarla çakışabildiğini söyledi. Bu gibi durumlarda hem kültürel mirasın korunması hem de yapıların statik güvenliği göz önünde bulundurularak projelerde revizyon talep ettiklerini dile getirdi. Katılımcıların ilgiyle takip ettiği söyleşi, Bergama’nın zengin tarihi mirasını ve mimari katmanlarını farklı bir bakış açısıyla ele alarak büyük beğeni topladı.
İzmir’in 2025 sağlık karnesi açıklandı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 12:55 İzmir’in 2025 sağlık karnesi açıklandı İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, İzmir’in sağlık vizyonunu ve 2025 yılı verilerini paylaştı. Kentte sağlık hizmetlerinin yüzde 85’inden fazlasının kamu tesislerinde verildiğini belirten Kul, "Sağlık personelimiz büyük bir iş yükü altında, kapasitesinin üzerinde bir özveriyle çalışıyor" dedi. İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda İzmir’in sağlık altyapısı, 2025 yılı çalışmaları ve 2026 hedefleri detaylı bir şekilde ele alındı. Göreve geldiği günden bu yana saha çalışmalarına ağırlık verdiklerini ifade eden Doç. Dr. Ayhan Kul, 2026 yılını İzmir’de "Saha Ziyaretleri Yılı" ilan ettiklerini açıkladı. Kul, "Haftanın her günü ben ve ekibim sahada olacağız. Aile Sağlığı Merkezlerinden hastanelere kadar her noktayı ziyaret ederek çalışanlarımızın ve vatandaşlarımızın taleplerini yerinde tespit edeceğiz" dedi. "Yükün yüzde 85’i kamunun sırtında" İzmir’deki sağlık hizmeti dağılımındaki dengesizliğe dikkat çeken Kul, uzman hekimlerin yüzde 61’inin kamuda görev yapmasına rağmen, toplam hizmetin yüzde 85’inden fazlasının Sağlık Bakanlığı tesislerince üretildiğini vurguladı. Kul, "Üniversite ve özel sektörün toplam yükü yüzde 12-15 civarındayken, kamu hastanelerimiz devasa bir iş yükünü göğüslüyor. Personelimiz büyük bir sorumlulukla kapasitesinin üzerinde hizmet veriyor" ifadelerini kullandı. Aşı kararsızlığına sosyal medya uyarısı Sosyal medya üzerinden yayılan dezenformasyonun aşı kararsızlığını tetiklediğini belirten İl Sağlık Müdürü Kul, şu uyarılarda bulundu: "Aşıların otizm yaptığı, kısırlığa yol açtığı veya genetiği bozduğu gibi iddiaların tamamı bilimsel olarak çürütülmüştür. İzmir’de aşılama oranlarımız yüksek ancak sosyal medyadaki yanlış bilgiler ebeveynleri etkileyebiliyor. Bakanlığımızın hedefi tek bir çocuğumuzun dahi aşısız kalmamasıdır." İzmir’in nüfusu yaşlanıyor, doğum oranı düşüyor İzmir’in demografik yapısına ilişkin veriler paylaşan Kul, kentin nüfus artış hızının (3.1), Türkiye ortalamasının (3.4) gerisinde kaldığını söyledi. Yaşlı nüfus oranının yüksek olmasının sağlık hizmetine olan ihtiyacı artırdığını kaydeden Kul, 2025 yılında kentte 36 bin 503 doğum gerçekleştiğini, sezaryenin bir doğum şekli değil tıbbi zorunluluk olduğunu hatırlattı. Acil müdahalede Türkiye ortalamasının üzerinde başarı İzmir’in geniş yüz ölçümü ve trafiğine rağmen acil vakalara ulaşma sürelerinde başarı sağlandığını ifade eden Kul, "0-10 dakika arasında vakaya ulaşma oranımız yüzde 92,85 ile Türkiye ortalamasının üzerindedir. 2025 yılında 273 vatandaşımız helikopter ambulansla, 25 vatandaşımız ise uçak ambulansla nakledilmiştir" dedi. MHRS sorunu çözülüyor Merkezi Hekim Randevu Sistemi’ndeki (MHRS) iyileşmelere de değinen Kul, "2025 Ocak ayında günlük 42 bin olan randevu talep sırası, 2026’nın ilk haftasında 15 bine kadar geriledi. Günlük yaklaşık 65 bin MHRS kapasitesi açıyoruz" bilgisini paylaştı. "50 yıllık sağlık sorununu çözeceğiz" Yatırımlar hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Ayhan Kul, Dikili Devlet Hastanesi’nin bir ay içinde açılacağını, Bergama Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin hizmete girdiğini belirtti. Kul, "Atatürk Eğitim ve Araştırma, Suat Seren gibi birçok hastanemizin yenileme süreçleri yatırım programındadır. Hedefimiz İzmir’in önümüzdeki 50 yıllık sağlık sorununu ortadan kaldırmaktır" diyerek sözlerini noktaladı.
İzmir’de yeni bitki türü keşfedildi
12 Ocak 2026 Pazartesi - 12:41 İzmir’de yeni bitki türü keşfedildi Gerçekleştirdiği çalışmalarla pek çok yeni bitki türünün keşfedilmesinde rol oynayan Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni bir tür olan "İzmir Göbekotu"nu literatüre kazandıran araştırmacıların arasında yer aldı. İzmir’in Ödemiş ilçesinde yürütülen bilimsel çalışmalar sonucunda, Batı Anadolu’ya özgü yeni bir bitki türü keşfedildi. Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinden araştırmacıların ortak çalışmasıyla tanımlanan, bilimsel ismi "Umbilicus choripetalus" ve Türkçe ismi de "İzmir göbekotu" olarak önerilen bitki, uluslararası bilimsel taksonomi dergi Phytotaxa’da yayımlanan makaleyle bilim dünyasına duyuruldu. Prof. Dr. Hasan Yıldırım, yeni türün göbekotu cinsi içinde bugüne kadar bilinen tüm türlerden belirgin biçimde ayrıldığını belirtti. Türü farklı kılan en önemli özelliğin çiçek yapısı olduğu ifade Prof. Dr. Yıldırım, Umbilicus choripetalus’un taç yapraklarının tabana kadar tamamen ayrıldığını, yıldız biçimli bir çiçeğe sahip olduğunu vurgulayarak bu özelliğin, göbekotu cinsi içinde ilk kez gözlemlendiğini söyledi. Türün yetişme alanı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Yeni tür, yalnızca İzmir’in Ödemiş ilçesinde, Ovacık Platosu’nda yaklaşık 1300-1400 metre rakımda, volkanik kaya çatlaklarında yetişiyor. En yakın akrabaları yalnızca kireçtaşı kayaçlarda yaşıyor. İzmir Göbekotu’nun volkanik zeminlere bağlı olması, türü ekolojik açıdan da özgün kılıyor. Bu türün en yakın akrabaları olan Umbilicus tropaeolifolius ve Umbilicus paniculiformis’in yayılış alanları ise İzmir Göbekotu’ndan tamamen farklı. Umbilicus tropaeolifolius, Türkiye’nin güneydoğusu ile İran ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu’ya uzanan bölgelerde yayılış gösteriyor. Umbilicus paniculiformis ise Sudan’da lokal olmak üzere Kuzeydoğu Afrika’da bulunuyor. Her iki tür de yalnızca kireçtaşı kayaçlara bağlı habitatlarda yaşıyor" diye konuştu. "Türkiye’de Göbekotu cinsi içinde ilk endemik tür" Çalışma kapsamında bitkinin morfolojik özelliklerinin yanı sıra genetik yapısının da incelendiğini belirten Prof. Dr. Yıldırım, "Yapılan DNA analizleri sonucunda, Umbilicus choripetalus’un yakın türleriyle akraba olmakla birlikte, genetik olarak ayrı ve izole bir soy oluşturduğu tespit edildi. Bu bulgular, türün yeni bir bilimsel takson olarak tanımlanmasını güçlü biçimde destekledi. Göbekotu cinsi, dünya genelinde 16 türle temsil ediliyor. Bu türler; Avrupa, Akdeniz Havzası, Yakın Doğu Asya, Afrika ve Hindistan’a kadar uzanan geniş ancak parçalı bir yayılışa sahip. Türkiye’de ise bu cins bugüne kadar yedi türle biliniyor ve bu türlerin tamamı Türkiye dışında da yayılış gösteriyordu. İzmir Göbekotu’nun tanımlanmasıyla birlikte, göbekotu cinsi içinde Türkiye’ye özgü ilk endemik tür bilimsel olarak ortaya konmuş oldu" dedi. "Anadolu’nun doğal mirası korunmalı" Türün korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Yıldırım, "Bugüne kadar yalnızca tek bir lokaliteden bilinen ve yaklaşık 550 bireylik bir popülasyona sahip olan türün korunması büyük önem taşıyor. Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre İzmir Göbekotu için "Hassas (Vulnerable)" koruma statüsü öneriliyor. Bu keşif, Batı Anadolu’nun hâlâ yeterince bilinmeyen biyolojik çeşitliliğine de dikkat çekiyor. Özellikle jeolojik olarak farklı alanların, beklenmedik biçimde özgün ve dar yayılışlı bitki türlerine ev sahipliği yapabildiği bir kez daha ortaya kondu. Bu yeni tür, yalnızca botanik literatürüne eklenen bir isim olmanın ötesinde, Anadolu’nun doğal mirasının korunmasının neden hayati olduğunu gösteren güçlü bir bilimsel kanıt niteliği taşıyor" diye konuştu. Çalışma; Ege Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi ve farklı kurumlardan bilim insanlarının katkısıyla yürütüldü. Arazi çalışmaları, türün morfolojik incelemeleri ve bilimsel tanımı Ege Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl tarafından gerçekleştirildi. Türün genetik ve filogenetik analizleri Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can tarafından yapıldı. Çalışmanın laboratuvar süreçleri ve ölçümlerine Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan katkı sundu. Arazi çalışmalarına ve makalenin değerlendirme sürecine Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos destek verirken, Musa Geçit de saha çalışmaları ve türün yayılışına ilişkin gözlemleriyle çalışmaya katkı sağladı. Yeni türün bilimsel çizimleri ise bitki ressamı ve Balıkesir Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi Hazelnas Varol tarafından hazırlandı.
Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda Osman Köfüncü dördüncü kez başkan seçildi
11 Ocak 2026 Pazar - 22:13 Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nda Osman Köfüncü dördüncü kez başkan seçildi Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası Genel Kurulunda mevcut başkan Osman Rakıp Köfüncü, dördüncü kez başkanlığa seçildi. Yoğun katılımın dikkat çektiği genel kurulda demokrasi vurgusu öne çıktı. Çakabey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen genel kurula Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve çok sayıda oda üyesi katıldı. Salonun tamamen dolduğu genel kurulda birlik ve dayanışma mesajları ön plana çıktı. Genel kurulun divan başkanlığını Hulusi Demir yürütürken, divanda Ahmet Birol Aydınhan, Ömer Önal, Levent Baykal ve Deniz Ahilik yer aldı. Toplantıda yönetim kurulu faaliyet raporu, denetim kurulu faaliyet raporu ile bilanço ve gelir-gider tabloları görüşülerek üyelerin oyuna sunuldu. Tüm raporlar oy birliğiyle kabul edilirken, yönetim ve denetim kurulları ibra edildi. "Bu demokratik kazanımlara sahip çıkmalıyız" Genel kurulda konuşan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, genel kurulların ve seçimlerin demokrasinin temel taşları olduğunu vurguladı. Belediye olarak esnaf odalarıyla uyum içinde çalışmaya önem verdiklerini belirten Denizli, kentsel tasarım rehberi çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Alaçatı’da tamamlanan kentsel tasarım rehberinin ardından Çeşme merkezinde İnkılap Caddesi, Uzun Sokak, Balıkçılar ve Terziler Sokağı’nda uygulamaların başlayacağını ifade eden Denizli, esnafa toplantılara daha fazla katılım çağrısında bulundu. Denizli, belediyenin oda ve STK seçimlerinde tarafsız duruşunu da vurgulayarak, "Kazanan Çeşme olsun, kazanan Çeşme esnafı olsun" dedi. Başkan adayları projelerini anlattı Başkan adaylarından Erman Tınaz, katılımcı, şeffaf ve dayanışmacı bir yönetim anlayışı hedeflediklerini söyledi. Karar süreçlerinde tüm üyelerin söz sahibi olacağı bir yapı oluşturmak istediklerini belirten Tınaz, eğitimler, etkinlikler ve ihtiyaç sahiplerine yönelik destek mekanizmaları kurmayı planladıklarını ifade etti. Diğer aday İbrahim Günen ise esnaflığın kendisi için bir meslekten öte, aileden gelen bir miras olduğunu dile getirdi. Odanın daha çağdaş, erişilebilir ve esnafın yanında olan bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Günen, online ödeme sistemi, ücretsiz hukuki danışmanlık, meslek gruplarına özel toplantılar ve Çeşme Sanayi Sitesi projesi gibi vaatlerini paylaştı. "Bu teşkilata 20 yılımı verdim" Mevcut başkan Osman Rakıp Köfüncü, görev süresi boyunca oda yönetiminde şeffaflığa ve hesap verebilirliğe büyük önem verdiklerini vurguladı. Oda kaynaklarının titizlikle kullanıldığını belirten Köfüncü, esnafın vergi, SGK, belediye ve diğer kamu kurumlarındaki sorunlarında her zaman yanlarında olduklarını söyledi. Köfüncü, bugüne kadar yapılan çalışmalarla Çeşme Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın Türkiye genelindeki odalar arasında üst sıralarda yer aldığını ifade ederek, esnaf teşkilatına 20 yılını "namus ve şerefle" verdiğini dile getirdi. Konuşmaların ardından yapılan oylamada 924 geçerli oy kullanıldı. Osman Rakıp Köfüncü 457 oy alırken, Erman Tınaz 351, İbrahim Günen ise 116 oy aldı. Osman Rakıp Köfüncü, başkanlığa dördüncü kez seçilmiş oldu. Yeni yönetim kurulu asil üyeleri Cemil Derici, Önder Soma, Bülent Domatacı, Hakkı Umut Akbaykal, Yıldıray Akkın, Osman Dikmen, Mustafa Meyvacı, Aşkın Dönmez, Mehmet Atasoy, Seyit Ömer Camcı olurken, yedek listede Mustafa Kolay, Erkan Hacıoğlu, Muzaffer Akyel, Handan Yünlü, İsa Ercan, Halil Şen, Fatma Evgin, Çağlar Nas, Ergün Yanık, Ersen Yavuz, Ersen Çakır yer aldı. Denetim kurulu asil listesinde Aynur Süllü, Filiz Kadayıfçı Yılmaz, Sakıp Ünsal yer alırken, yedek listede Ayzen Deniz Aydoğdu, Hasan Öksüz, Tülay Yamaner yer aldı.