Yerel Haberler
İzmir
Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" 05 Mayıs 2026 Salı - 10:33:06 Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:31 Yeni yaşını doktoruyla birlikte kutladı Uzun zamandır boyun ağrısı çeken ve bu nedenle fizik tedavi önerilen 16 yaşındaki Burak Alkan, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun tarafından uygulanan ’Laminoplasti’ yöntemiyle sağlığına kavuştu. Ameliyattan yalnızca 2.5 saat sonra ayağa kalkan genç hasta, doktoruyla aynı güne denk gelen doğum gününü hastanede kutladı. İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki Burak Alkan, omuriliğinde bulunan ve felce neden olabilecek tümörden acilde görev yapan hekimin dikkati sayesinde kurtuldu. Son iki haftadır dayanılmaz şekilde boyun ağrısı çektiğini ve bu nedenle de 4 farklı hastaneye gittiği belirten Burak Alkan, kendisinin sürekli olarak fizik tedaviye yönlendirilip, ağrı kesici- kas gevşetici reçete edildiğini anlattı. Geçmeyen ağrılarına yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayeti de eklenince soluğu Medicana International İzmir Hastanesi’nin acilinde aldı. Burak Alkan, acile geldiği gün görevli olan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elçin Keser tarafından geçirdiği atağın normal olmadığının anlaşılması üzerine kendisine detaylı bir muayene yapıldığını ve günün sonunda ameliyat olması gerektiğinin anlaşıldığını aktardı. Uzm. Dr. Elçin Keser’in teşhis için Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan destek aldığını belirten Burak Alkan, tümörün temizlenmesi için kendisini Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un ameliyat ettiğini söyledi. Ameliyat için görüştükleri sırada Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile aynı gün doğduklarını öğrendiğini dile getiren Burak Alkan, ameliyat sonrası ilk doğum günü pastasını da Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan aldı. Ağrı kesici verip gönderiyorlardı Kendisine acilde doğru müdahale edildiğini ifade eden Burak Alkan, "Yüksek ateşle geldim. Bunun üzerine beni Uzm. Dr. Elçin Keser’e yönlendirdiler. Ben atak geçirince de Uzm. Dr. Elçin Keser, hemen Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’la konuşmuş. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun da ‘MR ile tomografi alalım’ demiş. Çocuk doktorunun dikkati üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun devreye girdi. Beni gece yoğun bakıma aldılar. Ağrı kesici uygulayıp gönderedebilirlerdi" diye konuştu. Ameliyat konusunda çok endişeli olduğunu dile getiren Burak Alkan, "Omuriliğimin C2-C3 bölgesinde tümör vardı. Omuriliğimi kaldırıp aradan tümörü aldılar. Ameliyattan 2.5 saat sonra Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun beni yürüttü. Omurilik bizim hareket sistemimizin merkezi, onu yerinden söküp sonra tekrar taktıktan birkaç saat sonra ayağa kalkıp yürüyebilmeme çok şaşırdım. Şu anda da iyiyim" sözlerini kaydetti. Hastanın felç kalma ihtimali vardı Burak Alkan’daki tümörün sinirlere ciddi baskı yapan bir meningioma (iyi huylu sinir kılıfı tümörü) olduğunu tespit ettiklerini aktaran Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, şu ifadeleri kullandı: "Normal şartlarda 40-50’li yaşlarda görülmesine rağmen, bu vakada genç yaşta bir hastayla karşılaştık. Hasta, yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu şikayetiyle Uzm. Dr. Elçin Hanım’a başvurmuş, ancak sürekli devam eden kol ağrısı şikayeti üzerine durumun nörolojik olabileceği düşünülerek boyun MR’ı çekilmesine karar verildi. Tümör iyi huylu olduğu için genel tarama testlerinde bulgu vermemiş, yalnızca MR görüntülemesi sayesinde tespit edilebildi. Tümörün bulunduğu konum itibarıyla cerrahi müdahale oldukça riskliydi, zira milimetrik bir hata hastanın felç kalmasına yol açabilirdi. Ameliyat boyunca sinir iletileri sürekli kontrol edilerek motor fonksiyonlar güvence altına alındı. Omuriliği koruyan kemik doku, özel bir yöntemle açıldı ve tümör temizlendikten sonra tekrar yerine yerleştirildi. Bu sayede çekilen post-op (ameliyat sonrası) filmlerde herhangi bir kemik çöküntüsü gözlemlenmedi." Ameliyat sonrası birlikte yaptıkları doğum günü kutlamasına ilişkin de konuşan Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Ameliyattan bir gün sonra, her ikimiz için de ortak olan bu özel günü, Burak’ın ‘yeniden doğuş’u olarak birlikte kutladık" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:27 Doğal Yaşam Parkı’nda hayata döndüren müdahale İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda sezaryenle dünyaya gelen ceylanın nefes almadığını fark eden veteriner hekimler adeta zamanla yarıştı. Suni solunum ve oksijen desteğiyle nefes alması sağlanan yavru hayata tutundu. Bir diğer başarılı operasyon da parka ilk kez getirilen cüce su aygırına yapıldı. Su aygırının uzayan ve yanağına batarak yaralanmasına neden olan sol dişine dünyada nadir uygulanan bir operasyon yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Doğal Yaşam Parkı’nda adeta yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi kuruldu. Zorlu doğum sonrası sezaryenle dünyaya getirilen ceylan nefes alamayınca, veteriner hekimler zamanla yarıştı. Saniyeler içinde başlatılan suni solunum müdahalesiyle yavru ceylan yeniden nefes aldı. Veteriner hekimlerin başarısı bununla sınırlı kalmadı. Aşırı uzamış dişi yanağına batarak ciddi yaralanmaya neden olan cüce su aygırını, dünyada çok nadir uygulanan bir operasyona imza atarak kurtaran ekip, hayvanı cerrahi müdahaleyle sağlığına kavuşturdu. Yavru ceylana suni solunum Doğal Yaşam Parkı’nda görevli Veteriner Hekim Lütfi İlman, ceylanların genellikle doğumlarını sorunsuz gerçekleştirdiğini ancak nadiren komplikasyonlar yaşandığını belirtti. İlman, "Bir ceylanın doğum yapamadığını tespit ettik. Yaklaşık 6 saat takip ettik ancak doğum gerçekleşmeyince müdahale etmek zorunda kaldık. Ceylanı anestezi altına alarak sezaryen operasyonu yaptık" dedi. Ceylanların yılda bir kez doğum yaptığını ve çoğunlukla ikiz yavruladığını aktaran İlman, söz konusu vakada yavrulardan birinin anne karnında öldüğünü söyledi. Anne ve yavru ceylanın sağlığı iyi Veteriner Hekim Lütfi İlman, "Diğer yavruyu ve anneyi kurtarmak için operasyon yaptık. İnsanlardaki sezaryene benzer şekilde karın açılarak yavru alındı. Yavrunun solunum yollarını temizledik, suni solunum uyguladık ve oksijen tedavisiyle sağlıklı hale getirdik. Anne de operasyonun ardından uyandırıldı. Şu anda her ikisinin de durumu iyi" diye konuştu. Operasyon sonrası anne ceylanın gözlem altında tutulduğunu belirten İlman, iyileşme sürecinin ardından yavrusuyla birlikte yeniden sürüye katılacağını ifade ederek, "Her hayvanın canı çok kıymetli. Olası sorunlara anında müdahale edebilecek ekip ve ekipmanlarımız mevcut" dedi. Dünyada yalnızca iki örneği var Doğal Yaşam Parkı’nda bir diğer dikkat çeken müdahale ise cüce su aygırına yapılan sıra dışı operasyon oldu. Almanya doğumlu 17 yaşında ve 230 kilogram ağırlağındaki baba Rübe ile aynı kiloya sahip 16 yaşındaki anne Malia ve 9 yaşındaki kızları Mela, Darıca’daki özel bir hayvanat bahçesinden İzmir Doğal Yaşam Parkı’na getirildi. Burada yapılan sağlık taraması sonucu Malia’da ciddi diş problemi tespit edildi. Veteriner hekim Şükrü Erdem Onur, "İlk muayenede dişinin fazla uzadığını ve yanağına battığını gördük. Bu durum hayvanın yaşam konforunu düşürüyordu. Çocuklarda görülen ortodontik bozukluklara benzer bir açı problemi vardı. Hayvanı anesteziye alarak cerrahi müdahaleyle dişi olması gereken boyuta getirdik" dedi. Bu operasyonun dünyada nadir uygulandığını vurgulayan Onur, "Literatür taramasında bu operasyonun dünyada yalnızca iki örneğinin olduğunu gördük. Gerekli araştırmaları yaparak başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Hayvan şu anda sağlıklı ve yaşamına sorunsuz devam ediyor" ifadelerini kullandı.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:08 Sağlıkta yeşil dönüşüm başlıyor Yaşar Üniversitesi koordinasyonunda hayata geçirilen sağlıkta düşük karbon dönüşümünü hedefleyen DE-CARE Projesi başladı. Projenin, sağlıkta yeşil dönüşüm alanında bir kıvılcım olması hedefleniyor. Avrupa Birliği-Türkiye İklim Değişikliği Hibe Programı (EU-TR CCGP) kapsamında desteklenen DE-CARE (Decarbonizing Healthcare) Projesi, Yaşar Üniversitesi koordinasyonunda ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ile İzmir Proje Ajansı Derneği ortaklığında gerçekleştiriliyor. İki yıl sürecek proje ilk olarak Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanmaya başlayacak. DE-CARE Projesi, sağlık sektöründe karbon ayak izini azaltarak; hastaneleri sürdürülebilir ve düşük karbonlu sistemlere dönüştürmeyi hedefliyor. Avrupa Birliği destekli proje, enerji verimliliğinden atık yönetimine uzanan kapsamlı uygulamalarla Türkiye’nin 2053 Net-Sıfır hedefine katkı sunacak. Projenin koordinatörlüğünü Yaşar Üniversitesi Araştırma ve Yenilikçilikten Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu yürütüyor. Örnek proje Projenin açış etkinliğinde konuşan Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, pilot uygulaması Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilecek projenin başarılı bir model olarak tüm Türkiye’ye dalga dalga yayılacağını ifade etti. Prof. Dr. Kandiller, "Üniversite-sektör iş birliğiyle bir kamu fonunu alıp, yine kamunun faydasına sunmaktan gurur duyuyoruz. Enerji verimliliği alanındaki deneyimlerimizi sağlıkta karbon dönüşümü ve Türkiye’nin 2053 Net Sıfır karbon hedeflerine katkı sunacak şekilde kullanacağız" dedi. 2053 net-sıfır hedefi İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, projenin stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, "Sağlık kurumları 7 gün 24 saat hizmet veren ve karbon ayak izinin en yoğun olduğu alanların başındadır. Türkiye’nin 2053 Net-Sıfır hedefi doğrultusunda hastanelerimizi düşük karbonlu yapılara dönüştürmek artık bir tercih değil, kurumsal bir sorumluluk hatta stratejik bir hedeftir. Hem ulusal hem de uluslararası alanda örnek olacak bu projeyi kentimizde başlatmaktan mutluyuz" diye konuştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Proje Uygulama Dairesi Sözleşme Yöneticisi Ayşegül Umutlu da toplam 15 milyon Avro bütçeli İklim Değişikliği Hibe Programı kapsamında, DE-CARE ile birlikte 25 adet projenin desteklendiğini anlattı. Kıvılcım olacak Projenin koordinatörlüğünü yürüten Yaşar Üniversitesi Araştırma ve Yenilikçilikten Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu da "Yeşil hastaneden sürdürülebilir sağlığa" bakış açısıyla yola çıktıklarını belirterek, döngüsel ekonomi ve karbon emisyonunun azaltılması hedefinde hastanelerin dönüşümünün çok önemli olduğunu vurguladı. Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kamil Yamak, günde ortalama 10 bin hastaya hizmet verdiklerini belirterek bu projede pilot hastane olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi. İzmir Proje Ajansı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ali Galip Ayvat projenin sağlıkta yeşil dönüşüm için bir kıvılcım olacağını ve diğer kamu hastanelerine de örnek teşkil edeceğini söyledi. Proje ekibinde yer alan Yaşar Üniversitesi Enerji Sitemleri Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Arif Hepbaşlı, gençlere seslenerek, enerji verimliliği ve yeşil dönüşümün gelecek kuşaklar için hayatı önemde olduğunu ve bu alanlara yoğunlaşmaları gerektiğini vurguladı. Yaşar Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurdan Yıldırım ve bu alanda çalışmalar yürüten Onur Enerji CEO’su Onur Günduru da tanıtım etkinliğinde sunum yaptı. Sağlık personeline eğitim Projenin uygulama sürecinde Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi de aktif rol alarak, geliştirilen teknik ve operasyonel yaklaşımların sahada hayata geçirilmesine katkı sağlayacak. DE-CARE kapsamında ayrıca 500 sağlık profesyoneline yönelik sürdürülebilirlik eğitimleri düzenlenecek, 5 bin kişiye ulaşacak farkındalık artırma çalışmaları gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra sağlık hizmetlerine yönelik ölçeklenebilir bir karbon azaltım planı da geliştirilecek. Projenin tanıtım etkinliğinde; sağlık tesislerinin yalnızca hasta tedavi hizmeti sunan yapılar olarak görülmemesi gerektiği vurgulandı. Yataklı hizmetlerden ameliyathanelere kadar çok sayıda farklı hizmeti barındıran bu yapıların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilirken, bu kapsamın enerji verimliliğini daha da kritik hale getirdiği ifade edildi. Konuşmalarda ayrıca, hastanelerde önemli ölçüde enerji tasarrufu potansiyeli bulunduğu belirtildi.
Çocukluk hayali olan gökkuşağının altından dronla geçmeyi denedi
05 Aralık 2025 Cuma - 10:47 Çocukluk hayali olan gökkuşağının altından dronla geçmeyi denedi İzmir’de yaşayan dron pilotu, Karaburun yolunda karşılaştığı gökkuşağının içinden geçme hayalini gerçekleştirmek için dronunu havalandırdı. Sonuç beklediği gibi hayal kırıklığıyla sonuçlanırken, dron pilotu sonucu bilmesine rağmen çocukluk hayalini denediğini söyledi. 10 yıldır İnsansız hava aracı (İHA) kullanan dron pilotu Mustafa Kaçan, Karaburun yolu üzerinde seyir halindeyken karşısına çıkan gökkuşağını fırsata çevirerek dronunu havalandırdı. Çocukluk hayallerinden biri olan ’gökkuşağının içinden geçme’ fikrini denemek isteyen Kaçan, o anları kayıt altına aldı. Ancak deneme, beklendiği gibi hayal kırıklığıyla sonuçlandı. Bir ışık kırılması olan gökkuşağı, dron ile üzerine gittikçe uzaklaştı. "Umudun gerçekleşmediğini gördük" O anların spontane geliştiğini söyleyen Kaçan, "10 yıldır dronlarla ilgileniyorum, aynı zamanda eğitmenlik yapıyorum. Karaburun’a doğru giderken hava hafif çiseliyordu. Işığın da doğru açıyla vurması sonucu gökkuşağı çok belirginleşti. Aracı sağa çektim ve dronumu kaldırdım. İlk bakışta umut vericiydi fakat umudun gerçekleşmediğini gördük" dedi. "Hayal kırıklığı oldu" Kaçan, deneyimin hem eğlenceli hem de öğretici olduğunu belirterek şunu söyledi: "Biraz hayal kırıklığı oldu. Çocuklukta hep anlatılan, gökkuşağının bittiği yerde define olduğu efsanesini düşündüm. Işık kırılmasını göstermek ve bunu biraz mizansenleştirip, hikayeleştirmek istedim. İzleyenler ‘İki dronu karşılıklı getirsek sıkışır mıydı?’ diye bile sordu. Işık çok güzel görünüyordu ama sonuç olarak gökkuşağının içinden geçilmiyor. Biz kovaladıkça o kaçıyor; hayat gibi aslında." Denemenin öğrenciler için de bilimsel bir örnek oluşturduğunu ifade eden Kaçan, "Çocukluğumuzun küçük bir hayal kırıklığıydı ama bir gerçeği de görmüş olduk. Buna rağmen ortaya çok keyifli bir görüntü çıktı" dedi.
İzmir’in bereketli topraklarında ‘Kırmızı elmas’ mesaisi
05 Aralık 2025 Cuma - 10:13 İzmir’in bereketli topraklarında ‘Kırmızı elmas’ mesaisi Türkiye’nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden İzmir’in Menemen ilçesinde, kış sofralarının vazgeçilmezi ve şifa kaynağı olarak bilinen kırmızı pancarda hasat sezonu devam ediyor. Sabahın erken saatlerinde tarlaya giren tarım işçilerinin binbir zahmetle topladığı "Kırmızı elmas", bu yılki verimiyle üreticinin yüzünü güldürüyor. Gediz Ovası’nın verimli topraklarına sahip Menemen ilçesinde kışlık sebze hasadı tüm hızıyla devam ediyor. Sağlık deposu olarak görülen, özellikle turşu ve şalgam suyu yapımında kullanılan kırmızı pancar, tarladan sofralara uzanan yolculuğuna başladı. Menemen Ovası’nda binlerce dönüm arazide ekimi yapılan ve yılda ortalama 40 bin ton rekolte elde edilen ürünü toplamak için tarım işçileri sabahın ilk ışıklarıyla birlikte tarlaların yolunu tutuyor. Yağışlı havaların ardından çamurlu tarlada güçlükle ilerleyen işçiler, pancarları tek tek topraktan sökerek temizleme işlemini gerçekleştiriyor. Büyük bir titizlikle boylarına göre ayrılan pancarlar, çuvallara doldurularak kamyonlara yükleniyor. Bölge ekonomisine büyük katkı sağlayan kırmızı pancarlar, Menemen’den Türkiye’nin dört bir yanına gönderiliyor. Özellikle Adana ve Mersin bölgesindeki şalgam suyu fabrikalarının hammadde ihtiyacını karşılayan "Kırmızı elmas" kalitesi ve rengiyle ihracat kapılarını da aralıyor. Ancak üretimden tüketime uzanan zincirde oluşan fiyat farkı dikkat çekiyor. Üreticinin büyük emekle yetiştirdiği kırmızı pancar tarlada 10 TL’den alıcı bulurken, pazar tezgahlarında ve market raflarında ise fiyatı 40 TL’ye kadar çıkıyor. Tarlada 10 lira tezgahta 40 lira Yanıköy’de baba mesleği olan tarımla yaklaşık 20 yıldır uğraştığını aktaran üretici Turgay Yıldırım, "Ağustos ayının başı gibi ektiğimiz ve çimlenme aşaması oldukça hassas olan kırmızı pancarın hasadı, Ekim ayında başlayıp duruma göre Ocak, Şubat veya Mart aylarına kadar süren zorlu bir süreci kapsıyor. Yağmur, soğuk ve çamur demeden çalışmaya devam etsek de ne yazık ki ürünümüz hak ettiği değeri bulamıyor; tarlada 10 liraya çıkan mal pazarda ve marketlerde ortalama 40 liradan satılırken, yüksek girdi maliyetleri altında ezilen yine çiftçi oluyor. Tonaj ve verimden memnun olsak da fiyat konusunda yaşadığımız mağduriyet nedeniyle bu işin sonunun nereye varacağını bilemiyoruz." dedi. Şifa deposu olan kırmızı pancarı mevsiminde herkese tavsiye ettiğini vurgulayan Yıldırım, "Şimdilerde pek çiftçi yetişmiyor. Ürünlerin paraya çevrilmesine kadar geçen 90-100 günlük sürede sabretmek zor geldiğinden, yeni nesil artık bu meşakkatli meslekle uğraşmak istemiyor." diye ekledi. "Kırmızı elmas" Verimli toprakta yetişen ve yağmuru seven bir ürün olan kırmızı pancarın hasadının Ekim ayında başladığını ifade eden tarım işçisi Helin Özgün, "Biz de bu dönemde yağmur çamur dinlemeden çalışarak ürünleri kökleyip kasalıyoruz. Sapları temizlenip yapraklarından salata da yapılabilen pancarlar, havuzda çamurlarından arındırıldıktan sonra hale ve marketlere gönderilerek sofralarımıza ulaşıyor. Kana faydası olduğu için tüketilmesi tavsiye edilen ve halk arasında ‘Kırmızı elmas’ olarak bilinen bu sebze; haşlanıp sirke ve yağ ile soslayarak lezzetli bir şekilde yenebiliyor." ifadelerini kullandı.
Çeşme Belediyespor’dan taekwondoda gururlandıran başarı
05 Aralık 2025 Cuma - 09:50 Çeşme Belediyespor’dan taekwondoda gururlandıran başarı Buca’da gerçekleştirilen Okullararası Taekwondo İzmir İl Seçmesi’ne ilk kez gençler kategorisinde katılan Çeşme Belediyespor sporcuları, elde ettikleri derecelerle hem kulüplerini hem de Çeşme’yi gururlandırdı. Müsabakaların son günü olan 4 Aralık Perşembe günü 55 kiloda mücadele eden Çeşme Belediyespor sporcusu Cennet Araz, başarılı performansıyla ikincilik elde ederek Bilecik’te düzenlenecek olan grup maçlarına katılmaya hak kazandı. Bu önemli derece, kulübün genç sporcularla sürdürdüğü altyapı çalışmalarının meyvelerini verdiğini bir kez daha gösterdi. Kulübün genç sporcularından Deniz Koç (59 kg), Belis Koç (63 kg) ve Cennet Araz (55 kg), Mart ayında yapılacak olan grup maçlarında Çeşme’yi ve Çeşme Belediyespor’u temsil edecek. Çeşme Belediyespor Kulübü Başkanı Mehmet Sarısaç, sporcuların elde ettiği başarıdan büyük gurur duyduklarını belirterek şu açıklamayı yaptı: "Okullararası Taekwondo İzmir İl Seçmesi’nde kulübümüz sporcuları gençler kategorisinde ilk kez yarışmalarına rağmen başarılarla dönerek bizleri gururlandırdı. 55 kg’da sporcumuz Cennet Araz’ın ikinciliği, Bilecik’te düzenlenecek grup maçlarına katılma hakkı kazandırdı. Mart ayında yapılacak grup müsabakalarında Deniz Koç, Belis Koç ve Cennet Araz bizleri temsil edecek. Antrenörümüz İlayda Akın’a ve tüm sporcularımıza teşekkür ediyor, kızlarımızı yürekten tebrik ediyorum. Çeşme sizinle gurur duyuyor."
Aliağa FK, Türkiye Kupası’nda İzmir’in tek temsilcisi oldu
05 Aralık 2025 Cuma - 09:27 Aliağa FK, Türkiye Kupası’nda İzmir’in tek temsilcisi oldu Ziraat Türkiye Kupası’nda İzmir’i temsil eden Bornova 1877 SK, Karşıyaka, Menemen FK, Göztepe, Bucaspor 1928, İzmir Çoruhlu FK, Tire 2021 FK ve Altınordu’nun elenmesinin ardından yoluna devam eden tek takım Aliağa FK oldu. 2014 yılında kurulan sarı-siyahlılar, Türkiye Kupası’nda gruplarda mücadele edecek. Ziraat Türkiye Kupası 4. turunda Trendyol 1. Lig ekiplerinden Sivasspor’a konuk olan Aliağa FK, rakibini deplasmanda 3-1 mağlup ederek tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nda gruplarına kaldı. Elde edilen sonuç, İzmir futbolu açısından son yılların en dikkat çekici başarılarından biri olarak değerlendirildi. Aynı turda Beyoğlu Yeni Çarşı FK’ya 1-0 yenilen Göztepe’nin elenmesiyle birlikte İzmir’i grup aşamasında temsil edecek tek tak Aliağa FK oldu. Lig performansı dikkat çekiyor" Aliağa FK, Nesine 2. Lig Kırmızı Grup’ta bu sezon gösterdiği performansla da dikkat çekiyor. Sarı-siyahlılar, ligde çıktığı 13 maçta topladığı 26 puanla üst sıralardaki iddiasını sürdürüyor. Kupadaki çıkış ise takımın performansını ulusal arenaya taşımış durumda. Polat Çetin: "Zorlu maçlar bizi bekliyor" Sivasspor karşılaşmasının ardından açıklamalarda bulunan Aliağa FK Teknik Direktörü Polat Çetin, önemli bir aşamayı geçtiklerini söyledi. Çetin, "İyi bir takıma sahibiz. Gruplarda zorlu maçlar bizi bekliyor. Biz elimizden geleni yapacağız. Ligde de iyi konumdayız. Takımımı yürekten kutluyorum" ifadelerini kullandı. Dört engeli aşarak gruplara kaldı" Aliağa FK, kupada İnegöl Kafkas Spor, Bornova 1877 Sportif Yatırımlar, Serikspor ve son olarak Sivasspor’u eleyerek grup aşamasına yükseldi. Bu başarıyla birlikte kulüp hem tarihinde bir ilki gerçekleştirdi hem de İzmir’e tek başına temsil etme sorumluluğunu üstlendi. Yeni heyecanın kapısı aralanıyor Aliağa FK’nın, Türkiye Kupası’ndaki grup mücadelesi, sadece kulüp adına değil, İzmir futbolu adına da yeni bir heyecanın başlangıcı olarak değerlendirildi. Sarı-siyahlıların performansının, kentin spor hafızasında özel bir yer edinmesi bekleniyor.
Aliağa Belediyesi’nden üniversiteye hazırlanan gençlere büyük destek
04 Aralık 2025 Perşembe - 16:54 Aliağa Belediyesi’nden üniversiteye hazırlanan gençlere büyük destek Aliağa Belediyesi, üniversite sınavına hazırlanan 12. sınıf öğrencilerine ücretsiz dijital eğitim platformu Pakodemy üyeliği hediye etti. Gençlere sınav sürecinde güçlü bir kaynak desteği sunan belediye, bu uygulamayla öğrencilerin sınav hazırlıklarını daha verimli hale getirmeyi hedefliyor. Aliağa’daki tüm liselerde öğrencilere erişim kodları dağıtılırken, platformun sunduğu imkanlar hakkında öğretmen ve öğrencileri bilgilendiren tanıtım sunumları gerçekleştirildi. Pakodemy, üniversite sınavına hazırlığı yapay zeka desteğiyle kişiselleştiren kapsamlı bir dijital platform olarak dikkat çekiyor. Sistem, öğrencilerin seviyelerini analiz eden ve bireye özel çalışma programları oluşturan yapay zekâ koçluğu sayesinde, başarıyı adım adım yükseltmeyi hedefliyor. Platformda konu anlatımları, 20’den fazla yayınevine ait testler, binden fazla kitap, 400 binden fazla soru, video soru çözümleri, yıl boyunca 163 deneme sınavı gibi geniş eğitim içerikleri yer alıyor. Yapay zeka koçluğu ve Türkiye geneli sıralama Pakodemy, yalnızca soru çözme imkânı sunmuyor, aynı zamanda gelişmiş özellikleriyle öğrencilerin performansını sürekli takip ediyor. Kişiselleştirilmiş test oluşturma, çıktı alma, Türkiye geneli sıralama, tercih simülasyonu gibi yenilikçi teknolojiler de gençlerin sınav sürecini stratejik bir şekilde planlamasına yardımcı oluyor. Öğrencilere ücretsiz erişim Aliağa Belediyesi, bu iş birliği sayesinde ilçede eğitim gören tüm 12. sınıf öğrencilerine sınav dönemini kapsayan ücretsiz üyelik sağlayarak, gençlere dijital destek sunuyor. Proje ile öğrencilerin çağın gerektirdiği modern eğitim araçlarına eşit ve ücretsiz erişim imkanı elde etmesi amaçlanıyor.
Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi tanıtıldı
04 Aralık 2025 Perşembe - 12:30 Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi tanıtıldı Aliağa Körfezi’nde hayalet ağların temizlenmesi, deniz canlılarının yaşam alanlarının iyileştirilmesi ve sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesini amaçlayan Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi, geniş katılımla tanıtıldı. İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA) "Sürdürülebilir Denizler ve Su Ürünleri Üretimi Mali Destek Programı" kapsamında desteklenen proje, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıyla kamuoyuna sunuldu. Proje; Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülürken, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi ile Aliağa Merkez Su Ürünleri Kooperatifi proje ortağı olarak görev alacak. Bölgenin denizel ekosistemi korumaya alınacak Toplantıya Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa Sahil Güvenlik Komutanı Üstteğmen Tugay Peker, Aliağa Bölge Liman Başkanı Günhur Şanlı, İMEAK DTO Aliağa Şube Başkanı Adem Şimşek, Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, İZKA Genel Sekreter Vekili Arın Hüner, sektör temsilcileri ve balıkçı kooperatifleri katıldı. Tarım Müdürlüğü uzmanları tarafından yapılan sunumda; denizel ekosistemin korunması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, hayalet balık ağlarının temizlenmesi, dip atıklarının bertaraf edilmesi ve sürdürülebilir su ürünleri üretiminin desteklenmesine yönelik faaliyetler anlatıldı. Adem Şimşek: "4 tona yakın hayalet ağ temizliği hedefliyoruz" Programın açılış konuşmalarında söz alan İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şube Başkanı Adem Şimşek, projenin bölge açısından önem taşıdığını belirtti. Şimşek, "Bu projenin ortağı olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Merkezimizden aldığımız yetkiyle projenin yüzde 25’ine destek sağladık. Aliağa Mavi Dönüşüm Projesi kapsamında tespit edilen yaklaşık 4 tona yakın hayalet ağın temizlenmesi hedefleniyor. Proje bununla sınırlı değil; denizel ekosistemin korunması ve biyolojik çeşitliliğin artırılması için çok sayıda çalışma yürütülecek. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." dedi. Kaymakam Güney: "Denizin altında korunması gereken zengin bir yaşam var" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, hayalet ağların deniz ekosistemine verdiği zararın uzun süredir gündemde olduğunu belirterek yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekti. Güney, "Böylesine anlamlı bir projenin tanıtımında bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Devam eden yapay resif projesiyle birlikte çalışmaların eş zamanlı ilerlemesi, denizlerimizin daha temiz ve yaşanabilir hale gelmesine katkı sağlayacaktır. Biz çoğu zaman sadece denizin üzerini görüyoruz; oysa altında korunması gereken zengin bir yaşam var. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Aksakal: "Hem doğal yaşamı hem balıkçılarımızı koruyacağız" Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, yaptığı kapsamlı sunumda ilçenin 63 kilometrelik kıyı şeridi, doğal yapısı ve balıkçılık potansiyeline ilişkin bilgiler paylaştı. Aksakal, bölgede üç su ürünleri kooperatifi, bir balıkçılar derneği, 126 balıkçı teknesi, 100’ün üzerinde ticari balıkçı ve binden fazla amatör balıkçının aktif olduğunu belirterek yıllık su ürünleri üretiminin 640 tonun üzerinde olduğunu aktardı. Aksakal, "Hayalet ağlar, dip kirliliği, yoğun deniz trafiği, daralan avlanma alanları ve iklim değişikliğinin etkileri balıkçılığı ve deniz ekosistemini olumsuz etkiliyor. Amacımız yalnızca sorunları belirlemek değil; onlara kalıcı çözümler üretmek ve gelecek nesillere daha temiz bir körfez bırakmak." dedi. "Midye yuvaları ve yapay resifler güçlendirilecek" Proje kapsamında; hayalet ağların çıkarılması, kıyı temizliği, midye yuvalarının yerleştirilmesi, yapay resiflerin güçlendirilmesi ve deniz suyunun filtrelenmesini destekleyen uygulamalara ağırlık verileceği belirtildi. Aksakal, "Projenin hayata geçmesiyle birlikte balık stoklarında artış, kıyı ekonomisinde güçlenme, sürdürülebilir üretimin desteklenmesi ve çevre bilincinin gelişmesi hedefleniyor. Proje, bölgeye sosyal ve ekonomik açıdan çok yönlü katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. Toplantı, su ürünleri mühendisleri Beyza Kasar ve Yusuf Eren Şahin’in proje sunumlarının ardından tamamlandı. Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.