Yerel Haberler
İzmir
Bengisu Avcı, Don’t Be Prey Belgeseli’nde 05 Mayıs 2026 Salı - 11:47:37 Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk yüzücü Bengisu Avcı’nın zorlu okyanus geçişleri, Avustralya yapımı Don’t Be Prey isimli belgeselde yer aldı. Belfast’taki gösterime başarılı sporcu da katıldı. Dünyanın en zorlu meydan okuması Ocean’s 7’yi bitiren ilk ve tek Türk Bengisu Avcı’nın yedi yıl süren mücadelesi, Avustralyalı Mark Sowerby tarafından hayata geçirilen Don’t Be Prey (Av Olma) isimli belgesel filmde yer aldı. Bengisu Avcı ile birlikte Mark Sowerby, Tim Denyer, Joanne Norman, Jamie Mackay ve Paul Leonard gibi açık su yüzmenin efsane isimlerinin de yaşamlarının anlatıldığı belgeselin yönetmenliğini Jeff Tseng yaptı. Gold Coast Film Festivali’nin kapanış filmi olarak gösterilen Don’t Be Brey’in İrlanda-Belfast’taki prömiyerine İzmirli ultra maraton yüzücüsü Bengisu Avcı da katıldı. Queens University’deki gösterimde soru-cevap bölümünde de yer alan Bengisu Avcı, "Filmde beş kıta ve dünyanın en acımasız yedi kanalında, Everest kadar tehlikeli, ancak açık sularda gerçekleşen Okyanus Yedilisini aşmak için yola çıkan ve sınırlarını zorlayan kahramanların hikayeleri anlatılıyor. Kafes yok. Dalış kıyafeti yok. Kaçış yok. Sadece insan ve doğa. 3 Ağustos 2018’de Manş Denizi’ni geçişimle başlayan ve tam yedi yıl bir gün süren Ocean’s 7 yolculuğumun özellikle Cebelitarık ve zehirli denizanası teması yaşadığım Molokai parkuru filmde yer aldı. Çanakkale’de tarihi yarımadada çekimler yapılırken henüz Ocean’s 7’yi bitirmemiştim. İrlanda-Belfast’a ise hayallerine kavuşan bir yüzücü olarak gitmek beni çok mutlu etti" dedi. Şu anda Avustralya’da gösterimde olan filmin yakında ülkemizde de seyirciyle buluşması için çalışmalar devam ediyor.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:33 Prof. Dr. Arslan: "Veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, 5G ve ötesi teknolojilerin ulusal güvenlik üzerindeki etkileri ile dijitalleşen dünyanın yeni riskleri ve fırsatları uzman isimler tarafından değerlendirildi. Prof. Dr. Hüseyin Arslan, "Akıllı şebekeler, şehirler ve sağlık sistemleri, düşük gecikmeli haberleşme altyapısıyla hayatın her alanını dijitalleştirmektedir. 5G ve 6G teknolojileri; uzaktan ameliyatlardan yapay zeka destekli teşhis sistemlerine, kampüs sınırlarını aşan dijital eğitim modellerinden enerji verimliliği sağlayan mobil depolama ünitelerine kadar geniş bir yelpazede kritik rol oynamaktadır" dedi. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından yürütülen "Üniversite Konferansları Programı" kapsamında; "Dijitalleşme Çağında Ulusal Güvenlik: Yeni Cepheler, Yeni Riskler ve 5G Ötesi Gerçeği" başlıklı konferans, Ege Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlendi. Etkinliğe; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Musa Boyacı, senato üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Biyomühendislik Konferans Salonunda gerçekleşen etkinliğe TÜBA Asli Üyesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Arslan konuşmacı olarak katıldı. Programda, geleceğin teknolojileri ve güvenlik stratejileri tüm boyutlarıyla ele alındı. Programın açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, dijitalleşme çağında üniversitelerin disiplinlerarası yaklaşımlarla güvenlik, teknoloji ve toplum ilişkisini değerlendiren güçlü merkezler olması gerektiğini vurguladı. Ege Üniversitesi olarak dijital dönüşüm, yapay zekâ ve ileri iletişim teknolojileri alanlarında nitelikli katkılar sunmayı hedeflediğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Alcı, "Ege Üniversitesi olarak, bilim dünyasının öncü isimlerini öğrencilerimiz ve akademisyenlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. Bugün burada kıymetli hocamız Prof. Dr. Hüseyin Arslan’ı, günümüzün en stratejik konularından biri olan 5G ve siber güvenlik üzerine dinleyeceğiz. Türkiye Bilimler Akademisi’ne (TÜBA) bu nitelikli programları üniversitemiz çatısı altında düzenledikleri için teşekkürlerimi sunuyorum. Teknolojik dönüşümün ulusal güvenlik bağlamında değerlendirilmesi, geleceğin vizyonunu çizmek adına büyük önem taşıyor. Değerli hocamızın sunumunun tüm katılımcılarımız için son derece verimli geçeceğine inanıyorum" dedi. Endüstri 4.0 ve siber-fiziksel sistemler çağı Konferansta "Endüstri 4.0" kavramının tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, buharlı makinelerle başlayan sürecin bugün siber-fiziksel sistemlere evrildiğini belirtti. Prof. Dr. Arslan, "Buharlı makinelerin icadıyla başlayan Endüstri 1.0 süreci, her yüzyılda bir evrim geçirerek bugünkü noktaya ulaştı. Elektrik enerjisi, bilgisayarlar ve internetin icadı bu gelişimi tetikleyen ana unsurlar oldu. Bugün içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0’ı siber-fiziksel sistemler olarak tanımlıyoruz. Artık hem fiziksel hem de siber bir dünyamız var. Bu iki dünyayı iyi anlayan ve entegre eden yapılar, geleceğin endüstrisini oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti (IoT) bu sürecin en önemli bileşenidir ve 5G teknolojisi burada kritik bir rol oynuyor. 5G, sadece haberleşmeyi değil, tarımdan bankacılığa kadar tüm sektörlerin verimliliğini artırıyor" diye konuştu. "Gelecek hayallerimizin ötesinde olacak" Haberleşme teknolojilerindeki dijitalleşme hızına dikkat çeken Prof. Dr. Arslan, 1990’lı yıllardan bugüne yaşanan değişimi örneklerle anlattı. 2034 yılı hedeflerine vurgu yapan Prof. Dr. Arslan, "1994’ten 2014’e kadar geçen 20 yılda haberleşme sistemleri tamamen dijitalleşti. 1G analogken, bugün 5G ile bambaşka bir noktadayız. Şu an 2026 yılındayız ve önümüzde 2034 hedefi var. 6G ve dijitalleşmenin geleceği noktayı tahmin etmekte zorlanıyorum; çünkü teknoloji bazen hayallerimizin bile katbekat ötesine geçiyor. Fiziksel dünyadan toplanan veriler, yapay zeka ile bilgiye dönüşüyor. Önümüzdeki dönemde ’Dijital İkiz’ (Digital Twin) kavramıyla çok daha içli dışlı olacağız. Fiziksel dünyanın bir benzerini siber dünyada kurmak, üretimden sağlığa kadar her alanda devrim niteliğinde avantajlar sağlıyor" dedi. Veri güvenliği ve ulusal savunma stratejileri Dijitalleşmenin güvenlik boyutuna ve veri kontrolünün önemine değinen Prof. Dr. Hüseyin Arslan, küresel ölçekteki teknolojik rekabete dikkat çekti. Verinin yeni dünyanın en büyük gücü olduğunu belirten Prof. Dr. Arslan, "Çin, veri toplama mekanizmalarıyla kendisine devasa bir dijital ikiz oluşturdu ve olası savaş senaryolarını bu simülasyonlar üzerinden kurguluyor. Benzer şekilde, bugün kullandığımız akıllı araçların verileri aslında üretici ülkelerin veri merkezlerinde toplanıyor. Örneğin Tesla, aslında ağa bağlı bir araçtır ve tüm verileri Amerika’daki merkezlere akmaktadır. 5G ile birlikte bu teknolojik güç ve veri kontrolü daha da kritik bir hale gelecektir. Veri güvenliği konusundaki endişeler, bu teknolojilerin kullanımında en önemli belirleyici unsur olmaya devam edecektir" dedi. Sağlık, tarım ve eğitimde yeni nesil çözümler 5G teknolojisinin hayatın her alanına dokunduğunu ifade eden Prof. Dr. Arslan, akıllı şebekelerden uzaktan ameliyatlara kadar geniş bir yelpazede açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin sağlık verilerini toplama konusundaki başarısına değinen Prof. Dr. Arslan, "5G’nin en kritik uygulamalarından biri olan uzaktan ameliyatlar, düşük gecikme sayesinde doktorların farklı ülkelerdeki hastaları tedavi etmesine olanak tanıyor. Tarımda ise ’Dijital Çoban’ gibi teknolojilerle verimlilik maksimum seviyeye çıkarılıyor. Akıllı su ve elektrik şebekeleriyle enerji kayıpları minimize ediliyor. Eğitimde ise sadece uzaktan eğitim değil, tıp ve diş hekimliği gibi alanlarda siber dünya ile entegre, o tecrübeyi hissettiren modeller ön plana çıkacak. Tüm bu dijital dönüşümün merkezinde yer alan 5G ve ağ teknolojileri; mühendislerin doktorlar, veterinerler ve eğitimcilerle entegre bir şekilde çalışmasını zorunlu kılıyor. Bugünün mesajını verecek olursak veriyi kontrol eden dünyayı kontrol eder" diye konuştu. Etkinlik katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından son buldu. Programın sonunda EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı Prof. Dr. Hüseyin Arslan’a teşekkür belgesi takdim etti. Konferansın ardından Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü laboratuvarlarında öğrencilerle bir araya gelen Prof. Dr. Arslan, sürdürülen projeleri inceleyerek, yeni nesil teknolojilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:31 Yeni yaşını doktoruyla birlikte kutladı Uzun zamandır boyun ağrısı çeken ve bu nedenle fizik tedavi önerilen 16 yaşındaki Burak Alkan, Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun tarafından uygulanan ’Laminoplasti’ yöntemiyle sağlığına kavuştu. Ameliyattan yalnızca 2.5 saat sonra ayağa kalkan genç hasta, doktoruyla aynı güne denk gelen doğum gününü hastanede kutladı. İzmir’de yaşayan 16 yaşındaki Burak Alkan, omuriliğinde bulunan ve felce neden olabilecek tümörden acilde görev yapan hekimin dikkati sayesinde kurtuldu. Son iki haftadır dayanılmaz şekilde boyun ağrısı çektiğini ve bu nedenle de 4 farklı hastaneye gittiği belirten Burak Alkan, kendisinin sürekli olarak fizik tedaviye yönlendirilip, ağrı kesici- kas gevşetici reçete edildiğini anlattı. Geçmeyen ağrılarına yüksek ateş ve boğaz ağrısı şikayeti de eklenince soluğu Medicana International İzmir Hastanesi’nin acilinde aldı. Burak Alkan, acile geldiği gün görevli olan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Elçin Keser tarafından geçirdiği atağın normal olmadığının anlaşılması üzerine kendisine detaylı bir muayene yapıldığını ve günün sonunda ameliyat olması gerektiğinin anlaşıldığını aktardı. Uzm. Dr. Elçin Keser’in teşhis için Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan destek aldığını belirten Burak Alkan, tümörün temizlenmesi için kendisini Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’un ameliyat ettiğini söyledi. Ameliyat için görüştükleri sırada Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun ile aynı gün doğduklarını öğrendiğini dile getiren Burak Alkan, ameliyat sonrası ilk doğum günü pastasını da Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’dan aldı. Ağrı kesici verip gönderiyorlardı Kendisine acilde doğru müdahale edildiğini ifade eden Burak Alkan, "Yüksek ateşle geldim. Bunun üzerine beni Uzm. Dr. Elçin Keser’e yönlendirdiler. Ben atak geçirince de Uzm. Dr. Elçin Keser, hemen Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun’la konuşmuş. Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun da ‘MR ile tomografi alalım’ demiş. Çocuk doktorunun dikkati üzerine Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun devreye girdi. Beni gece yoğun bakıma aldılar. Ağrı kesici uygulayıp gönderedebilirlerdi" diye konuştu. Ameliyat konusunda çok endişeli olduğunu dile getiren Burak Alkan, "Omuriliğimin C2-C3 bölgesinde tümör vardı. Omuriliğimi kaldırıp aradan tümörü aldılar. Ameliyattan 2.5 saat sonra Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun beni yürüttü. Omurilik bizim hareket sistemimizin merkezi, onu yerinden söküp sonra tekrar taktıktan birkaç saat sonra ayağa kalkıp yürüyebilmeme çok şaşırdım. Şu anda da iyiyim" sözlerini kaydetti. Hastanın felç kalma ihtimali vardı Burak Alkan’daki tümörün sinirlere ciddi baskı yapan bir meningioma (iyi huylu sinir kılıfı tümörü) olduğunu tespit ettiklerini aktaran Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, şu ifadeleri kullandı: "Normal şartlarda 40-50’li yaşlarda görülmesine rağmen, bu vakada genç yaşta bir hastayla karşılaştık. Hasta, yüksek ateş ve boğaz enfeksiyonu şikayetiyle Uzm. Dr. Elçin Hanım’a başvurmuş, ancak sürekli devam eden kol ağrısı şikayeti üzerine durumun nörolojik olabileceği düşünülerek boyun MR’ı çekilmesine karar verildi. Tümör iyi huylu olduğu için genel tarama testlerinde bulgu vermemiş, yalnızca MR görüntülemesi sayesinde tespit edilebildi. Tümörün bulunduğu konum itibarıyla cerrahi müdahale oldukça riskliydi, zira milimetrik bir hata hastanın felç kalmasına yol açabilirdi. Ameliyat boyunca sinir iletileri sürekli kontrol edilerek motor fonksiyonlar güvence altına alındı. Omuriliği koruyan kemik doku, özel bir yöntemle açıldı ve tümör temizlendikten sonra tekrar yerine yerleştirildi. Bu sayede çekilen post-op (ameliyat sonrası) filmlerde herhangi bir kemik çöküntüsü gözlemlenmedi." Ameliyat sonrası birlikte yaptıkları doğum günü kutlamasına ilişkin de konuşan Prof. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, "Ameliyattan bir gün sonra, her ikimiz için de ortak olan bu özel günü, Burak’ın ‘yeniden doğuş’u olarak birlikte kutladık" dedi.
05 Mayıs 2026 Salı - 10:27 Doğal Yaşam Parkı’nda hayata döndüren müdahale İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda sezaryenle dünyaya gelen ceylanın nefes almadığını fark eden veteriner hekimler adeta zamanla yarıştı. Suni solunum ve oksijen desteğiyle nefes alması sağlanan yavru hayata tutundu. Bir diğer başarılı operasyon da parka ilk kez getirilen cüce su aygırına yapıldı. Su aygırının uzayan ve yanağına batarak yaralanmasına neden olan sol dişine dünyada nadir uygulanan bir operasyon yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Doğal Yaşam Parkı’nda adeta yaşamla ölüm arasında ince bir çizgi kuruldu. Zorlu doğum sonrası sezaryenle dünyaya getirilen ceylan nefes alamayınca, veteriner hekimler zamanla yarıştı. Saniyeler içinde başlatılan suni solunum müdahalesiyle yavru ceylan yeniden nefes aldı. Veteriner hekimlerin başarısı bununla sınırlı kalmadı. Aşırı uzamış dişi yanağına batarak ciddi yaralanmaya neden olan cüce su aygırını, dünyada çok nadir uygulanan bir operasyona imza atarak kurtaran ekip, hayvanı cerrahi müdahaleyle sağlığına kavuşturdu. Yavru ceylana suni solunum Doğal Yaşam Parkı’nda görevli Veteriner Hekim Lütfi İlman, ceylanların genellikle doğumlarını sorunsuz gerçekleştirdiğini ancak nadiren komplikasyonlar yaşandığını belirtti. İlman, "Bir ceylanın doğum yapamadığını tespit ettik. Yaklaşık 6 saat takip ettik ancak doğum gerçekleşmeyince müdahale etmek zorunda kaldık. Ceylanı anestezi altına alarak sezaryen operasyonu yaptık" dedi. Ceylanların yılda bir kez doğum yaptığını ve çoğunlukla ikiz yavruladığını aktaran İlman, söz konusu vakada yavrulardan birinin anne karnında öldüğünü söyledi. Anne ve yavru ceylanın sağlığı iyi Veteriner Hekim Lütfi İlman, "Diğer yavruyu ve anneyi kurtarmak için operasyon yaptık. İnsanlardaki sezaryene benzer şekilde karın açılarak yavru alındı. Yavrunun solunum yollarını temizledik, suni solunum uyguladık ve oksijen tedavisiyle sağlıklı hale getirdik. Anne de operasyonun ardından uyandırıldı. Şu anda her ikisinin de durumu iyi" diye konuştu. Operasyon sonrası anne ceylanın gözlem altında tutulduğunu belirten İlman, iyileşme sürecinin ardından yavrusuyla birlikte yeniden sürüye katılacağını ifade ederek, "Her hayvanın canı çok kıymetli. Olası sorunlara anında müdahale edebilecek ekip ve ekipmanlarımız mevcut" dedi. Dünyada yalnızca iki örneği var Doğal Yaşam Parkı’nda bir diğer dikkat çeken müdahale ise cüce su aygırına yapılan sıra dışı operasyon oldu. Almanya doğumlu 17 yaşında ve 230 kilogram ağırlağındaki baba Rübe ile aynı kiloya sahip 16 yaşındaki anne Malia ve 9 yaşındaki kızları Mela, Darıca’daki özel bir hayvanat bahçesinden İzmir Doğal Yaşam Parkı’na getirildi. Burada yapılan sağlık taraması sonucu Malia’da ciddi diş problemi tespit edildi. Veteriner hekim Şükrü Erdem Onur, "İlk muayenede dişinin fazla uzadığını ve yanağına battığını gördük. Bu durum hayvanın yaşam konforunu düşürüyordu. Çocuklarda görülen ortodontik bozukluklara benzer bir açı problemi vardı. Hayvanı anesteziye alarak cerrahi müdahaleyle dişi olması gereken boyuta getirdik" dedi. Bu operasyonun dünyada nadir uygulandığını vurgulayan Onur, "Literatür taramasında bu operasyonun dünyada yalnızca iki örneğinin olduğunu gördük. Gerekli araştırmaları yaparak başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Hayvan şu anda sağlıklı ve yaşamına sorunsuz devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi tanıtıldı
04 Aralık 2025 Perşembe - 12:30 Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi tanıtıldı Aliağa Körfezi’nde hayalet ağların temizlenmesi, deniz canlılarının yaşam alanlarının iyileştirilmesi ve sürdürülebilir balıkçılığın desteklenmesini amaçlayan Aliağa Körfezi Mavi Dönüşüm Projesi, geniş katılımla tanıtıldı. İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA) "Sürdürülebilir Denizler ve Su Ürünleri Üretimi Mali Destek Programı" kapsamında desteklenen proje, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıyla kamuoyuna sunuldu. Proje; Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülürken, İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi ile Aliağa Merkez Su Ürünleri Kooperatifi proje ortağı olarak görev alacak. Bölgenin denizel ekosistemi korumaya alınacak Toplantıya Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa Sahil Güvenlik Komutanı Üstteğmen Tugay Peker, Aliağa Bölge Liman Başkanı Günhur Şanlı, İMEAK DTO Aliağa Şube Başkanı Adem Şimşek, Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, İZKA Genel Sekreter Vekili Arın Hüner, sektör temsilcileri ve balıkçı kooperatifleri katıldı. Tarım Müdürlüğü uzmanları tarafından yapılan sunumda; denizel ekosistemin korunması, biyolojik çeşitliliğin artırılması, hayalet balık ağlarının temizlenmesi, dip atıklarının bertaraf edilmesi ve sürdürülebilir su ürünleri üretiminin desteklenmesine yönelik faaliyetler anlatıldı. Adem Şimşek: "4 tona yakın hayalet ağ temizliği hedefliyoruz" Programın açılış konuşmalarında söz alan İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şube Başkanı Adem Şimşek, projenin bölge açısından önem taşıdığını belirtti. Şimşek, "Bu projenin ortağı olmaktan memnuniyet duyuyoruz. Merkezimizden aldığımız yetkiyle projenin yüzde 25’ine destek sağladık. Aliağa Mavi Dönüşüm Projesi kapsamında tespit edilen yaklaşık 4 tona yakın hayalet ağın temizlenmesi hedefleniyor. Proje bununla sınırlı değil; denizel ekosistemin korunması ve biyolojik çeşitliliğin artırılması için çok sayıda çalışma yürütülecek. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." dedi. Kaymakam Güney: "Denizin altında korunması gereken zengin bir yaşam var" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, hayalet ağların deniz ekosistemine verdiği zararın uzun süredir gündemde olduğunu belirterek yürütülen çalışmanın önemine dikkat çekti. Güney, "Böylesine anlamlı bir projenin tanıtımında bulunmaktan mutluluk duyuyorum. Devam eden yapay resif projesiyle birlikte çalışmaların eş zamanlı ilerlemesi, denizlerimizin daha temiz ve yaşanabilir hale gelmesine katkı sağlayacaktır. Biz çoğu zaman sadece denizin üzerini görüyoruz; oysa altında korunması gereken zengin bir yaşam var. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Aksakal: "Hem doğal yaşamı hem balıkçılarımızı koruyacağız" Aliağa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Mazlum Selim Aksakal, yaptığı kapsamlı sunumda ilçenin 63 kilometrelik kıyı şeridi, doğal yapısı ve balıkçılık potansiyeline ilişkin bilgiler paylaştı. Aksakal, bölgede üç su ürünleri kooperatifi, bir balıkçılar derneği, 126 balıkçı teknesi, 100’ün üzerinde ticari balıkçı ve binden fazla amatör balıkçının aktif olduğunu belirterek yıllık su ürünleri üretiminin 640 tonun üzerinde olduğunu aktardı. Aksakal, "Hayalet ağlar, dip kirliliği, yoğun deniz trafiği, daralan avlanma alanları ve iklim değişikliğinin etkileri balıkçılığı ve deniz ekosistemini olumsuz etkiliyor. Amacımız yalnızca sorunları belirlemek değil; onlara kalıcı çözümler üretmek ve gelecek nesillere daha temiz bir körfez bırakmak." dedi. "Midye yuvaları ve yapay resifler güçlendirilecek" Proje kapsamında; hayalet ağların çıkarılması, kıyı temizliği, midye yuvalarının yerleştirilmesi, yapay resiflerin güçlendirilmesi ve deniz suyunun filtrelenmesini destekleyen uygulamalara ağırlık verileceği belirtildi. Aksakal, "Projenin hayata geçmesiyle birlikte balık stoklarında artış, kıyı ekonomisinde güçlenme, sürdürülebilir üretimin desteklenmesi ve çevre bilincinin gelişmesi hedefleniyor. Proje, bölgeye sosyal ve ekonomik açıdan çok yönlü katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı. Toplantı, su ürünleri mühendisleri Beyza Kasar ve Yusuf Eren Şahin’in proje sunumlarının ardından tamamlandı. Program, katılımcıların toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
EÜ Sualtı Ragbisi takımı dünya dördüncüsü oldu
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:58 EÜ Sualtı Ragbisi takımı dünya dördüncüsü oldu Sualtı Ragbisi Şampiyon Kulüpler Kupası Turnuvasına bu yıl Almanya’nın Berlin kenti ev sahipliği yaptı. 13 ülke şampiyonunun katıldığı turnuvada Ege Üniversitesi Büyük Erkekler Sualtı Ragbisi Takımı, dünya dördüncüsü oldu. Takım ayrıca bu turnuvada yarı final oynayan ilk Türk takımı olma başarısını gösterdi. Grup elemelerini başarıyla tamamlayan Ege Üniversitesi Büyük Erkekler Sualtı Ragbisi Takımı, çeyrek finalde İsveç şampiyonunu 1-0’lık skorla mağlup ederek yarı finale ulaştı. Yarı finalde Finlandiya şampiyonuna 2-1 yenilen Ege temsilcisi üçüncülük-dördüncülük maçı oynamaya hak kazandı. Bu turda Kolombiya şampiyonuna penaltılarla 2-1 yenilen Ege Üniversitesi, turnuvayı dördüncü olarak tamamlayarak büyük bir başarı gösterdi. Takım oyuncularını tebrik eden Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Almanya’nın Berlin kentinde düzenlenen Sualtı Ragbisi Şampiyon Kulüpler Kupasında dünya dördüncüsü olarak bizleri gururlandıran Büyük Erkekler Sualtı Ragbisi Takımımızı tebrik ediyorum. Takımımızın bu başarısı, üniversitemizin spora ve sporcuya verdiği değerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Hem fiziksel hem zihinsel dayanıklılık gerektiren bu sporda disiplinli bir şekilde çalışarak başarıya ulaşan sporcularımızı ve onları en iyi şekilde hazırlayan antrenörlerimizi yürekten kutluyorum. Ege Üniversitesi olarak sporun her alanında gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
İzmir’de sağlık turizmi için birlik olma çağrısı
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:48 İzmir’de sağlık turizmi için birlik olma çağrısı Bu yıl 19’uncusu gerçekleştirilen TTI İzmir Fuarı’nın kapıları açıldı. Fuarda, Sağlık Turizmi söyleşisinin konuğu olan İZFAŞ Sağlık Sponsoru Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir’in sağlık turizmi için yeterli alt yapıya sahip olduğunun altını çizerek, "İzmir’deki tüm paydaşlar el ele vererek bir politika içerisine girilmeli. Bunun içinde devletin olması ve İzmir’in sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejilerin birlikte belirlenmesi gerekiyor. Bence hiçbir özel hastane sağlık turizminde bir diğeriyle yarışmaz ya da rakip değildir. Buna bütüncül bakılabildiği müddetçe doğru sonuçlara ulaşılabilir" diye konuştu. Türkiye’nin en büyük uluslararası turizm platformu olan TTI İzmir 2025- 19. Uluslararası Turizm Ticaret Fuar ve Kongresi ziyarete açıldı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerinin bir araya geldiği fuarda sektörün önde gelen temsilcileri de TTI Stage sahnesinden değerlendirmelerde bulundu. TTI Stage’in en önemli söyleşi başlıklarından biri de, moderatörlüğünü Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Genel Sekreteri Gökçe Başkaya’nın yaptığı ‘Sağlık Turizmi’ söyleşisi oldu. Söyleşide, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş ve Eşrefpaşa Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Dağ konuşmacı olarak yer aldı. Sağlıkta güçlü bir İzmir var İzmir’in tarihsel geçmişinin ve bugünkü güçlü alt yapısının sağlık turizminde marka şehir olmasına sağlayabileceğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "İzmir’in tarihsel geçmişiyle Asklepion’dan bugüne gelen tarihsel geçmişinin yanı sıra teknolojiyle, uluslararası akreditasyonla, iyi yetişmiş hekimlerle, çok donanımlı hastanelerle çok ciddi bir sağlık alt yapısına ulaştı. İzmir’in sağlık alt yapısıyla ilgili bir problem yok. Bizim burada konuşmamız gereken; sağlık turizminden yola çıkarak bu artılarını turizm için nasıl kullanacağımız. İzmir’in teknik olarak bir dar boğazı var. O da hava köprüsüyle bağlı olduğu destinasyonların yetersiz olması. İzmir, daha çok Kuzey Afrika, eski Balkan devletleri ve Türki cumhuriyetlerden yabancı hasta talebi alıyor. Bu destinasyonlardan uçuş sayılarının gün geçtikçe artması gerekiyor. İzmir’in turizmine değil sağlığına dönük çalışarak, yurtdışı uçuşları sezon dışında aktif tutmamız gerekiyor. Sağlık turizmi kapsamında obezite cerrahisi, liposuction, plastik cerrahi ve diş bölümlerine yabancı hasta geliyor. Onkolojisi çok güçlü, kalp cerrahisi çok güçlü, acil girişimlerinde, yoğun bakımlarında çok güçlü bir İzmir var. O zaman İzmir için düşünmemiz gereken şey; tüm şehir el ele vererek bir politika oluşturmak. Devletin liderliğinde, İzmir’i sağlık turizminde ön plana çıkaracak stratejileri birlikte belirleyip yürümemiz gerekiyor. Konuya bütüncül bakabildiğimiz müddetçe doğru sonuçlara ulaşırız" sözlerini kaydetti. Öte yandan Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık turizminde hitap ettiği hasta gruplarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Bu yıl içinde yaklaşık 20 bin sağlık turizmi hastası ağırladık. Bu hasta sayılarının artması bugünkü toplantının sonuçlarına bağlı. Açalım uçuşları, el ele verelim ve büyütelim diyoruz" dedi. 12 ay turizmin anahtarı Efes’te "Hastanın biletinin kesilmesinden hastaneye getirilmesine, refakatçisinin gezdirilmesine; hasta yakınlarının vakit geçirebilmeleri için özel bir programlar oluşturulmasına kadar sürecin her ayrıntısı düşünülmeli" diyen Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, sözlerine şöyle devam etti: "Alaçatı, Çeşme ve Foça son derece turistik yerlerimiz. Bunları çok iyi kullanmamız gerekiyor. Mesela sağlıklı yaşam için Urla, muhteşem bir yer. Burada sağlıklı yaşam kentleri kurulabilir. Çeşme ve Urla kışın gastronomisiyle yazın deniz turizmiyle son derece kıymetli. Ancak başka bir değer var ki; o da Efes. 12 ay boyunca Efes’in üzerinden sağlık turizmi planlaması yaptığımız zaman kentte yabancı hasta eksik olmaz." Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, istatistiksel olarak yabancı hastaların yüzde 46’sının sağlık turizmi, yüzde 54’ünün turistin sağlığı için hastanelere başvurduğunu ifade etti. Yabancı hastaya yönelik politikaların sağlık turizmi üzerine kurulması gerektiğini kaydeden Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Ben özel hastane olarak bir destinasyon açamam ama kamu yetkisiyle sizler açarsınız. Devlet anlaşması yapamam ama siz yaparsınız. Ben de teknolojimle, imkanlarımla hastayı sağaltabilirim. Bu bir bütüncül iş. Hep birlikte el ele verirsek İzmir başarır" diye konuştu. Sağlık kampüsü için çalışıyoruz Doğru yönetmeliklerle şehre doğru yatırımcıyı çekmek gerektiğini söyleyen Oğuz Özkardeşler, "Sağlık turizmi gittiği şehirlerde eğitim ve sağlık yatırımlarıyla iç içe gelişiyor. Sağlık yatırımı çektikçe sağlıkta görev alan profesyonelleri, İzmir’e transfer ettikçe üniversitelerinde geliştiğini göreceğiz. İzmir’in bu konuda potansiyeli iyi bir durumda, yeterki değerlendirelim. İzmir’de sağlık turizmi dediğimiz zaman bilinen güvenilir bir markayı ortaya koymak lazım. Bu imajın dijital platformlarda uluslararası fuarlarda güçlendirilmesi şart. Bunun için de hammaddeye ihtiyaç var. İkincisi de hasta teknik takibinin yapılıyor olması lazım" ifadelerini kullandı. Kentte sağlık kampüsünü hayata geçirmek istediklerini dile getiren Oğuz Özkardeşler, sözlerine şöyle devam etti: "Nasıl serbest bölgeler oluşturuluyorsa sağlık için de bir bölge oluşturulsa doğru yatırımcıları çeker ve sağlık konusunda dünyada daha rekabetçi konumuna geliriz. Sağlık turizminin özel bir bölgede bir araya gelmesi için çalışmalar yapıyoruz." Filiz Dağ ise Eşrefpaşa Hastanesi’nin Türkiye’deki ilk belediye hastanesi olduğunu vurgulayarak, "İzmir’e turist olarak gelenlerin sağlığını korumak gibi bir görevimiz var. Yeni binamız yapıldıktan sonra paydaşlarımızla omuz omuza yürümeye ve belediye ile hastaneler arasında köprü olmaya devam edeceğiz" dedi.
İzmir’de hava destekli polis operasyonu: 30 gözaltı
04 Aralık 2025 Perşembe - 11:28 İzmir’de hava destekli polis operasyonu: 30 gözaltı İzmir ili genelinde, suç örgütlerini sosyal medyada övücü ve destekleyici nitelikte paylaşımlarda bulunan şüpheli şahıslara yönelik düzenlenen hava destekli operasyonda, toplam 30 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Yunanistan’da cezaevinde bulunan suç örgütü lideri S.S. ve örgütün yurt dışında bulunan diğer yöneticilerinin sosyal medya hesaplarında, örgüte sempati kazandırmayı ve korkutucu gücünü arttırmayı amaçlayan paylaşımlar yapıldığı, yapılan paylaşımlar kapsamında çocukların suça teşvik edildiği ve propaganda yaparak örgüt üyesi olmaya elverişli hale getirildikleri tespit edildi. İlgili paylaşımların ve destekleyici nitelikteki övgü içeren yorumların, suçu ve suçluyu özendirmesinin önlenmesi amacıyla, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde çalışma başlatıldı. Organize suç örgütlerini sosyal medya üzerinden övücü ve destekleyici nitelikte propaganda içeren paylaşımlarda bulunan şüpheli şahıslara yönelik İzmir il genelinde helikopter destekli operasyon düzenledi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve Havacılık Şube Müdürlüğü’ne bağlı toplam 100 ekip, belirlenen 41 adrese eş zamanlı baskınlar yaptı. Merkez ilçeler, Çeşme, Tire, Torbalı, Menemen ve Kemalpaşa ilçelerinde sabah saat 07.00 sıralarında düzenlenen operasyonda toplam 30 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.
Ormanlık alanda kadını darbeden şüpheli yakalandı
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:49 Ormanlık alanda kadını darbeden şüpheli yakalandı İzmir’in Buca ilçesinde ormanlık alanda bir kadının darbedildiği görüntüleri üzerine harekete geçen polis ekipleri, şüpheliyi kısa sürede yakaladı. Şüphelinin, sevgilisi olduğu öğrenilen kadınla tartışma yaşadığı ve kadının boğazını sıktığını ifade ettiği ortaya çıktı. Olay dün gündüz saatlerinde Buca Otoban Batı Çıkışı ormanlık alanda meydana geldi. Ormanlık alanda bulunan bir vatandaş, bir kadının çığlıklarını duyarak bölgeye doğru gitti. Cep telefonu kamerasına seslerin geldiği bölgeye yönelten vatandaş, bir kadının kimliği belirsiz bir kişi tarafından darbedildiğini gördü. O onlar cep telefonu kamerası ile görüntülenirken, şiddet gören kadının imdat çığlıkları attığı da duyuldu. Görüntülerin sosyal medyada yayılması üzerine polis ekipleri kimliği belirsiz saldırganı yakalamak için çalışma başlattı. Kısa sürede yakalandı Olayın ardından çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, görüntülerden yola çıkarak şüphelinin kimliğini belirledi. E.A. adlı şüpheli kısa sürede polis ekiplerince yakalanarak Buca İlçe Emniyet Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliğine sevk edildi. Alınan ifadesinde, şüpheli ile sevgilisi olduğu öğrenilen kadın arasında tartışma yaşandığı, tarafların birbirinden şikayetçi olmadığı öğrenildi. Şüpheli E.A.’nın emniyetteki işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
Travel Turkey 2025’te Çeşme rüzgârı esti
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:47 Travel Turkey 2025’te Çeşme rüzgârı esti Türkiye’nin turizm sektörü için en önemli buluşmalarından biri olarak kabul edilen TTI İzmir – Uluslararası Turizm Ticaret Fuarı ve Kongresi, 19’uncu kez kapılarını açtı. Çeşme standı bu yıl da en çok ilgi çeken stantlardan biri oldu. İZFAŞ ve TÜRSAB organizasyonuyla düzenlenen fuar, 3–5 Aralık tarihleri arasında 54 ülkeden ve Türkiye’nin 30 ilinden turizm profesyonellerini ağırlıyor. Bu yıl fuarda, Çeşme Belediyesi, ÇEŞTOB ve Alaçatı Turizm Derneği ortak bir tanıtım çalışması yürüterek Çeşme’yi birlikte temsil etti. Yoğun ilgi gören Çeşme standı, ziyaretçilerin ilk uğrak noktalarından biri oldu. Çeşme standının açılış kokteyline Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediyesi Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Belediye Başkan Vekili Onur Saatli, ÇEŞTOB Başkanı ve Boyalık Otel Genel Müdürü Orhan Belge, Alaçatı Turizm Derneği Başkanı Kerem Ünsal, Ilıca Otel Genel Müdürü Ebru Tuğgan, Çeşme İş İnsanları Derneği Başkanı Hakan Kerman ile turizm sektörünün önde gelen temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu katıldı. Fuar kapsamında bir araya gelen sektör temsilcileri, 2026 sezonuna yönelik beklentilerini değerlendirirken, Çeşme’nin turizm potansiyelini güçlendirecek işbirliklerinin önemine dikkat çekti. Kaymakam Maraşlı: "Çeşme dünyanın en iyi turizm noktalarından biri olabilir" Açılış kokteylinde konuşan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, TTI İzmir’in hem İzmir hem de Çeşme turizmi için büyük bir fırsat sunduğunu söyleyerek şu değerlendirmelerde bulundu: "İzmir’imizin Travel Turkey Fuarı başlamış oldu. Çeşme standında tüm turizmcilerimizi görmek, Çeşme turizmine ve gelecek yerli-yabancı misafirlerimize en iyi hizmeti sunmak açısından çok önemli. Fuarın İzmir için ve özellikle Çeşme için çok faydalı olacağını düşünüyorum. Çeşme sadece Alaçatı’dan ibaret değil; doğal güzellikleri, etkinlikleri ve spor faaliyetleriyle çok geniş bir potansiyele sahip. İzmir’e gelen her 100 kişiden yaklaşık 40’ı Çeşme ve Alaçatı’da konaklıyor. Bu önemli bir veridir. Bunun artmasını, nitelikli ve kaliteli otellerimizin çoğalmasını diliyoruz. Gastronomi, spor turizmi ve diğer etkinlikler bakımından Çeşme’nin uzun ve güzel bir yolu var. Doğru adımlar atmalı, kaliteli yatırımcıları çekmeli ve misafirlerimize en iyi hizmeti sunmalıyız. Dünyanın en güzel coğrafyalarından birinde keyifle çalışıyoruz. Çeşme, dünyanın en iyi turizm noktalarından biri olabilir; biz buna inanıyoruz. Kaymakamlık olarak turizmcilerimizin her zaman yanındayız."
Defne fidanları toprakla buluştu
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:43 Defne fidanları toprakla buluştu İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), sağlıklı bir gelecek için toprağın önemine dikkat çekmek amacıyla örnek bir farkındalığa imza atarak yapımı devam eden Güzelbahçe kampüsünde fidan dikim etkinliği gerçekleştirdi. ‘Toprak Olmadan Hayat Olmaz’ temasıyla düzenlenen etkinlikte öğrenciler ile akademisyenler, ellerine küreklerini alarak defne fidanlarını hep birlikte toprakla buluşturdu ve doğaya can suyu verdi. İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, son dönemde art arda meydana gelen orman yangınları ve dünyayı etkisi altına alan kuraklıkla birlikte toprağın değerinin bir kez daha anlaşıldığını belirterek, "Toprak; yaşamın kaynağı, ekosistemlerin taşıyıcısı ve sürdürülebilir geleceğimizin temelidir" diye konuştu. İzmir Ekonomi Üniversitesi tarafından 5 Aralık Dünya Toprak Günü kapsamında düzenlenen fidan dikim etkinliği, renkli görüntülere sahne oldu. 2026 yılının Temmuz ayında ilk etabının tamamlanması hedeflenen Güzelbahçe kampüsünde gerçekleşen buluşmaya, öğrencilerden ve öğretim üyelerinden oluşan yaklaşık 30 kişilik ekiple birlikte İEÜ Mütevelli Heyet Üyesi Ayhan Sulak da katıldı. İEÜ Sürdürülebilirlik Ofisi ve Sağlıklı Kampüs Komisyonu’nun iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte bir araya gelen gençler, defne fidanlarını toprakla buluşturarak gelecek için de güçlü bir mesaj verdi. "Nefes, umut ve geleceğe bırakılan miras" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, üniversite olarak geleceğe karşı sorumluluklarının sadece eğitim ve bilimle sınırlı olmadığını söyledi. Fidan dikim etkinliğini gerçekleştirerek öğrencilerle birlikte sürdürülebilir gelecek için somut bir adım attıklarını belirten Prof. Dr. Biresselioğlu, "Küresel iklim değişikliği, dünyamızın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri haline geldi. Artan sıcaklıklar, orman yangınları ve gıda krizleri; toprak sağlığının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ‘Toprak Olmadan Hayat Olmaz’ temasını özellikle benimsedik. Çünkü toprağı korumak, aslında yaşamı korumaktır. Unutulmamalı ki toprak, dünya üzerindeki türlerin yarısından fazlasına yaşam alanı sağlıyor. Gıdalarımızın yüzde 90’dan fazlasını da yine topraktan elde ediyoruz. Bugün diktiğimiz her fidan; aynı zamanda bir nefes, umut ve yarınlarımıza bırakacağımız mirastır" diye konuştu. "Öncülük etmeye devam edeceğiz" İnşaatı süren Güzelbahçe kampüsünün çevreci özellikleriyle ön plana çıktığını ve fidan dikimini burada yapmanın ayrı bir anlam taşığını ifade eden İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aslı Ceylan Öner ise, "Ege’nin iklim koşullarına uygun tasarladığımız yeni kampüsümüzde, temiz enerji teknolojileri kullanılacak ve enerji performansları optimize edilmiş binalar yer alacak. Ayrıca, yerleşke içi ulaşım da elektrikli araçlarla sağlanacak. Güzelbahçe kampüsümüz, çevreci özellikleriyle örnek olacak. Fidan dikim etkinliğinde toprağı korumak, yaşatmak için bir araya gelerek üniversitemizin toplumsal duyarlılığını ve çevresel sorumluluğunu da güçlü bir şekilde ortaya koyduk. Üniversite olarak, çevreye duyarlı projelere öncülük etmeye ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı
04 Aralık 2025 Perşembe - 09:05 Yaşar Üniversitesi’nden uluslararası başarı Yaşar Üniversitesi, uluslararası akademik iş birliklerine bir yenisini daha ekleyerek Avrupa Konseyi’nin prestijli akademik ağı OCEAN’a (Open Council of Europe Academic Networks) kabul edildi. Yaşar Üniversitesi Akdeniz Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalar sonucu gerçekleşen üyelik, üniversiteyi İzmir’de bu ağa kabul edilen ilk yükseköğretim kurumu konumuna taşıdı. Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü alanlarında akademik iş birliklerini güçlendirmeyi hedefleyen OCEAN ağına Türkiye’den kabul edilen üçüncü kurumsal üye olan Yaşar Üniversitesi, bu alandaki yetkinliğini uluslararası platformda tescilledi. Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, OCEAN üyeliğinin üniversiteye sağlayacağı prestij ve katkılarla ilgili şunları söyledi: "Kurumsal üye olmamız sayesinde OCEAN bünyesindeki program tüm çalışanlarımıza ve öğrencilerimize açılmış oldu. Programın sunacağı kış ve yaz okulları ile çevrim içi sertifika programları çok avantajlı. Ağırlıklı olarak hukuk alanında nitelikli eğitimler yer alıyor. Hukuk Fakültesi öğrencilerimiz, bu eğitim programlarına katılıp sertifika alabilecekler. Uluslararası konferanslara ve projelere de dahil olabileceğiz. Böylece, ‘OCEAN’ uluslararasılaşma stratejimizin bir parçası olacak. Bizim hukuk sistemimiz gereği hukuk uygulamalarının odak noktası yerelde kalıyor. Ama bizim Hukuk Fakültemiz yüzde 30 İngilizce eğitim veriyor. Dolayısıyla uluslararası temasa da destek veriyor. Müfredatın içinde uluslararası hukuk eğitimini de veriyoruz. Ayrıca, enerji ve bilişim hukuku gibi özelleşmiş alanlarda da akademik çalışmalarımız ve yüksek lisans programlarımız var. OCEAN eğitim programları sayesinde, sertifika alan öğrencilerimizi bazı seçimli derslerden de muaf tutabileceğiz. Aslı ve Emre hocamızı, fakültemizi ve Akdeniz Uygulama ve Araştırma Merkezimizi kutluyorum." Bilimsel başarı Üyelik süreci, Yaşar Üniversitesi Akdeniz Uygulama ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu Üyesi ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Aslı Topukcu İduğ’un geçtiğimiz yıl gerçekleşen bireysel üyeliği ile başladı. Daha sonra Prof. Dr. Emre İşeri’nin yürütücülüğünde sürdürülen çalışmalarla tamamlandı. "2020 Çoklu Baro Düzenlemesi"nin (her ilde birden fazla baro açılmasına olanak tanıyan yasal uygulama) hukuk devleti üzerindeki etkilerini inceleyen "Sivil Toplum ve Hukukun Üstünlüğü: Türkiye’de Baroların Rolü" başlıklı bilimsel araştırma projesi (BAP) kurumsal başvurunun dayanağını oluşturdu. Projenin odak noktasının OCEAN’ın temel misyonu olan demokrasi ve insan hakları ile birebir örtüşmesi, merkezin araştırma kapasitesi ve Avrupa-Akdeniz Yüksek Araştırmalar Enstitüsü (IASEM) gibi kurumlarla süregelen iş birlikleri, Yaşar Üniversitesi’nin başvurusunun hızla onaylanmasını sağladı. Avrupa standartlarında sertifika Avrupa Konseyi’nin prestijli akademik OCEAN üyeliği, Yaşar Üniversitesi akademisyenlerine Avrupa Konseyi’nin geniş akademik ağına ve araştırma projelerine doğrudan erişim imkânı sağlıyor. Öğrenciler ise insan hakları, göç, toplumsal cinsiyet eşitliği, çevre-iklim adaleti ve dijital haklar gibi güncel konularda Avrupa Konseyi standartlarında hazırlanan HELP (Hukuk Profesyonelleri için İnsan Hakları Eğitimi) çevrim içi derslerine ücretsiz erişebilecek. Ayrıca sertifika da alabilecek. Yaşar Üniversitesi Akdeniz Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emre İşeri ise "İzmir’de ilk, Türkiye genelinde ise kurumsal düzeyde üçüncü üye olarak yer aldığımız OCEAN ağı, önemli kilometre taşıdır. Bu üyelik sayesinde akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz, Avrupa Konseyi’nin akademik havuzuna doğrudan erişim sağlayarak; insan hakları, iklim adaleti ve dijital haklar gibi küresel önceliklere sahip konularda yetkinliklerini artıracak. Özellikle öğrencilerimizin HELP sertifika programlarına erişimi, onlara kariyerlerinde büyük bir avantaj sağlayacak. Hâlihazırda yürüttüğümüz ’Sivil Toplum ve Hukukun Üstünlüğü’ projemizde de OCEAN üyeleriyle ortak çalışmalar ve mülakatlar planlıyoruz." diye konuştu.
‘Köklü Gelenekten Modern Geleceğe’ Aile Çalıştayı İzmir’de gerçekleştirildi
03 Aralık 2025 Çarşamba - 16:45 ‘Köklü Gelenekten Modern Geleceğe’ Aile Çalıştayı İzmir’de gerçekleştirildi İzmir’de Aile Yılı çerçevesinde "Köklü Gelenekten Modern Geleceğe" Aile Çalıştayı düzenlendi. Rüştü Ünsal Polis Meslek Yüksekokulu’nda gerçekleştirilen program çerçevesinde ilk olarak kurum sunumları gerçekleştirildi. Ardından konuşma yapan Polis Meslek Yüksekokulu Müdürü 1 Sınıf Emniyet Müdürü Ökkeş Bulut, "Aile, sadece bireyin kimliğini şekillendiren bir yapı değil; aynı zamanda toplumsal düzenin, kültürel değerlerin ve sosyal dayanışmanın sarsılmaz dinamiğidir. Çalıştayımızın ana teması olan "Köklü Gelenekten Modern Geleceğe" vurgusu: Aile kurumunu, binlerce yıllık medeniyet birikimimizden gelen sağlam temeller üzerine inşa ederken, günümüzün hızla değişen sosyo-ekonomik ve teknolojik şartlarına uyum sağlayacak modern çözümlerle donatmaya odaklanmaktadır. İl gider, töre kalır töre kalırsa yeniden devlet olur. Törenin temelinde aile, ailenin temelinde ise ana vardır. ‘Devlet Ana’ metaforunda ise vatan anadır. Aile kurumunu güçlü kılmalıyız. Aile kurumu toplumsal düzenin merkezidir. Ahlak, terbiye, paylaşmak, dayanışma, sevgi, merhamet, vatan sevgisi gibi daha birçok insani duygu ve davranış ailede verilir. Güçlü bir aile güçlü bir devlet demektir. Güçlü bir aile güçlü bir ülke demektir. Günümüzde suç ve suçlularla mücadelede, aile dinamiklerinin etkilerini ortaya koyan çalışmaların her geçen gün arttığını görüyoruz. Aile, toplumun en önemli koruyucu unsurudur" dedi. ‘Bireyi koruyamazsak insan olma bilincini muhafaza edemeyiz’ Günümüz modernleşme, dijitalleşme ve küreselleşme süreçlerinin aile üzerindeki etkisinden bahseden Ökkeş, "Çalıştay uyumsuz evlilikler, kuşaklararası çatışmaların ve geleneksel otorite ile modern bireysellik arasında çelişkilerin ortaya çıkması, kadın erkek rol çatışmaları, evlilikte sorumlulukların yerine getirilmeyişi, aile içi iletişim eksikliklerinin ortaya çıkması, aile içinde rollere bağlı hiyerarşinin bozulması, boşanma oranlarının artması, aile içi sevgi ve fedakarlıkların zayıflaması, dijital bağımlılığın aile içerisindeki bağlılığını düşürmesi, bireyselleşme, kuşaklararası iletişim zayıflığı gibi pek çok konuda ailenin karşı karşıya olduğu sorunların bilimsel yöntemlerle belirlenmesine katkı sağlayıp, ülkemiz ve toplumumuz adına bir tasarrufta bulunarak ortak akıl üretmeyi amaçlamaktadır. Bu vizyonla, çalıştayımız boyunca ilahiyat, hukuk, psikoloji, tıp ve sosyal hizmetler gibi farklı disiplinlerden gelen değerli hocalarımızın sunumları ve tartışmalarıyla, aileyi güçlendiren yenilikçi yaklaşımları ortaya koymayı hedefliyoruz. Aileyi koruyamazsak bireyi koruyamayız, bireyi koruyamazsak insan olma bilincini muhafaza edemeyiz. Çalıştayımız aile bağlarımızın güçlendirilmesi için atılmış güçlü bir adımdır" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından, Dr. Ufuk Sarıgül’ün moderatörlüğünde Prof. Dr. Bekir Zakir Çoban, Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, Prof. Dr. Sezen Köse, Doç. Dr. Birsen Şentürk Pilan ve Dr. Öğretim Üyesi Damla İşman Haznedaroğlu sunumlarını gerçekleştirdi.