Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de 15 Temmuz manşetleri bir kez daha atıldı 07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:53:00 Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi"nde öğrenciler, toplumsal hafızanın medyadaki yeri ve etik habercilik anlayışı üzerine uygulamalı eğitim aldı. Atölye kapsamında katılımcılar, 15 Temmuz sürecinde atılan manşetleri inceleyerek habercilik dili, kamu sorumluluğu ve medya etiği konularında deneyim kazandı. Basın İlan Kurumu (BİK) ile Ege Üniversitesi (EÜ) iş birliğinde, EÜ İletişim Fakültesi’nde "15 Temmuz Manşetleri Gazetecilik Atölyesi" etkinliği "Hafızayı Koru, Hakikati Yaz" sloganıyla düzenlendi. Atölyenin açılış programına BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İzmir Bölge Müdürü Cengiz Kutlu Yüksel, EÜ İletişim Fakültesi Dekanı Bilgehan Gültekin, gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Gün boyunca devam eden oturumlarda öğrenciler, 15 Temmuz sürecinde medyanın rolü, toplumsal hafıza ve etik habercilik konularında uygulamalı eğitim alma fırsatı buldu. Atölye çalışmalarını başarıyla tamamlayan katılımcılara ise program sonunda sertifikaları takdim edilecek. "15 Temmuz, eşsiz bir direnişin adıdır" BİK İzmir Bölge Müdürü Osman Başeğmez, açılış konuşmasına BİK Genel Müdürü Abdülkadir Çay’ın mesajını okuyarak başladı. Gençlerin Türk basınının geleceğini şekillendirecek güçlü kalemler olduğunu vurgulayan Başeğmez, "15 Temmuz; bir milletin çıplak elleriyle tankları durdurduğu, tarihin akışını değiştirdiği eşsiz bir direnişin adıdır. Gazetecilik ise böylesine kritik anlarda toplumun vicdanı ve hafızası olma sorumluluğunu taşır. Kaosun içinden hakikati ayıklamak ve dezenformasyon dalgalarına karşı bir dalgakıran olmak, bu mesleğin en temel vazifelerindendir. Atölye çalışmalarımız; sizlere yalnızca habercilik becerileri kazandırmayı değil, aynı zamanda mesleki duruşu, etik anlayışı ve toplumsal sorumluluk bilincini güçlendirmeyi de hedeflemiştir. ‘O gece siz olsaydınız nasıl bir manşet atardınız?’ sorusu, aslında her birinizin gazetecilik kimliğine tutulmuş bir aynadır. Bizler, sizlerin demokrasiye sahip çıkan, milli iradeyi esas alan ve hakikatten başka rehberi olmayan gazeteciler olarak yetişeceğinize yürekten inanıyoruz." ifadelerini kullandı. BİK bünyesinde İletişim Fakültesi öğrencilerine yönelik kapsamlı bir staj programını hayata geçirdiklerini belirten Başeğmez, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kurumumuzun internet sitesi üzerinden 15 Mayıs 2026 tarihine kadar başvurulabilecek olan bu staj programının, sektör ile akademi arasında güçlü bir köprü kuracağına inanıyoruz. Geleceğin gazetecileri olan siz değerli gençlerin, bu önemli fırsatı mutlaka değerlendirmesini arzu ediyorum." "İnsan, Türk bayrağı için ölür" Bilgehan Gültekin, toplumsal hafızanın büyük önem taşıdığını vurgulayarak, 15 Temmuz’un üzerinden 10 yıl geçtiğini vurgulayarak, "Bunu nesiller geçtikçe anlatmalıyız. Belki bunlar 10-15 yıl sonra yazılacak siyaset ve demokrasi kitaplarında tarihin en büyük demokrasi zaferlerinden biri olarak yer alacak. 15 Temmuz, halkın büyük bir milli irade zaferidir. Bunu gelecek nesillere aktarmak gerekiyor. Toplumsal hafızayı canlı tutmak ise iletişimcilerin görevidir. İnsan, Türk bayrağı için ölür; ben de hiç düşünmeden ölürüm. Dolayısıyla 15 Temmuz’da yaşadıklarımız, tanklara karşı verilen bir demokrasi ve milli irade zaferidir. Bizler de iletişimciler olarak bu milli duruşu göstermeliyiz. Bu nedenle etkinliği son derece kıymetli buluyorum" ifadelerini kullandı. "Gazetelerde birlik ve beraberlik ruhu görüldü" 15 Temmuz gecesi darbe girişiminin netleşmesiyle birlikte Türk medyasının tavrının özellikle internet siteleri ve sosyal medya üzerinden açık şekilde görüldüğünü belirten gazeteci-yazar Ekrem Kızıltaş, o geceyi en iyi anlatan kavramın "kenetlenmek" olduğunu söyledi. Kızıltaş, geçmiş darbelerde medyanın bazı kesimlerinin darbecilere destek verdiğini hatırlatarak, "15 Temmuz’da ise sağından soluna Türkiye’deki medya; yazılı basını, televizyonu, internet medyası ve sosyal medyasıyla büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Milletin gösterdiği direnişe medya da eşlik etti. Ertesi gün atılan gazete manşetlerinde de bu birlik ve beraberlik ruhu açıkça görüldü" ifadelerini kullandı. (Hİ-
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:20 Sedef hastalığı kalbi tehdit edebilir Halk arasında sadece bir ‘cilt döküntüsü’ olarak bilinen sedef hastalığı (psoriasis), aslında bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar tüm vücudu etkileyebilen kronik bir süreci kapsıyor. Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi edilmediğinde eklemlerde kalıcı hasara yol açabileceğini, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirterek uyardı. Deri üzerinde gümüş renkli, parlak pullanmalarla kendini gösteren ve adını bu görüntüsünden alan sedef hastalığı (psoriasis), dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Neslihan Şendur, sedefin sadece estetik bir kaygı değil, vücudun içten dışa verdiği kronik bir ‘enflamasyon’ sinyali olarak kabul edildiğini belirtti. Prof. Dr. Neslihan Şendur, deri, saçlı deri ve tırnakları etkileyen bu hastalığın doğumdan itibaren her yaşta görülebileceğini ancak genellikle genç erişkinlik döneminde başladığını ifade etti. Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak genetik faktörlerin önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın genetik temelini inceleyen çalışmalar, oluşumunda tek bir genin değil, birden çok sayıda genin rolü olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkışında veya alevlenmesinde fiziksel, kimyasal ve ruhsal travmalar, çeşitli enfeksiyonlar, stres, bazı ilaçlar, güneş ışığı ve iklim değişiklikleri gibi birçok faktör tetikleyici olmaktadır. Ayrıca son yıllarda obezite, diyabet, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı gibi sistemik sorunlar da bu sürece eşlik eden önemli faktörler arasına eklenmiştir" dedi. Hastalığın tetikleyicisi stres Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını, hastalığın belirli bir gen ile aktarılmadığı için genetik hastalıklar arasında da yer almadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalık en önemli tetikleyicisinin stres olduğunu belirtti. Şendur, "Stres sedef hastalığını başlatan ve artıran önemli bir faktördür. Araştırmalar duygusal faktörlerin sedef hastalığının oluşumunda, hastalığın şiddetlenmesinde çok önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Beslenme, hastalar tarafından çok üzerinde durulan ve sorulan bir durum. Akdeniz tipi beslenme, Omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyve önerilen gıdalardır. Hastalığın seyri ve özellikleri nedeni ile eşlik eden insülin direnci, hipertansiyon, obezite, kalp-damar hastalıklarının kontrolü açısından da şeker, karbonhidrat, alkol, sigara, işlenmiş gıdalar ve benzerlerinden korunmak gerekir. Düzenli egzersiz ve Akdeniz diyeti ile beslenme tedavileri destekler ve eşlik edebilecek hastalıkları kontrol eder" açıklamasını yaptı. Sedef için tek bir reçete mümkün değil Sedef hastalığının tedavisinde tek bir reçetenin mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Neslihan Şendur, sözlerine şöyle devam etti: "Sedef hastalığında standart bir tedavi yoktur. Seçilen tedaviler hastaların yaşına, hastalığın tipine, yaygınlığına, daha önce aldığı tedavilere ve eşlik eden hastalıklarına bağlı olarak değişir. Tedavi belirlenmeden önce hastanın çalışma düzeninden ekonomik durumuna kadar birçok parametre gözden geçirilir. Özellikle uzun süreli ve yaygın hastalığı olan, yaşam kalitesi bozulan ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda biyolojik tedaviler büyük önem kazanmıştır. Ayrıca topikal ilaçlara yanıt vermeyen veya sistemik tedavi alamayan hastalarda, özellikle çocuklarda fototerapi (ışık tedavisi) hala güncelliğini koruyan başarılı bir yöntemdir. Sedef, sadece bir deri hastalığı değildir; tedavi edilmediğinde kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve metabolik sendrom riskini artırır. Ayrıca hastaların yüzde 5-30’unda gelişebilen psoriatik artrit (sedef romatizması), eklemlerde kalıcı ve dejeneratif hasarlar bırakabilir. Bu nedenle erken tanı hayati önem taşır." İzmir gibi bölgelerin iklimsel avantajına da değinen Şendur, "Sedef hastalığı, iklim değişikliklerinden etkilenen bir hastalık. İzmir gibi nemli ve güneşli iklim özellikleri hastalar için yararlı olacaktır. Güneşin ve sedanter yani stressiz, sakin yaşamın tedaviye olumlu etkileri vardır" dedi. Doktorun önerdiği ürünler kullanılmalı Sedef hastalığının uygun tedavi ile iyileştirilebileceğini ancak tedavi kesildiğinde hastalığın herhangi bir nedenle yeniden başlayabileceğini belirten Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi yöntemleri ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın ortaya çıkış nedenleri ve gelişim mekanizmasına uygun hedef tedaviler geliştirilmeye devam ediliyor. En önemli konu hastalığın kontrolü ile remisyonun sağlanabileceği konusunda kişilerin eğitilmesi, risk faktörleri konusunda uyarılmasıdır. Bazen hastalığın spontan iyileşebilmesinin yanı sıra hastalığın tekrarlayıcı olduğu ve hayat boyu süreceği konusunun vurgulanması da hastaların tedaviden beklentileri konusunda önemlidir" diye konuştu. Bitkisel çözümlerin hekime danışılmadan uygulanmasının hastalık sürecine olumsuz yansıyabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastaların özellikle banyoda deri bütünlüğünü bozacak uygulamalardan kaçınması gerektiğini ve dermatoloji uzmanlarının önerdiği krem, nemlendirici gibi bakım ürünlerini kullanmaları gerektiğini söyledi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 10:41 İzmir merkezli FETÖ operasyonunda sözde emniyet sorumlusu gözaltında İzmir merkezli FETÖ/PDY operasyonunda örgütün sözde ‘emniyet sormlusu’ ile haklarında kesinleşmiş hapis cezası bulunan 9 şüpheli, hücre evlerinde yakalanarak gözaltına alındı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün deşifre edilmesine yönelik çalışma gerçekleştirdi. Bu kapsamda ekipler, sabah saatlerinde İzmir merkezli eş zamanlı operasyon başlattı. Yürütülen teknik ve fiziki takibin ardından, hedef şahıslardan S.N.’nin örgüt içerisinde sözde ‘emniyet sorumlusu’ olarak faaliyet yürüttüğü belirlendi. Diğer şüphelilerin ise örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock kullanıcısı oldukları ve örgüt hiyerarşisinde aktif rol aldıkları tespit edildi. Hücre evlerine şafak baskını Şüphelilerin, örgüt tarafından ‘gaybubet evi’ olarak adlandırılan ve firari üyelerin saklanması için kullanılan hücre evlerinde gizlendikleri ortaya çıktı. Haklarında kesinleşmiş hapis cezası ve aranma kaydı bulunan şahısların yakalanması için belirlenen adreslere düzenlenen baskınlarda; sözde emniyet sırumlusu S.N. dahil 9 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Operasyon kapsamında hedefte bulunan toplam 10 kişiden 9’u etkisiz hale getirilirken, firari 1 şüphelinin yakalanması için çalışmaların geniş çaplı devam ettiği öğrenildi. Gözaltına alınan zanlılar, sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 10:25 Menemen’de üniversiteliler 8 bin yıllık gelenekle buluştu Menemen Belediyesi, Bakırçay Üniversitesi tarafından düzenlenen bahar şenliğinde açtığı standıyla öğrencilerin ilgi odağı oldu. Çömlek atölyesinde ateşin ve toprağın 8 bin yıllık dansı olan Menemen çömlekçiliğini öğrenen gençler, playstation ile de doyasıya eğlendi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Kültürümüzü ve köklerimizi üniversite öğrencilerimizle buluşturmaktan mutluluk duyduk" dedi. Bakırçay Üniversitesi tarafından üniversite kampüsünde düzenlenen bahar şenlikleri, gençlerin yoğun katılımıyla gerçekleştirilirken, Menemen Belediyesi’nin şenlik kapsamında açtığı stant büyük ilgi çekiyor. Menemen’in geleneksel çömlekçiliğinin yeni nesillere aşılandığı stantta düzenlenen atölye çalışmalarında öğrenciler torna kullanmayı ve çamuru şekillendirerek çömlek haline getirmeyi öğreniyor. Atölye saatlerinde torna kullanmak için öğrencilerin sıraya girdiği stantta, Menemen’i tanıtan kitapçıklar da öğrencilere dağıtılarak, yaşadıkları ve eğitim gördükleri kenti daha yakından tanımaları sağlanıyor. Menemen Belediyesi standına yoğun ilgi Menemen Belediyesi tarafından Bakırçay Üniversitesi Bahar Şenliği kapsamında açılan stant, yalnızca çömlek ve kitapçık dağıtımından da oluşmuyor. Kurulan ekranlarda ilçe ve Menemen Belediyesi tarafından yapılan çalışmalar hakkında bilgilendirici videolar izletilirken, oluşturulan playstation oyun alanı da gençler tarafından yoğun bir şekilde tercih ediliyor. Stantta hem Menemen’in 8 bin yıllık çömlek geleneğini öğrenip hem playstation oynama fırsatı bulan gençler, zaman zaman uzun kuyruklar oluşturuyor. "Her öğrenci yarın birer kültür elçisi olacak" Çömlekçiliğin, Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerle buluşturulmasının önemine değinen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yaşadığımız topraklarda mazisi binlerce yıllık bir geleneği, yarınlara taşımak ne kadar önemliyse, yurdun dört bir yanından gelen ve belki de yarın yine yurdun dört bir yanına gidecek olan gençleri bu kültürle buluşturmak ve onlara tanıtmak da çok önemli. Çünkü üniversite öğrencilerinin her biri aynı zamanda birer kültür elçisi. Burada geçirecekleri yılların ardından bu kentten öğrendiklerini, bu kentte deneyimlediklerini ve bu kente dair güzellikleri, Edirne’den Kars’a kadar Türkiye’nin dört bir yanına taşıyacaklar. Kimileri yurt dışına gidecek ve oraya taşıyacak. Bu nedenle hem gençlerin eğlenmesi hem de bu kadim kültürü öğrenmeleri adına çömlek atölyemizi bahar şenliğiyle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz." dedi.
Düşük doz BT ile akciğer kanserinde erken tanı mümkün
20 Kasım 2025 Perşembe - 11:07 Düşük doz BT ile akciğer kanserinde erken tanı mümkün Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en yaygın nedeni olarak ilk sıralarda kendini gösteriyor. En büyük sorun ise hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlemesi. Ancak gelişen teknolojiyle birlikte düşük doz bilgisayarlı tomografi (LDCT) taramaları, hastalığı erken evrede yakalama imkânı vadediyor. Söz konusu tarama yöntemi hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nuran Katgı, bilimsel çalışmaların, bu yöntemle akciğer kanserine bağlı ölümlerin yüzde 20’ye varan oranlarda azaltılabileceğini gösterdiğini söyledi. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Belirti beklemeden tarama yaptırın, erken tanı hayat kurtarır" dedi. Dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olan akciğer kanserine yönelik Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, önemli açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Nuran Katgı, akciğer kanserinin sessiz ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) ile akciğer kanserinin erken teşhis edilebileceğini anlattı. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Akciğer kanseri, dünya genelinde kansere bağlı ölümlerin en başında yer almaktadır. Bunun başlıca nedeni, hastalığın genellikle belirti vermeden ilerlemesidir. Semptomlar ortaya çıktığında hastalık çoğunlukla ileri evreye ulaşmıştır. Sigara en önemli risk faktörüdür; buna ek olarak hava kirliliği, asbest, radon, genetik yatkınlık ve mesleki faktörler de etkili olur. Geç tanı konması, tedavi şansını düşürür ve mortaliteyi yüksek tutar" açıklamasını yaptı. Erken teşhisin önemine de vurgu yapan Doç. Dr. Nuran Katgı, "Erken evrede tanı konan hastalarda cerrahi tedaviyle tam kür elde edilebilir. Erken tanı, hastalığın diğer organlara yayılmadan yakalanmasını sağlar. Bu durum sağkalımı belirgin şekilde artırır. Gecikmiş vakalarda ise tedavi seçenekleri sınırlıdır" dedi. Erken evre tümörler LDCT ile yakalanabilir Düşük doz bilgisayarlı tomografinin (LDCT), akciğerlerin düşük radyasyon dozu kullanılarak görüntülendiği özel bir tarama yöntemi olduğunu aktaran Doç. Dr. Nuran Katgı, "Klasik toraks BT’de ortalama radyasyon dozu 6-7 mSv iken, LDCT’de 1-2 mSv civarındadır. Yani, 3-5 kat daha düşük radyasyonla yüksek çözünürlüklü görüntüler elde edilir" dedi. Doç. Dr. Nuran Katgı, "Bilimsel veriler güçlüdür. ABD’de yapılan NLST (National Lung Screening Trial) çalışması, düşük doz BT taramasının akciğer kanserine bağlı ölümleri yüzde 20 oranında azalttığını göstermiştir. Avrupa’da yapılan NELSON çalışması da benzer şekilde mortalitede belirgin azalma saptamıştır. Bu sonuçlar, erken evre tümörlerin LDCT ile yakalanabileceğini göstermektedir" ifadelerini kaydetti. 50-80 yaş arası herkes LDCT ile tarama yaptırmalı Uluslararası kılavuzlara göre 50-80 yaş arası, en az 20 paket-yıl sigara öyküsü olan ve hâlen içen veya son 15 yıl içinde bırakmış bireylerin yılda bir kez LDCT taraması yaptırmasının faydalı olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Nuran Katgı, "Tarama genellikle yılda bir kez yapılır. Şüpheli bulgu saptanırsa, 3-6 ay gibi kısa aralıklarla kontrol çekimi önerilir. Rutin tarama sigara içmeyenler için önerilmez. Ancak pasif içicilik, aile öyküsü, radon veya asbest maruziyeti gibi ek risk faktörleri varsa hekim değerlendirmesi gerekir. LDCT’nin radyasyon dozu, klasik BT’ye göre çok daha düşüktür (yaklaşık 1-2 mSv). Bu oran doğal çevresel radyasyona yakındır, dolayısıyla hastalar güvenle yaptırabilir. LDCT işlemi ağrısız, kısa sürede tamamlanan, kontrast madde kullanılmayan bir yöntemdir. Risk minimaldir; esas önemli olan, sonuçların doğru yorumlanması ve gereksiz tetkiklerden kaçınılmasıdır. Her tarama testinde olduğu gibi LDCT’de de yanlış pozitif sonuçlar olabilir. Ancak Lung-RADS sistemiyle bu oranlar yüzde 10-13 seviyelerine düşmüştür. Yanlış negatif oranları ise düşüktür; düzenli yıllık tarama bu riski daha da azaltır" diye konuştu. Belirti beklemeden tarama yaptırın Akciğer kanserinin bir numaralı nedenlerinden biri de sigara kullanımı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nuran Katgı, "Akciğer kanserine karşı sigara bırakmak en önemli adımdır ancak risk tamamen ortadan kalkmaz. 50-80 yaş aralığında 20 paket-yıl sigara öyküsü olan herkes yılda bir kez LDCT taraması yaptırmalıdır. Erken tanı hayat kurtarır. Akciğer kanseri genellikle belirti vermeden ilerler. Şikayetler başladığında hastalık çoğu zaman geç evrededir. Belirti beklemeden tarama yaptırmak, hastalığı erken evrede yakalamanın en etkili yoludur. Yüksek risk grubunda yapılan düzenli LDCT taramaları, ölümleri anlamlı ölçüde azaltmaktadır. Erken tanı konan her hasta, kazanılmış bir hayattır. Erken tanı, güçlü hasta-hekim iletişimiyle mümkündür. Hastalar düzenli taramaya katıldıkça, hekimler de sonuçları doğru yönettiğinde başarı oranı artar. Multidisipliner yaklaşım, erken tanının başarısında kilit rol oynar" mesajını verdi.
Mardin’den İzmir’e ’Terörsüz Türkiye’ ziyareti
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:21 Mardin’den İzmir’e ’Terörsüz Türkiye’ ziyareti AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, "Terörsüz Türkiye" kapsamında temaslarda bulunmak üzere Türkiye turuna çıkan AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu ve beraberindeki heyeti ağırladı. Başkan Saygılı, ’’Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 23 yılda yaptığımız yatırımlarla hayata geçirdiğimiz proje, reform, hizmet ve düzenlemelerle Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada muteber bir konuma getirdik. Bugün de aynı güçlü yürüyüşümüzü Terörsüz Türkiye hedefiyle taçlandırıyoruz. Kardeşliğimizi yıpratmak isteyen kirli tezgâhları bozacak, milletimizin istikbaline kast edenleri, bu aziz milletin birliğine yönelen her türlü ihaneti tarihin karanlığına gömeceğiz. Terörsüz Türkiye için omuz omuza, kararlılıkla birlikte başaracağız’’ dedi. AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu ve beraberindeki il yönetimi ile ilçe başkanlarından oluşan heyet, "Terörsüz Türkiye" kapsamında temaslarda bulunmak üzere Türkiye turuna çıkarken, İstanbul’dan sonraki ikinci durağı İzmir oldu. Heyet, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı ve il yönetimini ziyaret ederek sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bizi hedeflerimizden alıkoymak isteyen tüm engelleri milletimizle ele ele vererek aştık AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı yaptığı açıklamada, ’’Bizler; milletimizin her bir ferdinin mesuliyetini omuzlarımızda taşıdığımızın bilinciyle, büyük ve güçlü Türkiye idealine bağlı kalarak canla başla çalışmayı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, son 23 yılda yaptığımız yatırımlarla hayata geçirdiğimiz proje, reform, hizmet ve düzenlemelerle Türkiye’yi bölgesinde ve dünyada muteber bir konuma getirdik. Bizi hedeflerimizden alıkoymak isteyen tüm engelleri milletimizle ele ele vererek aştık; vesayet odaklarını bertaraf ettik, milli iradeyi devletin her bir noktasında hâkim kıldık. Bugün de aynı güçlü yürüyüşümüzü Terörsüz Türkiye hedefiyle taçlandırıyoruz. 86 milyon vatandaşımızın huzur, refah ve kardeşlik içinde yaşaması için atılması gereken her adımı stratejik bir akılla çok büyük bir dikkat ve hassasiyetle atıyoruz. Kardeşliğimizi yıpratmak isteyen kirli tezgâhları bozacak; milletimizin istikbaline kast edenleri, bu aziz milletin birliğine yönelen her türlü ihaneti tarihin karanlığına gömeceğiz. Biz, milletimizin duasını ve desteğini yanımıza alarak; sabırla, inançla, kararlılıkla geleceğe yürümeye devam edeceğiz. Bu büyük mücadelede liderliği ve kararlı duruşlarıyla bizlere güç veren Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye şükranlarımızı sunuyoruz. Terörsüz Türkiye sürecine gönülden destek veren Mardin İl Başkanımız Mehmet Uncu’ya ve beraberindeki kıymetli heyete İzmir teşkilatımız adına teşekkür ediyorum. Terörsüz Türkiye için omuz omuza, kararlılıkla birlikte başaracağız.’’ dedi. Mardin bugün yeniden bir cazibe merkezi haline geldi AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu ise, ’’Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı Terörsüz Türkiye sürecinin bölgeye kazandırdığı huzur ve istikrarı anlatmak amacıyla İstanbul programının ardından İzmir’e geldik. İzmir’de yaşayan Mardinli hemşehrilerimizle bir araya geldik. Geçmiş dönemlerde terör ve ekonomik sorunlar nedeniyle yoğun göç veren Mardin, bugün yeniden bir cazibe merkezi haline geldi. Şehirdeki kalkınma hamleleri, artan turizm potansiyeli ve yatırım fırsatlarının Mardin’i güçlendirdi. Hemşehrilerimizi şehre yatırım yapmaya ve geri dönüşü desteklemeye davet ediyoruz. Türkiye genelinde olduğu gibi Mardin’de de sürecin getirdiği güven ortamı sayesinde, AK Parti’ye yoğun bir teveccüh var.’’ diye konuştu.
Karşıyaka’daki kaçak iskeleler yıkılıyor
19 Kasım 2025 Çarşamba - 16:05 Karşıyaka’daki kaçak iskeleler yıkılıyor Karşıyaka sahilinde Kıyı ve İmar Kanunu’na aykırı şekilde inşa edilen izinsiz platform ve ahşap iskelelerin yıkımına başlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Hemşehri İletişim Merkezi (HİM) ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) yapılan başvurular doğrultusunda, Bostanlı Balıkçı Barınağı ile Deniz Kafe arasında kalan kıyı bölümünde Kıyı Kanunu ve İmar Kanunu’nun ilgili yönetmeliklerine aykırı şekilde izinsiz yapılan platformlar ve ahşap iskeleler kaldırılıyor. Bu bölgede oluşturulan düzeneklerin üzerine masa konulmak suretiyle özellikle geceleri izinsiz ticari faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve çevrede yaşayan vatandaşların şikayetleri doğrultusunda harekete geçildi. Belediyeye bağlı Yapı Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesindeki ekiplerin tespitleri çerçevesinde yıkımlar başladı. Yetkililer, mevzuat kapsamında Karşıyaka Kaymakamlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, İlçe Emniyet Müdürlüğü, Liman Dairesi Başkanlığı ve ilgili birimlerin temsilcileri ile toplantı yaparak işlem hakkında bilgilendirmede bulundu. Karar süreci hakkında 3621 sayılı Kıyı Kanunu ve ilgili Yönetmelik ile 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerine aykırı olarak inşa edildiği tespit edilen izinsiz iskele ve beton platformların, Büyükşehir Belediyesi Encümeni’nin kararı 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca, belediye sınırları içinde veya dışında kamuya veya devlete ait taşınmazlar üzerinde inşa edilen izinsiz yapıların belediyelerce alınacak karar doğrultusunda tebliğ süreci tamamlanarak yıktırılması hükmüne uygun olarak kaldırılmasına karar verilmişti.
İzmir’de bir mahalle tünel kazısı yüzünden diken üstünde
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:19 İzmir’de bir mahalle tünel kazısı yüzünden diken üstünde İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından çalışmaları yapılan Buca Onat Tüneli inşaatı nedeniyle Atamer Mahallesi’nde gece saatlerinde bazı evlerde yeniden çatlaklar oluştu. Mahalle sakinleri güvenlik endişesiyle geceyi sokakta geçirmek zorunda kalırken, ’Başkan istifa’, ’Cemil istifa’ sloganları atıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı devam eden Buca Onat Tüneli inşaatı, Atamer Mahallesi sakinlerinin kabusu olmayı sürdürüyor. Buca ilçesinin Ufuk Mahallesi ile Bornova ilçesinin Çamkule Mahallesi arasında inşa edilen Onat Tüneli’nin yapımına 2018 yılında başlandı. 2026 yılında hizmete açılması planlanan tünel inşaatı sırasında bazı evlerde çatlaklar oluştu. Dün gece saat 23.00 sıralarında yapılan çalışmalar, mahalle halkını korkuttu. Çalışmanın şiddetiyle bir evin kolonunun patladığı, bazı evlerin tuğlalarının döküldüğü bildirildi. Vatandaşlar, zaman zaman ’Cemil istifa’, ’Başkan istifa’ sloganları attı. Mahalle halkı güvenlik endişesiyle evlerini terk etti. ’"Evlerimizi boşaltmak zorunda kaldık" Mahalle sakinlerinden Selahattin Kılıç, 45 yıldır mahallede yaşadığını belirterek, evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söyledi. Kılıç, "Şu anda evi boşalttık çünkü can güvenliğimiz yok. İnsan içeri girmeye bile korkuyor. Dün gece yapılan çalışmalar sırasında binalarda esneme oldu ve herkes sokağa döküldü. Çocuklar evde uyuyamıyor, torunlarım yanımda kalmıyor korkusundan. Evlerimizin ön tarafında kaymalar var, yolların taşları patlamış. Belediye gelip bakmıyor, biz nereye başvuralım?" dedi. Kılıç, yetkililerin ilgisizliğine de tepki göstererek, "Belediye başkanını üç aydır buraya getiremiyoruz. Bizim başka bir güvencemiz yok. Evlerin tamamı kaymış. Tek çözüm, evlerin yerine çelik prefabrik konut yapılması" açıklamasında bulundu. Deprem yıkmadı ama tünel çatlattı Mahalle sakinlerinden Nurettin Çelik de, tünel çalışmalarının evlerinde ciddi hasara yol açtığını söyledi. Çelik, "Bayraklı depremini gördüm, evimde çizik dahi olmadı. Ama Onat Tüneli çalışmaları bizi bu hale soktu. Evlerimizde çatlaklar oluştu. Dün akşamki çalışmadan sonra durum daha kötüye gitti. Eşyalarımızı topladık, kaçmak istiyoruz. Deprem çantamızı hazırladık. Belediye ilgilenmiyor. Gerekirse Çevre Şehircilik Bakanlığı veya AFAD devreye girsin. Yoksa biz burada öleceğiz" diye konuştu. "Hastalıktan ölmedim, tünelden öleceğim" Aynı zamanda kanser hastası olduğu için tedavi gördüğünü de söyleyen Nurettin Çelik, evlerde meydana gelen çatlak ve boşluklardan içeri soğuk girdiğini ve bunun için koli bandıyla önlem aldığını söyledi. Duvardaki çatlakları bantlayarak soğuk girmesini önlemeyi amaçlayan Çelik, "Aşırı derecede soğuk giriyor içeri. Ben kanser hastasıyım tedavi görüyorum. Çare bulunsun istiyorum. Bu ev her an yıkılabilir, ölürüz. Ben kanser hastasıyım. Hastalıktan ölmedim, tünelden öleceğim" dedi. "Seçim zamanında geliyorlar ama şimdi sorunlarımızla ilgilenmiyorlar" Mahalle sakinlerinden Yadigar Çelik ise yetkililerin yalnızca seçim döneminde mahallede olduğunu belirterek şunları söyledi: "Deprem değil, hasar altındayız. Akşam olsa bir deprem bu kadar etkilemezdi. Oy zamanı gelince buradan ayrılmıyorlar, ama sorunlarımızla ilgilenmiyorlar. Biz de Allah’a güveniyoruz, umudumuzu oraya bırakıyoruz."
Rektör Prof. Dr. Budak: "Hedef, uluslararası sıralamalarda ilk 500’de yer almak"
19 Kasım 2025 Çarşamba - 14:02 Rektör Prof. Dr. Budak: "Hedef, uluslararası sıralamalarda ilk 500’de yer almak" Ege Üniversitesi Akademik Değerlendirme Toplantısında konuşan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, Ege Üniversitesinin son yıllarda yakaladığı tarihi başarıları ve yaşanan gelişmeleri anlattı. Budak, önümüzdeki 3 yıl içerisinde uluslararası sıralamalarda ilk 500 üniversite içerisinde yer almak istediklerini belirtti. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Konferans Salonunda düzenlenen toplantıya, Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’ın yanı sıra üniversite üst yönetimi, senato üyeleri, akademik ve idari çalışanlar ile öğrenciler katıldı. Törende, Rektör Prof. Dr. Budak, akademik unvanları yükselerek, profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrosuna atanan öğretim üyelerine belgelerini de takdim etti. Toplantıda Ege Üniversitesi Senatosu tarafından Rektör Prof. Dr. Necdet Budak’a "Ege Üniversitesi Vefa Beratı" tevdi edildi. Ege Üniversitesi ile güçlü bir duygusal bağının olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Hem öğrencilik yıllarımı geçirdiğim hem de bir akademisyen olarak mesleğimi icra ettiğim Üniversiteme Rektör olarak atandığım günden beri bir kurum geleneği oluşturmak adına üniversitemizin misyonu doğrultusunda akademik ve idari personeli ve öğrencisiyle birlikte Ege Üniversitesi Ailesi birliğine özel önem verdim. Ülkemizdeki tek ziraatçı rektör olarak Üniversitemizin nasıl bir başarı çınarına dönüşebileceğini düşündüm. Tarımda ana faktörlerin başında toprak, su ve iklim gelir. Kampüsümüzü toprak, Üniversitemizdeki araştırma kültürünü iklim, her bir öğrencimizi bu üniversite ortamında fidan olarak gördüm. Her bir hocamızı da fidanların sabırla yeşermesini sağlayan birer çiftçi olarak gördüm. Bunlardan biri eksik olsa, ürün yani başarı olamaz. Bu metafordan hareketle Huzurlu Üniversite, Mutlu Çalışanlar, Kaliteli Eğitim, Aydınlık Gelecek ilkemiz doğrultusunda Yükseköğretimde Ege Modeli’ni hayata geçirdik" dedi. Ege Üniversitesinin geleceği adına ortak akılla çalıştıklarını ifade eden Prof. Dr. Budak, "Ege Üniversitesi olarak 8 yıldır Üniversitemizin geleceğine yönelik ortak akıl bilinciyle hareket ettik. Rektörle Akşam Çayları düzenledik, tüm akademik ve idari birimlerimizi tek tek ziyaret ettik. Eğitim-Öğretimde Kalite Öncelikli, Araştırma Üniversitesi Hedefli, Öğrenci Odaklılık, Dijitalleşme ve Uluslararasılaşma vizyonunu ortak akılla oluşturarak yol haritamızı ve eylem planımızı belirledik. Projeler geliştirdik. Ege Üniversitesi ailesi olarak tek yürek, tek yumruk olduk. Üniversitemizin ruhuna yakışır bir şekilde hareket ederek ortak akılla, tüm hedeflerimizi tek tek gerçekleştirdik. İnandık, çok çalıştık ve başardık" dedi. "Her alanda akredite üniversite" Akreditasyona özel önem verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Budak, "2017 yılından itibaren akreditasyon seferberliği başlattık. YÖKAK’tan Kurumsal Tam Akreditasyon alan ilk devlet üniversitesiyiz. 2024 YÖKAK Kurumsal Akreditasyon Değerlendirme Raporuna göre Üniversitemiz Türkiye’de en fazla akredite programı olan Üniversite konumunda yer aldı. Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi kapsamında 71 programımızla en fazla Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi logosuna sahip üniversite olduk. Avrupa Mühendislik Eğitiminde Akreditasyon Ağı tarafından verilen Avrupa Mühendislik Programları Akreditasyonu kapsamında Ziraat Fakültemiz 9 bölümüyle EUR-ACE akreditasyonunu almaya hak kazandı. Ayrıca Fakültemiz, 10 bölümüyle ulusal akreditasyon sürecini de başarıyla tamamlayan tek ziraat fakültesi oldu. Avrupa Komisyonu tarafından verilen Araştırmada İnsan Kaynakları Mükemmellik Ödülünü alan dört devlet üniversitesinden biri olduk" diye konuştu. "Bilgiye erişimi kolaylaştırdık" Bilgiye erişimi kolaylaştıracak adımlar attıklarını söyleyen Prof. Dr. Budak, "Kütüphanemizdeki kaynak sayısı çok güçlü hale geldi. Son 8 yılda veri tabanı sayımızı 62’den 141’e, elektronik kaynak sayımızı 226 binden 7 milyona, toplam kaynak sayımızı da 490 binden yaklaşık 8 milyona çıkardık. Kütüphane Dokümantasyon Daire Başkanlığımız bünyesinde ücretsiz açık erişimli dergilerde yayın desteği sağlıyoruz. Açık Erişimli dergilerde yayın yapmak istendiğinde makale işlem ücreti ödemeden ücretsiz olarak akademisyenlerimiz yayın yapabiliyorlar. Bu kapsamda son 5 yılda 323 yayın yapıldı ve 526 bin dolar destek sağlandı. Araştırma faaliyetlerine sağladığımız desteklerle yıllık yayın sayımızda ciddi bir artış söz konusu oldu. 2017 yılında Üniversitemizin yıllık yayın sayısı 1.165 iken 2024 yılında 1.644’e yükseldi. Üniversitemizde daha önceki yıllarda Q3-Q4 yayın oranı daha fazla iken bugün itibariyle yayınlarımızın yüzde 70’i Q1-Q2 dergilerde yayınlanmış durumdadır. 2022 yılında 0,48 olan öğretim elemanı başına düşen yayın sayımız bugün itibariyle 1,06’yı geçti" dedi. "Proje sayısı ve patent tescilinde lider üniversiteyiz" Ege Üniversitesinde oluşturulan bilim ekosisteminin proje sayılarına olumlu yansıdığını belirten Prof. Dr. Budak, "TÜBİTAK nezdinde son 4 yılda proje başvuru ve kabul oranında Türkiye birincisiyiz. TÜBİTAK ve Çin Bilimler Akademisi (CAS) tarafından açılan 2025 yılı çağrısı kapsamında 4 ortak uluslararası projenin 2’si Ege Üniversitesine ait. EBİLTEM ve Araştırma Koordinatörlüğümüze bağlı proje destek ofisi sayesinde daha önce 14 olan AB projelerine başvuru sayımızı 75’e çıkardık ve son 8 yılda 34 proje kabulü alarak 6.7 milyon Euro bütçe kazandık. Son 8 yılda BAP bütçemizi 10 milyondan 470 milyona çıkardık. Patent ve faydalı model olabilecek çalışmaları destekliyoruz. 2016 yılında patente yapılan harcama 126 bin TL iken bugün 7 milyon TL’yi aşmış durumda. Üniversitemizin 2016 yılında 8 olan patent başvuru sayısı bugün itibariyle 60 oldu. Patent tescilinde ise 2016 yılında 1 iken bugün itibariyle 30 patent tesciline ulaştı. Çıktı odaklı araştırma anlayışımız doğrultusunda patent başvurusunda Türkiye birincisi, patentlerin ticarileştirilmesinde Türkiye ikincisi olurken, patentlerin lisanslanmasında ise Türkiye üçüncüsü olarak yer aldık. Ege Derin Teknoloji Fabrikamızı 6.5 milyon avroluk yatırımla 2024 yılında açarak hizmet vermeye başladı. Yüzde 100 üniversite sermayeli olan Ege Teknopark’ta 2017 yılında 45 firma bulunuyorken bugün 168 firmaya ulaşmış durumda. Üniversitemizin kuruluşunun 70. Yılında Ege Teknopark’ı 18 bin metrekare alana 1000 firmanın yer alabileceği bir teknopark haline getiriyoruz" diye konuştu. "90’dan fazla öğrenci odaklı uygulama hayata geçirildi" Ege Üniversitesinin öğrenci odaklı uygulamalarını anlatan Prof. Dr. Budak, "Üniversite olarak öğrencilerimizi evladımız olarak görüyor ve öğrenci odaklı çalışıyoruz. Üniversitede var oluş sebebimizin öğrencilerimiz olduğunu bilerek 90’dan fazla öğrenci odaklı uygulamayı hayata geçirdik. Öğrenci topluluk sayımızı 51’den 100’e, üye sayısını da 8 binden 35 bine çıkardık. Öğrencilerin barınma sorununa yönelik olarak Cumhurbaşkanımızın ve Gençlik ve Spor Bakanlığımızın desteğiyle 2 bin yurt kapasitemizi 14 bine çıkardık. Üniversitemiz; Tam Akredite, Öğrenci Odaklı, Sağlık Temalı bir Araştırma Üniversitesi olmanın yanında aynı zamanda ‘Engelsiz’ bir üniversite. Üniversitemizde 152 ön lisans ve lisans, 14 lisansüstü olmak üzere toplam 166 engelli öğrencimiz eğitim görüyor. Engelsiz Bilgilendirme Asistanı (EBA) uygulamasını Türkiye’de uygulayan ilk üniversite olduk. Web işaret dili eklentisi ve Web Erişilebilirlik Aracı uygulaması aktif olarak kullanıma geçen seneden itibaren açtık. Öğrencilerimize daha yaşanabilir ve yeşil bir kampüs yaşamı sunmak adına 100 bin metrekare olan yeşil alan oranını son 8 yılda 600 bin metrekareye çıkardık. 2024 Greenmetric sıralamasında 1477 üniversite arasında 88’inci sıraya yükseldik. Türkiye genelinde devlet üniversiteleri arasında 4’üncü sırada, Ege Bölgesi’nde ise 1’inci sırada yer alarak bölgenin en çevreci ve sürdürülebilir üniversitesi olduk. Bu başarılarımızın sonucu olarak Üniversitemiz Uluslararası GreenMetric Yürütme Kurulu’nda yer alarak GreenMetric Türkiye Ulusal Koordinatörü oldu" dedi. "Uluslararasılaşma ve dijitalleşme hedeflerinde önemli adımlar atıldı" Uluslararasılaşma ve dijitalleşme çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Budak, "YÖK nezdinde uluslararasılaşma kapsamında pilot üniversite konumunda olan üniversitemizde 117 farklı ülkeden toplam 2 bin 638 uluslararası öğrencimizi eğitim veriyoruz. Türk Yükseköğretiminde Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir üniversitenin bir başka üniversite ile ikili diploma programı yürütmesi şerefine nail olduk. Azerbaycan ile ziraat alanında ikili diplomamızı yürüttük ve ilk mezunlarımızı verdik. Özbekistan’daki ikili diploma programımızla kalite odaklı eğitim anlayışımızın meyvelerini almanın mutluluğunu yaşıyoruz. Üniversitemiz 2018 yılında kadar uluslararası sıralamalarda yer almıyordu. Bugün itibariyle üniversitemiz uluslararası sıralama kuruluşlarının tamamında yer alan altı üniversiteden birisi haline geldi. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde uluslararası sıralamalarda ilk 500 üniversite içerisinde yer almak istiyoruz. Üniversitemize kazandırdığımız öncü dijital uygulamalar ile akademik ve idari süreçleri, araştırma ve eğitim olanaklarını daha etkin, hızlı ve verimli hale getirdik. Akademik bilgi birikimi, teknik altyapı olgunluğu ve gerçekleştirdiğimiz dijitalleşme girişimlerimiz ile Dijital İnovasyon İş Birliği Platformu’nun kurucu üyesi olarak seçilen 8 üniversiteden biri olduk. Son 8 yılda 45 büyük ölçekli yazılımı hayata geçirdik. Siber Güvenlik Meslek Yüksekokulu, Bilgisayar ve Bilişim Fakültesini kurduk. Ege Meslek Yüksekokulumuz bünyesinde Otonom Sistemler Teknikerliği, Oyun Geliştirme ve Programlama, Önyüz Yazılım Geliştirme Ön Lisans Programlarını açarak öğrencilerimize eğitim vermeye başladı" diye konuştu. "Sağlık temalı üniversite" Sağlık alanında elde edilen başarıları anlatan Prof. Dr. Budak, "Tıp Fakültemiz Tıp Eğitimi Programlarını Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) tarafından 2026 yılına kadar 3 yıllığına akredite edilen 8 Tıp Fakültesi içerisinde yer alıyor. Uzmanlık eğitimi akreditasyonunda ise 2018 yılında 5 Anabilim Dalımızın uzmanlık eğitimi akreditasyonu bulunurken bugün itibariyle 25 anabilim dalımızın uzmanlık eğitimi akreditasyonu bulunmakta. EÜTF Hastanemiz son 5 yılda puanını 56’dan 96’ya çıkararak A plus Hastane oldu. Hastanemizin 30 yıldır yenilenmeyen cihaz altyapısını son 8 yılda yaklaşık 1,5 Milyar TL’lik cihaz yatırımı yaparak yeniledik. Üniversitemizin kuruluşunun 70. Yılında Merkezi Ameliyathanemizi açtık. Yıllardır bölgemizin ilk Diş Hekimliği Fakültesi olarak eğitim ve sağlık hizmetlerini sürdüren Diş Hekimliği Fakültemizin 17 Haziran 2021 tarihinde ek hizmet binasını açmıştık. Ek Hizmet Binamızın içerisinde yer alan ameliyathanelere 25 Milyon TL’lik cihaz yatırımı yaparak açılışını gerçekleştirdik. Ameliyathanemizin hizmete girmesi ile Fakültemiz aynı zamanda ‘Ege Üniversitesi Diş Hastanesi’ unvanını aldı. 2019 yılından itibaren Ege Üniversitesini sağlık temalı ve öncü bir üniversite haline getirme sürecindeyiz. Bu kapsamda Yükseköğretim Kurumlarına sağlık ve refahı destekleyen kampüslerin olmaları için ortak bir dil, ilke ve çerçeve sunan Okanagan Şartını imzalayarak Uluslararası Sağlığı Geliştiren Üniversite Ağı içerisinde yer aldık ve Ülkemizdeki koordinatör üniversite olduk" dedi. Başarıların ortak akıl ve çalışma ile yakalandığını söyleyen Prof. Dr. Budak, "Bu başarılarda, kocaman bir ailenin 8 yıllık ortak hikâyesi vardır. Gece geç saatlere dek çalışan araştırmacılar, sınav stresi yaşayan öğrenciler, kampüsün her köşesinde emek veren personel, sabırla destek veren aileler, bize güvendiğini her fırsatta hissettiren şehir. Bu başarılar hepimizindir. Büyük bir gururla ifade ediyorum ki: Ege Üniversitesi artık geleceğe hazırdır. İyi ki Egeliyiz!" diyerek sözlerini noktaladı. Prof. Dr. Budak, sunumun ardından unvanları yükselerek, profesör, doçent ve doktor öğretim üyesi kadrosuna atanan öğretim üyelerine belgelerini takdim etti. Etkinlik sonunda Ege Üniversitesi Senatosu tarafından Rektör Prof. Dr. Budak’a "Vefa Beratı" tevdi edildi.
İzmirMeets 2025 Zirvesi başladı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 11:42 İzmirMeets 2025 Zirvesi başladı Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini ağırlayan "Teknoloji ve İnovasyon" temalı İzmirMeets 2025 Zirvesi başladı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, " İzmir Meets’in orta ve uzun vadeli amacı, İzmir’i her yıl kendi gündemini oluşturan, kendi tartışmalarını oluşturan bir düşünce ve inovasyon merkezi haline getirmek. 2024’te küresel girişim sermayesi yatırımlarının neredeyse üçte biri doğrudan yapay zeka şirketlerine yöneldi; AI yatırımları bir önceki yıla göre yüzde 80’in üzerinde büyüdü." dedi İZQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi sponsorluğunda Teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini ağırlayan "Teknoloji ve İnovasyon" temalı İzmirMeets 2025 Zirvesi başladı. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen etkinliğe İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ve Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı Başkanı Hasan Küçükkurt’un yanı sıra çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Kent ekonomisine yön veren kurumların iş birliğiyle gerçekleştirilen İzmirMeets 2025 Zirvesi’nde yapay zekadan şehircilik vizyonuna, enerjiden sporda dijitalleşmeye kadar birçok konu ele alınacak. "Yapay zeka alanı, bu dönüşümün motoru haline geldi" İzmirMeets 2025 Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, "İzmir Ticaret Odası olarak uzun süredir hayalini kurduğumuz bir buluşmada, Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi’nde sizlerle aynı salonda olmak benim için çok büyük bir mutluluk. İzmir, sadece bu ülkenin en büyük kentlerinden biri değil; aynı zamanda yeniliğe en açık, dünyaya en entegre, değişimi en hızlı içselleştiren şehirlerinden biri. Şehrimizin girişimci ruhu, yüksek öğrenim düzeyi, araştırma ve geliştirme kapasitesi, yerel ve küresel piyasayla kurduğu bağlar; İzmir’i sadece potansiyel açısından değil, uygulama ve etki açısından da dikkat çeken bir kent haline getiriyor. İzmir Meets bu vizyonun ürünü. İzmir Meets’in orta ve uzun vadeli amacı, İzmir’i her yıl kendi gündemini oluşturan, kendi tartışmalarını oluşturan bir düşünce ve inovasyon merkezi haline getirmek. Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi’ni bu vizyonun somut bir adımı olarak görüyoruz. Özellikle yapay zeka alanı, bu dönüşümün motoru haline geldi. 2024’te küresel girişim sermayesi yatırımlarının neredeyse üçte biri doğrudan yapay zeka şirketlerine yöneldi; AI yatırımları bir önceki yıla göre yüzde 80’in üzerinde büyüdü." dedi. "İzQ Dijital Deneyim Merkezi ile çocukları ve gençleri erken yaşta inovasyonla tanıştırıyoruz" İzQ, girişimciliğin, Ar-Ge ve inovasyon farkındalığını artırmayı, bunun üzerinden kentin refah düzeyini yükseltmeyi kendine görev edindiğini kaydeden Özgener, "Bir yanda erken aşama girişimcileri, mentorları ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturuyor; diğer yanda kurumsal şirketleri, Ar-Ge birimlerini ve üniversiteleri aynı masaya oturtuyor. İzQ Dijital Deneyim Merkezi ile çocukları ve gençleri erken yaşta inovasyonla tanıştırıyoruz. Tüm bu adımlar, İzmir’in artık sadece potansiyeli yüksek bir şehir olmadığını; o potansiyeli adım adım hayata geçiren bir şehir haline geldiğini gösteriyor. Teknoloji ve İnovasyon Zirvesi’ni ve İzmirMeets çatı markasını bu yüzden çok önemsiyoruz. Bu platform, inovasyon, teknoloji, yapay zeka ve dijital dönüşümün nabzını tutan bir buluşma olarak; geleceğin dünyasını bugünden şekillendirmek isteyen liderleri, girişimcileri, akademisyenleri, yatırımcıları ve kamu temsilcilerini aynı masada bir araya getiriyor." İfadelerini kullandı. "Avrupa’nın ve dünyanın en önemli inovasyon merkezlerinden biri olma hedefini gerçekleştirebiliriz" İzmirMeets 2025 Zirvesi oluşturacağı etkiden bahseden Özgener, "Birincisi, yolun başında olan ama gözleri kararlı bakan genç girişimciler. İkincisi, tecrübesiyle bu gençlere yol göstermek isteyen iş insanları, mentorlar ve yatırımcılar. Üçüncüsü, politika tasarlayan ve destek mekanizmalarıyla bu dönüşümü hızlandıran kamu kurumları. Eğer bu üç enerjiyi İzmir’in kültürü, üretim gücü ve yaşam tarzıyla bir araya getirebilirsek; sadece birkaç başarılı start-up çıkarmayız. Avrupa’nın ve dünyanın en önemli inovasyon merkezlerinden biri olma hedefini gerçekleştirebiliriz. Bu zirveyi tek seferlik bir etkinlik olarak görmüyoruz. Bu zirve bizim için bir başlangıç noktası. İzmirMeets çatısı altında her yıl farklı bir temayla İzmir’e değer katmak; her yılsonunda "Bu yıl İzmir’de hangi iş birliği doğdu?" sorusuna somut bir cevap verebilmek istiyoruz." diye ekledi.