Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
Göztepe, Avrupa umudunu son haftaya taşıdı
10 Mayıs 2026 Pazar - 12:24:03
Trabzonspor’un Türkiye Kupası’nı kazanması halinde Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım da Avrupa kupalarında mücadele etme hakkı elde edecek. Bu senaryoda Göztepe, Gaziantep FK galibiyetiyle önemli bir avantaj yakalarken, son haftada Samsunspor’u mağlup etmesi durumunda ligi beşinci sırada tamamlayacak. Göztepe, Avrupa hedefiyle başladığı sezonda yoluna emin adımlarla devam ediyor. Trendyol Süper Lig’in 33. haftasında sahasında Gaziantep FK’yi ağırlayan İzmir temsilcisi, taraftarı önünde rakibini 2-1 mağlup ederek kritik bir galibiyete imza attı. Bu sonuçla puanını 55’e yükselten sarı-kırmızılı ekip, RAMS Başakşehir’in de kazandığı haftada beşinci sıradaki yerini korudu. Avrupa kupalarına katılım yolunda avantajını sürdüren Göztepe, ligin son haftasında Samsunspor’u mağlup etmesi halinde, Başakşehir’in sonucuna bakmaksızın sezonu beşinci sırada tamamlayacak. İzmir ekibinin Avrupa kupalarına katılıp katılamayacağı ise Trabzonspor’un Türkiye Kupası performansına bağlı olacak. Trabzonspor, yarı finalde Gençlerbirliği ile karşı karşıya gelecek. Bordo-mavililerin finale yükselmesi halinde rakibi Konyaspor olacak. Trabzonspor’un kupayı kazanması durumunda ise Süper Lig’i beşinci sırada tamamlayan takım Avrupa kupalarına katılım hakkı elde edecek. Bu nedenle Göztepe, Samsunspor karşısında alacağı galibiyetle Avrupa hayalini gerçeğe dönüştürmek için önemli bir adım atmış olacak.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:50
Çiçek gibi İzmir
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali’nde Kültürpark rengârenk çiçeklerle doldu, üreticiyle vatandaş buluştu. Başkan Cemil Tugay, "İnsanlar doğayla iç içe yaşasın istiyoruz" dedi, festival alanını mis gibi bahar kokusu sardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez düzenlenen İzmir Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali, ikinci gününde de binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İzmir tarımını güçlendirmek ve balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak amacıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilen program hem üreticilerde hem tüketicilerde memnuniyet oluşturdu Alanda yoğun ilgiyle karşılaşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik eşlik etti. "İzmirliler doğayı sever" Başkan Tugay, festival alanındaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Balkon ve bahçe bitkilerini üreticiyle birlikte şehrin merkezine taşımak çok değerli. İnsanlar burada her zaman ulaşamayacakları bitki ve çiçek türlerini bulabiliyor. Üreticiler kendi yetiştirdikleri ürünleri doğrudan vatandaşlarla buluşturuyor. Kırsal bölgelerden gelen üreticiler için de önemli bir fırsat oluyor. Stantları tamamen ücretsiz tahsis ediyoruz. İnsanların doğayla, çiçeklerle, ağaçlarla iç içe yaşamasını istiyoruz. Evlerinde, bahçelerinde ve balkonlarında ne kadar çok bitki olursa insanların mutluluğu da şehrimizin güzelliği de o kadar artar." İzmir’in doğayla barışık bir şehir olduğunu da belirten Tugay, "İzmirliler doğayı sever. Kent merkezinde daha fazla park, yeşil alan, bitki ve çiçek olması için çalışıyoruz. Belediyeye ait alanlarda bu çalışmaları sürdürüyoruz ama vatandaşlarımızın evleri ve bahçeleri de güzelleşsin istiyoruz. Tek amacımız bu. İnsanların mutlu olduğunu görüyorum. Onları mutlu görünce biz de mutlu oluyoruz. Sonbaharda ve ilkbaharda festivalimizi düzenlemeye devam edeceğiz" dedi. "Üreticilere destek oluyor" Bayındır Canlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde çalışan Veli Umutlu, festivalin memnuniyet oluşturduğunu belirtirken, "Önümüzdeki senelerde daha da iyi olacak. Vatandaşlarımıza daha ucuz çiçekler ulaştırmak istiyoruz. En büyük faydası bu. Cemil Tugay Başkan’ımızı her daim destekliyoruz. Bütün üreticilere destek oluyor. Vatandaşı düşünen insan da milletine faydalı olur" ifadelerini kullandı. Girişimci Aynur Arabacı, "Hem üretiyoruz hem tedarikçiyiz. Bu festivalden dolayı mutluyuz" dedi. "Her şey çok güzel" Fuarı ziyaret eden Soner Kurt ise, "Geçen sene de gelmiştik, çeşitli çiçekler aldık. Fuarda bütün festivalleri takip ediyoruz. Her sene gelmeye çalışıyoruz. Bu sene de bir sürü çiçek aldık. Üreticiyle halkın direkt buluşması çok güzel. Çocuklar için de etkinlikler yapılıyor. Böyle etkinliklerin kültürel anlamda devam etmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. İzmirli esnaf Kemal Yıldırım da, "Festivale daha önce geldim. Böyle bir festivalimiz olduğu için çok mutluyuz. Alışverişimizi yaptık. Başkanımıza teşekkür ederiz. Her şey çok güzel" dedi. İzmir’i mis gibi koku sardı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde yapılan festivale kooperatiflerle birlikte toplam 54 üretici katıldı. Festivalde stant açan 45 yerli üretici ve 9 kooperatif İzmir’i rengarenk hale getirdi. Baharın coşkusunu yaşatan festivalde çocuklar için boyama etkinlik alanları oluşturuldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıklarının stantlarıyla yer aldığı festival kapsamında 15 bin ücretsiz fide dağıtılması hedeflendi. İzmir’i çiçek gibi açtıran organizasyonun son gününde de konuklar ağırlanacak. Çiçek ve bitki satış stantları, peyzaj ve balkon düzenleme önerileri, atölyeler, söyleşiler, konserler ve çocuk etkinlikleriyle capcanlı bir şekilde hayata geçecek festivale İzmirlilerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Mayıs tarihindeki son gün etkinlikleri kapsamında saat 15.00’ten itibaren konser yer alacak.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:40
İzmir’de özel çocuk anneleri mutlu
İzmir’de yaşayan 49 yaşındaki Songül Okçu ile down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’nun hayatı, İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’yle değişti. Kızının merkezde aldığı eğitimlerle önemli aşamalar kaydettiğini, kendisinin de psikolojik destek alıp çeşitli kurslara katıldığını belirten Okçu, "Hayatımıza can geldi, renk geldi. Arkamızda dağ gibi durdular. Hayatımıza ışık oldular" dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü, sadece kentte yaşayan engelli bireylere değil onlara en büyük emeği veren annelerinin de hayatlarına dokunuyor. 9 yaşındaki down sendromlu ve otizmli kızı Miray Okçu’yu İzmir Büyükşehir Belediyesi Yurdoğlu Engelli Çalışmaları Merkezi’ne götüren anne Okçu, tıpkı kızı gibi kendi hayatına da renk geldiğini söylüyor. İleri düzeyde bilişsel, algısal ve hareket gelişimi bozukluğuna sahip Miray Okçu, özel eğitim alırken, anne Songül Okçu ise aynı merkezde yoga, dans, resim gibi eğitimlere katılıyor, gezilere gidiyor ve psikososyal destek alıyor. Merkeze gelmeye başlamadan önce hayatlarının tek düze olduğunu söyleyen Okçu, "Hayatımızda renk yoktu, ışık yoktu. Umutlarımız tükenmişti. Hem çocuğum hem de kendim hayattan kopmuştuk. Hayatımıza can geldi, renk geldi. Özel olduğumuzu, yalnız olmadığımızı burada anladık. Arkamızda dağ gibi durdular. Burada hayatımıza ışık oldular" diye konuştu. "İyi ki özel çocuk annesiyim diyorum" "Özel çocuk annesi olmak; mücadele, emek ve sabır demek. Tüm anneler elbette mücadelecidir ama bizim çabamız çoğu zaman iki kat fazla olmak zorunda kalıyor" diyen Okçu, anneliği "beklemek" kavramıyla tanımladı. "Anne; ocağın başında, hasta çocuğunun başında bekler. Beklemediği tek şey ise sevgidir" ifadelerini kullanan Okçu, merkezin kendilerine karşılıksız destek sunduğunu belirtti. Kızının merkeze başladığında merdivenleri inip çıkamadığını anlatan Okçu, hareket eğitimi dersleri sayesinde artık bunu bağımsız şekilde yapabildiğini söyleyerek, "Sadece engelli çocuklara değil, bizim gibi özel çocuklara sahip annelere olan destekleri, anlatsam kelimelere sığmaz. Burayı tanıdıktan sonra ‘iyi ki özel çocuk annesiyim’ diyorum. Başkan Tugay’ın burasını açtığını duydum ve koşarak geldim. Özel ilgiyle karşılandım. Özel bir çocuk annesi olarak özel bir muamele gördüğüm tek alan burası oldu" ifadelerini kullandı. "Artık çaresiz ve yalnız değiliz" Engelli çocuk anneleri için toplumda empati duygusunun gelişmesi gerektiğini belirten Okçu, "Bu kurumdan aldığım desteği toplumun her alanında görmek isterim. Bizi anlayın, farkında olun, birlikte olalım ve bize destek olun. Bu merkezi normal bir kurum olarak görüyordum ama hizmet aldıkça ‘kurum’ kelimesi çok hafif kaldı. Çünkü burası bizim için ev, sıcak bir yuva, sığındığımız bir liman oldu. Bizimle o kadar ilgililer ki ‘özel’ kelimesi benim hayatımda sadece ‘özel çocuğu olan anne’ olarak vardı. Benim bugüne kadar hiç özel bir diyetisyenim olmadı, özel bir psikoloğum, özel aile danışmanım olmadı; ta ki buraya gelene kadar. Artık çaresiz ve yalnız değiliz. Bunu iliklerime kadar hissediyordum" sözlerine yer verdi. "Başkan Tugay sayesinde yalnız olmadığımızı hissettik" Merkezde sadece kızının eğitim alacağını düşünürken, aslında kendi hayatının da değiştiğini söyleyen Okçu, "Her alanda bütün aktivitelerden yararlanıyorum. Geziler yapıyoruz; ilk kez Ödemiş’e gittim. Psikoloğumuz var, diyetisyenimiz var. Sağlıklı yaşamı öğrendim ve 6 kilo verdim. Burada yoga yapıyorum, dans eğitimlerine katılıyorum, el sanatları, resim derslerine katılıyorum. Burası bizim nefes aldığımız bir yer. Çünkü özel çocuk anneleri olarak zorlanıyoruz. Böyle kurumlar ve Başkan Tugay sayesinde artık yalnız olmadığımızı hissettik. Özel çocuk anneleri olarak artık güçlüyüz, dik duruyoruz ve özgüven sahibiyiz. Bunun mimarı olan Başkan Tugay’a yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Okçu, kızının merkeze gelmeden önce kendi vücuduna zarar verdiği için kask ve eldiven takmak zorunda olduklarını, ancak merkezde aldığı eğitimlerden sonra gelişme kaydettiğini ve bu gibi önlemler almamaya başladıklarını sözlerine ekledi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:37
Direksiyon başında bir anne, durakta bekleyen dört kalp
İzmir’de Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü’nde otobüs şoförlüğü yapan Zerrin Tuncay Karadavut, dördüz çocuklarının kendisine hazırladığı sürprizle unutamayacağı bir Anneler Günü yaşadı. Karadavut, sefer sırasında duraktan yolcu olarak binen çocuklarının kendisine verdiği çiçekler karşısında bir hayli duygulandı. ESHOT Genel Müdürlüğü çatısı altında görev yapan 300’e yakın kadın şoförden biri olan 51 yaşındaki Zerrin Tuncay Karadavut, Anneler Günü’nde büyük bir mutluluk yaşadı. ESHOT’un 472 numaralı İşçi Evleri - Tınaztepe hattında çalışan dördüz annesi Zerrin Tuncay Karadavut, Buca Papatya durağına yanaştığında ilkokul birinci sınıfa giden 6 yaşındaki Kumsal Nazik, Doruk, Kayra ve Ömer isimli çocuklarının sürpriziyle karşılaştı. Çiçeklerle annelerini bekleyen dördüzler, Karadavut’un durağa yanaşmasıyla otobüse bindi ve annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı. "Çok heyecanlandım, mutlu oldum" Çocuklarını kucaklayan Zerrin Tuncay Karadavut, "Beklemiyordum, hazırlıksız yakalandım. Bu sürpriz çok hoşuma gitti. Çok heyecanlandım ve mutlu oldum. Heyecanlı bir gün, Anneler Günü. Bu duyguyu yaşamak için anne olmak gerekiyormuş; Yaradan bana bir değil dört çocuk verdi" dedi. İşini severek yaptığını dile getiren Karadavut, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İşim zevkli ama bir o kadar da yorucu. Otobüs kullanmayı seviyorum. Çocukluğumdan beri araba kullanıyorum. Çocuklarıma da yavaş yavaş öğretmeye başladım. Babalarıyla birlikte motor sürüyorlar. Trafiğe çıktığımda kendimin ve yolcularımın güvenliğini düşünüyorum. Herkesin evine sağlıklı gitmesini istiyoruz. Herkesin bekleyeni var. Ben gelmeden çocuklarım bensiz uyumuyor." Annelerine sarılarak kutladılar Karadavut’un dördüz çocuklarından Kumsal Nazik, "Annemi direksiyon başında görmek beni çok mutlu ediyor. Onu çalışırken izlemek gurur verici" dedi. Ömer, "Annem geldiğinde bizi öptü, sarıldı. O an çok duygulandım, çok güzeldi" ifadelerini kullandı. Kayra, "Annemi beklerken çok heyecanlandım. Onu görünce dünyanın en mutlu çocuğu gibi hissettim" dedi. Doruk ise "Annemi görünce çok heyecanlandım. Otobüsüne bindik, birlikte gezdik ve fotoğraf çektirdik. Annemi çok seviyorum" diye konuştu. Çocuklar annelerine sarılarak Anneler Günü’nü kutladı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:56
İzmir’den Ağrı’ya sağlık köprüsü
İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesinde uzmanlaşan hekimler, ülkenin dört bir yanında çocuklara umut olmaya devam ediyor. Ağrı’da fenalaşan henüz 5 aylık Fatma Ergül isimli bebek, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Nefrolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Nida Temizkan Dinçel’in uzaktan rahberliği ve yine bu hastaneden Ağrı’ya tayin edilen doktorların müdahalesi ile sağlığına kavuştu. Çocuk sağlığı alanında ülkemizin en köklü merkezlerinden biri olan SBÜ İTF Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sadece İzmir’de değil, yetiştirdiği hekimler aracılığıyla Türkiye’nin her köşesinde çocuklara şifa dağıtıyor. Hastanede uzmanlık eğitimini tamamlayan hekimler, güçlü klinik donanımları ve edindikleri deneyimleri görev yaptıkları illere taşıyor. Bu eğitim mirasının en güzel örneklerinden biri geçtiğimiz günlerde Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşandı. Ağrı’da Başlayan zorlu bir tedavi süreci Beş aylık Fatma Ergül isimli bebek, ailesi tarafından Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne nöbet geçirme ve huzursuzluk şikâyetleriyle getirildi. Muayenelerde, bebeğin her yediğini kustuğu ve vücudundaki tuz dengesinin ciddi şekilde bozulduğu belirlendi. Laboratuvar sonuçlarında ağır hiponatremi (sodyum düşüklüğü) ve metabolik asidoz saptandı. Hastanın tedavisi, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi’nde uzmanlık eğitimlerini tamamlamış olan Uzm. Dr. Neslihan Duman, Uzm. Dr. Kadir Buğra Sarı ve Uzm. Dr. Melike Naz Akbaş tarafından yürütüldü. Yoğun takip ve sıvı tedavileriyle hastanın iyon dengesi sağlandı. Ardından yapılan ileri tetkiklerde tubulopati (böbrek tüplerinde işlev bozukluğu) ve nefrotik düzeyde proteinüri (yüksek protein kaybı) tespit edildi. Uzaktan rehberlik, ortak başarı Tedavi süreci boyunca Ağrı’daki ekip, eğitimleri sırasında kendilerine rehberlik eden Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Nefrolojisi Kliniği’nden Prof. Dr. Nida Temizkan Dinçel ile sürekli iletişim kurdu. Prof. Dinçel’in uzaktan desteğiyle hastanın tedavi planı başarıyla yönetildi. Kısa sürede genel durumu düzelen Fatma bebek, ileri tetkik ve tedavi için İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Nefrolojisi Kliniği’ne sevk edildi. Buradaki takiplerin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu olayın duyulmasının ardından Ağrı’dan gelen bir mesaj, bu hikâyeyi daha da anlamlı hale getirdi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil Servisi’nde görev yapan bir pratisyen hekim, şu sözlerle duygularını paylaştı: "Merhabalar, ben de şu an Ağrı EAH Çocuk Acil’de pratisyenim ve bugün açıklanan TUS sonuçlarında Behçet Uz Pediatri’yi kazandım. Böyle bir denk gelişin olması beni heyecanlandırdı ve duygulandırdı. Sabırsızlıkla başlamayı bekliyorum."
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:36
Sakız Ağacı için Aydınlı üreticilerden Çeşme’ye ziyaret
Aydın Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nın desteğiyle yürütülen "Sakız Ağacı Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında, Aydın’ın Didim ve Kuşadası ilçelerinden üreticiler Çeşme’yi gezerek sahada incelemelerde bulundu. "Sakız Ağacı Üretiminin Yaygınlaştırılması Projesi" Ege Bölgesi’nde sakız üretiminin artırılması hedefiyle dikkat çekiyor. Proje kapsamında Didim ve Kuşadası’ndan üreticiler ile teknik personel, İzmir’in Çeşme ilçesine düzenlenen teknik geziye katıldı. Geziye, Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Armağan Tanrıkulu başkanlık ederken, katılımcılar Çeşme İlçe Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Keçeci rehberliğinde uygulama alanlarını ziyaret etti. Çeşme’deki gen bankası ve üretici bahçeleri incelendi Katılımcılar, Çeşme İlçe Meteoroloji Müdürlüğü bahçesinde kurulan sakız ağacı gen bankasında yürütülen çalışmaları yakından inceledi. Ziyaretlerde üreticiler, sakız ağacının toprak ve iklim istekleri, çoğaltma yöntemleri, ürün elde etme ve sakızın pazarlama süreçleri hakkında detaylı bilgi aldı. Havai köklendirme ve çizikleme yöntemleri anlatıldı. Teknik gezi kapsamında üreticilere, havai köklendirme yöntemi, bakım teknikleri ve çizikleme yöntemiyle sakız elde edilmesi süreçleri uygulamalı olarak gösterildi. Eğitim sırasında sakız ağacının çoğaltılmasında kullanılan doğal ve bilimsel yöntemler, uzmanlar tarafından adım adım uygulandı. Bu sayede üreticiler, hem teorik bilgiye hem de sahada uygulama pratiğine sahip oldu.
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:33
İzmir’de freni boşalan kamyon duvarı yıkıp eve girdi
İzmir’in Bayraklı ilçesinde freni boşalan bir kamyon, hızla ilerleyerek sokağın sonunda bulunan bir apartmanın giriş katındaki daireden içeri girdi. Kazada şans eseri can kaybı yaşanmazken, evin oturma odasının duvarı yıkıldı. Mahalle sakinleri, bu yolun sürekli tehlike saçtığını belirterek belediyeye tepki gösterdi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 15:24
Çeşme Dalyanköy’de vatandaşa ücretsiz balık ziyafeti
Çeşme İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi iş birliğiyle düzenlenen Dalyan Köy Balık Günü etkinliğinde, vatandaşlara ücretsiz ekmek arası balık ikramı yapıldı. Çeşme’nin Dalyanköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen etkinliğe Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, Çeşme İlçe Tarım ve Orman Müdür Vekili Ahmet Keçeci, AK Parti Çeşme İlçe Başkanı Pınar Ayyıldız Özen, Dalyan Su Ürünleri Kooperatifi yöneticileri, üyeleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Pişirilen 250 kg. taze sardalya balığı ekmek arası şeklinde vatandaşlara ikram edildi. Sıcak ve samimi bir atmosferde gerçekleşen etkinlikte, Dalyanköy sahilinde taze pişirilen balıkların kokusu tüm mahalleyi sardı. Protokol üyeleri de tezgahın başına geçerek görevlilere destek oldu, vatandaşlara balık dağıttı. Yetkililer, bu anlamlı etkinliğin her yıl geleneksel olarak devam edeceğini belirterek, Çeşme’nin deniz kültürünü ve balıkçılığını tanıtmayı amaçladıklarını ifade etti.
16 Ekim 2025 Perşembe - 11:14
Stanimir Stoilov: "Göztepe’yle Avrupa’ya gitmek istiyoruz"
Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, hedeflerinin Avrupa’ya gitmek olduğunu ve sarı-kırmızılı taraftarların desteğiyle de bunu başaracaklarına inandığını söyledi. Trendyol Süper Lig’de yoluna yenilgisiz bir şekilde devam eden Göztepe’de Teknik Direktör Stanimir Stoilov, Urla Adnan Süvari Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bulgar çalıştırıcı, hem sezonun ilk 8 haftalık sürecini değerlendirdi hem de takımın hedefleriyle ilgili konuştu. "Hücum hattında rekabeti artırmamız gerekiyor" Sezona büyük hedeflerle başladıklarını ifade eden Stoilov, "Bunları aslında hocalar ve oyuncular, bir takım olarak tüm bunları biz oluşturduk. Bu sezon Süper Lig’de 2. yılımız ve bu gerçekten çok önemli bir yıl bizim adımıza. Şu ana kadar hak ettiğimiz puanları ve sonuçları aldığımızı düşünüyorum. İyi bir başlangıç yaptık sezona ama çok fazla geliştirmemiz gereken nokta var. Şu ana kadar savunmada geçen seneye göre daha kompakt bir takımız ve iyi işler ortaya çıkarıyoruz. Ama hücum hattında çok fazla gol kaçırıyoruz. Bu yüzden hücumda çok fazla çalışmalı ve kesinlikle çok daha iyi olmalıyız. Aynı zamanda herkesin bildiği bir şey var ki bu bir sır değil. Takımda bazı pozisyonlarda özellikle hücum hattında rekabeti artırmamız gerekiyor. Bunun için, yeni yıla kadar toplayabileceğimiz maksimum puanı almalı ve orada gerekli takıma dokunuşları yapmamız gerekiyor. Şu ana kadar kendimizi sürekli geliştirmeye çalışıyoruz ama kesinlikle ben her şeyin iyi olduğunu düşünmüyorum. Şu anda geliştirmemiz gereken ve üzerine çalışmamız gereken çok fazla nokta var" dedi. "Avrupa’ya gitmek istiyorum" Hedeflerini küçültmediğini vurgulayan 58 yaşındaki çalıştırıcı, "Kesinlikle Avrupa’ya gitmek istiyorum. Tabii ki eksiklerimiz var. Bunun da farkındayız. Geliştirmemiz gereken noktalar var. Takımdaki rekabet artmalı, bunlar var ama gerçekten muhteşem stadımızda, muhteşem taraftarlarımızla hep beraber kurduğumuz bu hayale ulaşabileceğimizi düşünüyorum. Hep beraber çok sıkı bir şekilde çalışıyoruz. Bu hayalimizin hep beraber peşinden gitmeliyiz. Bir kulüp eğer 2-3 yıl çok iyi bir şekilde çalışırsa takım kesinlikle başarıya ulaşacaktır. Ben buna inanıyorum. Biz de umarım bu yıl bu hedefe ulaşırız. Er ya da geç zaten bu olacak ama sıkı bir şekilde çalışmaya devam edersek bu genç ve dinamik istekli takımımızla beraber, muhteşem taraftarlarımızla beraber, hep beraber Avrupa’ya gidebileceğimize inanıyorum" diye konuştu. "Bulgaristan’da şu anda Göztepe’yi çok iyi tanıyorlar" Tecrübeli teknik adam, Bulgaristan’da şu anda Göztepe’nin çok iyi tanındığını dile getirerek, "Çünkü beni takip ediyorlar. Bu Göztepe adına ve kulüp adına güzel bir nokta. Ama şu an üzüldüğüm tek nokta bahsettiğiniz milli maçla ilgili olan sonuç çünkü 6-1 gerçekten bizim adımıza çok üzücü bir sonuç. Ama gerçeklik bu şekilde çünkü Türkiye çok daha iyi, çok daha kaliteli bir milli takım. O yüzden kendilerini tebrik ediyorum. Her zaman bunu söylüyorum. Futbol artık sadece futboldan ibaret değil. Bir futbol business gerçeği var. O yüzden kulüpler önemli yatırımlar yapmalı ama aynı zamanda da bu yatırımların ardından bunun karşılığını alıp önemli gelirler sağlamaları gerekiyor. Benim işim de hem takımın gelişmesini sağlamak ve aynı zamanda oyuncuların da gelişmesini sağlamak ve ardından da kulübe bu önemli getirilerin gelmesine katkı sağlamak" şeklinde konuştu. "Milli araları sevmiyorum" Kendilerini çok zor maçların bizi beklediğini dile getiren Bulgar çalıştırıcı, "Milli araları aslında çok sevmiyorum. Çünkü orada oyuncular bizim antrenmanlarımızdan onlara verdiğimiz taktiklerden, yönergelerden belli bir süre için uzaklaşmış oluyorlar. Aynı zamanda bazı bazı oyuncular sakatlıkla geri dönebiliyorlar. Şu anda Sabra örneği var. O sakatlandı milli takımda ve ne kadar bir sürede geri döneceğini şu an için bilmiyoruz. Bu bizim adımıza tehlikeli bir durum çünkü kadromuz çok geniş değil ve bu kadroda kesinlikle eksik vermememiz gerekiyor. Şu anda da Alanyaspor maçı gerçekten zor bir maç olacak. Alanya şu ana kadar ligde iyi bir oyun gösterdi. Potansiyelini iyi bir şekilde lige yansıttı. Ardından da Galatasaray maçı var. Ama şu anda kesinlikle Alanya maçına odaklanmış durumdayız" cümlelerine yer verdi. "Galatasaray’a da saygı duyuyoruz ama hiçbir çekincemiz yok" Milli takımlara giden oyuncular hakkında da açıklamalar yapan Stoilov, "Bokele, Cherni onlar milli takıma gittiler ama 1 dakika bile süre almadılar. Bu iyi bir şey değil. Şimdi tam kadroyla Alanya maçını en iyi şekilde geçirip daha sonra Galatasaray maçını düşüneceğiz. Tabii ki Galatasaray’a da saygı duyuyoruz ama kesinlikle kimseden hiçbir çekincemiz yok. Bizim tek hedefimiz her maçta arzuladığımız futbolu en yüksek seviyede de sahaya yansıtmak. Zaten daha sonrasında ne olur ne biter bunu hep beraber göreceğiz" ifadelerini kullandı. "Lis şu anda yüksek bir performansla oynuyor" Lis’in geçen yıl iyi bir performans göstermediğinin altını çizen Stanimir Stoilov, "Bu kendisinde o zaman bir özgüven kaybına da neden olmuştu. Ama bu yıl kesinlikle daha iyi bir performans ortaya koyuyor. Ama bu pozisyonda da rekabeti artırmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü rekabeti artırdığınız zaman bütün oyuncuların aynı zamanda kalitesini artırmış olursunuz ve bu kalite de hem antrenmanlarda hem de maçlarda artmış olur. Lis şu anda yüksek bir performansla oynuyor. Takım olarak da gerçekten çok iyi savunma yapıyoruz ve iyi bir iş ortaya çıkarıyoruz. Bu da Lis’in o yüksek performansına dönmesinde önemli bir katkı sağladığını düşünüyorum" değerlendirmesinde bulundu. "Ogün Bayrak 1 aydır takımla çalışıyor" Stoilov,, bir süredir sakatlığı bulunan Ogün Bayrak hakkında ise şunları aktardı: "Ogün’e gelince kendisi 1 aydır takımla beraber çalışıyor ama doktor henüz o şiddetli ikili mücadelelere girmesine izin vermiyor. Çünkü omzundan önemli bir sakatlık yaşamıştı. Fiziksel olarak şu anda iyi. Ben 1 ay içerisinde tamamen maçlara da çıkabilecek seviyeye geleceğini düşünüyorum. Ama bu noktada doktorumuzun iznini bekliyoruz."
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:41
İzmir açıklarında peş peşe göçmen yakalama ve kurtarma operasyonları
Sahil Güvenlik ekipleri, İzmir’in Menderes ve Çeşme ilçeleri açıklarında düzenledikleri iki ayrı operasyonda aralarında 17’si çocuk 72 düzensiz göçmen ile 1 göçmen kaçakçısı şüphelisini yakaladı. Dikili açıklarında motor arızası nedeniyle sürüklenen lastik botta bulunan 14’ü çocuk 32 düzensiz göçmen ise yine Sahil Güvenlik ekiplerince kurtarıldı. 14 Ekim günü saat 08.45’te İzmir’in Menderes ilçesi açıklarında lastik bot içerisinde düzensiz göçmenlerin bulunduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Botu (TCSG-909) bölgeye yönlendirildi. Ekipler, hareket halindeki lastik botu durdurarak aralarında 17’si çocuk toplam 38 düzensiz göçmeni yakaladı. Aynı gün saat 07.05’te Sahil Güvenlik İnsansız Hava Aracı tarafından Çeşme ilçesi açıklarında tespit edilen bir başka lastik bot, Sahil Güvenlik Gemisi (TCSG-109) ve Sahil Güvenlik Botu (KB-86) tarafından durduruldu. Operasyonda 34 düzensiz göçmen ile 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalanarak gözaltına alındı. Sürüklenen bottan kurtarıldılar Yine 14 Ekim günü saat 22.00’de, İzmir’in Dikili ilçesi açıklarında lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Gemisi (TCSG-61) ve Sahil Güvenlik Botu (KB-107) görevlendirildi. Denizde zor durumda kalan bottaki 14’ü çocuk 32 düzensiz göçmen, ekipler tarafından kurtarılarak güvenli bir şekilde karaya çıkarıldı. Yakalanan ve kurtarılan düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edilirken, göçmen kaçakçılığı şüphelisi hakkında adli işlem başlatıldı.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:39
Karşıyaka’nın sanatçı öğretmeni, çocuklara sevgiyi, tuvale hayali işliyor
İzmir Karşıyaka’da görev yapan okul öncesi öğretmeni Gülşah Akbulut, eğitimci kimliğinin yanı sıra sanatçı ruhuyla dikkat çekiyor. Çocuklara sevgiyi, sabrı ve hayal gücünü öğretirken, tuvalde de kendi dünyasını resmediyor. Uşak Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı ile İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunu Gülşah Akbulut, küçük yaşlardan itibaren görsel sanatlara ilgi duymaya başladı. Genç eğitimci, hiçbir akademik eğitim almadan yeteneği ile çizimler yaparak kendini geliştirdi. "Sanat, kendimi ifade ederken en rahat hissettiğim alan oldu" diyen Akbulut, çalışmalarında otoportreler ve aile üyelerinin resimlerinin yanı sıra Audrey Hepburn gibi figürleri de tuvaline taşıdı. Sanat eğitimi almamasına rağmen bu tutkusundan hiç vazgeçmediğini belirten Akbulut, en büyük hayalinin kendi atölyesini kurmak olduğunu söylüyor. "Sanata dair yapmak istediğim çok şey var. Önceliğim kendi atölyemi açmak. Aynı zamanda öğrencilerime sanatın inceliklerini aşılamak en büyük amacım" diyen genç öğretmen, sanatın toplumların dili olduğuna inanıyor. Hem eğitimci hem sanatçı kimliğiyle yoluna devam eden Gülşah Akbulut, çocuklara hayal kurmayı öğretirken, kendi hayalini de gerçeğe dönüştürmek için adım adım ilerliyor.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:28
Çivi ile Telin Aşkı: Sabırla ilmek ilmek dokunan eserler sanatseverlerle buluşuyor
Kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel bir sanat olan filografi, sabrın, emeğin ve zarafetin birleştiği çizgide yeniden hayat buluyor. Emekli öğretmen ve filografi sanatçısı Necla Karakaya, yılların birikimini ve kalbinde taşıdığı estetik duyguyu "Çivi ile Telin Aşkı" adlı sergisinde sanatseverlerle paylaşıyor. İzmir Karataş’taki Cumhuriyet Eğitim Müzesi’nin nostaljik atmosferinde kapılarını aralayan sergi, yaklaşık 35 eserden oluşuyor. Her biri ayrı bir hikâye anlatan bu eserler; hat sanatının zarif çizgileriyle, kadın figürlerinin içsel gücüyle, müziğin ritmiyle ve doğanın sessiz güzelliğiyle birleşiyor. Necla Karakaya’nın parmak uçlarından çıkan her tel, bir melodinin notası gibi tuvaline işleniyor. Metalin soğukluğu, onun ellerinde sıcak bir duyguya dönüşüyor; çiviler sabrı, teller ise umudu simgeliyor. Sergide yalnızca duvarlarda değil, tepsi ve sehpa gibi gündelik objelerde de filografinin zarafeti hissediliyor. Böylece sanat, yaşamın içine karışıyor; estetik yalnızca galerilerde değil, hayatın her köşesinde yeniden varlık buluyor. Necla Karakaya, emekli olduktan sonra tanıştığı filografiyi bugün bir "yaşam biçimi" olarak görüyor. Onun için bu sanat, yalnızca çiviyle teli buluşturmak değil, aynı zamanda insanın kendi iç sesini dinlediği bir yolculuk. Karakaya, sergisine adını veren duyguyu şu sözlerle anlatıyor: "Filografi, sabrın sanatla buluştuğu bir dildir. Her çivi bir nefes, her tel bir dua gibidir. Zamanla o teller arasında kendimi bulurum; bazen bir kadın siluetinde, bazen bir nota arasında Aslında her eser, içimden geçen bir cümlenin sessiz halidir." "Çivi ile Telin Aşkı" sergisi, Ekim ayının sonuna kadar, her gün 09.00-17.00 saatleri arasında Cumhuriyet Eğitim Müzesinde ziyaret edilebilecek.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:16
Kış sebzesi pırasada hasat heyecanı
Menemen ilçesinin verimli ovalarında kış sebzesi pırasanın hasadı başladı. İzmirli üreticiler, bereketli topraklarda gerçekleştirilen hasatla ürünlerini tarladan sofralara ulaştırmanın heyecanını yaşıyor. Menemen ilçesinde, verimli tarım arazilerine sahip Gediz Ovası’nda pırasa hasadı gerçekleştiriliyor. Yaz aylarında toprakla buluşan tohumlar, ekim ayının ilk haftalarında ürün vermeye başlıyor. Soğangiller ailesinden olan pırasada hasat süreci mayıs ayına kadar devam ediyor. Üreticilerin emekleriyle yetişen pırasa, iç pazarda İzmir’in tarımsal çeşitliliğine de önemli bir katkı sağlıyor. Menemen bölgesinde yılda ortalama 350 ila 400 ton arasında pırasa rekoltesi elde ediliyor. Tarladan hale 25 TL’den çıkan pırasa, pazarlarda 60 ila 70 TL arasında alıcı buluyor. Ayrıca halk arasında doğal antibiyotik olarak bilinen pırasa, sindirim sistemini desteklemesinin yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendirici etkileriyle de biliniyor. Kış sebzesi pırasa, genellikle zeytinyağlı olarak pişirilerek tüketilirken; çorba, börek içi ya da kavurma gibi farklı tariflerde de sofralarda yerini alıyor. Tarlada ucuz, pazarda pahalı Pırasanın, soğana benzer yapısı nedeniyle keskin bir kokuya sahip olduğunu belirten üretici Özgür Yeşilyurt, pırasanın ellerde ve kıyafetlerde acımsı bir koku bıraktığını ifade etti. Çiftçiliği dedesinden ve babasından öğrenen Yeşilyurt, arkasından çiftçi yetişmediğini dile getirerek iki oğlu olmasına rağmen onları bile tarlaya götürmekte zorlandığını söyledi. Yeşilyurt, "Pırasanın ekim süreci temmuz başında başlayıp, eylül ortalarına kadar kademeli olarak devam ediyor. Hasat dönemi ise genellikle ekimin ilk haftasında başlıyor. Diktiğimiz dönümlere karşılık, dönüme ortalama 5 ila 7 ton arasında ürün alabiliyoruz. Kalitemiz genellikle iyi oluyor çünkü kullandığımız pırasa tohumu, eski klasik bir tohumdur. İsrail veya başka yeni çeşitler değil, 50-70, hatta 100 yıldır kullanılan ve tohumdan üretilen bir çeşittir. Rekoltemiz ise yaklaşık 300-400 ton civarında seyrediyor" dedi. Gün doğumuyla başlayan hasat Pırasa hasadının gün doğumunda başlayıp öğle vakitlerinde bittiğini söyleyen tarım işçisi Salime Kınacı, "Bu zorlu hasat süreci sonbahar ve kış mevsimine denk gelir. Ağustos ayında dikimi tamamladıktan sonra, eylül ve ekim aylarında hasada başlarız. Hasat, nisan ayının sonlarına kadar devam eder. Sabah saat 05.00’te kalkıp, 06.00 gibi tarlaya gidiyoruz. Yağmur ve soğuk havalara rağmen, zorluklarla pırasa hasadını yapıyoruz. Türkiye genelinde şu anda pırasa hasadı en zor olanıdır. Pırasanın dikimi, yetiştirilmesi ve köklemesi yapılırken genellikle su ve çamur içinde çalışıyoruz ama işimizi severek yapıyoruz. Ayrıca şunu da söylemek isterim. Pırasa sağlık açısından çok faydalıdır ve besleyicidir. Pırasadan yapılan çorba ve kavurma oldukça lezzetlidir. Haftada en az üç defa tüketilmesini öneririm" diye ekledi.
16 Ekim 2025 Perşembe - 10:05
"Ekim Geçidi" sergisi Çeşme’de
Türkiye’nin birçok ilinde gerçekleştirilen "Ekim Geçidi" sergisinin 24’üncüsü Çeşme Çarşısı’ndaki tarihi Aya Haralambos Kilisesi’nde açıldı. 20 Ekim’e kadar ziyarete açık olacak sergide, yetişkin sanatçıların eserlerinin yanı sıra çocukların yaptığı resimler de sanatseverlerle buluşuyor. Büyük ilgi gören sergiyi, Namık Kemal İlkokulu öğrencileri de öğretmenleri eşliğinde ziyaret etti. Sergi düzenleyicilerinden ressam Feriha Dağlı, öğrencilere sergi ve resim sanatı hakkında bilgi verirken, miniklerin meraklı sorularını da yanıtladı. Dağlı, sergide eseri bulunan öğrencilere katılım sertifikalarını da takdim etti. "Her çocuğun ruhunda bir iz bırakabildiysek ne mutlu bize" Ziyaretin ardından konuşan ressam Feriha Dağlı, çocukların ilgisinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Bugün miniklerimiz geldi ve gerçekten çok güzel sorular sordular. Aslında tam da istediğimiz buydu; okulların daha çok sanat alanlarına gitmesi, bu alanların çocuklarla dolması. Avrupa’nın herhangi bir şehrine gittiğimde en çok etkilendiğim şey budur: Müzeleri, sergileri gezerken orada öğrencilerin, öğretmenlerin ve hatta yeni doğum yapmış bir annenin bile bebeğini kucağında taşıyıp ona tek tek eserleri gösterdiğini görmek. Belki o an çocuk çok küçük diye düşünüyorsunuz ama aslında değil, gördüğü güzellikler ya da çirkinlikler bilinçaltına yerleşiyor. Bu yüzden çocuklarımıza sanatı göstermek, onları bu ortamlara dahil etmek çok önemli. Eğer bugün burada her çocuğun ruhunda küçücük bir iz bırakabildiysek, ileride o merak duygusuyla öğrenmeye devam edeceklerdir." dedi. Serginin geçmişi hakkında da bilgi veren Dağlı, "Ekim Geçidi"nin 24 yıllık serüvenini şöyle anlattı: "Ekim Geçidi bu yıl 24. yılını kutluyor. İlki 2002 yılında İstanbul’da yapılmıştı. Cumhuriyete olan sanatçı duruşunu sergilemek amacıyla başlatıldı. O günden bu yana 30’dan fazla şehirde, üç-dört bin sanatçının katılımıyla gerçekleştirildi. Sergiler bazen belediyelerin salonlarında, bazen müzelerde, bazen de farklı mekânlarda düzenleniyor. Zaman zaman sponsorlarımız da oldu. Destekler bizleri motive ediyor, birlik duygusunu güçlendiriyor."
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:49
İzmir’de go-kart işletmesindeki yaralamanın failleri yakalandı
İzmir’in Gaziemir ilçesinde bir go-kart işletmesinde yaşanan silahlı saldırı olayının ardından harekete geçen polis ekipleri, olayla bağlantılı 6 şüpheliyi suç aletleriyle birlikte yakaladı. Dün Gaziemir ilçesinde bulunan bir go-kart işletmesinde meydana gelen ve M.E.H. adlı bir kişinin bacağından tabancayla vurulması olayıyla ilgili Gaziemir İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Savcılıktan alınan izin doğrultusunda olayla ilgili operasyon gerçekleştirildi. Yapılan çalışmalar sonucu, olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen E.M., B.A., U.C., S.A., R.A. ve N.E.H. adlı 6 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerde gerçekleşen aramalarda ise 3 ruhsatsız tabanca, 1 ruhsatsız pompalı tüfek, 110 adet dolu fişek, 20 adet dolu kartuş, 1 uzun tabanca şarjörü ve 1 kısa tabanca şarjörü ele geçirildi. Olayla ilgili yürütülen soruşturma sürüyor.
16 Ekim 2025 Perşembe - 09:40
Çatlaklar yüzünden 2 yıldır ibadete kapalı
Bergama’nın Göçbeyli Mahallesi’nde bulunan tarihi Göçbeyli Merkez Camii’nin, duvarındaki çatlaklar sebebiyle iki yıldır ibadete kapalı olması köylülerin tepkisine neden oluyor. Onarım yapılmaması, hem camiyi hem de mahallenin sosyal hayatını olumsuz etkiliyor. Bergama’da 19 yüzyılda inşa edilen, bağdadi kubbeli mimarisiyle dikkat çeken tarihi Göçbeyli Merkez Camii’nin 2020 yılında duvarlarında çatlaklar oluştuğu tespit edildi. Restorasyon geçirmiş olan cami 2024 yılında tespit edilen çatlaklar sebebiyle ibadete kapatıldı. Aradan geçen uzun süreye rağmen ne bir onarım yapıldı ne de çalışma başlatıldı. Duruma tepki gösteren köylülere göre, caminin yapısında ciddi bir tehlike bulunmamasına rağmen sürecin bu kadar uzamasını anlamsız olarak değerlendiriliyor. Vatandaşlar, "Bir duvar çatlağı için iki yıl beklemek akıl alır şey değil" diyerek yetkililere tepki gösteriyor. Depremleri atlattı, bürokrasiye takıldı Göçbeyli Merkez Camii, yaklaşık 2 asır boyunca birçok deprem ve fırtınayı atlatmasına rağmen bürokratik engelleri aşamadı. Caminin kapanmasıyla birlikte köydeki dini ve toplumsal yaşam da olumsuz etkilendi. Cemaat sayısı 300’den 15’e düştü. Cemaatsiz kalan imam başka bir mescide gönderilirken, bu durum da halk arasında rahatsızlığa neden oldu. "Koca cami kapalı dururken iki imamın küçük bir mescitte görev yapması anlamsız" diyen köylüler, soruna çözüm bulunmasını istedi. Bergama Müftülüğü, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve İzmir Valiliği’ni göreve çağıran vatandaşlar, "Göçbeyli Merkez Camii, yalnızca bir ibadethane değil, aynı zamanda önemli bir kültürel miras. Bir duvar çatlağını iki yılda onaramayan yöneticiler, büyük sorunları nasıl çözecek?" diyerek bürokratik hantallığa dikkat çekti. Köylüler, hem ibadetlerini yeniden camilerinde yapabilmek hem de bu tarihi yapının çöküşe terk edilmemesi için yetkililerden acil adım atılmasını beklediklerini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder