Yerel Haberler
İzmir
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:27 Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Söküme gelen gemiden 17. yüzyıla ait bronz top çıktı İzmir’in Aliağa ilçesine sökülmek üzere getirilen bir yolcu gemisinde, 17. yüzyıla ait Hollanda kökenli bronz gemi topu ile gülleler bulundu. Kültür varlığı niteliğindeki eserler koruma altına alınarak müzede sergilenmeye başlandı. İzmir Müze Müdürlüğü uzmanları ile Aliağa Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekipleri gemide inceleme yaptı. İncelemelerde, geminin restoran-kafe bölümünde dekoratif unsur olarak kullanılan bronz gemi topu ile 11 adet gülle tespit edildi. Eserler bulundukları yerden alınarak İzmir Müzesi Müdürlüğüne taşındı. 17. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen topun üzerinde yer alan ‘D. Admiraliteit tot Rotterdam 1634’ ibaresinin, Hollanda deniz gücüne ve Rotterdam Amiralliğine işaret ettiği belirlendi. Kuzey Denizi’nde batan bir gemiye ait olduğu düşünülen yaklaşık 306 santimetre uzunluğunda ve 50 santimetre çapındaki top ile 16 santimetre çapındaki güllelerin, dönemin denizcilik teknolojisini yansıtan önemli örnekler olduğu kaydedildi. Hollanda makamlarıyla temas kuruldu Hollanda makamlarıyla gerçekleştirilen temaslarda, eserlerin kökenine ilişkin ortak bir anlayış geliştirildi. Bu mirasın kamuya açık bir alanda sergilenmesinin iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri yansıtan anlamlı bir yaklaşım olacağı değerlendirildi. Eserlerin, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda yer alan Denizden Gelen Güç Salonu’nda ziyaretçilerin ilgisine sunulduğu duyuruldu. "Bilimsel çalışmayı başlattık" Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz konuya ilişkin açıklama yaptı. İnceciköz, "2025 yılında gemiden sökülürken bir ihbar üzerine, diplomat ve müze uzmanlarımızla bilimsel çalışmayı başlattık. Tarihi eserin menşeinin Hollanda’da olduğunu öğrendikten sonra Hollanda makamlarıyla hemen irtibata geçtik. 1970 UNESCO sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak hem kendi eserlerimizin yurt dışından getirilmesi misyonumuz hem de başka bir ülkenin eserini ilgili ülkeye verme misyonumuz var" dedi. "Dostluk ve işbirliği açısından önemli" Bakanlığın kaçakçılıkla ilgili vizyonu doğrultusunda hareket ettiklerini belirten İnceciköz, "Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un son dönemde özellikle kaçakçılıkla ilgili önümüze koymuş olduğu vizyon ve hedeflerin sonucunda biz bu top ile ilgili bakanlarla irtibata geçtik. Dışişleri Bakanlığımız ve devletimizin birçok unsuru sayesinde Hollanda tarafıyla görüştük. Nihayetinde ülkemizde sergilenmesinin özellikle karşılıklı iki ülkenin dostluğu ve işbirliği açısından önemli olduğunu vurgulayarak görüşlerini ilettiler. Bu kapsamda İzmir Kültür Sanat Fabrikasındaki müzemizde bunu sergiye aldık. Bugün değerli büyükelçimizle beraber bu serginin açılışını gerçekleştirmiş olduk. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin kültür alanında da bu noktaya gelmiş olması oldukça sevindirici" ifadelerini kullandı. "Kültürel mirasımızın güzel bir örneği" Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ise topun emin ellerde olduğunu vurguladı. Wijnands, "İzmir’e geldim. Topun burada sergilenmesinden dolayı Kültür Bakanlığına çok teşekkür ediyorum. Emin ellerde olduğunu biliyorum. İki ülke arasındaki dostluk pekiştiği için de teşekkür ederim. Zaten 400 senelik bir ticaret dostluğumuz vardı. Bu da iki ülke arasında bulunan kültürel mirasımızın güzel bir örneği" diye konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:25 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi. İade süreci ve bilimsel incelemeler ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı. Efes-Smyrna atölyesinin ürünü Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi. Erkek portresinin özellikleri Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliğinin önemi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti. Erken Hristiyanlık dönemine ait Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.
Bergama’da ’Tiyatro Günleri’ büyük ilgi gördü
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:39 Bergama’da ’Tiyatro Günleri’ büyük ilgi gördü İzmir’in Bergama ilçesinde, Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) tarafından 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle Bergama Kültür Merkezinde düzenlenen BERKSAV Tiyatro Günleri etkinliklerinde izleyiciler hafta boyu sergilenen tiyatro oyunları, atölyeler ve konferanslar ile keyifli anlar yaşadılar. Ünlü Tiyatro Sanatçıları Tayfun Eraslan ve Kamil Güler Bergama Kültür Merkezinde (BerKM)de Sahne Mahne,Oyun Moyun Hayat Üzerine isimli bir etkinlik ile Bergamalı sanatsever gençler ile bir araya geldi. Bergama Tiyatro Günleri Genel Koordinatörü aynı zamanda BERKSAV Tiyatrosu Yönetmeni Kemal Kırlar koordinasyonunda yapılan etkinlikler bir hafta sürdü. Etkinliklerde, Parşömen Ustası Meltem Demirel’in Parşömen’den Lambader Atölyesi, Bergamalı Tiyatro Sanatçısı Salihcan Saban’ın sergilediği Bir Deli’nin Hatıra Defteri isimli oyunu, Semra Süt’ten çocuklar için Bir Anadolu Masalı, BERKSAV Oda Tiyatrosunun sahnelediği Benim Güzel Pabuçlarım oyununun yanı sıra Doç. Dr. Güler Ateş ve Doç. Dr. Murat Tozan’ın katıldığı Antik Pergamon’da Tiyatro Dionysos konulu konferans, Bergama Kozak Aşağıbey Toprağın Feryadı isimli oyun ve Tiyatro Pınarın sahneye koyduğu bu sen değilsin isimli oyun yer aldı. BERKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Özbek yaptığı açıklamada ’’ 23-29 Mart tarihleri arasında Bergama’da çok güzel bir hafta geçiriyoruz. BERKSAV Tiyatro Günleri etkinlerini Bergamalı izleyicilerimiz için ücretsiz düzenliyoruz.Haftanın yedi günü boyunca gün içerisinde çeşitli atölyeler, sanatçılarımızı ağırlıyoruz. Her gün akşam bir Oyun, Söyleşi ve Panel etkinliği düzenliyoruz. Yurt içinde çoğu il ve ilçede olmayan Kültür ve Sanat ile ilgili bir kurum var Bergama’da o da BERKSAV. Vakfımızda tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yönetim anlayışımız var. BERKSAV’da kurulduğu günden bu yana hizmet eden Yönetim Kurulu Başkan ve Yöneticilerimiz en ufak bir ücret almadan bu hizmeti yapıyor. Bunun tek bir sebebi var Bergama olmak, Bergamalı olmak, Bergamalıya faydalı olmaktır. Hepimiz bu memleketin insanıyız. Bergama ve Bergama’nın kültür ve sanatıyla ilgilene herkesi BERKSAV’a bekliyoruz ’’ diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama: "Gerçekler rakamlarda, yatırımlar İzmir yolunda"
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:24 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama: "Gerçekler rakamlarda, yatırımlar İzmir yolunda" İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın İzmir’in ulaşım yatırımlarına yönelik iddiaları ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, kamuoyunu manipülasyondan uzak, şeffaf ve somut verilerle bilgilendirmek gerektiği vurgulanarak, son 7 yılda filoya 829 yeni otobüs kazandırıldığı, 2029 yılına kadar 400’ü elektrikli olmak üzere 630 yeni otobüs alımının planlandığı belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Büyükakın’ın ’Gidin İzmir’e bakın. İzmir son 7 yılda kaç tane otobüs almış ona bakın ve öyle kıyaslayın’ sözleri üzerine açıklama yaptı. Karşılaştırma yapmak isteyenler, eksik bilgilerle kamuoyunu yanıltmak yerine; İzmir’in raylı sistemlerdeki devrimini, Türkiye’de bir ilk olan güneş enerjili otobüs şarj istasyonlarını ve sürdürülebilir ulaşım modelini incelemeye davet edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Son günlerde bazı basın organlarında ve kamuoyuna yansıyan açıklamalarda, İzmir’in toplu ulaşım yatırımlarına ilişkin eksik ve yanıltıcı değerlendirmelerin yer aldığı görülmektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü, son 7 yıl içerisinde filosuna toplam 829 yeni otobüs kazandırmıştır. Bu araçların 125 adedi son 2 yıl içinde hizmete alınmıştır. Bu veriler açık, somut ve kayıt altındadır. Bununla birlikte İzmir, yalnızca mevcut kapasitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda toplu ulaşımda dönüşümü hedefleyen uzun vadeli bir strateji yürütmektedir. Bu kapsamda 2029 yılına kadar 630 yeni otobüs alımı planlanmıştır. Bu alımın 400 adedinin elektrikli otobüslerden oluşması öngörülmektedir. Proje kapsamında uluslararası kalkınma bankalarından finansman onayı alınmış ve yetkilendirme süreci tamamlanmıştır. Sürecin tamamlanabilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayı beklenmektedir. İzmir, toplu ulaşımda sadece araç sayısını artıran değil, aynı zamanda çevreci, sürdürülebilir ve teknolojik dönüşümü önceleyen bir yaklaşım izlemektedir. Bu nedenle farklı şehirlerle yapılan karşılaştırmaların eksik bilgiler üzerinden değil, doğrulanabilir veriler üzerinden yapılması gerekir. İzmir’in toplu ulaşım yatırımları hem nicelik hem nitelik açısından ortadadır."
Minguzzi ailesinden Başkan Tugay’a ziyaret
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:27 Minguzzi ailesinden Başkan Tugay’a ziyaret İstanbul’da uğradığı saldırı sonucu 24 Ocak 2025’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı ziyaret ederek oğullarının adının kaykay parkına verilmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Başkan Tugay, "Ahmet Minguzzi’nin hatırasını yaşatmak ve acınızı bir nebze de olsa hafifletmek için, bundan sonraki süreçte benzer olumsuz olayların yaşanmaması adına sizin önerileriniz doğrultusunda yapmamız gereken her şeyi yerine getirmeye hazırız" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay, 24 Ocak 2025’te İstanbul Kadıköy’de uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ahmet Minguzzi’nin ailesini açık ofiste ağırladı. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, babası Andrea Minguzzi, teyzesi Aylin İyiyazıcıoğlu ve Bornova Yıldırım Beyazıt Mahallesi Muhtarı Mürvet Dinsever de yer aldı. Minguzzi ailesi, oğullarının adının Bostanlı’daki kaykay parkına verilmesi nedeniyle Başkan Tugay’a teşekkürlerini iletti. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin katillerinin de çocuk yaşta olduğuna dikkat çekilerek, özellikle çocuk ve gençlerde artan şiddet ve madde bağımlılığı sorunları üzerinde duruldu. Başkan Tugay şiddet sorunu ve koruyucu önlemlere dikkat çekti Ziyarette konuşan Başkan Tugay, benzer olayların yaşanmaması için yapılacak çalışmaların önemine değinerek, "İnsanları kötü hale getiren bir sistem var. Annesinden doğan herkes aslında masumdur; kimse kötü olarak doğmaz, ancak çevre şartları insanları öyle bir hale getiriyor ki, canavarlaşabiliyorlar. Çoğu da ne yaptığını bilmez halde. İnsanlar, yıkıcı bir kültürün parçası oluyor. Şiddet giderek artan bir problem haline geliyor. İnsanların şiddetin çözüm olmadığını anlaması gerekiyor. Caydırıcı cezalar olmalı, fakat asıl mesele, neden bu hale gelindiğinin konuşulması ve bunun düzeltilmesidir. Bu, ister istemez zaman alır ve doğru insanların ülkeyi yönetmesini gerektirir. Ancak, belli bir grup insanın acilen değiştirilmesi gerekir. Onların kötülükten vazgeçmesi için caydırıcı cezaların uygulanması şart. Bu insanların neden bu noktaya geldiğini anlayıp, koruyucu önlemler almak lazım" dedi. Tugay: Ulusal bir politikaya dönüşmesi lazım İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, şiddet ve madde bağımlılığının yoğun olduğu bölgelerde özel çalışmalar yaptıklarını belirterek, "Dezavantajlı mahallelerde yoğun bir şekilde çalışma yürütüyoruz. Babası cezaevinde olan çocuklarla da özel olarak ilgileniyoruz. Ancak bunun ulusal bir politikaya dönüşmesi gerekiyor. Ahmet’in ölümüne derinden üzüldük ve olaydan çok etkilendik. İnsanın vicdanı buna dayanamaz, yüreği bunu kaldırmaz. Geçmişi değiştiremeyiz ama bizden herhangi bir isteğiniz olursa, elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Ahmet Minguzzi’nin hatırasını yaşatmak, acınızı hafifletmek ve bundan sonraki süreçte benzer olayların yaşanmaması için gereken her şeyi yapmaya hazırız. Bunu durdurmanın bir yolu varsa, tüm gücümüzle bu konuda çaba gösteririz. İzmir’de yaşayan her insan bizim için değerli. Problemi olan, bizden yardım isteyen herkese yardımcı olmaya hazırız. Ancak bu dünyada hiçbir gerekçe, masum bir insana kötülük yapmayı haklı çıkaramaz" şeklinde konuştu. "Kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz" Ziyarette konuşan baba Andrea Minguzzi, "Umarım Ahmet başka çocukları kurtarır. Dünyada kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz. Şiddeti önlemek için spor, eğitim ve iş gerekiyor. İtalya’da da şiddet var. Türkiye bana göre kontrollüydü ama benim çocuğum sabah pazarda saldırıya uğradı. Gece saatlerinde arka sokaklarda değildi ve saldırı önlenemedi" diye konuştu. Yasemin Minguzzi ise yaşadıkları hukuki süreci aktardı. "Rehabilitasyon gerekiyor" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay ise "Madde bağımlılığı ve şiddet kültürünün özendirilmesi durumu var. 20 yıldır, ahlaki değerlerimizin çöktüğü bir gerilim hattı var. Caydırıcı cezaların olmasının yanında hem ailelerin hem de çocukların rehabilitasyon görmesi gerekiyor" diyerek ekonomik sıkıntıların da şiddeti artırdığına dikkat çekti.
Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:31 Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, İzmir Körfezi’nin geleceğine dair bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Körfezdeki zararlı alg patlamalarından organik çökeltilere kadar birçok kritik konuya çözüm arandı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefi doğrultusunda "Körfez İçin Bir Adım Daha" başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde de alanında uzman isimleri bir araya getirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, körfezin geleceğine yönelik bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu. ABD’li uzmandan modifiye kil önerisi ABD Ulusal Zararlı Alg Patlamaları Ofisi Direktörü Prof. Dr. Donald Anderson, "Deniz Sularında Zararlı Alg Patlamalarının Kontrolü: Kavramlar, Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri" başlıklı sunum yaptı. Körfezde yürütülecek çalışmaların bölgeye uygun olmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirten Anderson, kil uygulamalarının önemine dikkat çekti. Kilin herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığının bilindiğini vurgulayan Anderson, "İzmir Körfezi’nde alg patlamalarının ardından körfezin dibine bakmalısınız. Orada neredeyse tüm canlılar hayatını kaybediyor. Bu nedenle yürütülecek çalışmalarda kil uygulaması daha etkili bir yöntem olacaktır" dedi. "Alg patlamaları çevre dostu yöntemlerle önlenebilir" Japonya Civil Engineering Research Institute for Cold Regions’dan Dr. Nobuharu Inaba, konuşmasına katılımcıları Türkçe selamlayarak başladı. Doğu Japonya depremine ait bir fotoğraf paylaşan Inaba, arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk ekiplerine teşekkür etti. "Biyolojik HAB Kontrolü" başlıklı sunumunda zararlı alg patlamalarına değinen Inaba, deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin bu sorunun kontrolünde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Inaba, "Zararlı alg patlamaları sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle önlenebilir. Ancak deniz ortamında bu tür uygulamalar oldukça zordur. Bu nedenle deniz çayırları ve yosun yataklarının korunması, izleme çalışmalarının artırılması ve bu alanların yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor" dedi. "Hastanın tek bir tedaviyle kurtulması mümkün değil" Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nuri Azbar, "İzmir Körfezi’nde Oksijen Restorasyonu" başlıklı sunumunda körfezin oksijen yetersizliği nedeniyle yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Körfezi bir hastaya benzeten Azbar, "Durumu ağır bir hastayla karşı karşıyayız. Uygulanan tedaviler yeterli değil. Tek bir yöntemle iyileşmesi mümkün değil; doğayla uyumlu, uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var. Körfezin nefes alabilmesi için sürekli temizlik ve oksijen desteği şart" dedi. "Biyokütle kazanımını hızlandıracak sistem inşa etmek zorundayız" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Mikroalg ve Entegre Sistem Uygulamaları ile Körfez Ekosistemlerinin Sürdürülebilir Restorasyonu" başlıklı sunumunda ekosistem bazlı çözümlere vurgu yaptı. Aydın, "Uygulamalar ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir olmalı. Dereler artık atık su taşıyor; Gediz dahil 25 havzada kirlilik sorunu var. Bu nedenle dere ağızlarında besin yükünü yakalayacak tampon bölgeler oluşturmalı ve biyokütle kazanımını hızlandıracak sistemler kurmalıyız. Mikroalg perdeleri ve kafesler bu konuda çözüm olabilir" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Altuğ: "Körfez’deki birikimle savaşacak bakterileri artırmamız lazım" İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Gülşen Altuğ, "Türkiye Denizlerinden İzole Edilen Bakterilerin Biyoteknolojik Kullanım Potansiyelleri" başlıklı sunumunda, Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorununa biyolojik çözüm yöntemlerini anlattı. Altuğ, zeolit aracılığıyla bakterileri deniz dibine aktararak organik maddeyi parçalayan faydalı bakterilerin sayısını artırmanın ekosistem için kritik olduğunu vurguladı. "Bakteriler iyiler, kötüler ve fırsatçılar olarak ayrılıyor. Organik madde arttığında iyilerin sayısını artırmak gerekiyor. Her alanın özgün şartlarına göre sorunu tanımlayıp müdahale etmeliyiz" dedi. "Besin kirliliği toksik alg patlamalarını tetikliyor" Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger, "Zararlı Siyanobakteri Patlamaları: Ekoloji, Toksisite ve Yönetim" başlıklı sunumunda, su ekosistemlerini tehdit eden toksik alg patlamalarına dikkat çekti. Hellweger, besin kirliliğinin yüksek olduğu ortamlarda toksin üreten alg türlerinin arttığını vurguladı ve Kuzey Amerika’dan örnekler vererek yüksek kirliliğin toksik patlamaları tetikleyebileceğini söyledi. Ayrıca geliştirdikleri modellerle toksin üretimini tahmin ettiklerini ve sonuçların sahadaki verilerle uyumlu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Lök: "Midyelerle Körfez’in kirliliğini izleyip temizleyebiliriz" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Lök, çift kabuklu canlıların suyu temizlemede etkili olduğunu vurguladı. Midyeler ve diğer çift kabuklular, planktonları, organik ve inorganik maddeleri, ağır metalleri, mikroplastikleri ve çeşitli kirleticileri filtreleyerek su kalitesini iyileştiriyor. Lök, "Midyeleri kullanarak körfezde kirliliği izleyebilir, atık suları arıtabilir ve ötrifikasyonu azaltabiliriz" dedi. "Deniz hıyarları Körfez’in temizliğinde rol oynayabilir" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, İzmir Körfezi’ndeki artan organik çökelti sorununa işaret etti. Tolon, deniz hıyarlarının "deniz tabanının temizlikçileri" olarak organik çökeltileri tüketip ekosistemin dönüşümüne katkı sağladığını belirtti. Yöntemin kontrollü uygulanması gerektiğini vurgulayan Tolon, "İyileşmeye yakın bölgelerde uygun alanlar belirlenmeli ve bu alanlar deniz hıyarlarıyla zenginleştirilmeli. Bu canlılar sürdürülebilir bir ekosistem için önemli" dedi. Prof. Dr. Davidson: "Devlet müdahalesi şart" İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Prof. Dr. Keith Davidson, erken uyarı sistemlerini anlattı. İskoçya’da alg patlamalarının doğal olduğunu ve Atlantik somonları ile kabukluları tehdit ettiğini belirten Davidson, 2013’te 70 kişinin kabuklu canlılardan zehirlendiğini hatırlattı. Alg patlamalarının İskoçya’da çok yaygın olduğunu vurgulayan Davidson, "Güvenliğin sağlanması için devletin müdahil olması gerekiyor. Potansiyel zararlı plankton ve toksinler takip edilmeli, sık analizlerle önceden tespit ve önlem alınmalı" dedi. Dr. Yuan: "Modifiye kil ile körfezde hızlı iyileşme sağladık" Çin Bilimler Akademisi Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile körfezde yürüttükleri çalışmaları anlattı. Yuan, "2024 yılında Büyükşehir Belediyesi ile düzenlenen çalıştayın ardından iş birliğimiz başladı. Modifiye kil uygulamasıyla mikroorganizmaların oranını yüzde 85 azalttık, zararlı türlerde düşüş gözlemledik. Balık ölümleri durdu, yaklaşık bir ay içinde suyun rengi normale döndü. Tek bir uygulamayla önemli sonuçlara ulaştık. Gelecekte daha kapsamlı kil temelli sistemler ve erken uyarı mekanizmalarına ihtiyaç var. İş birliğimizi sürdürmek istiyoruz" dedi. Lenoro: "Kil uygulaması için devlet desteği şart" İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden Anita Flores Lenoro, İskoçya’daki zararlı alg patlamaları ve modifiye kil uygulamalarını anlattı. Lenoro, "Acil bir durum var, özel sektör ve kamu birlikte hareket etmeli. Fon yetersiz kalabiliyor; hükümetin kaynak ayırması şart. Modifiye killer farklı toksinleri hedef alabiliyor. Önce suda hangi toksinler olduğunu bilmemiz ve doğru şekilde uygulamamız gerekiyor; aksi takdirde zarar verebilir" dedi. Dünyadan İzmir Körfezi’ne bakış Konferans kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Purdue Üniversitesi Öğretim Üyesi David Clıdence, Vanderbilt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Dick Speece ile hazırladıkları "Düşük Çözünmüş Oksijen Seviyesine Sahip Su Kütlelerinde Oksijen Takviyesi Stratejisi" hakkında sunum yaptı. Malezya’dan Uluslararası Zararlı Algleri Araştırma Derneği (ISSHA) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. PoTeen Lim ve Çin Bilimler Akademisi’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan ise farklı coğrafyalardaki alg patlamalarının dinamiklerini ve ekolojik etkilerini İzmir örneğiyle karşılaştıran bir mesaj iletti.
Aliağa’da ücretli otopark uygulaması başlıyor
27 Mart 2026 Cuma - 18:07 Aliağa’da ücretli otopark uygulaması başlıyor Aliağa’da İstiklal Caddesi üzerindeki park alanları 30 Mart’tan itibaren "APark" uygulamasıyla ücretli hale geliyor. Yeni sistemle trafik akışının hızlandırılması ve park sorunlarının azaltılması hedefleniyor. Aliağa’da şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu azaltmak ve park sorununa kalıcı çözüm üretmek amacıyla İstiklal Caddesi’nde Fatih Caddesi ile Hükümet Caddesi arasında kalan yol üzeri park alanlarını kapsayan yeni otopark uygulaması ’APark’, 30 Mart’ta hayata geçiriliyor. Otopark Uygulaması, Aliağa Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün talebi ve Aliağa Belediyesi’nin başvurusu doğrultusunda, İzmir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin 2024/562 sayılı kararı kapsamında uygulanıyor. Yeni sistemle birlikte park alanlarının daha düzenli ve etkin kullanılması hedefleniyor. Park düzenlemesi 30 Mart’ta başlıyor Düzenleme kapsamında, İstiklal Caddesi’nde Fatih Caddesi ile Hükümet Caddesi arasında kalan yol üzeri park alanları, 30 Mart 2026’dan itibaren ücretli sisteme dahil edilecek. Park alanları hafta içi ve cumartesi günleri 09.00-18.00 saatleri arasında ücretli olacak. Uygulamada abonman sistemine yer verilmeyecek. Belirtilen saatler dışında, pazar günleri ile milli ve dini bayramlarda park alanları ücretsiz olarak kullanılabilecek. Hedef daha düzenli ve akıcı trafik APark uygulamasıyla, Aliağa’nın en yoğun caddelerinde çift sıra parkın önüne geçilmesi, cadde üzerindeki araç sirkülasyonunun hızlandırılması ve esnafın yaşadığı park kaynaklı sorunların azaltılması amaçlanıyor. A Park Ücret Tarifesi (09.00 -18.00) İlk 15 dakika: Ücretsiz 0-1 saat: 50 TL 1-2 saat: 60 TL 2-3 saat: 120 TL 3-4 saat: 180 TL 4-5 saat: 240 TL 5-6 saat: 300 TL 6 saat ve üzeri: 360 TL