Yerel Haberler
İzmir
16 Nisan 2026 Perşembe - 17:27 Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:26 Söküme gelen gemiden 17. yüzyıla ait bronz top çıktı İzmir’in Aliağa ilçesine sökülmek üzere getirilen bir yolcu gemisinde, 17. yüzyıla ait Hollanda kökenli bronz gemi topu ile gülleler bulundu. Kültür varlığı niteliğindeki eserler koruma altına alınarak müzede sergilenmeye başlandı. İzmir Müze Müdürlüğü uzmanları ile Aliağa Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Bölge Amirliği ekipleri gemide inceleme yaptı. İncelemelerde, geminin restoran-kafe bölümünde dekoratif unsur olarak kullanılan bronz gemi topu ile 11 adet gülle tespit edildi. Eserler bulundukları yerden alınarak İzmir Müzesi Müdürlüğüne taşındı. 17. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen topun üzerinde yer alan ‘D. Admiraliteit tot Rotterdam 1634’ ibaresinin, Hollanda deniz gücüne ve Rotterdam Amiralliğine işaret ettiği belirlendi. Kuzey Denizi’nde batan bir gemiye ait olduğu düşünülen yaklaşık 306 santimetre uzunluğunda ve 50 santimetre çapındaki top ile 16 santimetre çapındaki güllelerin, dönemin denizcilik teknolojisini yansıtan önemli örnekler olduğu kaydedildi. Hollanda makamlarıyla temas kuruldu Hollanda makamlarıyla gerçekleştirilen temaslarda, eserlerin kökenine ilişkin ortak bir anlayış geliştirildi. Bu mirasın kamuya açık bir alanda sergilenmesinin iki ülke arasındaki tarihi ve kültürel ilişkileri yansıtan anlamlı bir yaklaşım olacağı değerlendirildi. Eserlerin, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda yer alan Denizden Gelen Güç Salonu’nda ziyaretçilerin ilgisine sunulduğu duyuruldu. "Bilimsel çalışmayı başlattık" Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz konuya ilişkin açıklama yaptı. İnceciköz, "2025 yılında gemiden sökülürken bir ihbar üzerine, diplomat ve müze uzmanlarımızla bilimsel çalışmayı başlattık. Tarihi eserin menşeinin Hollanda’da olduğunu öğrendikten sonra Hollanda makamlarıyla hemen irtibata geçtik. 1970 UNESCO sözleşmesi kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak hem kendi eserlerimizin yurt dışından getirilmesi misyonumuz hem de başka bir ülkenin eserini ilgili ülkeye verme misyonumuz var" dedi. "Dostluk ve işbirliği açısından önemli" Bakanlığın kaçakçılıkla ilgili vizyonu doğrultusunda hareket ettiklerini belirten İnceciköz, "Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un son dönemde özellikle kaçakçılıkla ilgili önümüze koymuş olduğu vizyon ve hedeflerin sonucunda biz bu top ile ilgili bakanlarla irtibata geçtik. Dışişleri Bakanlığımız ve devletimizin birçok unsuru sayesinde Hollanda tarafıyla görüştük. Nihayetinde ülkemizde sergilenmesinin özellikle karşılıklı iki ülkenin dostluğu ve işbirliği açısından önemli olduğunu vurgulayarak görüşlerini ilettiler. Bu kapsamda İzmir Kültür Sanat Fabrikasındaki müzemizde bunu sergiye aldık. Bugün değerli büyükelçimizle beraber bu serginin açılışını gerçekleştirmiş olduk. Türkiye-Hollanda ilişkilerinin kültür alanında da bu noktaya gelmiş olması oldukça sevindirici" ifadelerini kullandı. "Kültürel mirasımızın güzel bir örneği" Hollanda’nın Ankara Büyükelçisi Joep Wijnands ise topun emin ellerde olduğunu vurguladı. Wijnands, "İzmir’e geldim. Topun burada sergilenmesinden dolayı Kültür Bakanlığına çok teşekkür ediyorum. Emin ellerde olduğunu biliyorum. İki ülke arasındaki dostluk pekiştiği için de teşekkür ederim. Zaten 400 senelik bir ticaret dostluğumuz vardı. Bu da iki ülke arasında bulunan kültürel mirasımızın güzel bir örneği" diye konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 15:25 ABD’den geri alınan Smyrna kökenli heykel başı İzmir’de sergileniyor Kültür ve Turizm Bakanlığının yürüttüğü diplomatik çalışmalar sonucu ABD’nin Denver kentinden Türkiye’ye iade edilen ve M.S. 5. yüzyıla tarihlendirilen Smyrna Antik Kenti kökenli mermer heykel başı, İzmir Arkeoloji Müzesinde düzenlenen törenle sergilenmeye başlandı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserin iade sürecini sosyal medya hesaplarından duyurmuştu. Denver Sanat Müzesi koleksiyonunda bulunan eserin Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edildi. Bakan Ersoy, 1934 tarihli raporlar ve uzman incelemeleriyle eserin Smyrna Agora kazılarından geldiğinin belirlendiğini kaydetti. Ersoy, müze ile kurulan iş birliği ve yapıcı diyalog sayesinde eserin evine kavuşturulduğunu ifade etti. ABD’nin Denver kentindeki Denver Art Müzesin koleksiyonunda bulunan ve Smyrna Antik Kenti kökenli olduğu bilimsel verilerle teyit edilen mermer heykel başı İzmir Arkeoloji Müzesinde yerini aldı. Heykelin ziyarete açılışı dolayısıyla tören düzenlendi. İade süreci ve bilimsel incelemeler ABD’nin Colorado eyaletine bağlı Denver şehrindeki Denver Sanat Müzesi, Anadolu kökenli olduğu belirlenen mermer heykel başını iade etmek istediklerini Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğüne bildirdi. Müze yetkilileri, eserin Smyrna Agora kazılarından elde edildiğini belirtti. Heykel başının, 1946 ile 1948 yılları arasında İstanbul’da ABD Başkonsolosu olarak görev yapan Clarence Edward Macy’nin eşi Marie Therese Macy’nin malikanesinden 1989 yılında bağış yoluyla müze koleksiyonuna dahil edildiği bilgisi paylaşıldı. Bakanlık uzmanlarınca yapılan incelemelerde bu veriler doğrulandı. Efes-Smyrna atölyesinin ürünü Eserin Anadolu kökenli olduğu ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı, uzmanların bilimsel incelemeleri ve arşiv kayıtlarıyla kesin olarak ortaya konuldu. Türkiye tarafından eserin iadesi resmi olarak talep edilirken, yürütülen süreç uluslararası iş birliğiyle sonuçlandı. Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy ile Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi uzmanlarınca hazırlanan raporlarda, heykel başının Theodosius Dönemi heykel sanatıyla ilişkili olduğu belirlendi. Eserin Efes-Smyrna bölgesinde faaliyet gösteren bir atölyenin ürünü olduğu kaydedildi. Erkek portresinin özellikleri Yüksekliği 25 santimetre olan mermer heykel başı, M.S. 5. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Erkek portresi olarak tanımlanan eserde boyun kısmı kırık ve eksik durumda bulunuyor. Heykelde saç ve kaş kıvrımları keskiyle işlenirken, göz bebekleri matkap darbeleriyle belirgin hale getirildi. Kısa sakallı portrede gözlerin izleyiciye yöneldiği ve yüz hatlarında güçlü ifade unsurlarının bulunduğu tespit edildi. Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye getirilen eser, kökeni ve tarihi anlamı dikkate alınarak İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmeye başlandı. Uluslararası iş birliğinin önemi Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un belirlediği hedeflere ulaşmak için yoğun çaba sarf ettiklerini belirtti. Türkiye’deki akademik camia, kolluk kuvvetleri ve diplomatik temsilciliklerle ortak bir sistem kurguladıklarını ifade eden İnceciköz, kaçakçılıkla mücadele noktasında dünyada kuralları koyan ülke konumunda olduklarını dile getirdi. İnceciköz, eserin iadesinde bilimsel yayınların önemine dikkat çekerek, Denver Sanat Müzesi idaresinin süreçteki yapıcı tutumu sayesinde eserin doğduğu topraklara döndüğünü kaydetti. Erken Hristiyanlık dönemine ait Smyrna Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, heykelin Agora’da bir kaide üzerinde yükseldiğinin anlaşıldığını belirtti. Aynı döneme ait kitabelerde İsidoros adlı bir valinin onurlandırıldığının görüldüğünü dile getiren Ersoy, bu portrenin söz konusu valiyi temsil ediyor olabileceğini ifade etti. Ersoy, eserin ciddi yüz ifadesi ve yukarı bakan göz bebekleriyle erken Hristiyanlık dönemi stilini yansıttığını sözlerine ekledi.
İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç
26 Mart 2026 Perşembe - 09:44 İzmir Körfezi’in temizliği için takviye güç İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Körfezi’ndeki temizlik çalışmalarını güçlendirmek için beş amfibi aracı hizmete alıyor. Sığ ve erişilmesi zor kıyı alanlarında da çalışabilen araçlarla deniz marulu yoğunlaşmalarına hızlı müdahale edilerek ekolojik dengenin korunması hedefleniyor. İzmir Körfezi’nde temizlik çalışmalarını yoğunlaştıran İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu doğrultuda filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Belediyenin iştiraki İZDENİZ, körfezde yürütülen temizlik çalışmalarını desteklemek ve deniz marulu yoğunlaşmalarına daha hızlı müdahale edebilmek amacıyla beş adet amfibi temizlik aracını bünyesine kattı. Gediz Nehri’nin taşıdığı kirleticiler ve havza kaynaklı besin yükü nedeniyle son yıllarda körfezde deniz marulu (makroalg) yoğunlaşmaları daha sık görülürken, yeni araçlarla bu yoğunlaşmanın önüne geçilmesi hedefleniyor. Alg patlamalarına neden oluyor Gediz Nehri’nin su kalitesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü verilerine göre 3. sınıf, yani kirli su seviyesinde bulunuyor. Özellikle azot ve fosfor gibi besin maddelerindeki artış, deniz marulu gelişimini hızlandırarak kıyı alanlarında geniş yayılımlara yol açıyor. Yapılan saha çalışmalarında, sığlaşmanın belirgin olduğu Mavişehir ile Foça arasında yaklaşık 4 milyon metrekareyi aşan alanın köksüz deniz marullarıyla kaplandığı tespit edildi. Deniz marulları parçalanıp ayrıştığında suya önemli miktarda besin yükü bırakıyor; bu durum da mikroalg patlamaları (alg bloom) olarak adlandırılan çevresel olayları tetikleyebiliyor. Alg patlamaları ise su kalitesinin bozulmasına, kötü koku oluşumuna ve balık ölümlerine neden oluyor. Yeni alınan amfibi temizlik araçlarıyla deniz marulu yoğunlaşmalarına erken müdahale edilmesi ve kıyı bölgelerinde oluşabilecek çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Denizde ve karada hareket edebiliyor Denizde ve karada hareket edebilme özelliğine sahip olan bu araçlar, paletli yapıları sayesinde özellikle sığ kıyı alanlarında ve erişilmesi zor bölgelerde yüksek manevra kabiliyetiyle çalışabiliyor. Araçların ön kısmında bulunan süzgeç tipi kepçe sistemi, su yüzeyinde biriken deniz marulu ve benzeri organik materyallerin etkin biçimde toplanmasını sağlıyor. Toplanan materyaller daha sonra uygun yöntemlerle bertaraf edilerek çevreye yeniden karışmasının önüne geçiliyor. Bu araçların en önemli avantajlarından biri de, kıyıya yakın sığ alanlarda ve lagün benzeri bölgelerde karadan denize kesintisiz şekilde çalışabilmeleri ve temizlik faaliyetlerinin sürekliliğini sağlamaları. Ekolojik dengenin korunmasına katkı sağlayacak Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren 2 amfibi araca ilave olacak 5 amfibi temizleme aracı kısa bir süre sonra Körfez’de hizmet vermeye başlayacak. Deniz suyu seviyesinin hızlı değiştiği dönemlerde yüzeye çıkan deniz marullarının hızlı bir şekilde toplanması, tekrar deniz su seviyesi yükselmeden müdahale edilmesi önem taşıyor. Su seviyesi yükseldiğinde deniz marulları parçalanıp mikro alg patlamasını tetikliyor. Bu nedenle deniz suyu seviyesinin düştüğü dönemde hızlı bir şekilde daha çok araç ile müdahale edilmesi önem arz ediyor. Deniz maruluna hızlı müdahale İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, "Körfezde ciddi miktarda deniz marulu oluşuyor. Bunun başlıca nedeni Gediz Nehri ve eski yatağı olan Ağıl Deresi. Ağıl Deresi’nden Gediz Nehri’nin ana yatağına kadar uzanan hatta yıllardır sediment birikiyor. Bu birikim; sığlaşma ve su kalitesi sorunlarıyla birlikte deniz marullarının oluşması için elverişli bir ortam yaratıyor. Deniz marulları çürüdüğünde balık ölümlerine ve kötü kokuya yol açan mikroalg patlamalarını tetikliyor. Bu nedenle yüzeye çıkan marulların hızla toplanması gerekiyor. Sürenin kısıtlı olması nedeniyle araç kapasitemizi artırdık ve bu kapsamda amfibi araçları filomuza dahil ettik. Bu araçlarla birlikte toplam amfibi sayımız 7’ye ulaştı. Önümüzdeki yaz, balık ölümleri ve koku sorunlarının önüne geçmek için deniz marullarını düzenli olarak toplayacağız. Deniz marulları genellikle bahar aylarında oluşup kasım ayında dağılıyor; yaz boyunca ise sık sık yüzeye çıkıyor ve suyun rengini olumsuz etkiliyor. Deniz marulu oluştuğu anda müdahaleye hazırız" dedi.
İsimleri aynı hastalıkları aynı Akyıldız’ların, yolu da aynı hastanede kesişti
26 Mart 2026 Perşembe - 09:30 İsimleri aynı hastalıkları aynı Akyıldız’ların, yolu da aynı hastanede kesişti İzmir’de yaşayan ve aynı dönemde kolon kanseri tanısı alan İbrahim Akyıldız isimli iki hasta, Acıbadem Kent Hastanesi’nde aynı gün ameliyat masasına yattı. Hastane yönetimi, isim benzerliğinden kaynaklanabilecek muhtemel karışıklıkları önlemek amacıyla hastaların tedavi süreçlerini farklı günlere planlayarak özel önlem aldı. Acıbadem Kent Hastanesi’nde tedavi gören iki hastanın hikayesi, aynı gün ve yan yana ameliyathanelerde operasyona alınmalarıyla dikkat çekici bir boyut kazandı. Halsizlik ve hemoglobinde düşme şikayetleriyle hastaneye başvuran 72 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın kolonoskopi işleminde tümör tespit edildi. Bu hastanın cerrahi müdahalesi Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından gerçekleştirildi. Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan ve daha önce iki ağabeyini bu hastalıktan kaybeden 62 yaşındaki diğer İbrahim Akyıldız ise rahatsızlığını dışkısındaki bulgular üzerine başvurduğu hastanede yapılan tetkikler sonucu öğrendi. Prof. Dr. Cem Terzi’nin gerçekleştirdiği açık kolon ameliyatı sırasında, 62 yaşındaki hastanın karaciğerinde de kitle tespit edilerek aynı seansta her iki bölgeye müdahale yapıldı. Başarılı geçen ameliyatların ardından onkoloji tedavisi için yine aynı hastaneyi tercih eden hastalar, Doç. Dr. Ahmet Özveren tarafından takibe alındı. Her iki hastanın da koruyucu kemoterapi sürecine başlanırken, ortaya çıkan isim ve hastalık benzerliği üzerine hastane yönetimi muhtemel karışıklıkların önüne geçmek için kemoterapi seanslarını farklı günlere planladı. Tedavi sürecini yürüten sağlık çalışanları, herhangi bir hataya mahal vermemek adına hastaların kimlik bilgilerini, anne-baba adlarını, doğum tarihlerini ve protokol numaralarını her aşamada birebir teyit ederek süreci kontrol altında tutuyor. Ziyaretçiler oda numarası sorunca ortaya çıktı Kolon ve karaciğerindeki rahatsızlıklar nedeniyle cerrahi müdahale geçiren İbrahim Akyıldız (62), rahatsızlığını tesadüfen öğrendiğini ancak ailesinde de aynı vaka öyküsü bulunduğunu ve daha önce iki ağabeyini bu sebeple kaybettiklerini belirterek, "Dışkımdaki bulgular üzerine başvurduğumuz Prof. Dr. Cem Terzi’nin yaptığı tetkiklerin ardından açık kolon ameliyatına alındım. Operasyon sırasında doktorumuzun elle yaptığı kontrolde karaciğerimde de bir parça olduğu tespit edilince, her iki bölgeden de gerekli cerrahi müdahale yapıldı. Şu anda Doç. Dr. Ahmet Özveren’in gözetiminde kemoterapi görüyorum ve üçüncü seansımı tamamladım. Sağlığımızı; süreci adım adım takip eden, sürekli iletişim halinde kalarak muhtemel bir aksilikte anında müdahale eden bu başarılı sağlık ekibine borçluyuz." dedi. Hastanede kendisiyle aynı adı ve soyadı taşıyan, aynı hastalıktan ameliyat olmuş başka bir hastayla karşılaşmalarının tesadüf eseri gerçekleştiğini söyleyen Akyıldız, "Ameliyattan çıktığım ilk gün ziyaretçilerimiz İbrahim Akyıldız ismini vererek oda numarası sorduklarında, hastanede bu isimde iki hastanın bulunduğu ortaya çıktı. Eşimin de bilgilendirildiği bu gelişmenin ardından bölüm sorumlusu Semra Hoca’nın inisiyatifiyle hasta katlarımız ayrıldı. Başlangıçta doğum tarihlerimizin de aynı olduğu söylenmişti ancak ben 1964 doğumluyum ve adaşım benden on yaş büyük. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına hem biz büyük özen gösteriyoruz hem de hastane personeli anne-baba adı, doğum tarihi ve sonu 85 ile biten hasta yatış numaramızı birebir teyit ederek muhtemel bir karışıklığı kesin olarak önlüyor." ifadelerini kullandı. Adaşından 10 yaş büyük Kolon kanseri tedavisi gören hasta İbrahim Akyıldız (72), hemoglobinde düşme ve halsizlik gibi şikayetlerle başvurduğu hastanede beklemediği bir teşhis aldığını belirterek, "Kendi neslimiz kansere alışık olmasına rağmen hiç beklemediğim bir kolon kanseri teşhisi aldım. Kolonoskopi neticesinde tespit edilen tümör, Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından ameliyatla alındı ve patoloji sonuçları doğrultusunda kemoterapiye başlandı. Şu anki sağlığım gayet yerinde. Kanser tedavilerinde erken teşhis hayati önem taşıyor ve özellikle 50 yaş üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Daha önce hiç düşünmediğim bu taramayı önceden yaptırmış olsaydım hekimlerin karar süreci çok daha kolaylaşacaktı. Sağlığımı borçlu olduğum tüm sağlık ekibine minnettarım. Ayrıca ameliyat, tedavi ve hekim gibi birçok ortak noktamız bulunan benden daha genç adaşımla hastanede ilk kez tanışmaktan mutluluk duydum." diye ekledi. Kimlik bilgileri kontrol ediliyor Acıbadem Kent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Özveren, aynı isim ve soy isme sahip, her ikisi de kolon kanseri olan hastaların bu durumunun ilginç olduğuna dikkat çekerek, "Böyle durumlarda çoklu basamaklı hasta kontrolü büyük önem taşıyor. Kliniğe ilk gelişten itibaren tüm takip süreçlerinde kimlik bilgilerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Hastalarımızın tedavilerine yeni başladık, süreç başarılı bir şekilde ilerliyor ve ameliyatlarını olan her iki hastamıza da şu anda koruyucu tedavi veriyoruz. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına tedavileri aynı günlere denk getirmemeye özen gösterirken, her basamakta sadece isim ve soy isimlerini değil, hastane protokol numarasını da soruyor ve tedavi protokollerini detaylıca karşılaştırıyoruz. Hastalarımızın isim, soy isim ve tanıları aynı olmasına rağmen hastalık evreleri, risk faktörleri, yaş grupları ve hastalığa sebep olan etiyolojiler gibi birçok unsur farklılaşabiliyor. İsim benzerliği ve ortak tanıları dışında aslında pek çok farklılıkları bulunuyor" sözlerini kullandı. Görülme sıklığı 50 yaşın altına indi Acıbadem Kent Hastanesi Kolorektal Cerrahı Prof. Dr. Cem Terzi, ad ve soyadları aynı olan iki hastanın aynı gün, aynı hastanede ve aynı ameliyathanede iki ayrı cerrah tarafından ameliyat edilmesinin nadir bir durum olduğuna ifade ederek, "Ameliyatları çok başarılı geçen 60 ve 70 yaşlarındaki iki hastamızın şu an koruyucu kemoterapi sürecinde fiziksel durumları gayet iyi. Eskiden genellikle 60 yaş üstünde görülen bu hastalık günümüzde erken yaşlara kayarak 50 yaşın altına kadar inmiş durumda. Dünyada ve Türkiye’de cinsiyet ayrımı gözetmeksizin en sık görülen üçüncü, ölümlere en çok yol açan ikinci kanser türü olan bu rahatsızlığın cerrahi ve kemoterapi yöntemleriyle tedavisi mümkün. Pek çok hastada tam kür sağlanabilmesine rağmen asıl önemli unsur tarama programları, erken tanı ve koruyucu yaklaşımdır. 50 yaşın üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor ve bu işlemle tespit edilerek alınan polipler sayesinde kolon kanseri gelişimi tamamen engellenebiliyor." diye söyledi. Erken teşhisin önemi Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Cezmi Karaca, hastalardan 62 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın doktoru olduğunu belirterek, "Aynı ismi taşıyan iki hastayı aynı gün, aynı ameliyathanede ve kolonun başlangıç bölgesi tanısıyla ameliyat ettik. Hastaların yatış sürecinde fark edilmeyen bu isim benzerliğini sonradan öğrendik ve şu an her iki hastanın da sağlık durumu son derece iyi. Mart ayı dünya genelinde kolorektal kanser farkındalık ayı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bu hastalığın görülme yaşı giderek düşüyor, bu nedenle kadın veya erkek fark etmeksizin herkesin 45-50 yaş civarında mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Erken teşhis sağlandığı takdirde tam kür elde edilerek problem ortadan kalkıyor. Aynı dönemlerde teşhis alarak ameliyat edilen her iki hastamız da şu an koruyucu kemoterapi görüyor ve ilerleyen süreçte rutin kontrollerine devam edecekler." sözlerini kullandı.
İZBETON davasında 5. duruşma
26 Mart 2026 Perşembe - 09:11 İZBETON davasında 5. duruşma İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’deki "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması bugün görülecek. Ana dosyada tutuklu sanık bulunmazken, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu başka bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da soruşturma başlatıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturma kapsamında 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. 45 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan iddianamede, çeşitli kentsel dönüşüm projelerinde kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etap projeleri dosyada yer aldı. İddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ suçtan zarar görenler olarak dosyaya eklendi. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Başka dosyadan tutuklulukları sürüyor İZBETON davasının yargılama sürecinde gerçekleşen dört duruşma sonucunda tüm sanıklar tahliye edildi. Ancak ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki "zimmet" iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 26 Aralık’ta düzenlenen operasyonun ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler tutuklandı. Bu kapsamda eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları cezaevine gönderildi. Soyer, Kaya ve Aslanoğlu’nun bu farklı dosya kapsamındaki tutukluluk halleri devam ediyor.
Yanan sahada geleceğe nefes: Aliağa’da yeni orman için ilk fidanlar dikildi
25 Mart 2026 Çarşamba - 17:53 Yanan sahada geleceğe nefes: Aliağa’da yeni orman için ilk fidanlar dikildi İzmir’in Aliağa ilçesinde 26 Haziran 2025 tarihinde büyük bir yıkıma yol açan orman yangınından etkilenen bölgede binlerce fidan toprakla buluşturuldu. Dünya Ormancılık Günü ve Haftası etkinlikleri kapsamında Aliağa’da geçtiğimiz yıl büyük bir çevre felaketine sahne olan alanda fidan dikim töreni yapıldı. Törende konuşan Aliağa İlçe Orman İşletme Şefi Mustafa Aydınlı, 2025 yılının yangınlarla mücadele açısından kritik bir yıl olduğunu vurguladı. Aydınlı, fidan dikim alanı olarak neden bu bölgeyi seçtiklerini ise şu sözlerle aktardı: "Ülkemizde bugün Dünya Ormancılık Günü ve Haftası olarak kutlanmaktadır. Ülkemizin dört bir köşesinde coşkuyla kutlanmakta olan bu günde orman ve ağaç sevgisini hep birlikte pekiştireceğiz. Ayrıca özellikle belirtmek isterim ki 2025 yılı başta İzmir olmak üzere ülkemizin birçok ayrı noktasında ormanlarla, orman yangınları ile ve afetlerle mücadele edilmesi açısından çok önemliydi. Bu afetlerle birlikte maalesef birçok da can kaybımız oldu. Hektarlarca orman ağacı da yanarak kül oldu. Yangınların çıkış sebebi genelde ihmal veya bunun gibi sebeplerden olduğu için o da bizi çok üzdü. Bizlere düşen doğayı, ormanları korumak, ateş yakmamak ve çıkacak yangınlarda tedbirli olmak, bu yangınları söndürmek. Bir de özellikle belirtmek isterim ki bugün tören yaptığımız bu nokta, geçen sene 26 Haziran’da burada küçücük bir ihmalden; vatandaş öngöremedi bir temizlik ateşi yaktı. Buradan başlayan yangın yaklaşık 15 dakikada rüzgarın da etkisiyle karşı tepeye ilerledi ve bu ormanlık alanı ve Bozköy Mahallesi’ni tehdit etti. Hatta bir tane ev, onlarca küçükbaş hayvan telef oldu. Evinde hasta yatağında yatan, çıkamayan, yürüyemeyen vatandaş da o yangında evinden çıkmak zorunda kaldı. Çok büyük bir afet yaşandı. O yüzden bugünün anlam ve önemine binaen bu noktayı seçtik. Bugün için anlamlı bir nokta olsun, bir farkındalık olsun istedik. Ben hepinize katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum" dedi. "Bu bilinci evlatlarımıza vermek zorundayız" Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney ise, yangınların önlenmesinde toplumsal bilincin ve dikkatin hayati önem taşıdığını ifade etti. Kaymakam Güney, "Ormancılık Haftası dolayısıyla bu sahada fidan dikimini gerçekleştireceğiz. Her sene ilçemizin değişik yerlerinde fidan dikiyoruz. Bu sene de burada özellikle geçen sene yangın çıkan alanda fidan dikmeyi uygun gördük. Biraz önce orman işletme şefimizin de söylediği gibi yanan ormanlar ciğerimizi yaktı. Ülkemizde özellikle İzmir bölgesinde çok orman yangını çıktı, ilçemizde de ciddi manada yangınlar çıktı. Önemli olan bu yangınların çıkmasını engellemek, önlemek. Bu da alacağımız önlemlerle, dikkat edeceğimiz ufak tefek ayrıntılarla önlenebilir. Bu bilinci bütün evlatlarımıza vermek zorundayız. Burada ben evlatlarımızın yüzündeki ışıltıyı görüyorum. Daha iyi bir gelecek için sloganlarında belirttikleri gibi ’Biz diktik doğa büyütecek’ inşallah. Hepsinin gözleri pırıl pırıl, dört gözle fidan dikmeyi bekliyorlar. Hep beraber daha önce yanan alanlara fidan dikip çevremizi, doğamızı güzelleştireceğiz. Ben tekrardan hepinize teşekkür ediyorum, yangınsız bir sezon diliyorum. Dikkat edersek inşallah bu yangınları azaltırız" dedi. Protokol konuşmalarının ardından öğrenciler ve katılımcılar, uzman ekiplerin gözetiminde fidanları toprakla buluşturarak can sularını verdi. Fidan dikim törenine Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can, İlçe Jandarma Komutanı Yusuf Can Gökgöz, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdoğan Akyüz, İlçe Orman İşletme Şefi Mustafa Aydınlı, İlçe Orman İşletme Şefliği personeli, öğretmenler ve çok sayıda öğrenci katıldı.
İZFURNEX 2026-İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:21 İZFURNEX 2026-İzmir Mobilya Fuarı kapılarını açtı İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, EFR Fuarcılık tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen İZFURNEX 2026-İzmir Mobilya Fuarı törenle kapılarını açtı. Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, "İnancımız odur ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha güçlü bir yer alacaktır. Bunun yoluysa yenilikçi düşünceden ve tasarımı üretimin kalbine koymaktan geçmektedir" dedi. İZFURNEX 2026-İzmir Mobilya Fuarı, 25-29 Mart tarihleri arasında, Fuar İzmir B Hol’de sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuarda, 12 ilden, 127 firma ve markaları yer alırken üreticiler yeni koleksiyonlarını ve ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Bu yıl ilk kez kurgulanan özel konseptle ise ziyaretçilerin fuar alanındaki tüm stantlarla etkileşim kurabileceği bütüncül bir deneyim hedefleniyor. Fuarın, yeni iş birlikleri ve ihracat bağlantıları açısından önemli fırsatlar oluşturması amaçlanıyor. Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, Buca’da mobilya atölyelerindeki yangından etkilenenlere geçmiş olsun dileğinde bulundu. Yıldır, fuarın, ticari fonksiyonunun yanı sıra fikirlerin, tasarımların ve vizyonların buluştuğu bir platform olduğunu belirterek, "Bu buluşma, üreticilerimiz için yeni iş birliklerinin, yeni pazarların kapısını açacaktır. Bugün dünya pazarlarında rekabet her zamankinden daha güçlü. Artık sadece üretmek yeterli değil. Markalaşma, tasarım ve yenilikçi bakış açısı, sektörümüzün geleceğini belirleyen önemli unsurlar haline gelmiştir. Mobilyada değer, artık yalnızca üründe değil tasarım, estetik ve marka gücündedir" diye konuştu. "Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanır" İzmir mobilya sektörünün sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla küresel pazarlarda çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandıklarını belirten Dr. Zafer Levent Yıldır, "Bunun yolu yenilikçi düşünceden, yeni trendleri yakından takip etmekten ve tasarımı üretimin merkezine koymaktan geçmektedir. Kentimizde mobilya sektörü köklü bir deneyime sahiptir. Bu deneyimin temeli ise 1861 yılında Mithat Paşa Meslek Lisesi’nin kuruluşuna kadar uzanan üretim geleneğine dayanmaktadır. Söz konusu birikim, bugün özellikle Karabağlar’da yoğunlaşarak sektörün güçlü yapısını oluşturmuştur" dedi. "İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevi" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sektöre katkılarından da bahseden Yıldır, "Hedefimiz, Meslek Fabrikası ile birlikte aynı zamanda Karabağlar Belediyesi ile kurduğumuz bir iş birliği çerçevesinde, eğitimli ve nitelikli iş gücünü bu sektöre kazandırmak olmuştur. Bu konuda olukça fazla da yol aldığımızı söylemek isterim. Sektörümüz yalnızca üretimde değil; tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de gücünü göstermektedir. Avrupa, Orta Doğu ve dünya pazarlarında İzmir mobilyasının değerini daha yukarılara çıkarmak hepimizin görevidir. Bu fuarın, sektörümüze yeni bir vizyon kazandıracağına, firmalara yeni kapılar açacağına, İzmir’i mobilya sektöründe daha güçlü bir merkez haline getireceğine yürekten inanıyorum" şeklinde konuştu. "Karabağlar mobilyanın kalbi" Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Karabağlar’ın mobilya sektörüyle özdeşleşmiş bir ilçe olduğunu vurgulayarak, "Karabağlar mobilyanın kalbi, mobilya Karabağlar’ın kalbi. Sektördeki her emek kentin gelişimine katkı sağlıyor. Değişim ve dönüşümü birlikte gerçekleştirerek sağlıklı büyümek zorundayız. Mobilya sektörümüz ve yerel yönetimlerle birlikte gelişeceğiz. Çünkü biliyoruz ki mobilya sektörü gelişirse Karabağlar gelişir" dedi. İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz ise fuarların sektör açısından önemine dikkat çekerek, "Mobilya sektörü, üretim gücü, tasarım kabiliyeti ve ihracat potansiyeliyle ülkemiz ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Küresel ölçekte güçlü bir konuma sahibiz. Bugün geldiğimiz noktada, Türkiye mobilya sektörü, üretim işletmeleri ve istihdam kapasitesiyle dikkat çekiyor. Mobilya üretiminde önemli merkezlerden biri olan İzmir, bu başarıda önemli bir yere sahip. Tasarım, yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve markalaşma sektörümüzün geleceğini şekillendiren başlıklar. Bu alanlarda atılacak adımlar hem rekabet gücümüzü artıracak hem de ihracat hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlayacak" derken fuar teşvikleri ile de üyelerine önemli katkılar sağladıklarını söyledi. "Sektöre yeni bir soluk kazandıracak" İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç da fuarın sektöre yeni fırsatlar sunacağını belirterek, "Dünya pazarlarında rekabetin arttığı bu dönemde markalaşma ve tasarım, sektörün geleceğini belirliyor. Biz inanıyoruz ki İzmir mobilya sektörü, sahip olduğu üretim kabiliyeti ve girişimci ruhuyla global pazarlarda çok daha iyi bir yer alacaktır. İzmir olarak hedefimiz sektörümüzün gücünü sadece üretimde değil, tasarım, markalaşma ve uluslararası rekabette de göstermektir" dedi. EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal ise fuarın küçük esnaf için de önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, İzmir Mobilyacılar Odası ile yapılan iş birliği kapsamında küçük ölçekli üreticilerin de fuara katılımı sağlanarak sektörde kapsayıcı bir buluşma ortamı oluşturulduğunu söyledi. Protokol üyeleri daha kurdele kesimi sonrası açılan fuar alanında stantları ziyaret ederek, sektör temsilcilerinden ürünler ve çalışmaları hakkında bilgi aldı. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Üyesi Suha Kahraman, İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Nuray Eyigele İşleyen, İZTO Meclis Başkan Yardımcısı Nevzat Artkıy, EBSO Meclis Başkan Yardımcısı Işın Yılmaz, İzmir Mobilyacılar Odası Başkanı Zafer Koç, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, EFR Fuarcılık Genel Müdürü Muhammed Baykal, oda ve dernek yöneticileri ile sektör temsilcileri katıldı.
Aliağalı özel sporcular Türkiye finallerinde
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:31 Aliağalı özel sporcular Türkiye finallerinde Okul Sporları Özel Sporcular Atletizm İl ve Özel Sporcular Para Masa Tenisi yarışmaları, 11 Mart 2026 tarihinde İzmir Atatürk Stadyumunda, düzenlendi. Aliağa Belediyesi ve Aliağa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde eğitim gören Özel Sporcular, Down Sendrom, Mental, Otizm kategorilerinde üstün başarı gösterdi ve gerekli dereceleri geçen sporcular Samsun ve Konya’da yapılacak olan Türkiye Şampiyonasına katılmaya hak kazandı. Aliağa Belediyesi ve Aliağa Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünde eğitim gören özel sporculardan atletizmde; Ahmet Emin Aksu, 100 metrede il birincisi, gülle atmada ise 5.99 metre derecesi ile Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı. Yekbun Can, 100 metrede 14.95 ve 200 metrede 31.54 dereceleriyle Türkiye finaline kalmayı başardı. Muhammed Yusuf Apak, 800 metrede 3.14 ve 200 metrede il ikincisi olarak Türkiye finaline katılma hakkı elde etti. Gökçe Yavaş, 200 metrede il dördüncüsü olurken 800 metrede 3.54 derecesiyle Türkiye finaline katılmaya hak kazandı. Emirhan Özkan, 100 metrede il birincisi ve 200 metrede il ikincisi olarak başarılı bir performans sergiledi. Mehmet Duyan, gülle atmada ve 100 metrede il birinciliği elde etti. Yunus Yağız Özkurt, 100 metrede il birincisi olurken 200 metrede il ikincisi olarak Türkiye finaline yükseldi. Eyşan Usul ise 200 metrede il üçüncüsü oldu. Para masa tenisinde ise Eren Yüzbaşıoğlu, İzmir il birincisi olarak Türkiye finaline katılmaya hak kazandı.