Yerel Haberler
İzmir
15 Mayıs 2026 Cuma - 14:27 Özgür Özel, İzmir’de Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışına katıldı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Bayraklı Belediyesi Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışı ve yeni araç filosu tanıtım törenine katıldı. Özel, "Ferdi çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiydi. Onun spora olan merakı ve gençlerin sporla buluşmasına olan düşkünlüğünden esinlenerek yıllardır terk edilmiş bu alan harika bir spor kompleksine dönüştürülmüş" dedi. Bayraklı Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışı ile yeni araç filosunun tanıtım töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hastalık atlatmasına rağmen İzmir’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, kentteki belediye hizmetlerini övdü. Özel, kısa sürede hayata geçirilen 26 hizmetin açılışını ve 24 yeni projenin temelini attıklarını belirterek, partisinin yerel yönetimlerdeki başarılarının hazmedilemediğini savundu. Mecliste çıkan kanunla ilgili daha önce uyarılarda bulunduklarını söyleyen Özel, "Bu bir iyi niyetli yasama faaliyeti değil, bu bir çekememezlik halini ifade ediyor demiştik. İzmir’deki Meslek Fabrikası’nın ve geçmişinde vakıf izi olan üç yapının iktidar eliyle el konulması sürecini yaşıyoruz. Meslek Fabrikası Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kamuya tahsis edilmiş, daha sonra tapusundaki vakıf şerhi İzmir Belediyesi tarafından önemli bir ücret ödenerek yıllar önce kaldırılmış ve kamu yararına kullanılan tam bir sosyal demokrat belediyecilik projesidir. Bu projenin yapıldığı binayı devletin polisi ile gelip kuşatanlar ve içini boşaltmaya çalışanlar, seçimlerde İzmir’e gelip oy isteyen ancak kazanamayınca İzmir’e karşı kin duyanlardır. Bu konuda gösterdiğiniz hassasiyet, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gerçek yüzünü bütün İzmir’e ve Türkiye’ye göstermiştir" dedi. Galata Kulesi ve Yerebatan sarnıcı örneği Bu tür engellemelerin sadece İzmir ile sınırlı olmadığını söyleyen Özel, İstanbul’daki tarihi mekanlar üzerinden de örnekler vererek, "Yerebatan Sarnıcı içeri girilemeyecek haldeyken inanılmaz bir restorasyon gerçekleştirildi ve ciddi kaynak oluşturan bir hale geldi. Galata Kulesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi için önemli bir gelir merkeziydi. Önce Galata Kulesi’ni belediyenin elinden aldılar. Yerebatan Sarnıcı cazibe merkezi haline gelip turist çekince, geçmişinde vakıf izi olan her yere el koymak için kanun çıkardılar. Çalışan, güzelleştiren, imkan oluşturanlar Cumhuriyet Halk Partililer. Bu başarıyı kıskananlar ise buralara engel olmaya çalışıyor. Şu anda Meslek Fabrikası kuşatılmış durumda ve İzmirlilere hizmet veremiyor" şeklinde konuştu. "Belediyelerin hizmetleri engellenmeye çalışılıyor" Seçimlerde İzmir halkının değişim ve gençleşme talebini gördüklerini ifade eden Özel, kentteki genç ve kadın belediye başkanı sayısının arttığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir’de şu anda 14 genç ve kadın belediye başkanımız var. Arı gibi çalışıyorlar ve bunun karşılığını milletten alırken hükümetten zulüm görüyorlar. Bu şehre husumet duyup hizmetlerini engelliyorsunuz. Ben partimde birçok kademede görev aldım, bir kişi taş üstüne taş koyacak olsa partisine bakmadan destekçisi oldum. Ancak iktidar partisinde görev alanlar, güçlerini bu şehrin aleyhine kullanıyor. Bayraklı Belediye Başkanımız İrfan Önal, 25 aydır çalışıyor. 33 bin ton asfalt serdi, 35 bin metrekare kilit taşı döşedi, 6 bin metre kaldırım çalışması tamamladı. Yeni kent lokantaları, bahar evleri ve 13 yeni park açtı. Sosyal yardımları 3 bin 500 haneye çıkardı. Kadın danışma merkezimiz 2 bin 800 kadının hizmetinde. Bunlar bizim için çok kıymetli." Öz kaynaklarla hizmet dönemi Belediyelerin kendi öz kaynaklarıyla hizmet ürettiğini vurgulayan Özel, "Pırıl pırıl 38 yeni hizmet aracı var. AK Partililer olsa ihaleler açar, araç filolarını başka şehirlerden getirirdi. Kamuya tasarruf sağlamak için 38 yeni araç alınmış. Belediye bu hizmetleri öz kaynakları ile yapacağı için hem istihdam oluşturmuş oluyor hem de parayı ihaleyle birilerine vermek yerine kendi bünyesinde kullanıyor" dedi. Spor kompleksine vefa vurgusu Açılışı yapılan tesise adı verilen rahmetli Ferdi Zeyrek ile ilgili de konuşan Özel, bu adımın büyük bir vefa örneği olduğunu belirterek, "Ferdi çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiydi. Onun spora olan merakı ve gençlerin sporla buluşmasına olan düşkünlüğünden esinlenerek yıllardır terk edilmiş bu alan harika bir spor kompleksine dönüştürülmüş. 40 bin metrekarelik bu alan için bin 500 metrekarelik futbol sahası, 450 metrekarelik basketbol ve voleybol sahası ile 24 bin metrekare yeşil alan için Belediye Başkanımız İrfan Önal’a yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hedef bin kreş Yerel yönetimlerde sosyal projelere öncelik verdiklerini anlatan Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi, 5 yılda bin kreş hedefi koydu. An itibarıyla iki yıl bir ayda Türkiye’de 802’nci kreşimizi açmış durumdayız. Ayrıca 5 yılda 100 öğrenci yurdu hedefimiz vardı, şu an 78 öğrenci yurdumuz yapıldı. Kent lokantası sayısı 172’ye, halk mandırası sayısı 173’e ulaştı. Bütün belediyelerimizin yaptıkları sosyal yardımlar önceki döneme göre 4,6 katına çıkarak adeta 5 kat arttı" dedi. Erken seçim çağrısı Konuşmasının sonunda iktidara erken seçim çağrısını yineleyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz asla hiçbir saldırıya, hiçbir zulme teslim olmayız. Bugün ülke çarpık bir zihniyetin işgali altındadır. Sandığı ortadan kaldırmak için yenemediği rakiplerini ortadan kaldırmanın, demokrasiden nasibini almamış bir anlayışın zulmü altındadır. Emeklileri 20 bin liraya mahkum edenlerin, asgari ücreti açlık sınırı altında tutanların işgali altındadır. Buraya kim geldiyse sandıkla, milletin verdiği görevle geldi. Kendine güvenen varsa, koysun sandığı önümüze çıksın karşımıza. Yedi seçim bölgesinin yedisinde de son seçimde birinci olan parti, şimdi sandıktan kaçıyor. Buradan Erdoğan’a açıkça şunu söylüyorum; bu kadar haksızlık yaptınız. Gelin bu milletin önüne haziranın sonunda veya eylülün başında erken seçim sandığını koyun. Millet size mi inanıyor, bize mi inanıyor görün. Millete güveniyorsanız çıkın karşımıza. Patron ne sensin ne benim, patron millettir ve milletin dediği olacak." Bayraklı’nın İzmir’in göz bebeği olduğunu ve ilçedeki hizmetleri büyük bir özen ve dayanışmayla gerçekleştirdiklerini vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Geçen yıl hepimizi çok üzen bir kaza sonrasında zamansız kaybettiğimiz değerli Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’in adını anarak ve ona duyduğumuz saygıyı ifade ederek açılışlarımıza başlıyoruz. Bayraklı Belediyemiz, yaklaşık 40 bin metrekarelik bir alanı yeniden düzenleyerek dört mahallenin ortak kullanım alanı niteliği taşıyan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’ni kente kazandırdı. FIFA standartlarında futbol sahası, basketbol ve voleybol sahaları, tenis kortu, yürüyüş ve koşu parkuruyla aktif bir spor alanı olan bu tesis, dikilen yüzlerce ağaçla şehrin ortasında bir vaha oluşturdu. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yaklaşırken Atamızın mirasına yakışır bir eseri tamamlayan belediyemiz, şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ın adını taşıyan parkı da yeniledi. Bayraklı Belediyesinin tamamen kendi öz kaynaklarıyla hizmete aldığı 38 yeni araç teknik kapasiteyi artırırken, Büyükşehir Belediyesi olarak Yamanlar Mahallesi’nde Türkiye’nin en ucuz kent lokantasını açtık ve ilçede tarihin en kapsamlı asfalt serimi çalışmalarını başlattık. Uluslararası yarışların yapılacağı bir atletizm pisti projesini bitirmek üzereyiz; ayrıca seçim sözümüz olan belediye önündeki yolun yer altına alınarak halkın denizle buluşturulması projesini de mutlaka hayata geçireceğiz" dedi. Uzun yıllar atıl durumda kalan 41 bin metrekarelik alanın toplumun her kesiminin nefes alacağı yaşayan bir merkeze dönüştüğünü vurgulayan Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal ise, "Kente yüreğini koyan kıymetli yol arkadaşımız Ferdi başkanın adını taşıyan bu tesisi açarken aslında yalnızca bir spor kompleksini açmıyor, bir umudu büyütüyoruz. Halı sahası, basketbol sahası, çok amaçlı kortları, çocuk parkı ve yeşil alanıyla dört mahallemizin kesişim noktasında yer alan bu tesis kentimize yeni bir soluk getirecek. Burada gençlerimiz şiddet yerine sporu, bağımlılık yerine sağlığı, umutsuzluk yerine hedef koymayı, yalnızlaşmak yerine takım olmayı ve dayanışmayı öğrenecek" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 12:16 Kasapoğlu: "Ana gündemimiz her daim ’erişilebilirlik’ olmalıdır" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Fırsat eşitliğinden ve engelsiz bir gelecekten bahsediyorsak, şüphesiz ki ilk cümlemiz ve ana gündemimiz her daim ’Erişilebilirlik’ olmalıdır. Erişilebilirlik derken; sadece bir binanın girişine rampa yapmaktan, sadece kaldırımlara hissedilebilir yüzey döşemekten bahsetmiyoruz. Biz, engelli bireylerin eğitim, istihdam, spor ve sosyal hayata tam ve bağımsız katılım hakkından bahsediyoruz" dedi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Meclis’te düzenlenen "Eğitimde ve Sosyal Hayatta Fırsat Eşitliği: Engelsiz Bir Gelecek" panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda Kasapoğlu, engellilik meselesinin 86 milyonun ortak konusu olduğunu vurguladı. Panelin açılışında konuşan Komisyon Başkanı Kasapoğlu, fırsat eşitliği ve engelsiz bir gelecek hedefine ulaşmanın temel şartının erişilebilirlik olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Fırsat eşitliğinden ve engelsiz bir gelecekten bahsediyorsak, şüphesiz ki ilk cümlemiz ve ana gündemimiz her daim ’Erişilebilirlik’ olmalıdır. Erişilebilirlik derken; sadece bir binanın girişine rampa yapmaktan, sadece kaldırımlara hissedilebilir yüzey döşemekten bahsetmiyoruz. Biz, engelli bireylerin eğitim, istihdam, spor ve sosyal hayata tam ve bağımsız katılım hakkından bahsediyoruz. Engelsiz gelecek dediğimiz husus ise; fırsat eşitliğinin en doğal hak olarak sunulduğu bir gelecektir" Kasapoğlu konuşmasında, engellilik konusunun her daim, 86 milyon olarak duyarlı olmamızı gerektiren, her daim güçlü bir bilinci ortaya koymamız gereken bir konu olduğunun altını çizdi. Ayrıca sadece bir kurumun, bir sivil toplum kuruluşunun veya bir meclis çalışmasının değil, herkesin bu konuda topyekun sorumluluk taşıdığına vurgu yaptı. TBMM Araştırma Komisyonu’nun faaliyetlerine ilişkin somut veriler de paylaşan Kasapoğlu, komisyon çalışmalarını Meclis’in dört duvarı arasına sıkıştırılmış bir "rapor yazma" faaliyeti olarak görmediklerini ifade etti. İlk günden itibaren "Bu komisyon, 86 milyonun komisyonudur" mottosuyla yola çıktıklarını vurgulayan Kasapoğlu, "Masa başında, hayatın gerçekliğinden kopuk, sahanın tozunu yutmadan yazılacak hiçbir raporun kalıcı bir çözüm üretemeyeceğini çok iyi biliyoruz. Merkezden yerele doğru değil, yerelden merkeze doğru bir çalışma süreci işletiyoruz. Yerelin yönlendirmesiyle çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Trabzon’dan Kahramanmaraş’a, İzmir’den Diyarbakır’a, İstanbul’dan Erzurum’a kadar Türkiye’nin dört bir yanında bölgesel istişare toplantıları düzenledik. Sadece resmi kurumları değil; 250’yi aşkın sivil toplum kuruluşuyla doğrudan masaya oturduk, engelli bireylerimizi, ailelerimizi ve uzmanları dinledik" dedi. "Engelliliği anayasal bir hak zeminine AK Parti iktidarları oturttu" AK Parti iktidarları olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde engellilik alanında son 25 yılda adeta sessiz bir devrim gerçekleştirildiğinin altını çizen Kasapoğlu, "Engelliliği bir lütuf veya yardım nesnesi olmaktan çıkarıp, anayasal bir hak zeminine oturttuk. Eğitimden istihdama, evde bakım hizmetlerinden sosyal desteklere kadar atılan devasa adımlarla engelli vatandaşlarımızı sosyal hayatın merkezine taşıdık. Ancak biliyoruz ki, çağ değiştikçe ihtiyaçlar da değişmektedir ve bizler çıtayı daima en güzele, en mükemmele taşımakla mükellefiz" ifadelerini kullandı. Elde edilen 1000’i aşkın bilgi ve belgelerin ve toplantı tutanaklarının, şu an 25 kişilik uzman bir ekip tarafından titizlikle incelendiğini belirten Kasapoğlu, sadece tespitlerden ibaret olmayan, somut, eyleme dönüştürülebilir ve bir yol haritası niteliği taşıyan kapsamlı rapor için de çalışmaların devam ettiğini belirtti. Sürecin başından bu yana devletin kurumlarıyla omuz omuza yürüdüklerine dikkat çeken Kasapoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın komisyonun en güçlü destekçisi olduğunu vurguladı. Kasapoğlu, "Veri paylaşımında ve sahada karşılaşılan sorunlara müdahale noktasında sürekli ve verimli bir mesai içinde olduğumuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a ve kıymetli ekibine yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kasapoğlu konuşmasını, "10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın, kapsayıcı Türkiye hedefimizi güçlendirmesini diliyor; engelli bireylerimize ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kıymetli ailelerine saygı ve sevgilerimi sunuyorum" sözleriyle tamamladı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:32 Geç kalınmış vakada yüzleri güldüren müdahale Aydın’da geçirdiği düşme sonrası yalnızca gözünde oluşan hematoma müdahale edilen 75 yaşındaki Erika Özbalcı Shröpel, aylar sonra artan çift görme şikayetiyle yeniden hastaneye başvurdu. Gözündeki çift görmenin sebebinin blow-out kırığı olduğu tespit edilen Erika Özbalcı Shröpel, Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu tarafından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu. Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki Erika Özbalcı Shröpel, beyin damarında oluşan bir pıhtı nedeniyle bayılma sorunu yaşamaya başladı. İlk baygınlığını ocak ayında geçiren ve bu nedenle düşüp göz bölgesine darbe alan Erika Özbalcı Shröpel, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan ilk müdahale sonrası, ‘çift görme’ şikayeti olduğunda yeniden hastaneye başvurması söylendi. Yaşadıklarının üzerine 3 ay sonra çift görme şikayeti yaşadığını aktaran Erika Özbalcı Shröpel, tedavi için 10 yıldır geldiği Medicana International İzmir Hastanesi’ne başvurdu. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu’na muayene olan Erika Özbalcı Shröpel’de yapılan ilk incelemede göz tabanının maksiller sinüs içine çöktüğü ve gözün geriye doğru yer değiştirdiği belirlendi. Bunun üzerine Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu tarafından gerçekleştirilen operasyonla Erika Özbalcı Shröpel’in hasarlı göz bölgesine titanyum "mesh plak" yerleştirildi. Gecikmiş olmasına rağmen başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın görmesi düzelirken Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, göz tabanı kırıklarında erken müdahalenin kritik rol oynadığını ancak geç kalınmış vakalarda dahi etkili sonuçlar alınabildiğini vurguladı. Bu halde araba kullanamazdım Başından geçenleri anlatan Erika Özbalcı Shröpel, "75 yaşındayım ve Kuşadası’nda yaşıyorum. Beyne giden damarda pıhtı sorunu olduğu için bazen baygınlık geçiriyorum; ocak ayında yine böyle bir anda evde lavabonun üzerine çok kötü düşmüşüm. Komşum hemen ambulans çağırmış ama düşme anını hiç hatırlamıyorum. Aydın’da ilk müdahaleyi yapıp hematomu boşalttılar, "çift görmeye başlarsan gel, ameliyat edelim" dediler. O zaman çok istememiştim. On yıldır beni takip eden Medicana International İzmir Hastanesi’nin Kardiyoloji Doktoru Abdi Bey sayesinde Özlem Hanım ile tanıştım. İlk düştüğümde ağrım vardı ama asıl çift görme şikayetim son iki haftadır iyice artmıştı. Bu halde araba kullanmam mümkün değildi, kaza yapmaktan çok korkuyordum. Beynimdeki pıhtı için de ilaç tedavisine başladılar; korkudan arabamı satmayı bile düşünüyorum. Ancak ameliyattan sonra görmem düzeldi, en önemlisi de buydu. Şimdi doktor hanımın dediği gibi masajlarımı yapıyorum, kendimi çok daha iyi hissediyorum" diye konuştu. Ameliyat endikasyonu olmasına rağmen müdahale edilmemiş Erika Özbalcı Shröpel’in sağlığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, "Normalde göz taban kırıklarında defekt alanı yarım santimetre karenin üzerinde olduğu zaman ameliyat endikasyonu vardır. Sonuç olarak çift görme gelişmesi çok normal, çünkü göz tabanı olduğu gibi maksiller sinüsün içine çökmüştü ve göz geriye doğru kaymıştı. Ameliyatla o bölgeye girdiğimizde sinirlerin ve tüm dokuların göz tabanına yapışmış olduğunu gördük. Onları yukarı kaldırdık ve göz tabanına titanyumdan yapılan, "mesh plak" denilen ömür boyu kalıcı bir destek yerleştirdik" dedi. Erika Özbalcı Shröpel’in rahatsızlığının blow-out kırığı olarak adlandırıldığını dile getiren Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, "Gözün üzerine gelen darbenin basıncı çevreye dağıtarak en zayıf yer olan tabanı ve iç bölgeyi kırmasıyla oluşur. Burada temel mesajımız şu: Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyi olur, ameliyat süresi kısalır ve başarı şansı yükselir; ancak üzerinden zaman geçmiş olsa bile bu hastaların tedavisi mümkündür" açıklamasını yaptı.
2 polisi şehit eden saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş
12 Eylül 2025 Cuma - 11:02 2 polisi şehit eden saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş İzmir’in Balçova ilçesinde 2 polisin şehit olduğu, 2’si polis 3 kişinin yaralandığı Balçova Polis Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili aralarında saldırganın anne ve babasının da bulunduğu 10 şüpheli adliyeye sevk edildi. Öte yandan sorgulanmaları süren 16 yaşındaki saldırganın, okulların açıldığı günü özellikle seçtiği, saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu ortaya çıktı.8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokak’ta bulunan Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ, Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, 2 Cumhuriyet Başsavcı vekili ve 2 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın annesi, babası, 2 arkadaşıyla birlikte irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen 27 şüpheli, Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, 10 Eylül Çarşamba günü adliyeye sevk edilmişti. 16 şüphelinin tamamının saldırganın akran yakınları olduğu, yapılan sorguda ise saldırıyla ilgili E.B. tarafından kendilerine bilgi verilip verilmediğinin sorulduğu öğrenildi. Şüphelilerin tamamının savcılık sorgusu sonrası serbest kaldığı öğrenildi. Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, aralarında saldırganın babası N.B., annesi A.B.’nin de bulunduğu 10 şüpheli emniyetteki işlemleri ardından bugün adliyeye sevk edildi.İzlediği videolardan cesaret almışİzmir’de saldırıyı gerçekleştiren E.B. adlı şüphelinin cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği ve ideoloji ile saldırı videoları izlediği, ayrıca silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi. İncelemeler sonucu, E.B.’nin izlediği videolardan hareketle saldırıyı planladığı ve internetteki el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde "torpil" bulunan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce bu patlayıcıları kullandığı belirlendi. E.B.’nin sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da TESPİT EDİLİRKEN, şu ana kadar saldırının bir terör örgütünden alınan talimatla gerçekleştirildiğine ilişkin bulguya rastlanmadı.Saldırı gününü özel seçmiş, ’16 yaşımı göremeyeceğim’ demiş16 yaşındaki saldırganın, akran zorbalığına uğradığı için okulların açıldığı günü özellikle saldırı için seçtiği, ve arkadaşlarına "Ben 16 yaşımı göremeyeceğim" dediği öğrenildi. Ayrıca E.B.’nin saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, son olarak da sokağın da bulunan polis merkezini hedef seçtiğini söylediği ifadeleri arasında yer aldı. E.B.’nin terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu, herhangi fiziksel bir bağlantısının olmadığı öğrenildi.Şüphelinin babası N.B.’nin uzun yıllardır av merakı bulunduğu, ruhsatlı iki tüfeğinin olduğu ve oğlunu küçük yaşlardan beri ava götürerek silah kullanmayı ona öğrettiği tespit edildi. Lise öğrencisi olan E.B.’nin yaklaşık bir yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara başvuru yapılmadığı kaydedildi.Saldırganın hastanedeki tedavisi sürerken, 2 yaşındaki kız kardeşi ise devlet tarafından koruma altına alındı.
2 polisi şehit eden 16’lık saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş
12 Eylül 2025 Cuma - 10:36 2 polisi şehit eden 16’lık saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş İzmir’in Balçova ilçesinde 2 polisin şehit olduğu, 2’si polis 3 kişinin yaralandığı Balçova Polis Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili aralarında saldırganın anne ve babasının da bulunduğu 10 şüpheli adliyeye sevk edildi. Öte yandan sorgulanmaları süren 16 yaşındaki saldırganın, okulların açıldığı günü özellikle seçtiği, saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu ortaya çıktı. 8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokak’ta bulunan Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ, Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, 2 Cumhuriyet Başsavcı vekili ve 2 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın annesi, babası, 2 arkadaşıyla birlikte irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen 27 şüpheli, Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, 10 Eylül Çarşamba günü adliyeye sevk edilmişti. 16 şüphelinin tamamının saldırganın akran yakınları olduğu, yapılan sorguda ise saldırıyla ilgili E.B. tarafından kendilerine bilgi verilip verilmediğinin sorulduğu öğrenildi. Şüphelilerin tamamının savcılık sorgusu sonrası serbest kaldığı öğrenildi. Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B.’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, aralarında saldırganın babası N.B., annesi A.B.’nin de bulunduğu 10 şüpheli emniyetteki işlemleri ardından bugün adliyeye sevk edildi. İzlediği videolardan cesaret almış İzmir’de saldırıyı gerçekleştiren E.B. adlı şüphelinin cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği ve ideoloji ile saldırı videoları izlediği, ayrıca silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi. İncelemeler sonucu, E.B.’nin izlediği videolardan hareketle saldırıyı planladığı ve internetteki el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde "torpil" bulunan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce bu patlayıcıları kullandığı belirlendi. E.B.’nin sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da tespit edilirken, şu ana kadar saldırının bir terör örgütünden alınan talimatla gerçekleştirildiğine ilişkin bulguya rastlanmadı. Saldırı gününü özel seçmiş, ’16 yaşımı göremeyeceğim’ demiş 16 yaşındaki saldırganın, akran zorbalığına uğradığı için okulların açıldığı günü özellikle saldırı için seçtiği, ve arkadaşlarına "Ben 16 yaşımı göremeyeceğim" dediği öğrenildi. Ayrıca E.B.’nin saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, son olarak da sokağın da bulunan polis merkezini hedef seçtiğini söylediği ifadeleri arasında yer aldı. E.B.’nin terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu, herhangi fiziksel bir bağlantısının olmadığı öğrenildi. Şüphelinin babası N.B.’nin uzun yıllardır av merakı bulunduğu, ruhsatlı iki tüfeğinin olduğu ve oğlunu küçük yaşlardan beri ava götürerek silah kullanmayı ona öğrettiği tespit edildi. Lise öğrencisi olan E.B.’nin yaklaşık bir yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara başvuru yapılmadığı kaydedildi. Saldırganın hastanedeki tedavisi sürerken, 2 yaşındaki kız kardeşi ise devlet tarafından koruma altına alındı.
2 polisi şehit eden saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş
12 Eylül 2025 Cuma - 10:31 2 polisi şehit eden saldırgan, okulların açıldığı günü özellikle seçmiş İzmir’in Balçova ilçesinde 2 polisin şehit olduğu, 2’si polis 3 kişinin yaralandığı Balçova Polis Merkezi’ne düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili aralarında saldırganın anne ve babasının da bulunduğu 10 şüpheli adliyeye sevk edildi. Öte yandan sorgulanmaları süren 16 yaşındaki saldırganın, okulların açıldığı günü özellikle seçtiği, saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu ortaya çıktı. 8 Eylül Pazartesi günü sabah saat 08.30 sıralarında gerçekleşen olayda, Balçova ilçesi Çetin Emeç Mahallesi Fethi Bey Sokak’ta bulunan Salih İşgören Polis Merkezine 16 yaşındaki E.B. tarafından pompalı tüfekle ateş açıldı. Nöbet kulübesi yakınında bulunan polis memuru Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ’ın vücuduna saçmalar isabet ederken, saldırgan kaçmaya başladı. Silah sesini duyan ve polis merkezinin üstünde bulunan lojmanda kaldığı öğrenilen 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir, silahını alarak aşağı indi. Kısa sürede aynı sokakta polis ekiplerince kıstırılan saldırganla polis arasında çıkan çatışmada, Muhsin Aydemir ve sivil bir vatandaş yaralandı. Saldırgan da polis ekiplerince bacaklarından vurularak etkisiz hale getirildi ve gözaltına alındı. Olay yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi yönlendirilirken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir ve Polis Memuru Hasan Akın’ın şehit olduğu belirlendi. Saldırıda yaralanan Polis Memuru Ömer Amilağ, Murat Dağlı ile sokaktaki bir vatandaş, sağlık ekiplerince ambulansla hastaneye kaldırıldı. Yaralıların hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılırken, 2 Cumhuriyet Başsavcı vekili ve 2 Cumhuriyet savcısı görevlendirildi. Saldırganın annesi, babası, 2 arkadaşıyla birlikte irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilen 27 şüpheli, Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli, 10 Eylül Çarşamba günü adliyeye sevk edilmişti. 16 şüphelinin tamamının saldırganın akran yakınları olduğu, yapılan sorguda ise saldırıyla ilgili E.B. tarafından kendilerine bilgi verilip verilmediğinin sorulduğu öğrenildi. Şüphelilerin tamamının savcılık sorgusu sonrası serbest kaldığı öğrenildi. Saldırının ardından yaralı olarak gözaltına alınan E.B’nin hastanedeki tedavisi devam ederken, olaya ilişkin İzmir’in yanı sıra İstanbul, Ankara, Şanlıurfa ve Kocaeli’de gözaltına alınan şüphelilerden 1’inin İran, 4’ünün Suriye uyruklu olduğu, aralarında saldırganın babası N.B., annesi A.B.’nin de bulunduğu 10 şüpheli emniyetteki işlemleri ardından bugün adliyeye sevk edildi. İzlediği videolardan cesaret almış İzmir’de saldırıyı gerçekleştiren E.B. adlı şüphelinin cep telefonu ve bilgisayarında yapılan incelemede, sosyal medyada çeşitli terör örgütleriyle bağlantılı hesapları takip ettiği ve ideoloji ile saldırı videoları izlediği, ayrıca silahlı terör örgütü DEAŞ’ın ideolojisini benimsediği tespit edildi. İncelemeler sonucu, E.B.’nin izlediği videolardan hareketle saldırıyı planladığı ve internetteki el yapımı patlayıcı hazırlama videolarını izleyerek içinde "torpil" bulunan patlayıcılar yaptığı, yakalanmadan kısa süre önce bu patlayıcıları kullandığı belirlendi. E.B.’nin sosyal medya hesabından saldırıyı gerçekleştireceğine dair paylaşımda bulunduğu da TESPİT EDİLİRKEN, şu ana kadar saldırının bir terör örgütünden alınan talimatla gerçekleştirildiğine ilişkin bulguya rastlanmadı. Saldırı gününü özel seçmiş, ’16 yaşımı göremeyeceğim’ demiş 16 yaşındaki saldırganın, akran zorbalığına uğradığı için okulların açıldığı günü özellikle saldırı için seçtiği, ve arkadaşlarına "Ben 16 yaşımı göremeyeceğim" dediği öğrenildi. Ayrıca E.B.’nin saldırı öncesi gece kulüpleri ve kalabalık bölgelerde keşifler yaptığı, son olarak da sokağın da bulunan polis merkezini hedef seçtiğini söylediği ifadeleri arasında yer aldı. E.B.’nin terör örgütü DEAŞ’ın videolarını izleyerek sempati duyduğu, herhangi fiziksel bir bağlantısının olmadığı öğrenildi. Şüphelinin babası N.B.’nin uzun yıllardır av merakı bulunduğu, ruhsatlı iki tüfeğinin olduğu ve oğlunu küçük yaşlardan beri ava götürerek silah kullanmayı ona öğrettiği tespit edildi. Lise öğrencisi olan E.B.’nin yaklaşık bir yıldır içine kapanarak sapkın düşüncelere yöneldiği, ailesi ve çevresinin bu durumu fark ettiği ancak yetkili makamlara başvuru yapılmadığı kaydedildi. Saldırganın hastanedeki tedavisi sürerken, 2 yaşındaki kız kardeşi ise devlet tarafından koruma altına alındı.
Aliağa Belediyesi Şakran kanalizasyonu için yetki istedi
12 Eylül 2025 Cuma - 09:06 Aliağa Belediyesi Şakran kanalizasyonu için yetki istedi Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Aliağa’nın turistik ve sayfiye bölgesi Yeni Şakran’ın uzun yıllardır yapımı beklenen ve gündemde olan kanalizasyon sorununun çözümü için İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZSU Genel Müdürlüğü’ne resmi yazı göndererek yetki devri talebinde bulundu. Eylül ayı Belediye Meclisinde Aliağa belediye Başkanı Serkan Acar’ın Şakran kanalizasyonu hakkında "İzmir Büyükşehir Belediyesi yetki versin, Aliağa Belediyesi olarak ben bu projeyi yaparım" sözlerinin ardından İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay da "2,5 milyarlık yatırımı ’ben yaparım’ diyorsa onay veririm. Buyursun yapsın" demişti. Aliağa Belediyesi bunun üzerine 11 Eylül’de İzmir Büyükşehir Belediyesine yazı yazarak yetki devri için onay istedi. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar imzalı olarak İzmir Büyükşehir belediye Başkanlığına yazılan yazıda, "İlçemiz Yenişakran Mahallesi sınırlan içerisinde kanalizasyon altyapısı bulunmamakta olup söz konusu hizmetin sunulması 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7’inci maddesi uyarınca, Belediyeniz ve bağlı kuruluşunuz İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünün görev ve sorumluluk alanında bulunmaktadır." ifadelerine yer verildi. Yazıda, "Şakran’da artan nüfus ve yerleşim yoğunluğuna bağlı olarak, çevre ve halk sağlığının korunması, vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi açısından söz konusu altyapının ivedilikle tamamlanması gerekmektedir." denildi. Aliağa Belediyesinin Şakran Kanalizasyon projesi için yetki talep eden yazısında şu görüşlere yer verildi: "Her ne kadar bu hizmet Belediyeniz ve bağlı Kuruluşunuzun görev ve sorumluluk alanında kalmakta ise de, söz konusu ihtiyacın ivedilikle karşılanabilmesi amacıyla, kanalizasyon altyapı yapım işinin 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 75’inci maddesi kapsamında Belediyemizce yerine getirilebileceği değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, 5393 sayılı Belediye Kanununun 75’inci maddesi, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ilgili hükümleri kapsamında talebimizin değerlendirilmesi, uygun bulunması halinde yetkili organların kararına bağlı olarak protokol düzenlenmesi, ayrıca yapım işine konu bölgede daha önce başlamış altyapı çalışmalarının mevcut durumunun netleştirilerek varsa ihale süreçlerinin sonuçlandırılması, bu suretle altyapı yapım işinin bütün olarak üstlenilmeye ve ihale edilmeye elverişli olacak şekilde Belediyemize devrine ilişkin gerekli çalışmaların yapılması hususlarında gereğini arz ederim."
İzmir’de tır garajında yangın çıktı
11 Eylül 2025 Perşembe - 17:01 İzmir’de tır garajında yangın çıktı İzmir’in Bornova ilçesindeki tır garajında çıkan yangında, bir tır ile boş dorse tamamen yandı. Araç içerisinde emanet olarak bulunan 32 bin TL nakit para da küle döndü. Saat 14.00 sıralarında Bornova ilçesinde, Işıkkent’te bulunan bir tır garajında yangın çıktı. Henüz belirlenemeyen bir nedenle başlayan yangın, park halindeki bir dorseye, ardından yanında bulunan tıra sıçradı. Yangıda patlamalar yaşanırken durumu gören vatandaşlar, bölgede bulunan araçları güvenli alanlara çekti. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede müdahale eden itfaiye ekipleri yangını kontrol altına alarak söndürdü. Soğutma çalışmalarının ardından yapılan hasar tespitinde, tırın içerisinde bulunan 32 bin TL ve 180 euro emanet paranın yandığı belirlendi. Yangında can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, yanan dorse ve tırda büyük çapta maddi hasar oluştu. "Şaka sandım" Aracımı park edip iş bakmaya gittiğini ifade eden tır sahibi Ahmet Kızılkan (57), "Yangının ne durumda çıktığını bilmiyoruz. Arkadaşlar telefon etti. Aracın yandığını duyunca önce şaka sandım. Geldim ve aracımın yandığını gördüm. Aracım işte bu vaziyette, gözümün önünde bir servet yanıyor. Hiçbir şey yapamadım, insan donup kalıyor gerçekten. Evet, içinde paralarım vardı, onlar da yanmış. Paraları bir arkadaş emanet vermişti. Ben de başka birine emanet verecektim. O yüzden paraları arabanın içine koymuştum. Emanet paralar da yandı. Yapacak bir şey yok, canımız sağ olsun. Zarar komple araba zaten. Şu anda araç tamamen yanmış durumda. Bu arabalar 2 milyon TL gibi bir maddi zarara denk geliyor" dedi. Yangın esnasında kahvede çay içtiğini kaydeden nakliyeci Kemal Yayla (59), "Bekçi beni aradı, ‘Arabalarınız yanıyor’ dedi. Benim arabam şuradaydı. Hemen yanındaki araba da benim köylümün. Biz koşarak geldik. Geldiğimizde burası zaten alev içindeydi. Bu araba tutuşmuş. Biz burada iki arabayı zor kurtardık. Alevlerin içinden çıkardık arabaları. Şurada bir araba biraz yandı, gösterebilirim. Benim kendi arabam da üçüncü arabaydı. Arabaları buradan zor çıkardık, gerçekten zor kurtardık. Şu konteynerde patlama oldu. Yan taraftaki 13 numaralı konteynerde ne varsa, oradan kaynaklandı patlama. Son durumu görüyorsunuz. Arkadaşlar uğraşıyorlar. İtfaiye, polis hepsi burada. Son durum ne olacak, Allah bilir" diye ekledi. Yangının çıktığı tır garajında oto tamircisi olarak çalışan Halil Tuncer (52) ise yangından dolayı çok yoğun bir duman olduğunu belirterek sadece araçlarda maddi hasar meydana geldiğini söyledi.
Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre
11 Eylül 2025 Perşembe - 15:33 Kireçlenmeye ameliyatsız çözüm: Kök hücre İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Kemal Kayaokay, kireçlenme ve eklem kıkırdağı hasarlarında kök hücre tedavisinin, cerrahiye alternatif etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Kayaokay, "Vücuttan alınan kök hücreleri özel işlemlerle hazırlayıp problemli ekleme enjekte ediyoruz. Böylece doğal bir iyileşme sürecini başlatıyor ve daha etkili olmasını sağlıyoruz" dedi. Yaşam süresinin artması ve insanların hayata daha aktif katılması ile Toplumda diz ve eklem rahatsızlıklarının giderek arttığını vurgulayan Doç. Dr. Kayaokay, özellikle Kondromalazi (kıkırdakta aşınma), kireçlenme (osteoartrit), menisküs yırtıkları ve kıkırdak hasarlarında kök hücre tedavisinin başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Kayaokay, "Kök hücre, vücudun kendi kendini onarma potansiyelinden faydalanarak hasarlı dokunun yeniden yapılandırılmasına yardımcı oluyor. Bu yöntem, cerrahi dışı çözüm arayan hastalar için önemli bir seçenek sunuyor" dedi. Ağrıyı azaltıyor, hareket kabiliyetini artırıyor Son yıllarda yapılan Yurtiçi ve yurtdışı klinik çalışmaların, kök hücre tedavisinin ağrı kontrolünde ve hareket kabiliyetini artırmada etkili olduğunu gösterdiğini ifade eden Kayaokay, "Özellikle başlangıç ve orta düzeydeki vakalarda kıkırdak yenilenmesini destekliyor, eklemdeki iltihabı azaltıyor ve hastaların yaşam kalitesini yükseltiyor" diye konuştu. Her hastaya uygun değil Her tedavinin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Kayaokay, "İleri düzey kireçlenmelerde veya ciddi yapısal bozukluklarda kök hücre yeterli olmayabilir. Genç yaşta spor yapan bir hastadaki kıkırdak lezyonu ile ileri yaşlardaki hastalardaki kıkırdak lezyonlarının hastaya göre değerlendilmesi gerekir.Bu nedenle hastayı detaylı şekilde değerlendirip en doğru tedavi planını kişiye özel hazırlıyoruz" dedi. Erken tanı hayati Geçmeyen diz, kalça veya ayak bileği ağrısı olanları uyaran Kayaokay, sözlerini şöyle tamamladı: "Yürürken zorlanıyor , günlük hareketleriniz kısıtlanıyorsa ya da spor yaparken ağrılarınız artıyor ise vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurun. Kıkırdak hasarları menisküs lezyonları gibi birçok eklem hastalığını ilerlemeden Kök hücre tedavisiyle kontrol altına almak mümkün. Erken tanı, kalıcı hasarı önlemenin anahtarıdır."
Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı
11 Eylül 2025 Perşembe - 14:50 Arkas’tan İzmir’e altıncı sanat durağı: Arkas Sanat Göztepe açıldı Arkas Holding, Göztepe’de yer alan Sadrazam Kamil Paşa tarafından 19. yüzyılda yaptırılan ve köşkün son sakinleri Ayşe ve Seniha Mayda ile özdeşleşen tarihi yapı, titiz bir restorasyon süreciyle yeniden işlevlendirilerek "Arkas Sanat Göztepe" adıyla sanatseverlerle buluştu. Arkas Holding’in kültür-sanat alanındaki sürdürülebilir yatırımları, İzmir’in tarihi yapılarında hayata geçirilen sanat merkezleriyle devam ediyor. Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti olan Ayşe Mayda’nın İzmir’deki aile köşkü olan ve geç Osmanlı - erken Cumhuriyet dönemi mimarisini yansıtan tescilli yapı, özgün mimari nitelikleri korunarak kapsamlı bir restorasyon süreciyle Arkas Sanat Göztepe olarak açıldı. Köşk, Arkas Holding’in restorasyonunu üstlenerek sanat merkezine dönüştürdüğü dördüncü tarihi yapı oldu. Bu merkezle birlikte, Arkas Sanat bünyesinde faaliyet gösteren altıncı sanat merkezi sanatseverlerle buluştu. Arkas Sanat Göztepe, daimi Türk Ressamları sergisi, öğrenme programları ve kamuya açık etkinlikleriyle İzmir’in kültür haritasına yeni bir katkı sağlıyor. Lucien Arkas: "Gençlerin sanat algısını değiştirmeye çalışıyorum" Açılışta konuşan Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, "Sanat merkezlerimizin ziyaretçilerinin yüzde 45’i gençlerden oluşuyor. Bu merkezlerde tohum ekiyoruz. Ben inanıyorum ki gençlerin ruhlarına yerleşen bu sanat sevgisi tohumları gelecekte onların kültür dünyasını, bakış açılarını geliştirecek. Ben algıyı değiştirmeye çalışıyorum. Bir sanat değeri, anlayışı olması için çalışıyorum. Sanatın ayrı bir değeri var. Çocuklara, gençlere, o sanatı gösterirseniz onu sevebilirler. Görmedikleri bir şeyi sevemezler. Genç ziyaretçilerin yüzde 10’u sanatı sevse, bu bile çok önemli" şeklinde konuştu. Arkas’ın sanat politikası Sanat konusundaki politikalarını aktaran Lucien Arkas, "Arkas Koleksiyonu’nda sahip olduğumuz eserleri Avrupalılar gördüğü zaman şaşırıyor, büyük değerler büyük emek ve yatırırım gerektiriyor ama benim, Arkas’ın misyonu bu. Sahip olduğumuz değerleri paylaşmaktan, özellikle gençlere ulaştırmaktan dolayı çok mutluyum. Ben paylaşmayı seviyorum ve önümüzdeki dönemde de bu tutkumu sürdürmeyi planlıyorum" diye konuştu. "Sanat paylaştıkça değer kazanır" Sanatın paylaştıkça değer kazandığına dikkat çeken Arkas, sanat eserlerini uygun yapılarda sergilemenin önemine de değindi. Arkas, "Ben sanatı, tarihi, mimarisi güzel olan eski yapıları severim. Dört duvar beton yaparsınız ama bina, içinde sergilediğiniz eserlerin ruhunu yansıtmaz. Bir taşı bile ruhuyla göstermek gerekir. Eski köşkler eserlerin ruhunu çok iyi yansıtıyor. 1800’lerde inşa edilmiş Alsancak’ta bulunan Arkas Sanat Merkezi, Bornova Deniz Tarihi Müzesi de aynı döneme ait. Yine Bornova’da bulunan Arkas Mattheys Köşkü biraz daha eski, 1700’lerde inşa edilmiş. Bunun yanında Arkas Sanat Urla gibi yeni yapılarda da sergilediğimiz eserlerin ruhunu yaşatabilmeyi amaçlıyoruz. Urla’daki müzemiz ödüllü, bir benzerini aynı hassasiyetle Alaçatı’da hayata geçirdik. Tüm bu binaları sanat merkezleri olarak İzmir’e kazandırmaktan dolayı çok mutluyum" dedi. "Sanatı keşfetmek isteyenler için ilham veren bir durak" Arkas Kültür & Sanat Direktörü Müjde Unustası ise, mekanda yer alacak süresiz koleksiyon sergisiyle Türk resmine önemli bir kapı aralandığına dikkat çekti. Arkas Koleksiyonu’nun zenginliğinin altını çizen Unustası, serginin Türk resim sanatının geçmişten günümüze uzanan yolculuğuna dair bütüncül bir bakış sunduğunu belirterek, "Ayşe & Seniha Mayda Köşkü, İzmir’in sosyal, kültürel ve tarihi dokusuna işlemiş bir hafıza mekanı. Geç Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e ve modernleşme sürecine uzanan geniş bir dönemi kapsayan sergi, yalnızca eserlerle değil, bu mekanla da çok katmanlı bir diyalog kuruyor. Tıpkı Türk resim sanatının dönüşümü gibi; bu köşk de zaman içinde farklı kimlikler kazanmış, değişimlere tanıklık etmiş bir yapı. Bu sergi, umuyoruz ki sanatı keşfetmek isteyen herkese ilham verecek bir durak olur" diye konuştu. Sanatın üretildiği bir yaşam alanı Yalnızca daimi sergi alanı değil, çocuk ve yetişkin atölye alanları, mağaza, bahçe alanlarıyla yaşayan bir yapı olarak kurgulanan Arkas Sanat Göztepe, sanatın yalnızca izlendiği değil üretildiği bir mekân anlayışıyla tasarlandı. Restorasyon süreci, yapının mimari mirasını koruyarak çağdaş sergi standartlarını sağlayacak biçimde, mimar Seda Özen tarafından gerçekleştirildi. Giriş binası, etkinlik alanları ve yeni peyzaj düzenlemesiyle birlikte merkez, çok işlevli bir kültürel alan kimliği kazandı.