Yerel Haberler
İzmir
15 Mayıs 2026 Cuma - 14:27 Özgür Özel, İzmir’de Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışına katıldı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’de Bayraklı Belediyesi Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışı ve yeni araç filosu tanıtım törenine katıldı. Özel, "Ferdi çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiydi. Onun spora olan merakı ve gençlerin sporla buluşmasına olan düşkünlüğünden esinlenerek yıllardır terk edilmiş bu alan harika bir spor kompleksine dönüştürülmüş" dedi. Bayraklı Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’nin açılışı ile yeni araç filosunun tanıtım töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, hastalık atlatmasına rağmen İzmir’de bulunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, kentteki belediye hizmetlerini övdü. Özel, kısa sürede hayata geçirilen 26 hizmetin açılışını ve 24 yeni projenin temelini attıklarını belirterek, partisinin yerel yönetimlerdeki başarılarının hazmedilemediğini savundu. Mecliste çıkan kanunla ilgili daha önce uyarılarda bulunduklarını söyleyen Özel, "Bu bir iyi niyetli yasama faaliyeti değil, bu bir çekememezlik halini ifade ediyor demiştik. İzmir’deki Meslek Fabrikası’nın ve geçmişinde vakıf izi olan üç yapının iktidar eliyle el konulması sürecini yaşıyoruz. Meslek Fabrikası Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından kamuya tahsis edilmiş, daha sonra tapusundaki vakıf şerhi İzmir Belediyesi tarafından önemli bir ücret ödenerek yıllar önce kaldırılmış ve kamu yararına kullanılan tam bir sosyal demokrat belediyecilik projesidir. Bu projenin yapıldığı binayı devletin polisi ile gelip kuşatanlar ve içini boşaltmaya çalışanlar, seçimlerde İzmir’e gelip oy isteyen ancak kazanamayınca İzmir’e karşı kin duyanlardır. Bu konuda gösterdiğiniz hassasiyet, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin gerçek yüzünü bütün İzmir’e ve Türkiye’ye göstermiştir" dedi. Galata Kulesi ve Yerebatan sarnıcı örneği Bu tür engellemelerin sadece İzmir ile sınırlı olmadığını söyleyen Özel, İstanbul’daki tarihi mekanlar üzerinden de örnekler vererek, "Yerebatan Sarnıcı içeri girilemeyecek haldeyken inanılmaz bir restorasyon gerçekleştirildi ve ciddi kaynak oluşturan bir hale geldi. Galata Kulesi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi için önemli bir gelir merkeziydi. Önce Galata Kulesi’ni belediyenin elinden aldılar. Yerebatan Sarnıcı cazibe merkezi haline gelip turist çekince, geçmişinde vakıf izi olan her yere el koymak için kanun çıkardılar. Çalışan, güzelleştiren, imkan oluşturanlar Cumhuriyet Halk Partililer. Bu başarıyı kıskananlar ise buralara engel olmaya çalışıyor. Şu anda Meslek Fabrikası kuşatılmış durumda ve İzmirlilere hizmet veremiyor" şeklinde konuştu. "Belediyelerin hizmetleri engellenmeye çalışılıyor" Seçimlerde İzmir halkının değişim ve gençleşme talebini gördüklerini ifade eden Özel, kentteki genç ve kadın belediye başkanı sayısının arttığına dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü: "İzmir’de şu anda 14 genç ve kadın belediye başkanımız var. Arı gibi çalışıyorlar ve bunun karşılığını milletten alırken hükümetten zulüm görüyorlar. Bu şehre husumet duyup hizmetlerini engelliyorsunuz. Ben partimde birçok kademede görev aldım, bir kişi taş üstüne taş koyacak olsa partisine bakmadan destekçisi oldum. Ancak iktidar partisinde görev alanlar, güçlerini bu şehrin aleyhine kullanıyor. Bayraklı Belediye Başkanımız İrfan Önal, 25 aydır çalışıyor. 33 bin ton asfalt serdi, 35 bin metrekare kilit taşı döşedi, 6 bin metre kaldırım çalışması tamamladı. Yeni kent lokantaları, bahar evleri ve 13 yeni park açtı. Sosyal yardımları 3 bin 500 haneye çıkardı. Kadın danışma merkezimiz 2 bin 800 kadının hizmetinde. Bunlar bizim için çok kıymetli." Öz kaynaklarla hizmet dönemi Belediyelerin kendi öz kaynaklarıyla hizmet ürettiğini vurgulayan Özel, "Pırıl pırıl 38 yeni hizmet aracı var. AK Partililer olsa ihaleler açar, araç filolarını başka şehirlerden getirirdi. Kamuya tasarruf sağlamak için 38 yeni araç alınmış. Belediye bu hizmetleri öz kaynakları ile yapacağı için hem istihdam oluşturmuş oluyor hem de parayı ihaleyle birilerine vermek yerine kendi bünyesinde kullanıyor" dedi. Spor kompleksine vefa vurgusu Açılışı yapılan tesise adı verilen rahmetli Ferdi Zeyrek ile ilgili de konuşan Özel, bu adımın büyük bir vefa örneği olduğunu belirterek, "Ferdi çok iyi bir Cumhuriyet Halk Partili siyasetçiydi. Onun spora olan merakı ve gençlerin sporla buluşmasına olan düşkünlüğünden esinlenerek yıllardır terk edilmiş bu alan harika bir spor kompleksine dönüştürülmüş. 40 bin metrekarelik bu alan için bin 500 metrekarelik futbol sahası, 450 metrekarelik basketbol ve voleybol sahası ile 24 bin metrekare yeşil alan için Belediye Başkanımız İrfan Önal’a yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Hedef bin kreş Yerel yönetimlerde sosyal projelere öncelik verdiklerini anlatan Özel, "Cumhuriyet Halk Partisi, 5 yılda bin kreş hedefi koydu. An itibarıyla iki yıl bir ayda Türkiye’de 802’nci kreşimizi açmış durumdayız. Ayrıca 5 yılda 100 öğrenci yurdu hedefimiz vardı, şu an 78 öğrenci yurdumuz yapıldı. Kent lokantası sayısı 172’ye, halk mandırası sayısı 173’e ulaştı. Bütün belediyelerimizin yaptıkları sosyal yardımlar önceki döneme göre 4,6 katına çıkarak adeta 5 kat arttı" dedi. Erken seçim çağrısı Konuşmasının sonunda iktidara erken seçim çağrısını yineleyen Özel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz asla hiçbir saldırıya, hiçbir zulme teslim olmayız. Bugün ülke çarpık bir zihniyetin işgali altındadır. Sandığı ortadan kaldırmak için yenemediği rakiplerini ortadan kaldırmanın, demokrasiden nasibini almamış bir anlayışın zulmü altındadır. Emeklileri 20 bin liraya mahkum edenlerin, asgari ücreti açlık sınırı altında tutanların işgali altındadır. Buraya kim geldiyse sandıkla, milletin verdiği görevle geldi. Kendine güvenen varsa, koysun sandığı önümüze çıksın karşımıza. Yedi seçim bölgesinin yedisinde de son seçimde birinci olan parti, şimdi sandıktan kaçıyor. Buradan Erdoğan’a açıkça şunu söylüyorum; bu kadar haksızlık yaptınız. Gelin bu milletin önüne haziranın sonunda veya eylülün başında erken seçim sandığını koyun. Millet size mi inanıyor, bize mi inanıyor görün. Millete güveniyorsanız çıkın karşımıza. Patron ne sensin ne benim, patron millettir ve milletin dediği olacak." Bayraklı’nın İzmir’in göz bebeği olduğunu ve ilçedeki hizmetleri büyük bir özen ve dayanışmayla gerçekleştirdiklerini vurgulayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Geçen yıl hepimizi çok üzen bir kaza sonrasında zamansız kaybettiğimiz değerli Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek’in adını anarak ve ona duyduğumuz saygıyı ifade ederek açılışlarımıza başlıyoruz. Bayraklı Belediyemiz, yaklaşık 40 bin metrekarelik bir alanı yeniden düzenleyerek dört mahallenin ortak kullanım alanı niteliği taşıyan Ferdi Zeyrek Spor Kompleksi’ni kente kazandırdı. FIFA standartlarında futbol sahası, basketbol ve voleybol sahaları, tenis kortu, yürüyüş ve koşu parkuruyla aktif bir spor alanı olan bu tesis, dikilen yüzlerce ağaçla şehrin ortasında bir vaha oluşturdu. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı yaklaşırken Atamızın mirasına yakışır bir eseri tamamlayan belediyemiz, şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ın adını taşıyan parkı da yeniledi. Bayraklı Belediyesinin tamamen kendi öz kaynaklarıyla hizmete aldığı 38 yeni araç teknik kapasiteyi artırırken, Büyükşehir Belediyesi olarak Yamanlar Mahallesi’nde Türkiye’nin en ucuz kent lokantasını açtık ve ilçede tarihin en kapsamlı asfalt serimi çalışmalarını başlattık. Uluslararası yarışların yapılacağı bir atletizm pisti projesini bitirmek üzereyiz; ayrıca seçim sözümüz olan belediye önündeki yolun yer altına alınarak halkın denizle buluşturulması projesini de mutlaka hayata geçireceğiz" dedi. Uzun yıllar atıl durumda kalan 41 bin metrekarelik alanın toplumun her kesiminin nefes alacağı yaşayan bir merkeze dönüştüğünü vurgulayan Bayraklı Belediye Başkanı İrfan Önal ise, "Kente yüreğini koyan kıymetli yol arkadaşımız Ferdi başkanın adını taşıyan bu tesisi açarken aslında yalnızca bir spor kompleksini açmıyor, bir umudu büyütüyoruz. Halı sahası, basketbol sahası, çok amaçlı kortları, çocuk parkı ve yeşil alanıyla dört mahallemizin kesişim noktasında yer alan bu tesis kentimize yeni bir soluk getirecek. Burada gençlerimiz şiddet yerine sporu, bağımlılık yerine sağlığı, umutsuzluk yerine hedef koymayı, yalnızlaşmak yerine takım olmayı ve dayanışmayı öğrenecek" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 12:16 Kasapoğlu: "Ana gündemimiz her daim ’erişilebilirlik’ olmalıdır" TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, "Fırsat eşitliğinden ve engelsiz bir gelecekten bahsediyorsak, şüphesiz ki ilk cümlemiz ve ana gündemimiz her daim ’Erişilebilirlik’ olmalıdır. Erişilebilirlik derken; sadece bir binanın girişine rampa yapmaktan, sadece kaldırımlara hissedilebilir yüzey döşemekten bahsetmiyoruz. Biz, engelli bireylerin eğitim, istihdam, spor ve sosyal hayata tam ve bağımsız katılım hakkından bahsediyoruz" dedi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Meclis’te düzenlenen "Eğitimde ve Sosyal Hayatta Fırsat Eşitliği: Engelsiz Bir Gelecek" panelinde önemli açıklamalarda bulundu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı programda Kasapoğlu, engellilik meselesinin 86 milyonun ortak konusu olduğunu vurguladı. Panelin açılışında konuşan Komisyon Başkanı Kasapoğlu, fırsat eşitliği ve engelsiz bir gelecek hedefine ulaşmanın temel şartının erişilebilirlik olduğunu belirterek şunları kaydetti: "Fırsat eşitliğinden ve engelsiz bir gelecekten bahsediyorsak, şüphesiz ki ilk cümlemiz ve ana gündemimiz her daim ’Erişilebilirlik’ olmalıdır. Erişilebilirlik derken; sadece bir binanın girişine rampa yapmaktan, sadece kaldırımlara hissedilebilir yüzey döşemekten bahsetmiyoruz. Biz, engelli bireylerin eğitim, istihdam, spor ve sosyal hayata tam ve bağımsız katılım hakkından bahsediyoruz. Engelsiz gelecek dediğimiz husus ise; fırsat eşitliğinin en doğal hak olarak sunulduğu bir gelecektir" Kasapoğlu konuşmasında, engellilik konusunun her daim, 86 milyon olarak duyarlı olmamızı gerektiren, her daim güçlü bir bilinci ortaya koymamız gereken bir konu olduğunun altını çizdi. Ayrıca sadece bir kurumun, bir sivil toplum kuruluşunun veya bir meclis çalışmasının değil, herkesin bu konuda topyekun sorumluluk taşıdığına vurgu yaptı. TBMM Araştırma Komisyonu’nun faaliyetlerine ilişkin somut veriler de paylaşan Kasapoğlu, komisyon çalışmalarını Meclis’in dört duvarı arasına sıkıştırılmış bir "rapor yazma" faaliyeti olarak görmediklerini ifade etti. İlk günden itibaren "Bu komisyon, 86 milyonun komisyonudur" mottosuyla yola çıktıklarını vurgulayan Kasapoğlu, "Masa başında, hayatın gerçekliğinden kopuk, sahanın tozunu yutmadan yazılacak hiçbir raporun kalıcı bir çözüm üretemeyeceğini çok iyi biliyoruz. Merkezden yerele doğru değil, yerelden merkeze doğru bir çalışma süreci işletiyoruz. Yerelin yönlendirmesiyle çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz. Trabzon’dan Kahramanmaraş’a, İzmir’den Diyarbakır’a, İstanbul’dan Erzurum’a kadar Türkiye’nin dört bir yanında bölgesel istişare toplantıları düzenledik. Sadece resmi kurumları değil; 250’yi aşkın sivil toplum kuruluşuyla doğrudan masaya oturduk, engelli bireylerimizi, ailelerimizi ve uzmanları dinledik" dedi. "Engelliliği anayasal bir hak zeminine AK Parti iktidarları oturttu" AK Parti iktidarları olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde engellilik alanında son 25 yılda adeta sessiz bir devrim gerçekleştirildiğinin altını çizen Kasapoğlu, "Engelliliği bir lütuf veya yardım nesnesi olmaktan çıkarıp, anayasal bir hak zeminine oturttuk. Eğitimden istihdama, evde bakım hizmetlerinden sosyal desteklere kadar atılan devasa adımlarla engelli vatandaşlarımızı sosyal hayatın merkezine taşıdık. Ancak biliyoruz ki, çağ değiştikçe ihtiyaçlar da değişmektedir ve bizler çıtayı daima en güzele, en mükemmele taşımakla mükellefiz" ifadelerini kullandı. Elde edilen 1000’i aşkın bilgi ve belgelerin ve toplantı tutanaklarının, şu an 25 kişilik uzman bir ekip tarafından titizlikle incelendiğini belirten Kasapoğlu, sadece tespitlerden ibaret olmayan, somut, eyleme dönüştürülebilir ve bir yol haritası niteliği taşıyan kapsamlı rapor için de çalışmaların devam ettiğini belirtti. Sürecin başından bu yana devletin kurumlarıyla omuz omuza yürüdüklerine dikkat çeken Kasapoğlu, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın komisyonun en güçlü destekçisi olduğunu vurguladı. Kasapoğlu, "Veri paylaşımında ve sahada karşılaşılan sorunlara müdahale noktasında sürekli ve verimli bir mesai içinde olduğumuz Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Sayın Mahinur Özdemir Göktaş’a ve kıymetli ekibine yürekten teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Kasapoğlu konuşmasını, "10-16 Mayıs Engelliler Haftası’nın, kapsayıcı Türkiye hedefimizi güçlendirmesini diliyor; engelli bireylerimize ve hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan kıymetli ailelerine saygı ve sevgilerimi sunuyorum" sözleriyle tamamladı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 11:32 Geç kalınmış vakada yüzleri güldüren müdahale Aydın’da geçirdiği düşme sonrası yalnızca gözünde oluşan hematoma müdahale edilen 75 yaşındaki Erika Özbalcı Shröpel, aylar sonra artan çift görme şikayetiyle yeniden hastaneye başvurdu. Gözündeki çift görmenin sebebinin blow-out kırığı olduğu tespit edilen Erika Özbalcı Shröpel, Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu tarafından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu. Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yaşayan 75 yaşındaki Erika Özbalcı Shröpel, beyin damarında oluşan bir pıhtı nedeniyle bayılma sorunu yaşamaya başladı. İlk baygınlığını ocak ayında geçiren ve bu nedenle düşüp göz bölgesine darbe alan Erika Özbalcı Shröpel, ambulansla kaldırıldığı hastanede yapılan ilk müdahale sonrası, ‘çift görme’ şikayeti olduğunda yeniden hastaneye başvurması söylendi. Yaşadıklarının üzerine 3 ay sonra çift görme şikayeti yaşadığını aktaran Erika Özbalcı Shröpel, tedavi için 10 yıldır geldiği Medicana International İzmir Hastanesi’ne başvurdu. Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu’na muayene olan Erika Özbalcı Shröpel’de yapılan ilk incelemede göz tabanının maksiller sinüs içine çöktüğü ve gözün geriye doğru yer değiştirdiği belirlendi. Bunun üzerine Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu tarafından gerçekleştirilen operasyonla Erika Özbalcı Shröpel’in hasarlı göz bölgesine titanyum "mesh plak" yerleştirildi. Gecikmiş olmasına rağmen başarılı geçen ameliyatın ardından hastanın görmesi düzelirken Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, göz tabanı kırıklarında erken müdahalenin kritik rol oynadığını ancak geç kalınmış vakalarda dahi etkili sonuçlar alınabildiğini vurguladı. Bu halde araba kullanamazdım Başından geçenleri anlatan Erika Özbalcı Shröpel, "75 yaşındayım ve Kuşadası’nda yaşıyorum. Beyne giden damarda pıhtı sorunu olduğu için bazen baygınlık geçiriyorum; ocak ayında yine böyle bir anda evde lavabonun üzerine çok kötü düşmüşüm. Komşum hemen ambulans çağırmış ama düşme anını hiç hatırlamıyorum. Aydın’da ilk müdahaleyi yapıp hematomu boşalttılar, "çift görmeye başlarsan gel, ameliyat edelim" dediler. O zaman çok istememiştim. On yıldır beni takip eden Medicana International İzmir Hastanesi’nin Kardiyoloji Doktoru Abdi Bey sayesinde Özlem Hanım ile tanıştım. İlk düştüğümde ağrım vardı ama asıl çift görme şikayetim son iki haftadır iyice artmıştı. Bu halde araba kullanmam mümkün değildi, kaza yapmaktan çok korkuyordum. Beynimdeki pıhtı için de ilaç tedavisine başladılar; korkudan arabamı satmayı bile düşünüyorum. Ancak ameliyattan sonra görmem düzeldi, en önemlisi de buydu. Şimdi doktor hanımın dediği gibi masajlarımı yapıyorum, kendimi çok daha iyi hissediyorum" diye konuştu. Ameliyat endikasyonu olmasına rağmen müdahale edilmemiş Erika Özbalcı Shröpel’in sağlığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, "Normalde göz taban kırıklarında defekt alanı yarım santimetre karenin üzerinde olduğu zaman ameliyat endikasyonu vardır. Sonuç olarak çift görme gelişmesi çok normal, çünkü göz tabanı olduğu gibi maksiller sinüsün içine çökmüştü ve göz geriye doğru kaymıştı. Ameliyatla o bölgeye girdiğimizde sinirlerin ve tüm dokuların göz tabanına yapışmış olduğunu gördük. Onları yukarı kaldırdık ve göz tabanına titanyumdan yapılan, "mesh plak" denilen ömür boyu kalıcı bir destek yerleştirdik" dedi. Erika Özbalcı Shröpel’in rahatsızlığının blow-out kırığı olarak adlandırıldığını dile getiren Prof. Dr. Özlem Gündeşlioğlu, "Gözün üzerine gelen darbenin basıncı çevreye dağıtarak en zayıf yer olan tabanı ve iç bölgeyi kırmasıyla oluşur. Burada temel mesajımız şu: Tedavi ne kadar erken yapılırsa sonuç o kadar iyi olur, ameliyat süresi kısalır ve başarı şansı yükselir; ancak üzerinden zaman geçmiş olsa bile bu hastaların tedavisi mümkündür" açıklamasını yaptı.
Bakırçay Ovası’nı kuraklık vurdu
11 Eylül 2025 Perşembe - 13:14 Bakırçay Ovası’nı kuraklık vurdu İzmir’de Bergama Ovası’nı besleyen Bakırçay’ın su seviyesi gözle görülür biçimde düştü. Bazı kesimleri neredeyse tamamen kuruyan Bakırçay’ın özellikle Aşağıkırıklar, Bozköy, Kurfallı ve Yeni Köy çevresinde tarım yapan çiftçiler, DSİ’nin yeterli su salmaması nedeniyle tarlalarındaki ürünlerin kuruduğunu belirterek tepkilerini dile getirdi. Çiftçiler, en büyük kaybı suya en çok ihtiyaç duyan pamuk, mısır ve ayçiçeği tarlalarında yaşadı. Sulama programının aksamasıyla birlikte bazı ekili alanlar tamamen kururken, ayakta kalan ürünlerde de ciddi verim kaybı gözleniyor. "Ürünlerimiz tarlada yandı. Hasat yapacak durumda değiliz" diyen üreticiler, gelir kaybının yanı sıra borçlarını ödeyememe kaygısı taşıyor. Köylüler, sulama sezonunda planlanan suyun zamanında ve yeterli miktarda bırakılmadığını öne sürüyor. DSİ ise su kaynaklarının kısıtlı olduğunu, barajlarda doluluk oranlarının düşüklüğü nedeniyle kısıtlama yapıldığını hatırlatıyor. Uzmanlar, azalan yağışların Ege havzalarında kuraklık riskini artırdığını vurguluyor. Kuzey Ege Havzası Kuraklık Yönetim Planı’nda da "su tüketimi yüksek ürünlerden uzak durulması" çağrısı yapılmıştı. Ancak bölgedeki çiftçiler, geçim kaynaklarını farklı ürünlere kaydırmakta zorlandıklarını dile getiriyor. Ekonomik etkiler zincirleme Tarladaki verim kaybının yalnızca üreticiyi değil, nakliyeden işçiliğe, yem ve gıda sanayine kadar bölgedeki tarıma dayalı yan sektörleri de olumsuz etkilemesi bekleniyor. Küçük aile işletmeleri içinse durum daha da kritik. Çözüm beklentisi Çiftçiler, zararlarının devlet tarafından tespit edilerek destek sağlanmasını ayrıca su yönetiminin şeffaflaştırılması, sulama altyapısının yenilenmesi ve acil destek paketlerinin devreye alınması yönünde çağrı yapıyor. Bakırçay’ın kuruması, yalnızca bir yaz mevsimi sorunu değil; tarımın geleceğini, bölge ekonomisini ve kırsal yaşamı tehdit eden derin bir krizin işareti olarak değerlendiriliyor.
10. Uluslararası Türkiye Treffen Çeşme-Alaçatı’da başladı
11 Eylül 2025 Perşembe - 12:16 10. Uluslararası Türkiye Treffen Çeşme-Alaçatı’da başladı Alaçatı Turizm Derneği, Goldwing European Federation (GWEF), Goldwing Club Türkiye (GWCTR) ve iş birliğiyle düzenlenen 10. Uluslararası Türkiye Treffen, İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme-Alaçatı’da başladı. Bu yıl 10.’su düzenlenen Türkiye Treffen, İzmir’in gözde turizm merkezi Çeşme-Alaçatı’da başladı. 30’dan fazla ülkeden yüzlerce Goldwing sürücüsünü bir araya getiren bu büyük buluşma, Honda Goldwing’in 50. yılına denk gelmesi sebebiyle ayrı bir anlam taşıyor. Dünyanın farklı coğrafyalarından gelen katılımcılar, dostluk ve paylaşım ruhuyla dört gün boyunca Çeşme’nin eşsiz atmosferinde buluşuyor. Program kapsamında; özel sürüş rotaları, tekne turları, kültürel geziler, konserler, ödül törenleri ve ışık gösterileri yer alıyor. 11 Eylül akşamı düzenlenecek "Işık Sürüşü", katılımcıların motosikletleriyle Alaçatı sokaklarını ışıl ışıl bir korteje dönüştürecek. 13 Eylül’deki "Ülkeler Geçişi Sürüşü" ise farklı ülkelerden gelen Goldwing sürücülerini bayraklarıyla görkemli bir şekilde Çeşme Cumhuriyet Meydanında bir araya getirecek. Organizatörler, Treffen’in sadece bir motosiklet buluşması değil; aynı zamanda dostluğun, barışın ve uluslararası dayanışmanın güçlü bir simgesinin olduğunu dile getirdi. Uluslararası Türkiye Treffen, 11-14 Eylül 2025 tarihleri arasında devam edecek ve Pazar günü yapılacak kapanış seremonisi ile sona erecek.
Horlamak, hastalık habercisi olabilir
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:52 Horlamak, hastalık habercisi olabilir Sabahları yorgun kalkmak, gün boyu uyuklamak veya horlamanın aslında göründüğü kadar masum sorunlar olmadığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, bu problemlerin altında yatan ciddi sağlık sorunlarına işaret etti. Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, uykusuzluğun ardında ciddi solunum ve metabolizma hastalıklarının yatabileceğine dikkat çekti. Horlama, uykuda nefes kesilmesi, güç içinde aşırı uyuklama ve sabahları yorgun uyanma gibi şikayetleri olanlar için Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Merda Erdemir Işık, dikkat çeken uyarılarda bulundu. Söz konusu şikayetlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ve bu belirtilerin aslında uyku apnesi başta olmak üzere KOAH ve astım gibi hayati hastalıkların ilk sinyali olabileceğini aktaran Dr. Merda Erdemir Işık, KOAH hastalarının nefes darlığı nedeniyle sık sık uyandığını, astım hastalarının gece artan nefes darlığı yüzünden uyku kalitesinde ciddi düşüş yaşadığını ve de tiroit bozuklukları, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıklarında da gece uykusunu bölen önemli etkenler olduğunu söyledi. Uyku testi hayati önem taşıyor Uyku problemi yaşayanların mutlaka bir uzmana görünmesinde fayda olduğunu aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, şöyle konuştu: "Özellikle tiroit hastalığı olan kişilerde uyku ile ilgili şikâyetler sık görülür. Uyku düzeni ile ilgili şikâyeti olan kişilerin tiroit fonksiyon testlerine bakılması gerekir. Eğer horlama, uykudan boğularak uyanma, gün içi aşırı uykululuk hali, sabah yorgun uyanma gibi sorunlar varsa, yanınızda olan partneriniz uyurken nefesinizin durduğunu söylüyorsa ve obeziteniz varsa uyku apnesi açısından mutlaka uyku testi yapılması gerekir. Bunun dışında uyku problemi olan hastaların gerektiğinde psikiyatri ve endokrinoloji uzmanları tarafından değerlendirilmesi gerekebilir. Gece sık uyanma obstruktif uyku apnesi, KOAH ve astım hastalıklarında sık görülen şikâyetlerdendir. Uyku bozukluğu hipotiroidi, diyabet veya başka bir kronik hastalık belirtisi olabilir. Uyku bozukluğu olan kişilerin bir dahiliye ya da endokrinoloji doktoru muayenesinden geçmesi, rutin hormonal ve biyokimyasal tetkiklerinin görülmesi gerekir." Uykusuzluğunuzu takip edin Uykusuzluğunuzun nedeni hakkında kendinizi iyi gözlemlemeniz gerektiğini ve elde edilen şikayetler sonucunda bir uzmandan destek alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, "Kontrol altında olmayan ileri evre kalp ve böbrek yetmezliği olan kişilerin akciğer ödemi nedeniyle gece düz ya da tek yastıkta yattıklarında nefes darlıkları arttığı için uykusuzluk problemi yaşayabilirler. Gece nefes kesilmesi genellikle astım hastalarında sık görülür. Astım hastalarının gece nefes darlığı şikâyetleri daha yoğun olur. Obstruktif uyku apnesi hastalarında gece boğularak uyanma şikayeti sık görülür. Bunun dışında KOAH, ileri evre kalp yetmezliğinde de gece nefes darlığı şikayetleri görülebilir" ifadelerini kullandı. Söz konusu rahatsızlıkların teşhisi sonucunda uzman kişiler tarafından uygulanan tedavi sonucu şikâyetlerin gerilemesinin mümkün olabildiğini aktaran Uzm. Dr. Merda Erdemir Işık, sözlerini şöyle tamamladı: "Ayrıntılı bir değerlendirme sonrası ilaç tedavisi ile düzelebilecek bir durum tespit edilirse kullanılabilir. Uyku hijyeni dışında uyku problemine sebep olabilecek altta yatan hastalık açısından bir doktor muayenesi ve gerekli tetkiklerin yapılması önerilir. Hastanın durumuna göre doktorun önerdiği sıklıkla kontrollerin yapılması önerilir."
Karşıyaka’da Ömer Faruk’un cezası onandı, oyuncuyla yollar ayrılıyor
11 Eylül 2025 Perşembe - 11:09 Karşıyaka’da Ömer Faruk’un cezası onandı, oyuncuyla yollar ayrılıyor Bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK) tarafından 8 ay hak mahrumiyeti cezası alan Ömer Faruk Sezgin için yapılan itirazlar reddedildi ve cezası onandı. Yeşil-kırmızılılar da 8 ay men cezası alan forvet oyuncusu ile yollarını ayırmaya hazırlanıyor. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Karşıyaka’nın büyük umutlarla kadrosuna kattığı 26 yaşındaki forvet Ömer Faruk Sezgin, geçtiğimiz günlerde bahis oynadığı iddiasıyla PFDK’ya sevk edilmişti. Yapılan incelemeler sonucunda 26 yaşındaki forvet oyuncusu, bahis oynadığı gerekçesiyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından 8 ay hak mahrumiyeti cezası aldı. Karşıyaka ve Ömer Faruk Sezgin’in avukatları cezaya itiraz etti. TFF Tahkim Kurulu da itirazı reddederek cezanın onanmasına karar verdi. TFF Tahkim Kurulu’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Futbolcu Ömer Faruk Sezgin’in PFDK’nın 02.09.2025 tarih ve E.2025-2026/49 - K.2025-2026/65 sayılı kararına itirazı incelendi. Yapılan müzakere neticesinde; Futbolcu Ömer Faruk Sezgin’in bahis eylemi nedeniyle FDT’nin 57/2. maddesi uyarınca 8 ay hak mahrumiyeti cezası ile cezalandırılmasına dair kararda sübut, hukuki niteleme ve cezanın tayini bakımından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun reddi ile kararın onanmasına, erteleme talebinin reddine, oybirliğiyle karar verilmiştir" ifadeleri kullanıldı. Ömer Faruk’un sözleşmesi feshedilecek Yeni sezona iddialı bir başlangıç yapan Karşıyaka, Ömer Faruk Sezgin’in 8 ay men cezası almasından sonra hücum hattında yeni bir yol haritası izleyecek. İzmir ekibi, karara itiraz etmesine rağmen bir indirim çıkmayınca 26 yaşındaki oyuncuyla yollarını ayırarak sözleşmesini feshedecek. Bu kararın da kısa bir süre içerisinde açıklanması beklenirken yeşil-kırmızılılar hücum hattında oluşacak boşluğu da Ömer Faruk seviyesinde bir golcü oyuncuyla doldurmayı planlıyor.
Altınordu’da hedef deplasmanda puanla dönmek
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:35 Altınordu’da hedef deplasmanda puanla dönmek Altınordu FK Teknik Direktörü Namet Ateş, cumartesi günü deplasmanda Adana 01 FK önünde zor bir maç oynayacak olmalarına rağmen puanla dönmek istediklerini söyledi. TFF 2. Lig Beyaz Grup’ta mücadele eden Altınordu, sezona istediği gibi başlayamadı. İlk üç haftada 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik alan İzmir temsilcisi, hafta sonu deplasmanda Adana 01 FK ile karşı karşıya gelecek. Kırmızı-lacivertli ekibin teknik direktörü Namet Ateş, hem geçtiğimiz hafta oynanan 24 Erzincanspor karşılaşmasını hem de 4. hafta mücadelesinde konuk olacakları Adana 01 FK mücadelesini değerlendirdi. 24 Erzincanspor önünde iyi futbol ortaya koyduğumuzu hatırlatan Ateş, "Biz evimizde maçlarımızda hem iyi oynayıp hem de kazanmak istiyoruz. Bütün oyun planlarımız bunun üzerine kurulu. Maçın daha başında bu oyun planımızda uygun pozisyonlar bulmaya başladık. Golü bulma konusunda 13 tane şutumuz var ama golü bulamadık. Tabii ki golü bulmak için ileride çoğaldığınızdaki bölümlerde, özellikle 5. bölgeyi iyi oynadığımız anlarda pas tercihleri, şut kalitesi bunlar çok önem kazanıyor. Burada kaliteli oyunculardan kurulu bir takım olduğumuz halde bu vuruşların net gelmemesinin nedeni tabii ki biraz tecrübesizlik. Biraz baskı altında o vuruşları yapabilme becerisi devreye giriyor. Maç genel anlamda aslında istediğimiz gibi de gitti. Rakibin pozisyonu var ama oyun anlamda bize sıkıntı oluşturduğu bölümler pek olmadı. Biz oyunsal anlamda pek bir sıkıntı yaşadığımızı düşünmüyorum. Gol yedikten sonra golü bulmak için çok yüklendik, pozisyonlara da girdik fakat golü bulamayınca da 1-0 mağlup olduk. İçeride mağlubiyet yaşamanın bizim için üzüntüsü çok fazla. Bir de oyunu oynayıp oyunu domine edip kazanmaya yakın olan taraf olduğumuz halde bunu skor olarak öne geçirip avantaj sağlayıp galibiyetle kapatmamak bizi çok üzdü. O maçın analizini yaptık ve bitirdik" dedi. "Adana deplasmanı her zaman zordur" Adana 01 FK ile deplasmanda oynamanın zor olduğunu dile getiren Ateş " Adana’da deplasman oynamak her zaman zordur. Bu mevsimlerde daha da zordur. Hem hava şartları hem iklim. Adana 01 FK daha sezon biter bitmez iddiasını ortaya koydu ve transferlerini bu yönde yaptı. Adana 01 FK takımı bu ligde yukarılar oynayacak. Bir de kendi sahalarında oynayacaklar. Kadro alternatifleri çok fazla. Üçlü oynayabiliyorlar, beşliye dönebiliyorlar, dörtlü oynayabiliyorlar. Orta sahadaki dinamik varyasyonları çok daha farklı. Öndeki santraforların gol becerisi ve tecrübesi daha da farklı. O yüzden bu maç tabii ki bizim için daha zor geçecek. Ama zor maçlara ve zor rakiplere karşı da planlarımız var. Geçen sene Play-off’larda bunu kanıtladık. Bu senede o planlarımız dahilinde sahaya çıkacağız. Bu planlarımız gerçekleştiğinde bir sonuç alabiliyoruz ve iyi oyun oynayabiliyoruz. O yüzden biz planımıza en iyi şekilde yapıp en iyi bir şekilde deplasman da olsa oynayıp oradan iyi bir sonuçta dönmek istiyoruz" diyerek sözlerini noktaladı.
Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:31 Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu Karaciğerlerinde hastalık bulunan Libyalı ve Gürcü iki bebek, Türk hekimlerin ellerinde şifa buldu. Safra yolları yokluğu tanısı konulan 2 yaşındaki Libyalı Hatan bebeğe babasından, karaciğer sirozu tanısı konulan 4 aylık Gürcü Saba bebeğe ise annesinden alınan karaciğer dokusu başarıyla nakledildi. Libya’nın başkenti Trablus’tan gelen 3 kardeşin en küçüğü Hatan Barghout isimli bebek, doğduktan sadece 3 hafta sonra safra kanalları yokluğu teşhisiyle yaşam mücadelesine başladı. Mısır’da geçirdiği zor bir ameliyata rağmen karaciğer nakli zorunluluğu devam etti. Yapılan testler sonucu babası Alsadig Amhımmıd Barghout’un (41) organı ile uyumlu olduğu belirlenen Hatan bebek, Libya Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’ye getirildi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğinde Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nakil öncesi yürüyemeyen, ağır durumda olan küçük Hatan, ameliyat sonrası hızla toparlandı ve yeniden sağlığına kavuşarak adım atmaya başladı. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yaşayan Ana Ormotsadze (26) ve Giorgi İntskirveli (40) çiftinin üç çocuğundan en küçüğü Saba ise doğuştan karaciğer sirozu ve yetmezliği ile dünyaya geldi. Sadece dört aylıkken, acil karaciğer nakline ihtiyaç duyan minik bebek, ailesi tarafından Türkiye’ye getirilerek Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan testler sonucunda minik Saba’nın, annesi Ana’dan organ nakli alabileceği belirlendi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğindeki Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Doğuştan gelen karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden Saba bebek, sağlık ekibinin başarılı tedavisiyle yeni hayatına umutla başladı. Babasından alınan doku Hatan bebeğe umut oldu Çocuklarda karaciğer naklinin en yaygın nedenlerinden birinin safra yollarının doğuştan olmayışı diye belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Hatan Bebeğin bu problemden dolayı nakil gereksinimi doğan bir hasta olduğunu söyledi. Hatan bebeğin Sağlık Bakınlığı programı kapsamında Türkiye’ye geldiğinin aktaran Aydoğdu, "1 yaş 8 aylıkken karaciğer yetmezliğinin son aşamasındaydı. Çok ağır bir beslenme yetersizliği, karında sıvı toplanması, organ büyüklüğü nedeniyle geniş bir karın ve solunum sıkıntısı gibi yetmezlikle ilgili bütün bulgular yerleşmişti. Nakil zamanlaması ve endikasyonu tam da olması gereken noktadayken hastanemize ulaştı. Genellikle, çocukların ağırlıklarının yüzde 1’i kadar bir karaciğer grefti ideal olarak kabul ediliyor. Bu çocuğumuz da nakile girerken yaklaşık 8 kilo civarındaydı ve 80 ile 100 gram arasında bir karaciğer dokusuna ihtiyaç duyuyordu. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde babasından nakil yapılan bu kız bebek şu anda son derece iyi bir sağlık durumundadır. Şu anda karaciğer fonksiyonları tamamen normale döndü. Ancak, vücut halen tamir aşamasındadır. Bu testler yavaş yavaş normal seviyelere gelecektir. Hatta, bir iki gün içerisinde hastaneden taburcu etmeyi de planlıyoruz" dedi. Annesinden alınan doku Saba bebeğe hayat verdi Saba bebeğin Gürcistan’dan Türkiye’ye geldiğini kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Kılıç, Doğumdan kısa süre sonra 4 aylık bebekte hem karaciğer yetmezliği hem de karaciğer sirozu geliştiğini ifade etti. Minik Saba’nın oldukça acil bir durumda hastaneye geldiğini söyleyen Kılıç, "Karaciğerin kanama ve pıhtılaşma fonksiyonları yerine gelmiyordu. Bu durumdaki bebeklerde acil karaciğer nakli yapılmazsa kaybedilme riski vardır. Bu bebeği de bir hafta 10 gün içinde karaciğer nakli yapılmazsa kaybedecektik. Bu sebeple annesinden acil olarak nakil yaptık. Bebek girişte küçük bir bebekti. 4 aylık 6 kiloydu ama nakil başarılı geçti. Türkiye’deki tüm ekiplerin ve bizim bu konudaki tecrübemiz oldukça fazladır. Özellikle canlıdan yapılan nakillerde yurt dışından da çok hasta alıyoruz. Sabah bebek de bu şekilde nakil oldu. Şimdi bir haftadır durumu iyi gidiyor ve karaciğer fonksiyonları normale döndü. 3-5 gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye ekledi. En küçük kızı olan Hatan’nın Türkiye’de sağlığına kavuşmasının sevincini yaşadığını kaydeden babası Alsadig Amhımmıd Barghout, "Bebeğimi 45 günlükken Mısır’a götürdük. Orada bir ameliyat geçirdi. Daha sonra tekrar Libya’ya döndük. Libya’da yapılan tetkiklerde karaciğer nakli olması gerektiği söylendi ve gerekli tahliller yapıldı. Süreç de bu şekilde başladı. Ardından Türkiye’ye geldik. Şu anda çok mutluyuz, çünkü bebeğimizin sağlığı çok daha iyi. Öncelikle Libya hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyoruz. Ayrıca Acıbadem Hastanesi’nin tüm ekibine minnettarız" sözlerini kullandı. En küçük çocukları Saba’nın sağlığına kavuşmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyen anne Ana Ormotsadze ve Baba Giorgi İntskirveli ise "Bebeğimiz doğduktan yaklaşık 10 gün sonra bazı semptomlar göstermeye başladı. Ancak kendi ülkemizde bu tedavi mümkün olmadığı için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Başta çok korkuyorduk; çünkü durum her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Ama Türkiye’ye geldikten sonra her şey değişmeye başladı. Tedavi süreciyle birlikte bebeğimizin durumu hızla iyileşmeye başladı. Şu anda çok daha rahatız. Ameliyat sonrasında da gelişmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu yüzden çok mutluyuz ve umutluyuz. Umarız her şey daha da iyi olacak" ifadelerini kullandı.
Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:29 Yurt dışından gelen bebekler Türkiye’de hayata tutundu Karaciğerlerinde hastalık bulunan Libyalı ve Gürcü iki bebek, Türk hekimlerin ellerinde şifa buldu. Safra yolları yokluğu tanısı konulan 2 yaşındaki Libyalı Hatan bebeğe babasından, karaciğer sirozu tanısı konulan 4 aylık Gürcü Saba bebeğe ise annesinden alınan karaciğer dokusu başarıyla nakledildi. Libya’nın başkenti Trablus’tan gelen 3 kardeşin en küçüğü Hatan Barghout isimli bebek, doğduktan sadece 3 hafta sonra safra kanalları yokluğu teşhisiyle yaşam mücadelesine başladı. Mısır’da geçirdiği zor bir ameliyata rağmen karaciğer nakli zorunluluğu devam etti. Yapılan testler sonucu babası Alsadig Amhımmıd Barghout’un (41) organı ile uyumlu olduğu belirlenen Hatan bebek, Libya Sağlık Bakanlığı’nın desteğiyle Türkiye’ye getirildi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğinde Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Nakil öncesi yürüyemeyen, ağır durumda olan küçük Hatan, ameliyat sonrası hızla toparlandı ve yeniden sağlığına kavuşarak adım atmaya başladı. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yaşayan Ana Ormotsadze (26) ve Giorgi İntskirveli (40) çiftinin üç çocuğundan en küçüğü Saba ise doğuştan karaciğer sirozu ve yetmezliği ile dünyaya geldi. Sadece dört aylıkken, acil karaciğer nakline ihtiyaç duyan minik bebek, ailesi tarafından Türkiye’ye getirilerek Acıbadem Kent Hastanesi’ne sevk edildi. Yapılan testler sonucunda minik Saba’nın, annesi Ana’dan organ nakli alabileceği belirlendi. Acıbadem Kent Hastanesi Karaciğer Nakli ve Hepatobiliyer Cerrahi Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Murat Kılıç liderliğindeki Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan uzman ekip, kritik nakil operasyonunu başarıyla gerçekleştirdi. Doğuştan gelen karaciğer yetmezliğiyle mücadele eden Saba bebek, sağlık ekibinin başarılı tedavisiyle yeni hayatına umutla başladı. Babasından alınan doku Hatan bebeğe umut oldu Çocuklarda karaciğer naklinin en yaygın nedenlerinden birinin safra yollarının doğuştan olmayışı diye belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Gastroenterolojisi uzmanı Prof. Dr. Sema Aydoğdu, Hatan Bebeğin bu problemden dolayı nakil gereksinimi doğan bir hasta olduğunu söyledi. Hatan bebeğin Sağlık Bakınlığı programı kapsamında Türkiye’ye geldiğinin aktaran Aydoğdu, "1 yaş 8 aylıkken karaciğer yetmezliğinin son aşamasındaydı. Çok ağır bir beslenme yetersizliği, karında sıvı toplanması, organ büyüklüğü nedeniyle geniş bir karın ve solunum sıkıntısı gibi yetmezlikle ilgili bütün bulgular yerleşmişti. Nakil zamanlaması ve endikasyonu tam da olması gereken noktadayken hastanemize ulaştı. Genellikle, çocukların ağırlıklarının yüzde 1’i kadar bir karaciğer grefti ideal olarak kabul ediliyor. Bu çocuğumuz da nakile girerken yaklaşık 8 kilo civarındaydı ve 80 ile 100 gram arasında bir karaciğer dokusuna ihtiyaç duyuyordu. İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nde babasından nakil yapılan bu kız bebek şu anda son derece iyi bir sağlık durumundadır. Şu anda karaciğer fonksiyonları tamamen normale döndü. Ancak, vücut halen tamir aşamasındadır. Bu testler yavaş yavaş normal seviyelere gelecektir. Hatta, bir iki gün içerisinde hastaneden taburcu etmeyi de planlıyoruz" dedi. Annesinden alınan doku Saba bebeğe hayat verdi Saba bebeğin Gürcistan’dan Türkiye’ye geldiğini kaydeden Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Murat Kılıç, Doğumdan kısa süre sonra 4 aylık bebekte hem karaciğer yetmezliği hem de karaciğer sirozu geliştiğini ifade etti. Minik Saba’nın oldukça acil bir durumda hastaneye geldiğini söyleyen Kılıç, "Karaciğerin kanama ve pıhtılaşma fonksiyonları yerine gelmiyordu. Bu durumdaki bebeklerde acil karaciğer nakli yapılmazsa kaybedilme riski vardır. Bu bebeği de bir hafta 10 gün içinde karaciğer nakli yapılmazsa kaybedecektik. Bu sebeple annesinden acil olarak nakil yaptık. Bebek girişte küçük bir bebekti. 4 aylık 6 kiloydu ama nakil başarılı geçti. Türkiye’deki tüm ekiplerin ve bizim bu konudaki tecrübemiz oldukça fazladır. Özellikle canlıdan yapılan nakillerde yurt dışından da çok hasta alıyoruz. Sabah bebek de bu şekilde nakil oldu. Şimdi bir haftadır durumu iyi gidiyor ve karaciğer fonksiyonları normale döndü. 3-5 gün içinde taburcu etmeyi planlıyoruz" diye ekledi. En küçük kızı olan Hatan’nın Türkiye’de sağlığına kavuşmasının sevincini yaşadığını kaydeden babası Alsadig Amhımmıd Barghout, "Bebeğimi 45 günlükken Mısır’a götürdük. Orada bir ameliyat geçirdi. Daha sonra tekrar Libya’ya döndük. Libya’da yapılan tetkiklerde karaciğer nakli olması gerektiği söylendi ve gerekli tahliller yapıldı. Süreç de bu şekilde başladı. Ardından Türkiye’ye geldik. Şu anda çok mutluyuz, çünkü bebeğimizin sağlığı çok daha iyi. Öncelikle Libya hükümetine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine teşekkür ediyoruz. Ayrıca Acıbadem Hastanesi’nin tüm ekibine minnettarız" sözlerini kullandı. En küçük çocukları Saba’nın sağlığına kavuşmasından dolayı mutlu olduklarını söyleyen anne Ana Ormotsadze ve Baba Giorgi İntskirveli ise "Bebeğimiz doğduktan yaklaşık 10 gün sonra bazı semptomlar göstermeye başladı. Ancak kendi ülkemizde bu tedavi mümkün olmadığı için Türkiye’ye gelmeye karar verdik. Başta çok korkuyorduk; çünkü durum her geçen gün daha da kötüleşiyordu. Ama Türkiye’ye geldikten sonra her şey değişmeye başladı. Tedavi süreciyle birlikte bebeğimizin durumu hızla iyileşmeye başladı. Şu anda çok daha rahatız. Ameliyat sonrasında da gelişmeler olumlu yönde ilerliyor. Bu yüzden çok mutluyuz ve umutluyuz. Umarız her şey daha da iyi olacak" ifadelerini kullandı.
Ege Üniversitesi uluslararası öğrencilerin buluşma üssü
11 Eylül 2025 Perşembe - 10:09 Ege Üniversitesi uluslararası öğrencilerin buluşma üssü Uluslararası öğrenciler için cazibe merkezi olan Ege Üniversitesinde 6 kıta ve 103 ülkeden 2 bin 543 yabancı uyruklu öğrenci eğitim alıyor. Türkiye’nin köklü Ege Bölgesinin ilk üniversitesi olan Ege Üniversitesi; 11 kampüste, 79 lisans, 74 ön lisans, 1000’in üzerinde tematik eğitim ve araştırma laboratuvarı, yüzde yüz dolulukla çalışan Teknoparkı, 41 araştırma ve uygulama merkezi ile 53 bin 633 yurt içinden 2 bin 543 yurt dışından olmak üzere 56 bin 170 öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Ege Üniversitesi olarak Yükseköğretim Kurulunun hedef odaklı uluslararasılaşma stratejisi kapsamında yabancı uyruklu öğrenci sayısını her geçen yıl artırmaya devam ettiklerini ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, tam akreditasyona sahip, öğrenci odaklı, spor dostu kampüs unvanlı, sağlık temalı bir araştırma üniversite olan Ege Üniversitesinin aynı zamanda uluslararası standartlarda kaliteli eğitimi, ikili iş birlikleri ve akademiye rol model olan çift diploma programlarıyla yabancı uyruklu öğrenciler için çekim merkezi haline geldiğini söyledi. Ege Üniversitesinin atılım sürecinde uluslararasılaşma hedefinin önemli ve öncelikli bir yer tuttuğunu bu kapsamda başta Asya, Türk Dünyası ve Avrupa olmak üzere 6 kıta ve 103 ülkeden 2543 uluslararası öğrencinin öğrenimlerine devam ettiğini ifade eden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Dünyanın dört bir yanından uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapıyoruz. Azerbaycan, Bulgaristan, Yunanistan, Rusya, İran, Kazakistan, ABD ve Almanya olmak üzere her kıtadan öğrencimiz bulunuyor. Üniversitemizi kazanan yabancı uyruklu öğrenciler, Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü bünyesinde yer alan Türkçe Öğretim Biriminde Türkçe öğrendikten sonra kazandıkları fakültelerde eğitimlerine başlıyor. Orhun ve Erasmus programları kapsamında hem öğrenci hem de öğretim elemanı değişimlerimiz sürüyor. Uluslararası İlişkiler Koordinatörlüğü bünyesinde yürütülen çalışmalar kapsamında 2025-2026 eğitim öğretim yılı için kabul ve yerleştirme onayı alan uluslararası öğrencilerin süreçleri devam ediyor. Koordinatörlüğümüz; değişim programları ile ilgili süreçleri takip ediyor. Üniversitemizin uluslararası düzeyde tanınırlığının ve bilinirliğinin artırılması için mevcut iş birliklerine yenilerini ekliyor" dedi. "Hedefimiz uluslararası öğrenci sayımızı artırmak" Ege Üniversitesinin uluslararası başarılarından bahseden Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Türk yükseköğretiminde bir ilk olarak ikili diploma programımız Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi ile Ziraat Fakültemiz arasında devam ediyor. Orhun Değişim Programının liderliğini sürdürüyoruz. Erasmus plus programına en çok öğrenci gönderen ve alan ilk beş üniversite içerisinde yer alıyoruz. Türkiye ve Özbekistan ortaklığında kurulan Ege üniversitesinin kurucu üniversiteleri arasında yer aldığı Uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi bu sene eğitime başlıyor. Ege Üniversitesi olarak küresel düzeyde bilinirliğimizi ve tercih edilebilirliğimizi artırmaya ve farklı kültürleri bir araya getiren kapsayıcı bir eğitim ortamı sunmaya devam edeceğiz. Hedefimiz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonrada uluslararası öğrenci sayımızı periyodik olarak artırmak. Uluslararasılaşma vizyonumuz doğrultusunda her geçen yıl daha fazla öğrenciyi üniversitemizde ağırlayacağız. Bu öğrencilerin birer kültür elçisi olduklarının bilinciyle hareket ediyoruz. Bu gençler, bir yandan kendi kültürlerini ve umutlarını üniversitemize aktarırken bir yandan da bizim kadim değerlerimizi kurdukları dostluklarla ülkelerine taşıyorlar. Üniversitemizde ve ülkemizde edindikleri birikim ve tecrübeleri ile gönüllü kültür elçilerimiz oluyorlar. Burada aldıkları eğitimle ülkelerine döndüklerinde hem mesleklerini başarıyla icra edecekler hem de üniversitemizi ve ülkemizi en iyi şekilde temsil edecekler" dedi.