Yerel Haberler
İzmir
İZMİRMARAŞDER güven tazeledi, Safa Narlı yeniden başkan seçildi 17 Nisan 2026 Cuma - 22:27:26 İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneğinin olağan genel kurulunda mevcut başkan Safa Narlı, üyelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak yeniden başkanlığa seçildi. Narlı, "Yüzde 90 gibi güçlü bir üye katılımıyla bu genel kurulu gerçekleştirmiş olmamız birlik ruhunun göstergesidir, bizim anlayışımızda hizmet etmek, birlik olmak ve kardeşlik vardır" dedi. İzmir’de faaliyet gösteren İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneğinin (İZMİRMARAŞDER) olağan genel kurulu, üyelerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Üyelerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak güven tazeleyen Safa Narlı, sivil toplum kuruluşlarının dayanışma ve yardımlaşmanın teminatı olduğunu belirtti. Narlı, "Bugün burada İZMİRMARAŞDER çatısı altında bir araya gelmek ve sizlerin teveccühüyle yeniden bu göreve layık görülmek benim için büyük bir onurdur. Rabbime hamd ediyorum, sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Yüzde 90 gibi güçlü bir üye katılımıyla bu genel kurulu gerçekleştirmiş olmamız, aramızdaki muhabbetin ve birlik ruhunun en güzel göstergesidir" diye konuştu. Yeni yönetim kurulu duyuruldu Konuşmasında yeni yönetim kurulunda yer alan isimleri de açıklayan Narlı, "DSİ Bölge Müdür Yardımcımız Abdulkadir Şahin, Foça Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Güdüklü, Prof. Dr. Sacit Nuri Görgel, AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, MHP İzmir İl Yöneticisi ve Ege Bölgesi Otobüsçüler Derneği Başkan Yardımcısı Taner Sönmez, İYİ Parti Gaziemir İlçe Başkanı Mehmet Kaya, Maden-İş Sendikası Ege Bölge Başkanı Vedat Akçul, Sağlık-Sen İl Başkan Vekili Vakkas Kara, TÜİK Bölge Müdürlüğü Yüksek İstatistikçisi Müslüm Mutlu, İzmir Vadeli İşlem Borsası kurucularından Emir Çetinkaya ve Makine Yüksek Mühendisi Mehmet Ali Günay ile birlikte; İzmir’imizin iş dünyasından ve farklı alanlardan kıymetli hemşehrilerimiz de yönetimimizde yer almıştır" ifadelerini kullandı. "Güvene layık olmak için daha çok çalışacağız" Yeni dönemde liyakatli bir kadro ile yola devam edeceklerini vurgulayan Narlı, "Kültürümüze sahip çıkan, değerlerimizi yaşatan ve dayanışmayı büyüten bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Bizim anlayışımızda hizmet etmek, birlik olmak ve kardeşlik vardır. İnşallah bu birlik ruhunu koruduğumuz sürece aşamayacağımız hiçbir zorluk yoktur. Kapımız da gönlümüz de her zaman sizlere açık olacaktır. Bu güvene layık olmak için daha çok çalışacağız. Bu vesileyle yeni dönemin tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyor, desteklerinizi bekliyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
17 Nisan 2026 Cuma - 19:07 Kemalpaşa’da iki aile sağlığı merkezi hizmete açıldı Kemalpaşa 1 No.lu ve Kemalpaşa 2 No.lu İbrahim-Hüsniye Özdurakoğlu Aile Sağlığı Merkezleri düzenlenen törenlerle hizmete açıldı. Kemalpaşa ilçesinde hayırsever iş insanı İbrahim Özdurakoğlu tarafından yaptırılan iki aile sağlığı merkezi, İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban’ın katılımıyla vatandaşların hizmetine sunuldu. Açılış programlarına önceki dönem Gençlik ve Spor Bakanı, İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu, AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar, MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, hayırsever İbrahim ve Hüsniye Özdurakoğlu ile siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, sağlık çalışanları ve çok sayıda vatandaş katıldı. İlk açılış Çambel’de gerçekleştirildi. Programın ilk bölümü, Kemalpaşa’nın Çambel Mahallesi’nde yapımı tamamlanan Kemalpaşa 2 No.lu İbrahim-Hüsniye Özdurakoğlu Aile Sağlığı Merkezi’nde gerçekleştirildi. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban öncülüğünde, protokol üyelerinin katılımıyla yapılan açılış duasının ardından kurdele kesildi. Törenin ardından heyet, aile sağlığı merkezini gezerek incelemelerde bulundu. Programın ikinci bölümünde ise Halilbeyli Mahallesi’nde inşa edilen Kemalpaşa 1 No.lu Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı. "Bu anlamlı bağışların herkese örnek olması gerekir" İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, konuşmasında Özdurakoğlu Ailesi’nin geçmiş dönemlerde İzmir’in farklı noktalarında kazandırdığı sağlık yatırımlarını hatırlatarak, bu anlamlı bağışların herkese örnek olmasını temenni etti. Katkılarından dolayı İbrahim ve Hüsniye Özdurakoğlu’na teşekkür etti. "Kemalpaşa’ya kazandırılan bu yatırımlarla sağlık hizmetleri daha da güçlendirecek" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul ise yaptığı konuşmada, ilçeye kazandırılan bu yatırımların sağlık hizmetlerini daha da güçlendireceğini belirterek, "İlimizde 395 aile sağlığı merkezi ve 1.535 aile hekimliği birimi ile birinci basamak sağlık hizmetleri yürütülmektedir. Kemalpaşa ilçemizde ise 14 aile sağlığı merkezi ve 44 aile hekimliği birimi ile 123 bini aşkın vatandaşımıza hizmet sunulmaktadır" ifadelerini kullandı. "Adınızı mezar taşına değil, bu tür hayır eserlerine yazdırın" Hayırsever iş adamı İbrahim Özdurakoğlu da konuşmasında, "Adınızı mezar taşına değil, bu tür hayır eserlerine yazdırın. Tüm vatandaşlarımızın imkânları doğrultusunda bu tür hizmetlere katkı sunması gerektiğine inanıyorum" dedi. Açılış konuşmalarının ardından İbrahim ve Hüsniye Özdurakoğlu çiftine teşekkür belgesi ve plaket takdim edildi. Program, kurdele kesimi ve aile sağlığı merkezlerinin ziyaret edilmesiyle sona erdi.
Kadifekale Hava Şehitliği’nde bayram öncesi ziyareti
19 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Kadifekale Hava Şehitliği’nde bayram öncesi ziyareti Ramazan Bayramı öncesinde şehit aileleri İzmir’deki Kadifekale Hava Şehitliği’ni ziyaret etti. Vatandaşlar kabirler başında dua edip Kur’an-ı Kerim okudu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte şehitliğe gelen aileler, mezarların çevresinde temizlik yaptı. Şehit yakınları, yanlarında getirdikleri bidonlardaki sularla mezar taşlarını yıkadı ve kabirlerin toprağını suladı. Kabirlerin üzerine taze karanfiller bırakıldı. Bazı vatandaşlar mezar taşlarındaki fotoğrafları silerek gözyaşı döktü. Ziyaretler sırasında Yasin-i Şerif okundu ve tüm şehitler için dualar edildi. Şehit aileleri, ziyarete gelen diğer vatandaşlar ve çocuklar için mezarların başucuna bayram şekeri ile lokum bıraktı. "Buz gibi taşlara sarılıyoruz" Şehit Halit Zilani Çelik’in annesi Mesude Çelik, bayram arifesinde oğlunun kabrini ziyaret ederek yaşadığı evlat acısını anlattı. Evladının mezar taşına sarılarak hasret giderdiğini belirten anne Çelik, "Bayram arifesi geldi ve oğlumuzun yanına geldik. Onun sıcacık göğsüne değil, buz gibi taşlara sarılıyoruz. Kendimizi bu şekilde ifade edip, böyle aldatmaya çalışıyoruz. Çocukları, eşi ve torunları hala onun yolunu gözlüyor ama o yok. Kendimizi her türlü avutmaya çalışıyoruz, Allah bize sabrımızı veriyor. Bayram sabahları odaya girip ’Kalk oğlum, namaza gideceksiniz’ demek istiyoruz ancak evladımız yok. Bize artık bayram gelmiyor, bayramlar bize zehirden beter oluyor. İçimiz parçalanıyor. Şükürler olsun ki Allah ona evlatlar nasip etti. Biz de geride bıraktığı o yavrularla avunup teselli buluyoruz" ifadelerini kullandı. "Şehitlerimiz bizim varoluşumuzun sebebidir" Şehit Ahmet Altun’un ağabeyi Oğuz Altun ise bayram öncesi kardeşinin kabrini ziyaret ettiğini söyledi. Bayram öncesi evlerde olan telaşın kendilerinde de başladığını belirten Altun, "Bugün günü buraya gelerek bayram temizliğimizi yapıyoruz; çiçeklerimizi ekiyor ve kabrin etrafını temizliyoruz. Şehitlerimiz bizim varoluşumuzun sebebidir. Bugün buralara huzur içinde gelip gidebilmemizi onlara borçluyuz. Bayram süreci bizim için çok zor oluyor, adeta geçmek bilmiyor. Başlaması zor ve eziyetli olsa da Allah sabrını veriyor. Sağ olsunlar, vatandaşlarımız biz şehit ailelerini hiçbir zaman yalnız bırakmıyor. Hem kabristanda hem de evimizde ziyaretimize gelip bizimle konuşanlar oluyor. İnsanlarımızın bizi yalnız bırakmaması sabrımızı artırıyor ve bu süreci daha rahat atlatmamızı sağlıyor" dedi.
"Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması başlıyor
19 Mart 2026 Perşembe - 11:26 "Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması başlıyor İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Senin çizgin, onların sesi olsun" sloganıyla ödüllü karikatür yarışmasını başlattı. 10 Nisan’a kadar başvuruların kabul edileceği yarışmada, görünmeyen engelliliklere dikkat çeken eserler yarışacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, "Senin çizgin, onların sesi olsun" sloganıyla "Görünmeyen Engellilik" karikatür yarışması düzenledi. Epilepsi, MS, kronik ağrı ve ruhsal sağlık sorunları gibi görünmeyen engelliliklere karşı önyargıları görünür kılmayı amaçlayan yarışmanın son başvuru tarihi 10 Nisan olarak belirlendi. Uluslararası katılımlı yarışmaya 18 yaş üstü herkes katılabilecek ve en fazla beş eserle başvuru yapılabilecek. Para ödülü verilecek Başvurular, newcartoonizmir@gmail.com adresine gönderilecek. Yapay zekâ ile üretilen eserler kabul edilmeyecek. Yarışma 24 Nisan’da sonuçlanacak. Birinciye 60 bin TL, ikinciye 45 bin TL, üçüncüye 30 bin TL ödül verilecek; ayrıca üç mansiyon ödülü 20 bin TL olacak. Jüri üyeleri Yarışmanın asil jüri üyeleri, karikatüristler Eray Özbek, Cemalettin Güzeloğlu, Ömer Çam ve Kutay Bilgihan Atabay ile KEDİ Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen ve sosyolog Buse Yücel Kaba’dan oluşuyor. Yedek jüri üyesi el sanatları öğretmeni Zeynep Dalmış olacak. Yarışmanın raportörlüğünü ise İzmir Büyükşehir Belediyesi Engelli Çalışmaları Şube Müdürlüğü’nden Tolga Uçar üstlenecek.
Karşıyaka Dedebaşı’na yeni yaşam alanı
19 Mart 2026 Perşembe - 11:13 Karşıyaka Dedebaşı’na yeni yaşam alanı İzmir Büyükşehir Belediyesi, Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi’ndeki atıl alanı kaskatlı havuz, gölgelikli oturma alanları ve peyzaj düzenlemesiyle modern bir parka dönüştürdü. Mahalle sakinleri yeni yaşam alanından memnun kalırken, Şemikler Mahallesi’nde 2 bin 500 metrekarelik yeni mahalle parkı için de çalışmalar başladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, kent genelindeki atıl alanları İzmirliler için yeni sosyal alanlara dönüştürmeye devam ediyor. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi Ordu Bulvarı’ndaki boş alanı düzenleyerek ilçeye değer kattı. Çalışmalar kapsamında alana estetik bir havuz, oturma alanları ve peyzaj düzenlemesi eklendi. Sırada Şemikler Mahallesi var. Yeni bir yaşam alanı Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı Kıyı Bölgeler Şefi Orhan Moroğlu, "Karşıyaka Dedebaşı Mahallesi’nde vatandaşların keyifle vakit geçirebileceği yeni bir yaşam alanı oluşturduk. Yaklaşık 278 metrekarelik alanda yapılan düzenleme kapsamında yeşil alanlar, kaskatlı havuz, banklar ve ahşap gölgelikler ile mahalleye modern bir dinlenme ve sosyalleşme alanı kazandırdık. Burası daha önce atıl bir durumdaydı ve alanla ilgili problemler vardı. Belediyemizin katkılarıyla bu hale getirdik ve vatandaşlarımız da keyifle kullanıyor" dedi. Atıl alan park oldu Oluşturulan alanın mahalleye değer kattığını belirten Dedebaşı Mahalle Muhtarı Canan Tekdemir, "Mahallemize yapılan her güzellik bizi mutlu ediyor. Burası çok köhne bir yerdi, bir tarla gibiydi ve Ordu Bulvarı’na hiç yakışmıyordu. İzmir Büyükşehir Belediyemiz ve Başkanımız Cemil Tugay, mahallemize böyle bir güzellik kazandırdılar. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Gerçekten buraya yakışan bir görüntü oldu. Mahalle sakinleri parkı çok kullanıyor ve nefes alacak yer arıyorlardı; çok güzel oldu" dedi. "Sabah gazetemi, kahvemi alıp oturuyorum; benden güzeli yok" Mahalle sakinlerinden Meral Yılmaz, "Çok memnun oldum. Daha önce burası çok çirkindi, şimdi ise şahane olmuş. Kahvemi alıp geliyorum, oturuyorum ve arkadaşlarımla sohbet ediyorum. Havuz ve park harika, çok teşekkür ediyoruz. Önceden insanlar boş alan görünce çöp atıyorlardı, şimdi çok mutluyum. Sabah gazetemi, kahvemi alıp burada oturuyorum; benden güzeli yok" diye konuştu. "Oturup dinlenmek, eşi dostu görmek çok güzel" Birgül Çetintaş, "Burası çok güzel oldu. Cemil Başkanımız İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne aday olduğunda da çok sevinmiştik. Burayı kazandırdıkları için teşekkür ederim. Büyüklerimiz, gençler ve çocuklar dinlenmek için burayı kullanıyor. Alışverişten gelenlerin oturup dinlenmesi, eşini dostunu görmesi çok güzel oldu. Parklarımız vardı ama hep ara sokaktaydı; cadde üzerinde böyle bir alanın olması çok iyi oldu" ifadelerini kullandı. "Su sesi bile çok rahatlatıyor" Yapılan düzenlemeden büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Nazmiye Çetintaş, "Çok beğendim. Ben fazla yürüyemiyorum, bu yüzden benim için çok daha iyi oldu. Su sesi bile çok rahatlatıyor" dedi. Gönül Danacı ise, "Çok güzel oldu, alanın albenisi arttı. İnsanlar oturma ve dinlenme alanlarına kavuştu. Personeller günlerce çalıştı, her şey için teşekkür ederiz" şeklinde konuştu. Şemikler Mahalle Parkı’nda çalışmalar başladı Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı, Dedebaşı’ndaki dönüşümün ardından Şemikler Mahallesi’ne de mahalle parkı kazandırmaya hazırlanıyor. Şemikler İZBAN İstasyonu yakınında, Lamia Karer Ortaokulu önünde bulunan 2 bin 500 metrekarelik alanın dönüşümü için çalışmalar başladı. Yeşil alanın yanı sıra parka oturma alanları, oyun grupları ve 34 araçlık otopark eklenecek. Renkli bitkilerle yapılacak peyzaj çalışmasıyla Şemikler Mahalle Parkı bölgeye değer katacak.
İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, trafik"
19 Mart 2026 Perşembe - 11:09 İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, trafik" İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 215 yeni taksi plakası için ihaleye çıkma kararına, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından açıklama geldi. Başkan Erkan Özkan, üniversite raporlarına dayanarak yaptığı açıklamada, asıl sorunun taksi eksikliği değil trafik yoğunluğu olduğunu belirterek, "12 dakikalık yola bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak çözüm değil" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin metropolde 100 ve metropol dışında 115 olmak üzere yeni taksi ihalesine çıkma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özkan, "İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin taksiye ihtiyaç var diyerek ihaleye çıkmasıyla ilgili bir sorunla karşı karşıyayız. Biz bunu belediye meclisine gelmeden önce de dillendirdik. Şu an İzmir’de yeni taksiye ihtiyaç yoktur. Kentte taksi problemi yaşanmıyor. Asıl problem belirli pik saatlerde trafiğin yoğun olmasıdır. Bu sebeple taksiye ulaşımda ve müşterinin gideceği yere varmasında sorun yaşanıyor. Bu pik saatlerin dışında vatandaşlarımızın bir sıkıntısı bulunmuyor" dedi. Bilimsel raporlar trafik yoğunluğunu işaret ediyor Belediye yetkililerine bilimsel verilerle seslendiklerini vurgulayan Özkan, "Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ezbere konuşmadık. Dersimizi çalıştık ve bilimsel bir çalışma yaptırdık. İzmir Şoförler Odası olarak 2025 yılı Mart ayında, 2025 ve 2030 yılları arasında İzmir’de taksi sayısına ihtiyaç var mı diye baktık. Belirli kriterler ortaya konarak bilimsel bir çalışma yaptırdık. Bu çalışmanın sahibi Dokuz Eylül Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden ulaşım ve trafik planlaması uzmanı Şehir Plancısı Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Oral’dır. Hazırlanan rapor trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık ve hizmet kalitesi konularında çözüme ihtiyaç duyulan alanlar bulunduğunu söylüyor. Trafik sıkışıklığının yoğun olduğu saatlerde taksilerin yolcuya ulaşma ve varış noktasına gitme süreleri uzuyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimsel çalışma söylüyor" ifadelerini kullandı. Çözüm araç sayısını artırmak değil Raporun çözüm önerilerine ve gelecek öngörülerine değinen Özkan, "Eğer araç sayısını artıracaksanız büyükşehir genelinde belirli saatler içerisinde özel taksi şeritleri oluşturulmalıdır. Yolcu istediği zamanda ulaşamıyorsa bu sorun taksi sayısını artırarak çözülemez. Otobüsler ve taksiler için ayrı bir şerit açın. Raporda 2030 yılında toplam 3 bin 150 taksi taşıt sayısı gerekmektedir deniliyor. Bu rapor henüz bir yıllık olmasına rağmen, İzmir’in taksi ihtiyacının yarısına yakınının karşılanmaya çalışılmasında aceleci bir durum söz konusu. İzmir’de trafik yoğunluğu ve otopark sorunları çözüldükten sonra ihtiyaç varsa bunu yapacağız. Bugün arkadaşlarım adeta köşe kapmaca oynuyor. Duraklarda araç dolu ama yolcu yok. Trafiğin yasakladığı yerlerde mecburen bekleme yapıyorlar ve ceza riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Alınan bu karar mevcut trafik yoğunluğuna daha çok zarar verecektir. On iki dakikada gidilecek yere bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak mantıklı değildir" şeklinde konuştu. Araçlarımızın yüzde 65’i boş bekliyor İhale sürecine ve odanın takip sistemindeki verilere dikkat çeken Özkan, "Belediye Meclisinin oy çokluğuyla aldığı karara saygımız var. Bu bir satın alma değil, 29 yıllığına bir kiralama ihalesidir. İzmir için hayırlı olmasını temenni ediyorum ancak kararlar bu kadar hızlı alınmamalıydı. Şu an 7/24 hizmet veren haber merkezimizdeyiz. Harita üzerinde sarı taksiler boş, yeşil taksiler dolu araçları gösteriyor. Bugün bayram arifesi ve İzmir’in en yoğun olduğu günlerden biridir. Araçlarımızın yüzde 65’i boş müşteri bekliyor. Doluluk oranımız ise yüzde 32 seviyesindedir. Pik saatlerin dışında taksi ihtiyacı olmadığının gerçek kanıtı budur. Talebin ihtiyaçtan kaynaklanmadığını bilimle ortaya koyuyoruz. İhaleye girecek arkadaşlarımızın da iş durumunu bu şekilde görerek ve hesaplayarak katılmalarında fayda vardır" açıklamasını yaptı. Duraklarda iş bekliyoruz Alsancak’ta görev yapan taksi şoförü Özer Akdemir ise mevcut duruma dikkat çekerek, "Zaten işlerimiz çok az ve sürekli düşüyor. Arife günündeyiz ama şu anda gördüğünüz gibi duraklarda bekliyoruz. İşimiz yok. İzmir’in merkezi Alsancak’ın göbeğinde olmamıza rağmen şu anda iş bulunmuyor. Yeni girecek taksiler için şu anda bir gerek yok gibi görünüyor. Araba alacaklar da bu durumu görerek gelsinler ve ona göre karar versinler" dedi.
Uzmanından uyarı: "Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır"
19 Mart 2026 Perşembe - 11:06 Uzmanından uyarı: "Down sendromu bir hastalık değil genetik bir farklılıktır" Çocuk Genetik Hastalıkları Uzmanı Ceren Yılmaz, Down sendromunun bir hastalık değil, genetik bir farklılık olduğunu belirtti. Yılmaz, erken eğitim ve doğru destekle bu bireylerin topluma tam anlamıyla kazandırılabileceğini ifade etti. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görevli Uzman Dr. Ceren Yılmaz, Down sendromu hakkında toplumda yaygın olan yanlış bilgilere dikkat çekti. Down sendromunun temelinde kromozom sayısındaki farklılık olduğunu belirten Yılmaz, normalde insan hücrelerinde 46 kromozom bulunurken, bu bireylerde 21. kromozomdan fazladan bir kopya yer aldığını ifade etti. Bu durumun tıpta Trizomi 21 olarak adlandırıldığını aktaran Yılmaz, vakaların yaklaşık yüzde 95’inin anne karnında hücre bölünmesi sırasında kromozomların doğru şekilde ayrılmamasından kaynaklandığını kaydetti. Ailelerin kendilerini suçlamaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, hamilelikte yapılan bir davranışın bu duruma neden olduğu düşüncesinin yanlış olduğunu söyledi. Eğitimle yeni beceriler kazanabilirler Down sendromlu bireylerin hiçbir şey öğrenemeyeceği yönündeki inanışın bilimsel olarak doğru olmadığını belirten Yılmaz, uygun eğitim ve destekle bu kişilerin yeni beceriler kazanabildiğini ifade etti. Bu çocukların okula gidebildiğini, spor ve sanatla ilgilenebildiğini söyleyen Yılmaz, toplumun üretken bireyleri olabileceklerini dile getirdi. Down sendromunun gebelik sırasında ve doğumdan sonra çeşitli testlerle belirlenebildiğini aktaran Yılmaz, hamilelik döneminde yapılan kombine test, üçlü-dörtlü tarama testleri ve NIPT gibi yöntemlerin bebeğin risk durumunu gösterebildiğini belirtti. Risk yüksek çıktığında kesin tanı için amniyosentez veya koryon villus örneklemesi gibi ileri testlerin uygulandığını, doğum sonrası şüphe durumunda ise karyotip analizi ile kesin tanı konulabildiğini kaydetti. Fiziksel ve zihinsel gelişim yavaş ilerleyebiliyor Down sendromlu çocukların gelişiminin bazı alanlarda akranlarına göre daha yavaş olabileceğini belirten Yılmaz, özellikle fiziksel gelişim, öğrenme ve dil gelişiminde farklılıklar görülebileceğini ifade etti. Kas gevşekliği nedeniyle oturma, emekleme ve yürüme gibi motor becerilerin daha geç kazanılabildiğini aktaran Yılmaz, konuşma gelişiminin de genellikle daha yavaş ilerlediğini söyledi. Erken müdahalenin gelişimdeki en kritik unsur olduğuna dikkat çeken Yılmaz, fizik tedavi, konuşma terapisi, ergoterapi ve özel eğitim gibi desteklerin yaşamın ilk aylarında başlamasının çocukların gelişimini olumlu etkilediğini ve daha bağımsız bir yaşam sürmelerini sağladığını vurguladı. Düzenli sağlık kontrolleri hayati önem taşıyor Down sendromlu bireylerde doğuştan kalp hastalıkları başta olmak üzere bazı sağlık sorunlarının daha sık görüldüğüne işaret eden Yılmaz, çocukların yaklaşık yüzde 40 ile 60’ının kalp hastalığıyla doğduğunu belirtti. Tiroid hastalıkları, işitme kaybı, görme sorunları, uyku apnesi ve bazı kan hastalıklarının da sık görülebildiğini söyleyen Yılmaz, kalp değerlendirmesi, tiroid testleri, işitme ve göz muayenelerinin belirli aralıklarla yapılması gerektiğini ifade etti. Çocukların gelişiminde ailenin rolünün büyük olduğunu da hatırlatan Yılmaz, sevgi dolu ve sabırlı bir ortamın çocuğun özgüvenini artırdığını dile getirdi. Evde basit yönergeler, görsel materyaller ve oyunlar yoluyla dil gelişiminin desteklenebileceğini kaydeden Yılmaz, çocukların günlük görevleri kendilerinin yapmasının teşvik edilmesi gerektiğini aktardı. Toplumsal farkındalık artırılmalı Down sendromlu bireylerin yaşam kalitesini artırmanın sağlık hizmetlerinin yanı sıra toplumsal farkındalıktan geçtiğini vurgulayan Yılmaz, kaynaştırma eğitiminin önemine dikkat çekti. Çocukların akranlarıyla birlikte eğitim almasının sosyal gelişimleri ve topluma uyumları açısından değerli olduğunu söyleyen Yılmaz, uygun eğitim sağlandığında bu bireylerin çalışma hayatına katılabileceğini ifade etti. Toplumdaki önyargıların en büyük engel olduğunu belirten Yılmaz, "Toplum olarak onları bir hastalık etiketiyle değil, öğrenebilen ve üretebilen bireyler olarak görmeliyiz. Hiçbir çocuk için ’bunu yapamaz’ dememeliyiz. Doğru eğitim, destek ve fırsatlar sağlandığında Down sendromlu bireyler de topluma değer katan bireyler olabilir" dedi.
Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı
19 Mart 2026 Perşembe - 11:06 Ramazan sonrası beslenme düzenine geçişte metabolik şok uyarısı Ramazan ayında değişen beslenme ve uyku düzeninin ardından bayramda aniden aşırı yemek yemek vücutta metabolik şoka yol açabiliyor. Organların aşırı yükten korunması ve normal rutine dönülmesi için kademeli beslenmeye geçilmesi büyük önem taşıyor. Uzun süreli açlık nedeniyle vücudun bazal metabolizma hızı düşüyor. Bayram sabahı aniden yapılan kalori ve şeker yüklemesi, kan şekerinde hızlı dalgalanmalara, mide yanmasına ve yorgunluğa neden oluyor. Bayram sonrasındaki hafta vücut için bir toparlanma süreci işlevi görüyor. Vücudun bozulan sıvı dengesini yeniden kurmak için günde en az 2 litre su tüketilmesi ve bağırsak florası için lifli gıdalara ağırlık verilmesi gerekiyor. Kademeli olarak hafif yürüyüşlere başlanması ve uyku düzeninin sağlanması, bozulan ritmi yeniden normal seviyesine çekiyor. Enerji tasarrufu modu Acıbadem Kent Hastanesi Diyetisyeni Hande Selin Ok, Ramazan ayı boyunca süren uzun süreli açlık ve bozulan uyku döngüsü nedeniyle bazal metabolizma hızının yavaşladığını ve vücudun enerji tasarrufu moduna geçtiğini belirtti. Bayramın ilk günü yapılan ani şeker ve karbonhidrat yüklemesinin vücutta metabolik şok etkisi oluşturduğuna dikkat çeken Ok, "Vücut bu kadar şeker yüklenmesine hazır olmadığından insülin direnci, kan şekerinde dalgalanmalar ve sindirim zorlukları gibi sağlık problemleri ortaya çıkabiliyor. Mide yanması, hazımsızlık, şişkinlik, tansiyon yükselmesi ve yorgunluk gibi birçok organı etkileyen durumlar oluşabiliyor" dedi. Sıvı dengesi ve kademeli geçiş Bu tür olumsuz tabloların önüne geçmek ve bozulan düzeni onarmak için beslenmede kademeli bir geçişin şart olduğuna değinen Diyetisyen Ok, "Geçiş sürecinde hafif öğünlerle, az az, sık sık, lifli ve proteinli gıdalara yer vererek ilerlemek ve su tüketimini artırmak çok daha uygun olur. İki öğünden üç öğüne, ardından dört öğüne çıkılmalı ve Ramazan’da yaşanan dehidrasyonu telafi etmek için su tüketimine büyük özen gösterilmelidir. Ayrıca bu süreci 20-30 dakikalık yavaş fiziksel aktiviteler ve yürüyüşlerle desteklemek oldukça önemlidir" ifadelerini kullandı. Kronik hastalıklarda beslenme kontrolü Bir aylık kısıtlamanın ardından beynin ödüllendirme moduna geçtiğine işaret eden Ok, bireylerin gerçekten aç olup olmadığını sorgulaması gerektiğini kaydetti. Kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin normal düzene geçişte daha dikkatli olması gerektiğini hatırlatan Ok, "Bu hastalarımızın şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyve bazlı tatlıları tercih etmeleri, kabak ya da ayva tatlısı gibi az şekerli alternatiflere yönelmeleri daha uygun olur. Tatlı yapımında elma suyu konsantresi, hurma püresi veya toz tatlandırıcılar da kullanılabilir. Hastalarımızın vücutlarına aşırı yüklenmemeleri, organ yükünü ciddi anlamda azaltacaktır" açıklamasında bulundu.
Başkan Pehlivan, şehit ailelerini ziyaret etti: "Başımızın tacısınız"
19 Mart 2026 Perşembe - 11:00 Başkan Pehlivan, şehit ailelerini ziyaret etti: "Başımızın tacısınız" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde şehit ailelerini evlerinde ziyaret etti. Aziz vatanımızın bağımsızlığı için can veren şehitlerimizin ve ailelerinin her zaman yanında olacaklarını belirten Başkan Pehlivan, "Bu toprakları bize yurt kılan şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarken, aziz emanetleri olan ailelerini de canımızdan bir parça biliyoruz" dedi. 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nde Menemen’in her yerinde anma programları düzenlendi. Gurur ve minnetle örülü programların ilk adresi Yıldıztepe Şehitliği oldu. Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törene Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Menemen Kaymakamı Vedat Yılmaz, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar, Menemen Garnizon Komutanı Topçu Albay Zekeriya Tosun, AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, MHP Menemen İlçe Başkanı Barbaros Çalışçı, şehit aileleri ve gaziler ile vatandaşlar katıldı. Gerçekleştirilen tören ve okunan dualar sonrasında Başkan Pehlivan ve protokol üyeleri, şehitlerin kabirlerine karanfil bıraktı. Çanakkale Zaferi 111 yaşında Şehitlik ziyareti sonrası Menemen Belediyesi Kültür Merkezi oldu. Burada Menemen İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde öğrenciler ve öğretmenlerin, Çanakkale’de yazılan destanın 111. yıl dönümüne ilişkin hazırladıkları program izlendi. Bir diğer programdaysa Başkan Pehlivan Türkiye Harp Malülü, Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Menemen Temsilciliği’ne ziyaret gerçekleştirildi. Burada dernek temsilcisi Fatih Aslan ile bir araya gelen Pehlivan, şehitlerin çok kıymetli emaneti olan ailelerinin ve kahraman gazilerin yanında olduğunu bir kez daha vurguladı. Şehit ailelerine evlerinde ziyaret Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın 18 Mart programındaki diğer ziyaretleri ise şehit ailelerinin evleri oldu. Şehit Ali Elibol’un Kazımpaşa Mahallesi’nde yaşayan eşi Sezer Elibol ve Şehit Yılmaz Demir’in İsmet İnönü Mahallesi’nde yaşayan annesi Zarife Demir’i ziyaret eden Başkan Pehlivan, "Şehitlerimiz bu milletin baş tacıdır. Onlar, bu toprakların bağımsızlığı için canını veren aziz kahramanlardır. Kahramanlarımızın geride bıraktıkları aziz emanetleri olan ailelerini bizler de canımızdan bir parça biliyoruz. Menemen Belediyesi olarak hem şehitlerimizin hatıralarının yaşatılması, hem de ailelerimizin her türlü ihtiyacında ilk yetişen olmak için hassasiyet gösteriyoruz. Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu topraklara ömrünü adamış tüm şehit ve gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyorum" dedi.
EÜ’de çocukları savunan görsel tasarımlar için güç birliği
19 Mart 2026 Perşembe - 10:57 EÜ’de çocukları savunan görsel tasarımlar için güç birliği Ege Üniversitesi (EÜ) çocuk haklarının korunması ve çocuk istismarının önlenmesi konusunda toplumsal farkındalığı artıran etkinliklere devam ediyor. Ege Üniversitesi Bilim İletişimi Koordinatörlüğü ile Kariyer Planlama ve Başarı Koordinatörlüğü iş birliğinde düzenlenen etkinlikte, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği (UCİM) temsilcileri, Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü akademisyenleri ve öğrencileriyle bir araya geldi. Buluşmada, çocuk hakları, hukuki süreçler ve çocuk istismarının psikolojik boyutları ele alınırken, ihmal, istismar ve çevrimiçi tehlikelere karşı farkındalık oluşturmak amacıyla stratejik bir iş birliğine imza atıldı. Çocuk hakları savunuculuğunda görsel dilin önemine vurgu yapan Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Görsel İletişim Tasarımı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Güzeloğlu, "Çocuk hakları tartışmalarında çoğu zaman haber dili ve kullanılan kelimelere odaklanıyoruz. Oysa medyanın görsel dili de en az sözlü anlatım kadar güçlü bir etkiye sahiptir. Çocuklar medyada genellikle mağduriyet odaklı temsil ediliyor. Çocukları yalnızca mağduriyetin simgesi olarak değil, hak sahibi bireyler olarak görünür kılan bir görsel dil geliştirmek büyük önem taşıyor. Bazen tek bir güçlü görsel, uzun raporların anlatamadığını anlatabilir" dedi. "Vakaların görünürlüğü çocuklara destek sağlıyor" Etkinlikte, UCİM Bilim Kurulu Üyesi Buse Ak ve UCİM Etkinlik ve Dava Koordinatörü Esin Kılıçarslan’ın derneğin faaliyetlerini tanıtan sunumlarını gerçekleştirdiler. UCİM’in çocukların korunması ve adalet süreçlerinin takip edilmesi noktasında hayati bir sivil toplum ağı oluşturduğunu vurgulayan Buse Ak, çocukların maruz kaldığı istismar vakalarının görünür kılınmasının önemine dikkat çekti. Ak, bu süreçlerde çocuklar için güçlü bir destek mekanizması oluşturmanın kritik bir rol oynadığını belirtti. Esin Kılıçarslan ise UCİM’in farkındalık çalışmaları ve dava süreçlerindeki aktif rolüne değinerek, çocukların güvenli yaşam hakkının korunmasının toplumsal bir ödev olduğunu dile getirdi. "Büyüyen Tehdit: Çevrimiçi İstismar" UCİM Türkiye Hukuk Koordinatörü Av. Ceren Evcil, günümüzün en büyük tehditlerinden biri olan çevrimiçi istismar konusunu hukuk perspektifinden ele aldı. Dijitalleşen dünyada çocukların karşı karşıya kaldığı risklerin evrildiğini belirten Evcil, çevrimiçi istismarın giderek artan bir tehlike olduğunu ifade etti. Çocukların dijital ortamlarda korunmasına yönelik hukuki farkındalığın ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesinin elzem olduğunu vurgulayan Evcil, yeni medya düzeninde çocuk haklarının savunulması gerektiğini söyledi. Ardından söz alan UCİM İzmir Rehabilitasyon ve Eğitim Koordinatörü Psikolojik Danışman Yağmur Karadayı ve Klinik Psikolog Pırıl Bilger Özkaranfil, gençlere çocuk ihmal ve istismarının psikolojik boyutları hakkında kapsamlı bilgiler sundu. Uzmanlar, istismar durumlarının önlenmesinde yetişkinlerin sorumluluklarını ve profesyonel psikolojik desteğin önemini anlattı. Etkinliğin son bölümünde, görsel tasarımın toplumsal dönüşümdeki gücü üzerine bir beyin fırtınası gerçekleştirildi. Egeli genç tasarımcılar, edindikleri bilgiler ışığında çocuk haklarını savunan ve toplumsal farkındalığı artıracak görsel kampanya materyalleri üretmek üzere çalışmalara başladı.
EÜ Ziraat Fakültesi "EUR-ACE Etiketi" alarak kalitesini uluslararası arenada tescilledi
19 Mart 2026 Perşembe - 10:52 EÜ Ziraat Fakültesi "EUR-ACE Etiketi" alarak kalitesini uluslararası arenada tescilledi Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Avrupa Mühendislik Eğitimi Akreditasyon Ağı (ENAEE) tarafından verilen EUR-ACE (Avrupa Akreditasyonlu Mühendis) etiketi almaya hak kazanarak önemli bir uluslararası başarıya daha imza attı. Tüm bölümleri, Ziraat, Orman ve Su Ürünleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (ZİDEK) ve Peyzaj Mimarlığı Eğitim Programları Akreditasyon Kurulu (PAK) tarafından akredite olan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi "EUR-ACE Etiketi" alarak eğitim kalitesini uluslararası arenada da tescilledi. Uluslararası Akreditasyon Belgeleri, EÜ Senato Salonunda düzenlenen törenle, ENAEE adına ZİDEK Ziraat Fakülteleri Eğitim Programları Akreditasyon Kurulu (ZAK) üyesi Prof. Dr. Enver Durmuşoğlu tarafından takdim edildi. Törene; EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Paylan, Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı ve ZİDEK Fakülte Koordinatörü Prof. Dr. Arzu Yazgı ve akredite olan bölümlerin başkanları katıldı. Eğitim ve Araştırmada kalite ve akreditasyonun önemine dikkat çeken Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Ziraat Fakültemiz, hem EUR-ACE etiketi almaya hak kazanarak hem de ZİDEK tarafından akredite edilerek önemli bir başarı gösterdi. Fakültemiz, uluslararası standartlarda eğitimi ile öğrencilerini küresel ölçekte rekabet edebilen bireyler olarak yetiştirmeye devam ediyor. Bu önemli başarıda emeği geçen tüm akademik ve idari personelimizi tebrik ediyor, öğrencilerimize ve mezunlarımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. "Avrupa Birliği ülkelerinde geçerli diploma" Fakültenin eğitim kalitesini uluslararası arenada tescillemenin gururunu yaşadıklarını belirten Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Paylan, "ENAEE tarafından yetkilendirilen akreditasyon kuruluşları aracılığıyla verilen EUR-ACE etiketi, mühendislik eğitiminde Avrupa genelinde kalite standartlarının sağlandığını belgelemekte ve mezuniyet derecelerinin uluslararası düzeyde tanınırlığını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda, ilgili bölümlerden mezun olan öğrencilerin diplomaları tüm Avrupa Birliği ülkelerinde geçerlilik kazanmakta; mezunlarımıza uluslararası iş ve akademik kariyer imkanlarında önemli avantajlar sunulmaktadır. EUR-ACE etiketi sayesinde mezunlarımız; Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede daha kolay istihdam imkânı bulabilmekte, yüksek lisans ve doktora başvurularında öncelikli değerlendirilmekte ve mesleki yeterliliklerinin uluslararası düzeyde kabul görmesi sayesinde küresel ölçekte rekabet gücü kazanmaktadır" dedi. "Sektörün ihtiyaçlarına uygun nitelikte mezunlar yetiştiriyoruz" Prof. Dr. Paylan, "Bununla birlikte, fakültemiz bölümleri aynı zamanda ZİDEK tarafından akredite edilerek ulusal düzeyde de eğitim kalitesini tescillemiştir. ZİDEK akreditasyonu, programların sürekli iyileştirme anlayışıyla yürütüldüğünü ve sektör ihtiyaçlarına uygun nitelikli mezunlar yetiştirildiğini göstermektedir" diye konuştu. EÜ Ziraat Fakültesi bünyesinde akreditasyon belgelerini almaya hak kazanan bölümler; Bitki Koruma, Bahçe Bitkileri, Tarla Bitkileri, Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Zootekni, Toprak Bilimi ve Bitki Besleme ile Tarım Ekonomisi bölümleri olarak belirlendi.
İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, Trafik"
19 Mart 2026 Perşembe - 10:49 İzmir Şoförler Odası’ndan yeni taksi ihalesi açıklaması: "Sorun sayı değil, Trafik" İzmir Büyükşehir Belediyesinin 215 yeni taksi plakası için ihaleye çıkma kararına, İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasından açıklama geldi. Başkan Erkan Özkan, üniversite raporlarına dayanarak yaptığı açıklamada, asıl sorunun taksi eksikliği değil trafik yoğunluğu olduğunu belirterek; "12 dakikalık yola bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak çözüm değil" dedi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, İzmir Büyükşehir Belediyesinin metropolde 100 ve metropol dışında 115 olmak üzere yeni taksi ihalesine çıkma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu. Özkan, "İzmir Büyükşehir Belediyesinin taksiye ihtiyaç var diyerek ihaleye çıkmasıyla ilgili bir sorunla karşı karşıyayız. Biz bunu belediye meclisine gelmeden önce de dillendirdik. Şu an İzmir’de yeni taksiye ihtiyaç yoktur. Kentte taksi problemi yaşanmıyor. Asıl problem belirli pik saatlerde trafiğin yoğun olmasıdır. Bu sebeple taksiye ulaşımda ve müşterinin gideceği yere varmasında sorun yaşanıyor. Bu pik saatlerin dışında vatandaşlarımızın bir sıkıntısı bulunmuyor" dedi. Bilimsel raporlar trafik yoğunluğunu işaret ediyor Belediye yetkililerine bilimsel verilerle seslendiklerini vurgulayan Özkan, "Büyükşehir Belediyesi yetkililerine ezbere konuşmadık. Dersimizi çalıştık ve bilimsel bir çalışma yaptırdık. İzmir Şoförler Odası olarak 2025 yılı Mart ayında, 2025 ve 2030 yılları arasında İzmir’de ticari taksi sayısına ihtiyaç var mı diye baktık. Belirli kriterler ortaya konarak bilimsel bir çalışma yaptırdık. Bu çalışmanın sahibi Dokuz Eylül Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesinden ulaşım ve trafik planlaması uzmanı Şehir Plancısı Yrd. Doç. Dr. Yıldırım Oral’dır. Hazırlanan rapor trafik yoğunluğu, korsan taşımacılık ve hizmet kalitesi konularında çözüme ihtiyaç duyulan alanlar bulunduğunu söylüyor. Trafik sıkışıklığının yoğun olduğu saatlerde taksilerin yolcuya ulaşma ve varış noktasına gitme süreleri uzuyor. Bunu ben söylemiyorum, bilimsel çalışma söylüyor" ifadelerini kullandı. Çözüm araç sayısını artırmak değil Raporun çözüm önerilerine ve gelecek öngörülerine değinen Özkan, "Eğer araç sayısını artıracaksanız büyükşehir genelinde belirli saatler içerisinde özel taksi şeritleri oluşturulmalıdır. Yolcu istediği zamanda ulaşamıyorsa bu sorun taksi sayısını artırarak çözülemez. Otobüsler ve taksiler için ayrı bir şerit açın. Raporda 2030 yılında toplam 3 bin 150 taksi taşıt sayısı gerekmektedir deniliyor. Bu rapor henüz bir yıllık olmasına rağmen, İzmir’in taksi ihtiyacının yarısına yakınının karşılanmaya çalışılmasında aceleci bir durum söz konusu. İzmir’de trafik yoğunluğu ve otopark sorunları çözüldükten sonra ihtiyaç varsa bunu yapacağız. Bugün arkadaşlarım adeta köşe kapmaca oynuyor. Duraklarda araç dolu ama yolcu yok. Trafiğin yasakladığı yerlerde mecburen bekleme yapıyorlar ve ceza riskiyle karşı karşıya kalıyorlar. Alınan bu karar mevcut trafik yoğunluğuna daha çok zarar verecektir. On iki dakikada gidilecek yere bir saatte gidilen bir şehirde araç sayısını artırmak mantıklı değildir" şeklinde konuştu. Araçlarımızın yüzde 65’i boş bekliyor İhale sürecine ve odanın takip sistemindeki verilere dikkat çeken Özkan, "Belediye Meclisinin oy çokluğuyla aldığı karara saygımız var. Bu bir satın alma değil, 29 yıllığına bir kiralama ihalesidir. İzmir için hayırlı olmasını temenni ediyorum ancak kararlar bu kadar hızlı alınmamalıydı. Şu an 7/24 hizmet veren haber merkezimizdeyiz. Harita üzerinde sarı taksiler boş, yeşil taksiler dolu araçları gösteriyor. Bugün bayram arifesi ve İzmir’in en yoğun olduğu günlerden biridir. Araçlarımızın yüzde 65’i boş müşteri bekliyor. Doluluk oranımız ise yüzde 32 seviyesindedir. Pik saatlerin dışında taksi ihtiyacı olmadığının gerçek kanıtı budur. Talebin ihtiyaçtan kaynaklanmadığını bilimle ortaya koyuyoruz. İhaleye girecek arkadaşlarımızın da iş durumunu bu şekilde görerek ve hesaplayarak katılmalarında fayda vardır" açıklamasını yaptı. Duraklarda iş bekliyoruz Alsancak’ta görev yapan taksi şoförü Özer Akdemir ise mevcut duruma dikkat çekerek, "Zaten işlerimiz çok az ve sürekli düşüyor. Arife günündeyiz ama şu anda gördüğünüz gibi duraklarda bekliyoruz. İşimiz yok. İzmir’in merkezi Alsancak’ın göbeğinde olmamıza rağmen şu anda iş bulunmuyor. Yeni girecek taksiler için şu anda bir gerek yok gibi görünüyor. Araba alacaklar da bu durumu görerek gelsinler ve ona göre karar versinler" dedi.