Yerel Haberler
İzmir
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:07 İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor İzmir’de arsa satın alan 800 kişi, 57 yıldır devam eden davalar nedeniyle tapularına kavuşamıyor. Hayatını kaybeden üyelerin yerine davalara ikinci kuşak müdahil olurken, mahkeme heyeti son duruşmada eksiklerin giderilmesi için duruşmayı bir kez daha erteledi. Urla Teos Yapı Kooperatifi üyesi 800 hissedar, yıllardır süren tapu iptalleri nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Yağcılar Köyü’nden 1969 yılında arsa satın alan vatandaşlar, mülkiyet haklarını korumak için kooperatif kurdu. Geçen 57 yıllık sürede kooperatifin tapuları çeşitli idari ve hukuki gerekçelerle defalarca iptal edildi. Haklarını aramak için yargıya başvuran ve bugün çoğu 80 yaşın üzerinde olan üyeler, yakınlarıyla birlikte farklı illerden gelerek duruşmalara katılıyor. Birçok üyenin vefat etmesiyle yargı sürecini ikinci kuşak devraldı. Üyeler, sorunun kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Duruşma ertelendi Urla 3. Asliye Mahkemesi’nde görülen son duruşmada mahkeme heyeti, Urla Tapu Müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek dava konusu kök tapunun tüm geçmiş kayıtlarının ve güncel parsel numaralarının bildirilmesini talep etti. Ayrıca Kadastro Müdürlüğüne de yazı yazılarak, önceki bilirkişi raporunda koordinatları belirlenen alanların güncel parsel bilgileriyle çakıştırılarak mahkemeye sunulması istendi. Mahkeme heyeti, istenen bilgi ve belgelerin toplanması, kurumlar arası yazışmaların tamamlanması ve denetime elverişli detaylı bilirkişi raporunun mahkemeye sunulabilmesi amacıyla duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi. Mağduriyetlerin giderilmesi için çağrı Mülkiyet hakları fiilen engellenen ve yıllardır hukuk mücadelesi veren tapu sahipleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Grup adına basın açıklamasını okuyan Avukat Makbule Gülşahin Erbay, "Davayı başlatan ilk kuşak hak sahiplerinin çoğu adaletin tecelli ettiğini göremeden vefat etti. Bugün 80-90 yaşlarına ulaşan üyelerimiz, her duruşmaya tekerlekli sandalyeleriyle katılarak hak arayışlarını sürdürüyor. Üniversite raporları ve bilirkişi incelemeleri, söz konusu arazinin orman vasfı taşımadığını tescil etmiş olmasına rağmen mülkiyet hakkımız fiilen engellenmektedir" dedi. Hukuki mücadele çocuklara kaldı Söz konusu taşınmazı 1969 yılında asistan olarak görev yaptığı dönemde 110 Reşat altını bedeliyle satın aldığını belirten bir tapu sahibi "Elimde devlet tarafından verilmiş kırmızı tapu senedi bulunuyor. Yıllarca kendimi bu taşınmazın yasal maliki olarak kabul ettim. Bu yatırımı, gelecekte çocuklarıma bir güvence bırakmak ve emeklilik dönemimde yılın birkaç ayını geçirebileceğim bir yaşam alanı oluşturmak gayesiyle yapmıştım. Gelinen aşamada nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. İlerleyen süreçte duruşmalara iştirak edip edemeyeceğim dahi belirsiz. Hukuki mücadeleyi şu an 55 ve 56 yaşlarında olan çocuklarım devralacak. Tek temennimiz, onlar da 80-90 yaşlarına gelmeden bu yargı sürecinin nihayete ermesidir" ifadelerini kullandı. Hak arayışı sürüyor Tapu sahiplerinden Gürsel Hancı, mülkü oldukça genç yaşlarında büyük fedakârlıklarla elde ettikleri maddi birikimlerle satın aldıklarını belirterek, "O tarihten bugüne tasarruf haklarımızı kullanamadık. Arazimiz vasıfsız bir nitelikte değildir. Elimizde, üzerinde açıkça ’imarlı arsa’ ibaresi bulunan resmi tapumuz mevcut. Tüm bu resmi belgelere rağmen mülkiyet hakkımız halen tesis edilebilmiş değildir" şeklinde konuştu. Yetkililerinden çözüm beklentisi Kooperatife gençlik yıllarında, arkadaşlarıyla birlikte ev sahibi olma heyecanıyla dahil olduklarını anlatan 92 yaşındaki bir diğer tapu sahibi ise "Yıllardır süregelen bekleyişimiz sonucunda hiçbir mülkiyete sahip olamadık. Mağduriyetimiz sürüyor ve halen hakkımıza kavuşmayı bekliyoruz. Elimizdeki geçerli tapulara istinaden, devlet yetkililerinden hukuka ve hakkaniyete uygun olanı yerine getirmelerini talep ediyoruz" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
ASEV TSM Korosu, Şekip Ayhan Özışık eserleriyle sahne aldı
25 Ocak 2026 Pazar - 14:36 ASEV TSM Korosu, Şekip Ayhan Özışık eserleriyle sahne aldı Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) Türk Sanat Müziği (TSM) Korosu, Türk Sanat Müziği’nin usta bestecilerinden Şekip Ayhan Özışık’ın eserlerinin seslendirildiği kış konseriyle müzikseverlere keyif dolu anlar yaşattı. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Üyesi Şef Dr. Barış Doğan yönetimindeki 98 kişilik dev koro, profesyonel enstrüman ekibinin eşliğinde sahne aldı. Müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği konser, Şekip Ayhan Özışık’ın "Bahar Gelmiş Neyleyim" adlı eseriyle başladı. Usta bestecinin 16 eserinin seslendirildiği tek bölümden oluşan konser, "O Beni Bir Bahar Akşamı Terkedip Gitti" adlı eserle sona erdi. Şarkı müzikseverlere bırakıldı Gecenin en özel anlarından biri, "Gönlümde Açmadan Solan Bir Gülsün" adlı eser sırasında yaşandı. Şef Barış Doğan, eserin programa dinleyicilerin seslendirmesi hayal edilerek dahil edildiğini belirtirken, şarkının müzikseverlere bırakılmasıyla salonu dolduran izleyiciler eseri hep birlikte seslendirdi. ‘Sanat şehrimizi daha da güzelleştiriyor’ Konserin son bölümünde sahneye davet edilen Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk koro şefi Barış Doğan’a teşekkür çiçeği takdim etti. Ardından yaptığı konuşmasında şunları söyledi: "Şekip Ayhan Özışık’ın eserlerini başarıyla seslendiren koromuzu yürekten kutluyorum; bizlere çok değerli bir gece yaşattılar. Gördüğünüz gibi sanat, şehrimizi daha da güzelleştiriyor. Bu anlamlı akşam için Şefimiz Barış Doğan’a, koromuza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ayrıca koromuzu yalnız bırakmayan siz değerli sanatseverlere de şükranlarımı sunuyor, sanat dolu nice güzel gecelerde buluşmayı diliyorum." Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk konuşmasının ardından Aliağa Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu ile birlikte konserin son şarkılarında koristlere eşlik etti. Şef Barış Doğan, kış konserinde korosunu yalnız bırakmayıp gelen herkese teşekkür ederken, ekibin yaz konseri için çalışmalarına başladığını duyurdu.
İzmir’de intihar denilen olay cinayet çıktı
25 Ocak 2026 Pazar - 11:36 İzmir’de intihar denilen olay cinayet çıktı İzmir’de evinde asılı halde bulunan 18 yaşındaki genç kızın, erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğü ve olaya intihar süsü verildiği ortaya çıktı. Tutuklanan cinayet zanlısının ise cezaevinde intihar ettiği öğrenildi. Olay, 12 Aralık 2025 günü saat 11.00 sıralarında Bornova ilçesi Zafer Mahallesi 4303 Sokak’taki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, intihar ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kapıyı çilingir yardımıyla açarak eve giren polis ekipleri, Dilan Geyik’i (18) holdeki demire asılı halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi. Geyik’in cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay yerinde inceleme yapan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, genç kızın duruş pozisyonu ve asılı olduğu demirin konumunu şüpheli bularak soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında Geyik’in erkek arkadaşı Mustafa Bingöl’ün (27) ifadesine başvuruldu. Bingöl’ün çelişkili ifadeleri üzerine olayın cinayet olabileceği şüphesi ağırlık kazandı. Toplanan deliller, detaylı inceleme için Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne teslim edildi. 450 saatlik görüntü cinayeti aydınlattı Cinayet Büro ve Suç Analiz Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki 40 güvenlik kamerası ve 15 Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kamerasından alınan toplam 450 saatlik görüntüyü saniye saniye inceledi. Yapılan çalışmada, ifadesinde olay günü binaya bir kez geldiğini öne süren Mustafa Bingöl’ün, aslında 4 kez giriş-çıkış yaptığı tespit edildi. Ayrıca zanlının, olayın yaşandığı saatlerde işlettiği börekçi dükkanında olduğunu beyan etmesine rağmen, yaklaşık 1 saat boyunca binanın içinde bulunduğu belirlendi. İntihar notunu katil zanlısı yazmış Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan incelemelerde, Dilan Geyik’in bıraktığı değerlendirilen intihar notunun Mustafa Bingöl tarafından yazıldığı tespit edildi. Soruşturmayı derinleştiren polis, ikili arasında kıskançlık nedeniyle sık sık tartışma yaşandığını belirledi. Zanlının olay günü kapıyı pet şişe kullanarak açtığı, Geyik’i boğarak öldürdükten sonra intihar süsü verdiği ortaya çıktı. Bingöl’ün cinayetin ardından genç kızın teyzesini arayarak kendisine ulaşamadığını söylediği ve cesedin bulunmasını sağladığı da saptandı. Cezaevinde intihar etti Eldeki deliller doğrultusunda 20 Aralık’ta gözaltına alınan Mustafa Bingöl, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bingöl’ün, 22 Aralık tarihinde cezaevinde yaşamına son verdiği bildirildi.
İzmir’de intihar denilen olay kadın cinayeti çıktı
25 Ocak 2026 Pazar - 11:26 İzmir’de intihar denilen olay kadın cinayeti çıktı İzmir’de evinde asılı halde bulunan 18 yaşındaki genç kızın, erkek arkadaşı tarafından öldürüldüğü ve olaya intihar süsü verildiği ortaya çıktı. Tutuklanan cinayet zanlısının ise cezaevinde intihar ettiği öğrenildi. Olay, 12 Aralık 2025 günü saat 11.00 sıralarında Bornova ilçesi Zafer Mahallesi 4303 Sokak’taki bir evde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, intihar ihbarı üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Kapıyı çilingir yardımıyla açarak eve giren polis ekipleri, Dilan Geyik’i (18) holdeki demire asılı halde buldu. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde genç kızın hayatını kaybettiği belirlendi. Geyik’in cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Olay yerinde inceleme yapan Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, genç kızın duruş pozisyonu ve asılı olduğu demirin konumunu şüpheli bularak soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında Geyik’in erkek arkadaşı Mustafa Bingöl’ün (27) ifadesine başvuruldu. Bingöl’ün çelişkili ifadeleri üzerine olayın cinayet olabileceği şüphesi ağırlık kazandı. Toplanan deliller, detaylı inceleme için Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne teslim edildi. 450 saatlik görüntü cinayeti aydınlattı Cinayet Büro ve Suç Analiz Büro Amirliği ekipleri, bölgedeki 40 güvenlik kamerası ve 15 Plaka Tanıma Sistemi (PTS) kamerasından alınan toplam 450 saatlik görüntüyü saniye saniye inceledi. Yapılan çalışmada, ifadesinde olay günü binaya bir kez geldiğini öne süren Mustafa Bingöl’ün, aslında 4 kez giriş-çıkış yaptığı tespit edildi. Ayrıca zanlının, olayın yaşandığı saatlerde işlettiği börekçi dükkanında olduğunu beyan etmesine rağmen, yaklaşık 1 saat boyunca binanın içinde bulunduğu belirlendi. İntihar notunu katil zanlısı yazmış Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce yapılan incelemelerde, Dilan Geyik’in bıraktığı değerlendirilen intihar notunun Mustafa Bingöl tarafından yazıldığı tespit edildi. Soruşturmayı derinleştiren polis, ikili arasında kıskançlık nedeniyle sık sık tartışma yaşandığını belirledi. Zanlının olay günü kapıyı pet şişe kullanarak açtığı, Geyik’i boğarak öldürdükten sonra intihar süsü verdiği ortaya çıktı. Bingöl’ün cinayetin ardından genç kızın teyzesini arayarak kendisine ulaşamadığını söylediği ve cesedin bulunmasını sağladığı da saptandı. Cezaevinde intihar etti Eldeki deliller doğrultusunda 20 Aralık’ta gözaltına alınan Mustafa Bingöl, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutuklanarak cezaevine gönderildi. Bingöl’ün, 22 Aralık tarihinde cezaevinde intihar ederek yaşamına son verdiği bildirildi.
Amfizemli hastalara taze nefes: Cerrahisiz tedaviler
25 Ocak 2026 Pazar - 11:10 Amfizemli hastalara taze nefes: Cerrahisiz tedaviler Akciğerlerdeki hava keseciklerinin geri dönüşü olmayan şekilde hasar görmesiyle ortaya çıkan ve hastalarda şiddetli nefes darlığına yol açan amfizem, hayat kalitesini ciddi biçimde düşüren önemli bir solunum yolu hastalığı olarak biliniyor. Günümüzde, cerrahi işleme gerek olmadan uygulanabilen coil ve valv tedavileri hastalar için yeni bir umut oluyor. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Nuran Katgı, cerrahisiz yöntemlerle akciğerlerin daha verimli çalışmasının sağlanabildiğini ve hastaların yaşadıkları nefes darlığında belirgin rahatlama yaşadığını belirtti. Akciğerde oluşan kalıcı yapısal hasar nedeniyle hava keseciklerinin genişlemesi ve solunum kapasitesinin giderek azalmasıyla seyreden amfizem, hastaların günlük hayatını ciddi biçimde kısıtlayan önemli bir solunum yolu hastalığı olarak öne çıkıyor. Geleneksel cerrahi yöntemlerin yanı sıra, son yıllarda bronş içinden kesisiz uygulanan coil ve valv tedavileri, özellikle cerrahiye uygun olmayan hastalar için yeni bir umut kapısı olarak görülüyor. Medicana International İzmir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nuran Katgı, bu modern yaklaşımların hava tuzaklanmasını azaltarak akciğerin daha etkin çalışmasını sağladığını ve hastalarda belirgin nefes rahatlaması sunduğunu belirtti. Katgı, "Son yıllarda, amfizem tedavisinde cerrahi dışı, daha hedefe yönelik yöntemler ön plana çıkmaktadır. Özellikle cerrahiye uygun olmayan ya da cerrahiden kaçınan hastalar için geliştirilen bronkoskopik volüm düşürücü yöntemler, güncel tedavi seçenekleri arasında önemli bir yer tutmaktadır. Coil (spiral) tedavisi ve endobronşiyal valv uygulamaları, kesi gerektirmeden bronkoskopi yoluyla uygulanan cerrahisiz yaklaşımlar olarak dikkat çekmektedir. Bu işlemler, hasarlı akciğer alanlarının solunum üzerindeki olumsuz etkisini azaltmayı ve daha sağlıklı bölgelerin daha etkin çalışmasını hedeflemektedir" diye konuştu. "Cerrahiye uygun olmayan hastalar için iyi bir seçenek" Bronkoskopik volüm düşürücü işlemlerin, özellikle ileri evre amfizem tanısı bulunan ve optimal ilaç tedavisi ile solunum rehabilitasyonuna rağmen nefes darlığı devam eden hastalarda gündeme geldiğini dile getiren Doç. Dr. Nuran Katgı, "Bunun yanı sıra açık cerrahi açısından yüksek risk taşıyan, ileri yaşta olan veya ek hastalıkları nedeniyle cerrahiye uygun bulunmayan hastalar için önemli bir tedavi alternatifi oluşturmaktadır. Ayrıca akciğer nakli için sıra bekleyen hastaya vakit kazandırmak için de iyi bir yöntemdir. Hasta seçimi, multidisipliner bir değerlendirme süreci sonunda, bireysel klinik özellikler dikkate alınarak yapılmaktadır" dedi. Söz konusu yöntemlerin hastalığı ortadan kaldırmadığını ancak semptom kontrolü sağlayarak, yaşam kalitesini iyi bir noktaya taşımada önemli rol oynadığını dile getiren Katgı, "Bronkoskopik volüm düşürücü yöntemler, amfizemin temel patofizyolojik sorunlarından biri olan hava tuzaklanmasını azaltmayı hedefler. Aşırı şişmiş ve solunuma katkısı azalmış, bununla birlikte sağlıklı akciğer dokusunun da genişlemesini engelleyen akciğer bölgelerinin etkisinin azaltılmasıyla, diyafram ve solunum kaslarının daha verimli çalışması sağlanır. Bu durum klinik olarak hastalara nefes darlığında azalma, efor kapasitesinde artış ve günlük aktivitelerde daha rahat hareket edebilme şeklinde yansır. Bronkoskopik yöntemler, açık cerrahiye kıyasla daha düşük komplikasyon riski, daha kısa hastanede yatış süresi ve daha hızlı iyileşme süreci sunmaktadır. Özellikle cerrahi sonrası risklerin yüksek olduğu hasta gruplarında, daha güvenli ve daha konforlu bir seçenek olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca kesi gerektirmemesi, hastaların günlük yaşama daha kısa sürede dönebilmesine imkan tanır" ifadelerine yer verdi. "Her amfizem hastası coil tedavisi için uygun değil" Her amfizem hastasının coil tedavisi için uygun olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Nuran Katgı, hastanın akciğer dokusunun yapısı, eşlik eden hastalıklar ve genel solunum kapasitesinin mutlaka detaylı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Katgı, "Uygun hasta seçimi ve işlemin deneyimli ellerde gerçekleştirilmesi, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktörler arasında yer almaktadır" dedi. Coil tedavisinin hangi amfizem tiplerinde tercih edildiği hakkında da bilgi veren Katgı, "Coil tedavisi, akciğer hasarının daha yaygın ve homojen dağılım gösterdiği amfizem tiplerinde tercih edildiği gibi en iyi etkisi bölgesel hasarlı, heterojen amfizem tipinde görülür. Akciğerin yalnızca tek bir bölgesinin değil, geniş alanlarının etkilendiği hastalarda coil tedavisi, solunum mekaniklerini genel olarak iyileştirmeyi amaçlayan etkili bir seçenek sunmaktadır" diye konuştu. Öte yandan akıllı tel olarak da adlandırılan spirallerin işlevine değinen Katgı, "Akıllı tel olarak da adlandırılan spiraller, bronkoskopi sırasında akciğer dokusu içine yerleştirildikten sonra kendi doğal şeklini alarak kendi ekseni etrafında kıvrılır. Bu kıvrılma etkisi, hasarlı ve aşırı şişmiş akciğer alanlarının hacmini azaltır. Böylece akciğer dokusu daha kompakt hale gelir, hava hapsi azalır ve solunum mekanikleri daha dengeli çalışmaya başlar" dedi. Valv mi, coil mi? Valv tedavisi hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Nuran Katgı, ‘valv mi, coil mi’ sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Endobronşiyal valv tedavisi, akciğer hasarının belirli bir bölgede yoğunlaştığı amfizem hastalarında daha uygun bir seçenektir. Hedeflenen akciğer bölgesinin anatomik özellikleri ve solunum üzerindeki etkisi, hasta seçiminde temel kriterler arasında yer alır. Valv tedavisinin başarılı olabilmesi için hedeflenen akciğer bölgesine yan yollardan hava girişi olmaması gerekir. Çünkü tedavideki asıl amaç hasarlı bölgeyi mekanik olarak tıkama yoluyla hava girişinin engellenmesi, sekresyon çıkışına izin verilmesidir. Kollateral ventilasyonun varlığı, valv uygulamasının etkisini azaltan en önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle işlem öncesi yapılan detaylı değerlendirmeler, tedavi başarısı açısından kritik öneme sahiptir. Valv mi yoksa coil mi uygulanacağına; amfizemin akciğer içindeki dağılımı, kollateral ventilasyon durumu ve hastanın genel klinik özellikleri değerlendirilerek karar verilir. Bazı hastalarda valv tedavisi daha uygunken, bazı hastalarda coil uygulaması daha iyi sonuçlar sağlayabilir. Valv uygulaması sonrasında hedeflenen akciğer bölgesinde hacim küçülmesi sağlanır. Bu durum, daha sağlıklı akciğer alanlarının solunuma daha etkin katılmasına imkan tanır. Sonuç olarak nefes darlığında azalma, efor kapasitesinde artış ve yaşam kalitesinde iyileşme gözlenir."
Yağmur suyunu dönüştürüyor, tasarruf sağlıyor
25 Ocak 2026 Pazar - 11:01 Yağmur suyunu dönüştürüyor, tasarruf sağlıyor Doğa dostu bir yaklaşımla tasarlanan Yaşar Üniversitesi’nin yeni eğitim binası, 420 tonluk yağmur suyu sarnıcı, akıllı enerji sistemleri ve dijital su takibiyle LEED Yeşil Bina Sertifikası yolunda ilerleyen örnek bir yapı olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilir kampüs hedefiyle hayata geçirilen Yaşar Üniversitesi’nin yeni eğitim binası, 420 tonluk yağmur suyu sarnıcı ve akıllı enerji sistemleriyle doğa dostu mimarisi ile dikkat çekiyor. LEED Yeşil Bina Sertifikası alma yolunda ilerleyen yapı, her damla suyun dijital olarak takip edildiği sistemiyle geleceğin eğitim alanları için de örnek oluyor. İklim krizi ve su kaynaklarının korunması küresel bir gündem maddesi haline gelirken, Yaşar Üniversitesi bu alanda somut ve öncü bir adım atmış oldu. Üniversitenin yeni eğitim binası M Blok, sürdürülebilir bir ekosistem olarak tasarlandı. Çatıya düşen her damla yağmurun depolandığı, enerjinin güneşten sağlandığı ve sensörlerle israfın önüne geçildiği bina, İzmir’de sürdürülebilir kampüs anlayışına örnek oldu. Yağmur hasadıyla su tasarrufu Çatısına kurulan sifonik yağmur sistemi aracılığıyla toplanan suların 420 ton kapasiteli dev bir sarnıca iletilmesiyle dikkat çeken binada arıtılan sular; peyzaj sulamasından ortak kullanım alanlarına kadar binanın pek çok noktasında yeniden kullanılıyor. Üst SCADA (Merkezi Denetleme ve Veri Toplama) sistemi sayesinde su tüketimi anlık olarak izlenirken, muhtemel sızıntılar uzaktan izlenebilir akıllı sayaçlarla anında tespit edilerek müdahale ediliyor. Enerjiyi üreten ve yöneten bina Yaşar Üniversitesi M Blok, su tasarrufunun yanı sıra enerji verimliliğiyle de öne çıkıyor. Binanın anlık enerji ihtiyacının yüzde maksimum 30’u, üzerine kurulu güneş panellerinden sağlanıyor. Yapı içerisindeki 862 adet varlık sensörü, insan yoğunluğunu takip ederek aydınlatma, iklimlendirme ve akıllı tahta sistemlerini optimize ediyor. İnsan bulunmayan alanlarda sistemlerin otomatik olarak kapanması sayesinde gereksiz enerji tüketimi tamamen ortadan kaldırıyor. Teknolojik ve çevreci bina, Yaşar Üniversitesi’nin karbon ayak izini azaltma vizyonunun hedeflerinden biri olarak öne çıkıyor. "Doğaya saygılı bir iş yapıyoruz" Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) ev sahipliğinde düzenlenen Su Konferansı’nda mimarı olduğu yeni eğitim binasını örnek gösteren Epig Mimarlık Kurucusu ve BASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Semiha Güneş de projenin felsefesini şu sözlerle anlattı: "Kentlerimizi betonlaştırdık ve yağmurun toprağa ulaşmasına engel olduk. M Blok projesinde bu döngüyü tersine çevirmeyi hedefledik. 32 bin metrekarelik bu yapıda sürdürülebilirliği, ekonomiyi ve çevre duyarlılığını merkeze aldık. İç mekânlarda sistem tasarımları ve seçilen ürünlerle yüzde 50 su tasarrufunu hedefledik. Hem enerjiyi verimli kullanmak hem de insan konforunu sağlamak adına doğaya saygılı bir işe imza attık." LEED Yeşil Bina Sertifikası hedefi Yaşar Üniversitesi İnşaat Bakım-Onarım Yatırım Daire Başkanı Yetkin Türk ise sürecin prestijli bir ödülle taçlanacağını belirterek, "Gezegenin kaynaklarını koruma motivasyonuyla çıktığımız bu yolda, M Bloğu üst seviye bir skorla LEED Yeşil Bina Sertifikası ile belgelendirmek için çalışmalarımız sürüyor" dedi.
İEÜ ile Karşıyaka buluştu, kazanan çocuklar oldu
25 Ocak 2026 Pazar - 10:55 İEÜ ile Karşıyaka buluştu, kazanan çocuklar oldu İzmir Ekonomi Üniversitesi ile Karşıyaka Belediyesi, anaokulu çağındaki çocukların akılcı ve sosyal gelişimini, ailelerin ve eğitimcilerin bilinçlenmesini desteklemek amacıyla Rektör Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ve Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’ın imzaladığı bir iş birliği protokolü hayata geçirdi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) ile Karşıyaka Belediyesi, anaokulu çağındaki çocukların, ailelerin ve eğitimcilerin gelişimini desteklemek amacıyla örnek bir iş birliği gerçekleştirdi. Çocukların akılcı ve sosyal yönden güçlenmesine, ailelerin de sağlıklı birey yetiştirme konusunda bilgilenmesine zemin hazırlayacak protokol, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ve Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal tarafından imzalandı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ile Karşıyaka Belediyesi arasında 2 yıl süreyle geçerli olacak protokol, üniversite-şehir bütünleşmesinin güçlü bir yansıması olacak. İEÜ Çocuk Gelişimi Programı’ndaki öğretim görevlileri, Karşıyaka Belediyesi’ne bağlı anaokullarında eğitim gören çocuklara ve ebeveynlere yönelik eğitimler düzenleyecek. Uygulama temelli eğitimler Anaokullarında görev yapan öğretmenlere ilişkin yeterliliklerin, uygulama temelli eğitim faaliyetleriyle geliştirilmesi için çalışmalar yapılacak. Bunun yanı sıra İEÜ Çocuk Gelişimi Programı öğrencileri de belediyeye bağlı anaokullarında uygulama ya da staj yapabilecek. İEÜ’nün ev sahipliğinde gerçekleşen imza töreni, İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu ve Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal’ın yanı sıra Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Sevinç İnan, Rektör Danışmanı Dr. Burçin Önder ve öğretim görevlilerinin katılımıyla gerçekleşti. "Toplumsal katkıya devam edeceğiz" Törende konuşan Prof. Dr. Abacıoğlu, toplumsal katkıyı merkezine olan proje ve iş birliklerine büyük önem verdiklerini söyleyerek, "Üniversite olarak en büyük sorumluluklarımızdan biri, ürettiğimiz bilgiyi toplumun her kesimi için erişilebilir ve faydalı hale getirmek. Karşıyaka Belediyesi ile imzaladığımız protokol de bunun somut bir örneği oldu. Bu iş birliği sayesinde çocuklarımızın sağlıklı, mutlu ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesine katkı sunacağız. Biliyoruz ki, çocuklarımız için atacağımız her adım, hayata geçireceğimiz her proje, aynı zamanda ülkemizin geleceğine yapılan değerli bir yatırımdır. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak, yaşadığımız kentin ihtiyaçlarına duyarlı, sürdürülebilir ve nitelikli iş birlikleriyle toplumsal katkı üretmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Güçlü bir eğitim modeli olacak" Karşıyaka Belediye Başkanı Yıldız Ünsal ise, belediyeye bağlı 8 anaokulunun bulunduğunu ifade ederek, "Anaokulu eğitimi, yaşam boyu öğrenmenin ve kişilik gelişiminin ilk ve en önemli basamaklarından biri. Bu süreçte bilimsel bilgiye dayalı profesyonel destek almak; alanında uzman akademisyenlerin bilgi ve deneyimlerinden yararlanmak büyük önem taşıyor. Çocuklarımız, bizim en kıymetli hazinemiz. İzmir Ekonomi Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz bu değerli iş birliği sayesinde, hem çocuklarımızın gelişimini çok yönlü olarak destekleyecek hem de ailelerimizi ve eğitimcilerimizi güçlendiren bir eğitim modeli oluşturacağız" diye konuştu.
Bayındır’da yetişen nergis, bilimde öne çıkıyor
24 Ocak 2026 Cumartesi - 16:50 Bayındır’da yetişen nergis, bilimde öne çıkıyor Türkiye’nin önemli çiçek üretim merkezlerinden biri olan İzmir’in Bayındır ilçesinde yetiştirilen nergis çiçeği, yalnızca kokusu ve görsel güzelliğiyle değil, bilimsel araştırmalara konu olan tıbbi bileşenleriyle de dikkat çekiyor. Uluslararası bilimsel çalışmalara göre nergis (Narcissus) türlerinde bulunan bazı doğal alkaloidler, Alzheimer başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların geliştirilmesinde önemli rol oynuyor. Nergisten ilaca: Galantamin etken maddesi Bilim dünyasının nergise olan ilgisinin temelinde, Amaryllidaceae familyasına ait bazı bitkilerde bulunan galantamin adlı alkaloid yer alıyor. Galantaminin, beyinde sinir iletiminde görev alan asetilkolin maddesinin düzeyini artırıcı etkisi sayesinde, Alzheimer hastalığının hafif ve orta evrelerinde kullanılan onaylı bir ilaç etken maddesi olduğu belirtiliyor. Uzmanlara göre, galantamin doğada sınırlı sayıda bitkide bulunurken, nergis türleri bu yönüyle farmasötik araştırmalar açısından büyük önem taşıyor. Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede nergis türleri, bu etken maddeye yönelik bilimsel çalışmaların merkezinde yer alıyor. Klinik kullanımda yer alıyor Galantaminin etkisinin yalnızca laboratuvar çalışmalarıyla sınırlı kalmadığını belirten uzmanlar, söz konusu maddenin dünya genelinde sağlık otoritelerince onaylı olarak kullanılan bir ilaç etken maddesi olduğunu vurguluyor. Hafif ve orta dereceli Alzheimer vakalarında kullanılan bu etken madde, modern tıpta önemli bir yere sahip bulunuyor. Araştırmalarda nergis bitkisinde bulunan likorin ve narsiklasin gibi diğer alkaloidlerin de antikanser, antiviral ve antimikrobiyal özellikleri açısından bilimsel çalışmalara konu olmaya devam ettiği ifade ediliyor. Uzmanlardan uyarı Öte yandan, uzmanlar, nergis bitkisinin özellikle soğan kısmı başta olmak üzere tüm bölümlerinin zehirli alkaloidler içerdiğini hatırlatarak, evde hazırlanan kür ve karışımların ciddi sağlık riskleri taşıdığı uyarısında bulunuyor. Tıpta kullanılan etken maddelerin tamamının, kontrollü dozlarda ve laboratuvar ortamında elde edildiği vurgulanıyor. Bayındır için katma değer potansiyeli Mis kokulu çiçekleriyle festivallere renk katan Bayındır nergisinin, bilimsel araştırmalar ve doğru tarımsal yatırımlarla değerlendirilmesi halinde, estetik değerinin yanı sıra sağlık ve biyoteknoloji alanında da katma değer üreten bir ürün haline gelebileceğine dikkat çekiliyor.
Birlikte parlayalım minik izleyicileriyle buluşuyor
24 Ocak 2026 Cumartesi - 16:16 Birlikte parlayalım minik izleyicileriyle buluşuyor Aliağa Belediyesi’nin sömestr özel olarak düzenlediği Tiyatro Günleri kapsamında sahnelenen "Birlikte Parlayalım" oyunu, ilk gösteriminde yoğun ilgi gördü. Çocukların büyük beğenisini kazanan oyun, 24 Ocak-1 Şubat 2026 tarihleri arasında her gün Aliağa’nın merkez ve çevre mahallelerinde ücretsiz olarak sahnelenmeye devam ederek minik izleyicilerine tiyatro dolu bir ara tatil yaşatacak. Aliağa Belediyesi Orman Tiyatrosu, Aliağa Belediye Tiyatrosu (ALBET)’in bünyesinde faaliyetlerine başladı. Tiyatronun ilk projesi, yazar ve yönetmenliğini Aliağa Belediye Tiyatrosu (ALBET) Sanat Yönetmeni Demet Bozkurt’un yaptığı ‘Birlikte Parlayalım’ oyunu oldu. "Birlikte Parlayalım", rekabet duygusuna kapılmadan dostluğu ve paylaşmayı merkeze alıyor. Oyun, çocuklara her bireyin kendine özgü yeteneklere sahip olduğu ve bu yetenekler doğru şekilde bir araya geldiğinde harika işler başarılabileceği mesajını veriyor. Tiyatroya özel şarkı bestelendi Oyuncu kadrosu Aliağa Sanat Evi (ASEV) kursiyerlerinden oluşan oyun, üç kişilik bir ekip tarafından sahnelenirken, performansa oyuncuların canlı olarak çalacağı ukulele ve marakas eşlik ediyor. Müzikal ögelerin de ön planda olduğu oyunda, sözü ve bestesi Demet Bozkurt’a ait "Parla" adlı şarkı da seslendirilerek izleyicilere ritim ve tiyatronun iç içe geçtiği keyifli bir sahne deneyimi sunuluyor. Aliağa’da tiyatro için yeni bir dönem ALBET Sanat Yönetmeni Demet Bozkurt, Aliağa Belediyesi’nin Orman Tiyatrosu projesi hakkında şu sözleri söyledi: "Aliağa Belediyesi Orman Tiyatrosu kendi içimizde oluşturduğumuz yeni bir oluşum. ‘Birlikte Parlayalım’ oyunumuzu ve gelecekteki diğer oyunlarımızı çocuklarla buluşturmak istiyoruz. Oyunumuzda yaş sınırı yok. Çok küçük seyircimiz için de görsel bir şölen oluşturabilir, hatta ebeveynlerin bile keyifle izleyebileceği bir oyun. Her konuda bize destek olan, çocuk tiyatrosunun gelişimine öncülük eden ve minik seyircimizi sanatla buluşmamıza yardım eden Belediye Başkanımız Serkan Acar’a ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz."