Yerel Haberler
Karaman
Ermenek Maden Faciası Davasında Müşteki Avukatları Dinlendi
17 Haziran 2015 Çarşamba - 13:40 Ermenek Maden Faciası Davasında Müşteki Avukatları Dinlendi Ermenek ilçesinde, 18 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası davasında, müşteki avukatları dinlendi. Müşteki avukatları, davada tutuksuz yargılanan sanıkların tutuklu yargılanmasını talep etti.Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde görülen maden faciası davasının ilk duruşması üçüncü günü devam etti. Bugünkü duruşmada madende hayatını kaybedenlerin yakınlarının dinlenmesinin ardından müşteki avukatlarına geçildi. Mahkemede söz alan bir kısım müştekinin avukatı Anıl Akkuş, “Sanıkları dinledik, müştekileri dinledik. Biz burada maden ocağının ağzında 18 evladının davasının ne olacağını merak eden anne babaların vekiliyiz. 18 işçiyi ölüme gönderenlerin hesabını sormak için buradayız. Savcılık bunu bilinçli taksirli olarak değerlendirmiş. Sanıklar kuvvetli şüpheyi kendileri bu salonda ortaya koydu" dedi. Olay olduktan sonra sanıkların delilleri karartma peşinde olduklarının görüldüğünü belirten Akkuş, şöyle konuştu: "Sanıklar salona girdiğinde Abdullah Özbey salonda gülücükler atıyordu. Bu şirketin sahibi utanmadan gülüyordu. Ben kahroldum, haliyle aileler tepki gösterdi. Salonda olmayan Yavuz Özsoy, tartışmasını yaptığımız adam tutuksuz yargılanıyor. Bu insanları 450 yılla yargılıyoruz. Bu insanları serbest bırakmamamız lazım. İnsanlar hakaretten, kavgadan tutuklanıyor. Bu insanlar 18 madenciyi öldürdü. Mehmet Zeybek, Yavuz Özsoy ve Cemile Kara’nın tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz.”Avukat Mehmet Kasap da, “18 kişinin şehit olması bu işin fıtratında olan bir şey mi?" diye sorarak "Sayın başkan, bu bizim en kolay duruşmalarımızdan biri inanın. Sanıkların ifadelerini alt alta koyarsanız zaten gerçek ortaya çıkar. Hepsi birbirini yalanladı. Cenne ruhsat sahibi, bu maden sahasından çok ciddi para kazanıyor. Helali hoş olsun ama 15 bin liralık sondaj makinesini alamadıklarını söylüyor. Aileler bile burada ‘keşke bize söyleselerdi de parmağımdaki yüzüğü satıp biz alırdık’ dedi. Yavuz Özsoy burada niye yok? Elbirliğiyle bu cinayetleri gerçekleştirmişler. Yavuz Özsoy, Cemile Kara, diğer tutuksuz yargılananların da tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.Müştekilerin vekili avukat Tarık Taşçı da, kanunlara uygun çalışılmadığının ortada olduğunu anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Sanıkların görevini yapmadığı ortadadır. İmalat haritası olsa da, sondaj makinesi olsa da bu kaza olurdu çünkü o makineyi kullanmayacaklardı. Çünkü burada amaç en az maliyetle en fazla kömürü alabilmektir. Ancak bu yapılırken 18 işçinin hayatı hiç düşünülmemiştir. Hepsi her ne kadar birbirlerini suçlasalar da, alanın ne kadar tehlikeli olduğunu biliyordu. Yavuz Özsoy birinci dereceden sorumludur. Bu olay artık taksirden çıkmıştır. Geliyorum demiştir. Bu durumda tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına diğer sanıkların da tutuklu yargılanmasını talep ediyoruz.”Müşteki vekillerinin konuşmalarının ardından mahkemeye ara verildi.
Ermenek Maden Faciası Davası
17 Haziran 2015 Çarşamba - 12:19 Ermenek Maden Faciası Davası Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası davasında, mağdur madenci yakınlarının dinlenmesi tamamlandı. Duruşmada söz alan bir madencinin annesi, "Siz evlat acısı yaşadınız mı? Bizim ciğerlerimiz yandı" dedi.Ermenek davasının üçüncü günü madende hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin dinlenmesine devam edildi. Madende ölen Mehmet Tokat’ın eşi ve Uğur İlhan’ın ablası Zeynep Tokat, “Suçluların hepsinden şikayetçiyim. Patronlar bizi tehdit ederek işe başlattı. Bu işi bırakırsanız başka bir yerde de başlatmayız, engel oluruz, tazminatınızı alamazsınız demişler. Üç ay maaşımızı yatırmadılar. Bunlar zevk sefa sürerken eşlerimizin cebinde sigara parası yoktu. Şimdi gelmişler davadan vazgeçin, para teklif ediyorlar. Madem paraları vardı o zaman verecekleri bin liraydı, niye vermediler? Kömür karasının içinde yemek yedirttiler. Bizim canlarımızı ne tuvalete, ne yemeğe çıkarırlarmış, nefes bile aldırmadılar. Bunların hepsi suçlu. Patronlar size soruyorum neden cevap vermiyorsunuz? Ben size yapılan bütün yardımları vereyim, hatta eşimin kömürden kazanıp yaptırdığı evi vereyim, siz de bize canlarımızı verin, gücünüz yeter mi? Gelen ekmeğin içinden kömür karası çıkıyordu, biliyor musunuz?” dedi.Hayatını kaybeden işçilerden Tezcan Gökçe’nin eşi ve Hüseyin Gültekin’in ablası Ayşe Gökçe de, “Neden bu kumarı oynadınız bize? Neden bir tas çorbayı dışarı vermediler? Benim kardeşim param parça oldu. Emiş Bahar, Saffet Uyar’ın oğluyla gelip neden bizi ikna etmeye çalıştı. Bana para teklif etti madenci karısı. Ben de dedim ki senin kocanla hiç hatıran yok mu dedim." Devletten şikayetçi olduğunu anlatan Gökçe, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bize bakmadılar. Recep Gökçe’ye sağdan soldan para geldi bize ne verdiler. Türkiye’nin her yeri benim olsa gözümde yok. İki canım gitti. Bunlar ütülü ütülü gelmiş. Benim kocam da bilirdi ütülü ütülü giyinmeyi, bak biz ne halde geldik. Sen beni arasaydın alırdım o aleti sana. Benim kocam bakkala olan borcu yüzünden önünden geçemezdi. Sizler 3 ay maaş almazsanız yaşayabilir misiniz? Canlarımızı bile bile ölüme attılar. Benim çocuklarım kime baba diyecek şimdi? Hepsinden şikayetçiyim.”Zeynep Tokat ve Ayşe Gökçe’nin bağırarak ve hakaret içeren şekilde konuşmaları üzerine Saffet Uyar’ın avukatı Şeref Han, mahkeme başkanından müdahale etmesini isteyerek, “Lütfen yargılama hukuka uygun, adil şekilde yapılsın” diye itiraz etti."BİZİM CİĞERİMİZ YANDI"Madenci İsmail Gürses’in annesi Ayşe Gürses de, “Ah bir konuşabilsem, siz evlat acısı yaşadınız mı? Bizim ciğerlerimiz yandı. Allah kimselere vermesin bu acıyı, bu acıyı siz de görün. Neden oldu? Neden yemeklerini içeride yedirdiler? Su patladıktan sonra oğlum nasıl kaçacaktı. Bunlar ütülü elbiseleriyle masada yemek yerken bizim evlatlarımız kömürün içinde yiyorlardı. Torba yasadan sonra devlet neden arkamızda durmadı. Hakim bey bu evlat acısı başka bir şey. Ben bunların hepsinden şikayetçiyim” dedi.İşçilerden Uğur İlhan’ın babası ve Mehmet Tokat’ın kayınpederi Hasan İlhan da, “Sayın savcım, sayın hakimim, 38 gün harita aradınız. Bu harita nereden çıktı size soruyorum, orada harita çizdirdiniz, bu harita nereden çıktı?” şeklinde konuştu. Bunun üzerine hakim, “Devam et” dedi. Hasan İlhan’ın tekrar, “Sizden cevap bekliyorum” demesi üzerine hakim, “Burada sorgulama makamı biziz, devam edin” diye cevap verdi. Konuşmasına devam eden İlhan, Çavuş Mustafa Elibol’dan şikayetçi olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüzde yüz patlayacak demiş. Acaba nereye gitti bu adam? Parayla mı susturdular acaba? O zaman konuşuyorlardı, şimdi niye susuyorlar? Yavrularımı vagonlar parçalamış. 700 metre yol giderdi, ayağında çizme yoktu, dizine kadar ıslak gelirdi yavrum.”Madencilerden Kamil Yaman’ın eşi Aysun Yaman da, “Kocam derdi ki, ‘teftiş olacağı zaman tehlikeli yerleri kapatıyorlardı.’ Yemeği dışarıda yeselerdi kurtulabilirlerdi, şikayetçiyim hepsinden” dedi.Hayatını kaybeden madencilerden Osman Çoksöyler’in annesi Zeynep Çoksöyler de, “Bizim çocuklarımızı iki ay işsiz bıraktılar sonra çağırdılar. Bizim çocuklarımızı yemek yerken çıkarmadılar dışarı, var mı kanunda böyle birşey? Yazık değil mi çocuklara, karılarına, bize. Hepsinden davacıyım, onların çocukları cezaevine görüşe gidecek, biz mezara gideceğiz” şeklinde konuştu.Madencilerden Kamil Yaman’ın annesi Havva Yaman da, “Madem bu ocak tehlikeliydi, niye kattılar çocuklarımızı. Üç çocuğuyla ortada kaldı benim gelinim, hepsinden şikayetçiyim” derken, Kamil Yaman’ın babası Mehmet Yaman da, “Oğlum 9 ay vagonculuk yaptı. Her gün 150-200 vagon kömür çıkarıyoruz derdi. Bu paralar nereye gitti. Üç torunuma ben nasıl bakayım, hepsinden şikayetçiyim. Gerçek suçlu çavuşla mühendis” diye konuştu.Madencilerden İsa Gözbaşı’nın annesi Nazmiye Gözbaşı da, “O kadar sıkmışlar ki, bir kişiden 22 vagon kömür isterlermiş. Madem sondaj makinesi yoktu, paraları yoktu, bizim evlatlarımıza deselerdi; birer maaşınızdan vazgeçin makineyi alalım deselerdi de, onlar da kurtulsaydı, bunlar yanmasaydı. Hepsinden şikayetçiyim. Bizim çocuklarımız şehit gitti, onlara kefen bile nasip olmasın” ifadelerini kullandı.Madencilerden Mehmet Tokat’ın ablası Şefika Aktaş da, “Hepsinden intikamımızı alın, hepsinden şikayetçiyim. Kazandığınız para da tat var mı? Acı var acı” şeklinde konuştu.Madenci Uğur İlhan’ın ablası Mümine Eren de, “Üç ay maaş vermediler. Kardeşimizin her gün sigara parasını ben verirdim. Kardeşim, ‘abla ocağın durumu hiç iyi değil, bu gidişim ölümümü getirecek’ derdi. Hepsinden şikayetçiyim” diye konuştu.Duruşmada, madenci yakınlarının konuşmaları tamamlandı.
Ermenek Maden Faciası Davasında Aileler Dinlendi
16 Haziran 2015 Salı - 19:52 Ermenek Maden Faciası Davasında Aileler Dinlendi Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası davasında, ölen madencilerin yakınları dinlendi. Madenci eşi Şadiye Çoksöyler’in, “Sondaj makinesi alacağız deselerdi parmağımdaki yüzüğü çıkarır verirdim” sözü salonda bulunanları duygulandırdı.Ermenek davasının ikinci gününde sanıkların dinlenmesinin ardından madende hayatını kaybeden işçilerin aileleri dinlendi. Tek tek hakim karşısına çıkan madenci yakınlarının ortak görüşü ise sorumluların en ağır şekilde cezalandırılmaları oldu.“SONDAJ MAKİNESİ ALACAĞIZ DESELERDİ PARMAĞIMDAKİ YÜZÜĞÜ VERİRDİM”Madende hayatını kaybeden Osman Çoksöyler’in 28 yaşındaki eşi Şadiye Çoksöyler, “Cenne şirketinden şikayetçiyim. En ağır şekilde cezalandırılmaları için davayı takip edeceğim. Sondaj makinesi alacağız deselerdi parmağımdaki yüzüğü çıkarır verirdim. Başka ocaklar açacaklarına bu ocağa bakım yapsalardı. Yeni yasadan dolayı 150-200 lira yemek parası vermemek için aşağıda yemek yiyorlardı. Bizim canımızı yediler. Herkesin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum” dedi.“ANA HAKKIMIZI ARAMADIN MI DERLERSE OĞULLARIMA NE CEVAP VERİRİM”Ali ve Kerim Haznedar’ın annesi Saadet Haznedar ise, “Benim çocuklarımı göz göre göre götürdüler. Çocuklarımı zorla indirdiler aşağıya. İkisinin davalarını da ölünceye kadar peşini bırakmayacağım. Hepsinin cezalandırılmalarını istiyorum. Sondaj makinesi olsaydı çocuklarım kurtulurdu. Hak ettikleri cezayı vermezseniz sizden de hakkımı alırım. Onlar nasıl can verdiyse bunlar da öyle can versin. Öbür tarafta hakkımızı aramadın mı ana derlerse ben oğullarıma ne cevap veririm” diye konuştu.Baba Şükrü Haznedar da, “Önceden tedbir alsalardı. 38 gün ocakta kaldım. 38 gün harita aradım bulamadım. Şimdi mahkemede ortaya çıktı. Yavrularımıza bile bile suikast yaptılar. En ağır şekilde cezalandırılmalarını istiyorum” dedi.Kerim Haznedar’ın eşi Zahide Haznedar, “3 aydır maaşlarını vermediler. Şimdi evlere gidip para teklif ediyorlar. Bu parayı nerden bulmuşlar sorar mısınız. Bunların da suda boğulmasını istiyorum” dedi.Ali Haznedar’ın eşi Fadime Haznedar, “Önce yüce Allah’ın sonra sizin adaletinize güveniyorum. Benim 4 tane yetimim var. Benim yavrumun böbreğini aldılar. Dün ameliyattan çıktık buraya geldik. Biraz insafları varsa itiraf etsinler suçlarını. ‘Biz suçluyuz’ desinler. Hepsinden şikayetçiyim” şeklinde konuştu.MADENCİ BABASI: “BU TOPRAĞIN BİR DE ALTI VAR”Madende hayatını kaybeden işçilerden Ömer Cansu’nun babası Hüsnü Cansu, “İnsan hakları var diyorlar. Şurada bir hayvan düşse ya araba gelir ya da helikopter çağırırlar. Kömürün, pisliğin içinde ekmek yiyen insanlara bu yapılır mı? Başbakan bin 800 lira maaş verdi. Bu maaşı vermeyiz dediler. 40 günün içinde kömürü bitirmişler. Çoban, işçi, emekçi bulmuşlar kömürü çekmişler. Biz de her dakika her saniye acı çekiyoruz. Daha 22 yaşındaydı bana bakacak olan oydu. Devlet olmasaydı bizim cenazemiz yerde kalacaktı. Hiç vicdan diye bir şey yokmuş bunlarda. 18 kişiye, analara, babalara yazık değil mi? Varsın yalan söylesinler. Bu toprağın bir de altı var. 39 gün öldük öldük dirildik. Onlar da cezalarını çeksinler” ifadelerini kullandı.Anne Pakize Cansu ise, “Bu adamlara en ağır cezayı vereceksiniz toprağın altındaki yavrularımız da rahatlayacak. Ölene kadar davamın arkasındayım” dedi.“İZİN VERİN BOĞALIM BUNLARI”Mehmet Özcan’ın eşi Fatma Özcan gözyaşları içinde, “Bile bile ihmalle bu kazanın olmasına yol açanlardan şikayetçiyim. Size ve adaletinize güveniyorum” şeklinde konuştu.Mehmet Tokat’ın kardeşi Mustafa Tokat, “15 bin lira için insanların canlarını hiçe saydılar. Can güvenliği almadan insanları orada çalışırdılar. Hepsinden şikayetçiyim” diye konuştu.Hüseyin Çolak’ın eşi Hür Çolak da, “Hepsinden şikayetçiyim. Bana para teklif ettiler. Ben para istemiyorum, can istiyorum. İzin verin boğalım bunları burada” diyerek acısını dile getirdi.Bahri Üzer’in eşi Dursun Üzer de, “Sonuna kadar şikayetçiyim. Saffet Uyar’ın kardeşi geldi para teklif etti. Paraları yok madem altlarındaki son model arabalara nasıl biniyorlar. Onlar da nefes alamasınlar” şeklinde konuştu.Mahkeme, dinlenmeyen ailelerin çarşamba günü dinlenilmesiyle devam edecek.
Ermenek Maden Faciası Davası
16 Haziran 2015 Salı - 16:44 Ermenek Maden Faciası Davası Karaman’ın Ermenek ilçesinde, 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşmasında savunmaların alınmasına devam ediliyor.Ermenek Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada savunma yapan Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi teknik nezaretçisi Ali Kurt, 1989 yılından beri maden mühendisliği yaptığını anlatarak, “Bu iş hayatında hep kömür ocaklarında çalıştım. Aynı zamanda A sınıfı iş güvenliği uzmanıyım. Kazanın nasıl olduğunu anlamadım. Gerçekten üzücü bir kazaydı. Cezaevindeyken çalıştırılmış haritalar elime geçti, o zaman anladım kazanın nasıl olduğunu. Has Şekerler firması Numune Madencilik kapatıldıktan sonra bir yıl o madenin içinde çalışmışlar. Saffet bey bu sahayı gayet iyi biliyordu" dedi. Kazanın sondaj makinesinin asıl sebebi olduğuna inanmadığını belirten Kurt, şöyle konuştu: "Saffet Uyar’ın kız kardeşiyle Zeybek ailesi akraba. 2009 yılında haritaların kendilerine verildiğini düşünüyorum. Niye 4,5 trilyon yatırım yapsın. O bölgede kömür olduğunu biliyordu. İmalat haritası bilerek işletilmemiştir. Haritaların çizilmesi için gerekli özen gösterilmemiştir. İsçilerin iddialarına bakıyorum, 2010 ve 2011 yılında çalışmalarda ilk 2 ayında eski imalatlarda çalıştıklarını söylemektedirler. Hatta Ahmet Dağdeviren eski imalatlarda çalışılıyor dikkat edin diyordu. Bu haritalar kendilerinde mevcuttu.”Hakimin, “rapordaki daksille yapılan değişiklikle ilgili adli tıpta kalemler uyuşmuyor” sorusuna Kurt, “Daksille sildiğim küçük bir yer. Önemsiz olduğunu düşünüyordum. Bu işin bu dereceye kadar varacağını bilsem aynı kalemle yazmaya çalışırdım. Raporu kazadan sonra yazmadım” diye cevap verdi.Savcının, “sondaj makinesi olsaydı işçilerin çalıştığı kazanın olduğu yere kadar gidilir miydi?” sorusuna Ali Kurt, “Hayır gidilmezdi efendim. Çünkü işçiler suyun bastığı yerde çalışmış geçmişler oradan ileriye” dedi. Avukatın, “denetim olacağı zaman Yavuz Özsoy size talimat veriyor muydu?” sorusuna Kurt, “Müfettişler geldiğinde oluyordu” diye cevap verdi. Savcının, “sondaj makinesi olsaydı kaza olmayacak mıydı?” sorusuna, Kurt, “Evet sondaj makinesi olsa kömürün göçtüğü yerlere kontrol sondajı yapılır ve kaza olmazdı” diye yanıt verdi. Ali Kurt savunmasının bir kısmını beyaz tahtada çizerek sonrasında da harita üzerinde anlatarak yaptı.Tutuksuz yargılanan sanıklardan Ermenek Cenne Linyit Madencilik Şirketi İşletme Müdürü Mehmet Zeybek’in savunmasına geçildi. Zeybek savunmasında, “2012 yılından beri çalışıyorum. Bana Abdullah bey tarafından genel vekaletname verildi. Bu vekaletnamede birçok harcama yetkim vardı. Beni azlettiler daha sonra. 2014 Haziran ayında ocakların kapanması gündeme geldi. Yapılan toplantıda ocakların eksiklikleri nasıl giderilir diye konuşuldu. Bana sondaj makinesi soruldu, tam bilmediğim için birşey diyemedim. Toplantıda rödovansçılar, Abdullah bey, mühendisler ve ben vardım. Sondaj makinesi için sadece araştırma yapılacaktı, sadece araştırma yapmamız istendi. Kazadan sonra sondaj makinesini alanda çalışan 4 firmadan 3’ü almış Has Şekerler firmasında olmadığını öğrendim. Kazadan sonra baktım geriye dönük rapor düzenlenmiş. Teftişlerde görülen eksikliklerin raporlarda altlara sıkıştırıldığını hissettim” dedi.Tutuksuz sanıklardan Ermenek Cenne Linyit Madencilik Şirketi eski müdürü Şerafettin Zeybek de savunmasında, “Savcılıktaki ifademi doğruluyorum, ekleyeceğim bir şey yok. Teknik konularda bir bilgim yok” şeklinde konuştu.Savunmaların ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Ermenek Maden Faciası Davası İkinci Gününde
16 Haziran 2015 Salı - 14:26 Ermenek Maden Faciası Davası İkinci Gününde Karaman’ın Ermenek ilçesinde, 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşması ikinci günü devam ediyor. Dün 166 sayfalık iddianamenin okunmasının ardından bugün sanıklar ifade verecek.Ermenek Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 3’ü tutuklu 6 sanık, işçilerin yakınları, taraf avukatları ve çok sayıda gazeteci katıldı. Mahkeme Başkanı duruşma öncesi aileleri taşkınlık çıkarmamaları hususunda uyardı. Daha sonra sanıklar jandarma korumasında çok sayıda polisin bulunduğu salona alındı. Duruşmada önce sanıkların kimlik tespiti yapıldı. Bu sırada maden faciasında eşi Osman Çoksöyler’i kaybeden Şadiye Çoksöyler bebeğini sanıklara göstererek, “Bakın katiller, bu çocuğu babasız bıraktınız. Babasını istiyor bu çocuk, yazıklar olsun size” dedi."TUTUKLU SANIK ÖZBEY, SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ"Duruşmada ifade veren tutuklu sanık Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey, şirketin işleyişinden bahsederek, “Ben şirketin ruhsat sahibi yöneticisiyim. 30 senedir rödovans olarak şirketimiz işlemektedir. Konusunda uzman çalışanları görevini layıkıyla yapmaktadır. Ben ortak olabilirim ama sadece ismen kimlerin çalıştığını bilebilirim. Ama ruhsat alındığı yıllarda ben yoktum, saha teslimi 98-99 yıllarında yapılmış, ben o tarihte yoktum" diye konuştu. Suçlamaları kabul etmeyen Özbey, şunları söyledi: "Sondaj makinesiyle çalışılıp çalışılmadığını bilmiyorum. Bir rödovansçı firmaya bir şey alıp vermişliğimiz yok. Şirketin yer altı sigortası bile yok. Bunun sorumlusu rödovansçı şirkettir, işleyiş bu şekilde. Daha önce böyle bir kaza olmuş, 20 gün kapalı kalmış, bunlardan haberimiz yok. Defalarca eski üretim alanına girilmiş. Bir tutanak yok, daimi nezaretçi defteri yok, bize bildirdikleri hiçbir şey yok. Bize söyleseler böyle bir şey olmazdı. Mühendislerin hiçbir şeyden haberi yok ama işçilerin her şeyden haberi var. Bunu işçilerin anlattığı ifadelerden anlıyoruz. Aksaklıkla alakalı konuşulan şeyler bana bildirilmemiştir. Bu konuda bir kusurum yok.”Sahayı kiraladıkları dört şirketten kira ve devlete katkı oranını aldıklarını belirten Özbey, gülerek, “Ortada suç var misal, bu suç gelin olmuş alan yok” demesi üzerine ailelerden tepki geldi. Bir işçi yakını, “Paraları aldınız, kocalarımızı öldürdünüz, hiçbir şeyden haberimiz yok diyorsunuz” diyerek sanığa bağırdı. Özbey de, Maden Teknikerliği Yüksekokulunu okuduğunu söyleyerek, “O okulu okudum ancak bu işi bildiğim ya da bu işi yapmak zorunda olduğum anlamına gelmiyor” dedi.Duruşmada Mahkeme Başkanı Mustafa Başer, sanık Abdullah Özbey’e, “Tanıklar, sondaj makinesi alınmasıyla ilgili bir toplantıda senin de bulunduğunu söylüyor“ diye sordu. Bunun üzerine Özbey, “Ben öyle bir toplantıya katılmadım” dedi. Mahkeme Başkanı Başer’in, “Bazı mühendisler sizin arşivlerde haritaları bulamadıklarını söylemiş, neden bulamıyorlar", şeklindeki sorusu üzerine Özbey, “Eski yönetici olan amcamdan istedik noter vasıtasıyla ama yok” cevabını verdi. Mahkeme başkanının, “O senin amcan, gidip nerede diye sormadın mı?” sorusu üzerine Özbey, “Alamadık, istedik ama alamadık” diye cevap verdi. Özbey, kendisinden kimsenin harita istemediğini de iddia ederek, “Ama istediklerini söylüyorlar, anlamıyorum“ ifadelerini kullandı.Müşteki avukatları da, “Şehir dışındakilerin talimatla ifadesi alınmasının dışında mahkemeye getirilsin ve aralarındaki çelişki görülsün. Bu celse sonunda bununla ilgili bir ara karar verilmesi talep ediyoruz” dedi. Özbey, avukatın, “Teknik nezaretçinin şirketinize ya da şahsınıza eksiklik bildirimi oldu mu” sorusuna, “Hayır olmadı” şeklinde cevap verdi.Cumhuriyet savcısının, “Has Şekerler Şirketi sizden eski haritaları istedi mi” sorusuna Özbey, “Hayır” derken, savcının, “Sondaj makinesini rödovansçı şirket alsın dediniz mi ve Saffet beyle aranızda sondaj makinesi alma konusunda diyalog geçti mi” sorusuna da “Hayır” cevabı verdi.SAFFET UYAR İFADEYE BAŞLADI, SALON KARIŞTIDuruşmada tutuklu sanık Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar’ın ifadesinin alınmasına geçildi. Saffet Uyar, "bu kazada hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum” diyerek ifadesine başladığı sırada mahkeme salonu karıştı. Madencilerin yakınları Uyar’a saldırmak isteyince görevliler müdahale etti. Sanıklar mahkeme salonundan dışarıya çıkarılırken duruşmaya 10 dakika ara verildi. Bu sırada tepki gösteren bazı madenci eşleri, “Bizim kocalarımızı aç susuz öldürdünüz, katiller” diye bağırdı. Madenci yakınlarından özellikle kadınların ağladığı görülürken, fenalaşanlara koridorda sağlık görevlileri müdahale etti, fenalaşanlardan biri ambulansla hastaneye götürüldü.Duruşma verilen aranın ardından tekrar başladı ve sanıklar salona alındı. Salona Saffet Uyar’a saldırmak isteyen, hayatını kaybeden işçilerden Mehmet Tokat’ın eşi Zeynep Tokat ile Tezcan Gökçe’nin eşi Ayşe Gökçe alınmadı. Mahkeme Başkanı Mustafa Başer, “Bana başka çare bırakmadılar” dedi.Duruşmada ifadesine devam eden Saffet Uyar, “1993 yılına kadar sahanın değişik yerlerinde çalıştım. 2009’a kadar belediye başkanlığı görevimden dolayı ocakla pek ilgim olmadı. 2009’dan sonra 3 yıllık sözleşme yaparak geri döndüm. Ahmet Dağdeviren de sahanın teknik nezaretçisiydi. O dönem birlikte çalışmaya başladık. 2010 yılında Ahmet Dağdeviren’den numune madenciliğin haritasını istedim. O da olmadığını söyledi. Mühendislerim, nezaretçilerim haritaya gidip baktılar bulamadılar. Abdullah Özbey’e sordum, o ’varsa arşivdedir’ dedi. Bu şekilde çalışmaya devam ettik" dedi.Soma’daki olay olunca kanunda değişiklikler olduğunu anlatan Uyar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eksiklerimizi giderdik tekrar çalışmaya başladık. Yeraltı sondaj makinesi hakkında toplantı yapıldı. İki sondaj makinesi alınması konusunda fiyat araştırması yaptık. Ben kendimde fiyat araştırması yaptım. Fiyat araştırması esnasında ocak bir ay kapalı kaldı. Tekrar çalışmaya başladık ve çok geçmeden bu kaza oldu. Ben daha önce hiç harita görmedim. Kimse bana bir şey söylemedi. Numune madencilikle bizim ocağın sıkıştırılmış haritasını ben savcılıkta gördüm. Numune madencilikle bizim ocağın arasında çok mesafe vardı. Oraya yaklaştığımızı tahmin edemedik. Ocak uzak olduğundan dolayı iki yıldır ben ocağa girmiyordum. Böyle olacağını düşünemedim. Has Şekerler Şirketini açmak için 4.5 milyon lira yatırım yaptım. 63 yaşımdayım yıllardır bu işle uğraşıyorum. Numune Madenciliğin nerede olduğunu biliyorum ama bizim ocağa kadar ulaştığını bilmiyordum. Müfettişler sondaj makinesi almamızı istemiş. Alamadan kaza oldu zaten zaman yetişmedi. Olaydan iki hafta önce su patladığını söylediler bana. Motopompla çekildi. Ne kadar su çekildiğini bilmiyorum. Müfettişler çalışmayı durdurdu sonra proforma faturayı alacağız dedim. İyi niyetle ocağı geri açtılar.”“MÜFETTİŞLERİN GELDİĞİNDEN HABERİMİZ OLURDU”Avukatlardan birinin maden sahasında çalışırken müfettişlerin geleceğinin önceden haber alıp çalışılan galerideki faaliyeti durdurup başka birde yerde çalışıyormuş gibi gösterildiğinin, müfettişler gittikten sonra da tekrar galeriye dönüldüğünün sorması üzerine Uyar, “Müfettişlerin geldiğinden haberimiz olurdu ama biz böyle bir şey yapmazdık. Böyle bir şey duymadım. Bunu bana veya arkadaşlarıma söyleyebilirlerdi. O zaman niye böyle bir şey söylememişler de şimdi mahkemede söylüyorlar anlamadım” diye konuştu.Matkapla sondaj yapıldığını mahkeme de duyduğunu ifade eden Uyar, haritayla ilgili soruya şöyle cevap verdi: “Haritayı Maden İşleri Genel Müdürlüğünden almak aklıma gelmedi. Teknikçi değilim ben. Maalesef böyle bir olay başımıza geldi. Abdullah Özbey’den haritayı istedim, yok dedi. Arşive baktık bulamadık. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne bakmak da aklıma gelmedi. Mühendisle şef büyük bir ihtimalle benden sakladı. Sanki harita varmış gibi çalıştılar. 2010 yılında teknik nezaretçi Ahmet Dağdeviren ile haritayı arşivde bulamayınca bir daha gündeme gelmedi. Biz de çalışmaya devam ettik.”Müşteki avukatlarının sondaj makinesini almama sebebini sorması üzerine Uyar, “Ocak zarar ediyordu. Yılbaşından sonra zarar etmeye devam ederse kapatırım diye düşünüyordum. Soma olayından sonra yasa değişti. İşçiler de biz de çok tedirgin olduk. Hem para hem de zaman kaybı olduğu için sondaj makinesini alamadık” şeklinde konuştu.Saffet Uyar’ın savunmasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
Ermenek Maden Faciasının Davasına Bugün De Devam Ediliyor
16 Haziran 2015 Salı - 10:58 Ermenek Maden Faciasının Davasına Bugün De Devam Ediliyor Karaman’ın Ermenek ilçesinde dün başlayan maden faciasına ilişkin davada 166 sayfalık iddianamenin okunması tamamlandı. Davanın ilk duruşmasının ikinci gününde sanıkların sorgusuna geçilmesi bekleniyor.Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 kişinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin dün başlayan dava 166 sayfalık iddianamenin okunmasıyla tamamlandı.Davanın seyri hakkında bilgi veren Ankara Barosu Avukatlarından Mehmet Kasap, "Dün itibarıyla 166 sayfalık iddianame tamamlandı. Bugün itibarıyla sanıyorum sanıkların sorgusuna geçilecek, sanık ifadeleri alınacak. Aha sonra vakit ve imkanlar verdiği ölçüde, müştekilerin ifadelerinin alınması belki bizim söyleyeceklerimizle beraber bir değerlendirme olacak. Dün özellikle söylemiştim göz göre göre gelen bir kaza. İddianamenin her sayfasında bunu hissediyorsunuz. Bizim bugün avukatlar olarak yeni taleplerimiz olacak. Özellikle dışarıda olan tutuklu olmayan kişiler var iddianame bir defa okunduğunda umarım mahkeme heyetinde de bir kanaat oluşmuştur. Çok ciddi şekilde ağır imali olan kişiler var. Bunlarla ilişkin olarak yeni tutuklama taleplerimiz olacak. Umarım mahkeme bu iddianameyi baş başa okuyup değerlendirdikten sonra tutuklama yönünde bir karar vereceğini tahmin ediyoruz" dedi.Eski CHP Milletvekili Avukat Hüseyin Aygün de, "Çağdaş Hukukçular Derneği ve Akara Barosunun talebi ve davetiyle buraya geldim. Ermenek katliam olduğunda da buraya gelip kalmıştım. Bugün sadece adalet isteği dile getirilmeyecek. Budan sonra maden kazalarının olmaması için hem idareye hem hükümete ve kamu görevlilerine bir çerçeve çizilecek. Eğer mahkemeler en hafifinden görevini ihmal eden hem şirket yöneticileri hem de kamu görevlileri ile caydırıcı hükümler vermezler ise bundan sonra çok işçiler hayatını kaybeder. Mahkemenin bugün bu pesvektifle bakması, sadece 18 can için karar vermesi değil bundan sonra hiç kimsenin hayatını kaybetmemesi için caydırıcı bir karar vermesi için buradayız" dedi.
Şehit Madenci Ailelerinin Tepkisi Dinmiyor
15 Haziran 2015 Pazartesi - 16:42 Şehit Madenci Ailelerinin Tepkisi Dinmiyor Karaman’ın Ermenek ilçesinde 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan 3’ü tutuklu 16 sanıklı davanın ilk duruşmasına katılan ailelerin tepkisi dinmiyor.Karaman’ın Ermenek ilçesinde 28 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen ve 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan 3’ü tutuklu 16 sanıklı davanın ilk duruşması devam ediyor. İki saat öğle arası verilen duruşmada madenci yakınları dışarıya çıktı.Maden kazasında oğlunu kaybeden İsmail Gürses’in annesi Ayşe Gürses, "Duruşma bizim istediğimiz şekilde gitse ne olacak. Onlar içeride devletin ekmeğini yeyip yatacaklar. Biz evlatsız kaldık. Analar ağladı evlatsız, çocuklar babasız kaldı. Olanlar bizlere oldu. 18 kişi ölünce arkasında hazine koydu gitti. Herkes hazineye kavuştu. Ama biz ne olduk. Biz evlatsız kaldık. Niye o yardımlar verildi. Niye bizim çocukların sağlığında bunlar verilmedi. Bu ocak sahipleri her zaman zaten mağdur. Oğlum 3 ay maaşını alamadı. Neden vermediler parasını. Oğlum eşinin doğumuna gidecekti, parayı babası verdi de gitti. Ben oğluma gitme şu kazandığımız parayı yiyelim dedim, ana para yok dedi, çocuklara bez alacak para yok dedi ve gitti. Bu kaza oldu havadan bez yağdı. Neye yaradı da şimdi. Bizim çocuklar nasıl suyun içinde can verdi, bunlarda su kuyusuna atsınlar. Bana evladımı geri versinler ben bakarım, parada filana hiç gözüm yok" dedi.Gözü yaşlı anne benim en değerli varlığım bu çocuğu babasıydı diyerek torununa sarılarak ağladı.Maden kazasında eşi Osman Çoksöyler’i kaybeden Şadiye Çoksöyler ise "Bizim çocuklarımız babalarını bilmez. Kendilerinki de dağılsın İnşallah. Canıma can istiyorum ben. Asılsın bular, buradan başbakan ve Cumhurbaşkanına sesleniyorum Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine dava açacağım sonuna kadar bırakmayacağım. Benim zaten dünyam karardı. Bizi 30 yaşına basmadan ayırdılar. Ben idam istiyorum" diye konuştu.
Ermenek Maden Faciası Davası
15 Haziran 2015 Pazartesi - 15:42 Ermenek Maden Faciası Davası Karaman’ın Ermenek ilçesinde 28 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen ve 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan davanın ilk duruşmasına ara verildi, avukatlar açıklamalarda bulundu.Adliye önünde açıklamalarda bulunan Has Şekerler Madencilik Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar’ın avukatı Şeref Han, “Maden ocağının, sahanın sahibi ve fenni teknik nezaretçi, bunun dışında birkaç sanık daha var yargılanıyor. Onun dışında da acısı olan evlatlarını yitirmiş şehitlerimizin aileleri var ama içeride bir tek taraf var. Ekmeğini toprağın altından kazarak çıkaran insanlar. Kader birliği yapmış insanlar var. Madencilik sektörü başka sektörlere benzemez. Madenciler de kendilerini sanayici filan diye de tanıtmaz. Birlikte işçisi, mühendisi, birlikte toprağı kazarak, toprağın altından ekmek parasını kazanırlar. En azından böyleydi Türkiye’de bu. Bu kaza aynı tarafın, hepsi buradaysa bu olayın sorumlusu, 18 evladımızın ölümünün sorumlusu nerede. İşte içerideki bugün içeride sanık olarak yargılanan ve katılan olarak orada bulunan herkesin ortak feryadı bu. Evlatlarımızın ölümünün sebebi nedir? Ölüme sebebiyet veren insanlar nerdedir, kimdir. Bu soru mahkemede başladı ama Türkiye Cumhuriyeti asla bu soru cevap buldu diye düşünmesin, cevap bulmadı. Dosya terfik edildi ikiye bölündü, yani ben bir şey demiştim, maden işletmeleri her sene nerede ne şekilde imalat yapacaklarını Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bildirirler ve bunun mutlaka uyarılması gerekiyordu. Buradaki insanlar işçisiyle, çavuşuyla bakın tekrar söylüyorum, içeride yüreğim dayanmadı, insanlar tepki veriyorlar, kendi insanlarına da tepki veriyorlar. Çünkü acıları var. Bu insanların acılarının dinmesi için gerçek sorumluların mutlaka bulunması lazım. Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü hakkında yani bu kazanın asıl sorumlusu olduğu, bilirkişi raporuyla tespit edilmiş kişiler hakkında bir soruşturma devam ediyor. Ancak idarenin onların soruşturulmasına izin vermesi gerekiyor ve buraya bu toprağın insanlarının birbirine kırdırılmak için karşı karşıya getirilmesi değil. Bir daha bu toprağın çocukları ölmesin diye bu işin asıl sorumlularının mutlaka getirilmesi gerekiyor. Şu anda içeride acısı nedeniyle yüksek sesle bağıran anneler var. Eşini kaybetmiş insanlar var. Bu taraftan geldiğiniz andan itibarense benim oğullarım öldü ama benim acımı anlatacağım kimse yok, muhatabım yok diyen, bir işveren var.Bakın gazetecisiniz lütfen gidin Ermenek Cezaevi ziyaretçi defterine bir bakın, Allah rızası için sizden bunu talep ediyorum. Ziyaretçi defterinde Saffet Uyar’ın neredeyse bütün maden şehit aileleri tarafından ziyaret edildiğini göreceksiniz. Biz de ölen taraftayız, öldürülen taraftayız, acı çeken taraftayız. Müvekkilim yargılanıyor, yargılanmalı mı, evet yargılanmalıdır. Onula birlikte asıl sorumlu olan kim varsa onlar da yargılanmalıdır” dedi.“BİZ BU DAVANIN SONUNA KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”Müşteki avukatlarından Gülşen Uzuner de, “Herkes acılarımızı paylaştığını söylüyor. 2010 yılından beri bir dolu su basması defterlere bile işlenmemiş. İmalat haritaları kimsede yok. Hepsi yalan söylüyorlar. Hepsi biliyor. Ruhsat sahibi firma da biliyor. Redevansçı firma da biliyor. Zaten 3 tane aile var Ermenek’te ve bunlar 67 yılından beri madencilik yapıyorlar. Bunları özellikle saklamak var, özellikle defterleri işlememişler. Su basmış 5 günde çıkarmışlar 24 bin ton suyu. Şimdi hepsi birilerine sorumluluk atacaklar ve biz de izleyeceğiz. Maden katliamlarında, buna iş kazası demiyoruz. Bilerek isteyerek yapılmış işler. Niye daha fazla para kazanalım. Hepsinin üretimi durdurmaya yetkisi var. Biz bu davanın sonuna kadar takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.Müşteki avukatlarından Caner Durak ise, “İşin özeti şu; birçok hukuka aykırılık var ama özünde redevansçı şirket ve ruhsat sahibi şirket 20 bin dolarlık sondaj makinesini almayı 18 işçinin canına tercih etmişler. Bizim gördüğümüz açık gerçek budur” diye konuştu.
Ermenek Maden Faciası Davası Başladı
15 Haziran 2015 Pazartesi - 10:50 Ermenek Maden Faciası Davası Başladı Karaman’ın Ermenek ilçesinde 28 Ekim 2014 tarihinde meydana gelen ve 18 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasıyla ilgili açılan 3’ü tutuklu 16 sanıklı davanın ilk duruşması başladı.Duruşma öncesinde Ermenek Adliyesi çevresinde çevik kuvvet ekipleri geniş güvenlik önlemleri aldı. Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi’nde 80 kişilik salonda görülen davanın ilk duruşmasına, 3’ü tutuklu 6 sanık, hayatını kaybeden madencilerin yakınlarından yaklaşık 30 kişi, STK temsilcileri, maden ocağı yönetim kurulu adına gelenler, sanık yakınları, 10 sanık avukatı, 12 müşteki avukatı olmak üzere toplam 22 avukat ve çok sayıda gazeteci katıldı. Tutuksuz sanıklardan 5’i daha önce talimat üzerine ifade verdiğinden duruşmaya katılmadı.DURUŞMA BAŞLAMADAN ARA VERİLDİDuruşma salonuna tutuklu sanıklar alındığı sırada madenci aileleri büyük tepki gösterdi. Madenci yakınları sanıklara bağırmaya başladılar ve bir madenci yakını çanta fırlattı. Aileler, “Kömür derdine evlatlarımızı yediniz” diye tepki gösterdi. Hayatını kaybeden madencilerden Ali ve Kerim Haznedar kardeşlerin babası Şükrü Haznedar sakinleştirilmeye çalışıldı ancak sakinleşmeyince salondan dışarı alındı. Bu sırada madenci yakınları arasında bulunan kadınlardan fenalaşanlar oldu ve salona jandarma takviye edildi. Fenalaşan madenci yakınlarına adliyenin arka girişine getirilen ambulansta müdahale edildi. Yaşananlar üzerine Mahkeme Başkanı duruşmaya başlamadan ara verdi. 15 dakika sonra aileler sakinleşince sanıklar tekrar salona alındı. Ailelerin sanıklara tekrar tepki göstermesi üzerine Mahkeme Başkanı ailelerden kendisini dinlemelerini isteyerek, “Sanıklar burada olmadan yargılama olmaz. Yargılamanın sağlıklı olması için uygun ortamın olması lazım. Bu şekilde yargılama olmaz. Herkes bu mahkeme sonunda hak ettiği cezayı alacak” dedi. Aileler ise, “Kendinizi bizim yerimize koyun, bir tas çorbayı çocuklarımıza çok gördüler” diyerek tepki gösterdi. Bir madencinin yakını da, “Bu mahkeme burada bitsin, bunları da suya atalım” dedi.Müşteki avukatlarının 166 sayfalık iddianamenin tek tek okunmasının uzun süreceğini, bu yüzden okunmuş sayılması veya özetinin okunmasını talep etmeleri etmeleri üzerine Mahkeme Başkanı, “CMK’da okunur diyor” diyerek talebi kabul etmedi.Sanık avukatları ailelerin tepkileri üzerine, Mahkeme Başkanına, “Mahkemenin huzurunu sağlayın, müdahale edin, böyle olmaz diyerek” tepki gösterirken, müşteki avukatları bunun üzerine, “Onlar hakaret etmiyor, acılarını dile getiriyorlar” şeklinde karşılık verdi.18 MADENCİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ28 Ekim 2014 tarihinde Ermenek ilçesinin Pamuklu köyünde bulunan Has Şekerler Madencilik Şirketi’ne ait linyit ocağında eski ocakta biriken suyun basması sonucu 18 işçi mahsur kalmış, 38 gün devam eden kurtarma çalışmalarında değişik zamanlarda 18 işçinin cansız bedenine ulaşılmıştı. Soruşturmayı yürüten Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı 166 sayfalık iddianameyle Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İddianamede yer alan tutuklu sanıklar Has Şekerler Madencilik Şirketi’nin sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey ve aynı şirketin teknik nezaretçisi Ali Kurt ile tutuksuz sanıklar Ermenek Cenne Linyit Madencilik Şirketi işletme müdürü M.Z. ve Has Şekerler Madencilik Şirketi’nin daimi nezaretçisi maden mühendisi Y.Ö’nün de aralarında bulunduğu 14 sanık, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Diğer sanıklar barut biriminde görevli işçi N.Ö. “Yetkisi olmadığı halde belgelere imza atmak”, puantör M.A. da “Faciayı bildirme yükümlülüğünü ihlal” suçlamasıyla yargılanıyor.
Baraj Gölünde Kaybolan Gencin Cansız Bedeni Bulundu
13 Haziran 2015 Cumartesi - 11:31 Baraj Gölünde Kaybolan Gencin Cansız Bedeni Bulundu Karaman’ın Ayrancı ilçesinde yüzmek için arkadaşlarıyla birlikte baraj gölüne giren ve bir süre sonra suda kaybolan lise öğrencisinin cansız bedenine ulaşıldı.Karaman merkeze bağlı Akçaşehir beldesinden üç arkadaşı ile birlikte Ayrancı ilçesinde bulunan baraj gölüne giden 15 yaşındaki Emre Karabacak, yüzmek için girdiği barajda kayboldu. Olayın duyulmasının ardından genci arama çalışmaları başlatıldı. Dün geç saatlerde başlayan arama çalışmaları havanın karanlık olması nedeniyle yapılamadı. Gencin cesedinin biran önce bulunabilmesi için Mersin Emniyet Müdürlüğüne bağlı Su Altı Arama ve Kurtarma Dalgıç Ekibinden yardım istendi. Dalgıç ekibi, gölde kaybolan gencin arkadaşlarından ilk olarak nerede suya girdiklerini öğrendi. Daha sonra gencin kaybolduğu yerde arama çalışması başlatan ekip kısa sürede lise öğrencisinin cansız bedenine ulaştı. Gencin yakınları cesedin bulunduğunu görünce sinir krizleri geçirerek baraj gölüne birlikte gittikleri diğer çocukların yakınlarına saldırdı. Jandarma ve polis ekipleri çıkan kavgayı güçlükle durdurabildi. Sudan çıkartılan Emre Karabacak’ın cansız bedeni ambulansla Karaman Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.ARKADAŞLARI KORKARAK YAŞANANLARI ANLATMAMIŞGencin kaybolması üzerine ne yapacaklarını şaşıran arkadaşlarının korkarak kimseye haber vermeden Akçaşehir beldesindeki evlerine geri döndüğü iddia edildi. Gencin akşam evine dönmemesi üzerine ailesi aramaya çıktı. Olayın üzerinden bir gün geçtikten sonra arkadaşları gencin baraj gölünde kaybolduğunu ailesine söyleyince aile de hemen jandarmaya haber verdi. Baraja gelen ekipler kayıp gencin bulunabilmesi için itfaiye ve AFAD ekibinden yardım istendi.