Yerel Haberler
Kastamonu
Kastamonu Üniversitesi’nden ‘dezenformasyon’ açıklaması 11 Mart 2026 Çarşamba - 11:33:26 Kastamonu Üniversitesi’nden yapılan yazılı açıklamada, anonim hesaplar üzerinden üniversitenin kurumsal kimliğini ve çalışanlarını hedef alan iddialar paylaşan şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Kastamonu Üniversitesi Rektörlüğü tarafından, son dönemde üniversite kimliği ve çalışanlarını hedef alan iddialarla ilgili açıklama yapıldı. Anonim sosyal medya hesapları ve e-posta hesapları üzerinden paylaşılan iddialarla karalama girişiminde bulunulduğunun belirtildiği açıklamada, söz konusu asılsız paylaşım ve içerikleri üreten, yayan, aracılık eden tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ifade edildi. Açıklamada, Son günlerde Üniversitemiz kurumsal kimliğini ve çalışanlarının şahsiyet haklarını hedef alan, kaynağı belirsiz ve ‘takip edilemez’ olduğu sanılan anonim e-posta adresleri ve sosyal medya hesapları gibi dijital mecralar üzerinden servis edilen asılsız iddiaların gündeme getirildiğini ve karalama girişimlerinde bulunulduğunu gözlemlemekteyiz. Elde edilen bilgiler ve teknik veriler ışığında; bu saldırıların münferit olmadığı görülmekte olup üniversitemizin ve çalışanlarının itibarını sistematik bir şekilde zedelemeye yönelik organize bir dezenformasyon süreci yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, önümüzdeki süreçte benzer nitelikte teyide muhtaç ve iftira içerikli paylaşımların yapılabileceği öngörülmektedir. Bahse konu kirli planlama ve itibar suikastı girişimlerine karşı Üniversitemiz haklarını kullanarak gerekli hukuki yollara başvuracaktır. Söz konusu asılsız paylaşım ve içerikleri üreten, yayan, aracılık eden tüm sorumlular hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında; TCK m.243 (Bilişim sistemine girme), TCK m.244 (Sistemi engelleme, bozma, verileri değiştirme), TCK m.267 (iftira), TCK m.136 (Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme) uyarınca gerekli suç duyuruları yapılmış ve konu yargıya intikal ettirilmiştir. Muhtemel karalama girişimlerine karşı her türlü hukuki ve teknik hazırlığımız tamamlanmış olup anonim hesapların arkasına sığınarak suç işleyenlerin dijital ayak izleri üzerinden tespit edilmesi için adli makamlarla iş birliği içerisinde çalışılmaktadır. İlgili mevzuat uyarınca üniversitemizin itibarına ve çalışanlarımızın kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan her türlü içerik için erişimin engellenmesi, içeriğin çıkarılması başta olmak üzere gerekli hukuki süreç tavizsiz işletilecektir. Basın meslek ilkeleri gereği, kaynağı karanlık ve teyide muhtaç bilgilerin Üniversitemizden resmi bilgi alınmadan haberleştirilmemesi hukuki bir zorunluluktur. Aksi yöndeki tutumlar ‘haber verme hakkı’ sınırlarını açıkça aşarak ‘suça iştirak’ niteliği taşıyacak ve hukuki sorumluluk doğuracaktır" denildi. Dezenformasyon faaliyetlerine itibar edilmemesi gerektiğinin kaydedildiği açıklamada "Üniversitemiz, akademik başarıları ve kurumsal vakarıyla yoluna devam ederken, bu tür hukuk ve ahlak dışı yöntemlerle kurumumuzu ve çalışanlarını yıpratmak isteyenlere müsaade edilmeyecektir. Bu tür planlı dezenformasyon faaliyetlerine itibar edilmemesini ve yalnızca kurumumuzca yapılan açıklamaların dikkate alınmasını kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadelerine yer verildi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 10:24 Ailesinin asırlık sanatını evinin kilerinde yaşatıyor: Ayet-i kelimeleri ahşaba ilmek ilmek işliyor Kastamonu’da ailesinin bir asırdır yaptığı naht sanatını evinin kiler kısmına kurduğu atölyede yaşatan Mustafa Özeflanili, ayet-i kelimeleri ağaçlara ilmek ilmek işleyerek tablolar yapıyor. Kastamonu’da yaşayan 68 yaşındaki Mustafa Özeflanili, dedesinden talaş süpürerek öğrendiği naht (oymacılık) sanatını, yaşatmaya devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir ailesinin sürdürdüğü naht sanatını dedesinden öğrenen Özeflanili, evinin kiler kısmında kurduğu atölyede ayet-i kelimeleri ceviz ağaçlarına işleyerek tablolar yapıyor. 40 yıldır mesleğine devam eden Özeflanili, bir tabloyu yapabilmek için 3 gün boyunca emek veriyor. Ayet-i kelimeleri nakış nakış ahşaba işleyen Özeflanili, abdest almadan tezgahın başına geçmiyor. Mesleği yaşatmak için ölene kadar çalışmaya devam edeceğini söyleyen Özeflanili, uzun yıllar ahşabı oyarak camiler için minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili ve kapılar yaptıklarını ifade etti. "Bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım" Mesleğe başladığı dönemi anlatan Özeflanili, dedesinin atölyesinde talaş süpürerek mesleğe başladığını belirterek, "Evimizin giriş katında dedem oymacılık yapardı, babam da marangozluk yapardı. Babam daha sonra atölyesini sanayi çarşısına taşıdı. Ben de ilkokul dönemimde bu atölyedeki talaşları süpürerek başladım. Okulun tatil olduğu zamanlarda sürekli babamın yanında marangozluk yaptım. Askere gidene kadar devam ettim. Askerden dönünce babamla beraber mobilya imalatına başladık. 1984 yılında da dedemin yanında oymacılığa başladım. 40 yılı aşkın süredir bu mesleği deva ettiriyorum" dedi. Dedesi sayesinde oymacılıkta kendini geliştirdiğini kaydeden Özeflanili, "Dedem 1960 yılların başında bu işe başladı. İlk işi Sarıömer köyüne mimber ve vaaz kürsü yaptı. Ben de son olarak aynı caminin mihrap ile kapısını yaptım" diye konuştu. Ölene kadar bu mesleği sürdüreceğim" Sağlık sorunları sebebiyle ara vermek zorunda kaldığı mesleğinde pandemi döneminde tekrar başladığını dile getiren Özeflanili, "1995 yılında dedem rahmetli oldu. Eski evimiz yıpranmıştı, bu binayı yaptık. Pandemi döneminden önce sağlık sorunlarından dolayı bir süre mesleğe ara verdim. Burası kilerdi, pandemi döneminde tekrar işe başlayınca burayı düzenleyerek burada devam ediyorum. Ölene kadar da bu mesleği sürdüreceğim. Daha önceki imalatlarımızda cami işleri vardı, minber, mihrap, vaaz kürsüsü, müezzin mahfili gibi işler yaptık. Şimdi sadece Ayet-i Kelime yazılı tablolar üretiyorum. Minber yaptığım zamanlarda yaklaşık 10 tane çırağım vardı ama şimdi sadece 1 tanesi bu iş üzerinde çalışıyor" şeklinde konuştu. "Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz" Naht sanatının sabır istediğini ifade eden Mustafa Özeflanili, "Bu iş benim için verilmiş bir nimet. Bunu bırakma imkanım yok. BU işi severek yapıyorum. İşimi yaparken mutlaka abdestli oluyoruz, abdestsiz elimizi sürmüyoruz. Sabır isteyen bir iş. Bir tahtayı alıyorsunuz ve 2, 3 gün berabersiniz. Sabretmek gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Kastamonu Üniversitesi’nden yapay zeka temalı sosyal sorumluluk projelerine destek
13 Haziran 2025 Cuma - 14:30 Kastamonu Üniversitesi’nden yapay zeka temalı sosyal sorumluluk projelerine destek Kastamonu Üniversitesi Sosyal Ofisi, yapay zeka temalı sosyal sorumluluk projelerine destek vermeyi sürdürüyor. Kastamonu Üniversitesi Sosyal Sorumluluk Projeleri Ofisi (Sosyal Ofis), 2025 yılı Mayıs ayında "yapay Zeka" temalı sosyal sorumluluk projelerini destekleyerek farklı fakültelerden öğrencilerin ve akademisyenlerin yenilikçi fikirlerini pratiğe dönüştürmelerine destek verdi. Desteklenen projeler arasında toplumsal farkındalık, engelli bireylerin yaşam kalitesinin artırılması, afet yönetimi ve gastronomide dijital dönüşüm gibi geniş bir yelpazede çalışmalar yer aldı. Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinden Adem Balcı, "Yapay Zeka Destekli Tasarım Araçları ile Toplumsal Farkındalık Atölyesi: Canva Uygulaması" başlıklı projesiyle toplumsal konularda etkili görsel içerikler üretmeyi hedefliyor. Aynı fakülteden Batuhan Aktaş ise "Yapay Zeka Araçları ile Engelli Bireyleri Tanıştırmak: Speechify ve Google Lookout Uygulamaları" isimli çalışmasıyla görme ve işitme engelli bireylerin teknolojiye erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. İrem Kızılırmak’ın hazırladığı "Afetleri Önceden Görmek: Afet Yönetiminde Yapay Zekâ Desteği" başlıklı proje, ihtimal afet risklerinin erken tespiti ve kriz yönetimine katkı sağlamayı hedefliyor. Zeynep Pusmaz ise "Toplumsal Fayda İçin Yapay Zekâ Atölyesi: Ev Kadınlarına Yönelik Bir Uygulama" isimli projesiyle yapay zekâ tabanlı dijital araçların ev kadınlarının sosyal ve ekonomik hayata katılımına nasıl katkı sunabileceğini ortaya koyuyor. Akademisyenler de projeleriyle sürece katkı sağladı. Turizm Fakültesi’nden Araştırma Görevlisi Dr. Demet Güner’in yürüttüğü "Gastronomide Dijital Dönüşüm: Yapay Zeka Destekli Sunum Atölyesi" projesi, gastronomi alanında yapay zeka uygulamalarının kullanımına dair öğrencilere yenilikçi bir perspektif kazandırmayı amaçlıyor. Abana Sabahat Mesut Yılmaz Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Rukiye Koçkar ise "Öğrenciler İçin Yapay Zeka Destekli Eğitim: Akıllı TUĞLA ve Etik Öğrenmenin Yolu" başlıklı projesiyle yapay zeka destekli eğitim materyallerinin öğrenci başarısı üzerindeki etkilerini araştırmayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Kastamonu Üniversitesi’nin yapay zeka teknolojileriyle uyumlu projelere verdiği önemi vurgulayarak, "Günümüzde yapay zeka yalnızca teknolojik bir gelişme değil; aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve kültürel alanlarda da dönüşüm imkânlar sunuyor. Üniversitemizde hem öğrencilerimizin hem de akademisyenlerimizin bu değişime ayak uyduran, toplumsal sorumluluk bilinci yüksek projeler üretmesinden memnuniyet duyuyoruz. Bu alandaki çalışmalarımızı daha sistematik bir yapıya kavuşturmak amacıyla Yapay Zeka Çalışmaları Koordinatörlüğü’nü de kurduk. Sosyal Ofis’in bu temadaki destekleriyle Üniversitemizin bilimsel üretkenliğine ve toplumsal katkı vizyonuna daha fazla katkı sunmayı hedefliyoruz" dedi.
Ortaokul öğrencilerin atık malzemelerden yaptığı tasarımlar büyük ilgi gördü
13 Haziran 2025 Cuma - 11:39 Ortaokul öğrencilerin atık malzemelerden yaptığı tasarımlar büyük ilgi gördü Kastamonu’da ortaokul öğrencileri tarafından atık malzemelerden yapılan tablolar ve çeşitli ürünlerin sergilendiği sergi yoğun ilgi gördü. Kastamonu’da Atabey İmam Hatip Ortaokulu’nda eğitim gören öğrenciler tarafından bir yıl boyunca yapılan tablolar ve çeşitli ürünler açılan sergide beğeniye sunuldu. Okulda gerçekleştirilen sergide veliler ve öğretmenler, öğrencilerden yaptıkları tablo ve materyaller hakkında bilgi aldı. Sergide, öğrenciler tarafından atık malzemelerde yapılan tablolar büyük beğeni topladı. Sergiyle ilgili bilgi veren Atabey İmam Hatip Ortaokulu Teknoloji ve Tasarım Dersi Öğretmeni Aynur Bilgin, "Burada öğrencilerimizin yapmış oldukları çalışmaları sergiledik. Çalışmalarımızda Cumhurbaşkanımızın önderliğinde sıfır atık projesi kapsamında ülkemizde yapılan çalışmaları görüyoruz. Bizde bu çalışmalara destek vermek amacıyla özellikle atık olan kağıtlardan yararlanarak tablolar meydana getirdik. Yine aynı zamanda küçük elektronik projelerimizde mevcut, teknoloji alanında çocuklarımızı desteklemeye çalışıyoruz, hazırladığımız bu güzel projelerle yine güzel materyaller ortaya çıktı" diye konuştu. Atabey İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Erol Çangır ise, "Öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin bir yıl boyunca görsel sanatlar ile teknoloji ve tasarım derslerinde hazırlamış oldukları eserlerin yer aldığı sergimizi gerçekleştirdik. Serginin ortaya çıkmasında emeği geçen öğretmenlerimize ve öğrencilerimize çok teşekkür ediyoruz. Teknoloji ve tasarım dersiyle ilgili öğrencilerimizin yapmış oldukları maketler yer alıyor, bunlar ekskavatör, rüzgar değirmeni ve bunun gibi çeşitli maketler bulunuyor. Ayrıca geriş dönüşümden hazırlamış oldukları tablolar yer alıyor. Bunları sergilediler, yine resim ve hat sanatı gibi yazım çalışmaları bulunuyor. Öğrencilerimizin bir yıl boyunca atölyelerimizde yapmış oldukları eserleri bugün burada sergiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Su borusu patladı, sürüklenen araçtaki sürücü mahsur kaldı
12 Haziran 2025 Perşembe - 21:39 Su borusu patladı, sürüklenen araçtaki sürücü mahsur kaldı Kastamonu’nun Daday ilçesinde su borusunun patlaması neticesinde akıntıya kapılarak sürüklenen otomobilin sürücüsü mahsur kaldı. İtfaiye ekiplerince araç ve sürücüsü su birikintisinin içerisinde çıkartıldı. Edinilen bilgiye göre, Daday’da tarımsal sulama için yapılan Bezirgan Hazım Kılıç Sulama Göleti’ne su taşıyan boru aniden patladı. Ergin K. idaresindeki 34 BRG 496 plakalı Fiat marka otomobil ise yolda uluşan su birikintisine kapılarak savruldu. Otomobil şarampoldeki ağaçlara takılarak durabildi. Aracın sürücüsü Ergin K. ise savrulan otomobilde mahsur kaldı. Kendi imkanlarıyla aracın üzerine çıkan Ergin K., 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, aracı ve sürücüyü mahsur kaldığı yerden kurtardı. Aniden patlayan su borusu nedeniyle aracının su altında kaldığını ve yolun kenarına savrulduğunu söyleyen Ergin K., "Su borusu aniden patladı ve suyun debisi çok yüksekti. Arabayı kuş gibi savurdu yolun kenarına, şarampoldeki ağaçlar tuttu aracı. Yolun ortasına boruların parçaları ve kum birikintisi vardı. Aracın üzerine çıkarak 112’yi aradım ve yardım talebinde bulundum. Bunun üzerine jandarma ve itfaiye yönlendirdiler. İtfaiye ekipleri arabayı halatla çekip çıkardı. Arabanın içi su doldu, itfaiye gelene kadar arabanın üstüne çıkıp bekledim. Arabamda maddi hasar oluştu" dedi.
Kurtuluş Savaşı ruhu 95 kilometrelik yürüyüşle yaşatıldı
12 Haziran 2025 Perşembe - 21:38 Kurtuluş Savaşı ruhu 95 kilometrelik yürüyüşle yaşatıldı Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu Limanı’na gelen silah ve cephanenin Anadolu’ya sevk edildiği 95 kilometrelik İstiklal Yolu’nda 4 gün süren "Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü" sona erdi. Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde Türk Ocağı önünde 9 Haziran İnebolu Şeref ve Kahramanlık Günü’nün 104. yıl dönümü kutlamalarının ardından başlayan Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü, Kastamonu’da il merkezinde sona erdi. 4 gün boyunca zorlu yollardan geçerek 95 kilometrelik İnebolu-Kastamonu arasındaki İstiklal Yolu’nda yürüyen katılımcılar, Vali Meftun Dallı, Kastamonu İl Jandarma Komutanı Albay Zafer Özden, Kastamonu İl Emniyet Müdürü Kayhan Ay, Gençlik ve Spor İl Müdürü Sami Kuşçu, ilçe kaymakamları ile vatandaşlar tarafından il merkezindeki Kışla Parkı girişinde karşılandı. Burada yürüyüşe katılanlara Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ile Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler de eşlik etti. Ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleri ile yürüyüşe katılanlara şehir merkezinden geçerken vatandaşlar tarafından konfeti ve çiçekler atıldı. Yürüyüş Cumhuriyet Meydanı’nda son buldu. Düzenlenen apanış töreninde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait F-16 savaş uçaklarınca selamlama geçişi yapıldı. Programda konuşan Gençlik ve Spor İl Müdürü Sami Kuşçu, "Burada tarihimizin en anlamlı yürüyüşlerinden birini tamamlamanın onurunu ve gururunu yaşıyoruz.Atatürk ve İstiklal Yolu Yürüyüşü, sadece bir hatıra değil; bir milletin onuru, kararlılığı ve vatan aşkının adımlara dökülmüş halidir. Bu yürüyüş, Kurtuluş Savaşı’nda Anadolu’nun şahdamarı olan İnebolu-Kastamonu hattında, cephanelerin yağmur çamur demeden, kağnılarla cepheye taşındığı o destansı yolculuğun izinde atılmıştır. Ve her adımda bizlere, bu milletin nasıl yeniden ayağa kalktığını, nasıl dirildiğini, nasıl küllerinden doğduğunu hatırlatmıştır. Kastamonu, bu vatanın bağımsızlığı için varını yoğunu ortaya koymuş, tarihe altın harflerle yazılmış bir şehir olmuştur" dedi.
Kastamonu’da öğrencilerin projeleri festivalde sergilendi
12 Haziran 2025 Perşembe - 16:56 Kastamonu’da öğrencilerin projeleri festivalde sergilendi Kastamonu’da düzenlenen Bilim Festivalinde öğrencilerin yapmış olduğu robotik kodlamalar, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen Kastamonu Bilim Festivali (BİLFEST) 15 Temmuz Şehitler Anadolu Lisesi Ekrem Cengiz Spor Kompleksi’nde gerçekleştirildi. Festival kapsamında Kastamonu’daki 16 okul ve kurum tarafından hazırlanan toplam 64 proje, TÜBİTAK Bilim Fuarı projesi sergilenirken, TEKNOFEST ve MEBROBOT yarışmalarında derece elde etmiş ödüllü projeler, çizgi izleyen robotlar ve planetaryum gösterimi de ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Festivalde, TEKNOFEST Dünya İkincisi ve Milli Eğitim Bakanlığı Uluslararası Robot Yarışması dünya yedincisi unvanlarına sahip Bahri Alp Ortaokulu Robot Takımı da yer aldı. Takım, geliştirdikleri uçak ve robot projeleriyle büyük ilgi gördü. Festival alanında takımın standını ziyaret eden İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, öğrencilerle bir araya gelerek başarılarını kutladı. Gümüş, gençlerin bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarını yakından takip ettiklerini ve bu tür projeleri desteklemeye devam edeceklerini belirtti. "Öğrencilerimizin milli teknolojiye katkıları artarak devam edecek" Düzenlenen festivalle ilgili olarak değerlendirmede bulunan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Gümüş, "Dünyamızda dijital bir değişim ve dönüşüm var. Teknoloji baş döndürücü bir şekilde tüm alanlara hakim olmaya başladı ve bunu çok yakından hissediyoruz. Ekonomiden, tarımdan, uzay teknolojilerinden, robottan, yapay zekaya kadar birçok teknolojik ürünlerden ve birçok kavramdan bahsediyoruz. Ülkemiz son zamanlarda teknoloji alanında çok büyük hamleler yaptı. Bunu havacılık sektöründe görüyoruz, uzay sektöründe görüyoruz, yapay zekada, savunma sistemleri ve sağlık sektöründe teknoloji anlamında güzel ürünler ortaya koyduğumuzu görüyoruz. Bizler de hem bu ürünlerin devam etmesi, hem de gelecek kuşakların bilimle daha yakından ilgilenmesi adına bu tür festivaller düzenliyoruz. Burada gördüğümüz eserler gurur duyduğumuz savunma sistemlerimizin altyapısını oluşturuyor. Uzay teknolojileriyle ilgili ve otonom araçlarıyla ilgili yapılacak çalışmaların temelini oluşturduğunu görüyoruz. Çünkü buradaki fikirler değişecek, gelişecek, dönüşecek, ete kemiğe bürünecek ve aynı zamanda ülkemiz adına milli bir ürünün ortaya çıkmasına da vesile olacak, bunun gururunu da hep birlikte yaşayacağız. AR-GE faaliyetlerine de önem veriyoruz" dedi. Bilim Fuarının açılışını gerçekleştiren İl Milli Eğitim Müdürü Gümüş, ardından stantları gezerek bilgiler aldı.
Filistinli öğrencilerden ailelerine ağlatan mektup: "Ümidinizi kaybetmeyin"
12 Haziran 2025 Perşembe - 11:33 Filistinli öğrencilerden ailelerine ağlatan mektup: "Ümidinizi kaybetmeyin" Kastamonu Üniversitesinde eğitim gören Filistinli öğrencilerin İsrail’in işgali altındaki ailelerine yazdıkları mektuplar duygulandırdı. Kastamonu Üniversitesi’nde Filistinli öğrenciler için destek ve dayanışma amacı taşıyan anlamlı bir sosyal sorumluluk etkinliği gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) Öğretim Görevlisi Dr. Nazik Müge Tekin’in yürütücülüğünü yaptığı ve Filistin Gönüllüleri Topluluğu iş birliğiyle düzenlenen "Bir Fotoğraf Bir Mektup: Filistinli Öğrenciler Ailelerine Sesleniyor" başlıklı proje, Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda gerçekleştirildi. Etkinliğe Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdülkadir Tuna’nın yanı sıra akademik, idari personel ve öğrenciler katıldı. Etkinlikte, Filistinli öğrencilerin Kastamonu’da çektikleri fotoğraflar ve ailelerine yazdıkları mektuplar katılımcılarla paylaşıldı. Öğrencilerin memleketlerine duydukları özlem ve dayanışma duygusu salonda bulunanlara aktarıldı. Öğrencilerin ailelerine hitaben çektikleri video gösterimi ise duygusal anlara sahne oldu. Etkinlikte konuşan Proje Yürütücüsü Öğretim Görevlisi Dr. Nazik Müge Tekin, Kastamonu Üniversitesi’nde öğrenim gören Filistinli öğrencilerin Kastamonu sokaklarında çektikleri fotoğraflarla ülkelerine ve ailelerine duydukları özlemi yansıttıklarını ifade etti. Öğrencilerin, bu fotoğraflar eşliğinde ailelerine hitaben duygularını dile getiren mektuplar kaleme aldıklarını belirten Tekin, "Üniversitemizde öğrenim gören Filistinli öğrencilerimiz, Kastamonu’da ailelerini, ülkelerini hatırlatan birer fotoğraf çektiler. Bu fotoğraflar eşliğinde duygularını ve mesajlarını huzurunuzda ailelerine iletecekler. Öğrencilerimizin fotoğraflar ve mektuplar aracılığıyla kurduğu bu duygusal köprü, direnişin ve umudun sesi olmayı amaçlamaktadır. Bu proje akademik bir çabanın ötesinde; vicdanımızın, insanlık bilincimizin ve ortak değerlerimizin bir yansımasıdır; ayrıca Kastamonu Üniversitesi’nin farklı kültürlere saygı duyan yapısının ve uluslararası öğrencilerimize verdiği değerin somut bir örneğidir. Aziz Türk milleti tarih boyunca, zulüm kimden gelirse gelsin karşısında durmuş; kim zulme uğruyorsa onun yanında yer almıştır. Bilinmesini isteriz ki Bu toprakların vicdanı, yalnızca Filistinli kardeşlerimizin değil; tüm mazlum halkların savunucusu ve sesi olmaya, Türkçe ise bu sesi duyurmanın dili olmaya devam edecektir. Bu projenin gerçekleşmesine katkı sunan başta kıymetli Filistinli öğrencilerimize, Filistin Gönüllüleri Topluğuna, teknik destek veren öğrencilerimize ve her aşamada desteklerini esirgemeyen Türkçe Öğretimi Uyguma ve Araştırma Merkezine teşekkür ediyorum" dedi. TÖMER Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Ferda Merve Karamanoğlu ise, "TÖMER olarak, yalnızca dil öğretmekle kalmayıp, öğrencilerimizin kültürel ve duygusal dünyalarını da anlamayı, onlara destek olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz. Türkçenin öğretimi, sadece bir iletişim aracı kazandırmak değil; aynı zamanda öğrencilerimizin Türkiye ile kültürel bağ kurmalarını, burada kendilerini daha güvende ve buraya ait hissetmelerini sağlamaktır. Dil, insanı insana yaklaştırır. Biz de Türkçe aracılığıyla farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerimize bu yakınlığı hissettirmeye çalışıyoruz. Bugün burada tanıtımı yapılan ‘Bir Mektup Bir Fotoğraf: Filistinli Öğrenciler Ailelerine Sesleniyor’ projesi, bu anlayışın somut bir göstergesidir. Farklı coğrafyalardan gelen öğrencilerimizin yaşadıkları zorlukları paylaşmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek ve onlara ses olmak bizler için vicdani bir sorumluluktur. Bugün de Filistinli öğrencilerimizin yanında olarak onların sesi olmaya çalışmaktayız" diye konuştu. Program, katkı sunan öğrencilere ve emeği geçen akademik personele teşekkür belgelerinin takdimiyle devam etti. Etkinlik kapsamında Filistinli öğrencilerin Kastamonu’da çektikleri fotoğraflar katılımcıların ilgisine sunuldu. Etkinlik sonunda Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’a, Filistinlilere verdiği desteklerden ötürü Filistinli öğrenciler tarafından Filistin ve Türkiye bayraklarının bulunduğu atkı hediye edildi. Rektör Topal, kendisine hediye edilen atkı için öğrencilere ve akademik personele teşekkür etti.
Yatağının altındaki uyuşturucuyla yakalanan sanığın yargılanmasına başlandı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:34 Yatağının altındaki uyuşturucuyla yakalanan sanığın yargılanmasına başlandı Kastamonu’da uyuşturucu sattıkları gerekçesiyle narkotik ekiplerince düzenlenen operasyonda yatağın altındaki uyuşturucu maddeyle yakalanan tutuklu sanığın yargılanmasına başlandı. Operasyon, 21 Ekim 2024 yılında Kastamonu’nun Kuzeykent Mahallesinde düzenlendi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından tespiti yapılan H.Ç. yönelik operasyon düzenlendi. H.Ç.’ye ait yatağın altında uyuşturucu madde ele geçirildi. Operasyon çerçevesinde yakalana 6 şüpheliden H.Ç. tutuklandı. H.Ç. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından dava açıldı. Davanın görülen duruşmasında kendisini svunan H.Ç., "İddianameyi kabul etmiyorum. 2021-2022 yılında ben muhbirlik yaptım. Bana vaat edilen miktar ödenmeyince de bıraktım. Ondan sonra benim sürekli ismim verildi. Hiç tanımadığım şahıslar benim ismimi verdi. Hatta beraat edenler bile oldu benim ismimi vererek. Bana mektup gönderdiler, metamfetamin bulunduğuna dair ama bana ait değil" dedi. Operasyon olduğu sırada kendisinin evde uyuduğunu söyleyen H.Ç., "Bu şahısların biri bin lira, biri 5 bin lira para verdiğini söylüyor. Ben uyuşturucu kullanıyorum. Evimde yapılan aramada bulunan uyuşturucular bana ait değildir. Ben, polis eve gelirken gördüm zaten, bile bile kendim evde uyuşturucu tutmam. Uyuşturucunun sahibi olan kişi, üç gün bizde kaldı, o sırada eve koymuş. Benden yarım gram metamfetamin aldıklarını söylüyorlar. Ben onlardan bir lira para almadım. Uyuşturucuyu ben satmadım, cezadan kurtulmak için benden satın aldıklarını söylüyorlar. 1,55 gram uyuşturucu yakalandı. Arkadaşların cezaevinde bana yazdıkları mektup var. Mektupta pişman olduklarını söylüyorlar. Ben uyuşturucu satmadım, cebimden çıkan para bahisten kazandığım paradır. 30 bin lira bahisten para kazandım, bunun 17 bin lirasını kaybettim, 13 bin lirası kaldı. Bu para bahisten kazandığım paradır. Ben kesinlikle hap ya da metamfetamin satmadım. Ben sadece uyuşturucu kullanıyorum" diye konuştu. "2 yıl muhbirlik yaptım, o yüzden benim ismim veriliyor" Mahkeme heyeti tarafından telefonda yaptığı görüşmeler ve yazışmaların hatırlatıldığı H.Ç., "Benim Seda isminde eski bir arkadaşım var. Onunla herhangi bir ticaretimiz olmadı. Sadece birlikte alkol aldık, uyuşturucu kullandık. Birlikte bahis oynuyoruz. Uyuşturucu ticaretimiz olmadı. Uyuşturucu içmek için cam istemiştim kendisinden, 3-4 gram kendim için hazırladım. Benim 500 lira gibi bir paraya ihtiyacım yok. Paket yapmadım, haplar da ilaç kutusundan bulundu. Bana ait değil. 2022 yılından beri mahkemeye çıkmaktan bıktım. Sürekli benim ismimi verdiler, ben varlıklı bir insanım. Paraya ihtiyacım yok. Tosya’da uyuşturucu operasyonu oldu, oradakiler bile baskı yapılarak benim ismimi verdirdiler. Ben 2 yıl muhbirlik yaptım fakat para verilmeyince de bıraktım. Şimdi de benim adım ön plana çıkarılıyor. Ben uyuşturucuyu hiçbir zaman satmadım, oturup birlikte içtiklerim oldu ama sattığıma yönelik iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Duruşmada dinlenen E.S. ise, "Ben sanıktan para vererek uyuşturucu satın almadım. Metamfetimanın gramını bin liraya satıyorlar. Ben sanıktan sadece uyuşturucu istedim, o da bana cebinden çıkarıp verdi. Bunun için ben sanığa herhangi bir şekilde para ödemedim, para karşılığında uyuşturucu almadım. Yanında oturup içtim. 1 gram metamfetamin 2-3 kez kullanılıyor. Verdiği uyuşturucu limon şeklindeydi, bende yanına oturup içtim" ifadelerini kullandı. Tanık M.B.C. de, "Benim hesabımı sanık kullanıyor. Ben para karşılığında sanıktan uyuşturucu satın almadım. Ben, kendisine de uyuşturucu vermedim. Kim verdi onu da bilmiyorum. Yatağın altından çıkan 1,55 gram metamfetamin bana aittir. Ben evden çıkarken metamfetimini yatağın altına koymuştum. Sonra onu da oradan almayı unuttum. Mektubu kendi irademle yazdım, herhangi bir şekilde baskı ya da menfaat almadım" diye konuştu. Cumhuriyet savcısı, ilk duruşmada sanık H.Ç.’nin ifadesinin alınmasının ardından mütalaasını verdi. Cumhuriyet savcısı, mütalaasında sanığın uyuşturucu ticareti yaptığına dair güçlü delillerin olmasından ötürü cezalandırılmasını talep etti. Sanık avukatı da tanıkların eksik dinlendiğini ve diğer tanıkların dinlenmeden Cumhuriyet savcısının verdiği mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, diğer tanıkların dinlenmesini talep etti. Mahkeme heyeti, sanık avukatının talebi doğrultusunda diğer tanıkların dinlenmesine karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Kayın ağacından yapılan bu sandalye, 50 yıl boyunca hiçbir şey olmadan kullanılıyor
11 Haziran 2025 Çarşamba - 13:30 Kayın ağacından yapılan bu sandalye, 50 yıl boyunca hiçbir şey olmadan kullanılıyor Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen kültürel miras farkındalık çalışmaları çerçevesinde, unutulmaya yüz tutmuş asırlık Daday sandalyesi için coğrafi işaret alınacak. 50 yıl boyunca kullanılabilen sandalyenin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için de yeni girişimciler yetiştirilecek. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen kültürel miras farkındalık çalışmaları kapsamında düzenlenen "Geleneksel Daday Sandalyesi Yapım Atölyesi" başarıyla tamamlandı. Kastamonu Üniversitesi Ahşap Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (AKAUM) Doç. Dr. Ümmü Karagöz İşleyen ve Doç. Dr. Osman Emre Özkan öncülüğünde öğrenciler, bölgenin simgelerinden biri olan Daday sandalyesinin üretim sürecini deneyimleme fırsatı buldu. Atölye çalışmasında katılımcılara, geleneksel el işçiliğiyle üretilen sandalyelerin hangi aşamalardan geçtiği detaylı olarak aktarıldı. Ahşap seçimi, şekillendirme, montaj ve doğal cilalama gibi süreçler, usta zanaatkar Mustafa Hükümen eşliğinde uygulamalı olarak öğrencilere gösterildi. Öğrenciler, üretim sürecine birebir katılarak geleneksel teknikleri öğrendi. "Daday sandalyesi, bir asrı aşkındır kullanılıyor" Yürütülen projeyle ilgili konuşan Kastamonu Üniversitesi AKAUM Müdürü ve Kastamonu TTO Genel Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karamanoğlu, geleneksel üretim biçimlerinin korunmasının ve genç kuşaklara aktarılmasının kültürel süreklilik açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek, "Unutulmaya yüz tutmuş Daday bölgesini yansıtan bir ürün olan Daday sandalyesini tanıtmak ve tekrar gün yüzüne çıkarmak amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdik. Daday sandalyesinin yaklaşık bir asırlık bir geçmişi var. Özellikle 1098’li yıllar ve daha sonrasında üretimi gerçekleştirilmiş olsa da bir asrı aşkındır bir ürün olarak kullanılıyor. Özellikle Daday’ın köy evlerinde, düğünlerinde çokça tercih edilen bir ürün olarak karşımıza çıkıyor. Fakat bugün baktığımızda tamamen el işçiliği ile yapılan bir sandalye olması nedeniyle seri üretim karşısında yok olmaya yüz tutmuş bir ürün. Bunu tekrar gün yüzüne çıkaralım istedik. Daday sandalyesi ilçede 3 farklı köyde üretilen ve bir elin parmağını geçmeyecek sayıda ustası bulunan bir ürün. Mustafa Hükümen usta haricinde üreticinin kalmamasından dolayı bu etkinliği gerçekleştirdik ve Daday sandalyesinin tekrar tanıtılmasını gün yüzüne çıkarılmasını istiyoruz" dedi. "Daday sandalyesinin tasarım tescilini ve coğrafi işaretinin alınabilmesi için çalışma yürüteceğiz" Daday sandalyesinin formülünün, sırtlık ve oturma alanının yapısının yanı sıra estetik görüntüsü ve hafifliği nedeniyle tercih edilen bir ürün olduğunu söyleyen Karamanoğlu, "En önemli özelliklerinden birisi olarak gördüğümüz sterlik odun dediğimiz sanayi odunu olarak adlandırılan, günümüzde yakacak odun veya MDF ve yonga levha üretiminde kullanılan odundan elde ediliyor olmasıdır. Biz de gelecek kuşaklara aktarılması için etkinliğimiz ile çalışmalara başladık. İlk olarak Daday sandalyesinin yapım etkinliği gerçekleştirdik ve bunun özellikle öğrencilerimize, gençlere tanıtmak istiyoruz. Biz Daday sandalyesinin yeniden gün yüzüne çıkmasını, Kastamonu Teknokent, Kastamonu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve İhtisaslaşma Koordinatörlüğümüz iş birliği içerisinde tasarım tescilini, bunun yanında coğrafi işaretinin alınabilmesi çalışmalarını yürütmeyi planlamaktayız. Ardından Daday sandalyesinin üretebilecek yeni girişimciler ortaya çıkarmak istiyoruz. Bu etkinlikten bir sonraki aşamada planlamak istediğim üzere Daday sandalyesini üretebilen yeni ustaların yetiştirilmesini sağlamak istiyoruz. Merkezimiz vasıtasıyla 10 aylık bir kurs planlamamız olacak. Ardından buradan yeni ürünler, yeni tasarımlar belki de Daday sandalyesinin farklı geliştirilmiş versiyonlarının üretimini sağlayarak yeni girişimciler yetiştirme imkanı ortaya çıkacak. Bu girişimleri, girişimcileri, Kastamonu Üniversitesi, Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla da desteklemeyi planlamaktayız" diye konuştu. "Endüstriyel bir üretim değil, tamamen geleneksel yöntemlerle el işçiliği ile yapılan bir ürün" Kastamonu Üniversitesi TGB Girişim Ofisi Koordinatörü Öğretim Görevlisi Dr. Berkan Güngör ise, "Endüstriyel bir üretim değil, tamamen geleneksel yöntemlerle el işçiliği ile yapılan bir ürün, tasarımı da oldukça sade ama bir o kadar da zarif. Bu yüzden de hem geleneksel hem de modern mekanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. Benim için en kıymetli tarafı da bu sandalyenin bir kültürel miras olmasıdır. Çünkü bu aslında sadece bir ürün değil, bir yaşam biçiminin, bir ustalığın ve bir estetik anlayışının bugüne taşınmış halidir. Ancak çok üzüldüğümüz bir nokta var. Bugün bu zanaatı sürdürecek genç ustalar ne yazık ki yetişmiyor. Üretim artık sadece birkaç ustayla sınırlı kalmış durumda. Bu da aslında geleneksel zanaatlarımızın geleceği açısından bir risk oluşturuyor. Daday sandalyesi gibi ürünlerin hem korunması hem de tanıtılması bu noktada çok daha önemli hale geliyor" şeklinde konuştu. "15-16 yıldır Daday sandalyesi üretiyorum, son usta olarak kaldım" Daday ilçesinde sandalye üretiminde son usta olarak kalan zanaatkar Mustafa Hükümen de, "2009 yılında ben bu mesleğe başladım. Dalay’da Halk Eğitim Merkezi ile İŞKUR’un ortak düzenlemiş olduğu bir kurs vardı. O kurstan sonra 15-16 yıldır ben bu mesleği yapıyorum, yani Daday sandalyesi üretiyorum. Bunu eskiden köylüler yapıyordu. Bu aslında Akpınar sandalyesi diye başladı. Biz bunu 2009 yılında ilçeyi almış olduk, Daday sandalyesi yaptık. Kursiyerlerle beraber biz, okullar arasında düzenlenen bir yarışmaya girdik. Bu yarışmada üçüncü olduk. Ondan sonra ismi Daday sandalyesi oldu. O şekilde devam ettik. Kayın ağacından yapılan sert bir ağaçtır. Kurulduğunda bir daha bozulmayan yani 40-50 yıl rahatlıkla bozulmadan kullanabilen bir ham maddesi olduğu için tercih ediliyor. Bu sandalye çamdan ya da köknar ağacından yapılmıyor. Sandalyenin büyük bir kısmını elle yapıyoruz. Ortalama yılda 100 tane falan satıyoruz. Bu sandalyeyi genelde kış aylarında yapıyorum" ifadelerini kullandı.
Unutulmaya yüz tutmuş asırlık Daday sandalyesi için coğrafi işaret alınacak
11 Haziran 2025 Çarşamba - 13:24 Unutulmaya yüz tutmuş asırlık Daday sandalyesi için coğrafi işaret alınacak Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen kültürel miras farkındalık çalışmaları çerçevesinde, unutulmaya yüz tutmuş asırlık Daday sandalyesi için coğrafi işaret alınacak. 50 yıl boyunca kullanılabilen sandalyenin gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için de yeni girişimciler yetiştirilecek. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde yürütülen kültürel miras farkındalık çalışmaları kapsamında düzenlenen "Geleneksel Daday Sandalyesi Yapım Atölyesi" başarıyla tamamlandı. Kastamonu Üniversitesi Ahşap Kültürünü Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (AKAUM) Doç. Dr. Ümmü Karagöz İşleyen ve Doç. Dr. Osman Emre Özkan öncülüğünde öğrenciler, bölgenin simgelerinden biri olan Daday sandalyesinin üretim sürecini deneyimleme fırsatı buldu. Atölye çalışmasında katılımcılara, geleneksel el işçiliğiyle üretilen sandalyelerin hangi aşamalardan geçtiği detaylı olarak aktarıldı. Ahşap seçimi, şekillendirme, montaj ve doğal cilalama gibi süreçler, usta zanaatkar Mustafa Hükümen eşliğinde uygulamalı olarak öğrencilere gösterildi. Öğrenciler, üretim sürecine birebir katılarak geleneksel teknikleri öğrendi. "Daday sandalyesi, bir asrı aşkındır kullanılıyor" Yürütülen projeyle ilgili konuşan Kastamonu Üniversitesi AKAUM Müdürü ve Kastamonu TTO Genel Müdür Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Karamanoğlu, geleneksel üretim biçimlerinin korunmasının ve genç kuşaklara aktarılmasının kültürel süreklilik açısından kritik öneme sahip olduğunu belirterek, "Unutulmaya yüz tutmuş Daday bölgesini yansıtan bir ürün olan Daday sandalyesini tanıtmak ve tekrar gün yüzüne çıkarmak amacıyla bu etkinliği gerçekleştirdik. Daday sandalyesinin yaklaşık bir asırlık bir geçmişi var. Özellikle 1098’li yıllar ve daha sonrasında üretimi gerçekleştirilmiş olsa da bir asrı aşkındır bir ürün olarak kullanılıyor. Özellikle Daday’ın köy evlerinde, düğünlerinde çokça tercih edilen bir ürün olarak karşımıza çıkıyor. Fakat bugün baktığımızda tamamen el işçiliği ile yapılan bir sandalye olması nedeniyle seri üretim karşısında yok olmaya yüz tutmuş bir ürün. Bunu tekrar gün yüzüne çıkaralım istedik. Daday sandalyesi ilçede 3 farklı köyde üretilen ve bir elin parmağını geçmeyecek sayıda ustası bulunan bir ürün. Mustafa Hükümen usta haricinde üreticinin kalmamasından dolayı bu etkinliği gerçekleştirdik ve Daday sandalyesinin tekrar tanıtılmasını gün yüzüne çıkarılmasını istiyoruz" dedi. "Daday sandalyesinin tasarım tescilini ve coğrafi işaretinin alınabilmesi için çalışma yürüteceğiz" Daday sandalyesinin formülünün, sırtlık ve oturma alanının yapısının yanı sıra estetik görüntüsü ve hafifliği nedeniyle tercih edilen bir ürün olduğunu söyleyen Karamanoğlu, "En önemli özelliklerinden birisi olarak gördüğümüz sterlik odun dediğimiz sanayi odunu olarak adlandırılan, günümüzde yakacak odun veya MDF ve yonga levha üretiminde kullanılan odundan elde ediliyor olmasıdır. Biz de gelecek kuşaklara aktarılması için etkinliğimiz ile çalışmalara başladık. İlk olarak Daday sandalyesinin yapım etkinliği gerçekleştirdik ve bunun özellikle öğrencilerimize, gençlere tanıtmak istiyoruz. Biz Daday sandalyesinin yeniden gün yüzüne çıkmasını, Kastamonu Teknokent, Kastamonu Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi ve İhtisaslaşma Koordinatörlüğümüz iş birliği içerisinde tasarım tescilini, bunun yanında coğrafi işaretinin alınabilmesi çalışmalarını yürütmeyi planlamaktayız. Ardından Daday sandalyesinin üretebilecek yeni girişimciler ortaya çıkarmak istiyoruz. Bu etkinlikten bir sonraki aşamada planlamak istediğim üzere Daday sandalyesini üretebilen yeni ustaların yetiştirilmesini sağlamak istiyoruz. Merkezimiz vasıtasıyla 10 aylık bir kurs planlamamız olacak. Ardından buradan yeni ürünler, yeni tasarımlar belki de Daday sandalyesinin farklı geliştirilmiş versiyonlarının üretimini sağlayarak yeni girişimciler yetiştirme imkanı ortaya çıkacak. Bu girişimleri, girişimcileri, Kastamonu Üniversitesi, Teknokent ve Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla da desteklemeyi planlamaktayız" diye konuştu. "Endüstriyel bir üretim değil, tamamen geleneksel yöntemlerle el işçiliği ile yapılan bir ürün" Kastamonu Üniversitesi TGB Girişim Ofisi Koordinatörü Öğretim Görevlisi Dr. Berkan Güngör ise, "Endüstriyel bir üretim değil, tamamen geleneksel yöntemlerle el işçiliği ile yapılan bir ürün, tasarımı da oldukça sade ama bir o kadar da zarif. Bu yüzden de hem geleneksel hem de modern mekanlarda rahatlıkla kullanılabiliyor. Benim için en kıymetli tarafı da bu sandalyenin bir kültürel miras olmasıdır. Çünkü bu aslında sadece bir ürün değil, bir yaşam biçiminin, bir ustalığın ve bir estetik anlayışının bugüne taşınmış halidir. Ancak çok üzüldüğümüz bir nokta var. Bugün bu zanaatı sürdürecek genç ustalar ne yazık ki yetişmiyor. Üretim artık sadece birkaç ustayla sınırlı kalmış durumda. Bu da aslında geleneksel zanaatlarımızın geleceği açısından bir risk oluşturuyor. Daday sandalyesi gibi ürünlerin hem korunması hem de tanıtılması bu noktada çok daha önemli hale geliyor" şeklinde konuştu. "15-16 yıldır Daday sandalyesi üretiyorum, son usta olarak kaldım" Daday ilçesinde sandalye üretiminde son usta olarak kalan zanaatkar Mustafa Hükümen de, "2009 yılında ben bu mesleğe başladım. Dalay’da Halk Eğitim Merkezi ile İŞKUR’un ortak düzenlemiş olduğu bir kurs vardı. O kurstan sonra 15-16 yıldır ben bu mesleği yapıyorum, yani Daday sandalyesi üretiyorum. Bunu eskiden köylüler yapıyordu. Bu aslında Akpınar sandalyesi diye başladı. Biz bunu 2009 yılında ilçeyi almış olduk, Daday sandalyesi yaptık. Kursiyerlerle beraber biz, okullar arasında düzenlenen bir yarışmaya girdik. Bu yarışmada üçüncü olduk. Ondan sonra ismi Daday sandalyesi oldu. O şekilde devam ettik. Kayın ağacından yapılan sert bir ağaçtır. Kurulduğunda bir daha bozulmayan yani 40-50 yıl rahatlıkla bozulmadan kullanabilen bir ham maddesi olduğu için tercih ediliyor. Bu sandalye çamdan ya da köknar ağacından yapılmıyor. Sandalyenin büyük bir kısmını elle yapıyoruz. Ortalama yılda 100 tane falan satıyoruz. Bu sandalyeyi genelde kış aylarında yapıyorum" ifadelerini kullandı.