Yerel Haberler
Kastamonu
Kastamonu’da musluk suyunun sürekli bulanık akmasına tepki 24 Şubat 2026 Salı - 15:39:10 Kastamonu’da il merkezinde isale hattında yaşanan arızadan sonra, 2 aydır yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akmasına vatandaşlar tepki gösterdi. Kastamonu il merkezine içme suyu sağlayan Karaçomak Barajı’ndaki isale hattında 3 Ocak tarihinde yaşanan arıza sebebiyle yaklaşık 10 gün boyunca şehrin birçok noktasında içme suyu problemi yaşandı. İsale hattındaki arızanın onarılmasının üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen şehir merkezinde zaman zaman yaşanan su kesintileri ve musluklardan bulanık su akması vatandaşları mağdur ediyor. "Halkı bilgilendirecek ya da tedbir alması için uyaracak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz" Kuzeykent Mahallesi Muhtarı Hakan Çölez, "3 Ocak itibariyle Kastamonu’nun tamamını etkileyen ciddi bir arıza ile karşı karşıya kalmıştık. Yaklaşık 10 gün düşük basınçla ya da ara ara gelip gitse de bir su kesintisi yaşandı. Kesintiler bir şekilde giderilmiştir. Fakat bugün üzerinden iki ay geçmesine rağmen hala sularımızda, ne yazık ki muhtemel arızanın etkisi altında olduğunu düşündüğümüz bir kirlilik ve yosunlu koku mevcut. Kuzeykent, şu anda 55 bin nüfuslu bir mahalle. Tabii şehrin geri kalan kısımlarından da bize ulaşanlar oluyor. Arayanlar, ’muhtarım aynı sıkıntıyı biz de yaşıyoruz’ diyenler var. Bu kirli ve bulanık suyla mübarek Ramazan ayında imtihan oluyoruz. İnsanlarımız hastaneye gittiklerinde de bize dönüş sağlıyorlar. Fakat ne İl Sağlık Müdürlüğümüzden ne de Kastamonu Belediyemizden bu konuyu gündeme taşıyacak ya da süreci bizlere anlatacak herhangi bir açıklama olmamasının mahcubiyetini ve üzüntüsünü yaşıyoruz. Muhtar olduğumuz için mahallemizin içinde bulunduğumuz için her ne kadar son zamanlarda maaşıyla ön plana çıkan bir kurum dahi olmuş olsak da insanların ilk kapısını çaldığı ya da ilgililere ulaşamadığın da ‘aman muhtarım’ dediği bir yerdeyiz. Amacımız kamuoyu baskısı ile birlikte Kastamonu Belediyesinden bir açıklama, bir sonuç alabilmek" dedi. "Bulanık akan sular nedeniyle apartman sakinlerinden yoğun şikayetler alıyoruz" Kendilerine çok fazla şikayet geldiğini söyleyen Çölez, "Bunun için zaten bir müddet bekledik. Bugün düzelir, yarın düzelir dedik, fakat insanlar hastaneye gittikçe, doktorlar ’sudan olabilir’ dedikçe, insanlar ’neden bir sağlık arayışı yok’ noktasında oldu. Bizlere ulaştılar, ilgili kurumu, belediyeyi aradıklarında geri dönüş olmadığına dair sosyal medyadan yazılar paylaştılar. Daha sonra da bizleri aradılar. Bizde ne yapalım? Vatandaşa dönmeyen belediye, bize döner mi? Apartmanlardan, kooperatiflerden, mahallemizden her bir yerden numuneler istedik. Gelen şikayetler üzerine mahallemizin tamamında bununla alakalı bir sıkıntının olduğunu da görmüş olduk" diye konuştu. "Sorunun tez zamanda çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz" Muhtar Çölez, "Boğaz ağrısı, ishal, mide bulantısı gibi şikayetler de yoğunlaştı. Gelen telefonlar ve atılan mesajlarda da sabit. İnsanlar kendi aralarında da konuşuyor. İnsanlar boğaz ağrısı, ishal, yüksek ateşte hastaneye gidiyorlar. ’Suyun şekli ve içindeki atık bakterilerden dolayı oldu’ deniliyor. İnsanlar da haliyle bu konuda ulaşacak bir kanal arıyorlar. Ümidimiz odur ki bu sorun tez zamanda çözüme kavuşur. Yetkililer de bu çözüm sürecinde kurum birlikteliği sağlayarak ilk başta halkı bilinçlendirme noktasında hareket ederler" şeklinde konuştu.
Ilgaz Dağı’nda hafta sonu yoğunluğu
24 Ocak 2026 Cumartesi - 14:31 Ilgaz Dağı’nda hafta sonu yoğunluğu Kastamonu ve Çankırı sınırlarında yer alan Ilgaz Dağı Yurduntepe Kayak Merkezi, hafta sonu tatilinde kayakseverlerden yoğun ilgi görüyor. Kastamonu ve Çankırı sınırlarında yer alan Türkiye’nin kış turizm merkezlerinden Ilgaz Dağı’nda bulunan Yurduntepe Kayak Merkezi ile Ilgaz Dağı Milli Parkı, kayakseverleri ağırlamaya devam ediyor. Kastamonu İl Özel İdaresi tarafından açılışı 2020’de yapılan Yurduntepe Kayak Merkezi, çok sayıda yziyaretçiyi ağırlıyor. Yurduntepe Kayak Merkezi’nde son yağışların ardından kar kalınlığı 1 metreye ulaştı. Oluşan ideal kar şartlarıyla birlikte pistler, kayak ve snowboard tutkunlarına keyifli anlar yaşatıyor. 5,6 kilometrelik uzunluğuyla Batı Karadeniz Bölgesi’nin en uzun pistine sahip olan Yurduntepe, her seviyeden sporcuya hitap eden parkurlarıyla dikkat çekiyor. "Çok beğendim, isteyen istediği her şeyi burada bulabiliyor" İstanbul’dan Ilgaz Dağı’na geldiğini söyleyen Buğra Bolat, "İlk defa Ilgaz’a geliyorum, çok güzelmiş, çok eğlenceli, hava biraz daha iyi olsaydı daha iyi olurdu. Sis çok fazla olduğu için bazen pisti görmekte zorluk çekebiliyoruz. Ama gelinebilir, gayet güzel bir yer. Ortam muhteşemr. Yiyecek, içecek alanları bulunuyor. İsteyen istediği her şeyi burada yapabilir. Her şey mevcut. Ben iki gündür buradayım. Benim bir arkadaşım Çankırılı, konuşurken o bana Ilgaz Dağını tavsiye etti. Onun önerisiyle geldik. Gayet güzel, beğendik. Burada ilk defa kaydım" dedi. "Salebi çok iyi, çok beğendim" Fatih Çakır isimli vatandaş ise "Teleferik tamamen kapalı, hiçbir şekilde üşümüyoruz. Biraz yol uzun ama teleferikte kabinler kapalı olduğu için üşümüyoruz, kafe bölümü var. Orada ateş yanıyor, yemei içme bölümleri de mevcut. Özellikle salebi çok iyi, çok beğendim. Herkesi Ilgaz Dağı’na bekleriz" diye konuştu. "Ilgaz Dağını çok seviyorum, sık sık kaymak için geliyorum" Ankara’dan Ilgaz Dağına kayak yapmak için geldiğini ifade eden Emir Durdağ da, "Burası çok güzel bir yer. Buraya sık sık geliyorum. Her yıl mutlaka kayak yapmak için geliyorum" şeklinde konuştu.
Kastamonu Üniversitesi’ndeki programlara MEDEK akreditasyon belgeleri verildi
24 Ocak 2026 Cumartesi - 12:24 Kastamonu Üniversitesi’ndeki programlara MEDEK akreditasyon belgeleri verildi Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen programda, Tosya, Taşköprü, Cide Rıfat Ilgaz ve Kastamonu meslek yüksekokulları bünyesindeki, akreditasyon almaya hak kazanan programlara MEDEK Akreditasyon Belgeleri takdim edildi. Kastamonu Üniversitesi’nde, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü ve MEDEK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ın katılımlarıyla MEDEK Akreditasyon Belge Takdimi ve "Mesleki Eğitimde +1 Uygulamalı Eğitim Modeli" programı gerçekleştirildi. Kastamonu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program öncesinde, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü ve MEDEK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette, mesleki eğitimde kalite güvencesi, üniversite-sektör entegrasyonu ve uygulama temelli eğitim modelleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretin ardından program, Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal’ın açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmasında meslek yüksekokullarının uygulamaya dayalı eğitim anlayışıyla üniversitelerin önemli birimlerinden biri olduğunu vurgulayan Rektör Topal, "MEDEK akreditasyonları, meslek yüksekokullarımızda yürüttüğümüz eğitim-öğretim faaliyetlerinin ulusal kalite standartlarıyla uyumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Amacımız yalnızca belge almak değil; sürekli iyileştirme anlayışıyla öğrencilerimizin mesleki yeterliliklerini ve istihdam edilebilirliğini artırmaktır" ifadelerini kullandı. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü ve MEDEK Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ise, "Mesleki Eğitimde +1 Uygulamalı Eğitim Modeli"ne ilişkin bir sunum gerçekleştirdi. Sarıbıyık, modelin öğrencilerin bir dönemlerini tam zamanlı olarak iş dünyasının içinde geçirerek uygulama becerisi kazanmalarını hedeflediğini belirtti. Konuşmasında uygulama temelli eğitimin mesleki eğitimde vazgeçilmez bir unsur olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sarıbıyık, +1 modelinin öğrenciler açısından en önemli kazanımlarından birinin mezuniyet öncesinde iş tecrübesi edinilmesi olduğunu vurgulayarak, "Normal şartlarda mezun olan bir gencin karşısına ‘tecrüben var mı’ sorusu çıkar. Bu modelde ise öğrenci mezun olduğunda, ‘ben bu işleri yaptım’ diyebiliyor. Üstelik bunu sadece sözle değil; ürettiği çıktılar, dosyalar ve referanslarla ortaya koyabiliyor" dedi. Model sayesinde öğrencilerin çalışmaya başladıkları kurumlara çok kısa sürede uyum sağladıklarını belirten Sarıbıyık, pek çok öğrencinin işyeri eğitimi aldığı kurumlarda doğrudan istihdam edildiğini, hatta başka işletmelere tavsiye edilerek iş bulabildiklerini ifade ederek, bu durumun öğrenciler açısından son derece kıymetli bir kazanım olduğunun altını çizdi. Konuşmasında öğretim elemanları boyutuna da değinen Prof. Dr. Sarıbıyık, akademisyenlerin iş dünyasıyla doğrudan temas kurmasının her zaman kolay olmadığını, ancak bu temas sağlandığında çok önemli kazanımlar elde edildiğini belirtti. Öğretim elemanlarının sahaya inmesiyle birlikte ortak çalışmaların başladığını, danışmanlık süreçlerinin geliştiğini ve TÜBİTAK başta olmak üzere çeşitli desteklerle projeler üretildiğini ifade eden Sarıbıyık, "En önemlisi, öğretim elemanının ders içeriği değişmeye başlıyor. Sahaya indiğinizde, anlattığınız bazı konuların artık karşılığı olmadığını çok net görüyorsunuz. ‘Dünyada ne değişmiş, sahada ne oluyor?’ sorusunun cevabı ders notlarına yansımaya başlıyor" diye konuştu. İş birliğinin daha da genişletilmesinin amaçlandığını ifade eden Prof. Dr. Sarıbıyık, "Ar-Ge’yi merkeze alan eğitim modelini nasıl tanımlıyoruz? Artık üniversite-sanayi iş birliği kavramını daha geniş bir çerçevede ele alıyoruz. Çünkü mesele sadece sanayi değil; sağlık, hizmet ve diğer tüm sektörleri kapsayan iş dünyasıyla bütünleşmiş bir üniversite modelinden bahsediyoruz. Bu doğrultuda mevcut uygulamamızda, gastronomi bölümü hariç tüm birimlerimizde öğrencilerin bir dönem boyunca tam zamanlı işyeri eğitimi almasını hedefliyoruz. Hatta şu anki çalışmamızda bu süreci iki dönem olarak planlıyoruz. Yani klasik bir dönemin tamamının, tam zamanlı olarak işyeri eğitimi şeklinde geçirilmesini öngörüyoruz" diye konuştu. Programın devamında, Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MEDEK) tarafından akredite edilen Tosya, Taşköprü, Cide Rıfat Ilgaz ve Kastamonu Meslek Yüksekokulları bünyesindeki, tam ve şartlı akreditasyon almaya hak kazanan programlara MEDEK Akreditasyon Belgeleri takdim edildi. Programa, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Mehmet Atalan, fakülte dekanları, meslek yüksekokulu müdürleri ve akademik personel katıldı.
Kastamonu Üniversitesi Millî Teknoloji Atölyesi faaliyetlerine başladı
23 Ocak 2026 Cuma - 17:26 Kastamonu Üniversitesi Millî Teknoloji Atölyesi faaliyetlerine başladı Geleceğin teknolojileri için yeni fikir ve projeler amaçlanan beklenen Milli Teknoloji Atölyesi, Kastamonu Üniversitesi bünyesinde faaliyetlerine başladı. Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda, öğrencilerin fikir ve projelerini hayata geçirebilecekleri Kastamonu Üniversitesi Milli Teknoloji Atölyesi kullanıma açıldı. Atölye bünyesinde öğrenciler ve genç girişimciler, eğitim, araştırma-geliştirme, teknik ve mesleki uygulama süreçlerinde kapsamlı çalışmalar yürütebilecek. Oluşturulan altyapı sayesinde katılımcılar, yenilikçi düşünme becerilerini geliştirebilecek, proje tabanlı çalışmalarda yer alabilecek ve iş dünyasıyla doğrudan temas kurabilecek. Milli Teknoloji Atölyesinde eğitim alan öğrenciler, disiplinlerarası projelerde görev alarak ekip çalışması deneyimi edinecek. Atölyede gerçekleştirilecek uygulamalı eğitimler, prototip geliştirme çalışmaları ve ortak proje süreçleri, öğrencilerin teknik donanımlarının yanı sıra liderlik ve sorumluluk alma becerilerinin gelişmesine katkı sunacak. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde kurulan Millİ Teknoloji Atölyesi, yerli ve millî sanayiye katkı sağlamanın yanı sıra, gençlerin yenilikçi projeler aracılığıyla kendi potansiyellerini ortaya koymalarına zemin hazırlayacak. Bu yönüyle atölye, girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sunarak Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik gelişimine destek olacak. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Milli Teknoloji Atölyesi’nin Kastamonu Üniversitesi’nin eğitim ve araştırma vizyonunun bir parçası olduğunu belirterek, bu yapının öğrencilerin teorik bilgilerini uygulamayla buluşturabilecekleri nitelikli bir çalışma ortamı sunduğunu ifade etti. Atölyenin, öğrencilerin araştırma, geliştirme ve tasarım süreçlerine doğrudan dâhil olmalarına imkan tanıdığını vurgulayan Rektör Topal, proje kültürünün üniversite yaşamının doğal bir parçası hâline gelmesini önemsediklerini kaydetti. Öğrencilerin atölye kullanımını çevrim içi randevu formu üzerinden planlayarak gerçekleştirebileceği belirtildi.
Kastamonu Üniversitesi, 64 projeye 72 milyon liralık destek sağladı
23 Ocak 2026 Cuma - 17:15 Kastamonu Üniversitesi, 64 projeye 72 milyon liralık destek sağladı Kastamonu Üniversitesi, ihtisaslaşma alanı olan Ormancılık ve Tabiat Turizminde 64 projeye yaklaşık 72 milyon TL destek sağladı. Yükseköğretim Kurulu tarafından yürütülen Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşma Programı kapsamında Ormancılık ve Tabiat Turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi, bu kapsamda akademik, bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmalarını sürdürüyor. Kastamonu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Ormancılık ve Tabiat Turizmi İhtisaslaşma Koordinatörlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, Batı Karadeniz Bölgesi’nin doğal kaynaklarının korunması, planlanması ve sürdürülebilir şekilde değerlendirilmesine odaklanıyor. Koordinatörlük tarafından yürütülen faaliyetlerde ormancılık, tabiat turizmi ve ekoturizm alanları öncelikli çalışma başlıkları arasında yer alıyor. Bölgenin sahip olduğu orman varlığı, biyolojik çeşitlilik ve doğal turizm potansiyeli; bilimsel projeler, saha çalışmaları ve kurumsal iş birlikleriyle ele alınıyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında elde edilen akademik çıktılar, uygulamaya dönük sonuçlar üretilmesini hedefliyor. İhtisaslaşma çalışmaları çerçevesinde ulusal projelerin yanı sıra uluslararası iş birlikleri de gerçekleştiriliyor. Kastamonu Üniversitesi, farklı ülkelerden üniversiteler ve kurumlarla yürüttüğü ortak çalışmalar aracılığıyla bilgi ve deneyim paylaşımını artırırken, ormancılık ve tabiat turizmi alanlarındaki güncel yaklaşımların akademik çalışmalara yansıtılmasını amaçlıyor. İhtisaslaşma yaklaşımı, akademik bilgi birikiminin Üniversitemizin altyapısı ve insan kaynağıyla birlikte kullanılması esasına dayanıyor. Bu kapsamda mali ve kurumsal sürdürülebilirlik ilkesi gözetilirken, bölgeye yatırımcı çekilmesine yönelik çalışmalar da sürdürülüyor. Yürütülen faaliyetlerle Kastamonu ve Batı Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik yapısına katkı sağlanması ve istihdam alanlarının artırılması amaçlanıyor. İhtisaslaşma çalışmaları kapsamında kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve üniversitelerle ortak projeler yürütülüyor. Disiplinler arası ve çok paydaşlı iş birlikleriyle yürütülen bu çalışmalar sayesinde akademik bilginin farklı alanlarda kullanılmasına imkan sağlanıyor. Ayrıca halk eğitimleri, çalıştaylar ve bilgilendirme etkinlikleri aracılığıyla toplumun doğa koruma ve sürdürülebilir turizm konularında bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetler gerçekleştiriliyor. Bugüne kadar yürütülen ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında toplam 64 projeye yaklaşık 72 milyon TL destek sağlandı. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü ile çeşitli üniversitelerle ve kurumlarla imzalanan protokoller çerçevesinde bilimsel ve uygulamaya dönük çalışmalar sürdürülüyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, yürütülen çalışmaların Kastamonu Üniversitesi’nin uzun vadeli stratejik vizyonunun bir parçası olduğunu vurgulayarak, "Ormancılık ve tabiat turizmi, Kastamonu’nun doğal yapısı ve sahip olduğu imkânlarla doğrudan ilişkili alanlar arasında yer almaktadır. Bu alanlarda yürütülen akademik çalışmaların sahaya yansıtılmasına önem veriyoruz; üretilen bilginin başta ilimiz olmak üzere bölgemize ve ülkemize katkı sağlamasını, kamu kurumları, sektör paydaşları ve toplumla paylaşılmasını öncelikli görüyoruz. Üniversitemiz, ormancılık ve tabiat turizmi alanlarında yürüttüğü ihtisaslaşma çalışmaları kapsamında bilimsel araştırmaları, eğitim faaliyetlerini ve saha uygulamalarını birlikte ele almaktadır. Bu doğrultuda geliştirilen projeler ve iş birlikleriyle ilimizin ve bölgemizin doğal kaynaklarının korunmasına, planlı ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasına katkı sunulmasını amaçlıyoruz" dedi.
Kastamonu’da inşa edilecek 2 bin 380 konutun kuraları çekildi
23 Ocak 2026 Cuma - 17:06 Kastamonu’da inşa edilecek 2 bin 380 konutun kuraları çekildi Kastamonu’da 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında inşa edilecek 2 bin 380 konutun kura çekimi töreninde konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Konuşmuyoruz, yapıyoruz, söylemiyoruz, vücuda getiriyoruz. Biraz sonra bunun en önemli kısmını burada yaşayacağız" dedi. Kastamonu’da Türkiye Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında inşa edilecek 2 bin 380 konutun hak sahiplerinin belirlenmesi için düzenlenen kura töreni, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla gerçekleştirildi. Kaan Talip Tığlı Konferans Salonu’nda düzenlenen törene vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. "TOKİ olarak bugün itibarıyla 81 ilimizde toplam 1 milyon 757 konut rakamına ulaştık Törenin açılış konuşmasını yapan TOKİ Başkanı Levent Sungur, ev sahibi olmayan tek bir vatandaş kalmayana dek sosyal konut projelerinin devam edeceğini ifade ederek, "Toplu Konut İdaresi olarak vatandaşlarımızın konut ihtiyacının sağlanması ve şehirlerimizin yenilenmesi noktasında yoğun gayret sarf ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, Bakanımızın koordinasyonunda ülkemizin dört bir yanında yüz binlerce projeyi hayata geçirdik, milletimize yakışır, kalıcı eserler ürettik. 2021 yılında özellikle Bozkurt ve Abana ilçelerimizde büyük tahribata yol açan sel afetinden sonra Bozkurt’ta 712 konut, 123 dükkan, Abana’da ise 109 konutun teslimatını yaptık. Bozkurt meydanını DSİ Genel Müdürlüğümüzle birlikte düzenledik. 6 Şubat’ta meydana gelen asrın afeti sonrasında 11 ilimizde 455 bin konutun üretimini gerçekleştirdik. Ben buradan öncelikle Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’ya, bu muazzam başarıyı gerçekleştirirken gerek altyapının yapımı noktasıyla DSİ Genel Müdürlüğümüz eliyle ve sıkıştığımız alanlarda gösterdiği yardım ve fedakarlıktan dolayı teşekkürlerimi arz ediyorum. Ülkemizin birçok şehrinde tarihin en kapsamlı kentsel dönüşüm hamlelerini başlattık. Şehir merkezlerinde vatandaşlarımızın nefes alabileceği yüzlerce millet bahçesini hizmete sunduk. 2019 yılında 50 bin, 2020 yılında 100 bin, 2022 yılında 250 bin konutu kapsayan sosyal konut kampanyalarını başlatarak dar gelirli vatandaşlarımızı ev sahibi yaptık. TOKİ olarak bugün itibarıyla 81 ilimizde toplam 1 milyon 757 konut rakamına ulaştık. Ülke genelinde bin 633 şantiyede 430 bin konut ve sosyal donatının inşaatı devam etmekte. Yüz binlerce konutun proje ve tasarımları sürdürülmektedir" dedi. Kastamonu Valisi Meftun Dallı ve AK Parti Kastamonu milletvekilleri Fatma Serap Ekmekci, Halil Uluay da vatandaşların ev sahibi olmasını sağlayacak projede emeği geçen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, kura çekilişine katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve emekleri geçen herkese teşekkür ettiler. "Bu proje sadece betonla, demirle, tuğlayla örülmüş bir yapı hamlesi değildir" Kura çekimi öncesi konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, "Bu proje sadece betonla, demirle, tuğlayla örülmüş bir yapı hamlesi değildir. Bu proje alın terinin karşılık bulduğu, emeğin korunup kollandığı, dar gelirlinin, gencin, engellinin, şehit yakınının hakkının gözetlendiği büyük bir sosyal sözleşmedir. Bir başka ifadeyle Yüzyılın Konut Projesi devletiyle milletinin arasındaki bir gönül köprüsüdür. Kastamonu’da, memleketimde buna şahit olmanın ve bu heyecanı yaşayacak olmanın heyecanını yaşıyorum. İnşallah kura çekiminde gönlünüzde ne geçiyorsa ona ulaşırsınız. Bugüne kadar TOKİ eliyle 1 milyon 750 bin konut vatandaşlarımızla buluşturuldu. Gerçekten ülkemizin medar-ı iftiharı kurumlarımızdan bir tanesidir. Kastamonu’muz için Olukbaşı’nda eski devlet hastanesinin olduğu yerde bir semt polikliniği planlaması vardı, biz bunun hemen olması için TOKİ’mize söyledik, 16 Mart’ta inşallah oranın da ihalesi yapılacak" dedi. "Gençlerin bu projeye ilgi duyması bizi son derece memnun etti" Gençlerin projeye yoğun ilgi göstermesinin kendilerini sevindirdiğini belirten Yumaklı, "Deprem bölgesindeki büyük inşa seferberliği bugün 81 ilimizi kapsayan konut hamlesine dönüştü. İnşallah ev sahibi Türkiye sloganıyla 500 bin konut projesiyle ilk etapta, herkesi ev sahibi yapana kadar Sayın Cumhurbaşkanımızın da söylediği gibi çalışmaya, çabalamaya, ter dökmeye devam edeceğiz. Sadece bugünü garanti altına almıyoruz, geleceği ve çocuklarımızı garanti altına almış oluyoruz. Özellikle gençlerin bu projeye ilgi duyması bizi son derece memnun etti. Biliyoruz ki gençlerin hayal kurabildiği ülkenin geleceğe daha sağlam adımlarla yürümesi mümkün. Bugün Kastamonu’da o ana hep birlikte şahitlik etmiş olacağız. Bu kura elbette alın yazısının adaletle buluştuğu, sabrın sevinçle tanıştığı ve şimdiden ev sahibi olacak, kuradan isimleri çıkacakların heyecanının zirveye ulaştığı bir anı da bize getirmiş olacak" diye konuştu. "Konuşmuyoruz, yapıyoruz, söylemiyoruz, vücuda getiriyoruz" Bakan Yumaklı konuşmasını, "Bu topraklar, vefanın, mertliğin ve kardeşliğin mayalandığı topraklardır. Şeyh Şaban’ı Veli Hazretlerinin ifade ettiği gibi, sözden ziyade hal önemlidir. Konuşmuyoruz, yapıyoruz, söylemiyoruz, vücuda getiriyoruz. Biraz sonra bunun en önemli kısmını burada yaşayacağız" sözleriyle sonlandırdı. Konuşmaların ardından Bakan Yumaklı ve protokol üyeleri tarafından butona basılarak kura çekimi başlatıldı.
Kastamonu Üniversitesi’nde yapay zeka ve yayın etiği eğitimi
23 Ocak 2026 Cuma - 16:01 Kastamonu Üniversitesi’nde yapay zeka ve yayın etiği eğitimi Kastamonu Üniversitesi’nde hayata geçirilen proje kapsamında, 283 araştırmacıya yayın etiği çerçevesinde yapay zeka yabanlı dil modellerinin kullanımı konusunda eğitim verildi. Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ev sahipliğinde ve TÜBİTAK desteğiyle "Yayın Etiği Çerçevesinde Yapay Zeka Tabanlı Dil Modellerinin Kullanımı" başlıklı eğitim programı düzenlendi Doç. Dr. Erkam Temir yürütücülüğünde hayata geçirilen programda, üretken yapay zeka araçlarının akademik üretim süreçlerine etkisi, etik riskler, hukuki sorumluluklar ve iyi uygulama ilkeleri çerçevesinde kapsamlı biçimde değerlendirildi. Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen eğitimlere, farklı disiplinlerden toplam 283 araştırmacı katıldı. Katılımcıların yapay zeka tabanlı dil modellerini bilimsel araştırma süreçlerinde kullanırken karşılaşabilecekleri etik sorunları tanıması, yapay zekanın literatür taraması, veri analizi, kodlama ve taslak metin üretimi gibi alanlarda araştırmacıya zaman kazandıran bir kolaylaştırıcı işlevi görebildiği, buna karşılık kontrolsüz ve şeffaf olmayan kullanımın intihal, fikri mülkiyet ihlali, atıf hataları, uydurma/yanlış bilgi üretimi ve yazar katkısının belirsizleşmesi gibi sorunlara zemin hazırlayabildiği vurgulandı. Eğitimlerde dil modellerinin karar verici otorite olarak konumlandırılmaması gerektiği üzerinde duruldu. Akademik çalışmanın temelini oluşturan hipotez kurma, yöntemsel tercih yapma, yorumlama ve tartışma, inşa etme gibi entelektüel süreçlerde nihai sorumluluğun araştırmacıda olduğu, yapay zekanın ise ancak insan denetimi altında, doğrulama ve eleştirel değerlendirme süreçleri işletilerek kullanılmasının bilimsel etik açısından zorunlu olduğu ifade edildi. İki gün süren etkinlik, 16 saatlik yoğunlaştırılmış program formatında yürütüldü. Alanında uzman isimlerin katkısıyla disiplinler arası bir yaklaşım benimsenirken, yayın etiği ilkeleri, akademik dürüstlük standartları, metin üretiminde sorumluluk paylaşımı, fikri haklar ve ihtimal hukuki sonuçlar gibi başlıklar etrafında değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar ayrıca, yapay zeka kullanımının hangi durumlarda beyan edilmesi gerektiği, üretilen çıktının nasıl doğrulanacağı ve metin üretim sürecinde insan katkısının nasıl şeffaf biçimde gösterilebileceği gibi konularda örnek senaryolar üzerinden münazara etme imkanı buldu. Etkinliğin kapanışında, katılımcıların yapay zeka destekli araçları kullanırken şeffaf beyan, çıktı doğrulama ve etik risk farkındalığı konularında yetkinlik kazandıklarının raporlandığı bildirildi. Programın, akademik üretimde kalite güvencesini güçlendirmeyi ve araştırmacılara hızla dönüşen dijital araştırma ekosisteminde yol gösterecek bir etik çerçeve sunmayı amaçladığı kaydedildi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’dan CHP’li belediyelere su eleştirisi:
23 Ocak 2026 Cuma - 14:46 Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’dan CHP’li belediyelere su eleştirisi: Kastamonu’da konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, içme suyu sorunlarıyla ilgili CHP’li belediyeleri eleştirerek, "Ben isimlerini söylemeyeyim, onlar kendilerini biliyor. Bir an önce kendilerine çeki düzen versinler ve lütfen memleketlerine, milletlerine hizmet etsinler, bu vatandaşı hizmetlerden mahrum etmesinler" dedi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Halk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen meclis toplantısında konuşan Bakan Yumaklı, "AK Parti her alanda etkin ve vizyoner politikalar geliştirmiştir ve nitekim son 24 yılda bu ülkenin nereden nereye geldiğini şöyle kısacık baktığımızda da aslında bunun bir serüvenini ,belki de kitaplar dolusu, ciltler dolusu bir yazılı külliyat haline getirmek de mümkün olabilecek. Dolayısıyla bu sayede AK Parti bugün hem Türkiye’yi olması gerektiği yere getirmiş hem de Türkiye’yi bütünleştiren bir güven ve istikrar abidesi olmuştur. Biz bu tarihi yazmaya devam ederken elbette yolumuza taş koymak isteyenler çıkacaktır. Bizlere çelme takmak isteyenler çıkacaktır ama buradaki kararlı duruşumuz, istikrarlı yürüyüşümüz ve en önemlisi de memleket sevdamız bunların hepsinin üstesinden gelecek güce sahiptir. Yine söylüyorum, bu güç bizim milletimizden aldığımız güçten başka bir şey değildir. Bizim önderimiz, bizim vizyonumuzu çizen, bizi gösterdiği istikamette her daim tutan Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Recep Tayyip Erdoğan en büyük şansımız. Çok uzak bir zamana gitmeye gerek yok. Yani Mayıs 2023 seçimlerinde, hepimiz aslında o kurulan masaları, daha henüz olmamış bir seçim olmamasına rağmen yapılan paylaşımları gördü. Dertleri millete hizmet değildi. Dertleri kapışacakları, tabiri caizse ganimetti. Ama bu millet ferasetiyle onlara izin vermedi. O bir turnusol kağıdıydı, hiç de fazla uzun sürmedi, birkaç ay içerisinde o menfaat birlikteliği tuzla buz olup dağıldı gitti. Niye, çünkü samimi değillerdi, çünkü dertleri millet değildi, çünkü hiçbir zaman için hizmete dair en ufak bir tahayyülleri yoktu" dedi. "Gelişmeler bu kararlılıktaki haklılığı bir kez daha ortaya koymuştur" Nusaybin-Suriye sınırındaki Türk bayrağına yapılan saldırıyla ilgili de konuşan Bakan Yumaklı, "Şimdi ben bu saldırıyı telin ederken çok önemli birkaç hususun da burada altını çizmek istiyorum. Bu mesajı da bayrak yere düşmesin diye binlerce şehit veren şühedalar, evliyalar şehri ve evladı olmaktan gurur duyduğum Kastamonu’dan bütün kamuoyuna ifade etmek istiyorum. Dünyanın hiçbir yerinde, bizim ülkemizden başka bir bayrağa bu kadar önem atfedilmez, bir bayrağa şiir yazılmaz, bir bayrağı türküler yazılmaz. O yüzdendir ki bizim için ay yıldızlı bayrak yere düşecek bir alamet değil, uğruna şehit olunacak bir şereftir. Bunu buradan ifade etmek istiyorum. Şairler onu ifade ederken ‘kız kardeşimin gelinliği’ derler. Şehidimizin son örtüsü olarak anarlar. İşte gölgesinde huzur bulduğumuz bu şanlı bayrağa bizim bakışımız tam da bu noktadandır. Terörle mücadelede Türkiye ilkesel ve kararlı bir çizgiyi uzunca bir süredir devam ettiriyor. Terörsüz Türkiye hedefinin toplumsal huzuru sağlamak, kardeşliği ve ortak geleceği öncelemek olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu hedef sınırlarımızın hemen dışında oluşabilecek tehditlere karşı da net bir duruşu beraberinde getirmektedir. Türkiye kendi topraklarından terörü tasfiye ederken elbette sınır hattında yeni ve kalıcı risk alanlarının oluşmasına asla izin vermemiştir, vermeyecektir. Suriye sahasında ve sınırlarında yaşanan son gelişmeler bu kararlılıktaki haklılığı bir kez daha ortaya koymuştur. Suriye için ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla beraber silahın tamamen devreden çıktığı, ayrılıkçı yapılardan arındırılmış tek devlet ve tek meşru otorite fırsatı da bu anlamda doğmuştur. Türkiye bu süreçte terör örgütlerine karşı mücadelesinin yanında, bölge halklarıyla da kurduğu kardeşlik hukukunu korumaktadır ve korumaya devam edecektir. Terörle, şiddetle ve silahla hiçbir halkın temsil edilemeyeceği gerçeği bu yaklaşımın en temel noktasıdır. Son dönemlerde sahada ve siyasette yaşanılan hareketlilik de tesadüfi değildir. Türkiye ne zaman tarihi bir eşiği aşmaya çalışsa, kardeşlik bağlarını perçinlemeye çalışsa mutlaka bir kirli el devreye giriyor. Bugün terörü kaynağında kurutma kapasitesine sahip bir ülkeyiz, aynı zamanda bölgesel ve küreselde bir gücüz. Ne yapmamız gerekir? Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle, iç cepheyi sağlam tuttukça ne terör örgütleri ne de onları besleyip semirterek üzerimize salan şer güçleri emellerine ulaşamayacaktır. Yani konu aslında bir cümleyle ifade edilecek olursa; iç cepheyi kuvvetlendirmek bizim için olmazsa olmazdır. Bu hassas süreçte yürütülen algı operasyonları var, dezenformasyon faaliyetleri var. Bunları da çok yakından takip etmek gerekir. Sosyal medya üzerinden özellikle bizim hiçbir gerçeğimize uymayan birçok dezenformasyonun yapılıp halkımızın, vatandaşımızın kafasını karıştırmaya yönelik faaliyetleri de dikkatle takip ediyoruz. Bunlarla ilgili devletimizin ilgili birimleri gereğini yapıyor. Bu konuda en ufak bir tavizimiz ve tereddüdümüz yok. Türkiye’nin güvenlik politikası sadece sahadaki askeri gücünden ibaret değildir. Aynı zamanda hepinizin de çok yakından takip ettiği gibi son derece önemli bir diplomatik diyalog ve siyasi çözüm kabiliyetini açık tutmaktadır. Ancak bu alanların gerçekleştirilmesiyle ilgili hususlar gündemdeyken oyalama taktikleri veya istismara da müsaade edilmeyecektir. Sonuç itibariyle söylemek istiyorum ki Türkiye hem içeride hem de sınır ötesinde istikrarı önceleyen, güvenliği kalıcı hale getirmeyi hedefleyen bir stratejiyle kararlılığını sürdürmektedir. Kışkırtmalar olacak, provokasyonlar olacak, algı operasyonları da olacak. Ama hiçbirisi başarıya ulaşamayacaktır. Çünkü bu ülkeyi bu memleketi seven AK Parti gibi, siz değerli kardeşlerim gibi teşkilatlarımız olduğu sürece, vatandaşlarımızın memleket, millet sevdası olduğu sürece" diye konuştu. " Kastamonu’da desteklenen proje sayısı 17 bin 292" Kastamonu’ya son dönemde yapılan yatırımlarla ilgili konuşan Bakan Yumaklı, "250 yataklı fizik, tedavi ve rehabilitasyon hastanemiz 2 milyar liralık bir bedelle tamamlandı. 29 Aralık’ta da hamdolsun hizmete başladı. Yine Araç-İhsangazi Organize Sanayi Bölgesi için çok gayret edildi. Ben emeği geçenlere tekrar buradan teşekkür ediyorum. Bundan sonra imar planları hazırlanacak, artık o bürokrasi işleri tamamlandı, çalışma zamanı. Burası tamamlandığında da Kastamonu’nun binlerce evladı burada iş bulma imkanına kavuşmuş olacak. Kastamonu Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi bu yıl yatırıma alındı. Toplam yatırım bedeli 3,5 milyar lira. İnşallah bu hastaneye de bu yıl 350 milyon liralık bir ödenek aktarıldı, hızlıca onun yapımına da başlanacak. Buraya gelmeden önce Aile Bakanımızla konuştum, kendisine Kastamonu’da verdiği bir sözü hatırlattım. Engelsiz Yaşam Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nin temelini bu yıl atmış olacağız, bu sözü de kendisinden alacağız. Burada bir tarım lisesi olmasını da konuşmuştuk. Bununla ilgili bir hayırseverimizden söz almıştık, inşallah onun yapımına da bu sene başlayacağız. Sadece bunlar değil, son 23 yılda Kastamonu’ya yapılan birçok su, orman ve tarım alanında yatırımlar var. Toplamda 74 milyar liralık bir rakamı konuşuyoruz . Özellikle 145 tane su ve sulama alanında tesis hizmeti alındı. Bu tesislerle beraber 255 bin dönümlük alan sulamaya açıldı. Bunun her yıl Kastamonu ekonomisine olan katkısı 2,6 milyar lira. Yine kırsal Kalkınmayı Destekleme, ORKÖY kredileri var. Bunlar da aynı şekilde devam ediyor. Kastamonu’da desteklenen proje sayısı 17 bin 292 adet. Ben buradan Kastamonu’daki genç ve kadın girişimciler başta olmak üzere bütün kardeşlerime özellikle kırsal kalkınma, TKDK ve ORKÖY projelerini dikkatlice takip etmelerini, bizim bakanlığımızla ilgili il müdürlüklerine ya da bölge müdürlüklerine gidip bu konuyla ilgili bilgi almalarını ve mutlaka bunları üretime dönüştürmek gayret sarf etmelerini özellikle istirham ediyorum" şeklinde konuştu. "Son dönemde bir de buna beceriksizlikleriyle susuzluğu eklediler" Son dönemde yaşanan su problemleriyle ilgili CHP’li belediyeleri eleştiren Bakan Yumaklı, "Ben her ne kadar bu memleketin bir evladı olsam da Türkiye’nin bir bakanı olarak yerel tartışmalara girmemeye gayret ediyorum. Çünkü bizim yapmamız gereken hizmet, boş lafla geçirecek en ufak bir vaktimiz yok. Gençler oradan bir tezahürat yaptılar, ‘çöp, çamur, çukur’ diye. Maşallah son dönemde bir de buna beceriksizlikleriyle susuzluğu eklediler. Çöp, çamur, çukur, susuzluk, bir tane daha var ve yolsuzluk. Bunların hepsi bize bir tek şeyi ifade ediyor. Ben isimlerini söylemeyeyim, onlar kendilerini biliyor. Bir an önce kendilerine çeki düzen versinler ve lütfen memleketlerine, milletlerine hizmet etsinler, bu vatandaşı hizmetlerden mahrum etmesinler. Hiç kimse çocuk değil, neyin yapılıp neyin yapılamadığını gayet iyi görüyor. Laf kalabalığına getirerek vatandaşı mağdur etmenin hiçbir açıklanabilir veya hoş görülebilir tarafı yok. Dolayısıyla ben hem buradan bütün Kastamonu’daki hemşehrilerime hem de Türkiye’de belediye hizmetleriyle alakalı mağdur olan ve maalesef beceriksizliklerle mağdur edilen bütün vatandaşlarımıza kendilerine verilen sözleri çok yakından takip etmelerini özellikle istirham ediyorum. O zaman akla kara görülecektir" ifadelerini kullandı.
Cep telefonunda çocukların müstehcen fotoğrafları ele geçirilen şahsa 63 yıl hapis cezası
23 Ocak 2026 Cuma - 10:07 Cep telefonunda çocukların müstehcen fotoğrafları ele geçirilen şahsa 63 yıl hapis cezası Kastamonu’da çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunduğu belirlenen ve cep telefonunda çocuklara ait müstehcen fotoğraflar ele geçirlen sanık, 63 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu’da 2018, 2019 ve 2022 yıllarında 18 yaşından küçük çocuklara yönelik cinsel istismarda bulunduğu tespit edilen ve cep telefonunda çocuklara ait çok sayıda müstehcen fotoğraf ele geçirilen S.Ö. (55) hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde açılan dava görülmeye devam etti. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanık, taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan S.Ö., suçlamaları kabul etmediğini belirterek, mağdurlarla arasında hiçbir şekilde fiziki temas olmadığını ve okul ortamında sürekli top oynadıklarını ve zaman zaman kantinden bir şeyler ısmarladığını söyledi. Telefonunda bulunan görüntülerin de mağdurlar tarafından gönderildiğini savunan S.Ö., mağdurlara herhangi temasının olmadığını iddia etti. Savunmaların dinlenmesinin ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, S.Ö.’ye O.B.’ye yönelik ’cinsel taciz’ suçundan 1 yıl ve ’kişiyi hürriyetinden yoksun’ bırakma suçundan 6 yıl hapis cezası, A.E.Ö.’ye yönelik ’cinsel istismar’ suçundan 8 yıl ve ’kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan 7 yıl 6 ay, Y.E.E.’ye yönelik ’cinsel istismar’ suçundan 10 yıl ve ’kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası, M.F.B.’ye yönelik ’cinsel taciz’ suçundan 8 yıl, ’kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Sanığa ’müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanma’ suçundan 8 yıl hapis cezası ve 16 bin TL adli para cezası verildi. Toplam, 63 yıl 6 ay hapis cezasına çaptırılan sanık, duruşma salonunda tutuklandı.
Tarladan dönen karı-kocayı öldüren sanığın yargılanmasına başlandı
22 Ocak 2026 Perşembe - 15:10 Tarladan dönen karı-kocayı öldüren sanığın yargılanmasına başlandı Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde husumetli olduğu karı-kocayı vuran sanık, "Elini beline atınca panikledim, eşimi ve kendimi korumak için kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum" dedi. Olay, 17 Mayıs 2025 tarihinde Taşköprü ilçesi Donalar köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, uzun süredir aralarında husumet olduğu öğrenilen Necati A. (64), iddialara göre traktör ile tarladan dönüş yapan Sinan Abak (33) ile eşi Kadriye Abak’a (31) ateş etti. Traktörün üzerinde silahlı saldırıya uğrayan Sinan Abak ve eşi Kadriye Abak, olay yerinde hayatını kaybetti. Olayı gerçekleştirdiği iddia edilen Necati A., jandarma ekiplerince gözaltına alındı. Tutuklanan Necati A. hakkında Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kadına karşı kasten öldürme, kasten öldürme, ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma" suçundan dava açıldı. Duruşmaya, öldürülen Sinan Abak ile eşi Kadriye Abak çiftinin yakınları, tanıklar ile tutuklu sanık Necati A. ve avukatlar hazır bulundu. "Kendimi ve eşimi korumak amacıyla silahımı çıkardım ve ateş ettim" Duruşmada savunma yapan Necati A., öldürdüğü Sinan Abak’ın torununa saplantılı olduğunu iddia eden Necati A., "Bu şahıs torunumu okul için arabasıyla getirip götürürken ona saplantılı bir şekilde bela oldu. Uyuşturucu ve uyku ilacı verip kaçırdı. Bunun üzerine polise ve savcılığa başvurdum. Sonunda torunum bulundu. Güvenliği için İstanbul’a gönderdim ama bu şahıs peşimizi bırakmadı. Sonra torunumu kaçırdı. Kaçırma olayından sonra da tehdit edildim. İki kez yaya halindeyken arabayla üzerime sürdü. Kenara çekilerek kurtuldum. Jandarmayı aradım. Bana ‘ufak olayı büyütmeyin’ denildi" diye konuştu. Olay gününde de eşiyle tarlaya gittiğini söyleyen Necati A., "Dar arazi yolunda karşılaştık. Traktörünün arkasında ot biçme makinesi vardı. Geri geri gidip geçebileceği şekilde yol verdim. Ama benim açtığım yoldan geçmedi, önümde durdu ve ‘seni bu köyde yaşatacak mıyım? O kızı yine kaçıracağım’ dedi. Elini beline attı. O anda ’pat’ diye bir silah sesi geldi. Bizi öldüreceğini düşündüm. Kendimi ve eşimi korumak amacıyla silahımı çıkardım. Hedef almadım. Panik halindeydim. Kaç el ateş ettiğimi hatırlamıyorum. Bir şarjör değiştirdiğimi hatırlıyorum ama ikinciyi ya da üçüncüyü değiştirip değiştirmediğimi hatırlamıyorum. Aramızda 2-3 metre mesafe vardı" ifadelerini kullandı. Olaydan sonra jandarmayı arayarak teslim olduğunu belirten Necati A., "Üzerimizde cep telefonu yoktu. Köydeki evime geldim. 112’yi ve jandarmayı aradım. Adres verdim, ‘gelin beni alın’ dedim. Jandarma da verdiğim adrese gelip beni alıp götürdü" dedi. Necati A., "Mermileri vesikalı silahı olan eş dosttan parça parça aldım. Hepsi tek bir kutudan değil. Yedek şarjörü hep yanımda taşırdım. Silahımın olduğunu eşim bilmez. Babadan kalma silah olduğunu bilirlerdi, sattığımı söylemiştim" Yaklaşık 4 saat süren yargılamada mahkeme heyeti, tanık ve avukatları da dinledikten sonra, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.