Yerel Haberler
Kırklareli
Bulgaristan’da yaşadığı zulmü kibrit kutusuna gizlediği mektup ile Türkiye’ye göndererek duyurdu
29 Mayıs 2024 Çarşamba - 09:51 Bulgaristan’da yaşadığı zulmü kibrit kutusuna gizlediği mektup ile Türkiye’ye göndererek duyurdu Bulgaristan’ın 1984-1989’da uyguladığı asimilasyon politikasına karşı çıktığı gerekçesiyle birçok zulme maruz kalan Bulgaristan Türkü Cemil Birtane yaşadıklarını kibrit kutusuna gizlediği mektup ile Türkiye’ye göndererek duyurdu. Kırklareli’nde yaşayan Cemil (77) ve Kıymet (75) Birtane çifti, Bulgaristan’ın asimilasyon politikasına karşı çıktığı için işkenceye, sürgüne maruz kaldı. 1984 yıllının Aralık ayında Kırcaali başlayan zulme karşı gelmek için yola çıkan Cemil Birtane cezaevlerine konuldu, sürgünlere götürüldü, işkenceler gördü. Birtane, o acılı günlerde her şeye rağmen Türklüğünü savunmak içi direnişini sürdürdü. Birtane, yaklaşık 5 yıl ailesinden uzak kaldı. Birtane, çifti 1989 yıllının sonlarında sınır dışı edilince, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın talimatıyla uçakla Türkiye’ye getirildi. Kırklareli’nde uzun yıllar işçi statüsünde çalıştı. Bulgaristan’da soya dönüş adı altında isimlerini değiştirmeye çalıştıklarını anlatan Birtane “Bulgaristan’da 1984-1989 tarihleri arasında soya dönüş adı altında isimlerimizi değiştirdiler. 1984 yılında ilk Kırcıali bölgesinde başladı. Biz Varna bölgesinde iken bu olayların olmayacağını söylüyorlardı. Ben kendim Rodop kökenli olduğum için bunu duyduktan sonra 1985’in Şubat ayının 14’ün de Varna’dan, Kırcıali’ye yolculuk yaptım aynı zamanda evde rahmetli babam gitme dedi çok olaylar orada oluyormuş, dinlemedim kendisini gittim hem aslını öğrenmek hem de akrabaları görmek sebebiyle. Kırcıali’ye varmadan Bulgar polisleri trende arama yaptılar ve beni alıp kelepçelediler. Sonra beni Kırcıali Emniyet Müdürlüğüne götürdüler ve nezarette kaldım. İçeride insanların köpek ısırıklarından ayakları kan içinde, ağlayanlar, duvarlar kan içinde fakat iş işten geçmişti. Aradan 2 saat geçtikten sonra beni üst kata çıkardılar. Oradaki görevliler Varna Emniyet Müdürlüğündendi ve bir tanesi beni tanıdı bana sen Varna’dan burada ne işin var dedi bende dedim akrabalarımı görmeye geldim ama sonrasında dayak yedim. Dayak sebebiyle suratım kan içindeydi ve beni geri gönderdiler. Tren garına geldiğimde biletimi almışlardı fakat ben kendimden geçmiştim. Varna’ya gideceksin burada gördüklerini söylemeyeceksin dediler. Eve döndüm aile beni görünce ağladı her yerim kan içindeydi” dedi. “Biz Türk’üz, Türk gibi ölmek istiyoruz, asla Bulgarlığı kabul etmiyoruz” Belene Cezaevinde kaldığını belirten Birtane, Bulgarlara karşı Türklüğünü savunmak için işkence gördüğünü ifade etti. Kaldığı Belene Cezaevinde açılık grevleri yaptığını dile getiren Birtane, “Yaklaşık 2 hafta sonra köyümüzü bastılar Bulgar polisleri evlerden insanları tek tek alarak muhtarlığa götürdüler biz direndik çıkmadık. İş yerine gittim 2 gün sonra beni ve arkadaşımı muhtarla beraber polis aldılar bizi kelepçelerdiler oradan Varna Emniyet Müdürlüğüne götürdüler. Orada nezarethanede kaldık. Ertesi gün sabaha karşı kapalı araçlara bindirildik ve nereye gittiğimizi bilmiyorduk. Saatlerce bir yolculuktan sonra Belene Cezaevine vardık. Vardığımız yerde indirildik ve cezaevi elbiseler giydik. İçerileri o kadar soğuktu ki buz gibiydi, yiyecek yoktu, tuvalet yoktu çok işkence gördük. Arada bizi polisler sorguya çekiyordu daha ne kadar direneceksiniz burada aileleriniz var çocuklarınız var gitsenize diyorlardı bizde bizim direneceğimiz size bağlı biz Türk’üz, Türk gibi ölmek istiyoruz, asla Bulgarlığı kabul etmiyoruz bu kelimeleri söyledikten sonra daha çok sinirleniyorlardı ve işkence görüyorduk. Bu kadar mücadeleden sonra bir gün yüze yakın arkadaşımızı Belene Cezaevinden başka yere gönderdiler onların içinde bizde vardık. İçerde açlık grevleri yapıyorduk bazı arkadaşlarla. Diğer cezaevine vardığımızda da aynıydı yemekler yenilecek gibi değildi. Daha fazla domuz eti veriyorlardı biz yemiyorduk ekmekler kurtlu ve orada da başladık açlık grevleri yapmaya” diye konuştu. Daha sonra bazı köylere sürüldüğünü anlatan Birtane, radyo dinlerken ralli yarışması olacağını ve Türk ekiplerinde katılacağını duyması üzerine harekete geçtiğini söyledi. "Ben Türk’üm burada sürgündeyim, bu kibrit kutusunu gerekli yerlere ulaştır dedim" Birtane, yarış günü kibrit kutusu içinde hazırladığı mektubu ulaştırmaya çalıştığını ifade ederek “O zaman şansımıza ralli yarışları benim sürgünde olduğum köyden geçecekti. İzindeyim ve çocuklarımın ikisi de yanımdaydı onlara dedim tam benim evin önünde keskin bir viraj vardı. Yarış için hazırlık ekibi oradan geçiyordu. Çocuklarıma dedim, gelen arabada ay ve yıldız gördüğünüz zaman bana söyleyin onlarda kaldırdı elini. Ay ile yıldız olan arabanın önüne atladım ve keskin viraj olduğu için hızlı gitmiyordu. Hazırlamış olduğum kibrit kutusu içindeki mektubu pencereyi açtığı gibi arabanın içine attım. Ben Türk’üm burada sürgündeyim, bu kibrit kutusunu gerekli yerlere ulaştır dedim ve tamam dedi gitti. Aradan 2 gün geçtikten sonra yine radyo dinlerken Türkiye’nin sesi radyosundan ana haberlerde bu kibrit kutusundaki mektubu gerek yerleri ulaştırmış ve radyolarda yayınlandı. Çok tereddütte kaldım, Bulgar polisleri duyar mı diye ama korkma dedi arkadaşlarım ve günde 5 - 6 haberlerde yayınladı” şekilde konuştu. Çok zor zamanlar geçirdikleri söyleyen Kıymet Birtane, Belene Cezaevinde kalan eşini 5 yıl görmediğini ve baskı gördüğünü anlattı. Birtane, bir gün evinde otururken eşinin kıyafetlerini getirdiklerini ifade ederek “Bir gün kapım çaldı ve bir koli getirdiler. İçinde eşimin eşyaları çıktı zannettim öldürmüşler. O an bayılıp yere yığılmışım. Sonrasında öğrendim ölmediğini” dedi.
Selde 6 kişiye mezar olan işletmeyle ilgili ikinci duruşma görüldü
24 Mayıs 2024 Cuma - 20:33 Selde 6 kişiye mezar olan işletmeyle ilgili ikinci duruşma görüldü Kırklareli’nin Demirköy ilçesinde meydana gelen selde yıkılan ve 6 kişinin hayatını kaybettiği ruhsatsız olduğu tespit edilen işletme ile ilgili ikinci duruşma görüldü. Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinde 5 Eylül 2023’te kuvvetli yağış sebebiyle Sisli Vadi’deki turistik bungalov evlerin olduğu bölgede sel meydana geldi. Selde bungalov evlerde tatil yapan doktor Selman Bağışlar ve eşi Mihriban Bağışlar, Suna Duman, emekli öğretmen Raile Şimşek, eşi Ahmet Baki Şimşek ile tesis müdürü Ümit Solmaz hayatını kaybetti. Tutuklanan işletme sahibi Bülent B.’nin de aralarında bulunduğu 4 şüpheli için Kırklareli 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ikinci duruşma görüldü. Duruşmaya, "Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma" suçundan 3 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan tutuklu sanık Bülent B., tutuksuz sanık Cenan A., tutuksuz sanık Sevcan U. Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile müştekiler Hüseyin Duman, Merve Sude Yaşa, Kadir Yaşa, Safiye Yaşa, Mehmet Han Yaşa, Emine Solmaz ve taraf avukatları katıldı. Diğer tutuksuz sanık Büşra G. duruşmaya katılmadı. Duruşmanın başında Hüseyin Duman ile Safiye Yaşa, sanık Bülent B’ye kaybettiği yakınlarının fotoğrafını gösterdi. Yaşa, “Adalet tecelli edecek hesabını vereceksin” dedi. Bunu üzerine mahkeme heyeti duruşmaya başlamadan ara verdi. Ara verildiği anda sanık ailesi ile müştekiler arasında çıkan tartışmada biri sanık Bülent B’ye güneş gözlüğü fırlattı. Aranın ardından duruşma başladı. SEGBİS ile duruşmaya katılan tutuksuz sanık Sevcan U. savunma yaptı. Sevcan U., Bahri B. ile dost olduklarını belirterek şirketi Bülent B’nin borçları olduğu için belirli bir süre üzerine aldığını söyledi. Sevcan U. olay anında bölgede olduğunu ifade ederek, “Olay zamanı ben ailemle tatil yapıyordum. En son kayınbiraderimin Marmaraereğlisi’nde buluna yazlığına giderken Bahri B. beni aradı ve görüşmemiz gerektiğini söyledi. Bende ona kayınbiraderimin Marmaraereğlisi’nde bulunan yazlığına gittiğimi söyledim. Daha sonra İstanbul’da bir alışveriş merkezinde Bahri B., Bülent B. ve soy ismini bilmediğim muhasebeci Mesut ile görüştük. İğneada olan işletmenin sel nedeniyle yıkadığını ve benim bir kaç gün ortadan kaybolmam gerektiğini söylediler ama ben onları dinlemedim. Marmaraereğlisi’ne vardığımda beni jandarma aradı ve savcılığa gitmemi söyledi. kağıt üzerinde üzerime devredildi, başka bir ticaretimiz olmadı” dedi. Sevcan U. suçsuz olduğunu belirtti ve beratini talep etti. Daha sonra sanık Bülent B’nin avukatı mahkeme heyetine görüntü sundu. Görüntünün izlenmesinin ardından sanık savunma yaptı. Sanık Bülent B. savunmasının öncesinde mahkeme heyetine dosya sundu. 2014 yılında satın aldıklarını ve 11 kurumdan aldıkları olumlu görüş sonucu işletmeyi kurduğunu belirten Bülent B. tesisin bulunduğu bölgede göletten gelen su nedeniyle selin yaşandığını ileri sürdü. Bülent B., “Burası bir dere değil çay, yılın 3 ayı kuru. Ben olayda hayatını kaybeden insanlara üzülüyorum. Yolda yaralı kedi görsem dururum hemen müdahale ederim. Ben Türkiye’ye ihracat şampiyonluğu getirdim, üniversiteyi yüksek şerefle bitirdim. Bu dava örnek teşkil etsin” diye konuştu. Hayatını kaybeden Ümit Solmaz’ın annesi Emine Solmaz, sanığa tepki göstererek, "Beni evlatsız bıraktın. Canım yanıyor, evladımı öldürdün" dedi. Rahatsızlanan Solmaz, sağlık ekiplerince salondan çıkarıldı. Bülent B. oraya yakın bölgede olan göletin diğer tarafından ağaçların yıkılmadığını ifade ederek, “Göletin üst tarafından tek bir ağaç yıkılmadı. Tesisin olduğu bölgede ise binlerce kütük evlere vurdu ve yıktı. Benim kabahatim inanın yok. Orada olsam ben de ölecektim. Orada olmuş olsam insanlara yardım ederdim. Ben artık o çiftliğe gitmem, o gölet orada oldukça. Çünkü gölet fiilen bitmeden su tutmaya başlamış” şeklinde savunma yaptı. Olay anı kaçma girişiminde bulunmadığını anlatan Bülent B., “Oradan hiçbir şey almadım. Evimde yapılan aramada silah, tüfek ve bıçaklar ele geçirildi. Yakalandığım gün üzerimde bulunan para şirketindi. Kaçacak bir durumum yok. Kaçarsam şirketim zarar görür, insanlar işsiz kalır. Ben suçlu olduğuma inanmıyorum. Ben yargılanmaktan kaçmıyorum. Yurt dışına kaçsam tır şoförlüğümü yapacağım, benim yaşım 53 olmuş." dedi. Müşteki Safiye Yaşa ise Bülent B’nin babası Bahri B’nin kendisine "Kızının ölüsü üzerine dans ediyorsun" söyleminde bulunduğunu iddia ederek şikayetçi oldu. Olayda yaralı olarak kurtulan Hüseyin Duman ise savunmasında, “Sabah uyandığımızda su belimize kadar gelmişti. Camdan baktığımda dere yatağında su yok denilecek kadar azdı. Su tamamen bize geliyordu. Dere yatağına ve tarım alanına turizm tesisi yapılmış. Eşim ve kızım üst kata çıktığında suyun seviyesi artmaya başlamıştı. Ben komşulara bakarken ağaçlar gelmeye başlamıştı. Bu tesis ruhsatsız ve mühürsüz. Fatura istediğimde vermediklerinde anlamıştım” şeklinde konuştu. Sonrasında müşteki ve sanık avukatları savunma yaptı. Yapılan savunmaların ardından ara belirli bir süre ara verildi. Aranın ardından mahkeme heyeti sanık Bülent B’nin tutukluluğun devamına, sel olan bölgede keşif yapılmasına karar verdi. Mahkeme öncesi selde hayatını kaybedenlerin yakınları adliye önünde açıklama yaptı. İlk olarak eşini kaybeden Hüseyin Duman konuşma yaptı. Duman konuşmasında bize destek olmaya gelen herkese teşekkür ederek, adalet için mücadele ettiklerini söyledi.