Yerel Haberler
Kocaeli
04 Mart 2026 Çarşamba - 12:30 Kocaeli’de şubat ayında aranan 397 hükümlü yakalandı Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, kentte şubat ayında gerçekleştirilen güvenlik operasyonlarında çeşitli suçlardan aranan 397 hükümlünün yakalandığını bildirdi. Vali İlhami Aktaş, Karamürsel Alp Toplantı Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında, kentte vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanması amacıyla emniyet, jandarma ve ilgili kurumların koordinasyon içerisinde çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. Kentte asayişten ticari denetimlere, gümrük kontrollerinden trafik uygulamalarına kadar birçok başlıkta kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Aktaş, özellikle Ramazan ayı dolayısıyla gıda ve fiyat denetimlerinin de artırıldığını dile getirdi. "Terörle mücadelede 2 tutuklama" Şubat ayında yürütülen operasyonlara ilişkin bilgi veren Aktaş, terörle mücadele çalışmaları kapsamında iki örgüt mensubunun tutuklandığını aktardı. Çeşitli suçlardan aranan kişilere yönelik yoğun bir mesai harcandığını vurgulayan Aktaş, "Geçtiğimiz ay içerisinde çeşitli suçlardan aranan, değişik yıllarda hapis cezasıyla cezalandırılmış olup yakalaması gerçekleşmeyen 397 kişi yakalanarak cezaevine teslim edilmiştir. Yine aynı dönem içerisinde adli mercilerde işlem görmek üzere aranan 1184 kişinin de yakalanarak adli işlem görmesi sağlanmıştır" dedi. 1 milyon 500 bin makaron ele geçirildi Silah kaçakçılığı ve organize suçlara yönelik operasyonların bilançosunu da paylaşan Aktaş, şöyle konuştu: "Şubat ayı içerisinde ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığına yönelik yapılan çalışmalar neticesinde 112 tabanca ve tüfek ele geçirilmiş, 141 kişi hakkında yasal işlem yapılmıştır. Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar sonucunda ise 25 kişi tutuklanmıştır. Yapılan operasyonlarda yaklaşık 1 milyon 500 bin adet makaron ile çeşitli kaçak ürünler ele geçirilmiştir." Uyuşturucudan 63 kişi tutuklandı Vali Aktaş, uyuşturucu imal ve ticareti yapanlara yönelik operasyonlarda 63 kişinin tutuklandığını belirterek, siber suçlar kapsamında ise suç unsuru tespit edilen 163 hesap hakkında işlem yapıldığını, bilişim ve yasa dışı bahis suçlarından 35 kişinin cezaevine gönderildiğini sözlerine ekledi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:57 Kağıtsporlu basketbolcular Süper Lig hedefine odaklandı Türkiye Basketbol 1. Ligi’nde mücadele eden Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor’un oyuncuları, kulübün sağladığı imkanlar ve kurumsal yapı sayesinde Süper Lig hedefine emin adımlarla ilerlediklerini belirtti. Farklı şehir ve ülkelerden gelerek Kocaeli temsilcisinin başarısı için ter döken oyuncular, kulüpteki aile ortamına dikkati çekti. Takım kaptanı Mert Ulutaş, kulüp bünyesindeki 5. sezonunu geçirdiğini belirterek, "Kocaeli Büyükşehir Belediyesi çok büyük ve güçlü bir belediye. Dışarıdaki insanlar ’Kocaeli gerçekten başarılı’ diyor. İmkanları çok fazla. Bu çatı altında olmak bana prestij sağlıyor. Artık burası benim evim diyebilirim" değerlendirmesinde bulundu. "Her geçen yıl hedefi büyütüyoruz" Takımın 34 yaşındaki tecrübeli oyuncusu Kevin Kaspar da kulübün çok branşlı yapısına işaret ederek, "Burada basketbolu daha ileriye taşımak için çalışıyoruz. Her geçen yıl hedefi büyütüyoruz. Umarım önümüzdeki yıllarda Süper Lig’e çıkarak bu emeğin karşılığını alırız" ifadelerini kullandı. Türkiye’deki kariyerinin büyük bölümünü Kocaeli’de geçiren ABD’li oyuncu Keshun Sherrill ise şehirdeki atmosferden memnun olduğunu vurgulayarak, taraftarla aralarında güzel bir uyum yakaladıklarını kaydetti. Kağıtspor altyapısından yetişerek A takıma yükselen 22 yaşındaki Eren Özen de kendi şehrinin takımında oynamanın gurur verici olduğunu, takım içindeki güçlü arkadaşlık bağının başarıyı desteklediğini ifade etti. Özen, "Tribündeki herkes eşimiz, dostumuz. Burada oynarken işten ziyade arkadaşlık ön planda. Bu da bizi daha çok bağlıyor" dedi.
Hem teleferiğe bindiler hem de bembeyaz örtü üstünde kar topu savaşı yaptılar
30 Aralık 2025 Salı - 15:47 Hem teleferiğe bindiler hem de bembeyaz örtü üstünde kar topu savaşı yaptılar Kocaeli’de yaşanan kar yağışıyla birlikte kış turizmin merkezi olan Kartepe yeniden beyaza büründü. Güneşli ancak dondurucu havanın hakim olduğu bölgede sıcaklık 2 dereceye kadar düşerken, yer yer kar kalınlığı 60 santimetreyi buldu. Hafta sonundan bu yana ziyaretçi yoğunluğu yaşanan Kartepe’de vatandaşlar hem kartopu savaşı yaptı hem de teleferiğe binerken, yılbaşını bölgede geçirmek isteyenler otellerde hareketlilik oluşturdu. Kış turizminin gözde merkezlerinden Kartepe’de kar yağışı yüksek kesimlerde etkisini gösterdi. Kocaeli’de cuma gecesi başlayan kar yağışıyla birlikte Kartepe yeniden beyaz örtüsüne büründü. Bölge bugün güneşli olurken, dondurucu bir hava hakim. Termometreler 2 dereceyi gösterirken, yer yer kar kalınlığının 60 santimetreye ulaştığı öğrenildi. Eşsiz manzarasıyla dikkat çeken Kartepe, yaz aylarında olduğu gibi kış mevsiminde de ziyaretçi akınına uğruyor. Kar yağışıyla birlikte bölge, kış turizmindeki önemini bir kez daha ortaya koydu. Hafta sonundan bu yana Kartepe’de yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kartopu oynayıp doğa yürüyüşü yaparak karın keyfini çıkarıyor. Ayrıca yılbaşını Kartepe’de geçirmek isteyen vatandaşlar otellerde yoğunluk oluşturuyor. Ana arterler açık tutuluyor Öte yandan, olumsuzluk yaşanmaması için ekipler de teyakkuzda. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Kartepe Belediyesi’ne bağlı ekipler, ana arterlerde kar küreme ve tuzlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yolların kapanmaması için yoğun mesai harcayan ekipler, ulaşımın aksamaması adına çalışmalarını gece gündüz devam ettiriyor. Don uyarısı Yetkililer sürücülere de uyarılarda bulundu. Özellikle gece ve sabah saatlerinde don riskinin yüksek olduğuna dikkat çekilerek, kış lastiği olmayan araçların trafiğe çıkmaması istendi. Kartepe zirve yolunu kullanacak sürücülerin ise araçlarında mutlaka zincir bulundurmaları gerektiği vurgulandı. Teleferiğe yoğun ilgi Öte yandan, Kartepe teleferiği de bölgeye olan ilgiyi artıran unsurlar arasında yer alıyor. Derbent’ten başlayarak Kuzuyayla’ya uzanan teleferik hattının tek yön uzunluğu yaklaşık 4,7 kilometre. Deniz seviyesinden 331 metreden bin 421 metreye çıkan hat, yaklaşık bin 90 metrelik yükseklik farkını kısa sürede aşıyor. Yaklaşık 14 dakika süren yolculukta yolcular, İzmit Körfezi ve Sapanca Gölü’nü aynı anda görme imkanı buluyor. 10 kişilik kabinlerle hizmet veren teleferik, yılın dört mevsimi ulaşım ve turizm amaçlı kullanılıyor. Teleferikte güncel tarifeye göre tam bilet 250 TL, öğrenci bileti ise 100 TL olarak uygulanıyor. Vatandaşlar bu güzel manzaranın keyfini aileleri ile çıkarıyor. "Kurak bir sene geçirince karı özledik" Karın huzur verdiğini söyleyen Emine Güneş, "Derince’den geldim. Karın yağdığını görünce teleferiğe binmek ve eğlenmek istedik. Eşim ile birlikte geldik. Yoğunluk oluşuyor. Kurak bir sene geçirince karı özledik. Her yer bembeyaz, çok güzel, tablo gibi bir manzara var" dedi. "Manzara müthiş" İstanbul’dan ailesi ile birlikte karın keyfini sürmek için gelen Sema Çakır, "Her sene yılbaşı için Kartepe’ye geldik. Kızım da karı çok sevdi. İstanbul’da kara hasret kaldığımız için buraya geldik. Manzara müthiş, 2 gün burada vakit geçiriyoruz. Herkesi buraya davet ediyoruz" diye konuştu. "Teleferiğe de bindik çok yüksek ve korkutucu ancak manzarası muhteşem" Gebze’den gelen Gamze Şentürk ise "Çok güzel ama kardan yürünmüyor. Arkadaşlarım ile bu güzel manzaranın keyfini sürmek istedik. Teleferiğe de bindik ancak çok yüksek ve korkutucu ancak manzarası muhteşem. Herkesin buraya gelmesini tavsiye ediyorum" şeklinde konuştu.
Gölcük’teki 145 yıllık çivisiz cami restore ediliyor
30 Aralık 2025 Salı - 12:35 Gölcük’teki 145 yıllık çivisiz cami restore ediliyor Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde Sultan 2. Abdülhamit döneminde "kurtboğazı" tekniğiyle hiç çivi kullanılmadan inşa edilen 145 yıllık Nüzhetiye Camisinde restorasyon çalışmaları devam ediyor. Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Nüzhetiye Mahallesi’nde bulunan ve Kocaeli Valiliği tarafından restorasyonuna başlanan Nüzhetiye Camisinde incelemelerde bulundu. Sultan 2. Abdülhamit döneminde Başmabeyinci Hacı Ali Paşa tarafından yaptırılan ve 1880 yılında ibadete açılan cami, "kurtboğazı" tekniğiyle çivi kullanılmadan inşa edilmesiyle dikkati çekiyor. Başkan Sezer, caminin ilçenin önemli kültürel miraslarından biri olduğunu vurguladı. Restorasyonun aslına uygun yürütüldüğünü belirten Sezer, "Çivi kullanılmadan kurtboğazı tekniği ve muhteşem ahşap işçiliğiyle, yığma yapı olarak inşa edilen, ilçemizdeki en önemli kültürel miras eserlerden biri olan camideki restorasyon çalışmaları devam ediyor. Cami, restorasyon çalışmalarıyla aslına uygun şekilde yapıldığı günkü ihtişamına kavuşacak ve özellikle iç mekan süslemeleri gelecek kuşaklara aktarılacak" dedi. Başkan Sezer, incelemelerinin ardından "Buğday Tanesi Engelsiz Sosyal Yaşam Köyü"nü ziyaret ederek, özel bireylerle bir araya geldi ve kursiyerlerin el emeği ürünlerini inceledi. Mahalle temasları kapsamında 102 yaşındaki Zeynep Kuş’u da evinde ziyaret eden Sezer, asırlık çınarın hayır duasını aldı.
Sinsi ilerleyen bu rahatsızlığı ilk fark eden anneler oluyor
30 Aralık 2025 Salı - 10:03 Sinsi ilerleyen bu rahatsızlığı ilk fark eden anneler oluyor Omurganın yana doğru eğilmesiyle ortaya çıkan skolyoz, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde fark edilmeden ilerleyerek hem estetik hem de hayati sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Eğriliğin derecesi ve çocuğun yaşına göre tedavi seçeneklerinin değiştiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, erken tanının cerrahiye giden süreci kökten etkilediğini vurguladı. Toplumda çoğu zaman ’duruş bozukluğu’ olarak değerlendirilen skolyozun, ilerleyen evrelerde omurga gelişimini olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Uzmanlar, omurganın kendi dengeleme mekanizmaları nedeniyle hastalığın uzun süre fark edilmeyebileceğine dikkati çekerken, bu nedenle çocukluk çağında yapılacak kontrollerin önem taşıdığını vurguluyor. Skolyozun tanı ve tedavi sürecinin birden fazla branşın değerlendirmesini gerektirdiğini belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Omurga ve Skolyoz Cerrahisi ekibi, hastaların durumuna göre ortopedi ve beyin cerrahisi branşlarının birlikte değerlendirme yaptığını aktardı. Ekipte Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, Prof. Dr. Mehmet Tokmak, Op. Dr. Cem Sever ve Op. Dr. Bedrettin Özsoy yer alıyor. "10 dereceye kadar olan eğriliği skolyoz olarak kabul etmiyoruz" Skolyozun derecesinin tedavi yaklaşımında belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdem, şunları kaydetti: "Biz 10 dereceye kadar olan eğrilikleri skolyoz olarak değil, asimetri olarak kabul ediyoruz. 10 ila 20 derece arasındaki eğriliklerde çoğu zaman herhangi bir tedaviye gerek duyulmuyor ancak çocuğun yaşı ve büyüme potansiyeline bağlı olarak düzenli takip yapılması gerekiyor. 20 ila 40 derece arasındaki eğrilikler ise egzersiz programları ve korse tedavileri ön plana çıkıyor. 40 derecenin üzerindeki eğrilikler, çocuğun yaşı da göz önünde bulundurularak cerrahi tedavileri değerlendirmeye alıyoruz. Günümüzde 40 ila 50 derece arası bir gri zon olarak kabul ediliyor. Ancak 50 derecenin üzerindeki eğriliklerin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor." "Anneler genellikle ilk fark eden oluyor" Skolyozun sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Erdem, "Omurga kendi içerisinde eğriliği telafi etmeye çalıştığı için çocuklar tamamen yana eğilmiş gibi görünmez. Bu nedenle hastalığı çoğu zaman anneler fark eder. Omuzlarda seviye farkı, bel çukurlarında asimetri, kıyafetlerin vücuda düzgün oturmaması önemli uyarı işaretleridir" diye konuştu. Erdem, tanı sürecine ilişkin de bilgiler vererek, "Skolyozun kesin tanısı ayakta çekilen bir röntgen filmiyle konur. Ancak öncesinde basit, hızlı ve etkili bir tarama yöntemi olan öne eğilme testini kullanıyoruz. Çocuk öne eğildiğinde kaburgalar veya bel bölgesindeki asimetri çok daha net şekilde görülür" şeklinde konuştu. "Tedavi yaklaşımı yaşa göre değişiyor" Skolyozun başlangıç yaşına göre farklı değerlendirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Erdem, "10 yaş altındaki skolyozları erken başlangıçlı olarak adlandırıyoruz. Bu yaş grubunda omurga büyümeye devam ettiği için büyüme dostu cerrahilerle omurgayı doğru yönde yönlendirmeyi amaçlıyoruz. 10 yaş sonrası ve büyümesini büyük ölçüde tamamlamış çocuklarda ise omurgayı sabitleyen füzyon ameliyatlarını tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Skolyoz sadece estetik bir sorun değil" Skolyozun iç organları da etkileyebileceğine dikkati çeken Erdem, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle erken yaşta başlayan ve tedavi edilmeyen skolyoz vakalarında akciğer kapasitesinde ciddi kısıtlılıklar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle skolyoz yalnızca estetik bir problem olarak görülmemeli, mutlaka tıbbi bir hastalık olarak ele alınmalıdır."
Sinsi ilerleyen bu rahatsızlığı ilk fark eden anneler oluyor
30 Aralık 2025 Salı - 09:58 Sinsi ilerleyen bu rahatsızlığı ilk fark eden anneler oluyor Omurganın yana doğru eğilmesiyle ortaya çıkan skolyoz, özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde fark edilmeden ilerleyerek hem estetik hem de hayati sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Eğriliğin derecesi ve çocuğun yaşına göre tedavi seçeneklerinin değiştiğini belirten Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, erken tanının cerrahiye giden süreci kökten etkilediğini vurguladı. Toplumda çoğu zaman "duruş bozukluğu" olarak değerlendirilen skolyozun, ilerleyen evrelerde omurga gelişimini olumsuz etkileyebildiği belirtiliyor. Uzmanlar, omurganın kendi dengeleme mekanizmaları nedeniyle hastalığın uzun süre fark edilmeyebileceğine dikkati çekerken, bu nedenle çocukluk çağında yapılacak kontrollerin önem taşıdığını vurguluyor. Skolyozun tanı ve tedavi sürecinin birden fazla branşın değerlendirmesini gerektirdiğini belirten VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Omurga ve Skolyoz Cerrahisi ekibi, hastaların durumuna göre ortopedi ve beyin cerrahisi branşlarının birlikte değerlendirme yaptığını aktardı. Ekipte Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, Prof. Dr. Mehmet Tokmak, Op. Dr. Cem Sever ve Op. Dr. Bedrettin Özsoy yer alıyor. "10 dereceye kadar olan eğriliği skolyoz olarak kabul etmiyoruz" Skolyozun derecesinin tedavi yaklaşımında belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erdem, şunları kaydetti: "Biz 10 dereceye kadar olan eğrilikleri skolyoz olarak değil, asimetri olarak kabul ediyoruz. 10 ila 20 derece arasındaki eğriliklerde çoğu zaman herhangi bir tedaviye gerek duyulmuyor ancak çocuğun yaşı ve büyüme potansiyeline bağlı olarak düzenli takip yapılması gerekiyor. 20 ila 40 derece arasındaki eğriliklerde ise egzersiz programları ve korse tedavileri ön plana çıkıyor. 40 derecenin üzerindeki eğriliklerde, çocuğun yaşı da göz önünde bulundurularak cerrahi tedavileri değerlendirmeye alıyoruz. Günümüzde 40 ila 50 derece arası bir gri zon olarak kabul ediliyor. Ancak 50 derecenin üzerindeki eğriliklerin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor." "Anneler genellikle ilk fark eden oluyor" Skolyozun sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Erdem, "Omurga kendi içerisinde eğriliği telafi etmeye çalıştığı için çocuklar tamamen yana eğilmiş gibi görünmez. Bu nedenle hastalığı çoğu zaman anneler fark eder. Omuzlarda seviye farkı, bel çukurlarında asimetri, kıyafetlerin vücuda düzgün oturmaması önemli uyarı işaretleridir" diye konuştu. Erdem, tanı sürecine ilişkin de bilgiler vererek, "Skolyozun kesin tanısı ayakta çekilen bir röntgen filmiyle konur. Ancak öncesinde basit, hızlı ve etkili bir tarama yöntemi olan öne eğilme testini kullanıyoruz. Çocuk öne eğildiğinde kaburgalar veya bel bölgesindeki asimetri çok daha net şekilde görülür" şeklinde konuştu. "Tedavi yaklaşımı yaşa göre değişiyor" Skolyozun başlangıç yaşına göre farklı değerlendirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Erdem, "10 yaş altındaki skolyozları erken başlangıçlı olarak adlandırıyoruz. Bu yaş grubunda omurga büyümeye devam ettiği için büyüme dostu cerrahilerle omurgayı doğru yönde yönlendirmeyi amaçlıyoruz. 10 yaş sonrası ve büyümesini büyük ölçüde tamamlamış çocuklarda ise omurgayı sabitleyen füzyon ameliyatlarını tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Skolyoz sadece estetik bir sorun değil" Skolyozun iç organları da etkileyebileceğine dikkati çeken Erdem, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle erken yaşta başlayan ve tedavi edilmeyen skolyoz vakalarında akciğer kapasitesinde ciddi kısıtlılıklar ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle skolyoz yalnızca estetik bir problem olarak görülmemeli, mutlaka tıbbi bir hastalık olarak ele alınmalıdır."