Yerel Haberler
Kocaeli
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 11:03 Acilde güldüren anlar: "Amcamdan şikayetçi olup, tazminat davası açacağım" Kocaeli’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde kurban keserken yaralanan 11 kişi hastanelik oldu. Bıçak darbesiyle elinden yaralanan bir vatandaşın "Acemi kasap amcamın ileri kesim teknikleriyle elimi kestim. Buradan da emniyete gidip amcamdan şikayetçi olacağım, tazminat davası açacağım" diyerek yaşadıklarını gülerek anlatması tebessüm ettirdi. Kent genelinde kılınan bayram namazının ardından önceden belirlenen alanlarda kurban kesim işlemleri başladı. Kesim telaşıyla birlikte her bayram olduğu gibi bu bayramda da görünmez kazalar yaşandı. Kendi imkanlarıyla kurban kesmeye çalışırken ellerinden ve kollarından yaralanan ya da hayvanların boynuz ve tekme darbelerine maruz kalan vatandaşlar hastanelik oldu. Kurban kesimi sırasında yaralanan 11 kişi, Kocaeli Şehir Hastanesine başvurdu. Gerekli müdahaleleri yapılan vatandaşların birçoğu taburcu edildi. "Amcamdan şikayetçi olup, tazminat davası açacağım" Amcası kurbanı kestiği sırada elinden yaralanan Rıdvan Karakaya, hastanedeki tedavisinin ardından yaşadığı talihsizliği neşeli bir dille anlattı. Sargılı eliyle kameralara gülümseyerek konuşan Karakaya, "Acemi kasap amcamın ileri kesim teknikleriyle beraber elimi kesmiş bulunmaktayım. Herkese hayırlı ve kazasız bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Sözlerine şaka yollu sitemle devam eden Karakaya’nın "Buradan da emniyete gideceğim, amcamdan şikayetçi olacağım, tazminat davası açacağım" sözleri çevredekileri güldürdü.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 07:04 Sultan Abdülmecid’in şifa bulduğuna inanılan camide 100 yıllık kılıçla bayram hutbesi Kocaeli’nin İzmit ilçesinde fethin sembolü olarak 1332 yılında inşa edilen tarihi Orhan Camisi’nde, Kurban Bayramı namazı kılındı. Yüzyıllardır süregelen geleneğe uyularak bayram hutbesi, İslam’ın adaletini temsil eden 100 yıllık Osmanlı tören kılıcıyla irat edildi. Kente hakim bir tepede yer alan ve İzmit Körfezi manzarasıyla dikkati çeken 694 yıllık Orhan Camisi, Kurban Bayramı sabahında vatandaşların akınına uğradı. Bölgedeki en eski Osmanlı eserlerinden biri olan tarihi ibadethaneyi dolduran cemaat, bayram namazını eda etmek için saf tuttu. Namazın ardından İzmit Orhan Camisi İmam Hatibi Kenan Yılmaz, yüzyıllardır süregelen "kılıçla hutbe okuma" geleneğini yerine getirmek üzere minbere 100 yıllık Osmanlı tören kılıcıyla çıktı. Kenan Yılmaz, fethin sembolü olan caminin tarihini, geçirdiği restorasyon süreçlerini ve yüzyıllardır süregelen geleneği anlattı. Caminin 1330’lu yıllarda Sultan Orhan döneminde, şehzadesi Gazi Süleyman Paşa tarafından fethin sembolü olarak yaptırıldığını belirten Yılmaz, "Orhan Camimiz, yapıldığı tarihte yani 1330’lu yıllarda sade bir yapı olarak inşa edilmiş. Dönemin kale surlarının içerisine inşa edilmiş ki bugün dahi İzmit’i en geniş açıyla gören tepesindedir. Camimiz; manzarasıyla, manevi atmosferiyle ziyaretçilerin gerçekten memnun kalarak ve istemeyerek ayrıldıkları bir mekan olmaya devam etmektedir" ifadelerini kullandı. "1999 depreminde ağır hasar aldı, 4 yıl ibadete kapatıldı" Caminin tarihi boyunca birçok onarım gördüğünü aktaran Yılmaz, şöyle devam etti: "Bu onarımlardan Osmanlı dönemine ait, 1843 tarihine kadar bir onarım kaydı bulunmamakta bilinen. Ancak 1843’ten günümüze kadar 6 ayrı onarım kaydı bulunmakta. Bu onarımların en önemli ikisini zikredecek olursak; biri 1999 depremine aittir ki o dönemde Gölcük-Değirmendere merkezli gerçekleşen depremde birçok vatandaşımızı yitirdik. Allah-u Teala hepsine rahmetiyle muamelede bulunsun. Camimiz de o dönemde ağır hasar almış, 4 yıl ibadete kapatılmış. Camimiz bahçesine kurulan bir sahra çadırında ibadet devam etmiş. Camimizde 3 yıl boyunca herhangi bir çalışma yapılamamış. 4’üncü yıl hızlandırılmış bir çalışma yapılmış. Tabii o hızlandırılmış çalışma da çok aslına uygun yapılamadığı için onun telafisi 2015 yılında yapılan çalışmayla oldu. 2015-2017 yılları arasında 2,5 seneye yakın bir süre camimiz ibadete yine kapatıldı. O dönemde camimiz detaylı bir onarımdan geçti. Yapısal olarak, teknik-mekanik tüm yenilemeleriyle ve görünen bütün o güzel görsel özellikleriyle aslına uygun bir şekilde restore edilmiş oldu." Yılmaz, caminin 1843’te dönemin en detaylı restorasyonunu gördüğünü ve Sultan Abdülmecid zamanında birçok eklentiyle zenginleştirildiğine işaret ederek, şunları kaydetti: "O eklentilerden biri, şu anda altında bulunduğumuz 4 sütunlu ahşap iç kubbedir. Bir diğeri hanımların namaz kılması için tahsis edilmiş kadınlar bölümüdür. Bir diğeri de hünkar mahfili dediğimiz bölümdür ki; o bölüm de Sultan Abdülmecid Han’ın, burayı restore ederken geldiği, buraya geldiği zaman kaldığı bölümdür. O bölüm ile ilgili olarak şöyle anlatlır; Sultanımızın astım türü bir rahatsızlığı varmış. Burayı ziyaretinin rahatsızlığına iyi geldiğini, şifa bulduğunu görmüş. Buranın havasının rahatsızlığına iyi gelmesi sebebiyle ve geldiği zaman ecdat yadigarı bu tarihi camide konaklaması, bir yandan istirahatini yaparken diğer yandan ibadetini huzurla ifa etmesi niyetiyle, hünkar mahfili dediğimiz bölüm camimize kazandırılmış. Bu eklentilerle birlikte kürsümüz ve minberimiz de yine Sultan Abdülmecid döneminde yenilenmiş." Hutbeler kılıçla irad ediliyor Camide hutbelerin kılıçla okunduğunu vurgulayan Yılmaz, kılıcın sadece fethi değil, adaleti de temsil ettiğini dile getirdi. Yılmaz, "Hemen yanı başımızdaki komşu ilimiz İstanbul’umuzda Ayasofya-i Kebir Camisinde olduğu gibi, İzmit’te de Orhan Camisinde cuma ve bayram namazı hutbeleri kılıçla irad edilir. Burada kılıçla okunmasının birden fazla temsil ettiği mana vardır elbette. Bunlardan biri; kılıç, İslam’ın fetihlerini temsil eder. Yapılan fetihlerin bir yeri ele geçirmek, işgal etmek için değil; İslam’ı oralara da götürmek, İslam’ın adaletini oralara da götürüp oralardaki zulüm düzenini adalet düzenine çevirmek içindir. Kılıcımız bunu da temsil eder" değerlendirmesinde bulundu. Yılmaz, kılıcın aynı zamanda devlet sistemini ve otoritesini temsil ettiğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı: "Bununla birlikte burada bir devlet sistemi olduğunu, hiç kimsenin bir başkasının hakkını gasp etme yetkisi olmadığını, bir başkasına ceza verme yetkisi olmadığını, bunun ancak devlet eliyle yapılabileceğini temsil eder. Şu anda kullandığımız kılıcın tarihi olup olmadığı çok sorulan bir sorudur. Kılıcımız yaklaşık 100 yıllık tarihe sahiptir. Asıl tarihi kılıcımız ne yazık ki geçmişte çalınmış ama bugün biz mevcut kılıcımızla, yaklaşık 100 yıllık bir tarihe sahip son dönem Osmanlı tören kılıcıyla, camideki bu geleneği devam ettirmenin gayreti içerisindeyiz."
Gebzeli öğrencilere eğitim desteği
03 Eylül 2024 Salı - 14:28 Gebzeli öğrencilere eğitim desteği Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, yetim ve öksüz çocukların yanı sıra belirlenen ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına okul çantası, kırtasiye, okul kıyafeti ve kışlık bot ve mont hediye etti. Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, yetim ve öksüz çocukların yanı sıra ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına kırtasiye malzemesi hediye etti. Gebze Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Mevlana ek hizmet binasındaki Elden Ele Gönül Çarşısı’nın yeni yerinde düzenlenen programda 1000 okul çantası, kırtasiye, okul kıyafeti ve kış için bot ve mont desteği verildi. Hediyelerini teslim alan çocuklarla sohbet ederek bol bol hatıra fotoğrafı çektiren Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, “2024-2025 eğitim-öğretim dönemi başlıyor. Bizim için geleceğimiz, her şeyimiz, yarınlarımız, umutlarımız olan çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli bir şekilde eğitim almaları en öncelikli konularımızın başında geliyor. Dolayısıyla, belediyemizin tüm imkânlarını kullanarak; eğitimde, sporda ve sosyal faaliyetlerde gençlerimizde altyapı sunmayı sürdürdük. Bundan sonra da desteklerimiz imkanlarımız ölçüsünde artarak devam edecek. Şimdiden yeni eğitim-öğretim döneminin hayırlı olmasını ve evlatlarımızın bu süreci başarıyla tamamlamalarını Rabbimizden niyaz ediyor, saygılar sunuyorum” dedi.
19 yıllık cinayetin sanığına müebbet hapis talebi
03 Eylül 2024 Salı - 14:26 19 yıllık cinayetin sanığına müebbet hapis talebi Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde 19 yıl önce işlenen faili meçhul cinayete ilişkin 2 yıl önce tutuklanan sanığın yargılanmasına devam edildi. Emniyetteki ifadesinde suçu itiraf eden ancak mahkeme sürecinde suçlamaları kabul etmeyen sanık beraatini isterken, cumhuriyet savcısı sanığın müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Alefli köyünde 9 Eylül 2005 tarihinde meydana gelen olayda, hayvan otlatmak için evinden ayrılan Seyfettin Arıcı (57), fındık bahçesinde tüfekle vurularak öldürülmüş ancak katil zanlısı bulunamamıştı. 2022 tarihinde faili meçhul cinayet dosyalarını yeniden ele alan Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Seyfettin Arıcı’nın öldürülmesi olayına karışan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı. Suç tarihinde jandarma sorumluluk bölgesinde kalan cinayet mahalli ve delilleri yeniden gözden geçiren ekipler, cinayeti maktulle aynı köyde yaşayan Sezai D’nin (56) işlediğini tespit etti. Gözaltına alınan Sezai D., ifadesinde Seyfettin Arıcı ile arasında husumet bulunduğunu ve cinayeti işlediğini kabul etti. Adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Emniyet güçlerinin baskısı ile suçu üstlendim" Olaya ilişkin açılan davanın 6. celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Sezai D. ve taraf avukatları katıldı. İlk duruşmadan bu yana emniyetteki ifadesini baskı altında verdiğini iddia eden sanık Sezai D., "Suçsuzum. Yapmadım, yemin ediyorum yapmadım. Emniyet güçlerinin baskısıyla suçu üstlendim. Yuvam yıkıldı, çoluk çocuk perişan oldu. Ben 56 yıldır toprakla uğraşırım, bu yaşıma kadar hakim, savcı nedir bilmem" dedi. "Müvekkilimden hukuka aykırı şekilde ikrarda bulunması sağlanmıştır" Sanık avukatı Hüseyin Acurman ise "Soruşturma sürecinde yapılan eksiklikler ve dosya kapsamı ile ilgili önceki aşamalarda sunmuş olduğumuz savunma ve değerlendirmeleri bu aşamada da tekrar ediyoruz ancak soruşturma aşamasında müvekkilin ifadesinin alındığı süreçte müvekkil ile yapılan görüşmede samimi beyanda bulunduğuna dair tutulan tutanakta görüşme saatinin 03.07 olmasına rağmen avukatla görüşme saatinin 02.50 - 03.00 olarak tutanaklarda yer almasının da çelişki olduğunu belirtmek istiyoruz. Dolayısıyla müvekkilin ifadesinin alınmasından önce hukuka aykırı şekilde ikrarda bulunmasının sağlanması akabinde ifadesinin alındığı ve bu süreçte de vekaletli avukatı bulunmasına rağmen kollukta CMK uyarınca hazır bulundurulan avukat huzurunda ifadesinin alındığını belirtmek istiyoruz" şeklinde konuştu. Avukat Acurman, savunmasını şöyle sürdürdü: "Müvekkilin soruşturma aşamasındaki ifadelerinde yer alan ikrarın hukuka uygun şekilde elde edilen ifade neticesinde alınmamış olduğunu belirtmek istiyoruz. Yine soruşturmanın başlangıcında müvekkil hakkında Kandıra Savcılığı’nca verilen takipsizlik kararının, Kocaeli Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırılmış olmasının da yetki kuralının ihlali ve CMK 172/2 maddesine aykırılık niteliğinde olduğunu belirtmek istiyoruz. Netice itibariyle bu aşamada öncelikle durma kararı verilerek bahsi geçen eksikliğin giderilmesinden sonra yargılamaya devam edilmesi ve dolayısıyla bu aşamaya kadar toplanan delillerin de kovuşturma- soruşturma şartı bulunmadan toplanmış olması nedeniyle hükme esas alınamayacağını da belirtmek istiyoruz” şeklinde konuştu. Emniyette ikrarda bulunulduğuna değinildi Cumhuriyet savcısının mahkemeye sunduğu mütalaasında, maktulün öldürülmesiyle ilgili olarak yapılan soruşturma aşamasında, ilk başta herhangi bir delile ulaşılamadığı ancak sanık Sezai D’nin samimi beyanda bulunacağını belirtmesi üzerine, emniyette müdafi huzurunda 30 Kasım 2022’de alınan ifadesinde olayın işleniş şeklini ve neden işlediğine dair açıklayıcı, ayrıntılı beyanlarda bulunduğu belirtildi. Mütalaada "Sanık, 17-18 yaşlarındaki kızının kaçması nedeniyle suçlanmasından dolayı sanığa kin duyduğunu, maktulün kendisine kötü davrandığını ve yaşadığı psikolojik durumu içine attığını ifade etmiştir. Daha sonra maktulü yalnız gördüğünde anlık bir kararla öldürmeye karar verdiğini ve av tüfeğini alarak maktulü öldürdüğünü belirtmiştir" denildi. Sanığın üzerine atılı silahla kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasını talep edildi Mütalaada sanığın, 30 Kasım 2022 tarihinde müdafii eşliğinde alınan beyanında bu ayrıntılı ifadelerini samimi olarak tekrar ettiği, sulh ceza hakimliğinde yapılan sorgusunda da benzer beyanlarda bulunduğu belirtildi. Sanığın müdafiilerinin, emniyette, savcılıkta ve sulh ceza hakimliğinde sanığın alınan beyanlarında yanında bulundukları ve herhangi bir itirazda bulunmadıkları, dosyada buna ilişkin müdafilerin herhangi bir beyanının yer almadığı, sonradan yapılan ve ileri sürülen hususların savunma geliştirmeye yönelik olduğunun değerlendirildiği de mütalaada kaydedildi. Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında, sanığın Seyfettin Arıcı’yı kasten öldürme suçunu işlediğinin, müdafilerin katıldığı aşamalarda alınan beyanlarıyla sabit olduğu anlaşıldığından, sanığın üzerine atılı silahla kasten öldürme suçundan müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi. "Avukatların beyanlarında ikrarın etki altında alındığının düşünüldüğüne dair beyanları mevcuttur" İddia makamının görüşüne katılmadığını belirten sanık müdafi Hüseyin Acurman, "Özellikle soruşturma aşamasında ifade de hazır bulunan müdafiilerin bu süreçte dosyaya herhangi bir çekince ya da şerh koymadıklarına dair mütalaaya katılmıyoruz. Avukatların beyanlarında ikrarın etki altında alındığının düşünüldüğüne dair beyanları mevcuttur. Esasa ilişkin savunmamızı sunmak üzere süre talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Sanık Sezai D., ilk duruşmadaki savunmasında şu iddialarda bulunmuştu: "Polisler beni evden alarak karakola götürdü. Cinayeti benim işleyip işlemediğimi sordular. Cinayeti işlemediğimi söyledim. 1986 yılında köyde Seyfettin’in kızı 2-3 saatliğine kaybolmuş, bunu benden bilmişlerdi. Bu olay sebebiyle aramızda küslük olmuştu ancak olayı uzatmadan barışmıştık, husumetimiz yoktu. O yıllarda küslüğümüz olduğu için cinayette ben hedef oldum. Olay tarihinde de jandarmaya ifademi vermiştim. Bunu polislere anlattım, beni darp ettiler. Söylenmeyecek lafları söylediler, psikolojim çok bozuldu. ‘Eşini, çoluk çocuğunu alacağız şiddet uygulayacağız’ dediler. Avukatıma da bir şey de söyleyemedim çünkü ailemle tehdit ettiler. Bunun üzerine ‘Ben yaptım’ dedim. Nasıl ifade verdiğimi bile hatırlamıyorum. 1986 yılından 40 sene geçmiş. 40 seneden bu yana Seyfettin ile aramızda husumet mi kalır?"
8 bin kırmızı benekli alabalık doğaya salındı
03 Eylül 2024 Salı - 14:13 8 bin kırmızı benekli alabalık doğaya salındı Kocaeli’de balık popülasyonunun artması için çalışmalar sürdürüyor. Daha önce İzmit Körfezi ve Karadeniz’e 42 bin balık bırakan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, bu kez de Kirazdere’ye 8 bin adet alabalık saldı. Böylelikle son 7 yılda 50 bin balık deniz ve akarsulara salınmış olundu. Servetiye Alabalık Çiftliği’nde düzenlenen programa Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, MHP İl Başkanı Mehmet Nuri Demirbaş, AK Parti Başiskele ilçe Başkanı Mustafa Koral, MHP Başiskele ilçe Başkanı Şahin Kaya, Bolu Milli Parklar Şube Müdürü Mustafa Gözler, muhtarlar, vatandaşlar ve çok sayıda basın mensubu katılım sağladı. Çok güzel bir şehirde yaşadıklarını vurgulayan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, “İçinde bulunduğumuz güzelliği kaybetmeden bunun devamını sağlamak ve gelecek nesillere teslim etme sorumluluğunu yüreğinizde hissetmelisiniz. Bu çevreyi yaşanabilir bırakmak için çok önemli bir görevimiz var. Elimizden gelenin daha fazlasını yapmak gibi bir gayretimiz var” dedi. “Bu dünyanın sahibi, hâkimi değiliz” ifadelerini kullanan Başkan Büyükakın, “Bu dünyada huzur içerisinde yaşamak istiyorsak dengeye uyum sağlamak zorundayız. Dünyadaki dengeyi bozan tek tür insandır. Diğer canlılar bozmuyor. Bizler bunu haddin sınırlarının içinde yaşamak olarak algılamalıyız ve ona göre yaşamalıyız. Aramızdan birkaç kişinin bir şeyler yapmasıyla düzelmiyor. Bu topyekûn bir mücadeledir. Bu bir şehrin, bölgenin, ülkenin meselesi değil bu bir dünya meselesi. Hep birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Bir taraftan suyu temizlemeye çalışırken diğer taraftan umarsızca denizi kirletenler olursa bu iş olmaz. Beraber çalışmalıyız, beraber düşünmeliyiz, beraber iyilik yapmalıyız ve bunu insanlara bulaştırmamız lazım” şeklinde konuştu. "Yeniden üreterek devam etmeliyiz" Başkan Büyükakın, “Böyle tüketerek dünyanın devam etmesi mümkün değil. Yeniden üreterek devam etmeliyiz. Sivil bir hareket gerekiyor, beraber çalışmalıyız. Muhtarlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve herkesten destek bekliyoruz. 8 bin balığı bırakmak çok sınırlı bir hareket ama nereye gittiğimizi ortaya koymak açısından çok önemli. Körfeze bıraktığımız balıklar, kalkanlar büyüdü. Artık yakalanıyorlar, balıkçılarımız bazen bize gönderiyor. Yakalandığı için üzülüyoruz ama bir yandan da balık sayımız arttığı için mutlu oluyoruz" ifadelerini kullandı. Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü ise “Bugün burada Milli Parklar ve Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle 8 bin balığımız Servetiye’nin güzel kaynaklarına kavuşmuş olacak. Çocukluğumun geçtiği bu derelerde geçmiş dönemlerde balıklar o kadar fazlaydı ki elimizle tutardık. Ama hepimizin yaptığı hatalarla popülasyonun düşmesine sebep olduk. Daha dikkatli olarak buradaki alabalık popülasyonunu geçmişteki zenginliğine kavuşturacağız” dedi. Bolu Milli Parklar Şube Müdürü Mustafa Gözler de “Kocaeli Büyükşehir Belediyemizin öncülüğünde buradan almış olduğumuz anaçların sağımını tesisimizde gerçekleştirdik. Burada 6 yıl boyunca salmak suretiyle destekleyeceğiz. Desteklerinizden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
2024 yılının ilk 8 ayında 2 bin 282 can dosta kurtarma operasyonu
03 Eylül 2024 Salı - 14:05 2024 yılının ilk 8 ayında 2 bin 282 can dosta kurtarma operasyonu Kocaeli itfaiyesi, 2024 yılının ilk 8 ayında kedi ve köpek gibi 2 bin 282 can dostu operasyon ile kurtardı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yıllardır kent genelinde yaptığı çalışmalarla doğal ortamında yaşayan can dostların yanında olmaya devam ediyor. Özellikle İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı birimleriyle şehir genelinde mazgala sıkışan, duvar arasında kalan veya çıktığı ağaçtan inemeyen özellikle yavru kedi ve köpekleri kurtararak, sağlıklı bir şekilde yaşamlarına devam etmelerini sağlıyor. Büyükşehir İtfaiyesi, Kocaeli genelindeki müfrezelerinin tamamında 2023 yılında 3 bin 23 hayvan kurtarma olayına müdahale etti. 2024 yılının ilk 8 ayında ise yine kent genelinde kedi ve köpek gibi 2 bin 282 can dost, sıkıştıkları yerlerden veya inemedikleri ağaç üstlerinden alınarak güvenli olacakları doğal ortamlarına bırakıldı. Bunlardan yardıma ihtiyacı olan veya yaralı olan hayvanlar ise yine Büyükşehir’in veterinerleri tarafından tedavi edildi. Bunların içinde duvar arasına veya mangala sıkışan ya da ağaçta kalan kedi ve köpeklerin yanı sıra çatıya sıkışan veya yaralanan güvercin, leylek, kirpi veya sincaplarla denizden alınan yaralı flamingolar hatta su kanalına düşen küçük veya büyükbaş hayvanlar da yer alıyor. Büyükşehir, Patilik Mutlu Sokak Hayvanları Kasabası ve Ormanya’da kurduğu modern bakım üniteleriyle de doğadaki can dostlarımızın yardımına koşuyor. Patilik ve Ormanya’daki Büyükşehir’in veterinerleri tarafından sokak köpekleri ve kedilerin kısırlaştırmaları ve aşılamaları yapılırken, yine aynı şekilde yaralı can dostlarımızın da tedavisi yapılıyor ve iyileştikten sonra tekrar doğal ortamına bırakılıyor. Patilik’te ayrıca her yıl yüzlerce kedi ve köpek mutlu olacakları yeni yuvalarında yaşamaları için sahiplendiriliyor.
Baltayla parçalara ayrılıp, asitle eritilen ünlü halıcı cinayetinde kan donduran detaylar
03 Eylül 2024 Salı - 13:31 Baltayla parçalara ayrılıp, asitle eritilen ünlü halıcı cinayetinde kan donduran detaylar İstanbul’da oto galeride darp edildikten sonra halıya sarılarak otomobilin bagajında Kocaeli’ye getirilen ve cesedi parçalara ayrılıp, asitle eritilen iş adamı Nurhan Ör’ün cinayetine ilişkin kan donduran detaylar ortaya çıktı. Hazırlanan iddianamede, sanıkların çoğu cinayetin planlayıcısı olarak Nurhan Ör’ün en yakın arkadaşı Işık E’yi işaret ederken, içlerinden birinin Ör’e benzemek için sakallarını beyaza boyattığı, olaydan bir gün önce de cinayet için hazırlık yaptıkları; asit, varil ve balta aldıkları vurgulandı. Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde yaşayan halı fabrikası sahibi Nurhan Ör’den (56), 7 Kasım 2023’den itibaren haber alamayan yakınları durumu polise bildirdi. Polis ekiplerince yapılan çalışmalar neticesinde Nurhan Ör’ün otomobili Gebze’de terk edilmiş halde bulundu. Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerince geniş çaplı soruşturma başlatıldı, bin saatlik kamera kaydı incelenerek olay aydınlatıldı. İstanbul Sultanbeyli’de bulunan oto galeriye getirilen Nurhan Ör’ün darp edilerek bayıltıldığı, daha sora halıya sarılıp otomobilinin bagajına konularak Kartepe ilçesindeki çiftliğe getirildi. Ör’ün vücudu parçalara ayrılarak, asitle eritildi. Polis ekiplerinde gözaltına alınan Işık E. (56), Ahmet T.(57), Bahadır T. (30), Ceyhun A. (57), Emrah D. (34), Ferdi G. (37) tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kan dolduran cinayette, zanlılardan Işık E., Ahmet T. ve Ceyhun A’nın lise yıllarından Nurhan Ör ile arkadaş olduğu öğrenilmişti. Nurhan Ör’ün cep telefonu camdan atıldı, kamyonetin kasasına düştü Nurhan Ör’ün öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi. İddianamede, ailenin kayıp başvurusunun ardından yürütülen çalışmalar sonucunda, Nurhan Ör’ün cep telefonunun şüpheliler tarafından Gebze Güzeller Mahallesi Gençlik Caddesi’nde seyir halindeki bir otomobilin camından atıldığı ve H.K. yönetimindeki kamyonetin kasasına düştüğü belirtildi. Cep telefonunun saat 22.00 sıralarında çalması üzerine H.K’nın telefonu fark ettiği ve gelen çağrıya cevap vererek Nurhan Ör’ün eşi Başar Ör ile görüştüğü, bu sayede cep telefonunun bulunduğu da iddianamede yer aldı. "Olay Işık E. tarafından planlandı" Nurhan Ör’ün olay günü sanık Işık E. ile birlikte Sultanbeyli’de bulunan bir iş yerine gittiği, burada Işık E., Ahmet T., Ferdi G. ile görüştüğü, daha sonra Nurhan Ör’e ait aracın Gebze ilçesinde terk edilmiş halde 8 Kasım 2023 tarihinde bulunduğu belirtildi. Şüpheliler Ceyhun A. ve Ferdi G’nin müdafi huzurunda alınan beyanlarının da yer aldığı iddianamede, olayın Işık E. tarafından planlandığı, Nurhan Ör’ün İstanbul’da faaliyet gösteren oto galeride Emrah D. tarafından kafasına sopa ile vurularak bayıltıldığı, ellerinin ve ayaklarının bağlanarak halıya sarıldığı, ardından Ceyhun A’nın arandığı belirtildi. Ferdi G. ve Ceyhun A. tarafından maktulün aracın bagaj kısmına konulduktan sonra Ketenciler köyündeki çiftliğe götürüldüğü, burada Ceyhun A. tarafından balta ile parçalara ayrılarak içerisi kimyasal madde ile dolu bir varile koyulduğu, daha sonra da kullandıkları eşyaların yakıldığı iddianamede yer aldı. Olaydan bir gün önce malzeme hazırlıkları yapılmış İddianamede, 6 Kasım 2023’de şüphelilerden Ceyhun A’nın satır, koli bandı, poşet, rulo elektrik kablosu, naylon muşamba, hazır giyim malzemesi, koruyucu tulum giysisi, yüz siperliği ve eldiven satın aldığı, Ferdi G. ile Ahmet T’nin ise varil ile kimyasal madde satın aldıkları vurgulandı. "Öldüğünü fark edince cesedi parçalara ayırıp, 2 gün önce getirilen varillerdeki asitlere koyduk" İddianamede, şüphelilerin savcılıkta alınan ifadelerine de yer verildi. Ceyhun A., iddianamede yer alan ifadesinde, "Ölen kişinin lise arkadaşım Nurhan Ör olduğunu öğrenince daha da pişman oldum. Bu olayı Işık E. planlanmıştır. Ferdi ve Ahmet’in bilgisi vardır. Bahadır’ın bilgisinin olup olmadığını bilmiyorum. Nurhan’ın nerede öldüğünü bilmiyorum. Bu olayda halıya sarılı gelen kişiye senet imzalatılıp sonrası duruma göre değerlendirilecekti. İlk başta öldürme planı yoktu. Benim Işık E’ye borcum olduğu için bu işin içine girdim. Ben sadece senet imzalama için yer temini sağlayacaktım. Öldüğünü fark edince cesedi parçalara ayırıp, 2 gün önce getirilen varillerdeki asitlere koyduk. Ben tek başıma cesedi parçalamadım. Ferdi de bana yardım etti. Hatta önce Ferdi boğazını bıçakla kesti. Ben de bana gösterdiği yerlere balta ile vurarak parçalara ayırdım. Ertesi günde olayda kullandığımız çoğu şeyi yaktım. Bunu da telefonla beni arayarak Işık söyledi" dedi. "Bu iş için bana verilen açık hattı kullandım" İfadesinde Işık E’yi suçlayan Ceyhun A., "Ölen kişinin Nurhan olduğunu bilmiyordum. Nurhan’ın bagajda bulunan aracı Sultanbeyli’den Kartepe’ye ben getirdim. Yolda bu iş için bana verilen açık hatla Ahmet ile görüştüm. Olayda kullanacağımız malzemeleri 6 Kasım 2023 tarihinde almıştım. Bu malzemeleri almamı bana Işık söylemişti. Hatta o gün Ahmet de çiftlikteydi. Ferdi ile bu malzemeleri almaya gitmiştim. Ben cinayet işlemedim, geldiğimde ölü haldeydi. Olay sebebiyle çok pişmanım. Ben aracın bagajında birinin bağlı olduğunu biliyordum. Ancak bagajında açtığımda halıya da çok sıkı şekilde sarılmış olduğunu gördüm" diye konuştu. "Ferdi’de boş senetler vardı" Ceyhun A., ifadesine şöyle devam etti: "Beni normalde olay günü akşam 19.30 gibi arayacaklardı. Ben de Işık’a ait Torren isimli iş yerine gidecektim. Beni daha erken aradılar. Hatta Ahmet bana kızdı. Bu nedenle Nurhan’ın iş yerinde ölmüş olabileceğini değerlendiriyorum. Araba gelirken hiç ses duymadım. Ferdi’de boş senetler vardı. Bunları da yakmak için Ferdi bana bırakmıştı. Bir de giderken bana tabanca bırakmıştı. Bu tabancanın yerini de yer gösterme işleminde gösterdim. Diğer tabanca ise Ahmet’in tanımadığım bir arkadaşının 2 silahı da aynı yere saklamıştım. Olay nedeniyle pişmanım, ben cinayet işlemedim." "Işık Nurhan’ı ölüm listesine aldığını söylemişti" Şüphelilerden Ferdi G., Işık E’nin tehdidiyle olaya karıştığını iddia ederek, "Hatta olay günü Işık bana, ’Nurhan iş yerinin üst katından kaçarsa seni de, onu da silahla vururum’ demişti. Bana bu sözleri söylediğinde Ahmet T. ve oğlu Bahadır’da iş yerindeydi. Işık, 80’li yıllarda sağ sol olaylarında Nurhan’dan dolayı zarar gördüğünü söyleyerek kendisini ölüm listesine aldığını söylemişti. Olay günü Nurhan iş yerinin üst katına çıkınca orada bulunan Emrah, Nurhan’a elindeki sprey ile muhtemelen biber gazı olduğunu düşündüğüm şeyle saldırdı. Daha sonra Nurhan’ı yere düşürdü" dedi. "Nurhan’ı bu iş için yere serilmiş olan halıya sardık ve aracın bagajına koyduk" Emrah D’nin, Nurhan Ör’ün ağzını ve gözlerini koli bandıyla bantladığını söyleyen Ferdi G., "Ben de Nurhan’ın ayaklarını bantladım. Emrah ayrıca plastik kelepçeyi ellerine ve bacaklarına bağladı. Daha sonra Nurhan’ı bu iş için yere serilmiş olan halıya sardık ve aracın bagajına koyduk. Bu aracı Kartepe’ye Ceyhun götürecekti. Ben de Ahmet’i Viaport’a yakın yerden alarak Kartepe ilçesine doğru yola çıktım. Yolda Ahmet ile Ceyhun bu iş için alınmış açık hatlarşa görüştüler. Kavurmacı H. olarak bildiğim yere arabayla gittim. Ben bu araçtan indim, Ceyhun başka araçla beni aldı. Ceyhun’un çalıştığı çiftliğe birlikte gittik. Aracın bagajını açtığımızda Nurhan hareket etmiyordu" diye konuştu. "Ceyhun, Nurhan’ı halıdan çıkarıp önce kafasını, sonra ayak ve kollarını kesti" Nurhan’ın burnuna su serptiğini anlatan Ferdi G., "Ceyhun da Nurhan’a tokat attı ama herhangi bir tepki göstermeyince öldüğünü düşündük. Ceyhun, Işık’ı arayarak, ’Kuzu ölmüş’ dedi. Işık’ta Ceyhun’a ’Gerekeni yapın o zaman’ demiş. Bundan sonra Ceyhun üzerine bir şeyler giymeye başladı. Bana da ’Sende giyin’ dedi. El arabasıyla halıya sarılı şahsı çiftlikteki kapalı alana götürdük. Ceyhun yere branda ve çadır benzeri şeyler serdi, kütük ile balta getirdi. Ceyhun, Nurhan’ı halıdan çıkarıp önce kafasını, sonra ayak ve kollarını kesti. Bu parçaları küçük varillere ve kovalara koydu. Daha sonra 2 ya da 3 yan odadaki yere götürdü. Varillerin içine kimyasal sıvı döktü. Duman çıktı. Ben zaten bu süreçte çok kötü olmuştum. Bana, ’Sen git ben gerisini hallederim’ dedi" ifadelerini kullandı. "Daha önce de Işık birilerine zarar vermemi istemişti ancak ben yapmamıştım" Işık E’nin kendisine verdiğini iddia ettiği tabancayı Ceyhun A’ya bıraktığını anlatan Ferdi G., "Daha sonra ben İstanbul’a döndüm. Olaydan sonra Işık’ın olay sebebiyle bana verdiği açık hattan kendisini aradım ve kendimi iyi hissetmediğimi söyledim, ’Tamam sen evine git akşam haberleşiriz’ dedi. Olay nedeniyle pişmanım. Daha önce de Işık birilerine zarar vermemi istemişti ancak ben yapmamıştım. Ancak bu olayda kendimi çekemedim. Asitti de aldığımız kişiyi söyledim. Üzerime atılı suçu bu haliyle kabul ederim" şeklinde konuştu. "Kuaförde sakallarımı boyattım" Yaşananları anlatan şüphelilerden Emrah D. ise ifadesini şöyle sürdürdü: "6 Kasım 2023 tarihinde Ferdi beni arayarak sakallarımı boyatmamı istedi. Ben de dediğini yaparak kuaförde sakallarımı boyattım. Olay tarihinde olan 7 Kasım 2023’te Ferdi beni yanında Bahadır’da bulunurken evimin yakınlarında aldı, birlikte Ferdi’nin iş yerine gittik. Orada yemek yedik. Bahadır eksper işinin olduğunu söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Daha sonra ben Ferdi ile Torren isimli iş yerine gittim. İş yerinde müzik dinlerken Işık’ın sesini duydum. Yanında Ferdi ve tanımadığım bir şahıs vardı. Üst kata çıktılar. Daha sonra Ferdi beni üst kata çağırdı. Rulo haline getirilmiş halıyı aracın bagajına götürmemizi söyledi. Halının içinde birisi sarılıydı. Hatta biz taşırken ’Yavaş’ şeklinde ses çıkardı. Bu halıyı aracın bagajına koyduk. Daha sonra Ferdi bu araç ile çıktı. Nurhan’ın aracını Ferdi’nin talebi üzerine alıp götürdüm. Ferdi bana araca binmeden önce turuncu montu giymemi söyledi. Ben aracı Gebze’de üzerinde anahtar ile bıraktım. Telefonu da yolda giderken fırlattım ve Yenibosna’ya arkadaşımın yanına gittim. Daha sonra olayla ilgili hiç kimse ile görüşmedim. Ferdi’nin anlattığı gibi olay olmadı. Ben, Ferdi’nin bana vermiş olduğu biber gazını tanımadığım kişiye sıktım. Arkasından Ferdi şahsı yere düşürdü ve bağladı. Ben Ferdi’ye yardım etmedim. Sadece araca indirirken yardım ettim. O esnada Işık aşağıdaydı. Ferdi, bu kişinin kaybolması gerektiğini bana söylemişti" "Niye böyle bir şey yaptıklarını bilmiyorum" Cinayete ilişkin kendisine vaatte bulunulmadığını söyleyen Emrah D., "Niye böyle bir şey yaptıklarını bilmiyorum. Bu konuda bana hiçbir şey söylemediler. Daha sonra bilgi vereceklerini söylemişlerdi. Ben şahsın ağzının açık olduğunu hatırlıyorum. Yüzünde maske yoktu. Şahsı halıya sarılı vaziyette aşağıya indirdiğimizde yavaş dediğini duymuştum. Arabaya koyduktan sonra beklemeden oradan ayrıldık. Ben Nurhan Ör’ü tanımıyorum. Bu şahsın öldüreceklerini bilseydim olaya müdahil olmaz, tam tersine engel olurdum. Pişmanım, üzerime atılı suçu kabul etmiyorum" şeklinde konuştu. "Işık daha önce de Nurhan’ı kaçırıp senet imzalatma planları yapıyordu" Işık, Nurhan ve Ceyhun’un liseden arkadaşları olduğunu belirten sanık Ahmet T. ise "Bahadır oğlum olur. Işık daha önce de Nurhan’ı kaçırıp senet imzalatma planları yapıyordu. Ben kendisine böyle bir şeyin doğru olmadığını söylüyordum. Ben 4 Kasım 2023 tarihinde Almanya’dan döndüm. Almanya’ya 27 Ekim 2023 tarihinde araç şarj cihazları ticaret görüşmesi için gitmiştim. Işık’ın Nurhan’ı öldürme planı yaptığını biliyordum. Ben 6 Kasım 2023 tarihinde Ferdi ile asit almaya gittim. Ancak ne amaçla kullanılacağını bilmiyordum. Asidi araba ile çiftliğe gelince indirmişler. Ne yaptıklarını bilmiyorum. 7 Kasım 2023 tarihinde Nurhan’ın Torren isimli iş yerinde bağlanarak halıya sarılıp sarılmadığını bilmiyorum. Ben o esnada olay yerinde değildim, beni akşam saatlerinde Ferdi, oğlum Bahadır’ın evinden aldı. Beni almasının sebebi cüzdanımı kavurmacı H. isimli iş yerinde kaybetmem nedeniyleydi. Ferdi buradan araçtan indi. Ben oradan annemin yanına gittim. Yolda Ceyhun ile telefonla görüşmedim. Ceyhun ve Ferdi’nin bu yöndeki ifadelerini kabul etmiyorum. Nurhan Ör’ün ölümüne ilişkin üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. "Nurhan’ı tanırım, kendisiyle 7 ay önce görüşmüştüm" Nurhan Ör’ün öldürülmesinde herhangi dahlinin olmadığını dile getiren Bahadır T., "Emrah benim üniversiteden arkadaşımdır. Kendisi elektrikçidir. Ferdi de benim arkadaşımın abisidir. Torren isimli iş yeri benim üzerimedir. Işık ile babam arasında bir ortaklık vardı. Nurhan’ı tanırım, kendisiyle 7 ay önce görüşmüştüm. Kendisi şirketimize gelmişti, burada Işık ile ticari görüşme yaptılar. Yaklaşık 6 ay sonra bir personeliyle birlikte Nurhan bizim firmamıza 2 araç getirdi ve satılmalarını istedi. Bu şekilde satmamız için bir kaç araç getirmişti" dedi. "Nurhan’ın ölüp ölmediğini bilmiyorum" Bahadır T. ifadesine şöyle devam etti: "Işık’ın Nurhan’ı kaçırıp senet imzalatacağına ilişkin şaka yollu 4-5 ay önce sözler söylediğini hatırlıyorum. Işık; Cengiz ve Deniz isimli birlikte iş yaptığı kişiler için de bu şekilde sözler söylüyordu. Olay tarihi olan 7 Kasım 2023’te Nurhan Ör’ün Hyundai Tucson marka aracını ekspere götürmüştüm. Eksper işinin hallettikten sonra iş yerine döndüm. Arabayla babamı alıp, ondan sonra annemi evden alarak benim eve gittik. Babaannem hasta olduğu için babam Körfez’deki ikametine gidecekti. Tempra marka araç bozulunca babam Ferdi’yi aradı. Ferdi, Işık’ın arabası ile babamı alarak Körfeze doğru yola çıktı. Babam, babaannemi hastaneye götürmüş. Emrah ile 7 Kasım 2023 tarihinde yemek yemek için buluştuk. Ben Ferdi ile onun telefon işi olduğu için Pendik’e gitmiştik. Ferdi, Emrah’ı aradı, birlikte Ferdi’nin iş yerine gittik. Ferdi’nin kardeşi Görkem’de oradaydı. Ben yemek yedikten sonra oradan ayrıldım. Daha sonra Ferdi’yi bizim iş yerine götürdüm ancak Emrah’ı görmedim. Nurhan’ın ölüp ölmediğini bilmiyorum. Ölmüş ise herhangi bir dahlim yoktur. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum" "Nurhan Ör’ün kaçırılması, senet imzalatılması ve öldürülmesi yönünde plan yapmadım" Nurhan Ör’ün çocukluk ve okul arkadaşı olduğunu söyleyen Işık E. ise "Nurhan Ör’ün kaçırılması, senet imzalatılması ve öldürülmesi yönünde plan yapmadım. Hakkımda bu şekilde verilmiş beyanları kabul etmiyorum. Nurhan iş yerine geldiği zaman üst kattaki ofiste esrar içmek istediğini söylemişti. Ben de dükkanımın yan tarafında bulunan başka bir esnaf arkadaşımla yaklaşık 20 dakika oyalandım. Bu sırada iş yerinde sadece Ferdi vardı. Emrah yoktu. Bir süre sonra tekrar iş yerine geldim ve Nurhan’a seslendim. Bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum. Olmadığını söyleyince iş yerinden çıktım ve tekrar yan tarafta bulunan esnaf arkadaşımla oturdum. O sırada Ceyhun geldi. Daha sonra Ferdi, aracı Ahmet’e götürmek üzere iş yerinden ayrıldı. Ceyhun’da Ahmet’e kendisine araba lazım olduğunu söylemiş. Ben de ’1 günlüğüne verebilirsiniz’ dedim. Ceyhun arabayı alarak gitti. Sonra iş yerine girdim. Nurhan’a seslendim. Yukarıda olup olmadığını sordum, orada olduğunu söyledi. Sonra lavaboya girdim. Çıkınca birlikte oturmak için aşağıya çağırdım. Yanıma geldi, yarım saat kadar birlikte oturduk. 18.15- 18.20 sıralarında Range Rover marka aracıyla iş yerinden ayrıldı. Sonra akşam trafik olduğu için 1 saat civarı iş yerimde oyalandım. Ardından 19.45 sıralarında Han Halıcılık isimli firmanın bize satılması için bıraktığı Hyundai Tucson marka araç ile annemin evine gittim. Annemin evi Üsküdar Çengelköy’de bulunmaktadır" şeklinde konuştu. "Nurhan’ı ortadan kaldırılması konusunda plan yapmam konusundaki beyanları kabul etmiyorum" Yoldayken kendisini Nurhan’ın eşi Başak’ın aradığını söyleyen Işık E., "Başak Hanım ile ilk aradığında konuşamadım. Sonra Can Cihat isimli şahıs aradı. Can, ’Nurhan abiye ulaşamıyoruz, yanında mı?’ dedi. Ben de 2 saat önce yanımda olduğunu söyledim. Daha sonra Başak Hanımı aradım. Eşini sorunca aynı şeyi söyledim. Bunun üzerine Nurhan’ı telefonundan aradım ancak ulaşamadım. Saat 21.00 civarı annemin evine vardım. Burada da beni Nurhan’ı sormak için abileri aradı. Gece saatlerinde kadar bu aramalar devam etti. Sonra ailesinin kayıp başvuru ile ilgili Gebze’de emniyete gittim ve tanık olarak ifade verdim. Bilgim bundan ibarettir. Diğer şüphelilerin ifadelerinde geçtiği şekilde Nurhan’ı ortadan kaldırılması konusunda plan yapmam ve olayla ilgili talimat vermem konusundaki beyanlarını kabul etmiyorum. Neden bu şekilde beyan verdiklerini bilmiyorum. Ceyhun ve Ahmet de benim liseden arkadaşım olur. Bahadır Ahmet’in oğlu olur. Emrah ise birkaç defa gördüğüm Bahadır’ın arkadaşı olduğunu biliyorum. Ferdi’yi de Bahadır’dan dolayı tanıyorum. Bu şahısların herhangi biriyle aramda husumet yoktur" ifadelerini kullandı. "Nurhan benim çok yakın arkadaşımdır" Suçlamaları kabul etmeyen Işık E., "Ahmet ve ben işin arka planındayız. Benim Torren isimli iş yerinin üst katında CNR Elektrik A.Ş. isimli firmam vardır. Ben Ferdi’yi böyle bir iş için tehdit etmedim. Ceyhun’un bana borcu yoktu. Ancak Ceyhun’un Ahmet’e borcu vardı. Ben Ahmet’e para vermiştim, Ahmet de Ceyhun’a vermişti. 200 bin TL civarındaydı. Hakkımda neden böyle ifade verdiklerini bilmiyorum. Nurhan benim çok yakın arkadaşımdır. Birlikte iş yapma gayretindeydik. İş yapma planlarımız vardı. Ben bu nedenle Nurhan’ın kaçırılması ya da öldürülmesi, senet imzalatılmasına yönelik planı kabul etmiyorum. Liseden sonra Nurhan ile sık görüşmedik. Liseden arkadaşlarımızın kurduğu Whatsapp grubu ile yeniden iletişim kurduk. Son 1 yıldır da sık görüşmeye başladık. Üzerime atılı suçu kabul etmiyorum" dedi. "Işık, Nurhan’a gıyabında, ’Şanslı domuz’ demişti" Tanık olarak dinlenen Işık E’nin eski sevgilisi Esra A. ise "Ameliyathane teknisyeni olarak çalışıyorum. Nurhan Ör’ün eşi Başak’ı yaklaşık 20 yıldır tanırım. 9 Mayıs 2023 tarihinde Nurhan’ın lise arkadaşı Işık E. ile yemekte tanıştık. Evlenmek amacıyla bizi tanıştırmışlardı. 2023 haziran ayının sonlarına kadar görüşmeye devam ettik ancak saçma sapan şeyler anlatmaya ve yazmaya başlayınca ilişkimizi bitirdim. Daha önce de iki defa ilişkimizi bitirmiştim. Birinde Nurhan’a gıyabında, ‘Şanslı domuz’ demişti, ben bu nedenle Işık’tan ayrılmıştım. Lise yıllarından bu yana Nurhan’ın hayatında her şey yolunda gittiği için bunu söylediğini söylemişti. İkinci ayrılma nedenim ise 10 yıllık evlilik sözleşmesi yapmak istemesiydi. 10 boyunca boşanmamaya yönelik bir sözleşme talep etmişti" diye konuştu. "Işık bana ’Ceset yoksa cinayette yoktur’ demişti" 28 Haziran 2023 tarihinde Işık ile görüşmeye son verdiğini söyleyen Esra A., "Işık son 2 görüşmemizde cinayet işlediğini ve cinayet işleyebileceğini söylemişti. Bana, ‘Sen hiç kimseyi öldürmeyi planlamadın mı?’ diye sordu. Ben de ‘Hayır’ dedim. Kendisi babasını, annesini ve kardeşini öldürmeyi planladığını söylemişti. Sonra Yahya Kaptan’da birlikte iş yaptığı ortağını öldürmeyi planladığını söylemişti. S.A.H. isimli kişiyle ortak yaptıkları işte kendisine söz verdiği parayı vermeden Işık’ı ekarte ettiği için onu da öldürmeyi planladığını söylemişti. Babası ve kardeşinin intihar ederek öldüğünü söylemişti. Annesini birçok şekilde öldürmeyi planladığını ama en iyi öldürme yönteminin asitle eritmek olduğunu söylemişti. ‘Ceset yoksa cinayette yoktur’ demişti" ifadelerini kullandı. "Işık Nurhan’ı kıskanıyordu" Işık’ın Kirazlıyalı’da Nurhan’ın kendisine tahsis ettiği evi olduğunu söyleyen Esra A., "Işık ayrıca İstanbul’da annesine ait evde yaşıyordu. Evin kentsel dönüşüme gireceğinden çok para edeceğini düşünerek annesini öldürmeyi planladığını söylüyordu. Ayrıca annesinin Bodrum’da yazlığı da varmış. Maddi durumunun iyi olduğunu yansıtıyordu ancak ben maddi durumunun çok iyi olduğunu düşünmüyordum. Kendisi daha önce uyuşturucu madde kullandığını ancak 10 yıldır uyuşturucu ve içki kullanmadığını söylemişti. Kendisinin değişik konuşmalarından dolayı Haziran 2023 yılında kendisinden ayrıldım. Işık Nurhan’ı kıskanıyordu" diye konuştu. Görünmemek için bagaja saklanmış İddianamede, şüpheliler Işık E., Ahmet T., Bahadır T., Ceyhun A., Ferdi G., ve Emrah D.’nin fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettikleri belirtildi. 7 Kasım 2023 tarihinde Bahadır T.’nin araçla iş yerine geldiği, 1 dakika sonra Ferdi G.’nin başka bir araçla iş yerine ulaştığı, Emrah D.’nin ise Ferdi G.’nin geldiği aracın bagajında görünmemek için saklandığı ifade edildi. Spreyle bayıltıp, ellerini ve bacaklarını bağlamışlar Kısa süre sonra Ahmet T’nin de iş yerine geldiği ve 10 dakika sonra oğlu Bahadır T. ile birlikte iş yerinden ayrıldığı; 16.30 sıralarında Nurhan Ör’ün kullandığı araçla Torren Motors isimli iş yerine Işık E. ile birlikte geldiği belirtildi. İddianamede, şüpheliler Emrah D. ve Ferdi G.’nin önceden yapılan plan doğrultusunda hareket ederek, iş yerine giren Nurhan Ör’ü sprey sıkarak ve sopa ile vurarak bayılttıkları, ardından ellerini ve bacaklarını bağlayarak halıya sardıkları kaydedildi. Nurhan Ör’e benzemek için sakalını beyaza boyamış Nurhan Ör’ü iş yerindeki aracın bagajına halıya sarılı vaziyette bıraktıkları; daha sonra plan çerçevesinde iş yerine gelen Ceyhun A.’nın, Nurhan Ör’ün bulunduğu araçla iş yerinden ayrıldığı belirtildi. Ferdi G.’nin olay yerinden araçla ayrıldığı, Işık E.’nin bu esnada iş yeri önünde çevre kontrolü yaptığı; maktule benzemek amacıyla sakalını beyaza boyayan şüpheli Emrah D.’nin, Nurhan Ör’müş gibi ona ait araçla iş yerinden ayrıldığı ve ardından Işık E.’nin iş yerinden ayrıldığı iddianamede yer aldı. Senet imzalatıp borçlandıracaklardı Ferdi G’nin, Ahmet T’yi de alarak birlikte Kartepe ilçesine geldikleri; Ferdi G. ve Ceyhun A’nın, Nurhan Ör’ü Kartepe Uzuntarla’daki Ceyhun A’nın çalıştığı çiftliğe götürdükleri belirtildi. Burada maktule tehdit ve cebir kullanarak senet imzalatıp borçlandırmayı planladıkları ancak aracın bagajını açtıklarında maktulün hareket etmediğini fark edip Işık E’yi aradıkları ifade edildi. Maktulün vefat etmesi nedeniyle, şüphelilerin tehdit ve cebir ile senet imzalatamadıkları; Işık E.’nin "Yapmanız gerekeni biliyorsunuz" dediği, bunun üzerine Ceyhun A. ve Ferdi G’nin maktulü aracın bagajından çıkarıp el arabasıyla çiftlikteki hayvan besleme alanına götürdükleri belirtildi. Orada balta kullanarak maktulü parçalara ayırdıkları ve sülfürik asit dolu varillere koydukları, sonrasında kullandıkları eşyaları yakarak delilleri yok ettikleri iddianamede yer aldı. Nurhan Ör’ü 2 saat boyunca bagajın içinde ağzı bantlı ve halıya sarılı şekilde beklettiler İddianamede, maktulün aracın bagajında elleri, bacakları ve ağzı bağlı şekilde halıya sarılı olarak havasızlıktan vefat ettiği değerlendirildi. Nurhan Ör’ün kaçırıldığı iş yerine 16.30 sıralarında geldiği, iş yerinden 17.37 sıralarında aracın bagajında olduğu halde ayrıldığı, 18.40 sıralarında ise çiftliğe getirildiğinin kaydedildiği iddianamede, iş yerine girer girmez sprey ve sopa ile bayıltıldığı düşünüldüğünde, yaklaşık 2 saat boyunca elleri, bacakları ve ağzı bağlı halde kaldığı değerlendirildi. Şüphelilerin nihai amacının maktulü öldürmek olduğu, olaydan bir gün önce sülfürik asit, satır, tulum, siperlik ve muşamba temin ettiklerinden anlaşıldı. Bu şekilde şüphelilerin, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurarak tasarlayarak bir suçu gizlemek, başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak için maktulü öldürdükleri belirtildi. Her öldürme olayında cezalandırmanın mutlak surette cesedin bulunması gibi bir şarta bağlanmaz İddianamede, maktulün cesedinin, sülfürik asit bulunan varillerde eritildiğinin Ceyhun A. ve Ferdi G.’nin beyanlarından anlaşıldığı; olay yerinde maktule ait DNA bulunması itibariyle, maktulün cesedine ulaşılamamasının hayatın olağan akışına aykırı olmadığı ifade edildi. İddianamede, sadece cesedin bulunamamasının, maktulün öldürülmediği anlamına gelmeyeceği; her öldürme olayında cezalandırmanın, cesedin bulunması şartına bağlanmasının hukuken ve fiilen mümkün olmayacağı vurgulandı. Bu durumun ceza adaleti ile bağdaşmayacağı; şüphelilerin, birden fazla kişi ile silahla maktulü hürriyetinden yoksun kıldıkları, tasarlayarak bir suçu gizlemek, başka bir suçun delillerini gizlemek ya da yakalanmamak için maktulü öldürdükleri; birden fazla kişi ile silahla yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı; Ceyhun A. ve Ferdi G.’nin ayrıca yasak niteliği haiz silah bulundurarak 6136 sayılı Kanuna muhalefet ettikleri iddianamede yer aldı. İddianamede sanıkların, "tasarlayarak kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları istendi.