Yerel Haberler
Konya
Kombilerde düzenli bakımla yüzde 40’a kadar tasarruf mümkün
23 Kasım 2025 Pazar - 09:28 Kombilerde düzenli bakımla yüzde 40’a kadar tasarruf mümkün Kış aylarında özellikle akşam saatlerinde havalar mevsim normallerine düşerken, uzmanlar, kombi ve petek bakımının yapılmamasından kaynaklanan yüzde 40 gibi bir ısı kaybına dikkat çekiyor. Havaların soğumasıyla birlikte kombi kullanımı da arttı. Kış boyunca çalışacak kombilerin bakımı ise bu mevsimde büyük önem arz ediyor. Uzmanlar kombi ve petek bakımlarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bakımı ihmal edilen cihazlarda ise parça arızası nedeniyle yüksek masraflar çıkabiliyor. "Bakım ile daha düşük ücretle yapılabilecekken cihaz arızalandığı için 12 - 13 bin civarında masraf çıkıyor" Kombi bakımının hem yakıt tasarrufu hem de cihazda bulunan yedek parçalar için önem taşıdığına değinen Kombi Bakım Uzmanı Osman Yaman, "Kombi bakımı cihazın içerisinde bulunan parçaların daha uzun ömürlü olabilmesi için yapılması gereken bir işlemdir. Hem yakıt tasarrufu hem de daha verimli bir şekilde ısınmanın daha iyi bir şekilde olabilmesi için yapılır. Yapılmadığı takdirde müşterilerimizin cihazı içerisindeki parçaların daha kısa sürede bozulmasına sebep oluyor. Bakımını yapmış olduğumuz cihazda da uzun zamandır bakımı yapılmamış ve belirli problemler oluşmuş. Cihazın içerisindeki ana eşanjör, bu parça hesaba girdiği zaman yüksek maliyetli bir parça. Eğer düzenli bakımı yapılmış olsaydı bu parçaya hiç bir şey olmayacaktı. Bakım bin 500 lira gibi bir ücretle yapılabilecekken şuan arızalandığı için 12-13 bin civarında bir masraf çıkabilir" dedi. "Yüzde 20 ile 40 arasında verim kaybı olabiliyor" Bakım yapılmamış bir kombide yüksek derecede verim kaybı olduğuna dikkat çeken Osman Yaman, "Rakamlara bakacak olursak yüzde 20 ile 40 arasında verim kaybı olabiliyor. Bakım yapılmadığı takdirde ısı verimi düşüyor. Kullanım çoğalıyor bunun da otomatik olarak faturalara yüksek yansıması oluyor. Peteklerin alt kısmında soğukluk meydana gelerek oda sıcaklığı farkları oluyor. Cihaz içerisindeki parçaların da kısa sürede arızalanmasına neden oluyor. Biz bu cihaza bakım yapıyoruz ama bir çok parçası olan plakalı eşanjör, yoğuşma sifonu, ateşlemesi, genleşme tankının havası gibi parçaların daha sökülerek tek tek kontrol edilmesi şart. Bazı müşterilerimiz kendileri yapmak istiyor, yapabilir mi sorusuna evet petek temizliğini yapabilir. Banyoda bulunan gider tahliye vanasından yapabilir ama biz cihaza dokunmamalarını rica ediyoruz. Elektronik parça fazla olduğu için daha büyük zararlar verilebilir" ifadelerini kullandı. Vatandaşların bakım için bir uzmandan destek almalarını öneren Yaman, "Peteklerin bir kısmının üst bölümü ısınırken diğer kısmı ısınmıyor. Bunun sebebi ise petek içerisindeki havadan kaynaklanıyor. Müşterilerimiz peteklerin havasını kendisi alabilir. Petekte alt kısmında ısınma azlığı olduğu zaman petek içerisinde oluşan tortu, kurum gibi pislikler ısınmayı azaltıyor. Bunun için banyodaki otomatik boşaltma muslukları oluyor oradan deneyebilir ama eğer olmuyor ise kesinlikle uzmandan destek almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. "Bakım yapılmadığı takdirde sürekli eşanjöre yük bindiği için faturalarda yükselme olarak görülür" Her yıl bakımların periyodik olarak yapılmasında fayda olduğuna dikkat çeken Konya Sıhhi Tesisat ve Kaloriferciler Odası Başkanı Mehmet Ünlügül de, "Her yıl periyodik olarak temizlenirse yüzde 30 ile 40 gibi avantaj sağlayacak ama bunu temizlemedikleri takdirde sürekli eşanjöre yük bindiği için sürekli faturaların da bir yükselme olarak gelecek. Dediğimiz gibi her yıl bunu güzel periyodik olarak bir bakım yapılırsa avantaj sağlayacak. Biz oda olarak, petek önlerinde herhangi bir koltuk, perde, peteklerin üzerine estetik dursun diye mermer gibi şeyler konuluyor ama bunu tavsiye etmiyoruz. Çünkü ısı kaybı oluyor. Bunların önü açık olmalı ve üst tarafı açık olmalı ki ısı devirdaimini iyi sağlaması gerekiyor. Bundan dolayı önünde herhangi bir kanepe, koltuk bir şey olmasını özellikle istemiyoruz" şeklinde konuştu.
Başkan Altay’dan ailesi Konya’da ikamet eden üniversite öğrencilerine müjde
22 Kasım 2025 Cumartesi - 11:13 Başkan Altay’dan ailesi Konya’da ikamet eden üniversite öğrencilerine müjde Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ailesi Konya’da ikamet eden lisans düzeyindeki 30 bin öğrenciye eğitim desteğinde bulunacaklarını söyledi. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak öğrencilerin fırsat eşitliği içinde yetişmesi için tüm imkanları seferber ettiklerini belirten Başkan Altay, gençlerin hayallerine ulaşabilmeleri amacıyla eğitime verdikleri desteği bir görev değil, gönülden bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. Lisans düzeyindeki 30 bin öğrenciye eğitim desteği Başkan Altay, binlerce yıllık medeniyetin mirasını yarınlara taşıyacak gençleri eğitim hayatlarında desteklemeye devam edeceklerini belirterek, "Bildiğiniz gibi, ilkokul 1’den lise son sınıfa kadar olan öğrencilerimiz ile üniversiteye hazırlanan gençlerimize eğitim desteğinde bulunuyoruz. Şimdi ise, bunlara ilave olarak; ailesi Konya’da ikamet eden lisans düzeyindeki 30 bin öğrencimize eğitim desteğinde bulunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz" dedi. "Gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Gençlerin hayallerine giden yolda yanlarında olmaktan büyük mutluluk duyduklarını vurgulayan Başkan Altay, "Belediyemizin web sitesi üzerinden yapılacak başvurular sonrası, şartları sağlayan öğrencilerimizin hesaplarına Şubat ve Mayıs aylarında 5 bin liralık iki eşit taksitte, toplam 10 bin lira ödeme yapacağız. Burs desteğimizin tüm öğrencilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemizin geleceği olan gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Rabbim tüm gençlerimizin yolunu açık, istikbalini parlak eylesin" ifadelerini kullandı.
Bizans döneminden günümüze uzanan Şeytan Köprüsü
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:17 Bizans döneminden günümüze uzanan Şeytan Köprüsü Konya’da, çok sayıda medeniyetin izlerini taşıyan Sille Mahallesinde su kemeri olarak yapıldıktan sonra iki yamacı birbirine bağlayan tehlikeli bir geçit haline gelen Şeytan Köprüsü, günümüzde de ürkütücü görüntüsüyle ilgi görüyor. Konya’nın Selçuklu ilçesine bağlı tarihi yerleşim yeri Sille Mahallesi, Roma, Bizans, Anadolu Selçuklu, Karamanoğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti’nin izlerini taşırken, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı biliniyor. Mahallede su kemeri olarak yapıldıktan sonra iki yamacı birbirine bağlayarak dar ve tehlikeli bir geçit halini alan Bizans dönemi izlerini taşıyan Şeytan Köprüsü dikkat çekiyor. Dar bir vadide bulunması, dar ve yüksek oluşu nedeniyle günümüzde kullanılmayan köprünün, ürkütücü yapısı dikkat çekiyor. "Bir köprü görünümünde olduğundan dolayı da ‘Şeytan Köprüsü’ ismini vermişler" Köprünün tarihi hakkında bilgi veren Selçuklu Belediyesi Sille Müze Sorumlusu Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Sille volkanik bir arazi üzerinde yer alıyor. Bu volkanik arazinin içerisinde, kayaçlarının içinde tuz minerali çok fazla. Bundan dolayı kullanılabilir su kaynakları çok kıt olduğu için Tatköy’de buldukları suları künklerle Sille’ye getirmek istiyorlar tabii ama Sille’ye gelirken bir dere var, bu dereyi aşmaları gerekiyor. Bundan dolayı bu su kemerini yapıyorlar ve üzerinden künkleri geçirip Sille’deki tatlı su çeşmelerinden temiz su ihtiyacını karşılıyorlar. Yıllar geçtikçe de tabii künkler kırılıyor. Bu gördüğünüz su kemerinin üzerinden insanlar karşıdan karşıya geçmeye başlıyor ve su kemeri, bir köprü görünümünde olduğundan dolayı da ‘Şeytan Köprüsü’ ismini vermişler" dedi. "Bir tanesi Van’da, bir tanesi burada Sille’de" Uzman Arkeolog Sercan Yayla, "Şu anda Türkiye’de 2 tane şeytan köprüsü var. Biri Van’da, biri burada Sille’de. Sille Müzemizde de maketi var. İnsanlar görmek, hikayesini duymak istiyor. Biz ziyaretçilerimizi Zaman Müzemize yönlendiriyoruz. Zaman Müzemizin terasından Şeytan Köprüsü çok net bir şekilde görülmekte ve Zaman Müzesi’nde bulunan rehber arkadaşlarımızdan dilerlerse bunun hikayesini de dinleyebiliyorlar" şeklinde konuştu. Köprünün rivayeti: Mimarın anlaşması Köprü hakkındaki rivayeti de anlatan Uzman Arkeolog Yayla, "Efsaneye göre yıllar öncesinde, bu bölgenin sultanı bir mimara buraya bir köprü yapmasını daha doğrusu bir su kemeri yapmasını emrediyor. Göreve başlıyor, belli bir gün tayin ediyor, ‘bu gün içerisinde bitireceksin’ diyor sultan. Mimar, başlıyor yapmaya ve günler geçiyor artık mimar bitiremeyeceğini anlayınca kendi kendine, ‘bu köprüyü bir şeytan bile yapamaz’ diyor. Daha sonrasında kendisine bir şeytan görünüyor. Diyor ki ‘ben sana bunun yapımında yardım ederim ama benim söylediklerimi bundan sonrasında yapacaksın’ diyor. Mimar ölümden korktuğu için şeytanın söylediklerine kulak veriyor ve birlikte bu köprünün yapımında çalışıyorlar. Daha sonrasında köprü bitiyor. Sultana teslim ediyorlar ama mimar dönüp bakıyor diyor ‘keşke şeytana uymasaydım da kelleden olsaydık.’ Şeytanla birlikte yapıldığından dolayı Şeytan Köprüsü isminin verildiği rivayet ediliyor. Tabii bunların hepsi bir rivayet. Bu bir köprü değil, bir su kemeri. Ne zaman yapıldığına dair elimizde bir veri yok ama su kemerinin altında bulunan taşlardaki izlerden yola çıkarak izlerinden biz bu su kemerinin Bizans döneminden günümüze kaldığını düşünmekteyiz" diye konuştu.
Konya’da 7. Uluslararası Maturidilik Sempozyumu düzenlendi
21 Kasım 2025 Cuma - 14:34 Konya’da 7. Uluslararası Maturidilik Sempozyumu düzenlendi Konya’da Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından 7. Uluslararası Maturidilik Sempozyumu düzenlendi. Programda konuşan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Türk Devletleri Teşkilatı içinde ilk yaptıkları işin ortak dili, alfabeyi harekete geçirmek olduğunu belirterek, "Ortak alfabe için çalışmalarımızı tamamladık" dedi. Selçuk Üniversitesi tarafından İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda 21. Yüzyıl Türk Dünyası İdeallerinin İnşasında Hanefi-Maturidi ekolü konulu 7. Uluslararası Maturidilik Sempozyumu düzenlendi. Programda açılış konuşması yapan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, "Türk İslam medeniyeti tarih boyunca geniş bir coğrafyaya yön vermiş, adalet, ilim ve hikmeti merkeze alan güçlü bir düşünce geleneği ortaya koymuştur. Bu birikimin temelleri incelendiğinde Hanefi fıkıh ve Maturidi kelamının belirleyici bir konuma sahip olduğu görülmektedir. İlahiyat fakültemiz tarafından düzenlenen Uluslararası Maturidi Sempozyumu bilimsel çabaların en önemli örneklerinden biridir. 2018 yılında kurulmuş İmam Maturidi Uygulama ve Araştırma Merkezi ise çalışmaların kurumsal bir çatı altında daha sistematik bir şekilde yürütülmesine imkan sağlamaktadır. Bu sempozyumun ilmi birikimi ortaya çıkarmaya ve Maturidi geleneğinin günümüz meselelerine ışık tutan yönlerini daha görünür kılmaya vesile olacağına inanıyorum" dedi. "Türk Devletleri, Maturidi çizgide şekillenen akıl, hikmet ve istişare geleneğinin bugünkü kurumsal yapısını temsil ediyor" İmam Maturidi Hazretlerinin 90 yılın üzerinde bir hayat sürdüğünü belirten Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, "Semerkand’ın Maturi köyünde dünyaya geliyor ve orada insanlığa verdiği mesajlar, yöneticilere verdiği mesajlar bugün de tazeliğini, geçerliliğini koruyor. Konya’yla Semerkand’ın çok ortak özellikleri var. Konya, Mevlana’nın şehri ve Konya’da ilim irfan dünyasının, manevi hayatımızın bu topraklardan dünyanın her tarafına yayıldığı bir yer. Aynı şekilde Semerkand’ta, Buhara’da, buralarda Türk dünyasının manevi başkentidir, kültür başkentidir. Maturidi inancına göre, ekolüne göre Türk Devletleri aslında Maturidi çizgide şekillenen akıl, hikmet ve istişare geleneğinin bugünkü kurumsal yapısını temsil ediyor. Burada ne var? Tevhid, birlik, ortak tarihimiz, ortak kültürümüz, ortak dilimiz" ifadelerini kullandı. "Ortak alfabe için çalışmalarımızı tamamladık" Ortak tarih, ortak kültür ve ortak dil kültürünü oluşturmak istediklerini söyleyen Binali Yıldırım, "Türk Devletleri Teşkilatı içinde ilk yaptığımız iş ortak dili harekete geçirmek yani ortak alfabeyi harekete geçirmek. Ortak alfabe için çalışmalarımızı tamamladık. Teknik olarak bitirdik. Bundan sonrası artık her ülkenin siyasi olarak irade koyup hayata geçirmesine bağlı. Bu biraz zaman alacak. Mesela Özbekistan’da hem Kril kullanılıyor hem Latin alfabesi kullanılıyor. Mesela Azerbaycan’da sadece Latin harfleri kullanılıyor. Bu alfabe 34 harften teşekkül etmiş vaziyette. Bu 34 harf bir havuz. Ülkeler bunun üzerine çıkamaz ama daha azını veya tamamını kullanabilir. Biz alfabemizde bir değişiklik yok, 29 harf. Mesela Kazakistan 34’ünü birden kullanıyor. Başka ülkeler bazılarını kullanmıyor. Yani 24-34 arası bu şekilde bir alfabe şu anda ortak alfabe olarak kabul edildi" şeklinde konuştu. "Tarihimizin köklerini, menşeini, nereden geldik, nereye gidiyoruz bunları iyi bileceğiz" İkinci adımın ise ortak tarih çalışması olduğunu ifade eden Binali Yıldırım, "Bu ortak tarih çalışmasını da başlattık. Burada da Türk Akademisi var. Kazakistan’da kurulu ve Türkiye’den Türk Tarih Kurumu, diğer ülkelerden akademisyenler, hocalarımız, uzmanlar bir araya geldi, toplantılarını yaptılar. Ara ara toplantılarını tekrarlıyorlar. 2 yıllık bir süreleri var. Bu süre içerisinde ortak tarihte gerçekleşmiş olacak. Amacımız ne? Amacımız birlikteliğimizi daha da güçlendirmek. Tarihimizin köklerini, menşeini, nereden geldik, nereye gidiyoruz bunları iyi bileceğiz. Medeniyetimizin tabii akışını gözeten bir bütünleşme projeli olarak iş birliğimizi daha da güçlendireceğiz. Barış, istikrar, akılcı diplomasi. Maturidi’nin akılcı, sükunetli, yapıcı yaklaşımı Türk Devletleri Teşkilatı diplomasisinde barışı ve istikrarı önceleyen temel bir rehberdir. Şimdi Türk Devletleri Teşkilatı şekli retorik üreten bir teşkilat değildir. Türk Devletleri Teşkilatı hem ekonomik olarak hem kültürel olarak hem ortak dil ve tarih olarak birbirimizle kaynaştığımız, kucaklaştığımız muazzam bir topluluktur" diye konuştu.
Kesilen doğal gaz borusu patlaması sonrası yıkılan apartmanın sakinleri yeni evlerine kavuşacakları günü bekliyor
21 Kasım 2025 Cuma - 11:29 Kesilen doğal gaz borusu patlaması sonrası yıkılan apartmanın sakinleri yeni evlerine kavuşacakları günü bekliyor Konya’da geçtiğimiz mayıs ayında bir apartmanda, dairede kesilen doğal gaz ocak borusu sonrası içeriye dolan gazın patlaması ve çıkan yangında büyük zarar gören binanın boşaltılarak yıkılmasının ardından, apartman sakinleri yeni evlerine kavuşacakları günü bekliyor. Olay, geçtiğimiz mayıs ayında merkez Karatay ilçesi Gaziosmanpaşa Mahallesi Menzil Caddesi’nde bulunan 17 dairenin bulunduğu ve 71 kişinin ikamet ettiği İkram Apartmanı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 4 katlı apartmanın 3. katındaki bir dairede doğal gaz borusunun kesilmesinden kaynaklanan patlama yaşandı. Patlamanın ardından yangın çıktı. Yangına 10 itfaiye ekibi müdahale ederken, ekiplerin yoğun çabasıyla yangın kontrol altına alınarak söndürüldü. Patlama ve yangında büyük çapta zarar gören apartman kontrollü olarak boşaltılmasının ardından yıkım kararı alındı. Kararın ardından yıkılan binanın sakinleri ise şimdi yeni evlerine kavuşacakları günü bekliyor. Yıkılarak enkazı temizlenen binanın bulunduğu alanın önünde açıklama yapan apartman sakinleri, mağdur olduklarını belirtti. İtfaiye raporu: "Doğal gaz ocak fleks hortumunun kesilmesinden dolayı biriken gazın patlaması ile yangın başladı" Patlama ve yangın sonrası hazırlanan itfaiye raporunda ise, doğal gaz ocak fleks hortumunun kesilmesinden dolayı biriken gazın patlaması ile yangının başladığının tespit edildiği belirtildi. Raporda şöyle denildi; "Yangının söndürülmesine müteakiben yapılan inceleme sonrası ve araştırma neticesinde, Menzil Caddesi No 115’de İkram Apartmanı’nda Osman Ç.’ye ait 11 numaralı dairenin mutfak kısmındaki doğal gaz ocak fleksinin kesici alet ile kesilmesi sonucu daire içerisine biriken gazın, herhangi bir nedenle patlayarak yangın başlangıç olayını meydana getirdiği, gelişerek diğer dairelere sirayet ettiği, yangının da bu şekilde çıktığı kanaatine varılmıştır." "Yöneticiyle kavga ederek geldi, en sonunda da binamızı yıkıp gitti" Yıkılan binanın yöneticisi Uğur Bağcı, "Bu binada yaklaşık 10 yıldır oturuyordum. En son binanın da yöneticisiydim. Bu arkadaş 5 yıl falan önce geldi binamıza taşındı. Eski yöneticiyle kavga ederek geldi, en sonunda da binamızı yıkıp gitti. En son hanımıyla kavga ettikten sonra hanımına telefon açmış mesaj atmış ‘eve geldin geldin gelmedin evi de yakacağım, kendimi de yakacağım’ diye. Doğal gaz borusunu kesmiş, şahsın boruyu kesmesi sonucu patlamıştır diye itfaiye raporunda da yazıyor. Sonra kestiği yerden gaz içeriye dolmuş. Gece saat 2 civarında büyük bir patlama sesiyle uyandık. Önce hepimiz deprem zannettik çıkmadık. Merdiven boşlukları yıkılıyor, sular akıyor. Çocukların zaten psikolojisi bozuldu. Sonra dışarıdan sesleri duyduk bina yanmaya başlamış. ‘Binada yangın var, binayı terk edin’ dedikleri anda biz binayı terk ettik. Yani bu kadar olayları yaşatan bir kişi dışarıda nasıl geziyor biz bir an önce adaletin tecelli etmesini bekliyoruz. Binayı da kendi imkanlarımızla yıktırdık. Şu an belediyeden beklentimiz kooperatifti burası, kooperatiften ayrılıp ayrı bir arsa olarak bize yardımcı olacaklarını bekliyoruz, yardımcı olacaklarını söylediler. Buranın arsasını ayırıp bir müteahhit yardımıyla tekrar yaptırmak istiyoruz. Şu anda onun haricinde hiçbir şekilde kimsenin yaptırma durumu da yok" dedi. "Hayallerimiz gitti" Olayın yaşandığı dairenin üst katında oturan Ferit Etki de, "Kendi evimizden kiraya düştük. Olay günü gece yarısına doğru bir sesle uyandık. Ben onun, patlatanın evinin üstünde oturuyordum. Olay anında evimizden yataktan düşerek uyandım. Sonra kapıyı zor açtık, kırdık, açtıktan sonra dışarı çıktığımızda yangın başlamıştı. Sonradan baktık ki bağıran, çağıran vardı. Patladığını gördüğümüz halde bir şey yapamadık. Şimdi kiraya gittik, hayallerimiz gitti ne diyeyim diyecek bir şeyim kalmadı" ifadelerini kullandı. Şu anda kirada oturduklarını anlatan bina sakinlerinden Bekir Koçan da, "Diyecek bir şey yok boğazım düğümleniyor. Hiç diyecek bir şeyim yok şu anda. Elimizden geldiği kadar kendimiz yapmaya çalışıyoruz ama gerçekten gücümüz yetmiyor. Herkesten yardım bekliyoruz. Kooperatif olarak biz burayı aldık, evimizi ödedik. İyi, kötü bir ev sahibi olduk. Ama şimdi kiradayız 20 bin lira kira ödüyorum zorlanıyoruz" şeklinde konuştu. "O gece oğlum yaralandı, eşim kalp krizi geçirdi" Olay günü eşinin kalp krizi geçirdiğini ve oğlunun yaralandığını söyleyen Dursuniye Akbaba, "Biz evimizi çok zorluklarla almıştık. 15 senelik ev sahibiyim. Biz o günü bir türlü atlatamadık. Gece ani bir patlama sesi olduğunda her an aynı şeyi yaşayacağım diye çok korkuyorum. Olayı gerçekleştiren kişi şu an dışarıda. Evimiz gitti, şuan kiradayız. O gece oğlum yaralandı, eşim kalp krizi geçirdi ve çalışamıyor şu anda. Yani o yüzden mağdur durumdayız" dedi. "Kapıyı kıramasaydık biz orada yanarak ya da boğularak ölecektik" Bina sakini Nuray Etki ise, "O gün büyük bir gürültüyle uyandık. Bir gece de her şeyimizi kaybettik. Evim, arabam, bütün eşyalarım yandı. Üst katta olduğum için yangından etkilendik ve o gün burada bir can pazarı yaşandı. Çoğu komşumuz yaralandı, biz zor kurtulduk. Odada sıkıştık kaldık, yatak odasından zor çıktık. Eğer kapıyı kıramasaydık biz orada yanarak ya da boğularak ölecektik. Şu an kirada oturuyoruz ve zor şartlarda ödüyoruz" diye konuştu.