Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Rize
Mesleğinde 30 yılı doldurdu, plaketini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı
24 Mayıs 2026 Pazar - 12:53:34
Ardeşen TSO Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, 30 yıllık hizmetinin ardından ödülünü düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alarak büyük gurur yaşadı. 30 yıllık meslek hayatıyla örnek bir başarıya imza atan Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde ödüllendirilen Ayata, Türkiye genelinde 30 yıl boyunca genel sekreterlik görevini sürdüren sayılı isimler arasında yer aldı. Uzun yıllardır Ardeşen iş dünyasına katkı sunan Ayata’ya ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi. 18 yaşından itibaren Ardeşen Ticaret Odası’nda görev yaptığını dile getiren Ayata, "18 yaşında başladım burada göreve. Burada büyüdüm, birçok tecrübeleri burada kazandım. Üyelerimle iyi bir diyalog içerisinde olduğumu düşünüyorum. Hepsi benim için ayrı ayrı kıymetli. Birçok başkanla çalıştım ve hepsiyle uyumlu bir biçimde görevimi yerine getirmeye çalıştım. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası’nın da adını orada duyurmak benim için ayrıca bir onurdu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül almanın kendisini onurlandırdığını sözlerine ekleyen Ayata, "Cumhurbaşkanımızın elinden de plaketimi almak beni onurlandırdı. Herkese bu anlamda teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın elinden plaket almak beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı ve gurur duydum. 30 yılı aşkın 5 tane genel sekreterimiz vardı, onlardan da bir tanesi bendim. O da ayrıca bir onurdu benim için. Çok heyecanlı, çok güzel bir anıydı. Anı defterime bir tanesini daha eklemiş oldum" ifadelerini kullandı. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Muhammet Hacısüleymanoğlu ise büyük bir gurur yaşadıklarını kaydederek "10, 20 ve 30 yılını tamamlamış, ticaret ve sanayi odası emektarlarına, cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirilen törene Zeynep hanımı götürerek orada 30 yılın emeklerinin karşılığı olan, bir takdir belgesi, bir teşekkür belgesi, bir minnet belgesini içeren böyle bir önemli bir plaket verilmiştir. Bunu sayın cumhurbaşkanımızın elinden alması ayrıca gurur verici bir durum" diye konuştu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:38
ÇAYKUR sezonun ilk 3 gününde 5 bin 600 ton çay aldı
ÇAYKUR 2026 yaş çay sezonun açılmasıyla geride kalan 3 günde üreticiden toplamda 5 bin 600 ton yaş çay aldı. 20 Mayıs tarihinde açılan 2026 yaş çay sezonunun ardından üreticiler çay bahçelerine girerek hasat işlemine başladı. Çay işletmeleri (ÇAKUR) Genel Müdürlüğü’ne bağlı çay alım yerlerinin açılmasıyla alım yerlerine giden üreticiler de çaylarını satmaya başladı. ÇAYKUR kampanyanın ilk 3 günüde üreticilerden toplamda 5 bin 600 ton yaş çay alarak üretime başladı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 17:33
ÇAYKUR sezonun ilk gününde 900 ton çay aldı
Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü, sezonun ilk gününde üreticiden 900 ton çay alarak üretime başladı. ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nün 2026 yaş çay sezonunu açmasıyla müstahsiller sıcak havayı da fırsat bilerek çay bahçelerine girmeye başladı. Kurum, birinci sürgünün başladığı 21 Mayıs’ta 900 ton çay alımı yaptı. Fabrikalarda üretimin başladığını belirten ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, "Birinci gün çay getiren oldu. Genelde fabrikalarımızın yarısından çoğunda çay var. 900 ton çay aldık. Bugün inşallah iki katına çıkmasını bekliyoruz. Herhangi bir sıkıntımız yok. Aldığımız çayları taze taze fabrikaya getirip üretime verdik bile. Şu anda bazı fabrikalarımızda bugün itibarıyla üretim normal şartlar altında devam edecek. Çayın en güzel bekleyeceği yer bahçedir, yerindedir. Toplayıp bir yerde stoklamak çayın kalitesini bozar. Biz çayın tamamına da talibiz. Hepsini alacağımızı da açık açık söylüyoruz. 700 kilo kotayla zaten sürgünün tamamını alabilecek bir kapasiteye sahibiz" ifadelerini kullandı. Ardeşen Merkez Mahallesi’nde yeni sezonda bahçesine girerek çay toplamaya başlayan müstahsil Hasan Özyanık ise, "Çay güzel. Tam anlamında büyümese de toplanabilecek kıvama geldi. Tüm müstahsillere hayırlı ve bol kazançlar diliyorum. Alın teri kurumadan çayımızın parasını da alacağız inşallah. Çaya bu yıl açıklanan miktar da güzel ama destekleme verselerdi de çok güzel olurdu" dedi. Havaların soğuk gitmesinden dolayı sürgünün geciktiğini vurgulayan Özyanık, "Havaların soğuk olması çayı olumsuz yönde etkiledi. Normal şartlarda Mayıs ayının 10’unda bu çaya başlanmış olması lazımdı "diye konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 13:52
Rize’de Dünya Çay Günü etkinliği
Tüm dünyada 21 Mayıs’ta kutlanan Uluslararası Dünya Çay Günü Rize’de de elle çay toplama etkinliği ile kutlandı. 21 Mayıs Uluslararası Dünya Çay Günü kapsamında içerisinde dev çay bardağı şeklindeki yapıyı da barındıran Çay Çarşısı’nda etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinlikte katılımcılar elleriyle hasadını gerçekleştirdiği çayları geleneksel örgü sepetlere koydu. Etkinlikte konuşan ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaş çay kampanyasının başlangıcıyla Dünya Çay Günü’nün denk düşmesinin güzel bir rastlantı olduğunu kaydederek "Dünya Çay Günü’nü kutluyoruz. Aynı zamanda ilk kez çayın hasat döneminin de bugüne denk gelmesi, ayrıca farklı bir rastlantı oldu. Bu anlamda tüm üreticilerimizin, tüketicilerimizin, herkesin Dünya Çay Günü’nü kutluyoruz. Dün itibarıyla kampanyayı açtık. Güzel de bir çay alımı oldu. Üreticilerimizin evsafına uygun, sağlıklı ve yabancı otlardan arındırılmış çay toplamalarını, bahçelerinden kaliteli çayları güzelce toplayıp bundan sonra her gün limitleri ölçüsünde bize vermelerini bildirmek isteriz. Zaten üreticilerimiz bunun farkında, bilincinde. Güzel bir şekilde çay kampanyamız başladı, bu şekilde devam etmesini isteriz" ifadelerini kullandı. Rize’de çay üzerinde bir çok çalışma yürüttüklerini hatırlatan RTEÜ Rektör Yardımcısı ve aynı zamanda Çay İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Mete Avcı "Kaliteli ve sürdürülebilir bir çay üretimi için üreticilerimizin doğru hasat ve üretim yöntemleriyle çayı işlemesi son derece önem arz etmektedir. Bu vesileyle çapalama, gübreleme, işleme ve üretim teknikleri açısından üniversitemizde çok farklı bilimsel çalışmalar yürütülmekte. Yine üreticilerimize, yakın zamanda birçok sosyal organizasyon gerçekleştirilerek sadece siyah çay değil, diğer çaylarla alakalı da hem üretim hem de çapalama ve gübreleme gibi süreçlerle alakalı yetkinlikler ve programlar yapmaktayız. Uluslararası Çay Günü vesilesiyle çaya emek veren, başta Sayın Zihni Derin’i rahmetle anıyor, üreticilerimizin ve çay sektöründeki paydaşlarımız için yeni sezonun hayırlara vesile olmasını, bereketli olmasını diliyorum. Herkesin Dünya Çay Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
24 Mayıs 2026 Pazar - 12:53
Mesleğinde 30 yılı doldurdu, plaketini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinden aldı
Ardeşen TSO Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, 30 yıllık hizmetinin ardından ödülünü düzenlenen törende Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden alarak büyük gurur yaşadı. 30 yıllık meslek hayatıyla örnek bir başarıya imza atan Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Zeynep Dalbastı Ayata, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül aldı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni’nde ödüllendirilen Ayata, Türkiye genelinde 30 yıl boyunca genel sekreterlik görevini sürdüren sayılı isimler arasında yer aldı. Uzun yıllardır Ardeşen iş dünyasına katkı sunan Ayata’ya ödülü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi. 18 yaşından itibaren Ardeşen Ticaret Odası’nda görev yaptığını dile getiren Ayata, "18 yaşında başladım burada göreve. Burada büyüdüm, birçok tecrübeleri burada kazandım. Üyelerimle iyi bir diyalog içerisinde olduğumu düşünüyorum. Hepsi benim için ayrı ayrı kıymetli. Birçok başkanla çalıştım ve hepsiyle uyumlu bir biçimde görevimi yerine getirmeye çalıştım. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası’nın da adını orada duyurmak benim için ayrıca bir onurdu" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden ödül almanın kendisini onurlandırdığını sözlerine ekleyen Ayata, "Cumhurbaşkanımızın elinden de plaketimi almak beni onurlandırdı. Herkese bu anlamda teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın elinden plaket almak beni inanılmaz derecede heyecanlandırdı ve gurur duydum. 30 yılı aşkın 5 tane genel sekreterimiz vardı, onlardan da bir tanesi bendim. O da ayrıca bir onurdu benim için. Çok heyecanlı, çok güzel bir anıydı. Anı defterime bir tanesini daha eklemiş oldum" ifadelerini kullandı. Ardeşen Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Muhammet Hacısüleymanoğlu ise büyük bir gurur yaşadıklarını kaydederek "10, 20 ve 30 yılını tamamlamış, ticaret ve sanayi odası emektarlarına, cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirilen törene Zeynep hanımı götürerek orada 30 yılın emeklerinin karşılığı olan, bir takdir belgesi, bir teşekkür belgesi, bir minnet belgesini içeren böyle bir önemli bir plaket verilmiştir. Bunu sayın cumhurbaşkanımızın elinden alması ayrıca gurur verici bir durum" diye konuştu.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:38
ÇAYKUR sezonun ilk 3 gününde 5 bin 600 ton çay aldı
ÇAYKUR 2026 yaş çay sezonun açılmasıyla geride kalan 3 günde üreticiden toplamda 5 bin 600 ton yaş çay aldı. 20 Mayıs tarihinde açılan 2026 yaş çay sezonunun ardından üreticiler çay bahçelerine girerek hasat işlemine başladı. Çay işletmeleri (ÇAKUR) Genel Müdürlüğü’ne bağlı çay alım yerlerinin açılmasıyla alım yerlerine giden üreticiler de çaylarını satmaya başladı. ÇAYKUR kampanyanın ilk 3 günüde üreticilerden toplamda 5 bin 600 ton yaş çay alarak üretime başladı.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 17:33
ÇAYKUR sezonun ilk gününde 900 ton çay aldı
Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü, sezonun ilk gününde üreticiden 900 ton çay alarak üretime başladı. ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nün 2026 yaş çay sezonunu açmasıyla müstahsiller sıcak havayı da fırsat bilerek çay bahçelerine girmeye başladı. Kurum, birinci sürgünün başladığı 21 Mayıs’ta 900 ton çay alımı yaptı. Fabrikalarda üretimin başladığını belirten ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, "Birinci gün çay getiren oldu. Genelde fabrikalarımızın yarısından çoğunda çay var. 900 ton çay aldık. Bugün inşallah iki katına çıkmasını bekliyoruz. Herhangi bir sıkıntımız yok. Aldığımız çayları taze taze fabrikaya getirip üretime verdik bile. Şu anda bazı fabrikalarımızda bugün itibarıyla üretim normal şartlar altında devam edecek. Çayın en güzel bekleyeceği yer bahçedir, yerindedir. Toplayıp bir yerde stoklamak çayın kalitesini bozar. Biz çayın tamamına da talibiz. Hepsini alacağımızı da açık açık söylüyoruz. 700 kilo kotayla zaten sürgünün tamamını alabilecek bir kapasiteye sahibiz" ifadelerini kullandı. Ardeşen Merkez Mahallesi’nde yeni sezonda bahçesine girerek çay toplamaya başlayan müstahsil Hasan Özyanık ise, "Çay güzel. Tam anlamında büyümese de toplanabilecek kıvama geldi. Tüm müstahsillere hayırlı ve bol kazançlar diliyorum. Alın teri kurumadan çayımızın parasını da alacağız inşallah. Çaya bu yıl açıklanan miktar da güzel ama destekleme verselerdi de çok güzel olurdu" dedi. Havaların soğuk gitmesinden dolayı sürgünün geciktiğini vurgulayan Özyanık, "Havaların soğuk olması çayı olumsuz yönde etkiledi. Normal şartlarda Mayıs ayının 10’unda bu çaya başlanmış olması lazımdı "diye konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 13:52
Rize’de Dünya Çay Günü etkinliği
Tüm dünyada 21 Mayıs’ta kutlanan Uluslararası Dünya Çay Günü Rize’de de elle çay toplama etkinliği ile kutlandı. 21 Mayıs Uluslararası Dünya Çay Günü kapsamında içerisinde dev çay bardağı şeklindeki yapıyı da barındıran Çay Çarşısı’nda etkinlik düzenledi. Düzenlenen etkinlikte katılımcılar elleriyle hasadını gerçekleştirdiği çayları geleneksel örgü sepetlere koydu. Etkinlikte konuşan ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yaş çay kampanyasının başlangıcıyla Dünya Çay Günü’nün denk düşmesinin güzel bir rastlantı olduğunu kaydederek "Dünya Çay Günü’nü kutluyoruz. Aynı zamanda ilk kez çayın hasat döneminin de bugüne denk gelmesi, ayrıca farklı bir rastlantı oldu. Bu anlamda tüm üreticilerimizin, tüketicilerimizin, herkesin Dünya Çay Günü’nü kutluyoruz. Dün itibarıyla kampanyayı açtık. Güzel de bir çay alımı oldu. Üreticilerimizin evsafına uygun, sağlıklı ve yabancı otlardan arındırılmış çay toplamalarını, bahçelerinden kaliteli çayları güzelce toplayıp bundan sonra her gün limitleri ölçüsünde bize vermelerini bildirmek isteriz. Zaten üreticilerimiz bunun farkında, bilincinde. Güzel bir şekilde çay kampanyamız başladı, bu şekilde devam etmesini isteriz" ifadelerini kullandı. Rize’de çay üzerinde bir çok çalışma yürüttüklerini hatırlatan RTEÜ Rektör Yardımcısı ve aynı zamanda Çay İhtisaslaşma Koordinatörü Prof. Dr. Mete Avcı "Kaliteli ve sürdürülebilir bir çay üretimi için üreticilerimizin doğru hasat ve üretim yöntemleriyle çayı işlemesi son derece önem arz etmektedir. Bu vesileyle çapalama, gübreleme, işleme ve üretim teknikleri açısından üniversitemizde çok farklı bilimsel çalışmalar yürütülmekte. Yine üreticilerimize, yakın zamanda birçok sosyal organizasyon gerçekleştirilerek sadece siyah çay değil, diğer çaylarla alakalı da hem üretim hem de çapalama ve gübreleme gibi süreçlerle alakalı yetkinlikler ve programlar yapmaktayız. Uluslararası Çay Günü vesilesiyle çaya emek veren, başta Sayın Zihni Derin’i rahmetle anıyor, üreticilerimizin ve çay sektöründeki paydaşlarımız için yeni sezonun hayırlara vesile olmasını, bereketli olmasını diliyorum. Herkesin Dünya Çay Günü’nü kutluyorum" şeklinde konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:43
1 günlük çay yevmiyesi 3 bin TL olarak belirlendi
Karadeniz Bölgesi’nde 2026 yılı yaş çay sezonunda uygulanacak günlük işçi yevmiyesi 3 bin TL olarak belirlendi. Karadeniz’de faaliyet gösteren Ziraat Odaları tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda 2026 yılı yaş çay sezonunda çalışacak işçilere verilecek günlük yevmiye ücreti 3 bin TL olarak belirlendi. Konuyla ilgili açıklama yapan Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, maliyet hesabı doğrultusunda ortaya çıkan bedelin bölgedeki Ziraat Odaları’nın ortak kararı olduğunu dile getirerek, "Bilimsel maliyet analizleri ve saha gerçekleri doğrultusunda 2026 yılı yaş çay dönemi için uygulanacak hasat işçiliği fiyatları kesin olarak belirlenmiştir. Buna göre kilogram karşılığı toplama ücreti 10 TL, günlük yevmiye bedeli 3 bin TL olarak bölge ziraat odaları ve emekçi işçilerimiz tarafından maliyetler hesaplanarak işçileri de, yevmiyecileri de koruyacak bir fiyat değerlendirmesinde Bölge Karadeniz Odaları ve üreticilerimizin ortak kararı 10 TL’dir" dedi. Özel sektör çay fabrikalarının dönem dönem çay taban fiyatının altında alım gerçekleştirdiğini, buna rağmen ton işi çay toplayan veya aracılık yapanların fiyatları aşağıya çekmediğini sözlerine ekleyen Arslan, "Özel sektörün açıklanan fiyatın da altında çay aldığı dönemlerde, çay fiyatı üzerinden toplama ücreti belirleyen simsarlar, bu düşük fiyat durumunda çay toplama fiyatlarını düşürmemektedirler. Yani 35 TL devlet çay fiyatı açıklanıyor ama özel sektör dönem dönem bu taban fiyatının çok altında alımlar gerçekleştiriyor. Buna göre ton işi çay toplayan işçi yevmiyeleri 10 bin TL’nin altına inmiyor. Dolayısıyla üretici hem taban fiyatının altında çayını satmak zorunda kalıyor hem de maliyetinin üzerinde bir çay toplama ücreti ödemiş duruma geliyor" ifadelerini kullandı. Karara uymamanın çayın geleceğine ihanet olacağını söyleyen Arslan, "Bütün masraf, risk, budama, gübreleme ve ot temizliği, emeği bizzat üreticinin sırtındayken ciro üzerinden bölüşüm dayatmak üreticinin iktisadi ölümü demektir. Bu sebeple ilan ettiğimiz fiyatlar, matematiksel olarak üretici aleyhine sınırları zorlasa da enflasyonist ortamda işçi kardeşlerimizin alın terini korumak adına onların lehine ve mutlak manada adil olan en üst sınırdır. Tüm çay üreticilerimiz sosyal medyadaki manipülasyonlara boyun eğmeyerek bu ortak standarda uymaya, işçi kardeşlerimizi de ekmek kapılarını kapatmayacak bu rasyonel fiyat kabulüne davet ediyoruz. Karara aykırı fahiş fiyatlarla piyasayı bozmak Karadeniz çayına ihanettir, ekmeğimize ihanettir" şeklinde konuştu. Fahiş yevmiye fiyatları konusunda herkesi göreve davet eden Arslan, "Açıkça söylemek gerekirse herkesin bu konuda taşın altına elini koyması gerekiyor. Fahiş fiyatlarla üreticilerimizden fahiş oranda ton başı para isteyen kişilere gerekli önlemleri alma adına hem kolluk kuvvetlerimizden hem bölgedeki kaymakamlıklarımızdan, il merkezinde valiliklerden biz de elimizden gelen yaptırımı yapacağız. Bugün Rize’de, Trabzon’da, Artvin’de, çay bölgesinde işçilik ton başı 10 bin TL’dir. Bunun üzerinde fiyatlarda manipüle yapmaya çalışan sosyal medya hesapları üzerinden veya köylerdeki muhtarlarımızla da sürekli irtibat halinde olacağız. Bu fiyatın üzerinde manipüle edenler, arkadaşlarımız için gerekli mücadeleyi vereceğiz" diye konuştu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:18
Yağmurun başkentinde 40 yıldır şemsiye tamir ediyor
Rize’de 40 yıldır şemsiye tamiri yapan Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği mesleği yaşatmaya çalışıyor. Rize’nin son şemsiye tamircisi olan Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a, hatta İstanbul’dan bile bozuk şemsiyeler geliyor. Türkiye’nin en yağışlı şehirlerinden biri olan Rize’de, yağmur günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olurken, şemsiye de kent kültürünün en önemli simgelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak teknolojinin, tüketim alışkanlıklarının ve ucuz ithal ürünlerin gölgesinde unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan şemsiye tamirciliği, Rize’de hala küçük bir dükkanda yaşamaya devam ediyor. Rize merkezde yıllardır aynı dükkanda çalışan 61 yaşındaki Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği şemsiye tamiri mesleğini yaklaşık 40 yıldır sürdürüyor. Çocuk yaşlarda başladığı çinko oluk ve lehim işlerini yıllar içinde şemsiye tamiriyle birleştiren Tarlacı, bugün Rize’de tek Karadeniz Bölgesi’nde ise bu işi yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a kadar birçok noktadan tamir için şemsiye gelirken, İstanbul’da yaşayan Rizeliler bile yaz aylarında bozuk şemsiyelerini Rize’ye getiriyor. Babasından öğrendiği mesleği 40 yıldır sürdürüyor Çocukluk yıllarından beri çinko oluk, lehim ve tamir işleriyle uğraştığını anlatan Orhan Tarlacı, mesleğin aileden kendisine kaldığını söyledi. Tarlacı, "Çocukluğumdan beri çinko, oluk ve lehim işleriyle uğraşıyorum. Bu bizim dede mesleğimiz. Dededen babaya, babadan da bize kaldı. Eskiden daha çok çinko oluk işi yapardık. Çatı olukları, sac işleri olurdu. O zamanlar bu işler çoktu. Sonradan çinko işi bitti, lehim işi azaldı. Yaklaşık 40 senedir de daha çok şemsiye tamiri ile uğraşıyorum. Elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz" dedi. Eskiden Rize’de bu işi yapan çok sayıda usta bulunduğunu ancak zamanla mesleğin yok olmaya başladığını ifade eden Tarlacı, "Şu anda biliyorsunuz Rize’de şemsiye tamircisi yok. Eskiden vardı. Bakırcılar Sokağı’nda vardı mesela. O ustalar da yıllar önce vefat etti. Yaklaşık 15-20 sene oldu öleli. Ondan sonra bu işler bize kaldı. Biz de elimizden geldiği kadar devam ettirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "İstanbul’dan bile şemsiye getiriyorlar" Şemsiye tamiri yapan insan sayısının çok azaldığını söyleyen Tarlacı, "Ben hemen hemen 40 senedir bu işi yapıyorum. Rahmetli babam yapardı. Ben de ondan öğrendim. Babamdan bana kaldı. Bizden sonra ne olur artık bilemiyorum. Çünkü bu işi yapan da yetişmiyor artık. Şu anda Karadeniz’de şemsiye tamircisi yok gibi bir şey. Hopa’dan Trabzon’a kadar insanlar bana şemsiye getiriyor. Hatta İstanbul’dan bile geliyor. Yazın memlekete gelenler bozulan şemsiyelerini topluyor, getirip bana yaptırıyor. Çünkü artık şemsiye tamiri diye bir sanat kalmadı. Şemsiye tamiri bitti. Zaten sanatların çoğu bitti. Bizim asıl dede mesleğimiz çinko oluk işi. Sonra lehim işleri, lüks tamiri, şemsiye tamiri Lehim işinin her çeşidini yaparız. Mesela bakır kaplar delinir, onları lehimleriz. Eskiden bu işler çok olurdu. Şimdi o işler de bitti" ifadelerini kullandı. "Rize’de şemsiyesiz dışarı çıkılmaz" Rize’de yaşayan insanların hava durumuna bakmadan evden şemsiyeyle çıktığını söyleyen Tarlacı, kentte şemsiyenin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlattı. Tarlacı, "Burası Rize. Yağmurun başkenti. Burada insanlar evden çıkarken şemsiyesiz çıkmaz. Hava açık diye güven olmaz. Sabah güneş olur, öğlene yağmur yağar. Çarşıya çıkan adamın elinde mutlaka şemsiye olur. Burada şemsiye elde taşınır yani" şeklinde konuştu. Emekli olduğunu ve şemsiye tamirciliğini severek yaptığını söyleyen Tarlacı, "Ben emekliyim. Şükürler olsun. Bu işi geçim kaynağı olarak yapmıyorum artık. Harçlığımız çıkıyor işte. Ama sadece şemsiye tamiriyle ev geçindirmek zor. O yüzden lehim işi de yapıyoruz, başka tamir işleri de yapıyoruz" dedi. "Şimdiki şemsiyelerin ömrü yok" Eskiden kullanılan şemsiyelerin daha kaliteli olduğunu söyleyen Tarlacı, günümüzde satılan birçok ürünün kısa sürede kırıldığını ifade etti. Tarlacı, "Güneşli havalarda bakarsın üç-beş şemsiye gelir. Ama yağmurlu havalarda iş çoğalır. Özellikle kışın yoğun olur. Eskiden şemsiye ucuzdu. İnsanlar tamir yaptırmazdı. Atar yenisini alırdı. Ama şimdi en kötü şemsiye olmuş 350-400 lira. Bir de çoğu Çin malı. Eskiden kaliteli şemsiyeler vardı. Kobalt vardı, başka kaliteli markalar vardı. Onların parçaları çelik olurdu. Şimdi hepsi plastik" diye konuştu. Dükkanında hala eski şemsiyelerin parçalarının bulunduğunu belirten Tarlacı, "Eskiden çelik olan parçalar şimdi plastik olmuş. Çin şemsiyesi bunlar. Şimdi her şey Çin oldu zaten. Şemsiyeler de öyle. Şimdi öyle oluyor ki adam dükkandan sıfır şemsiye alıyor, müşteriye gösterirken şemsiye kırılıyor. Yepyeni şemsiye kırılıyor. Burada benim dükkanda bile sıfır kırık şemsiyeler var. Tamir etmem için getiriyorlar. Çünkü malzeme kalitesiz" ifadelerini kullandı. "Poşet poşet şemsiye getiriyorlar" Şemsiyelerin pahalanmasıyla birlikte tamire olan ilginin arttığını söyleyen Tarlacı, özellikle kadın müşterilerin çok sayıda şemsiye getirdiğini anlattı. Tarlacı, "Ama şimdi şemsiye pahalı olduğu için insanlar atamıyor. 350-400 liralık şemsiyeyi bir kere kırıldı diye çöpe atmak kolay değil. Getiriyor bana, 50 lira 100 lira verip yaptırıyor. Özellikle kadın müşteriler çok getiriyor. Poşet poşet bozuk şemsiye getiriyorlar. ’Bunları atmaya kıyamıyoruz’ diyorlar" şeklinde konuştu. "Şemsiye tamiri sabır ister" Şemsiye tamirinin göründüğünden daha zor bir iş olduğunu anlatan Tarlacı, "Şemsiye tamiri sabır işi. Zevkli iş ama çok sabır istiyor. Bazı şemsiyeler oluyor 8 telli, bazıları 16 telli oluyor. İçine el bile zor giriyor. Bazen tamir ederken 10 dakika uğraşıyorum, olmuyor, bırakıyorum. Sonra biraz bekleyip tekrar başlıyorum. Sabır olmadan yapılacak iş değil. Ama ben seviyorum bu işi. Benim için biraz da hobi oldu artık. Emekliyim sonuçta. Geliyorum dükkana, uğraşıyorum. Sanatımdan zevk alıyorum. Yaptığım işten memnunum. İnsanları memnun etmeye çalışıyorum" diye konuştu. "Bu işi sakın bırakma diyorlar" Müşterilerinin kendisine sık sık dua ettiğini belirten Tarlacı, mesleğin kaybolmasından dolayı insanların endişe duyduğunu söyledi. Tarlacı, "Allah sağlık verdiği sürece de yaparım herhalde. Ölene kadar devam ederim diye düşünüyorum. İki tane oğlum var. Birisi biraz yapar ama başka yerde çalışıyor. Diğeri de başka işte çalışıyor. Ben burada emekliliğimi sürdürüyorum işte. Müşteriler bana çok dua ediyor. Özellikle kadın müşteriler geliyor, ’Bu işi sakın bırakma’ diyor. ’Sen bırakırsan biz şemsiyeleri nereye yaptıracağız?’ diyorlar. ’Allah sana uzun ömür versin’ diyen çok oluyor. Çünkü artık yapan yok" ifadelerini kullandı. "Bizden sonra ne olur bilmiyorum" Gençlerin bu tür işlere ilgi göstermediğini söyleyen Tarlacı, "Şimdiki gençler de bu işe yanaşmıyor. ’Şemsiye tamirciliği mi olur?’ diyorlar. Küçümsüyorlar biraz. Çırak da yetişmiyor zaten. Bugün bir çırağa ne vereceksin? Günlük üç-beş şemsiye tamiriyle ancak kendi masrafını çıkarıyorsun. Benim kendi oğlum bile geliyor, 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. Çünkü başka işte çalışıyor. Şimdiki gençler bu işlere meyilli değil. Ben çocukluğumdan beri aynı dükkandayım. Aynı yerde çalışıyorum. Dediğim gibi bu iş dedemden babama, babamdan bana kaldı. Bizden sonrası ne olur artık bilmiyorum. Belki tamamen biter, belki biri çıkar devam ettirir. Ama şu anda yapan yok. Kışın işler biraz iyi oluyor ama yazın pek iş olmuyor" dedi. Yıllardır aynı dükkanda şemsiyeleri tamir ederek mesleğini sürdüren Orhan Tarlacı, yağmurun eksik olmadığı Rize’de hem insanların şemsiyelerini hem de kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaati ayakta tutmaya devam ediyor.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:16
Yağmurun başkentinde 40 yıllık şemsiye tamircisi
Rize’de 40 yıldır şemsiye tamiri yapan Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği mesleği yaşatmaya çalışıyor. Rize’nin son şemsiye tamircisi olan Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a, hatta İstanbul’dan bile bozuk şemsiyeler geliyor. Türkiye’nin en yağışlı şehirlerinden biri olan Rize’de, yağmur günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası olurken, şemsiye de kent kültürünün en önemli simgelerinden biri olmayı sürdürüyor. Ancak teknolojinin, tüketim alışkanlıklarının ve ucuz ithal ürünlerin gölgesinde unutulmaya yüz tutan mesleklerden biri olan şemsiye tamirciliği, Rize’de hala küçük bir dükkanda yaşamaya devam ediyor. Rize merkezde yıllardır aynı dükkanda çalışan 61 yaşındaki Orhan Tarlacı, babasından öğrendiği şemsiye tamiri mesleğini yaklaşık 40 yıldır sürdürüyor. Çocuk yaşlarda başladığı çinko oluk ve lehim işlerini yıllar içinde şemsiye tamiriyle birleştiren Tarlacı, bugün Rize’de tek Karadeniz Bölgesi’nde ise bu işi yapan sayılı ustalardan biri olarak biliniyor. Tarlacı’ya Artvin’den Trabzon’a kadar birçok noktadan tamir için şemsiye gelirken, İstanbul’da yaşayan Rizeliler bile yaz aylarında bozuk şemsiyelerini Rize’ye getiriyor. Babasından öğrendiği mesleği 40 yıldır sürdürüyor Çocukluk yıllarından beri çinko oluk, lehim ve tamir işleriyle uğraştığını anlatan Orhan Tarlacı, mesleğin aileden kendisine kaldığını söyledi. Tarlacı, "Çocukluğumdan beri çinko, oluk ve lehim işleriyle uğraşıyorum. Bu bizim dede mesleğimiz. Dededen babaya, babadan da bize kaldı. Eskiden daha çok çinko oluk işi yapardık. Çatı olukları, sac işleri olurdu. O zamanlar bu işler çoktu. Sonradan çinko işi bitti, lehim işi azaldı. Yaklaşık 40 senedir de daha çok şemsiye tamiri ile uğraşıyorum. Elimizden geldiği kadar en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz" dedi. Eskiden Rize’de bu işi yapan çok sayıda usta bulunduğunu ancak zamanla mesleğin yok olmaya başladığını ifade eden Tarlacı, "Şu anda biliyorsunuz Rize’de şemsiye tamircisi yok. Eskiden vardı. Bakırcılar Sokağı’nda vardı mesela. O ustalar da yıllar önce vefat etti. Yaklaşık 15-20 sene oldu öleli. Ondan sonra bu işler bize kaldı. Biz de elimizden geldiği kadar devam ettirmeye çalışıyoruz" diye konuştu. "İstanbul’dan bile şemsiye getiriyorlar" Şemsiye tamiri yapan insan sayısının çok azaldığını söyleyen Tarlacı, "Ben hemen hemen 40 senedir bu işi yapıyorum. Rahmetli babam yapardı. Ben de ondan öğrendim. Babamdan bana kaldı. Bizden sonra ne olur artık bilemiyorum. Çünkü bu işi yapan da yetişmiyor artık. Şu anda Karadeniz’de şemsiye tamircisi yok gibi bir şey. Hopa’dan Trabzon’a kadar insanlar bana şemsiye getiriyor. Hatta İstanbul’dan bile geliyor. Yazın memlekete gelenler bozulan şemsiyelerini topluyor, getirip bana yaptırıyor. Çünkü artık şemsiye tamiri diye bir sanat kalmadı. Şemsiye tamiri bitti. Zaten sanatların çoğu bitti. Bizim asıl dede mesleğimiz çinko oluk işi. Sonra lehim işleri, lüks tamiri, şemsiye tamiri Lehim işinin her çeşidini yaparız. Mesela bakır kaplar delinir, onları lehimleriz. Eskiden bu işler çok olurdu. Şimdi o işler de bitti" ifadelerini kullandı. "Rize’de şemsiyesiz dışarı çıkılmaz" Rize’de yaşayan insanların hava durumuna bakmadan evden şemsiyeyle çıktığını söyleyen Tarlacı, kentte şemsiyenin günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olduğunu anlattı. Tarlacı, "Burası Rize. Yağmurun başkenti. Burada insanlar evden çıkarken şemsiyesiz çıkmaz. Hava açık diye güven olmaz. Sabah güneş olur, öğlene yağmur yağar. Çarşıya çıkan adamın elinde mutlaka şemsiye olur. Burada şemsiye elde taşınır yani" şeklinde konuştu. Emekli olduğunu ve şemsiye tamirciliğini severek yaptığını söyleyen Tarlacı, "Ben emekliyim. Şükürler olsun. Bu işi geçim kaynağı olarak yapmıyorum artık. Harçlığımız çıkıyor işte. Ama sadece şemsiye tamiriyle ev geçindirmek zor. O yüzden lehim işi de yapıyoruz, başka tamir işleri de yapıyoruz" dedi. "Şimdiki şemsiyelerin ömrü yok" Eskiden kullanılan şemsiyelerin daha kaliteli olduğunu söyleyen Tarlacı, günümüzde satılan birçok ürünün kısa sürede kırıldığını ifade etti. Tarlacı, "Güneşli havalarda bakarsın üç-beş şemsiye gelir. Ama yağmurlu havalarda iş çoğalır. Özellikle kışın yoğun olur. Eskiden şemsiye ucuzdu. İnsanlar tamir yaptırmazdı. Atar yenisini alırdı. Ama şimdi en kötü şemsiye olmuş 350-400 lira. Bir de çoğu Çin malı. Eskiden kaliteli şemsiyeler vardı. Kobalt vardı, başka kaliteli markalar vardı. Onların parçaları çelik olurdu. Şimdi hepsi plastik" diye konuştu. Dükkanında hala eski şemsiyelerin parçalarının bulunduğunu belirten Tarlacı, "Eskiden çelik olan parçalar şimdi plastik olmuş. Çin şemsiyesi bunlar. Şimdi her şey Çin oldu zaten. Şemsiyeler de öyle. Şimdi öyle oluyor ki adam dükkandan sıfır şemsiye alıyor, müşteriye gösterirken şemsiye kırılıyor. Yepyeni şemsiye kırılıyor. Burada benim dükkanda bile sıfır kırık şemsiyeler var. Tamir etmem için getiriyorlar. Çünkü malzeme kalitesiz" ifadelerini kullandı. "Poşet poşet şemsiye getiriyorlar" Şemsiyelerin pahalanmasıyla birlikte tamire olan ilginin arttığını söyleyen Tarlacı, özellikle kadın müşterilerin çok sayıda şemsiye getirdiğini anlattı. Tarlacı, "Ama şimdi şemsiye pahalı olduğu için insanlar atamıyor. 350-400 liralık şemsiyeyi bir kere kırıldı diye çöpe atmak kolay değil. Getiriyor bana, 50 lira 100 lira verip yaptırıyor. Özellikle kadın müşteriler çok getiriyor. Poşet poşet bozuk şemsiye getiriyorlar. ’Bunları atmaya kıyamıyoruz’ diyorlar" şeklinde konuştu. "Şemsiye tamiri sabır ister" Şemsiye tamirinin göründüğünden daha zor bir iş olduğunu anlatan Tarlacı, "Şemsiye tamiri sabır işi. Zevkli iş ama çok sabır istiyor. Bazı şemsiyeler oluyor 8 telli, bazıları 16 telli oluyor. İçine el bile zor giriyor. Bazen tamir ederken 10 dakika uğraşıyorum, olmuyor, bırakıyorum. Sonra biraz bekleyip tekrar başlıyorum. Sabır olmadan yapılacak iş değil. Ama ben seviyorum bu işi. Benim için biraz da hobi oldu artık. Emekliyim sonuçta. Geliyorum dükkana, uğraşıyorum. Sanatımdan zevk alıyorum. Yaptığım işten memnunum. İnsanları memnun etmeye çalışıyorum" diye konuştu. "Bu işi sakın bırakma diyorlar" Müşterilerinin kendisine sık sık dua ettiğini belirten Tarlacı, mesleğin kaybolmasından dolayı insanların endişe duyduğunu söyledi. Tarlacı, "Allah sağlık verdiği sürece de yaparım herhalde. Ölene kadar devam ederim diye düşünüyorum. İki tane oğlum var. Birisi biraz yapar ama başka yerde çalışıyor. Diğeri de başka işte çalışıyor. Ben burada emekliliğimi sürdürüyorum işte. Müşteriler bana çok dua ediyor. Özellikle kadın müşteriler geliyor, ’Bu işi sakın bırakma’ diyor. ’Sen bırakırsan biz şemsiyeleri nereye yaptıracağız?’ diyorlar. ’Allah sana uzun ömür versin’ diyen çok oluyor. Çünkü artık yapan yok" ifadelerini kullandı. "Bizden sonra ne olur bilmiyorum" Gençlerin bu tür işlere ilgi göstermediğini söyleyen Tarlacı, "Şimdiki gençler de bu işe yanaşmıyor. ’Şemsiye tamirciliği mi olur?’ diyorlar. Küçümsüyorlar biraz. Çırak da yetişmiyor zaten. Bugün bir çırağa ne vereceksin? Günlük üç-beş şemsiye tamiriyle ancak kendi masrafını çıkarıyorsun. Benim kendi oğlum bile geliyor, 5-10 dakika duruyor, sonra gidiyor. Çünkü başka işte çalışıyor. Şimdiki gençler bu işlere meyilli değil. Ben çocukluğumdan beri aynı dükkandayım. Aynı yerde çalışıyorum. Dediğim gibi bu iş dedemden babama, babamdan bana kaldı. Bizden sonrası ne olur artık bilmiyorum. Belki tamamen biter, belki biri çıkar devam ettirir. Ama şu anda yapan yok. Kışın işler biraz iyi oluyor ama yazın pek iş olmuyor" dedi. Yıllardır aynı dükkanda şemsiyeleri tamir ederek mesleğini sürdüren Orhan Tarlacı, yağmurun eksik olmadığı Rize’de hem insanların şemsiyelerini hem de kaybolmaya yüz tutmuş bir zanaati ayakta tutmaya devam ediyor. (KA-ÖS-Y)
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:06
Anahtarın yerini tarif etti, evine giren ayıya "Zarar verme" diye seslendi
Rize’de yayla evinin camlarını kırık gören yaylacı eve giren ayıya anahtarın yerini tarif ederek "Aç kapıyı gir, zarar verme" diyerek seslendi. Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Kavrun Yaylası’nda son günlerde ayıların yayla evlerine verdiği zarar bölge halkını da mağdur etti. Yaylada bulunan evinde ayının oluşturduğu hasarla karşı karşıya kalan Yalçın Şahin’in yaptığı esprili paylaşım ise dikkat çekti. Evine girenin ayı olduğuna inanmak istemeyen Şahin olayı mizaha dökerek bir video çekti. Şahin videoda "Bu adam mıdır, ayı mıdır? Eğer adamsa; pencereyi kırıp atana kadar anahtar elektrik saatini içerisinde hiçbir yere zarar verme, al kapıdan gir. Neden kırıyorsun?" ifadelerini kullandı.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:02
Rize’de güneşli havayı fırsat bilen çay üreticileri hasat için bahçelere girmeye başladı
Rize’de güneşli havayı fırsat bilen çay üreticileri ilk sürgün hasat için bahçelere girmeye başladı. Bahçelerindeki hazırlıkları bitiren üreticiler sabahın erken saatlerinden itibaren Pazar ilçesinde çay bahçelerine girerek çay kesmeye başladı. Şarjlı çay motoru yerine makasla çay toplamayı sevdiğini dile getiren çay müstahsili Hayriye Karakütük "Bugün hayırlısıyla çayımıza başladık. İnşallah vatana millete hayırlısı olur. İnşallah bizde başaracağız. Ben motoru sevmiyorum, onun yerine makasla çay toplamayı seviyorum. Çay toplamayı seviyorum. İnşallah vatanımıza milletimize hayırlı olur" dedi. Çetin Karakütük ise "Bugün hayırlısıyla başladık. Allah utandırmasın. Geçen yıl da bu zamanlarda başlamıştık. Allah’a şükür çayımız güzel. Devletimizden de Allah razı olsun iyi fiyat verdi" ifadelerini kullandı. ÇAYKUR’dan yapılan açıklamada, bazı bölgelerde çayın hasat edilebilecek seviyeye ulaştığı belirtilerek "Bu yıl soğuk geçen bahar mevsimi sebebiyle çayımızın geç olgunlaştığı bir dönem yaşıyoruz. Buna rağmen erkenci olabilen yerler ve hasat sürecini başlatmaya hazır olan müstahsillerimiz için 2026 yılı yaş çay kampanyamızı açıyoruz" ifadelerine yer verildi.
19 Mayıs 2026 Salı - 20:25
YKS adayları resmi tatilde kütüphane mağduriyeti yaşadı
Rize’de 19 Mayıs resmi tatilinde İl Halk Kütüphanesi’nin kapalı olması nedeniyle ders çalışacak sessiz ortam bulamayan YKS adayları, yöneldikleri Gençlik Merkezi kütüphanesinde de yoğunluk nedeniyle yer bulamayınca mağduriyet yaşadı. Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) kısa süre kala sessiz ortamda ders çalışmak isteyen öğrenciler, resmi tatilde kapalı olan kütüphaneler nedeniyle mağduriyet yaşadı. Sınava hazırlık sürecinde özellikle sessiz ve düzenli çalışma ortamlarını tercih eden öğrenciler, sabah saatlerinde Rize İl Halk Kütüphanesi’ne geldi. Ancak resmi tatil nedeniyle kütüphanenin hizmet vermediğini gören öğrenciler alternatif alanlara yöneldi. Bazı öğrenciler çözümü Rize Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Merkezi’nde bulunan kütüphaneye gitmekte buldu. Bu kez de yoğunluk nedeniyle oturacak yer bulmakta zorlanan öğrenciler, çalışmalarını binada boş buldukları masa ve alanlarda sürdürmek zorunda kaldı. İl Halk Kütüphanesi kapalı olduğu için sürekli geldiği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne ait kütüphanede çalışmak için yer bulamadığını belirten Veysel Baki Biçer, "Halk Kütüphanesi kapalı olduğu için bugün burası çok yoğun. Erken geldim, yani saat 10.00-11.00 gibi geldim. Geldiğim andan itibaren kütüphanede her yer dolu. Oturacak yer bulamadım, bu yüzden geri döneceğim" ifadelerini kullandı.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:40
Balıyla dünyaca ünlü Anzer Yaylası’nda kar sürprizi
Rize’nin Anzer Yaylası’nda 18 Mayıs tarihinde yağan kar yağışı etkili oldu. Doğu Karadeniz bölgesinde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altına düşmesiyle birlikte Rize’nin yüksek kesimlerde kar yağışı etkili olmaya başladı. Özellikle balıyla dünyaca ünlü Anzer Yaylası’nda etkili olan kar yağışı, yaylada görsel bir şölen de sundu. Mayıs ayının sonlarına yaklaştığımız bu günlerde yağan kar yöredeki arıcıları endişelendirirken, yayladaki soğuk havanın etkisini bir kaç gün daha sürdüreceği öğrenildi.
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 14:00
Yayla evlerini kırdı döktü; ormanda dinlenirken drone kamerasına yakalandı
Rize’nin Hemşin ilçesine bağlı Trovit Yaylası’nda yayla evlerine giren boz ayı dron kamerasına yakalandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder