Son Dakika
|
Beşiktaş’ta Mert Günok ile yollar ayrıldı
Çanakkale’de 4 büyüklüğünde deprem
İsviçre'de 40 kişinin öldüğü barda 5 yıldır denetim yapılmadığı ortaya çıktı
Seçil Erzan davasında gerekçeli karar açıklandı
ABD’nin kaçırdığı Venezuela Devlet Başkanı Maduro, mahkemeye getirildi
ABD'li Senatör Graham: "Maduro bugün Türkiye'de olabilirdi"
Bedelli askerlik 333 bin 88 TL oldu
Memur ve emeklinin maaş zammı belli oldu
Eskişehir’de katliam gibi kaza: 3 ölü
ABD’den Maduro operasyonu açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
Fransa'daki Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi başladı
İsrail Dışişleri Bakanı Saar'dan Somaliland'a ziyaret
Bozcaada ve Gökçeada’ya yarınki tüm feribot seferleri iptal edildi
ABD'nin Venezuela saldırısı Tokyo'da protesto edildi
MİT’ten ‘Lawrence’a dair 87 yıllık tarihi belge
Çanakkale’de 4 büyüklüğünde deprem
Samsun’da meteor heyecanı
SAĞLIK
Denizli’de geçen yıl 3 bin 378 kişi organ bağışında bulundu
06 Ocak 2026 Salı - 18:06:41
Denizli organ bağışı konusundaki başarılarına bir yenisini daha ekledi. 2024 yılında milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayılarına göre (PMP) Türkiye 1’incisi olan Denizli, 2025 yılında da bu ünvanını kimseye kaptırmayarak zirvedeki yerini korudu. Denizli’de 2019 yılında organ bağışına dikkat çekmek, vatandaşlarda organ bağışının önemini anlatmak ve bağışta bulunan kişi sayısını arttırmak için başlatılan Her Bağış Yeni Bir Hayat Projesi; 2025 yılında da elde ettiği başarıyla Denizli’nin gururu oldu. Denizli’de 2025 yılında 3 bin 378 kişi organ bağışında bulunurken, bu rakam Türkiye’de milyon nüfus başına düşen organ bağışı sayısında Denizli’yi Türkiye birincisi yaptı. "2025 yılında 3 bin 378 kişi organ bağışında bulundu" Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk organ bağışının birçok hastaya yeniden yaşama şansı sunduğunu vurgulayarak, tek bir bağışın birden fazla insanın hayatını kurtarabildiğine dikkat çekti. Öztürk; "Denizli’de 2019 yılında başlattığımız Her Bağış Yeni Bir Hayat projesinin başarılarıyla mutlu ve gururluyuz. Tabi elde edilen bu başarılar Denizlili vatandaşlarımızın bilinçli yaklaşımı, sağlık çalışanlarımızın projeyi sahiplenerek özverili çalışmaları ve yürütülen farkındalık çalışmaları sayesinde mümkün oldu. Rakamlara bakacak olursak da proje kapsamında 2025 yılında 3 bin 378 kişi organ bağışında bulundu ve bu rakam milyon nüfus başına düşen organ bağış sayılarında (PMP) Denizli’yi Türkiye’de birinci yaptı. Geçen yıl da bu alanda Türkiye birincisiydik. Başarıyı tekrar yakaladığımız ve zirveyi kimseye bırakmadığımız için ayrıca mutluyuz. Yine genel organ bağışı sayılarına baktığımızda Türkiye’de İzmir, İstanbul, Manisa ve Kocaeli’nden sonra 32 bin 696 bağışla da 5. sıradayız. Ben buradan bir kez daha organ bağışında bulunan Tüm Denizlililere teşekkür ediyor, yine elde ettiğimiz başarılar da büyük emeği olan sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi. Denizli İl Sağlık Müdürlüğü olarak organ bağışı konusunda bilgilendirme ve farkındalık çalışmalarının artarak devam edeceğini ifade eden Uz. Dr. Berna Öztürk, tüm vatandaşları organ bağışına destek olmaya davet etti.
06 Ocak 2026 Salı - 16:56
Kışın egzama vakaları artıyor
KAYSERİ (İHA) – Acıbadem Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, kış aylarında soğuk hava, rüzgâr ve kapalı ortamlardaki nem azalmasının cilt kuruluğunu artırdığını belirterek, "Kuruluk sadece kozmetik bir sorun değildir, mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık problemidir" dedi. Kış aylarında cilt kuruluğuna bağlı olarak egzama vakalarında artış görüldüğünü ifade eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Sema Karaoğlu, "Soğuyan havanın etkisiyle klimaların ve kaloriferlerin çalışmasıyla kapalı ortamlarda nemin azalmasıyla ve yaşadığınız yerde nemsizlik varsa, sıcak duş alıyorsanız deri kuruyor. Derimiz bizi dış etkenlerden koruyan nem dengemizi sağlayan bir bariyer. Bu bariyer soğuk hava, rüzgar, nemsizlik ile birlikte bozuluyor. Deri aslında bir yağlı kâğıt gibidir. Deriniz, hücrelerinizin su kaybetmesine izin vermez. Soğuk, rüzgar, nemsizlik bu bariyeri bozunca deri su kaybetmeye başlar. Su kaybeden deri, tıpkı toprak gibi kurur ve çatlar. Çatlayan deri yüzeyinde dermal sinirler açığa çıktığı için kaşıntı başlar. Kaşıntı ile birlikte deride tahriş egzamalarda artış başlar. Eğer ki zaten kişi de egzama varsa kış aylarında da bu egzamalar mutlaka artar. Kış ayları, soğuk havalar egzamanın sebebi değildir ama egzamaların en önemli tetikleyicilerinden biridir. Dolayısıyla kış aylarında bu egzamaları çok görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Özellikle çocuklar ve yaşlılarda cilt bariyeri daha hassas" Cilt kuruluğunun ardından enfeksiyon riskinin arttığına dikkat çeken Dr. Karaoğlu, özellikle çocuklar ve yaşlılarda cilt bariyerinin daha hassas olduğunu vurguladı. Karaoğlu, "Kuruluk kozmetik bir problem olarak görülmemeli, mutlaka tedavi edilmelidir. Banyodan sonra cilt henüz nemliyken, tamamen kurulamadan nemlendirici uygulanmalıdır. Banyo yağları veya cilde uygun onarıcı nemlendiriciler tercih edilebilir" dedi. Kapalı alanlarda kullanılan klima ve sobaların ortam nemini daha da azalttığını belirten Karaoğlu, "Özellikle kuru bölgelerde yaşayan kişilerde kış aylarında cilt kuruluğu daha sık görülür. Yüz için banyo sonrası ve gün içinde nemlendirme yapılmalı, yüz günde en az iki kez nemlendirilmelidir" şeklinde konuştu. "Her cilt tipi mutlaka nemlendirilmelidir" Yüz bakımıyla ilgili yanlış bilinen bilgiler olduğuna da değinen Dr. Sema Karaoğlu, "Bazı hastalarımız ’benim yüzüm çok yağlı, nemlendirici kullanmaya ihtiyacım yok’ ya da ’şu komşuma iyi gelmiş bana da iyi gelir’ diyerek ürün kullanıyorlar. Bu durumlar çok yanlış. Her cilt tipinin nemlendirme ihtiyacı farklı olabilir. Cildiniz kuru da olsa yağlı da olsa mutlaka nemlendirmeniz gerekli. Yağ ile su karıştırılmamalı. Birisi yağ, birisi cildin su ihtiyacı. Eğer cildiniz yağlıysa ve yüzünüzde kızarıklık- kepek oluştuysa hastalarımız kuru cilt tipine uygun ürün kullanıyorlar. Oysaki orada zaten yağ fazlalığı var, nem ihtiyacı var. Uygun nemlendiriciler kullanılmadığı için şikâyetler artıyor. Bu yüzden de yüzde kuruluk, kepeklenme ve kaşıntı artıyor. Her cilt tipinin nemlendirme ihtiyacı vardır. Yağ ve su ihtiyacı birbirinden farklıdır" dedi.
06 Ocak 2026 Salı - 16:26
‘Anne Oteli’ zorlu kış şartlarında hastalar için sıcak bir yuva oldu
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde olumsuz hava şartları ve ulaşım zorlukları nedeniyle sağlık hizmetine erişimde güçlük yaşayan anne adayları "Anne Oteli"nde misafir ediliyor. Bölgedeki halkın yanı sıra İran ve Irak’tan gelen kadınların da tercih ettiği Yüksekova Devlet Hastanesi, sunduğu konaklama ve sağlık imkanlarıyla hayati bir görev üstleniyor. Yüksekova Devlet Hastanesi, 2016 yılından bu yana sürdürdüğü "Anne Dostu Hastane" vizyonu kapsamında özellikle kış aylarında yolları kapanan köylerden ve çevre ilçelerden gelen gebeler için "Anne Oteli" hizmetini de titizlikle yürütüyor. Şemdinli ve Derecik ilçeleriyle Esendere beldesi gibi ulaşımı zor noktalardan gelen anne adayları, doğum öncesi ve sonrasındaki kritik süreçleri bu merkezde güven içinde geçiriyor. Hastanede görev yapan Ebe Sarice Ulalı, Anne Oteli’nin sağladığı imkanların hem bebek sağlığı hem de anne konforu açısından kritik olduğunu vurguladı. Ulalı, "Anne Otelimiz, bebeği hastanede tedavi gören annelerin emzirme ve bakım sürecini kesintisiz sürdürebilmesi amacıyla hizmet vermektedir. Özellikle olumsuz hava sebebiyle ve ulaşım zorlukları nedeniyle mağduriyet yaşayabilecek annelerimize, sosyal hizmet kapsamında güvenli konaklama imkanı sunuyoruz. Burada sadece barınma değil; doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası süreçlere dair hem teorik hem de uygulamalı eğitimler de veriyoruz" dedi. Modern tıbbi donanımı ve "Anne Dostu" uygulamalarıyla dikkat çeken hastane, sadece çevre illere değil, sınır komşuları İran ve Irak’tan gelen hastalara da kapılarını açıyor. Sağlık turizmi kapsamında bölgeye gelen yabancı anne adayları, doğum süreçlerini uzman personel gözetiminde ve Anne Oteli konforunda tamamlıyor. Hastanede konaklayan anne adayları, gebelik döneminde karşılaşılan sorunlar ve çocuk sağlığı gibi konularda eğitim programlarına katılarak bilinçli birer ebeveyn olma yolunda destek alıyor.
06 Ocak 2026 Salı - 16:21
Kasık fıtıklarında erken tanı hayati önem taşıyor
Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Levent A. Kazak, kasık bölgesinde oluşan şişlik ve ağrının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, "Erken tanı, kasık fıtığında ciddi risklerin önüne geçer" dedi. Kasık fıtıklarının toplumda sık görülen ancak ihmal edildiğinde hayati sonuçlara yol açabilen bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Levent A. Kazak, hastalığın karın içi organların kasık bölgesindeki zayıf noktalardan dışarı doğru çıkmasıyla oluştuğunu söyledi. Kazak, erkeklerde kadınlara oranla yaklaşık 10 kat daha fazla görülen kasık fıtığının, erkeklerde yaşam boyu görülme riskinin yüzde 25 civarında olduğunu ifade etti. Kasık fıtığının en belirgin belirtilerinin kasık bölgesinde şişlik, ağrı ve rahatsızlık hissi olduğunu belirten Kazak, bazı vakalarda şişliğin hentbol topu büyüklüğüne kadar ulaşabildiğini kaydetti. Hastalığın tedavi edilmemesi halinde ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini dile getiren Kazak, "Bağırsak ve yağ dokusunun sıkışarak çürümesi yani nekroza gitmesi, kan zehirlenmesine kadar varabilen ağır tablolara neden olabilir. Ayrıca fıtığın uzun süre testis torbasında kalması testis fonksiyonlarını bozabilir, genç hastalarda kısırlık riskini artırabilir" diye konuştu. Kasık bölgesinde şişlik ve ağrı hisseden hastaların vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğinin altını çizen Opr. Dr. Levent A. Kazak, erken teşhis ve uygun tedaviyle kasık fıtıklarının büyük ölçüde sorunsuz şekilde tedavi edilebildiğini sözlerine ekledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Ocak 2026 Salı- 11:08
Yine sıcak su torbası yine facia: "Koyduktan 3 dakika sonra patladı"
2
14 Nisan 2025 Pazartesi- 09:06
Prof. Dr. Habib Bilen; "Şeker kalbi vuruyor"
3
05 Ocak 2026 Pazartesi- 13:48
Verem erken tanı ve düzenli tedaviyle tamamen iyileşiyor
4
06 Ocak 2026 Salı- 10:46
"Bitter çikolata hipertansiyonu düşürebilir"
5
05 Ocak 2026 Pazartesi- 10:40
‘Kesisiz cerrahi ile daha hızlı iyileşme mümkün’
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
Mükemmelliyetçi beklentiler estetik bağımlılığına yol açabiliyor
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Mutluhan Temizsoy, sosyal medyanın etkisiyle estetik yaptıran erkek sayısının arttığını ve yaş sınırının düştüğünü belirtirken; sürekli yeni operasyon taleplerinin ciddi bir estetik bağımlılığı riski taşıdığını vurguladı. Dr. Mutluhan Temizsoy, Estetik cerrahideki hasta profilinin sosyal medya ile birlikte değiştiğini ifade etti. Artık erkeklerin de estetik ameliyatlar için yoğun başvuru yaptığını ve bu durumun sosyal medyanın popülerliğinin doğrudan bir sonucu olduğunu belirtti. Ayrıca Temizsoy, güzellik algısının değişmesiyle estetik yaptırma yaşının düştüğüne dikkat çekerek, özellikle mükemmeliyetçi beklentilerle başlayan sürecin, hastaların küçük deformiteler nedeniyle bile tekrar tekrar ameliyat olma isteği veya farklı vücut bölgelerine yönelme eğilimiyle "estetik bağımlılığına" ilerleyebileceği konusunda uyarılarda bulundu. "Estetik yaptıran erkeklerin sayısı artıyor" Artık erkeklerin de estetik ameliyat olduğuna dikkat çeken Dr. Mutluhan Temizsoy, "Bize başvuran hastalara baktığımız zaman, erkeklere nazaran kadınlar daha fazla estetik ameliyat olsa da son zamanlarda erkekler de estetik ameliyatlar için başvurmakta. Bunun başlıca sebeplerinden biri de sosyal medyanın günlük hayattaki popülerliğinin etkisi diyebiliriz" dedi. "Estetik yaptırma yaşı lise çağlarına kadar düşüyor" Sosyal medyanın etkisiyle estetik yaptırma yaşının ciddi derecede düştüğünden bahseden Mutluhan, "Normalde estetik ameliyat için kişinin reşit olması gerekiyor. Reşit olmayan, estetik ameliyat olma talebiyle de başvuran hastalarımız oluyor. Mesela kulak estetiği gibi. Kulak estetiği, okul çağında bazen sosyal problemlere sebep olabilmekte, çocuğun psikolojik gelişimlerini de olumsuz etkileyebilmekte. Bu tip durumlarda akran zorbalığının önüne geçmek için kulak estetiği gibi bir ameliyatı 18 yaşının altında yapabilmekteyiz" diye konuştu. "Ameliyata ihtiyaç olup olmadığını belirleyecek kişi hastanın kendisidir" Estetik ameliyatların gerekip gerekmediğini belirleyecek birinci kişinin hastanın kendisi olduğunu belirten Temizsoy, "Estetik ameliyatlar için tabi ki birinci karar hastaya ait. Bize başvuran hastalara ’Estetik gerekli mi, değil mi?’ şeklinde sorular gelebiliyor. Ancak gerekli olup olmadığına karar verecek kişi hastanın kendisidir. Bazı hastalarımız gerçeklerden biraz uzak ve biraz da takıntılı olabilecek şekilde mükemmeliyetçi bir beklenti içinde olabiliyorlar. Bu hastalar için psikolojik durumlarının hazır olmasını bekliyoruz. Beklemek çok doğru bir karar oluyor. Çünkü hastanın soru işaretlerini gidermek ve iyice emin olmasını sağlamak hastanın ameliyattan daha mutlu bir şekilde ayrılmasını sağlayabiliyor" şeklinde konuştu. "Estetik bağımlılığına yol açıyor" Dr. Mutluhan Temizsoy, estetik bağımlılığı ile ilgili son olarak şunları söyledi: "Bazı hastalarımız ameliyat olduktan sonra geçirdiği ameliyat bölgesiyle alakalı kafasında beliren soru işaretleri olabiliyor. Çok küçük deformiteler olsa da tekrar ameliyat olmak isteyebiliyor. Veya hasta bir burun ameliyatı oldu ve sonucunu beğendi. Bu sefer başka vücut bölgelerine doğru yönelip örneğin kulak ameliyatı ya da yüz germe ameliyatı gibi ameliyatlar olmayı talep edebiliyor ve bir noktadan sonra bu estetik bağımlılığına doğru ilerleyebiliyor."
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
Bursa Kanserle Savaş Derneği’nden Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ziyaret
Bursa Kanserle Savaş Derneği yönetimi ve AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, meme kanseri farkındalık ayı ve kanserle mücadele çalışmaları kapsamında Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nu makamında ziyaret etti. Tüm dünyada ve Türkiye’de Ekim ayı meme kanseri ve farkındalık ayı olarak dikkat çekerken AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç, Bursa Kanser Derneği Başkanı Ümit Ecemiş ve yönetimi Ankara’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu ile bir araya geldi. Görüşmede, Bursa’da kanser farkındalığını artırmaya yönelik projeler, erken tanı ve tarama faaliyetleri ile gönüllülük esaslı sosyal destek çalışmaları hakkında bilgi verildi. Başkan Ecemiş, özellikle meme kanseri farkındalığı, mobil mamografi tarama aracı iş birliği ve "Pembe Rota" projesinin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, erken teşhisin kanserle mücadelede hayati rol taşıdığını vurgulayarak, sivil toplum kuruluşlarının bu alandaki katkılarının değerli olduğunu söyledi. Dernek heyeti, destekleri ve nazik ev sahipliği için Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na teşekkür ederken, ziyarete katkılarından dolayı Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç’a da şükranlarını iletti. "Erken Tanı Hayat Kurtarır" ilkesiyle çalışmalarını sürdüren Bursa Kanserle Savaş Derneği, farkındalık projelerine kararlılıkla devam edeceklerini bildirdi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:29
Tekrarlayan düşüklerin ardından gelen mutluluk
Kahramanmaraş’ta 6 kez düşük yapan bir anne uygulanan tedaviyle sağlıklı bir bebek dünyaya getirdi. Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Uzm. Dr. Önder Ercan, 6 kez düşük yapan bir hastasının uygun tedaviyle sağlıklı bir şekilde doğum yaptığını belirterek, "Bugün hastamızla mutlu sona ulaştık" dedi. Tekrarlayan gebelik kayıplarının hem tıbbi hem de psikolojik açıdan önemli bir durum olduğunu belirten Ercan, "Hastamızda daha öncesinde 6 gebelik kaybı vardı. Sebepler araştırılıp uygun tedaviler uygulandı ve bugün anne ile bebeğin kavuşmasına şahit olduk. Ailemizi tebrik ediyorum" dedi. Benzer vakaların sık görülebildiğini belirten Ercan, "Geçen hafta da 7 düşük öyküsü olan bir hastamız mutlu sona ulaştı. Günlük pratiğimizde bu tür olaylarla karşılaşıyoruz. Ancak bir defa olan düşükleri önemli kabul etmiyoruz, bu durum yaklaşık yüzde 15 oranında görülebilir. Fakat 3 ve üzeri düşüklerde ciddi araştırma yapılmalı ve uygun tedaviye başlanmalıdır" diye konuştu. Ercan, tekrarlayan gebelik kayıplarının aileler üzerinde ciddi stres oluşturduğuna dikkat çekerek, "Bu durum hem çevresel hem de psikolojik baskılara yol açabiliyor. Ancak uygun tetkik ve tedaviyle hastalarımız mutlu sona ulaşabiliyor" ifadelerini kullandı. Baba olmanın mutluluğunu yaşayan Mustafa Babutçu ise, "Önder Hoca’ya teşekkürler. Tedavimiz güzel sonuçlandı. Altıncı düşükten sonra yedinci kez gebelik sonucu yavrumuzu kucağımıza aldık. Allah razı olsun. Hastanemizden de yardımcı oldular" dedi.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:21
Güney’de ’Sağlıkla Yaşayan Türkiye’ yürüyüşü düzenlendi
Denizli’de Güney Devlet Hastanesi öncülüğünde düzenlenen "Sağlıkla Yaşayan Türkiye" yürüyüşü, ilçe protokolü, sağlık çalışanları ve vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Denizli’nin Güney ilçesinde, Güney Devlet Hastanesi tarafından sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla "Sağlıkla Yaşayan Türkiye" temalı yürüyüş etkinliği düzenlendi. İlçe kurum amirleri, kamu personelleri ve vatandaşların katıldığı etkinlikte birlik, dayanışma ve spor dolu anlar yaşandı. Yürüyüşün ardından sağlık çalışanları ile katılımcılar arasında şınav çekme yarışması ve kısa süreli dostluk maçı gerçekleştirildi. Etkinlik, hem sporun hem de sağlıklı yaşam farkındalığının önemini bir kez daha hatırlattı.
15 Ekim 2025 Çarşamba - 00:06
Seydikemer’de bazı üzümlerde yasaklı aktif madde tespit edildi
Muğla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin 2025 yılı hasat öncesi pestisit denetimleri kapsamında, Seydikemer ilçesinde yapılan kontrollerde alınan üzüm numunesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 28 Temmuz 2023 tarihinde yasaklanan aktif madde (Dimethoate) tespit edildi. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, ilgili mevzuat gereği, söz konusu ürünler için idari yaptırım uygularken, hasada gelen ürünlerin imha işlemi gerçekleştirildi. Bitkisel üretimde gıda güvenliği ve tüketici sağlığının korunması amacıyla pestisit denetimlerinin ilgili birimler tarafından aralıksız devam edeceği açıklandı.
14 Ekim 2025 Salı - 20:45
Kastamonu’da 9 ayda 90 işletmeye 11 milyon 644 bin 539 TL ceza
Kastamonu’da 2025 yılı ieçrisinde gıda sağlığının korunması için yapılan denetimlerde, 90 işletmeye toplam 11 milyon 644 in 539 TL’de para cezası uygulandı. Kastamonu Valiliği koordinasyonunda tüketici sağlığının korunması, vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşması için denetimler kesintisiz sürdürülüyor. Bu kapsamda, Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından 2025 yılının ilk 9 ayında 5 bin 598 denetim yapıldı, 174 şikayet değerlendirilerek gıdalardan alınan 253 numune analiz edildi. Yapılan denetimler neticesinde toplam 90 işletmeye idari yaptırım yapılarak 11 milyon 644 bin 539 TL para cezası uygulandı. 6 işletme hakkında da Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunuldu.
14 Ekim 2025 Salı - 18:25
Prof. Dr. Metintaş: "Akciğer kanserine karşı sigaradan uzak durun, çevrenize dikkat edin"
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, "Akciğer kanserinden korunmak için, akciğerlerimizle açık temas oluşturan özellikle sigara olmak üzere kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, dünya genelinde erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. Akciğer kanserinin kadınlarda meme kanseri sonrası 2’nci sırada yer aldığını belirten Prof. Dr. Metintaş, aynı zamanda yaklaşık 20 milyon kanser hastasının yüzde 10’luk kesiminden fazlasını etkilediğini ifade etti. Ayrıca, akciğer kanserinin ortaya çıkış ve gelişim itibarıyla kompleks bir hastalık olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Bir insanda akciğer kanserinin ortaya çıkması için 2 gereklilik yerine gelmiş olmalıdır. İlki, insanın genetik taşınma olarak kanser yapıcı hücrelere dönüşmeye eğilimli hücrelere sahip olması. İkincisi, çevresel/dış ortam kaynaklı kanserojen maddelerle nefes yoluyla temas" dedi. "Normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler" Akciğer kanseri olmak için öncelikle genetik yapıda, dış ortamdaki çeşitli kanser yapma-kanser başlatma yeteneğine sahip maddelerle temas edildiğinde mutasyon/değişime uğrayacak hücreler taşıyor olmak gerektiğini, sonra da yaşanılan ortamda kanser yapıcı (kanserojen) maddelerle temas etmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Metintaş "Bu maddeler, konu ettiğimiz hücreler ile temas ettiklerinde onların üzerinde mutasyon yaparak, onları değiştirip, farklılaştırırlar, onlar da atipik hücreler haline dönüşürler, yapıları ve bölünme/çoğalma hızları değişir, nihayet ortaya çıkarak çoğalan atipik, normalden farklı hücreler kansere kaynaklık oluşturabilirler" diye konuştu. "Alınabilecek tek önlem çevresel faktörleri azaltmak" Yaklaşık 20 yıl sürebilen bu seyre ’gen-çevre etkileşimi’ denildiğini aktaran Prof. Dr. Metintaş, genetik faktörler değiştirilemeyeceği için alınabilecek en ciddi önlemin çevresel faktörleri ortadan kaldırmak olduğunu ifade etti. Alınabilecek önlemlere değinen Prof. Dr. Metintaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kanserojen maddelerden uzak durmak gerekir. Örneğin, sigaradan mutlaka uzak durulmalıdır. Bazı kişiler, ’Babam 70 sene içti, 90 yaşında öldü’ diyorlar. Doğru, yukarıda anlattığım gen-çevre etkileşimi sigara içenlerin yüzde 15’inde akciğer kanseri gelişmesine yol açar ama bu yüksek bir oran değil mi? Ayrıca, iş yerlerinde de kanserojen madde teması muhtemel ise, iş güvenliği önlemlerine çok dikkat etmek gerekir. Çünkü iş yerlerinde kanserojen teması akciğer kanserinin ikinci önemli nedenidir." "Hava kirliliği de önemli bir etken" Yaşanılan kentin hava kirliliği seviyesinin de akciğer kanseri için dikkate alınması gereken bir diğer husus olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metintaş, havada esas kirliliğe yol açan ve akciğerlerimizin uç noktalarına kadar girebilen partiküllerin içinde asbest lifleri tespit edildiğini anlattı. Bu partiküllerin diğer kanserojenleri de taşıyabildiğini belirterek akciğer kanserinin sigaradan bağımsız olarak tüm kanserler içinde 7’nci sıraya yükseldiğini kaydetti. Ayrıca, nedensellik ilişkisi ortadan kaldırılabilirse akciğer kanserinin büyük oranda önemini kaybedeceğini ve aslında ’önlenebilir bir kanser’ olduğunu dile getirdi. "Akciğer kanserinde radikal tedaviler mümkün" Günümüz tıp teknolojileriyle teşhis sürecinin hızlı, kolay ve detaylı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Metintaş, "Tedavide de yapılacak çok çok iş var. Artık akciğer kanserinde birçok hastada radikal tedavi mümkün. Hastanelerimizde bu imkanların tamamı var. Cerrahi yeni uygulamalar, artan radyoterapi seçenekleri, yan etkileri kontrol edilmiş kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ilaçları (akıllı ilaçlar) ve immünoterapi. Dahası yeni lokal tedavi seçenekleri ve ömrü uzatan destek tedaviler mevcut. Tedavilerin yan etkilerini önleyen, azaltan tedavi seçenekleri de var" diye belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 17:03
Bozüyük’te genel anestezi altında ilk diş tedavisi başarıyla tamamlandı
Bozüyük Devlet Hastanesi ameliyathanesinde 1 çocuk hastanın genel anestezi altında diş tedavisi başarıyla gerçekleştirildi. Bozüyük Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Bozüyük Devlet Hastanesi arasında Genel Anestezi Protokolü imzalandı. Bu çerçevede, 1 çocuk hastanın genel anestezi altında başarıyla gerçekleştirildi. Merkezde görev yapan Diş Hekimi Işıl Karahasanoğlu tarafından yapılan operasyon, ilk genel anestezi altında diş tedavisi olma özelliğini taşıdı. Bu adım sayesinde, özellikle tedavi korkusu yaşayan, engeli bulunan veya uzun süreli işlem gerektiren hastalara daha konforlu, güvenli ve modern bir tedavi imkanı sunulduğu belirtildi.
14 Ekim 2025 Salı - 16:17
Fethiye’de ticari yatta rahatsızlanan vatandaşa Sahil Güvenlikten tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye açıklarında seyreden ticari yatta rahatsızlanan vatandaş 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak yardım çağrısı yaptı. Yapılan yardım çağrısı sonrası bölgede bulunan Sahil Güvenlik ekipleri tarafından yaralanan vatandaş kıyıda bekleyen 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
14 Ekim 2025 Salı - 16:13
Boyabat Devlet Hastanesi Acil Servisi yeniden hizmette
Boyabat Devlet Hastanesi’nde bir süredir devam eden yenileme çalışmalarının sona ermesiyle birlikte Acil Servis yeniden hizmete açıldı. Sinop’un Boyabat ilçesinde hizmet veren Boyabat Devlet Hastanesi’nde yürütülen yenileme çalışmaları kapsamında Acil Servis’in zemin yenileme ve tadilat işlemleri tamamlandı. Tamamlanan çalışmaların ardından Acil Servis, yeniden vatandaşların hizmetine açıldı. Yeni yapılan zemin, artırılmış dayanıklılığıyla dikkat çekerken, nem ve ağırlık direncinin güçlendirilmesi sayesinde daha uzun ömürlü bir kullanım imkânı sunuyor. Ayrıca, hijyenik ve kolay temizlenebilir özellikleriyle hasta güvenliği ve konforu da ön planda tutuldu. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, ameliyathane ve yoğun bakım ünitesinde ise tadilat çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Yetkililer, bu birimlerdeki çalışmaların da en kısa sürede tamamlanarak yeniden hizmete açılmasının planlandığını belirtti.
14 Ekim 2025 Salı - 16:07
Türkiye’de 30 bin insan tromboz sebebiyle hayatını kaybediyor
Hematoloji Uzmanı Dr. Zafer Serenli Yeğen, Türkiye’de her yıl 30 bin kişi tromboz hastalığı sebebiyle hayatını kaybettiğini söyledi. Uzmanlar, tromboz yani kan pıhtılaşmasını modern çağın en ağın en yaygın ve tehlikeli sağlık sorunlarından biri olarak nitelendiriyor. Her yıl dünyada 30 milyon, Türkiye’de ise 30 bin insan tromboz sebebiyle hayatını kaybediyor. Doruk Sağlık Grubu Nilüfer Hastanesi Hemotoloji Uzmanı Dr. Zafer Serenli Yeğen, "Milyonlarca insanın yaşamını etkileyen damar tıkanıklıklarına karşı toplumsal bilinç oluşturmalıyız. Her yıl milyonlarca insan tromboz sebebiyle yaşamını yitiriyor. Bu sayı, meme ve akciğer kanserinden ölen hasta sayısı toplamından daha fazladır. Pıhtı yaş, cinsiyet ve ırk ayrımı yapmadan herkesi etkileyebilir. Uzun süre hareketsizlik, pıhtı oluşumu için önemli bir risk faktörüdür" dedi. Düzenli kontrol ve sağlıklı yaşam Tromboza karşı erken tanı ve uygun tedavinin hayati önem taşıdığına dikkati çeken Dr. Serenli Yeğen, tromboz riskini arttıran faktörleri şu şekilde sıraladı: "Hareketsizlik, obezite ve sağlıksız beslenme, sigara kullananma, cerrahi operasyonlar ve hastanede uzun süreli yatış, kanser hastalıkları ve tedavileri ileri yaş, genetik faktörler, gebelik vehormon replasman tedavileri,östrojen içeren doğum kontrol haplar tromboz riskini artırıyor. Peki, trombozdan korunmak mümkün mü? Elbette ki mümkün. Araştırmalar pıhtıya bağlı ölümlerin en az yarısının önlenebilir olduğunu gösteriyor. En önemlisi sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmek. Düzenli fiziksel aktivite yaparak hareketsiz yaşamdan kaçınmak, sağlıklı beslenmek: Bol sebze-meyve tüketmek, şeker ve tuz alımını kısıtlamak, bol su içmek, sigaradan uzak durmak, uzun süre hareketsiz kalmamak, özellikle uzun yolculuklarda düzenli hareket etmek ve kilo kontrolüne önem vermek. Bununla birlikte ailenizde erken yaşta kalp hastalığı, ani ölüm, diyabet veya kolesterol yüksekliği gibi sorunlar varsa, mutlaka hekiminizle görüşerek risk değerlendirmesi yaptırmalısınız."
14 Ekim 2025 Salı - 15:59
Uzman açıkladı: "Akıllı lenslerle gözlüksüz net görüş mümkün"
Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. Liv Hospital Samsun Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Serdar İlgüy, akıllı lenslerin katarakt ve görme bozukluğu tedavisinde sağladığı faydalar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Göz sağlığı alanındaki teknolojik gelişmeler, özellikle "akıllı lens" uygulamalarıyla görme sorunlarının tedavisinde yeni bir dönem başlattı. Akıllı lenslerin uzak, orta ve yakın mesafeyi aynı anda net görmeyi sağlayan çok odaklı (multifokal) lensler olduğunu söyleyen Opr. Dr. İlgüy, "Bu lensler hem katarakt ameliyatlarında hem de gözlükten kurtulmak isteyen 40 yaş üstü kişilerde başarıyla kullanılabiliyor" dedi. "Katarakt ve ileri yaş görme bozukluklarında tercih ediliyor" Opr. Dr. İlgüy, akıllı lenslerin en sık katarakt ameliyatlarında tercih edildiğini belirterek, "Katarakt ameliyatı sırasında gözdeki saydamlığını yitirmiş lens çıkarılarak yerine akıllı lens yerleştirilir. Bu sayede kişi ameliyat sonrası hem katarakttan kurtulur hem de gözlük ihtiyacı büyük oranda ortadan kalkar" diye konuştu. Ayrıca İlgüy, miyop, hipermetrop, astigmat veya presbiyopi (yakın görme bozukluğu) gibi sorunları olan ve lazer tedavisine uygun olmayan 40 yaş üstü kişilerde de akıllı lenslerin etkili bir seçenek olduğunu söyledi. "Her göz akıllı lense uygun olmayabilir" Her bireyin bu ameliyat için uygun olmadığını vurgulayan Dr. İlgüy, "Göz tembelliği ve şaşılığı olanlar, ileri sarı nokta hastalığı veya diyabete bağlı retina hasarı bulunan kişiler için akıllı lens uygun değildir. Ayrıca kornea yapısı ileri derecede bozuk olanlar ya da kontrolsüz göz tansiyonu bulunanlarda bu uygulama önerilmez" ifadelerini kullandı. "Akıllı lensin sağladığı avantajlar" Akıllı lenslerin en önemli avantajının, farklı mesafelerde gözlüksüz net görüş sağlaması olduğunu ifade eden Op. Dr. İlgüy, "Katarakt ameliyatı sırasında takılan akıllı lensler ömür boyu göz içinde kalabilir. Göz numaraları sabitlenir ve ilerlemez. Tek bir ameliyatla hem katarakt tedavisi hem de uzak ve yakın görüş düzeltmesi sağlanır. Takıp çıkarma veya zamanla değiştirme gerekmez" açıklamasında bulundu. "Ameliyat öncesi dikkat edilmesi gerekenler" Dr. Serdar İlgüy, akıllı lens ameliyatının cerrahi bir işlem olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Her cerrahide olduğu gibi akıllı lens uygulamalarında da düşük oranda komplikasyon riski vardır. Bu nedenle ameliyat kararı, hasta ile hekim tarafından detaylı değerlendirme sonrasında verilmelidir. Gereksiz cerrahi işlemlerden kaçınılmalı ve hasta bilgilendirilmelidir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder