Yerel Haberler
Samsun
Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir 25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:15:43 Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi. "Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak" Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu. "Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli" Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop’un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10’unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu. "Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli" Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: "Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:07 Ekran bağımlılığı alarm veriyor: 2050’de her 2 kişiden biri miyop olabilir Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, artan ekran kullanımının göz sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturduğunu belirterek, mevcut alışkanlıkların devam etmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olabileceğini söyledi. Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte ekran bağımlılığı bebeklikten yetişkinliğe kadar her yaş grubunda yaygınlaşırken, uzun süre yakına odaklanmanın gözlerde kalıcı sorunlara yol açabileceği ifade ediliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özgür, özellikle ekran karşısında geçirilen sürenin giderek artmasının göz sağlığını tehdit ettiğini vurguladı. Günlük yaşamda insanların büyük bölümünün saatlerce yakın mesafeye odaklandığını belirten Özgür, bu durumun özellikle yetişkinlerde göz kuruluğu, yanma, batma, kızarıklık ve geçici bulanık görme gibi şikayetlere yol açtığını dile getirdi. Bu sorunların yaşam kalitesini düşürdüğünü kaydeden Özgür, ekran kullanımının mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Dr. Özgür, "Ekran süresi hepimizde olduğu gibi dünyada da gerçekten saatler açısından müthiş bir artış gösterdi. Neredeyse hiçbirimiz uzaklara bakmıyoruz. Genelde uzak deyince bir araç kullanımı geliyor aklımıza. Onun dışında hepimizin günlük pratikte 4-5 saat, 8-10 saat belki yakınla ilgili geçirdiğimiz zaman var. Bu yakınla geçirdiğimiz zaman çoğu zaman da ekranlarla ilgili geçirilen zaman. Çocuklarda ve yetişkinde buradaki zararlar değişiyor. Yetişkinler de geniş bir hasta grubunu oluşturuyor. Çağrı merkezi çalışanları, muhasebe, bankacı gibi meslek grupları eğer uzun süre ekrana bakıyorsak biz numara anlamında bozulmadan ziyade göz kuruluğuyla alakalı şikayetler var. Ama bu da ciddi yaşam kalitesini etkiler. Yanmalar, batmalar, kızarıklıklar, bulanık görmeler, geçici de olsa bunlar. Ekran süreleriyle ilgili olabildiğince mecbur olanın dışında azaltmak, bilgisayarda geçirdiğimiz zamanın dışında telefonla geçirdiğimiz zamanı kısıtlamak ve suni gözyaşlarıyla desteklemek diyoruz. Kalıcı bir sorun oluşturmaz ama konforumuzu etkiler, yaşam kalitesini etkiler" dedi. "Ekran süreleri bu şekilde devam ederse 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak" Artan ekran bağımlılığının büyük bir toplum sağlığı sorunu olmaya çok yaklaştığına değinen Dr. Öğr. Üyesi Özgür, "Çocuklarda iş değişiyor. Çocuklarda göz gelişimi devam ettiği için uzun süre yakına bakmak, hele ki bu parlak ekransa ve yakındaki mesafe yaklaştıkça miyopi ile ilgili riskler artıyor. Bununla ilgili geleceğe dönük projeksiyonlar var. Mesela eğer bu ekran süreleri bu şekilde devam ederse ki herkes artık yakına bakıyor, ekranlara 2050 yılında dünya nüfusunun yarısının miyop olacağı hesaplanıyor. Bu gerçekten çok büyük bir oran. Çünkü ben hastalarıma diyorum onu, artık uzakta işimiz yok, hepimiz yakına bakıyoruz. Çocuklarda bu ekran süresi artarak devam ediyor, çok da yakından bakıyor çocuklar. Ne kadar yakına uzun süre bakıyorsak, ne kadar yakından bakıyorsak ve bu ekransa bu yakına baktığımız, miyop ile ilgili riskler artıyor. Yani uzağa görememeyle alakalı problemler ve numaralı gözlükler kullanılmaya başlanıyor" diye konuştu. "Ekranın dibine girmeden 35-40 santim uzaktan izlenmeli" Zorunlu durumlarda dahi ekrana çok yakından bakılmaması gerektiğinin altını çizen Özgür, "Miyop’un da derecesi önemli bizde. 3 numaraya kadar hafif miyop sayarız. 3-5 arası, 3-6 arası orta miyop gibidir. Eğer 5-6 numarayı geçiyorsa ileri yüksek miyoplara dönüyor. İleri yüksek miyoplar gözlükle görebilir ama retinayla alakalı, gözün kendi sağlığıyla alakalı ciddi problemler olabilir. İleriye dönük ve bu hesaplanan 2050’de dünya nüfusunun yarısı miyop olacak. Bunun yüzde 10’unun da yüksek miyop olacağı, yani 5-6 numaranın üzerinde olacağı hesaplanıyor. O zaman genel toplum sağlığında ciddi riskler içeriyor. İşin özü ekranla ilgili süreleri mecburiyet yoksa olabildiğince kısıtlamak lazım. Çocuklarımızda da ekstradan buna dikkat etmemiz lazım. Belli süreleri aşmaması lazım mecburi olanların dışında. Bakıyorsa da en azından dibine girmeden 35-40 santim koruyarak ve aralıklı, arada uzağa bakarak, gözünü dinlendirerek geçirmek lazım bu süreyi" şeklinde konuştu. "Bir gözde olan bozukluk anlaşılamayabilir, rutin muayene bu yüzden önemli" Rutin muayenelerin göz sağlığındaki öneminden de bahseden Özgür, ayrıca şunları söyledi: "Biz yenidoğanla birlikte muayenenin başlamasını öneririz. İlk 3 ayda mümkünse yaptırmak lazım. Sonrasında bir sorun yoksa yıllık kontroller öneririz. Asıl 5 ve 7 yaşları, hele ki okul çağları daha da önemli bizim için. Çünkü miyopi genelde ilkokul çağında başlar. Bir gözde olup bir gözde olmayabilir. Hipermetrop için de aynısı geçerlidir. Çocuğun bir gözü iyi görüyorsa diğer gözünün az görüp görmediğini anlama ihtimali çok düşüktür. Rutin taramalarla veya bizim muayenelerimizde ortaya çıkabilir. Onun için özellikle ilkokul çağında muhakkak yılda bir kontrol yaptırmak lazım."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:05 Samsun’da kural ihlalleri kazalara davetiye çıkardı Samsun’da mart ayında meydana gelen ve kameralara yansıyan trafik kazalarında hız, dikkatsizlik ve kural ihlalleri öne çıktı. 1 kişinin öldüğü, 1 kişinin ise ağır yaralandığı yolcu minibüsü ile motosikletin çarpıştığı kaza anbean kaydedildi. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından paylaşılan mart ayı Kent Güvenlik Yönetim Sistemi (KGYS) kayıtlarında, kent genelinde yaşanan çok sayıda kaza anı yer aldı. Kavşak ihlalleri, dikkatsizlik ve trafik kurallarına uyulmaması sonucu meydana gelen kazalar öne çıkarken, yetkililer basit kurallara uyulmasının kazaların önüne geçebileceğini vurguladı. Emniyet tarafından yapılan değerlendirmede, "Biraz daha dikkatli olsalardı bu kazalar olmayabilirdi" ifadelerine yer verildi. Kazalar İlkadım ilçesi Fuar Caddesi’nde meydana gelen kazada, yolcu minibüsü ile motosikletin çarpışması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı. Kaza anı KGYS kameraları tarafından anbean kaydedildi. İlkadım ilçesi Kale Mahallesi Atatürk Bulvarı üzerinde meydana gelen başka bir kazada, kontrolden çıkan minibüs; hafif ticari araca ve yolcu almak için duran belediye otobüsüne çarptı. Kazada 7 kişi yaralanırken, olay anı KGYS kameralarına yansıdı. Tekkeköy ilçesi SAGİMAD Kavşağı’nda meydana gelen 3 ayrı kazada ise kırmızı ışıkta duran araçlara arkadan gelen araçların çarpması dikkat çekti. Benzer şekilde gerçekleşen kazalarda sürücü dikkatsizliği öne çıktı. İlkadım ilçesi 2. Bulvar Yolu’nda meydana gelen kazada ise yola çıkan hafif ticari araca hızla gelen motosiklet çarptı. Kazada motosiklet sürücüsü ile yolcusu savrularak yaralandı. Kaza anı kameralar tarafından kaydedildi. Öte yandan, kavşak ihlalleri, dikkatsizlik ve trafik kurallarına uyulmaması sonucu meydana gelen kazaların büyük bölümüne motosikletlerin karıştığı görüldü. Yetkililer, sürücüleri trafik kurallarına uymaları ve daha dikkatli olmaları konusunda uyardı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 10:04 Baharın güzelliği deltada: Su papatyaları ve mandalarıyla ziyaretçilerin ilgi odağı Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Samsun’daki Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, ilkbaharın gelişiyle birlikte yeniden canlandı. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan delta, açan çiçekler, artan kuş popülasyonu ve doğal yaşamın hareketlenmesiyle ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Baharın etkisiyle deltada gözle görülür bir hareketlilik yaşanıyor. Özellikle papatyaların beyaza bürüdüğü alanlar, sulak bölgelerde süzülen kuş sürüleri, tavşan ve çeşit çeşit canlıyla bölge adeta açık hava sahnesine dönüştü. Her mevsim farklı güzellikler sunan delta, ilkbaharda ziyaretçilerin ilgi odağı oluyor. "Herkesin gelip görmesini isterim" Baharın gelişiyle birlikte deltada özellikle su papatyalarının oluşturduğu manzara ziyaretçileri büyülerken, otlayan mandalar ve bölgeye dönen leylekler doğaya ayrı bir renk katıyor. Aileleriyle birlikte bölgeyi ziyaret eden vatandaşlar, deltadaki hareketliliğin her geçen gün arttığını ifade ediyor. Çorum’dan bölgeyi ziyarete gelen Melih Özdemir, "Gayet güzel bir ortam. İlk defa geliyorum ve çok beğendim. Herkese de burayı tavsiye ederim. Kuşlar, hayvanlar gördük. Atmosfer baya güzel. Herkesin deneyimlemesini isterim" dedi. Ziyaretçilerden Ümit Yalçın ise "Delta çok güzel. Ailemizle birlikte geziyoruz. Herkesin gelip görmesi gerekiyor" diye konuştu. Bölge sakinlerinden Nezaket Sözen de deltaya olan ilgiden memnun olduklarını belirterek, "İnsanlar Subasar Ormanları’nı merak ediyorlar. Leylekler, kuşlar, papatyalar, mandalar, koyunlar, inekler var. İnsanlar gelsinler, görsünler. Onlar için de bir değişiklik olur. Benim 42 tane koyunum, 20’ye yakın ineğim var. Her gün otlatmaya götürüp getiriyorum" şeklinde konuştu. Tabiat harikası delta ziyaretçilerini bekliyor.
Karadeniz’in en büyük fidanlığı, yangın bölgelerine on binlerce fidan göndermeye hazır
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:58 Karadeniz’in en büyük fidanlığı, yangın bölgelerine on binlerce fidan göndermeye hazır Karadeniz Bölgesi’nin en büyük orman fidan üretim merkezlerinden biri olan Samsun Orman Fidanlık Müdürlüğü, Ege ve Akdeniz Bölgelerinde yaşanan orman yangınlarının ardından, yaraların sarılmasına katkı sağlamak amacıyla on binlerce fidanı bölgeye göndermeye hazır bekliyor. Türkiye’nin yeşillendirilmesi ve yanan alanların yeniden ormanlaştırılması için önemli bir görev üstlenen müdürlük, yıllık 6 milyon fidan üretim kapasitesiyle dikkat çekiyor. Türkiye’nin en büyük fidan üretim merkezlerinden biri olan Samsun Orman Fidanlık Müdürlüğü, Bafra, Vezirköprü, Çorum, Amasya ve Tokat’taki şeflikleriyle birlikte yılda 6 milyon fidan üreterek hem Türkiye’nin yeşillenmesine katkı sağlıyor hem de yangın sonrası alanların yeniden ormanlaştırılması için hazır bekliyor. Ladin, sedir, karaçam ve sarıçam gibi orman ağaçlarının yanı sıra aromatik bitkilerin de üretildiği müdürlük, okul bahçelerinden mezarlıklara kadar birçok alanda kullanılan fidanlarla geleceğe nefes oluyor. Alpaslan Kadı: "134 türde fidan üretiyoruz" Samsun Orman Fidanlık Müdürü Alpaslan Kadı, müdürlüğün Amasya Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı olduğunu ve Samsun-Çarşamba Havaalanı yolu üzerinde stratejik bir konumda bulunduğunu belirtti. Kadı, "Samsun Orman Fidanlık Müdürlüğü olarak yılda 6 milyon fidan üretmekteyiz. Türkiye’nin yeşillendirilmesine katkıda bulunmaktayız. Türkiye’nin en büyük fidan üretim merkezlerinden biri olan müdürlüğümüz yılda 6 milyon fidan üreterek Türkiye’nin farklı kentlerine gönderiyor. 134 değişik türde fidan üretiyoruz" dedi. Kadı, üretilen fidanların Orman Genel Müdürlüğü’nün ağaçlandırma sahalarında, kamu kurum ve kuruluşların bahçelerinde ve Milli Ağaçlandırma Seferberliği kapsamında bedelsiz olarak verildiğini ifade etti. Belirli günlerde vatandaşlara da ücretsiz fidan dağıtımı yaparak ormanların faydalarını artırdıklarını belirten Kadı, "2025 yılında bugüne kadar bedelsiz fidan dağıttık. Orman Genel Müdürlüğü’nün ihtiyacı olan karaçam, sarıçam, kızılçam gibi orman ağaçlarını, süs bitkisi olarak ateş dikeni, alev çalısı, gül, ortanca gibi birçok türde üretim yapmaktayız" diye konuştu. Orman yangınlarının olduğu bölgelere ihtiyaç duyulduğu takdirde fidan takviyesi yapıldığını vurgulayan Kadı, Samsun ve diğer orman fidanlık müdürlüklerinin bu süreçteki yerinin ve öneminin çok ayrı olduğunu kaydetti. Vatandaşlar, diledikleri zaman Samsun Orman Fidanlık Müdürlüğü ve bağlı şeflikleri ziyaret ederek fidan temin edebiliyor.
Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında desteklenecek sektörler belirlendi
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:13 Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında desteklenecek sektörler belirlendi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan "Yerel Kalkınma Hamlesi Programı" kapsamında desteklenecek sektörler belirlendi. Karar, 9 Temmuz 2025 tarihli ve 32951 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yerel Yatırım Konuları Tebliği ile yürürlüğe girdi. Bölgesel kalkınmayı hızlandırmak ve yerel ekonomileri canlandırmak amacıyla hayata geçirilen program kapsamında her il için belirlenen 4 sektöre aşağıdaki destekler sağlanacak: "9903 sayılı Karar kapsamında KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, 240 milyon TL’ye kadar faiz/kâr payı desteği veya makine desteği, yüzde 50 yatırıma katkı oranı ölçüsünde yüzde 60 kurumlar vergisi indirimi, 8 yıl (6. bölgede 12 yıl) SGK işveren hissesi desteği, OSB’ler dâhil yatırım yeri tahsisi destek unsurları." Bölge illeri için belirlenen sektörler Samsun: Silah ve silah parçaları üretimi, akıllı filtre sistemleri üretimi, metal ve kauçuktan ticari araç aksam ve parçaları üretim tesisi, tıbbi cihaz üretimi. Amasya: Jeotermal sera tesisi, bitkisel ham ve rafine yağ üretimi, beş yıldızlı konaklama tesisi, asgari 1000 büyükbaş kapasiteli entegre süt üretim ve süt işleme tesisi. Çorum: Alaşımlı Döküm ürünleri üretimi, raylı sistemler imalatı, iş makineleri üretimi, likit yumurta ve yumurta tozu üretimi. Tokat: Meyve ve atıklarından katma değerli ürünler üretimi, yüksek ekonomik değere sahip endüstriyel süt ürünleri üretimi, maya üretim tesisi, asgari 500 baş manda süt hayvancılığı ve süt ürünleri üretim tesisi. Programa başvurular, bakanlık duyurusunun ardından ‘yerel kalkınma hamlesi’ ara yüzünden gerçekleştirilecek.