Yerel Haberler
Sivas
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:45 Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 0 - Ankara Keçiörengücü: 1 Trendyol 1. Lig’in 29. haftasında Özbelsan Sivasspor, evinde karşılaştığı Ankara Keçiörengücü’ne 1-0 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 35. dakikada ceza sahasında topla buluşan Roshi, sert vuruşla topu ağlara gönderdi. 0-1 90. dakikada Sivasspor’da Charisis, Rroca’ya yaptığı müdahalenin ardından ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. 90+3. dakikada Wellington, rakibine yaptığı müdahale sonrası ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Hakemler: Çağdaş Altay, Mehmet Pekmezci, Oğuzhan Yazır Özbelsan Sivasspor: Göktuğ Bakırbaş, Murat Paluli, Mert Çelik, Okan Erdoğan, Emirhan Başyiğit, Charisis, Cihat Çelik (Avramovski dk. 67), Okoronkwo (Malle dk. 46), Kamil Fidan (Bekir Böke dk. 46), Ethemi, Manaj Yedekler: Gökhan Akkan, Özkan Yiğiter, Kerem Atakan Kesgin, Emre Gökay, Savaş Ala, Feyzi Yıldırım, Ali Selvili Teknik Direktör: İsmet Taşdemir Ankara Keçiörengücü: Emre Satılmış, Hüseyin Bulut, Oğuzcan Çalışkan, Abdullah Çelik, Ali Dere, İshak Karaoğul (Wellington dk. 86), İbrahim Akdağ, Roshi, Rroca (Halil Can Ayan dk. 68), Ezeh (Diaby dk. 86), Diouf (Fernandes dk. 68) Yedekler: Aykut Özer, Ali Akman, Mexer, Süleyman Luş, Mehmet Efe Çakmak Teknik Direktör: Yalçın Koşukavak Goller: Roshi (dk. 35) (Ankara Keçiörengücü) Kırmızı kartlar: Charisis (dk. 90) (Sivasspor), Wellington (dk. 90+3) (Ankara Keçiörengücü) Sarı kartlar: Murat Paluli (Sivassspor), İshak Karaoğul, Abdullah Çelik (Ankara Keçiörengücü)
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:20 Hemcinsleri tırnaklarını boyarken o duvarları boyamayı tercih etti Sivas’ta kendi evininin mutfağını boyayarak adım attığı boyacılığı, kazandığı tecrübelerle mesleğe dönüştüren Gökçek, boyadığı yaklaşık 400 evle erkek ustalara taş çıkarttıyor. Sivas’ta yaşayan 42 yaşındaki 3 çocuk annesi Handan Gökçek, 5 yıl önce boyaya ihtiyaç duyan mutfak duvarları için kolları sıvadı. Kendi mutfağını kendisi boyayan Gökçek, daha sonra tüm evi boyayarak tecrübe kazandı. Bu alandaki yeteniğini fark eden evhanımı, boyacağılı meslek haline getirmeye karar verdi. Zamanla kendisi gibi kadınlardan bir ekip kurarak, özellikle evini boyatmak isteyen kadınların tercihi oldu. 5 yılda yaklaşık 400 ev boyayan Gökçek, adeta erkek meslektaşlarına taş çıkarttı. Erkek mesleği olarak görülsede boyacağını kendine meslek haline getiren Gökçek, hem çalışma hayatına girdi hemde aile bütçesine önemli bir katkı sağladı. Genç kadının cesareti bir çok kadına da örnek oldu. Gökçenin çalışmalarının yer aldığı sosyal medya paylaşımları milyonlara ulaştı. En fazla takipçileri yine kendisi gibi kadınlardan oluşuyor. En büyük mutluluğu ise hem cistlerinden aldığı destek içerikli mesajlar. Erkek ustalara göre daha titiz Titizlikle yürütülen çalışmalar sayesinde boyanan evlerde yalnızca duvarlar değil, yaşam alanları da yenileniyor. Gökçek, boya işlemi tamamlandıktan sonra ortamın temizlenmesine de özen gösterildiği belirtilirken, bu durumun ev sahipleri tarafından memnuniyetle karşılandığı ifade etti. Erkek egemen bir meslekte çalıştığını belirten Handan Gökçek, kadınların isterse yalnızca bir evi değil hayatlarını da baştan sona yenileyebileceğini belirterek, kadın emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya temennisinde bulundu. Erkek egemen bir mesleği sürdüren Handan Gökçek, "Kendi evimi boyayarak başladım, boya bende bir tutku haline geldi. Sonrasında evini boyatmak isteyenler oldu, onları boyaya boyaya bunu bir meslek haline getirdim. Bugüne kadar Sivas’ta 400 evi yeniledim. Sosyal medyada paylaştığımız videolar milyonlarca kez izlendi, çok güzel tepkiler alıyoruz. Kadınların bu işe olan ilgileri arttı; kendi evlerini boyamak istiyorlar, meslek olarak yapmak istiyorlar. Türkiye’nin birçok ilinde ekibim var, hep birlikte çalışıyoruz ve gayet iyi bir şekilde ilerliyoruz. Aslında erkek mesleği olarak görülen boyacılığı kadınların da yapabileceğini gösterdik ve bu konuda oldukça başarılı ve titiziz, çok güzel sonuçlar elde ediyoruz. Boya yaptığımız evden çıkarken damlattıklarımızı ve döktüklerimizi de topladığımız için ev sahibinin de hoşuna gidiyor. Kadının ruhundan en iyi yine kadın anladığı için biz onlara iş bırakmadan çıkmış oluyoruz. Hemcinslerimiz tırnaklarını boyarken biz evleri boyamayı tercih ettik. 8 Mart sadece bir kutlama günü değil, kadınların emeğinin, cesaretinin ve mücadelesinin hatırlandığı bir gündür. Ben erkek egemen bir meslekte çalışıyorum ve şuna inanıyorum: Bir kadın isterse sadece bir evi değil, hayatını da baştan sona yenileyebilir. Kadınların emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya diliyorum" dedi.
STSO, öğrencileri tarihle buluşturdu
10 Eylül 2025 Çarşamba - 18:10 STSO, öğrencileri tarihle buluşturdu Sivas’ta STSO’nun katkılarıyla Kayalıpınar (Samuha) Antik Kenti’nde düzenlenen Arkeoloji Festivali gönüllere dokundu. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası’nın (STSO) katkılarıyla Yıldızeli ilçesi Kayalıpınar köyü sınırları içerisinde bulunan Kayalıpınar Antik Kenti’nde Arkeoloji Festivali düzenlendi. Festivale, STSO Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Özdemir, Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Kaya, Yıldızeli Kaymakamı İsmail Bildirici, Yıldızeli Belediye Başkanı Yaşar Göktaş, Koç Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Ürey, kazı başkanı Doç. Dr. Çiğdem Maner, Sivas OSB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Timuçin, sanayiciler ve öğrenciler katıldı. Başkanı Özdemir, festivale katılan Yanalak Köyü, Yakacık Çavuşlu Köyü ve Yıldızeli Atatürk Ortaokulu öğrencilerine yeni öğretim yılı dolayısıyla kırtasiye setleri hediye etti. "Gençlerimizin tarih bilinci kazanması açısından da önemli bir fırsat" Başkan Özdemir, Ortaokul öğrencilerinin eğitimlerine destek olmak amaçlı kırtasiye setleri hediye ettiklerini ifade ederek, "Samuha Antik Kenti, dört farklı medeniyetin izlerini taşıyor. Gün yüzüne çıkarılan binlerce arkeolojik eser ve yapı, Sivas’ın tanıtımı ve turizmi açısından değerli bir mirastır. Böylesine köklü bir tarihe sahip bu antik kentte düzenlenen Arkeoloji Festivali, gençlerimizin tarih bilinci kazanması açısından da önemli bir fırsat. Yeni öğretim yılına başlarken öğrencilerimize kırtasiye setleri hediye ederek hem eğitimlerine küçük bir katkı sunmak hem de kültürel mirasımızı yerinde tanımalarına vesile olmak istedik" dedi.
Akran zorbalığı çocukları intihara sürükleyebilir
10 Eylül 2025 Çarşamba - 10:05 Akran zorbalığı çocukları intihara sürükleyebilir Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, okulların açılmasıyla birlikte akran zorbalığına maruz kalan çocukların psikolojik sorunlar yaşayabileceğini belirterek, "Çocukların huzuru bozulduğunda ve kendilerini yalnız hissettiklerinde, bu süreç intihara kadar gidebilir" dedi. Yeni eğitim öğretim yılının başlamasıyla birlikte çalan ders zili, sınıfları doldururken aynı zamanda büyük bir sorun olan akran zorbalığı tekrar gündeme geldi. Bir çocuğun bir veya birden fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kalması olarak tanımlanan akran zorbalığı, güç kazanma isteği ve ailevi sorunlar gibi nedenlerle hem zorbalığa maruz kalabiliyor hem de zorbalığı uygulayabiliyor. Sadece bir defalık tartışma veya kavga olarak değerlendirilmemesi gereken bu durum, fiziksel, psikolojik, sosyal ve duygusal zorbalık olmak üzere farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Zorbalığa maruz kalan çocukların yaşadığı psikolojik etkiler, kısa vadede okul başarısının düşmesinden gelecek yaşantısına kadar uzanırken, uzun vadede çok daha ağır sonuçlara neden olabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, okullarda öğretmenlere, evlerde ise anne babalara büyük sorumluluk düştüğünü belirterek, zorbalığın fark edilmezse çocukların kendilerine zarar verme, intihar etme, arkadaşlarına kötü davranma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı. "Sistemli olumsuz davranışlardır" Akran zorbalığının her yaşta görülebileceğini belirten Kerime Begüm Özkaya, "Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya daha fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kaldığı bir istismar türüdür. Genel olarak fiziksel, psikolojik, ruhsal ve duygusal zorbalık olarak bilinmektedir. Sadece bir kez yapılan tartışma ya da kavga değil, sistemli ve süreklilik gösteren olumsuz davranışlardır. Her yaş grubunda görülür ama 7-15 yaş arasındaki çocuklarda sıklıkla karşımıza çıkar. Nedenleri arasında çocuklar arası kendini güçlü gösterme çabası, ailevi sorunlar, öfke kontrolsüzlüğü, çocuğun kendi öfkesini kontrol edemeyip etrafındaki çocuklara zarar vermesi yer alır. Çocuklar sosyal medyada kendilerine bir karakter belirleyebilir ve belirledikleri karakteri yansıtabilmek adına onun kötü hareket ve davranışlarını tekrar edebilir. Medyada şiddetin normalleştirilmesi, cinsiyet kalıpları, arkadaş gruplarında güç, popülerlik ve baskın olma isteği de nedenleri arasında bulunmaktadır" dedi. "Sınır koymayı öğretmelilerdir" Özkaya, akran zorbalığı konusunda bilinçli olunması gerektiğine dikkat çekerek, "Zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, depresyon, özgüven kaybı, okula gitmek istememe, akademik başarının düşmesi, sosyal çekilme ve yalnızlık görülür. Uyku ve iştah bozuklukları sıklıkla karşımıza çıkar. Okulla ilgili konular sorulduğunda öfke, nefret ya da sessiz kalma gibi davranışlarda bulunabilir. Ani ses ve olaylarda kendini korumaya çalışmak, savunma pozisyonu almak, aşırı içine kapanma veya aşırı öfke durumları gözlemlenebilir. Okullarda öğretmenlere, evlerde ise anne babalara büyük sorumluluk düşmektedir. En temel görev, öğretmenlerin ve ailelerin bilinçli bir şekilde bu durumlara müdahale etmesidir. Okullarda verilen eğitimlerde öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler bu konuda bilinçlendirilmeli, çözüm için iletişim kurulabilecek kurumlar anlatılmalıdır. Ders aralarında öğrenciler gözlemlenmeli, muhtemel bir durumda öğretmenler tarafından müdahale edilmelidir. Aileler, çocuklarıyla akran zorbalığı hakkında konuşurken hassas ve destekleyici bir yaklaşım benimsemeli, çocuklara ‘hayır’ demeyi ve sınır koymayı öğretmelidir. Açık iletişim kurmaları teşvik edilmeli, zorbalıkla karşılaştıklarında aileleriyle rahatça konuşabilecekleri bir diyalog ortamı oluşturulmalıdır. Çocukların ihtiyaç duydukları duygusal destek sağlanmalı ve ‘Biz senin yanındayız’ mesajı verilmelidir" diye konuştu. "Kendine zarar verebilir" Zorbalığı yapan çocuğun da en az maruz kalan çocuk kadar yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Özkaya, "Sosyal becerilerini geliştirecek etkinliklere, spor ve sanat gibi alanlara yönlendirilmeli, gerektiğinde psikolojik destek almaları sağlanmalıdır. Zorbalığı yapan çocuğun da en az maruz kalan çocuk kadar yardıma ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Özellikle sosyal medyada akran zorbalığına dair çok sayıda içerik karşımıza çıkmaktadır. Zorbalığın devam ettiğini anne ve baba bunu fark etmediği sürece çocuklar, kendilerine zarar verme, intihar etme, arkadaşlarına kötü davranma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle anne babalar, çocuklarının sosyal medyada neler izlediğini ve nelere baktığını takip etmeyi bırakmamalı, onların güven içinde hayatlarına devam edebilmeleri için ellerinden geleni yapmalıdır. Özellikle 7-15 yaş arasındaki çocuklar akran zorbalığına maruz kaldığında ilerleyen yaşlarında depresyon, kaygı, özgüven problemleri gibi sıkıntılar yaşayabilir, hatta bunun daha ileri boyutu olan kendine zarar verme durumlarıyla karşılaşılabilir" şeklinde konuştu.
Uzman Klinik Psikolog Özkaya: "Akran zorbalığı çocukları intihara sürükleyebilir"
10 Eylül 2025 Çarşamba - 09:51 Uzman Klinik Psikolog Özkaya: "Akran zorbalığı çocukları intihara sürükleyebilir" Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, okulların açılmasıyla birlikte akran zorbalığına maruz kalan çocukların psikolojik sorunlar yaşayabileceğini belirterek, "Çocukların huzuru bozulduğunda ve kendilerini yalnız hissettiklerinde, bu süreç intihara kadar gidebilir" dedi. Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte çalan ders zili, sınıfları doldururken aynı zamanda büyük bir sorun olan akran zorbalığı tekrar gündeme geldi. Bir çocuğun bir veya birden fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kalması olarak tanımlanan akran zorbalığı, güç kazanma isteği ve ailevi sorunlar gibi nedenlerle hem zorbalığa maruz kalabiliyor hem de zorbalığı uygulayabiliyor. Sadece bir defalık tartışma veya kavga olarak değerlendirilmemesi gereken bu durum, fiziksel, psikolojik, sosyal ve duygusal zorbalık olmak üzere farklı şekillerde ortaya çıkabiliyor. Zorbalığa maruz kalan çocukların yaşadığı psikolojik etkiler, kısa vadede okul başarısının düşmesinden gelecek yaşantısına kadar uzanırken, uzun vadede çok daha ağır sonuçlara neden olabiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesinde görevli Uzman Klinik Psikolog Kerime Begüm Özkaya, okullarda öğretmenlere, evlerde ise anne babalara büyük sorumluluk düştüğünü belirterek, zorbalığın fark edilmezse çocukların kendilerine zarar verme, intihar etme, arkadaşlarına kötü davranma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini vurguladı. "Sistemli olumsuz davranışlardır" Akran zorbalığının her yaşta görülebileceğini belirten Kerime Begüm Özkaya, "Akran zorbalığı, bir çocuğun bir veya daha fazla akranı tarafından tekrar tekrar ve kasıtlı biçimde kötü muameleye maruz kaldığı bir istismar türüdür. Genel olarak fiziksel, psikolojik, ruhsal ve duygusal zorbalık olarak bilinmektedir. Sadece bir kez yapılan tartışma ya da kavga değil, sistemli ve süreklilik gösteren olumsuz davranışlardır. Her yaş grubunda görülür ama 7-15 yaş arasındaki çocuklarda sıklıkla karşımıza çıkar. Nedenleri arasında çocuklar arası kendini güçlü gösterme çabası, ailevi sorunlar, öfke kontrolsüzlüğü, çocuğun kendi öfkesini kontrol edemeyip etrafındaki çocuklara zarar vermesi yer alır. Çocuklar sosyal medyada kendilerine bir karakter belirleyebilir ve belirledikleri karakteri yansıtabilmek adına onun kötü hareket ve davranışlarını tekrar edebilir. Medyada şiddetin normalleştirilmesi, cinsiyet kalıpları, arkadaş gruplarında güç, popülerlik ve baskın olma isteği de nedenleri arasında bulunmaktadır" dedi. "Sınır koymayı öğretmelilerdir" Özkaya, akran zorbalığı konusunda bilinçli olunması gerektiğine dikkat çekerek, "Zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, depresyon, özgüven kaybı, okula gitmek istememe, akademik başarının düşmesi, sosyal çekilme ve yalnızlık görülür. Uyku ve iştah bozuklukları sıklıkla karşımıza çıkar. Okulla ilgili konular sorulduğunda öfke, nefret ya da sessiz kalma gibi davranışlarda bulunabilir. Ani ses ve olaylarda kendini korumaya çalışmak, savunma pozisyonu almak, aşırı içine kapanma veya aşırı öfke durumları gözlemlenebilir. Okullarda öğretmenlere, evlerde ise anne babalara büyük sorumluluk düşmektedir. En temel görev, öğretmenlerin ve ailelerin bilinçli bir şekilde bu durumlara müdahale etmesidir. Okullarda verilen eğitimlerde öğretmenler, ebeveynler ve öğrenciler bu konuda bilinçlendirilmeli, çözüm için iletişim kurulabilecek kurumlar anlatılmalıdır. Ders aralarında öğrenciler gözlemlenmeli, muhtemel bir durumda öğretmenler tarafından müdahale edilmelidir. Aileler, çocuklarıyla akran zorbalığı hakkında konuşurken hassas ve destekleyici bir yaklaşım benimsemeli, çocuklara ‘hayır’ demeyi ve sınır koymayı öğretmelidir. Açık iletişim kurmaları teşvik edilmeli, zorbalıkla karşılaştıklarında aileleriyle rahatça konuşabilecekleri bir diyalog ortamı oluşturulmalıdır. Çocukların ihtiyaç duydukları duygusal destek sağlanmalı ve ‘Biz senin yanındayız’ mesajı verilmelidir" diye konuştu. "Kendine zarar verebilir" Zorbalığı yapan çocuğun da en az maruz kalan çocuk kadar yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Özkaya, "Sosyal becerilerini geliştirecek etkinliklere, spor ve sanat gibi alanlara yönlendirilmeli, gerektiğinde psikolojik destek almaları sağlanmalıdır. Zorbalığı yapan çocuğun da en az maruz kalan çocuk kadar yardıma ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Özellikle sosyal medyada akran zorbalığına dair çok sayıda içerik karşımıza çıkmaktadır. Zorbalığın devam ettiğini anne ve baba bunu fark etmediği sürece çocuklar, kendilerine zarar verme, intihar etme, arkadaşlarına kötü davranma gibi ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle anne babalar, çocuklarının sosyal medyada neler izlediğini ve nelere baktığını takip etmeyi bırakmamalı, onların güven içinde hayatlarına devam edebilmeleri için ellerinden geleni yapmalıdır. Özellikle 7-15 yaş arasındaki çocuklar akran zorbalığına maruz kaldığında ilerleyen yaşlarında depresyon, kaygı, özgüven problemleri gibi sıkıntılar yaşayabilir, hatta bunun daha ileri boyutu olan kendine zarar verme durumlarıyla karşılaşılabilir" şeklinde konuştu.
Bilinçsiz piknikçiler dünyaca ünlü doktor balıkları tehdit ediyor
09 Eylül 2025 Salı - 11:25 Bilinçsiz piknikçiler dünyaca ünlü doktor balıkları tehdit ediyor Sivas’taki Kalkım köyü balıklı kaplıcasında ziyaretçilerin yol açtığı kirlilik tepkilere neden oluyor. Köy muhtarı, "Biz insanların buraya gelip şifa bulmasını istiyoruz. Ama insanlar çöplerini buraya bırakıyorlar" dedi. Kangal ilçesinde, sedef ve egzama hastalıklarının dünyadaki tek doğal tedavi merkezi olan Kangal Balıkçı Kaplıcası mühürlenince, şifa arayan hastalar yönünü yine ilçe sınırları içerisindeki Kalkım Kaplıcası’na çevirdi. Kapatılan Kangal Balıkçı Kaplıcası’nda olduğu gibi yer altından, doğal kaynaktan selenyumlu suyla birlikte gelen balıklar cilt hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor. Bölgede tesis bulunmadığı için hastalar balıklarla dolu doğal gölde şifa arıyor. Ancak şifa aramak için göle gelip çöplerini bırakanlar, dünyada eşi benzeri bulunmayan balıkların varlığını da tehdit ediyor. "Çöp bırakmasınlar, şifa bulsunlar" Kalkım Köyü Muhtarı Bedrettin Akgül, şifa için köye gelenlerin kaplıcayı kirlettiklerini belirterek, "Burası Kalkım köyü Balıklı Kaplıcası. Burası bizim kendi arazimiz. Buraya gelen vatandaşlar çöplerini atıyorlar, ağaçları kesiyorlar, tahrip ederek yakıyorlar. Biz burayı bir noktaya getirmeye çalışıyoruz. Biz insanların buraya gelip şifa bulmasını istiyoruz. Ama insanlar çöplerini buraya bırakıyorlar. Burada gelip alkol alıyorlar. Burası alkol alma yeri değil, bir tedavi merkezi. Alkolünü alacaksan başka bir yerde al. Bu konulardan dolayı çok zorlanıyoruz. Yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi. "Çöplerini buralara bırakıp gidiyorlar" Kaplıcaya her yaz gittiğini ifade eden Mustafa Dağgez, "Burası başka bir yerde olsa ücretli olur ama burası ücretsiz. Buna rağmen çevreyi çok kirletiyorlar. Çöplerini buralara bırakıp gidiyorlar. Buraya gelenlerden duyarlı olmalarını bekliyoruz" diye konuştu.