Yerel Haberler
Sivas
Geleceğin öğretmenleri bu akademide yetişiyor 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:40:11 Sivas’ta öğretmen adaylarının mesleki yeterliliklerini artırmak ve eğitim kalitesini yükseltmek amacıyla kurulan Milli Eğitim Akademisi düzenlenen törenle açıldı. Sivas’taki modern eğitim merkezinde 656 öğretmen adayı eğitim almaya başlarken, akademinin bölge genelindeki eğitim altyapısına önemli katkı sağlaması hedefleniyor. Sivas’ta Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Milli Eğitim Akademisi’nin açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Açılış programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Törene AK Parti TBMM Grup Başkanı ve Sivas Milletvekili Abdullah Güler, Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, Sivas Belediye Başkanı Adem Uzun, il protokolü ve öğretmen adayları katıldı. Öğretmen adaylarının mesleğe başlamadan önce yeterliliklerini artırmak, hizmet içi eğitimlerle öğretmen ve yöneticilerin gelişimini desteklemek amacıyla kurulan Milli Eğitim Akademisi, 7 ilde 12 merkezle faaliyetlerine başladı. Bu kapsamda Sivas’ta 656 öğretmen adayı eğitim almaya başladı. Sivas’taki akademi, 11 bin metrekarelik alan üzerine kurulu olup ek bina ile birlikte 18 derslik, 121 konaklama odası, spor salonları, mescit ve yemekhane gibi donatılara sahip bulunuyor. Toplam 36 eğitim personelinin görev yapacağı merkez, öğretmenlerin hizmet içi eğitimleri ile çeşitli akademik faaliyetlere ev sahipliği yapacak modern bir eğitim kurumu olarak öne çıkıyor. Sadece Sivas’a değil, bölge genelindeki eğitim altyapısına da katkı sağlaması hedeflenen akademi ile Türkiye’de eğitim kalitesinin artırılması ve nitelikli öğretmen ile yönetici yetiştirilmesi amaçlanıyor. "Öğretmen adaylarımıza başarılar diliyorum" Sivas’a önemli bir eğitim merkezi kazandırıldığını söyleyen Abdullah Güler, "Öğretmenlik Meslek Kanunu 2024 yılı itibariyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilerek, yasallaşmış oldu. Tabi bu kanunun hedeflerinden biri ise ülkemizin farklı bölgelerinde kıymetli öğretmen adaylarımızın yetiştirileceği hem de bir kariyer mesleği olan öğretmenliğin, meslek içi eğitimlerinden dönemsel anlamda yapılacak merkezlere ihtiyaç vardır. Bu akademi merkezli eğitiminde kadim şehrimiz Sivas’ın da akademi merkezi olmasından doğal bir durum yoktur. Bu eğitim merkezinin ilimize kazandırılmasında emeği geçen başta cumhurbaşkanımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Şehrimize önemli bir merkezi kazandırmış olduk. Burada birçok öğretmen adayımız yetişecekler. Onlar da evlatlarımızı yetiştirecek. Ben buradan yetişecek öğretmen adaylarımızın gelecek nesillerdeki eğitim camiamıza daha farklı bir ivme kazandıracağını düşünüyorum. 7 ilimizde 12 merkezli bu eğitim faaliyetleri başladı. Sivas’ımızda da 13 Nisan itibari ile 656 öğretmen adayımız gelerek eğitim almaya başladı. Bu yılın sonuna kadar bu eğitim faaliyetleri devam edecek. Öğretmen adaylarımıza başarılar diliyorum" dedi. "Adayları mesleğe hazırlamak için kuruldu" Sivas İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğretmen adaylarını en iyi şekilde yetiştirmek için bu merkezin kurulduğunu belirterek, "Milli eğitim akademileri öğretmen adaylarının en iyi şekilde mesleği hazırlamak ve görevi Öğretmen ve personelimizi mesleki gelişimi desteklemek için kurulmuştur" diye konuştu. Konuşmaların ardından dualar okunarak, kurdele kesimiyle birlikte Sivas Milli Eğitim Akademisi’nin açılışı gerçekleştirildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:57 STSO Başkanı Zeki Özdemir, meslek odaları başkanlarıyla bir araya geldi Sivas Ticaret ve Sanayi Odası (STSO) Başkanı Zeki Özdemir ve Meclis Başkanı Osman Yıldırım, meslek odası başkanlarıyla bir araya geldi. Sivas’ın iki önemli sivil toplum kuruluşu olan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası ile Sivas Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, şehir ekonomisini canlandırmak ve esnafa daha iyi hizmet sunmak adına güç birliği mesajı verdi. Odaların Yönetim Kurulu Üyelerinin de yer aldığı toplantıda; esnaf ve sanatkârların güncel sorunları, merkez ve ilçelerdeki sektörel gelişmeler, üretim ve istihdamın artırılmasına yönelik çalışmalar ile önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalar ele alındı. "Sivas her şeyin en güzeline layık" STSO Başkanı Zeki Özdemir, seçimlerin ardından güven tazeleyen ve yeni seçilen Oda başkanlarını ve yönetimlerini tebrik ederek, görevlerinde başarılar diledi. Özdemir, "Şehrimiz adına yapılabilecek en güzel çalışmaları ortak akılla hayata geçirip, Sivas’ımızı hep birlikte daha ileriye taşıyalım" ifadelerini kullandı. Sivas’ın gelişimi için çalışmayı sürdüreceklerini vurgulayan Özdemir, kentin iki önemli kurumu olan Ticaret ve Sanayi Odası ile Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği’nin el ele verdiğini belirterek, "Sivas her şeyin en güzeline layık. İş insanımıza, tüccarımıza ve esnafımıza en iyi hizmeti sunmak için tüm gücümüzle çalışıyoruz" dedi. "Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" STSO Meclis Başkanı Osman Yıldırım ise, meslek odaları arasındaki iş birliği ve istişare kültürünün güçlenerek devam etmesinin Sivas’ın ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlayacağını belirtti. Yıldırım, "Ortak akıl ve güçlü iletişimle hareket ettiğimiz sürece şehrimiz adına daha verimli sonuçlar elde edeceğimize inanıyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde Sivas’ımız için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. İş birliği ve koordinasyonun önemine dikkat çekilen toplantıda, kurumlar arası güçlü iletişimin sürdürülmesinin şehir ekonomisine sağlayacağı katkılar ele alındı. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, yerel üretimin güçlendirilmesi ve ticari hayatın canlandırılmasına yönelik atılabilecek adımlar üzerinde duruldu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 10:55 Uzmanı uyardı: "Teknolojinin masum olmayan yüzü çocukları olumsuz etkiliyor" Artan teknoloji kullanımıyla birlikte çocukların radyofrekans, radyasyon ve manyetik alan etkilerine daha yoğun şekilde maruz kaldığına dikkat çeken Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin, kontrolsüz ve uzun süreli cihaz kullanımı, çocukların hem fiziksel hem de bilişsel gelişimi üzerinde kalıcı olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti. Son yıllarda çocuklar akıllı telefon, tablet ve benzeri teknolojik cihazları çok daha aktif bir şekilde kullanmaya başladı. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen bu cihazların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı, çocukların daha fazla radyofrekans ve elektromanyetik alanlara maruz kalmasına neden olabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Naciye Şahin özellikle gelişim çağındaki çocukların bu tür maruziyetlerden uzun vadede olumsuz etkilenebileceğini söyleyerek, manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden oluşan etkilerin tamamen masum olmayabileceğini ve Avrupa Birliği manyetik alan ve maruziyet ölçüm ve standartlarının önemli olduğunu ifade etti. Büyüme ve gelişme çağındaki çocukların bu tür elektromanyetik alanlara nasıl tepki verdiğinin kapsamlı çalışmalarla ortaya konulması gerektiğini söyleyen Şahin, çocuk sağlığı açısından teknolojinin etkilerinin ölçülebilir ve denetlenebilir mekanizmalarla sistematize edilmesinin önemine vurgu yaptı. Şahin, manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurması gerektiğini de söyleyerek, "Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır" şeklinde konuştu. "Maruz kalınan radyofrekans ciddi boyutlara ulaşabiliyor" Özlem Naciye Şahin, çocuk sağlığı için yayılan radyasyonun denetlenmesi gerektiğini söyleyerek, "Bizim ülkemizde de özellikle bu radyoaktif alanların veyahut elektromanyetik alanların ölçülebilir olup olmadığı bakılması gerekiyor. Bunların Wi-Fi, VPN ve çocukların kullandığı akıllı telefonlar evin içindeki mikrodalgalar, radyofrekans sinyalleri ve diğer teknolojik unsurlar üzerinden büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarımızı nasıl etkilediğine dair bizim pek çok sonuca ulaşıyor olmamız gerekiyor. Pek çok çalışmalarla bunun desteklenmesi lazım çünkü çocuk sağlığı üzerine teknoloji kesinlikle ölçülebilir denetlenebilir bir takım mekanizmalarla sistematize edilmesi gerekiyor. Teknolojinin hayatımıza girmesi gördüğünüz gibi hayatı çok daha iyi hale getirmedi ve daha dramatik hale getirdiğini söyleyebiliriz. Teknoloji ortaya çıktı ama kanser gibi hastalıklar azalmadı. Ölçülebilirliği arttı belki ama insan vücuduna olan etkisi de yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Zararlı moda geçtiğinde bu cihazların artık ısı da ürettiğini biliyoruz ama hepimizde biliyoruz ki en iyi telefon da olsa ısınabiliyor. Demek ki Wi-Fi’sini kullandığımız bir telefon ısınmaya başladığında maruz kaldığımız manyetik alan, yani radyofrekans alanı çok ciddi boyutlara ulaşıyor olabilir. Çünkü cihaz ısı yaymaya başladığında bunun tehlikeli hale gelebileceğini düşünmeliyiz" dedi. "Dramatik etkilerini göz önünde bulundurmak gerekir" Şahin, 11 yaş altında ki bir çocuğun neyin suç olup olmadığını anlamayacağını belirterek, "Bu manyetik alanın, özellikle büyümekte ve gelişmekte olan çocuklarda kognitif fonksiyonlar üzerinde dramatik etkileri olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekir. Saatlerce maruz kalmasalar bile kısa süreli kullanımın dahi bilişsel, frontal ve entelektüel alanları etkileyebileceğini tahmin etmemiz gerekiyor. Ancak bunun ne derece etkili olduğunu ölçmemiz şart. Eğer bu durum gerçekten söz konusuysa, buna karşı mutlaka denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuklar gelişimsel dönemdedir. Yapılan çalışmalarla anlık verileri değerlendirebiliriz ancak uzun dönem etkiler de son derece önemlidir. İnternetin hayatımıza girmesini 20 yıl olarak düşünsek bile biz o dönemde bugünkü çocuklar kadar yoğun ve aktif kullanım yapmıyorduk. Bu durumun yalnızca bizim ülkemize mi ait olduğu yoksa dünyanın diğer bölgelerinde de benzer şekilde mi yaşandığı araştırılmalıdır. Bu konu sadece sosyal ve kültürel bir mesele değildir. Anadolu’nun köklü bir kültürel geçmişi vardır ancak teknolojinin etkisiyle bu durum daha farklı ve daha dramatik bir hal almıştır. 11 yaş altındaki bir çocuk, istismarın ne olduğunu tam olarak bilmez. Kendisine yapılan bir davranışın kötü niyetli olup olmadığını ayırt edemez. Neyin suç, neyin suç olmadığını çoğu zaman anlayamaz. Bu durum belirli bir yaşa kadar böyle devam eder" diye konuştu. "Zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir" Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünülmesi gerektiğini ifade eden Şahin, "Bu tür olayların okul ortamlarında da yaşanıyor olması yalnızca denetimsizlikle açıklanamaz. Bu yaş grubu her geçen yıl daha yıkıcı durumlarla karşı karşıya kalmakta ve çoğu zaman kendileri de mağdur olmaktadır. Bu nedenle konuya sadece okul çerçevesinde değil, çocukların kullandığı akıllı tablet gibi cihazların manyetik alan ölçüm ve kalibrasyonlarının Avrupa Birliği’nde olduğun gibi kablosuz ağ bağlantısının hizmet standartlarına uygun olup olmadığına da bakarak, daha geniş bir açıdan bakmak gerekir. Suç işleyen çocukların da aslında çoğu zaman bir sürecin mağduru olduğu görülmektedir. Bu süreçte çocuklar farklı olumsuz etkilere maruz kalabilmekte, hatta bazı durumlarda zararlı alışkanlıklara yönlendirilebilmektedir. Teknolojinin, özellikle manyetik alanlar ve dijital içerikler üzerinden etkilerinin tamamen masum olmayabileceğini düşünmek gerekir. Bu yüzden kullanılan teknolojilerin çok iyi denetlenmesi, toplumun ve özellikle çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların oluşturulması önemli olduğunu" şeklinde konuştu.
Zamana direnen asırlık konaklar, restore edilerek turizme kazandırılmayı bekliyor
20 Ekim 2025 Pazartesi - 11:39 Zamana direnen asırlık konaklar, restore edilerek turizme kazandırılmayı bekliyor Sivas’ın Zara ilçesinde bir caddede yer alan asırlık 5 tarihi konak dikkat çekiyor. İlçenin kültürünü yansıtan tarihi konaklar, turizme kazandırılmayı bekliyor. Sivas’a 72 kilometre uzaklıkta bulunan Zara ilçesi, doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi yapılarıyla da dikkat çekiyor. Karadeniz yolu üzerindeki ilçede bulunan tarihi konaklar, mimari özellikleri ile kendine hayran bırakıyor. 1800’lü yılların sonunda inşa edilen 5 tarihi konak, zamana karşı direniyor. Reşit Paşa Caddesi üzerinde bulunan 5 tarihi konak, yeniden ayağa kaldırılmayı bekliyor. Konakların restore edilerek ilçe turizmine kazandırılmasını beklediklerini ifade eden ilçe sakinleri, gerekli çalışmaların yapılması için yetkililerden çözüm bekliyor. "Hepsi birbirinden güzel ve farklı üsluplarda yapılmış Zara ilçesinde yaşayan Mukadder Özturan, "Biz bu konaklarda büyüdük. Çok eski bir geçmişi olan bir yer. Zara; Sivas’ın en eski ilçelerinden birisi. Tarihi, kültürüyle çok önemli bir yer. Bu konaklar; 1800’lü yılların sonu, 1900’lü yılların başında yapılmış. Hepsi birbirinden güzel ve farklı üsluplarda yapılmış. Günümüzde bunlar çok perişan haldeler, müşkül durumdalar. Konaklar harap oldu ve bakımsız halde. Cadde üzerindeki bu güzel konaklar restore edilse daha güzel bir görüntü olur. 2-3 katlı, cumbalı, balkonlu konaklarımız var. Böylesi güzel yapılarımız var ama bunların ayağa kaldırılması lazım. Buradan geçen ve gören herkes üzülüyor. Bu konaklar terk edilmiş şekilde duruyor. Konakların her bir yanı çok kötü vaziyette" dedi. İlçede yer alan ve 156 yıl önce inşa edilen tarihi Mahir Paşa Konağı, hak sahibi tarafından kamuya bağışlanmış ve restorasyon çalışmaları için raporlar hazırlanmaya başlamıştı.
Sivas CHP İl Kongresi’nde "etek" krizi
19 Ekim 2025 Pazar - 16:42 Sivas CHP İl Kongresi’nde "etek" krizi CHP Sivas İl Başkanlığı Olağan Genel Kurulu’nda, eski milletvekili adayı Baki Çoban’ın yapay zekayla fotoğraflarına etek giydirildiğini iddia etmesi üzerine salonda gerginlik meydana geldi. CHP Sivas İl Başkanlığı Olağan Genel Kurulu, Fidan Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Genel kurula CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, il teşkilatı, partililer ve delegeler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan genel kurulda, öncelikle faaliyet raporları okunurken, mali ve idari konular ele alındı. Ardından söz alan eski CHP Sivas milletvekili adayı Baki Çoban, hem mevcut yönetimi eleştirdi hem de kişisel fotoğraflarının yapay zeka ile değiştirilip, etek giydirilmiş şekilde tekrar paylaşıldığını iddia etti. Çoban’ın açıklamaları sırasında ise salonda kısa süreli bir gerginlik yaşanırken, mevcut başkan Abdulvahapgazi Doğan ise tepki gösterdi. Çoban, yapay zeka kullanarak resimlerine etek giydirdiklerini söyleyerek, bunu yapanların utanması gerektiğini söyledi. "Biraz utanın" Çoban, "Merkez İlçe Başkanı Ergüder Sümbüloğlu’nun tebrik için ben kendi sosyal medya hesabımda şahsi bir paylaşım yaptım. Peki, siz ne yaptınız. Zekası yetersiz olan insanlar, yapay zekayı kullanarak benim resimlerime etek giydirdiler ve bu fotoğrafı paylaştılar. Siz neyin kafasını yaşıyorsunuz. Bu durumdan dolayı biraz utanın. Benim bu partili olduğuma kimsenin şüphesi olamaz" dedi.
Sanal kimlik gerçeği unutturuyor, rol karmaşası bireyi intihara sürüklüyor
19 Ekim 2025 Pazar - 13:09 Sanal kimlik gerçeği unutturuyor, rol karmaşası bireyi intihara sürüklüyor Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijitalleşmenin etkisiyle artan rol karmaşasının bireyleri dahili çöküşe ve intihara kadar sürükleyebileceğini belirterek, bunun yalnızca bireysel değil, toplumsal ölçekte de ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurguladı. Günümüz dijital çağında bireylerin toplumsal, ailevi ve mesleki rollerinde yaşadığı karışıklık, uzmanlara göre ciddi bir toplumsal tehlikeye dönüşüyor. Rol karmaşasının insan psikolojisini derinden etkilediğini belirten uzmanlar, bu durumun yalnızca bireysel değil, toplumsal ölçekte de şiddet, güven kaybı ve aidiyet sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade ediyor. Özellikle sanal kimliklerin ve dijital yaşam tarzlarının, bireylerin gerçek hayat rolleriyle çelişmesi sonucunda kimlik çatışmaları, dahili bunalımlar ve depresyon vakalarının artış gözlemleniyor. Bireyin iş, aile ve arkadaş çevresindeki rollerini tanımlayamaması, hem üretkenlikte düşüşe hem de sosyal barışın zedelenmesine neden oluyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı, Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Başkanı ve Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Dilci, rol karmaşasının ülke, millet ve insanlık için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirterek, "Rol karmaşası yaşayan birey, hayattaki sınırlamalara ve rol belirsizliklerine karşı savunmasız kalıyor. Sosyal rol çatışması yaşayan kişi, kendi rolünü yerine getiremediği için toplumsal anlamda karmaşa yaşıyor. Bu durum toplum geneline yayıldığında, şiddet, çatışma, depresyon ve hatta intihar vakalarına kadar uzanıyor" dedi. "Özellikle aile içerisindeki otorite zayıflaması, sanallaşan ilişkilerin yüzeyselleşmesiyle beraber oluşmaktadır" Prof. Dr. Tuncay Dilci, sosyal rol çatışmasına düşen bireyin toplumsal anlamda karmaşalar yaşadığını ifade ederek, "Rol karmaşası ülkemiz için, milletimiz için, hatta insanlık için tehlike doğuracak çok önemli bir durum. Çünkü rol karmaşası ile birey, hayatta sınırlamalara ve rolleri ile ilgili sınır belirsizliğinin getirmiş olduğu sorunlara karşı savunmasız bir şekilde yakalanmaktadır. Özellikle rol karmaşasında, sosyal rol çatışmasına düşen birey bir nevi dahili anlamda çatışmaları tetikleyerek kendisine düşen rolü yerine getirememekte ve toplumsal anlamda karmaşalar yaşamaktadır. Bunu toplumun geneline yaydığımız zaman, toplumda şiddet, çatışma, depresyon ve hatta intiharlara kadar çevrilen bir başkasına zarar verme ve dürtü bozukluğu dediğimiz tepkisel refleksif davranışlara kadar dönüşen bir durumdan bahsediyoruz. Bireyin iş yeri, aile, eğitim veya arkadaş ortamındaki rollerinin dijital bir yaşamın getirmiş olduğu sanal ortamın, sanal kişilikleri ile beraber yeni rol ve gerçek hayattaki rollerini doğru okuyamaması ve anlamlandıramamasının getirdiği sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu kapsamda dijital arkadaşlık ortamının getirmiş olduğu öğrenme açısından, çocukların öğrenme ortamından uzaklaştırılması dijital nesnelerin sürekli sorun olması değil de doğru kullanılamamasından kaynaklı bir durumdur. Özellikle aile içerisindeki otorite zayıflaması, sanallaşan ilişkilerin yüzeyselleşmesiyle beraber samimiyet, içtenlik ve benlik beyanında sorunlar oluşturmaktadır" diye konuştu. "Toplumsal anlamda ortaya koyduğu sorun, güven ve aidiyet sorunudur" Prof. Dr. Dilci, insanların sanallaşan kişilikleriyle birlikte karmaşık kimlik yapıları sorunları yaşadıklarını ifade ederek, "İş hayatı rolleri ve özel yaşam arasındaki roller, gerçek anlamda tanımlanamadığı için sınır belirsizliğinden kaynaklı olarak bireyin aşırı dijital içerik tüketimine bağlı sorunlar üretmektedir. Toplumsal anlamda ortaya koyduğu sorun, güven ve aidiyet sorunudur. İnsanlarda sanallaşan kişilikleriyle, karmaşık kimlik yapılarıyla ilgili sorunlar oluşmaktadır. Toplumsal güvenin ötesinde, sosyal sermayede azalma durumu vardır. Örneğin trafikteki kendini ifade etme biçimlerinde yaşanan sorunlar, aile içerisindeki şiddet, travmalar veya çatışmalara bağlı olarak bölünmüş aile sıkıntılarının oluşması rol karmaşasından kaynaklanmaktadır" şeklinde konuştu. "Rol karmaşası en önce sosyal barışı zedelemektedir" Prof. Dr. Dilci, insanları sosyal medya ve sanal allemdeki hallerinin gündelik hallerinden farklı olduğunu belirterek, "Sosyal kimlikte bir otorite eğitimine maruz kalan bireyin agresifleşmesi, burada kendi değeri ile karşımıza çıkan intihar, çatışma, şiddet üretme ve kendi kendine sürekli melankolik bozukluklara bağlı olarak bir takım problemlere ve psikolojik rahatsızlıklara kadar uzanan bir sorunla karşı karşıyayız diyebiliriz. Rol karmaşası en önce sosyal barışı zedelemektedir ve bireyin kimlik ile aidiyet problemleriyle iştirak eden durum, iş yerinde ve normal hayatta üretim ve performans düşüklüğüyle birlikte rol çatışmasının getirmiş olduğu gerilim ve gerginlikle bir şiddet üretme mekanizmasına dönüşmektedir. İnsanların sosyal medya veya sanal mecralardaki hâl ve hareketleri ile gerçek dünyadaki hâlleri birbirinden ayrı. Bu aradaki açı büyüdükçe kişide rol çatışması, kimlik çatışması ve iş dünyasında karmaşalar meydana gelebilmektedir" dedi.