Yerel Haberler
Sivas
11 Nisan 2026 Cumartesi - 16:44 Uzmanı uyardı: "Parkinson hastalığında erken teşhis önemli" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu ve her yıl ortalama 10 bin yeni tanı konulduğunu belirtti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Songül Bavli, 11 Nisan Dünya Parkinson Hastalığı Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. 1817 yılında hastalığı tanımlayan James Parkinson’un doğum günü olan 11 Nisan’ın farkındalık günü olarak kabul edildiğini belirten Bavli, bu günün amacının hastalığın bilinirliğini artırmak ve hastaların yaşam kalitesini yükseltmek olduğunu ifade etti. Parkinson hastalığının beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu ortaya çıkan ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi hastalığı olduğunu belirten Bavli, alzaymırdan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti. Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu kaydeden Bavli, her yıl yaklaşık 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu söyledi. "Genç yaşlarda ortaya çıkabilir" Hastalığın genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görüldüğünü ancak genç yaşlarda da ortaya çıkabileceğini vurgulayan Bavli, özellikle genetik vakalarda erken yaşta görülme ihtimalinin bulunduğunu dile getirdi. Parkinson’un genellikle genetik olmadığını ifade eden Bavli, vakaların yalnızca yüzde 10-15’inde genetik geçiş bulunduğunu belirtti. "Farklı belirtiler görülebiliyor" Parkinson’un en temel nedeninin beyindeki dopamin hücrelerinin kaybı olduğunu aktaran Bavli, bu durumun hareketlerde yavaşlama, titreme ve kas sertliği gibi belirtilere yol açtığını söyledi. Bayli, ilerleyen süreçte denge kaybı, konuşma bozuklukları, duygusal değişiklikler ve koku alma problemlerinin de görülebileceğini ifade etti. "En yaygın belirtisi titreme" Hastalığın en yaygın belirtisinin tek taraflı titreme olduğunu belirten Bavli, her Parkinson hastasında titreme görülmeyebileceğini, hastaların bir kısmının kas sertliği ve hareketlerde yavaşlama şikayetleriyle başvurduğunu kaydetti. Unutkanlık konusuna da değinen Bavli, hastalığın ilerleyen evrelerinde demansa kadar gidebilen sorunların ortaya çıkabileceğini ancak bunun her hastada görülmediğini söyledi. "Korunmanın kesin bir yolu yok" Parkinson’dan korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirten Bavli, düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, zihinsel aktivite ve sosyal yaşamın önemine dikkat çekti. Toksik kimyasallardan uzak durulması ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmasının riskleri azaltabileceğini ifade eden Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu olabileceğini dile getirdi. Günümüzde Parkinson’u tamamen iyileştiren bir tedavi bulunmadığını ancak ilaçlar ve ileri tedavi yöntemleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabildiğini söyleyen Bavli, özellikle düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. "Moral desteği büyük önem taşıyor" Hasta yakınlarının da tedavi sürecinde önemli rol üstlendiğini belirten Bavli, ilaç takibi, beslenme desteği ve moral desteğinin hastalar için büyük önem taşıdığını ifade etti. Parkinson hakkında toplumda yanlış bilinenlere de değinen Bavli, hastalığın yalnızca yaşlılarda görülmediğini, her titremenin Parkinson anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını söyledi. Sivas’ta Parkinson hastalarına tanı ve tedavi imkânlarının sunulduğunu belirten Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri cihaz destekli yöntemlerin de uygulandığını ifade etti. Parkinson hastalarına umut mesajı veren Bavli, "Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir" dedi.
Uzmanı açıkladı:  "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
08 Mart 2026 Pazar - 17:06 Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde görevli Öğretim Üyesi Sema Yılmaz, orucun modern hayatın hızına karşı insanı yavaşlatarak farkındalık kazandırdığını belirterek, Ramazan ayının yalnızca oruçtan ibaret olmadığını, teravih, mukabele ve itikaf gibi ibadetlerle güçlü bir manevi atmosfer sunduğunu söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Psikolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Yılmaz, Ramazan ayında oruç ibadetinin insan psikolojisine etkileri ve Ramazan’ın manevi atmosferine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Modern hayatın insanı sürekli tüketmeye ve zaman baskısı altında yaşamaya yönlendirdiğini belirten Yılmaz, oruç ibadetinin ise insanı yavaşlamaya ve hayatın anlamını yeniden düşünmeye davet ettiğini ifade etti. Oruç ibadetinin İslam’da oldukça kapsamlı bir ibadet olduğuna dikkat çeken Yılmaz, "Oruç, insanın zamanı daha farkındalıkla yaşamasını sağlayan, bedenin ve ruhun farkına varılmasına katkı sunan bir ibadettir. Bu yönüyle insanın hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesine yardımcı olur" dedi. "Öz denetim becerisi gelişiyor" Oruç ibadetinin bedensel açıdan da önemli katkılar sunduğunu belirten Yılmaz, bu süreçte beslenme düzeninin yeniden şekillendiğini ve beden ritminin dengelenmesine katkı sağladığını dile getirdi. İnsanların bu süreçte bedenlerinin sınırlarını ve ihtiyaçlarını daha iyi tanıma imkânı bulduğunu ifade eden Yılmaz, ruhsal açıdan ise orucun sabır ve öz denetim becerisini geliştirdiğini vurguladı. "Sınırları öğreten bir ibadettir" Oruç ibadetinin irade eğitimine de katkı sağladığını belirten Yılmaz, "Oruç, insanın neyi yapıp neyi yapamayacağını fark etmesini sağlayan, iradesinin sınırlarını öğreten bir ibadettir. Bu yönüyle yeri başka hiçbir uygulamayla doldurulamayacak kadar özel bir ibadet biçimidir" ifadelerini kullandı. "Birlik duygusu güçleniyor" Ramazan ayının yalnızca oruç ibadetinden ibaret olmadığını vurgulayan Yılmaz, bu ayın birçok farklı ibadet ve manevi deneyimi içinde barındırdığını söyledi. Hastalık, yaşlılık veya yolculuk gibi sebeplerle oruç tutamayan kişilerin de Ramazan’ın manevi atmosferini farklı ibadetlerle yaşayabildiğini ifade eden Yılmaz, özellikle teravih namazının cemaat bilincini ve birlik duygusunu güçlendirdiğini belirtti. "Ramazan, Kur’an ayıdır" Ramazan ayının aynı zamanda Kur’an ayı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, bu dönemde Kur’an-ı Kerim tilaveti ve mukabele geleneğinin önemli bir yer tuttuğunu dile getirdi. Mukabelenin iki kişinin karşılıklı olarak Kur’an okuyup birbirini dinlemesiyle gerçekleştirilen özel bir ibadet olduğunu belirten Yılmaz, bunun insanlara hem manevi hem de ilişkisel açıdan güçlü bir bağ kurma imkânı sunduğunu söyledi. Ramazan’ın son günlerinde gerçekleştirilen itikaf ibadetine de değinen Yılmaz, günümüz insanının yalnız kalmaya tahammül etmekte zorlandığını ifade ederek, itikafın insanın dünyevi meşguliyetlerinden uzaklaşıp kendisi ve Yaradan ile baş başa kalmasını sağlayan önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
Görevi başında felç oldu, 5 yıldır gazilik unvanının verilmesini bekliyor
08 Mart 2026 Pazar - 10:53 Görevi başında felç oldu, 5 yıldır gazilik unvanının verilmesini bekliyor Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş, 2021 yılında görevi başındayken felç oldu, böcek ısırması sonucu felç kaldığı düşünülen Taş, başlattığı hukuk mücadelesinin neticesinde kendisine gazilik unvanı verilmesini bekliyor. Sivaslı Tankçı Uzman Çavuş İbrahim Taş (36) , 2011 yılında göreve başladı. Barış Pınarı Harekatı başta olmak üzere bir çok zorlu görevde fedakarca görev aldı. 2021 yılında ise görevi başındayken fenalaşarak felç oldu. Yürüme ve konuşma yeteneğini kaybetti. Devam eden tedavi sürecinin neticesinde bu yıl güçte olsa ayağa kalkıp konuşmaya başladı. Rahatsızlık nedeni tam olarak tanımlanamadığı için Taş’a gazilik unvanı verilemedi. Geçirdiği felç nedeniyle artık çalışması mümkün olmayan Taş, gazilik unvanını alabilmek için konuyu yargıya taşıdı. Şimdi mahkemenin vereceği kararı bekliyor. Yalnız bırakılmadı Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci süreç boyunca Taş’ı hiç yalnız bırakmadı. Taş’la ilgili süreci yakından takip eden Deveci ve yönetim kurulu iftar yemeğinde Taş’la bir araya geldiler. Taş, burada yaptığı açıklamada, Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği’nin her zaman yanında olduğunu belirterek, "Görevde rahatsızlandım. 2021 yılından beri bu haldeyim. Fatih başkanım bana destek oldu. Bana kimse destek olmuyor. Ben mahkemelerde bekliyorum. Gazi olmak istiyorum" dedi. "İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek" Sivas Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Fatih Deveci, mahkemenin vereceği kararla İbrahim’in yüzünün gülmesini beklediklerini ifade edip, "İbrahim bizim çok değerli bir kardeşimiz. 21 Eylül 2021 yılında Barış Pınar’ı Harekatına da katılıyor. Kendisi zaten tankçı uzman çavuş olarak görev yapıyordu. Görev esnasında kendisi bir rahatsızlık geçiriyor ve felç kalıyor. 2021 yılında İbrahim ile tanıştığımız zaman yürüyemiyordu ve tamamen felçliydi. Kendisini ifade dahi edemiyordu. 5 yıl sonra ise ayağa kalkmaya başladı. İbrahim derneğimize gelerek gazilerimizle muhabbet etti. Bu da bizim çok hoşumuza gitti. Daha sonra ise bu ay mübarek bir ay olduğu için biz de İbrahim’e iftar yapmaya gittik. Bizim ve İbrahim, 10 yıl boyunca kutsal emanetimiz olan bayrağımızı korumuş ve üniformamızı üzerinde taşımıştır. Görev esnasında kendisi ile birlikte 3 arkadaşı daha rahatsızlanıyor. Şu an da hukuk savaşı veriyoruz. İbrahim’in hak ettiği gazilik unvanını alması için uğraşıyoruz. İnşallah bu davamızı kazanacağız. İnşallah İbrahim’in yüzü gülecek ve kendisi gazi olacak" dedi.
Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 0 - Ankara Keçiörengücü: 1
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:45 Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 0 - Ankara Keçiörengücü: 1 Trendyol 1. Lig’in 29. haftasında Özbelsan Sivasspor, evinde karşılaştığı Ankara Keçiörengücü’ne 1-0 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 35. dakikada ceza sahasında topla buluşan Roshi, sert vuruşla topu ağlara gönderdi. 0-1 90. dakikada Sivasspor’da Charisis, Rroca’ya yaptığı müdahalenin ardından ikinci sarı karttan kırmızı kart görerek oyun dışı kaldı. 90+3. dakikada Wellington, rakibine yaptığı müdahale sonrası ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında kaldı. Hakemler: Çağdaş Altay, Mehmet Pekmezci, Oğuzhan Yazır Özbelsan Sivasspor: Göktuğ Bakırbaş, Murat Paluli, Mert Çelik, Okan Erdoğan, Emirhan Başyiğit, Charisis, Cihat Çelik (Avramovski dk. 67), Okoronkwo (Malle dk. 46), Kamil Fidan (Bekir Böke dk. 46), Ethemi, Manaj Yedekler: Gökhan Akkan, Özkan Yiğiter, Kerem Atakan Kesgin, Emre Gökay, Savaş Ala, Feyzi Yıldırım, Ali Selvili Teknik Direktör: İsmet Taşdemir Ankara Keçiörengücü: Emre Satılmış, Hüseyin Bulut, Oğuzcan Çalışkan, Abdullah Çelik, Ali Dere, İshak Karaoğul (Wellington dk. 86), İbrahim Akdağ, Roshi, Rroca (Halil Can Ayan dk. 68), Ezeh (Diaby dk. 86), Diouf (Fernandes dk. 68) Yedekler: Aykut Özer, Ali Akman, Mexer, Süleyman Luş, Mehmet Efe Çakmak Teknik Direktör: Yalçın Koşukavak Goller: Roshi (dk. 35) (Ankara Keçiörengücü) Kırmızı kartlar: Charisis (dk. 90) (Sivasspor), Wellington (dk. 90+3) (Ankara Keçiörengücü) Sarı kartlar: Murat Paluli (Sivassspor), İshak Karaoğul, Abdullah Çelik (Ankara Keçiörengücü)
Hemcinsleri tırnaklarını boyarken o duvarları boyamayı tercih etti
07 Mart 2026 Cumartesi - 11:20 Hemcinsleri tırnaklarını boyarken o duvarları boyamayı tercih etti Sivas’ta kendi evininin mutfağını boyayarak adım attığı boyacılığı, kazandığı tecrübelerle mesleğe dönüştüren Gökçek, boyadığı yaklaşık 400 evle erkek ustalara taş çıkarttıyor. Sivas’ta yaşayan 42 yaşındaki 3 çocuk annesi Handan Gökçek, 5 yıl önce boyaya ihtiyaç duyan mutfak duvarları için kolları sıvadı. Kendi mutfağını kendisi boyayan Gökçek, daha sonra tüm evi boyayarak tecrübe kazandı. Bu alandaki yeteniğini fark eden evhanımı, boyacağılı meslek haline getirmeye karar verdi. Zamanla kendisi gibi kadınlardan bir ekip kurarak, özellikle evini boyatmak isteyen kadınların tercihi oldu. 5 yılda yaklaşık 400 ev boyayan Gökçek, adeta erkek meslektaşlarına taş çıkarttı. Erkek mesleği olarak görülsede boyacağını kendine meslek haline getiren Gökçek, hem çalışma hayatına girdi hemde aile bütçesine önemli bir katkı sağladı. Genç kadının cesareti bir çok kadına da örnek oldu. Gökçenin çalışmalarının yer aldığı sosyal medya paylaşımları milyonlara ulaştı. En fazla takipçileri yine kendisi gibi kadınlardan oluşuyor. En büyük mutluluğu ise hem cistlerinden aldığı destek içerikli mesajlar. Erkek ustalara göre daha titiz Titizlikle yürütülen çalışmalar sayesinde boyanan evlerde yalnızca duvarlar değil, yaşam alanları da yenileniyor. Gökçek, boya işlemi tamamlandıktan sonra ortamın temizlenmesine de özen gösterildiği belirtilirken, bu durumun ev sahipleri tarafından memnuniyetle karşılandığı ifade etti. Erkek egemen bir meslekte çalıştığını belirten Handan Gökçek, kadınların isterse yalnızca bir evi değil hayatlarını da baştan sona yenileyebileceğini belirterek, kadın emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya temennisinde bulundu. Erkek egemen bir mesleği sürdüren Handan Gökçek, "Kendi evimi boyayarak başladım, boya bende bir tutku haline geldi. Sonrasında evini boyatmak isteyenler oldu, onları boyaya boyaya bunu bir meslek haline getirdim. Bugüne kadar Sivas’ta 400 evi yeniledim. Sosyal medyada paylaştığımız videolar milyonlarca kez izlendi, çok güzel tepkiler alıyoruz. Kadınların bu işe olan ilgileri arttı; kendi evlerini boyamak istiyorlar, meslek olarak yapmak istiyorlar. Türkiye’nin birçok ilinde ekibim var, hep birlikte çalışıyoruz ve gayet iyi bir şekilde ilerliyoruz. Aslında erkek mesleği olarak görülen boyacılığı kadınların da yapabileceğini gösterdik ve bu konuda oldukça başarılı ve titiziz, çok güzel sonuçlar elde ediyoruz. Boya yaptığımız evden çıkarken damlattıklarımızı ve döktüklerimizi de topladığımız için ev sahibinin de hoşuna gidiyor. Kadının ruhundan en iyi yine kadın anladığı için biz onlara iş bırakmadan çıkmış oluyoruz. Hemcinslerimiz tırnaklarını boyarken biz evleri boyamayı tercih ettik. 8 Mart sadece bir kutlama günü değil, kadınların emeğinin, cesaretinin ve mücadelesinin hatırlandığı bir gündür. Ben erkek egemen bir meslekte çalışıyorum ve şuna inanıyorum: Bir kadın isterse sadece bir evi değil, hayatını da baştan sona yenileyebilir. Kadınların emeğinin görünür olduğu ve desteklendiği bir dünya diliyorum" dedi.
Sivas’ta eğitim alanında yürütülen çalışmalar ele alındı
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:32 Sivas’ta eğitim alanında yürütülen çalışmalar ele alındı Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürü Ebubekir Sıddık Savaşçı, Sivas’ta ilçe milli eğitim müdürleri ve temel eğitime bağlı merkez okul müdürleri ile istişare toplantısında bir araya geldi. İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan’ın da katılımıyla Sivas BİLSEM konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda il genelinde temel eğitim alanında yürütülen çalışmalar, eğitim-öğretim süreçleri, akademik başarıyı artırmaya yönelik uygulamalar ve okullarda gerçekleştirilen projeler ele alındı. Toplantıda ayrıca eğitim ortamlarının geliştirilmesi, okul dışı öğrenme ortamları, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimlerinin desteklenmesi ile eğitimde niteliğin artırılmasına yönelik yürütülen faaliyetler değerlendirildi. Toplantıda konuşan Genel Müdür Savaşçı, temel eğitimin öğrencilerin eğitim hayatının en önemli basamaklarından biri olduğunu belirterek bu kademede yürütülen çalışmaların büyük bir titizlikle planlanmasının önemine dikkat çekti. Okullarda gerçekleştirilen uygulamaların sahadaki yansımalarının yakından takip edilmesinin eğitim politikalarının etkin bir şekilde hayata geçirilmesi açısından önemli olduğunu ifade eden Savaşçı, eğitim yöneticilerinin koordinasyon içinde çalışmasının eğitimde başarıyı artıracağını sözlerine ekledi.
Kur’an-ı Kerim’i güzel okumak için yarıştılar
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:31 Kur’an-ı Kerim’i güzel okumak için yarıştılar Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ile çeşitli öğrenci topluluklarının iş birliğinde "2. Geleneksel Uluslararası Kur’an-ı Kerim’i Yüzüne Güzel Okuma Yarışması" gerçekleştirildi. İl Müftülüğü ve çeşitli derneklerin katkılarıyla düzenlenen yarışma farklı ülkelerden Sivas’a gelerek üniversitenin çeşitli bölümlerinde eğitim gören 13 uluslararası öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Komor Adaları, Çad, Tanzanya, İran, Mısır, Libya, Moritanya ve Afganistan başta olmak üzere farklı coğrafyalardan Sivas’a eğitim için gelen öğrenciler, Kur’an-ı Kerim tilavetindeki maharetlerini sergiledi. Yarışma, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Demir’in komisyon başkanlığında Öğr. Üyesi Cafer Kelkit ve Arş. Gör. Ömer Faruk Ayvaz’ın jüri üyeliğinde gerçekleştirildi. Yarışmacılar, tecvid, mahreç ve tilavet usulüne uygunluk kriterleri çerçevesinde değerlendirildi. Yarışma sonunda yapılan değerlendirme neticesinde Fransız Dili ve Edebiyatı öğrencisi Komor Adaları’ndan Maoulida Ahamada Abdoulhalim birinci, Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencisi Mısırlı Abdelrahman Reda Hassan ikinci, İktisat Fakültesi öğrencisi Libyalı Aban Aldail ise üçüncü oldu. Müftü Vekili Mehmet Koç, organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ederek yarışmaya katılan öğrencileri tebrik etti. Program sonunda öğrencilere hediye takdim edildi.
Acil servisler poliklinik gibi kullanılıyor, hasta yoğunluğu artıyor
07 Mart 2026 Cumartesi - 10:30 Acil servisler poliklinik gibi kullanılıyor, hasta yoğunluğu artıyor Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Acil Tıp Uzmanı Dr. Sedat Özbay, acil servislerin işleyiş ve kullanım detayları ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Acil durumları "hastanın hayatını tehlikeye atan, çok acil şekilde tıbbi müdahale gerektiren, tanı ve tedavisinde çok hızlı davranılması gereken durumlar" olarak tanımlayan Özbay, "Bu uzun süredir kamuoyunda lanse ediliyor. Biz de bütün platformlarda acil servislerin nasıl kullanılması gerektiğiyle ilgili, hangi durumlarda kullanılması gerektiğini deklare ediyoruz. Travmalar, kardiyovasküler yetmezlikler, ani bilinç kayıpları, göğüs ağrıları, kalp krizi gibi hayatı tehdit eden durumlarda hastaların acil servise başvurması gerekmektedir" dedi. "Gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta" Acil servislerin poliklinik gibi kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Özbay, "Maalesef acil servisler son zamanlarda normal poliklinik gibi kullanılmaya başlandığından dolayı acil servisteki hasta yükü artmakta ve gerçek acil vakaların hastaneye ulaşımı zorlaşmakta ya da acil servisteki hizmetlerinden faydalanma imkânı giderek azalmaktadır. Bu durum aynı zamanda acil serviste öngörülemez bir iş gücü artışına, bununla beraber tıbbi hatalara yol açma riskine, fiziksel olarak şiddete dönüşme potansiyeline ve dolayısıyla sağlık personeli ve hekimlerde tükenmişlik sendromuna neden olmaktadır" ifadelerine yer verdi. Sivas Numune Hastanesi’nde acil servise başvuran hastalara da değinen Özbay, "Artık rutine binmiş bir hasta skalamız var. Bu dönemde en sık tansiyon yükseklikleri, şeker düzensizlikleri ve bununla beraber iftar sonrasında aşırı yemeye bağlı hazımsızlık, karın ağrısı, ishal gibi gastrointestinal problemler karşımıza çıkmaktadır" ifadelerine yer verdi.