Yerel Haberler
Sivas
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:27 Sivas’ta yerli boji üretimiyle dışa bağımlılık azalıyor Sivas’ta 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü bünyesinde faaliyete geçirilen TÜRASAŞ Boji Fabrikası, demiryolu sanayisinde dışa bağımlılığı azaltarak yerli üretimi güçlendirecek ve ülke ekonomisine önemli katkı sunuyor. Sivas’ta 1939 yılında ulusal ve uluslararası demiryolu sektöründe kullanılan farklı tip ve özellikteki yük vagonlarının bakım, onarım ve imalatı ile raylı sistem araçlarına ait yedek parçaların üretimi amacıyla kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü, demiryolu sanayisinin en önemli bileşenlerinden biri olan boji üretimiyle dikkat çekiyor. TÜRASAŞ bünyesinde faaliyet gösteren Boji Fabrikası, ülkenin en modern ve en büyük kapasiteli boji üretim tesisleri arasında yer alıyor. Fabrikada 10 bin 500 metrekare kapalı alanda, Avrupa standartlarına uygun olarak üretim gerçekleştiriliyor. Yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan her türlü demiryolu aracının ihtiyaç duyduğu bojiler, bu tesiste yerli imkânlarla üretiliyor. Böylece sektördeki dışa bağımlılık azaltılırken, yerlilik oranı da önemli ölçüde artırılıyor. TÜRASAŞ Boji Fabrikası, Sivas ekonomisine sağladığı katkının yanı sıra ülke ekonomisine de değer katıyor. Tesiste üretilen vagon ve boji sistemlerinin Avrupa ülkelerine pazarlanıyor, bu üretimle Türkiye’nin demiryolu sanayisindeki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.
Sivasspor’a taraftarlardan tesislerde protesto
19 Şubat 2026 Perşembe - 23:30 Sivasspor’a taraftarlardan tesislerde protesto Sivasspor, deplasmanda Adana Demirspor ile 1-1 berabere kaldığı maçın ardından taraftarının sert tepkisiyle karşılaştı. Son dakikalarda gelen golle galibiyeti kaçıran kırmızı-beyazlı ekip, Sivas’a dönüşte tesisler önünde protesto edildi. Trendyol 1. Lig’in 26. haftasında Adana temsilcisine konuk olan Sivasspor, karşılaşmada 1-0 öne geçmesine rağmen 88. dakikada kalesinde gördüğü golle sahadan 1-1’lik eşitlikle ayrıldı. Bu sonuçla galibiyeti son anlarda kaçıran Sivas ekibi önemli iki puanı bırakırken, ev sahibi ekip ise ligde üçüncü kez puan alma sevinci yaşadı. Maçın ardından Sivas’a dönen takım kafilesi, Sivasspor tesisleri önünde toplanan taraftar gruplarının protestosuyla karşılaştı. "Legend" ve "Elli Sekiz" isimli taraftar grupları, son haftalardaki performans ve ligdeki gidişat nedeniyle takıma ve yönetime tepki gösterdi. Akşam saatlerinde tesisler önünde bir araya gelen kalabalık, takım otobüsünün giriş yaptığı sırada sloganlar atarak oyunculara tepkisini dile getirdi. Olası bir olumsuzluğa karşı emniyet güçleri bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı. Yönetim ve teknik heyet taraftarın yanına gitti Yaşanan gelişmelerin ardından Teknik Direktör İsmet Taşdemir, golcü oyuncu Rey Manaj ve Kulüp Başkanı Burak Özçoban güvenlik önlemleri eşliğinde taraftarların yanına gelerek bir süre görüşme gerçekleştirdi. Kulüp Başkanı Özçoban, taraftarın tepkisini anladıklarını belirterek, takımın yeniden toparlanması adına gerekli adımların atılacağını ifade etti. Protestonun ardından kalabalık grup olaysız şekilde dağıldı.
Uzmanı uyardı: "Riskli gebeliklerde oruç tutmak, düşük ve kayıplara neden olabilir"
19 Şubat 2026 Perşembe - 20:04 Uzmanı uyardı: "Riskli gebeliklerde oruç tutmak, düşük ve kayıplara neden olabilir" Sivas Medicana Hastanesi Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nadir Cömert, Ramazan ayında hamile kadınların oruç tutmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, "Riskli gebeliklerde hem anne karnında kayıplar hem de düşük gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz" dedi. Ramazan ayının başlamasıyla birlikte hamile kadınların oruç tutup tutamayacağı konusu yeniden gündeme geldi. Özellikle gebeler, sağlık durumlarının oruç tutmaya uygun olup olmadığı konusunda doktorlara sıkça başvuruyor. Uzmanlar ise gebeliğin dönemine ve annenin sağlık durumuna göre değerlendirme yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre gebeliğin ilk 3 ayında bebeğin organ gelişimi gerçekleştiği için uzun süreli açlık önerilmiyor. Son 3 aylık dönemde ise hem bebeğin hem de annenin artan besin, protein, vitamin ve glikoz ihtiyacı nedeniyle oruç tutulması genellikle tavsiye edilmiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nadir Cömert, hamilelikte ara dönemin oruç tutmak için daha uygun bir dönem olduğunu söyleyerek, "Özellikle kronik hastalıkları olanlara önermiyoruz. Örneğin kronik kalp hastalığı, hipertansiyonu, diyabeti, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı gibi hastalıkları olanlara tabi ki oruç tutmayı önermiyoruz. Onun dışında belki bir diyetisyenle birlikte orucu götürmek çok daha iyi olabilir" dedi. Cömert, uzun süre açlık ve susuzlukta bebeğin etkilenebileceğini belirterek, "Riskli gebeliklerde hem anne karnında kayıplar hem de düşük gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz" ifadelerine yer verdi. "Negatif etkileri olabilir" Kronik hastalığı olanlara oruç tutmayı önermediğini belirten Nadir Cömert, "Ramazan ayı başladı. Hastalarımız ve özellikle gebelerimiz çok soruyor. ’Hocam oruç tutabilir miyim’ diye. Tabi tutmak isteyen hastalarımız için önerilerimiz oluyor. Genel olarak ilk 3 ay ve son 3 ay tutmalarını çok önermiyoruz. İlk 3 ayda organ gelişimi, bebeğin gelişimi olduğu için. Son 3 ayda da bebeğin ve annenin beslenmeye ihtiyacı çok fazla artıyor. Protein, şeker, glikoz ihtiyacı ve vitamin ihtiyaçları falan çok arttığı için çok önermiyoruz aslında. Ara dönem belki daha oruç tutulabilecek bir dönemdir. Ama tabi orda da hastanın özel durumları olabiliyor. Özellikle kronik hastalıkları olanlara önermiyoruz. Örneğin kronik kalp hastalığı, hipertansiyonu, diyabeti, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı gibi hastalıkları olanlara tabi ki oruç tutmayı önermiyoruz. Onun dışında belki bir diyetisyenle birlikte orucu götürmek çok daha iyi olabilir. İftarda nasıl beslenilmesi gerektiği, sahurda ne yenmesi gerektiği gibi sorular olabiliyor. Hastamız mümkünse bir diyetisyen eşliğinde de bu durumu götürebilir. O açıdan hem bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hem de bir diyetisyenle birlikte bu süreci götürmek en doğrusudur. Uzun süre açlıktan şeker düzeyi düşüyor. Ondan sonra yağ hücrelerinde yıkım başlıyor. Keton üretimi başlıyor. Bu keton üretimi olduğu zaman kanda biraz yüksek düzeye çıktığı zaman bebeği etkileyebiliyor uzun sürede. O yüzden böyle negatif etkiler olabilir çok net olmamakla birlikte. Ondan sonra tabii sıvıyla ilgili de bebeğin sıvısıyla ilgili amniyon sıvısı dediğimiz bir sıvı var. Uzun süre açlık ve susuzlukta bebek etkilenebilir. Riskli gebeliklerde hem anne karnında kayıplar hem de düşük gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz" diye konuştu.
Sivas’ın unutulmaya yüz tutmuş asırlık lezzeti: "Unlu baklava" sofralarda yeniden yer alıyor
19 Şubat 2026 Perşembe - 13:28 Sivas’ın unutulmaya yüz tutmuş asırlık lezzeti: "Unlu baklava" sofralarda yeniden yer alıyor Zengin mutfağı, lezzetli yemek ve tatlıları ile ün salan Sivas’ın unutulan lezzeti ’unlu baklava’, Ramazan ayında sofralarda yeniden yer alıyor. Gastronomi alanında kendini ispatlamış şehirlerden birisi olan Sivas’ın yazılı kaynaklarda yer almayan lezzetlerinden ’unlu baklava’ unutulmaya yüz tutarken, bazı mahir ellerde yaşatılmaya çalışılıyor. Merkeze bağlı Ağıllar mezrasında yaşayan Döndü ailesi, özellikle Ramazan sofralarında bu lezzeti eksik etmiyor. Döndü Güler ve kızı Songül Güler, hem unutulmaya yüz tutan bu yemek kültürünü yaşatıyor hem de gelecek kuşaklara aktarmanın mücadelesini veriyor. Tatlıyı her yıl Ramazan ayı döneminde yaptıklarını ifade eden Döndü Güler, "Bu tatlı büyüklerimizden geliyor. İlk önce annelerimiz yapmış, biz de onlardan öğrendik. Bu tatlının ismi unlu baklava diye geçer. Önceden ceviz yokmuş, un atarlarmış. Biz de o şekilde yapıyoruz" dedi. "Bunu çok bilen yoktur" Çocukluk yıllarında bu tatlının çok sevilerek tüketildiğini söyleyen Songül Güler ise, "Bu tatlıyı annem bizler küçükken yapardı. Çok severek tüketirdik. Sonrasında biz de yapmaya başladık. Çocuklarımız sevdikçe de yapıyoruz. Bu tatlı Sivas’a özgüdür. Bunu çok bilen yoktur. Sivas’ın asırlık bu lezzetini yaşatmaya çalışıyoruz" dedi. Ceviz yerine kavrulmuş un kullanılıyor Unlu baklavayı diğer baklavalardan ayıran özelliği, yufkaların arasına ceviz, fındık veya fıstık yerine ‘sahte ceviz’ olarak adlandırılan topaklı un karışımı konulması. Bu karışım, yağsız şekilde kavrulan una sıcakken sıvı yağ damlatılarak topaklandırılmasıyla elde ediliyor. Kavrulmuş topaklı un ceviz lezzeti veriyor. Tatlının hamuru ise iki aşamalı yoğurma ve dinlendirme yöntemiyle hazırlanıyor. Tam yoğrulmayan hamur kısa süre dinlendiriliyor. Hamuru az nişasta ve un ağırlıklı olarak yoğruluyor. Yufkalar arasına kaynatılmadan eritilmiş ve tortusu alınmış tereyağı ile az miktarda sıvı yağ karışımı sürülüyor. Baklava diliminden daha büyük parçalar halinde kesiliyor ve kızarana kadar pişiriliyor.
Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 21:01 Beş asırdır hiç terk edilmedi, Sivas’ta tüm camilerde aynı nida yankılandı Sivas’ta 5 asırdır tüm camilerde okunan ilahi, bu Ramazan ayının ilk teravih teravih namazında da tüm camilerde okundu. Sivas’ta yaklaşık 5 asır önce, Anadolu’da ki 3 şemsten birisi olarak kabul edilen Şemsi Sivas’i hazretleri tarafından yazılan ilahi, 5 asırdır Ramazan aylarında, teravih namazında bütün camilerde yankılanıyor. Teravih namazının bitmesi ve vitir namazının öncesinde okunan ilahi, Ramazan ayının ilk 15 günü ‘Merhaba, Merhaba, şehri Ramazan Merhaba’ şeklinde okunurken son 15 gününde ise ‘Elveda, elveda, şehri Ramazan elveda’ şeklinde okunuyor. Sivas’ta 5 asırdır terk edilmeyen bu gelenek bu yıl Ramazan ayının ilk tevarih namazında yine okundu. İlahi tüm camilerde hep bir ağızdan, "Yâ Hannan, Yâ Mennân, Yâ Ze’l-cudi ve’l ihsân; Sebbit kulûbenâ ale’l-îmân, Nercû afveke ve’l-ğufran; Merhaba Merhaba, şehr-i Ramazân Merhaba; Merhaba Merhaba, şehr-i Sıyam Merhaba. Evvel Hû, Âhir Hû; Zâhir Hû, Bâtın Hû; Kul Yâ Hû, Yâ Hû, Yâ Men Hû Hak" şeklinde yankılandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Kale Camisi İmam Hatibi Rafet Karyağdı, bu geleneğin Sivas’a özgü olduğunu belirterek, "Ya hannan ilahimiz Sivas’ımızın beş asırdır süregelen, 15. Asırda yaşamış Şemşettin’i Sivas’i hazretlerinin yazdığı düşünülen bir eser. Sivas’ımında Ramazan ayında ‘merhaba’ ile başlayıp, son 15 günden sonrada ‘elveda’ şeklinde bitirdiğimiz, Sivas’a özgü bir ilahidir. Tüm Sivas halkımız, cemaatimiz bu ilahiye katılırlar. Aşk ile şevk ile okunur. Başka illerden misafir olarak gelenler şaşkınlık yaşıyor. Telefonlarına sarılıp görüntülemek istiyorlar. Kendi illerine bu geleneğimizi taşımak istiyorlar" dedi. Öte yandan Sivas Valiliği, 5 asırlık geleneği konu alan bir kilip hazırlayarak sosyal medya hesaplarından paylaştı. Paylaşım yoğun ilgi gördü.