Yerel Haberler
Sivas
21 Şubat 2026 Cumartesi - 10:27 Sivas’ta yerli boji üretimiyle dışa bağımlılık azalıyor Sivas’ta 1939 yılında kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü bünyesinde faaliyete geçirilen TÜRASAŞ Boji Fabrikası, demiryolu sanayisinde dışa bağımlılığı azaltarak yerli üretimi güçlendirecek ve ülke ekonomisine önemli katkı sunuyor. Sivas’ta 1939 yılında ulusal ve uluslararası demiryolu sektöründe kullanılan farklı tip ve özellikteki yük vagonlarının bakım, onarım ve imalatı ile raylı sistem araçlarına ait yedek parçaların üretimi amacıyla kurulan TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğü, demiryolu sanayisinin en önemli bileşenlerinden biri olan boji üretimiyle dikkat çekiyor. TÜRASAŞ bünyesinde faaliyet gösteren Boji Fabrikası, ülkenin en modern ve en büyük kapasiteli boji üretim tesisleri arasında yer alıyor. Fabrikada 10 bin 500 metrekare kapalı alanda, Avrupa standartlarına uygun olarak üretim gerçekleştiriliyor. Yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan her türlü demiryolu aracının ihtiyaç duyduğu bojiler, bu tesiste yerli imkânlarla üretiliyor. Böylece sektördeki dışa bağımlılık azaltılırken, yerlilik oranı da önemli ölçüde artırılıyor. TÜRASAŞ Boji Fabrikası, Sivas ekonomisine sağladığı katkının yanı sıra ülke ekonomisine de değer katıyor. Tesiste üretilen vagon ve boji sistemlerinin Avrupa ülkelerine pazarlanıyor, bu üretimle Türkiye’nin demiryolu sanayisindeki rekabet gücünün artırılması hedefleniyor.
Belediye başkanından kamu malına zarar verenlere terörist benzetmesi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 15:47 Belediye başkanından kamu malına zarar verenlere terörist benzetmesi Sivas’ta park halindeki belediye otobüsünün camları kırıldı, Belediye Başkanı Adem Uzun şüphelilerle ilgili terörist benzetmesi yaptı. Sivas’ın Alibaba Mahallesi’nde belediyeye ait bir servis otobüsü kimliği belirsiz bir kişinin saldırısına uğradı. Görgü şahitlerinin iddiasına göre eline nacak alan şahıs park halindeki otobüsün camlarını kırarak zarar verdi. Olayın ardından durum emniyet birimlerine bildirildi. Belediye Başkanı Adem Uzun, olayla ilgili yaptığı açıklamada kamu malına yönelik saldırının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Belediyemize ait bir servis otobüsünün yanındayız. Camlar nacakla yarılmış durumda. Alibaba Sağlık Ocağı’nın olduğu bölgede park halindeyken, dağdaki teröristten farksız biri geliyor, eline nacağı alıyor, ön cama ve yan kapılara zarar veriyor. Emniyete bildirdik, bu olayı takip halindeyiz. Ben Alibaba’da yaşayan hemşerilerime sesleniyorum; böyle bir olay gördülerse bize ve emniyete bildirirlerse seviniriz. Hukuksal boyutta ne yapılması gerekiyorsa yapacağız, işin de takipçisi olacağız. Bu kamu malıdır, vatandaşın malıdır. Nacak alıp otobüse saldırmak nasıl bir psikolojidir? Bunu yapanın dağdaki teröristten ne farkı vardır? Belediyemiz camı yaptırır. Ben bunu yapanı Allah’a havale ediyorum, sonrasında da Türk yargısına bırakıyorum" dedi.
Zara’da arıcılık konferansı düzenlendi
18 Şubat 2026 Çarşamba - 14:31 Zara’da arıcılık konferansı düzenlendi Sivas’ın Zara ilçesinde düzenlenen konferansta arıcılığın mevcut durumu, coğrafi işaretli üretim ve pazarlama konuları ele alındı. Sivas’ın Zara ilçesinde arıcılık üstüne, arıcılık konferansı" gerçekleştirildi. Zara Kaymakamlığı tarafından Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksekokulu konferans salonunda düzenlenen programa üreticiler yoğun ilgi gösterdi.Konferansta Zara Gençlik Merkezi Müdürü Enes Kuzu, dünyada, türkiye’de, sivas’ta arıcılığın durumu ile gençler arı gibi çalışıyor projesi hakkında bilgi verdi.Programın konferans bölümünde Öğretim Görevlisi Servet Okur ile arı işletmecileri Amil Üstündağ ve Ufuk Ateş zara balının tarihi gelişimi ve durumu, verilerle dünyada arıcılık, coğrafi işaretli ürün üretiminin avantajları, arıcılıkta pazarlama ve arıcılıkta sıkça yapılan hatalar konularında sunum yaptı. Son oturumda ise Sivas Bal Üreticileri Birliği Başkanı Anıl Engin ve ARMASAD Yönetim Kurulu Başkanı Kürşat Zeynel Utlu, arıcılık ürünlerinde kullanım hataları ile sektördeki malzeme ve pazarlama yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Program kapsamında ilçede coğrafi işaretli bal üretimi yapan 6 üreticiye isimlerinin yazılı olduğu arıcı maskeleri hediye edilirken, konuşmacılara plaket takdim edildi. Arı Yetiştiriciliği Kursu’nu başarıyla tamamlayan 60 kursiyere ise belgeleri verildi. Konferansa Kaymakam Mehmet Ali Atak, Belediye Başkanı Fatih Çelik, ilçe protokolü, muhtarlar ve çok sayıda arı yetiştiricisi katıldı.
Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı
18 Şubat 2026 Çarşamba - 12:12 Türk bilim adamlarının çalışması Avrupa’da yankılandı Türk bilim adamları, Antik Roma belgelerine dayandırılan, ‘tedavilerde insan ve hayvan dışkısı kullanıldığı’ arkeolojik çalışmalarla kanıtladı. Konuyla ilgili çalışmanın yer aldığı, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makaleye Avrupa’da geniş yankı uyandırdı. Antik Roma belgelerinde karşılaşılan, insan dışkısının merhem gibi doğrudan hastalıklı bölgeye sürüldüğü bilgisi günümüz bilimsel metotları ile kanıtlandı. Hipokrat, Plinius ve Galen gibi dönemin şifacılarının dışkıyı iltihap, enfeksiyon ve üreme bozukluklarında kullandığı iddiaları da Türk bilim adamlarının çalışmasıyla kanıtlandı. Arkeologların bulduğu 1900 yıllık bir şişede insan dışkısına dair kimyasal izler tespit edildi. İzmir’in Bergama ilçesindeki Bergama Arkeoloji Müzesi’nde bulunan şişede Prof. Dr. Cenker Atila, Kimyager Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi’nin yaptığı kimyasal analizine göre şişede ayrıca kekikten elde edilmiş aromatik birleşikler de bulundu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila ve ekibinin yazdığı bilimsel makale Avrupa’da ses getirdi. Yabancı bir dergide yer alan makaleye Avrupa’da birçok basın organında yer verildi. Bin şişeden 7’sinde çıktı Konuyla ilgili açıklama yapan Atilla, "Ben arkeolojide cam ve seramik uzmanıyım. 2009 yılında Bergama Müzesi Cam Eserleri adlı bir kitap çalışmam oldu. O sırada Bergama’daki bütün cam eserleri inceledim. Bu çalışmayı yaparken bazı eserler içerisinde kalıntılar olduğunu fark ettim. Daha sonra bir Aroma Terapi Festivali’nde Kimyager arkadaşım Dr. İlker Demirbolat ve Tıp Tarihçisi Dr. Rana Babaç Çelebi ile tanıştık. Bergama’daki kalıntıların analizini yapıp yorumlayabiliriz diye düşündük. Sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izinlerimizi aldık ve müzeye gittik. Bin eser içerisinde 7 tanesinde kalıntı çıktı. Bunlardan da bir tanesinde veri sağlayabilecek kalıntılar elde ettik" dedi. Günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlandı Atilla çalışmalarına kadar, Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığının bilindiğini ancak günümüz bilimsel metotlarıyla kanıtlanmadı ifade edip, "Mısır’da, Çin’de, Yunan ve Roma antik kaynaklarında insan ve bazı hayvan dışkılarının tıpta kullanıldığını biz biliyoruz. Fakat bu gerçek mi, gerçekse tam olarak nasıl kullanılıyor? Biz bunların cevabını bilemiyorduk. Bu buluşun çok ilginç ve komik de bir süreci var. Kimyasal analizleri yapan İlker arkadaşımız analizleri yapıyor, içinde gaita çıkıyor. Biz ilaç olabileceğini düşünüyorduk ama bitkisel kökenli başka şeyler bekliyorduk. Bu sonucu öğrendiğimizde çok mutlu olduk. Kokuyu bastırmak için kekik de atmışlar. Biz bunun doğrudan Galenos veya Galenos’un öğrencileri tarafından yapıldığını düşündük. Antik Çağ’da kullanıldığını bildiğimiz bir şeyin günümüze kadar gelmiş olan ilaç olduğu ispatlanmış oldu. Bunu da hemen makaleye çevirdik" şeklinde konuştu. Antik kaynaklar detay vermiyor Cumhuriyet Üniversitesi’nden (SCÜ) arkeolog Prof. Dr. Cenker Atila, antik kaynaklarda insan dışkısının anti bakteriyel özelliğinden bahsedilse de hangi hastalıklarda kullanıldığına dair bilgi bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi. "Anti bakteriyel özelliklerinden dolayı antik kaynaklar hangi hastalığa kullanıldığı ile ilgili bir veri sunmuyor. Ama her tür mikrobun öldürülmesinde, yaraların iyileştirilmesinde insan ve hayvan gaitası kullanılıyor. Galenos, ‘Hastalarınız geldiğinde bunun içeriği hakkında bilgi vermeyin. Yoksa ilacı kullanmayı reddederler’ diyor"
’Gözünün yağını yiyeyim’ deyimi buradan geliyor
18 Şubat 2026 Çarşamba - 11:46 ’Gözünün yağını yiyeyim’ deyimi buradan geliyor Günlük hayatta sevgi, hayranlık ve beğeniyi ifade etmek için kullanılan ‘gözünün yağını yiyeyim’ deyimi, Sivas’ın lezzetlerinden kelleye dayanıyor. Kellenin en yağlı ve lezzetli bölümü olan göz kısmından doğan deyim, zamanla mecaz anlam kazanarak varlığını sürdürüyor Anadolu’nun köklü mutfak kültürlerüne sahip Sivas mutfağında önemli bir yere sahip olan kelle, özellikle kış aylarında yoğun ilgi görüyor. Kuzu ya da koyun başının özenle temizlenmesiyle başlayan süreçte kelle önce uzun süre kaynatılıyor, ardından taş fırında saatlerce pişirilerek servise hazır hale getiriliyor. Yaklaşık 16 saatlik zahmetli bir sürecin ardından kelle, servise hazır hale geliyor. Tamamen doğal yöntemlerle pişirilen kellenin en tezzetli bölümü ise göz kısmı olarak kabul ediliyor. Yağlı ve lezzetli yapısıyla bilinen göz kısmı, damakta bıraktığı iz kadar, dillerde de iz bıraktı. Günlük hayatta birine karşı duyulan büyük sevgi, hayranlık ya da beğeniyi ifade etmek için kullanılan ‘gözünün yağını yiyeyim’ deyimi, kellenin göz kısmından geliyor. Günümüzde ise bu deyim bir kişiye duyulan takdirin sıcak bir ifadesi olarak kullanılmaya devam ediyor. Hem sofralarda hem de günlük konuşmalarda bulunan kelle, sadece bir yemek olarak değil, aynı zamanda kültürel bir miras ve deyimlere ilham veren köklü bir gelenek olarak varlığını koruyor. "Kelleyi yemeye gözden başlanır" Kelle ustası Eren Sönmez, bu deyimin kellenin gözünden geldiğini söyleyerek, "Bu söz atalarımızdan gelen bir sözdür. İnsan karşısındaki insana verdiği değeri anlatmak istiyor. ‘Gözünün yağını yiyeyim’ demek kişiye verilen değeri anlatır. Kelleni en lezzetli kısmı gözüdür. Kelleyi yemeye gözden başlanır. Soğutmadan göz kısmının yenmesi gerekir" dedi. "Bu söz kellenin özelliğinden gelir" Kellenin gözünün yenmesini gerektiğini belirten bir vatandaş ise "Kellenin göz kısmını yemeden kelle yedim sayılmaz. ‘Gözünün yağını yiyeyim" sözü, kellenin gözünden gelir. Bu söz kellenin özelliğinden gelmektedir" ifadelerine yer verdi.
Teleferikte mahsur kalanlar başarılı bir operasyonla kurtarıldı
17 Şubat 2026 Salı - 12:16 Teleferikte mahsur kalanlar başarılı bir operasyonla kurtarıldı Sivas’taki Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi’nde gerçekleştirilen kurtarma tatbikatı gerçeğini aratmadı. Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi’nde Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ve Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi Arama Kurtarma ekiplerince düzenlenen ortak tatbikatta, senaryo gereği telesiyej arızası yaşandı ve sporcular havada mahsur kaldı. Ekiplerin kısa sürede müdahalesiyle mahsur kalanlar kurtarılıp ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Gerçeği aratmayan tatbikat başarılı bir şekilde tamamlandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi’nin bağlı bulunduğu, Sivas Valiliği şirketlerinden Buruciye A.Ş Genel Müdürü Mustafa Altun, "Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi’nde arama kurtarma çalışmaları ve halatlı taşıma sistemi olan teleferikten insan kurtarma tatbikatımızı gerçekleştirdik. AFAD, UMKE ve Yıldızdağı Kış Sporları Turizm Merkezi Arama Kurtarma ekiplerimiz, tatbikat gereği halatlı sitemde mahsur kalan insanları başarılı bir şekilde indirmeyi başardı. Bu tür olaylar kayak merkezlerimizde arzu edilmeyen, gerçekleşmesi istenmeyen olaylardır. Karşılaşılması haminde ise erkenden müdahale edip olumsuzlukların önlenmesi adına bu tür tatbikatlar büyük önem art ezmektedir" ifadelerine yer verdi.
87 yıllık demiryolu mirası bu müzede sergileniyor
17 Şubat 2026 Salı - 11:21 87 yıllık demiryolu mirası bu müzede sergileniyor Sivas’ta 1939 yılında "Sivas Cer Atölyesi" adıyla kurulan ve günümüzde TÜRASAŞ olarak faaliyetlerini sürdüren fabrika içerisinde yer alan müze, demiryolu tarihine ışık tutan yaklaşık 3 bin antika parçayı ziyaretçilerle buluştururken, ziyaretçilerine ise görsel bir şölen sunuyor. Sivas’ta TCDD’nin kullanmakta olduğu buharlı lokomotif ve yük vagonlarının bakım ve onarımının yapılması amacıyla 1939 yılında ‘Sivas Cer Atölyesi’ adıyla kurulan tesis, bugün Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi (TÜRASAŞ) olarak hizmet vermeye devam ediyor. Fabrika kampüsü içerisinde kurulan TÜRASAŞ Müzesi ise barındırdığı zengin koleksiyonla dikkat çekiyor. Demiryolu sektörünün geçmişine adeta ışık tutan müzede, kurulduğu günden bugüne kadar üretilen ve kullanılan yaklaşık 3 bin parça sergileniyor. Müzede prototip vagon maketlerinden çeşitli vagon parçalarına, Osmanlı dönemine ait demiryolu plakalarından tarihî müzik enstrümanlarına kadar birçok eser yer alıyor. Ayrıca Türkiye’nin ilk yerli otomobili olan ‘Devrim’ için yapılan motor bloklarının kalıpları ile döneme ait tarihî fotoğraflar da ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. En küçük vagon parçasından büyük ölçekli maketlere kadar uzanan koleksiyon, ziyaretçileri adeta geçmişe götürüyor. Sivas kent merkezinde bulunan TÜRASAŞ Müzesi, hem Sivas’ın tarihî mirasını hem de Türkiye’nin endüstriyel ve demiryolu geçmişini yakından tanımak isteyenler için bir zaman makinesi işlevi görüyor. 1939 yılında temelleri atılan TÜRASAŞ, köklü tarihini müze aracılığıyla ziyaretçilerine görsel bir şölen eşliğinde sunuyor.
Düğün hazırlığı yaparken şehit düşmüştü, adını yeni doğan yeğeni yaşatacak
17 Şubat 2026 Salı - 10:49 Düğün hazırlığı yaparken şehit düşmüştü, adını yeni doğan yeğeni yaşatacak Sivas’ta 2022 yılında şehit olan Piyade Uzman Çavuş Ömer Yıldırım’ın adı ailesi tarafından yaşatılmaya devam ediyor. Şehidin kuzeni Erman Yıldırım, dünyaya gelen erkek bebeğine şehit kuzeninin adını verdi. Sivas Merkez ilçeye bağlı Gazi köyü nüfusuna kayıtlı Piyade Uzman Çavuş Ömer Yıldırım, 11 Haziran 2022 tarihinde Kuzey Irak’ta yürütülen Pençe-Kilit Harekatı sırasında teröristlerle çıkan çatışmada şehit olmuştu. Şehadet haberi ailesine askeri yetkililer tarafından verilmiş, baba evine Türk bayrağı asılmıştı. 27 yaşındaki Yıldırım’ın son izninde memleketine gelerek nişanlısı ile resmi nikâhını kıydığı ve Kurban Bayramı’nın ardından düğün yapmayı planladığı öğrenilmişti. Şehidin cenazesi düzenlenen törenlerin ardından köyünde toprağa verilmiş, memleketinde büyük üzüntü yaşanmıştı. Şehidin ismi ise ailesi tarafından yaşatılmaya devam ediyor. Şehidin kuzeni Erman Yıldırım, dünyaya gelen erkek bebeğine şehit kuzeninin adını verdi. Şehidin adını taşıyan bebeğin doğumu, ailede hem hüzün hem de gurur duygularını bir arada yaşattı. Erman Yıldırım ise oğlunun bu ismi gururla taşıyacağını belirterek, "Bu vatanda hiçbir zaman bayraklar inmeyecek ve Ömerler hiçbir zaman bitmeyecek. Oğlumda büyüdüğünde amcası gibi asker olacak ve vatanı için hizmet etmeye devam edecek" dedi. "Ömerler hiçbir zaman bitmeyecek" Bu vatanda bir Ömer gider, binlerce Ömer gelir diyen Erman Yıldırım, "Görevim gereği şehit ailelerini ziyaret ediyorum. Onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorum. Benim de bir oğlum yeni dünyaya geldi. 2022 yılında Pençe-Kilit Harekatı’nda şehit olan kuzenim Ömer Yıldırım’ın ismini yeni doğan evladıma verdim. Bu vatanda hiçbir zaman bayraklar inmeyecek ve Ömerler hiçbir zaman bitmeyecek. Oğlumda büyüdüğünde amcası gibi asker olacak ve vatanı için hizmet etmeye devam edecek. Oğlum şehidimizin ismini gururla taşıyacak. Bu vatanda bir Ömer gider ama binlerce Ömer geri gelir" dedi.