Yerel Haberler
Sivas
Sivas’ta Ramazanın habercisi horoz şekerler tezgahlara döndü 01 Mart 2026 Pazar - 15:43:52 Ramazan ayının başlamasıyla birlikte Sivas’ın geleneksel horoz şekerleri yeniden tezgâhlardaki yerini aldı. Sivas’ta ramazan ayının simgelerinden olan horoz şekerleri, her yıl olduğu gibi bu yıl da tezgâhlarda yerini aldı. Kentte asırlardır sürdürülen gelenek, özellikle çocukların ilgisini çekerken, rengârenk horoz şekerleri ramazan sofralarının vazgeçilmezleri arasında bulunuyor.Esnaf, ramazan ayının gelmesiyle birlikte yoğun talep aldıklarını belirtirken, horoz şekerinin Sivas kültüründe önemli bir yere sahip olduğunu ifade ediyor. "Geleneklerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" Şekerleme üreticisi Halil Köse, "Horoz şekerlerini daha öncelerde ustalarımız yapardı artık bizlere kaldı, geleneklerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz. Ramazan’da daha yoğun oluyor burası biz de kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz. Ramazan’ın geleneğini çocuklara lanse etmek için çöreklerin üstüne takar çocuklara götürürlermiş. Geçmişten günümüze sadece çeşitlerimiz farklılık gösterdi. İçi boş horoz şekeri yapıyoruz ve bunu Türkiye’de sadece biz hazırlıyoruz. Bunlar da zaten eski usul. Dediğim gibi geleneklerimizi, kültürümüzü yaşatmaya çalışıyoruz." dedi. Ramazan adetini yaşatmaya çalışan Mehmetcan Gülbahçe, "Çocukken babam bana alıyordu ben de şimdi kardeşlerime alıyorum. Babamın benim için yaşattığı Ramazan adetini ben de kardeşlerim için yaşatıyorum." dedi.
Sivas’ta minikler turşu kurup tarhana paketledi
06 Kasım 2025 Perşembe - 16:00 Sivas’ta minikler turşu kurup tarhana paketledi Sivas’ta ilkokul öğrencileri "Lider Çocuk Tarım Kampı Programı" kapsamında tarhana paketleyip turşu yapmayı öğrendiler. Sivas’ta Süleyman Sami Kepenek İlkokulu 4. Sınıf öğrencileri Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen "Lider Çocuk Tarım Kampı Programına" katıldı. Toplamda 22 öğrencinin katıldığı 2025 yılı kamp programın teması Tarım Ve Orman Bakanlığı tarafından "Uluslararası Kooperatifler Yılı" olarak belirlendi. Kampın ilk gününde çocuklara Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü toplantı salonunda Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürlüğü personelleri tarafından kooperatifler hakkında bilgiler verildi. Eğitimin ardından Sivas Karınca Kadınlar Kooperatifine götürülen çocuklar Kooperatif hakkında bilgiler aldıktan sonra tarhana paketleme ve lahana turşusunu yapmayı öğrenerek güzel vakit geçirdiler. Kampın ikinci günün de ise Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürlüğü personelleri tarafından İl Müdürlüğü toplantı salonunda Tarım odaklı faaliyetlerle çocuklara üretimin, paylaşımın ve iş birliğinin önemi hakkında eğitimler verildi. Kapanış programında, Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan ve İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan, öğrencilerle bir araya gelerek katılım belgeleri ve çeşitli hediyeler taktim etti.
Basit gibi görünen semptomlar, kanserin habercisi olabilir
06 Kasım 2025 Perşembe - 12:15 Basit gibi görünen semptomlar, kanserin habercisi olabilir Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam gibi basit görünen semptomların akciğer kanserinin habercisi olabileceğini belirterek, erken tanının her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarabileceğini vurguladı. Kasım ayı, Türkiye’de akciğer kanserine dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla ‘Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul ediliyor. Akciğer kanseri ise akciğer dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ve diğer organlara yayılabilen ciddi bir hastalık olarak biliniyor. Genellikle erken evrelerde belirti vermediği için geç fark ediliyor ve bu durumda tedavi şansını azaltıyor. En önemli risk faktörü sigara kullanımı olsa da, sigara içmeyen kişilerde de bu hastalık görülebiliyor. Pasif içicilik, hava kirliliği, genetik yatkınlık ve bazı kimyasal maddelere uzun süreli temas ileri yaşta akciğer kanseri riskini artıran diğer etkenler arasında bulunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Büşra Yayla Yerlikaya, öksürük ve balgam çıkarma gibi basit görünen semptomların kanserin belirtisi olabileceğini söyleyerek, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir" dedi. "Erken evrede belirti göstermiyor" Akciğer kanserinin büyük bir kısmını sigara ile ilişkili olduğunu söyleyen Büşra Yayla Yerlikaya, "Bu hastalık, hem dünyada hem de ülkemizde kansere bağlı ölümlerin en sık nedenidir. Ne yazık ki genellikle erken evrede belirti vermediği için geç tanı alabilmekte ve bu da tedavi şansının azalmasına sebep olabilmektedir. Akciğer kanserlerinin büyük kısmı, neredeyse yüzde 85-90 kadarı bilindiği üzere sigarayla ilişkilidir. Günde içilen sigara sayısı ve kullanım süresi arttıkça risk de katlanarak artar. Ancak hiç sigara içmeyenlerde de pasif içicilik de en az aktif içicilik kadar önemli bir faktördür. Elektronik sigaralar ya da ısıtılmış tütün ürünleri de sanıldığı gibi güvenli değildir. Nikotin içerdikleri için bağımlılığı sürdürürler ve ekstra pek çok kimyasal daha içerirler. Uzun vadeli zararları henüz tam olarak bilinmemektedir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarıyor" Özellikle sigara içen bireyde öksürük gibi belirtiler varsa bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten, "Akciğer kanserinin en sık belirtileri ise uzun süren öksürük, balgamda kan, nefes darlığı, kilo kaybı ve göğüs ağrısıdır. Özellikle sigara içen birinde yeni başlayan ya da karakteri değişen öksürük varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Erken tanı her kanser türünde olduğu gibi akciğer kanserinde de hayat kurtarır. 50 yaş üzeri ve uzun süre özellikle 20 paket yıl ve daha fazla sigara içmiş kişilerde düşük doz tomografi ile tarama yapılması, hastalığın erken evrede erken tanı sağlar ve tedavi şansını ciddi şekilde artırır. Sigarayı bırakmak her yaşta faydalıdır. Bıraktıktan sonraki on yıl içinde akciğer kanseri riski büyük oranda azalır. Çalışmalar 10 yıl sonra yüzde 50, 15 yıl sonra ise yüzde 90’a kadar akciğer kanseri riskinin azaldığını göstermiştir. Sigara içen bireylerde sabahları balgam ve öksürükler mevcut oluyor. Bu durumlarda balgamın karakter değiştirmesi ve artması önemli bir belirti olabiliyor" diye konuştu.
Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor"
06 Kasım 2025 Perşembe - 11:26 Uzmanı açıkladı: "Dijital diyet hayat kalitesinin artırıyor" Dijitalleşmenin hızla arttığı günümüzde bireylerin dijital dünyayla olan ilişkilerini kontrol altına almaları gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin teknoloji kullanımını sınırlayarak dikkat dağınıklığı, uyku bozukluğu ve sosyal ilişki problemlerine karşı koruma sağladığını vurguladı. Günümüzde teknolojinin hayatın her alanına girmesiyle birlikte dijital bağımlılık oranı da giderek artıyor. Sosyal medya, akıllı telefon ve dijital oyunlara aşırı maruz kalmanın bireylerde dikkat dağınıklığı, odaklanma bozukluğu, uyku sorunları ve sosyal ilişkilerde kopukluk gibi problemlere yol açabiliyor. Özellikle yatak odasında telefon ve tablet bulundurmak, melatonin hormonunun yeterince salgılanamamasına neden olarak uyku kalitesini düşürüyor. Ayrıca sürekli bildirimlere maruz kalmak, kişilerin sabırsızlık, acelecilik ve dürtüsel davranışlar sergilemesine yol açabiliyor. Bu durum da dijital farkındalığın önemini daha da artırıyor. Bu sorunların önüne geçebilmek için önerilen ‘dijital diyet’, bireyin dijital temasını sınırlı, bilinçli ve amaçlı bir şekilde yönetmesini sağlayan bir yöntem olarak öne çıkıyor. Dijital diyet ise bireylerin gün içerisinde ne kadar süreyle, hangi amaçla ve kimlerle dijital etkileşimde bulunduğunu fark etmesini hedefliyor. Bu süreç, dijital araçların gereksiz kullanımını azaltarak daha dengeli ve sağlıklı bir yaşam alışkanlığı kazandırmayı amaçlıyor. Bilimsel araştırmalar, dijital diyet uygulayan bireylerde farkındalık seviyesinin yüzde 30 ila 35 oranında arttığını ve buna bağlı olarak yaşam kalitesinin yükseldiğini gösteriyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Dijital Yaşam Enstitüsü Başkanı ve Dijital Bağımlılıkla Mücadele Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Tuncay Dilci, dijital diyetin üç aşaması olduğunu ve ilk olarak haftalık farkındalık çalışması yapılması gerektiğini söyleyerek, dijital yaşam risk haritasının çıkarılması gerektiğini söyledi. "Çeki düzen gerekiyor" Zayıflamak için beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi etkenlere dikkat edildiğini ve dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı da diyet yapılması gerektiğini söyleyen Tuncay Dilci, "Yoğun bir dijitalizm çağı içerisindeyiz ve hiç beklemediğimiz yeni bir yaşam dönüşümüyle dijital sosyalizme giden bir boyutun içerisindeyiz. Bu noktada dijital diyet; bireyin yaşamını kontrol altına alabilmek adına dijital temas alışkanlıklarını kontrollü, amaçlı ve bilinçli bir şekilde hareket etmesini sağlayan süreçtir. Bu anlamda sınırlı ve sorumlu davranabilen bir takım uygulama silsilelerini ifade etmektedir. Bir nevi halk arasındaki perhiz yapma gibidir. Nasıl ki zayıflamak veya sağlık için doğru beslenme ve doğru ilaç kullanımı gibi alışkanlıklarımızı kontrol altına almak zorundaysak, aynı şekilde dijital nesnenin verebileceği zararlara karşı kendi yaşamımızı minimalize etmek ve bu minimum uygulamalar içerisinde her türlü temas alışkanlıklarımıza çeki düzen vermek gerekir. Dijital diyetin amacı; dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi gibi sorunlara karşı daha farkında hareket etmek. Bunun dışında sosyal ilişkilerimizi sabote ettiği için bu konuda yine bir farkındalık oluşturmak. En önemlisi de uyku. Özellikle dijital nesnelerin zorunlu kullanımı ve yatak odasında kalmasından dolayı melatonin hormonunun yeterince üretilememesinden kaynaklı sağlıksız bir durumla karşı karşıyayız. Yine zihinsel yorgunluğun ortaya koymuş olduğu bir takım odaklanma problemleri, ilişki, iletişim sorunlarından bahsedebiliriz. Zorunlu dijital nesne kullanımından kaynaklı en büyük sorunlardan bir tanesi de sabırsızlık, acelecilik ve dürtü bozukluğu ile karşı karşıyayız. Dolayısıyla insanların bu hal ve hareketlerine çeki düzen vermesi gerekiyor" dedi. "Farkındalık çalışmaları gerekiyor" Kişi sorun yaşıyorsa profesyonel destek alınması gerektiğini belirten Dilci, "Dijital diyetin üç aşaması var. İlk olarak yapmamız gereken şey haftalık farkındalık çalışması. Bir hafta boyunca nelerle temas halindeyiz, hangi amaçla giriyoruz, ne kadar düzeyde giriyoruz ve kimlerle muhatap oluyoruz? Bunların süresiyle birlikte dijital yaşam risk haritamızı çıkarmamız gerekiyor. İkinci aşama ise sınırlama evresi. Gereksiz ve amaçsız 5 saatin üzerinde temas halindeysek gerçekten ciddi bir dijital yaşam sorunumuz var demektir. Üçüncüsü ise sessiz moda almak. Dijital nesnenin herhangi bir şekilde uyarıcı niteliği olan imge, simge, ses ve mesajları sessize alarak biz istediğimiz zaman bakabileceğimiz moda getirmek. Yani farkındalıktan kurtuluşa doğru evirilen yeni bir yaşam biçimine dönük süreçleri başlatmamız ve bunun bir yaşam kültürü haline gelmesi. Bu konuda başa çıkma sorunu veya dijital diyet dediğimiz uygulamaları aşamalı bir şekilde gerçekleştirmekte sorun yaşıyorsak profesyonel bir destek almak gerekir" diye konuştu. "Yaşam kalitesi artacaktır" Dijital diyetle yaşam kalitesinin arttığını ifade eden Dilci, "Bu konuda yapılan birçok çalışma var. Dijital diyetle ilgili yapılan çalışmalarda yüzde 30 ila yüzde 35 arasında kişinin farkındalığı arttığı ve bu farkındalığa bağlı olarak da yaşam kalitesinin arttığı görülmüştür. Daha mutlu, nezih bir yaşam sürdüğü ve dijital nesneleri de daha sağlıklı ve kontrollü kullanma becerisinin arttığı yönünde sonuçlar bilimsel ve deneysel çalışmalara yansımıştır" şeklinde konuştu.
Bahçeli’nin rozeti ve yüzüğü gündem oldu, motifler Sivas’ı akıllara getirdi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:30 Bahçeli’nin rozeti ve yüzüğü gündem oldu, motifler Sivas’ı akıllara getirdi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin grup konuşmasında taktığı rozet ve yüzüğün üzerindeki semboller gündem olmuştu. Sanat Tarihçisi Yunus Budaktaş, Sivas’ı akıllara getiren motifleri yorumladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz gün parti grup toplantısında taktığı rozet ve yüzük gündem olmuştu. Kufi yazının Mâ’kılî hattı olarak adlandırılan bir stil kullanılarak rozet ve yüzüğe işlenen "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi’l-aliyyi’l-azim" (Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’a aittir) ifadesi, Bahçeli’nin konuşmasında Cumhur İttifakı ve 29 Ekim törenlerine katılmamasına yönelik eleştirilere cevaben yaptığı konuşmasıyla ilişkilendirildi. MHP lideri Bahçeli’nin yüzük ve rozeti Sivas’ta bulunan Çifte Minareli Medrese’yi akıllara getirdi. 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılan medresenin minarelerinde, Bahçeli’nin yüzük ve rozetindeki motiflere benzer motifler yer alıyor. "Mâ’kılî hat" Sanat Tarihçisi Yunus Budaktaş, rozet, yüzük ve minarelerdeki motiflerin Kufi yazının Mâ’kılî hattı olarak isimlendirilen tarzı olduğunu belirterek, "Medresesinin minarelerinde kareye yakın birer pano yer alır. Mâ’kılî yazı tarzıyla işlenmiş bu panoda, firuze ve patlıcan moru sırlı çiniler ile tuğladan oluşan bir düzenleme görülür. Kuzeyde yer alan minarede geometrik esasa dayanan bu yazı tarzında, bütün harfler köşelidir. Bezemede, "Allah" ismi dört farklı yönde yerleştirilerek verilmiştir. 2007-2008 yılında yapılan onarımlarda, eksik çiniler yenilenmiş, yazı panosu tamamlanmış ve sırı dökülen çiniler boyanmıştır. Ancak, mevcut panodaki yazılarda ve tamamlamalarda çeşitli hatalar dikkati çekmektedir" dedi. Peygamber Efendimizin ve dört halifenin ismi yazılı Budaktaş, güneyde kalan minaredeki yazının ise restorasyonda deforme edildiğini ifade edip, "Güneydeki minareye çıkışı sağlayan açıklığın hemen üstünde benzer pano yer alır. 2007-2008 yıllarında yapılan onarımlarda, eksik çiniler yenilenmiş ve pano tamamlanmıştır. Ancak, orijinalinde mâ’kılî tarzda yazıların yer aldığı tespit edilen panoda, bugün yazı değil, geometrik gibi görünen düzensiz şekiller bulunmaktadır ve panonun, aslına uygun olmayan bir şekilde onarım geçirdiği anlaşılmaktadır. Panonun zarar görmüş olması ve eski resimlerinin iyi kalitede olmaması nedeniyle, yazıların nasıl bir düzene sahip olduğu, uzun çabalar sonucunda tespit edilebilmiştir. Kur’an harfleriyle mâ’kılî yazı tarzında işlenen panoda sırasıyla; ’Muhammed, Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali’ isimleri yer almaktadır. Ebubekir isminde farklı bir uygulama ile karşılaşmaktayız. İlk ’be’ harfinin altında bir nokta olması beklenirken, restorasyon öncesi fotoğraflardan seçilebildiği kadarıyla, ’elif’in ucunun sola doğru uzatıldığı dikkati çekmektedir. Bu durum benzer yazıların yer aldığı uygulamalardan farklıdır" şeklinde konuştu.
Akaryakıt istasyonuna giden yollar kapatıldı, işletmecisi uçan arabalar istedi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:48 Akaryakıt istasyonuna giden yollar kapatıldı, işletmecisi uçan arabalar istedi Sivas’ta hizmete açılan viyadük sonrası, kara yolundan yan yola girişler kapatılınca birçok iş yerinin kara yoluyla bağlantısı kesildi. Akaryakıt istasyonu işleten Mustafa Işkın, işine devam edebilmesi için umutlarının akaryakıtla çalışan uçan araçlara kaldığını söyledi. Sivas’ta Erzincan kara yolu Numune Hastanesi önündeki kavşakta yaşanan trafik problemi geçtiğimiz yıl hizmete açılan viyadükle son buldu. Trafik rahatlarken viyadüğün neden olduğu yol düzenlemesi ile bazı esnaf mağdur olduklarını ileri sürdü. Daha önce direkt kara yolundan yan yola geçiş sağlanırken yeni düzenleme ile Erzincan istikametinde yan yola bağlantı kesildi. Uçan arabalar, havadan gelecek müşteriler istedi Yeni düzenlemenin kendilerini mağdur ettiğini söyleyen Mustafa Işkın, akaryakıt satabilmek için uçan araçlar gerektiğini belirtip, "Buradaki köprü yapıldığı sırada proje aksamındaki aksaklıklardan dolayı yan yolları kapattılar. Yan yolla bağlanan buradaki benzin istasyonlarını, mobilya mağazalarını, diğer iş yerlerini ve esnafı burada mağdur ettiler. Buraya girişimizi sağlayabilmemiz için uçan arabaların en kısa zamanda faaliyete geçmesini bekliyoruz. Müşterilerimiz havadan gelerek akaryakıtlarını alsınlar ve mobilya alışverişi yapacak müşteriler uçan arabalarıyla gelerek park yerine girmeleri lazım. Sorun için belediyeye gidiyoruz, Karayolları Bölge Müdürlüğü’ne yolluyorlar, oraya gidiyoruz onlar da belediye diyorlar. Biz burada kimseyi suçlu duruma düşürmek istemiyoruz. Burada bir proje hatası var, bunun bir an önce düzeltilmesini bekliyoruz. Bu güzergahtaki esnafın hepsi şu anda bu durumdan dolayı sıkıntıda, işleri düşmüş durumda. Bu konuyu çözüme kavuşturmak için bize yardımcı olabilecek birilerine ihtiyacımız var" diye konuştu. Kapatılan yan yol üzerinde mobilya dükkanı bulunan İbrahim Akpınar ise, "Buradaki yan yoldan bizim dükkanlarımıza müşteri girişimiz var. Yoldan yan yola dönen kısımlar tamamen kapatıldı. Bu durum bizi ciddi bir şekilde etkiliyor. Bizim bu sorunumuza çözüm bulunmasını istiyoruz. Yol boyunca 2-3 kilometrelik güzergah üzerindeki iş yeri sahibi arkadaşlarımızla da konuşuyoruz, herkes aynı dertten mağdur. Bu yan yol kapandıktan sonra işlerimizde ciddi oranda düşüş yaşandı. Burada birçok evini geçindiren, bu işlerden ekmek yiyen insanlar var" dedi.