Yerel Haberler
Sivas
Sivaslı minik vali,hedefinde Cumhurbaşkanlığı olduğunu söyledi 23 Nisan 2026 Perşembe - 12:07:11 Sivas’ta bir günlüğüne valilik koltuğuna oturan Fevzi Paşa İlkokulu 2.sınıf öğrencisi Kerem Edis Yılmaz, hedefinde cumhurbaşkanlığı olduğunu söyledi. Sivas’ta, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı çeşitli etkinliklerle kutlandı. İlk olarak çelenk sunma töreni gerçekleştirildi. Bayram dolayısıyla Fevzi Paşa İlkokulu 2.sınıf öğrencisi Kerem Edis Yılmaz bir günlüğüne Sivas Valisi oldu. Kendinden emin ve sempatik tavırlarıyla dikkat çeken minik vali, valiliğin hakkını verdi. İl Emniyet Müdürü telefonla arayarak, son günlerde yaşanan okul saldırıları sonrası Sivas’ta okullarda alınan güvenlik önlemlerinden dolayı teşekkür etti. Yılmaz, ileride Cumhurbaşkanı olmak istediğini belirtti. Sivas’ta, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinlikleri ise yağmur muhalefeti dolayısıyla Muhsin Yazıcıoğlu Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal marşı okunarak başlayan etkinliklerde özel eğitim öğrencileri hazırladıkları gösterilerini sergiledi. Öğrenciler, 7 ayrı coğrafi bölgeye özgü halk oyunlarını oynadı. Günün anlam ve önemiyle ilgili konuşması İl Milli Eğitim Müdürü Fatih Erdoğan yaptı. Erdoğan konuşmasında, "Sevgili çocuklar, Mustafa Kemal Atatürk’ün sizlere armağan ettiği bu anlamlı gün yalnızca bir bayram değil aynı zamanda geleceğin teminatı siz değerli yavrularımızın omuzlarında yükseleceğinin en güçlü ifadesidir. Sizler umudumuzsunuz, yarınlarımızınsınız bilimde sanatta sporda ve hayatın her alanında ülkemizin saha ileriye taşıyacak olan sizlersiniz. Değerli misafirlerimiz, eğitim camiası olarak bizler çocuklarımızın güvenli huzurlu ve nitelikli ortamlarda eğitim alması için var gücümüzle çalışıyoruz. Son zamanlarda bazı illerde yaşanan be hepimiz derinden üzen olaylar bir kez daha göstermiştir ki eğitim sadece akademik başarıdan ibaret değildir. Aynı zamanda değerlerin rehberlik sevgi saygı ve sorumluluk bilincinin kazandırılması akademik başarıdan çok daha önemlidir." İfadelerine yer verdi.
23 Nisan 2026 Perşembe - 10:36 Kuraklık, yerini bolluğa bıraktı, barajlar doldu taştı Geçtiğimiz yıllarda kuraklı tehlikesiyle karşı karşıya olan Sivas’ta barajların doluluk oranı yüzleri güldürdü. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Devlet Su İşleri 19. Bölge Müdürü Zafer Aslan, "Yüzümün güldüğünden de anlaşılacağı üzere barajlarımızda gayet iyi durumdayız. Şehir genelindeki barajların tamamında yüzde 55 oranında doluluk oranımız var" dedi. İklim değişikliğiyle birlikte yurt genelinde etkili olan kuraklık Sivas’taki birçok barajı etkilemiş, su seviyelerinde ciddi düşüş yaşanmıştı. Kent genelinde yer alan barajlarda su seviyesinin düşmesi nedeniyle sulu tarıma kısıtlama getirilerek tedbirler alınmıştı. Geçen yıl kasım ayından bu yana etkili olan yağışlar, barajların dolmasını sağladı. Son yılların en sert kışını yaşayan Sivas’ta karların erimesiyle barajlar doldu. Sulu tarım yasağı sona erdi Kuraklığın simgesi haline dönen barajlardaki doluluk oranı çiftçileri de sevindirdi. Doluluk oranı 2025 yılı nisan ayında yüzde 3 olan 4 Eylül Barajı, bu yıl yüzde 38’e ulaştı. Öte yandan kentin en önemli barajlarından birisi olan Pusat-Özen Barajı’nda doluluk oranı geçen yıl yüzde 29’a kadar düşerken bu yıl yüzde 70’e çıktı. Barajlardaki su seviyesinin artmasıyla birlikte sulu tarımda uygulanan yasak sona erdi. Barı barajlar doldu taştı Kar sularının erimesiyle Çamlıgöze barajında su seviyasi yüzde 100, Güneykaya barajında yüzde 100, Kanak barajında yüzde 100, Kocakurt barajında yüzde 100, Maksutlu barajında yüzde 100, Yapıaltın barajında yüzde 100, Çermikler barajında yüzde 100, Çatköy barajında yüzde 100, Yılrdız barajında yüzde 100, Örenli barajında yüzde 100 oldu. Gazibey, Üçöz baraj ve göletlerinde ise su sevciyesi yüzde 100’ün üstüne çıktı. "Barajlarımızda gayet iyi durumdayız" Sivas İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda söz alan Devlet Su İşleri 19. Bölge Müdürü Zafer Aslan ktebessümle yaptığı açıklamasında, "Yüzümün güldüğünden de anlaşılacağı üzere barajlarımızda gayet iyi durumdayız. Şehir genelindeki barajların tamamında yüzde 55 oranında doluluk oranımız var. Geçen yıla göre daha öndeyiz. DSİ olarak bugüne kadar 70 adet baraj ve gölet yaptık. Bunların 64 tanesi tam dolu ya da yüzde 90’ın üzerinde. Sadece 6 barajımızda doluluk oranı yüzde 90’ın altında. Pusat-Özen Barajımız geçen yıl bugünlerde yüzde 29’daydı. Şu anda orada da yüzde 70’i geçmiş bulunuyoruz. Bu yıl içme suyu ve sulamada hiçbir barajımızda problem öngörmüyoruz. Herhangi bir kısıtlama kararı da olmayacaktır. Tabi yine suyu tasarruflu kullanmalıyız. Daha kurak yıllar yaşayabiliriz. Bu konuda da tüm vatandaşlarımızı uyarıyoruz. Pusat-Özen Barajı muhtemelen yüzde 90’a yaklaşacak. Yağmurlarla birlikte su gelişi devam ediyor" şeklinde konuştu.
23 Nisan 2026 Perşembe - 10:23 Basit gibi görünen seçimler, çocukların kimlik gelişimini etkiliyor Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, günlük hayatta basit gibi görülen tercihlerden saç modellerine ve dinlenen müziklere kadar birçok unsurun çocukların kimlik gelişimini doğrudan etkilediğini söyledi. Son dönemlerde arasında yaygınlaşan ve ‘tas kafa’ olarak bilinen saç modelleri, gençler arasında özenti oluşturuyor. Özellikle genç yaş grubunda olan kişiler bu tarz kesimlere özenirken, bu durum ise kimlik gelişim sürecini doğrudan etkiliyor. Gençler arasında hızla yayılan ve kültürel değerlere de uygun olmayan bu saç modeli kesimi ise bazı illerde yasaklanmaya başladı. Öte yandan okul servislerinde çalınan müzikler de çocukların davranışlarını etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Şiddet içeren ve olumsuz ifadeler barındıran şarkılar, çocuklarda merak uyandırarak yanlış rol modellere yönelimi artırıyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhuriyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Prof. Dr. Miraç Burak Gönültaş, günlük hayatta basit gibi görülen tercihlerden saç modellerine ve dinlenen müziklere kadar birçok unsurun çocukların kimlik gelişimini etkileyebileceğini söyledi. Gönültaş," Gençlerin bu şekilde kendini suçlu tiplemeler ile özdeşleştirmek onlar için eğlence oluyor ama insanlar içerisinde bir korkuya da sebebiyet veriyor. Bu durumlar çocuğun kimliğini ve kişiliğini etkiyecektir. Basit bir saç tıraşı olarak görülebilir ama bunlara dikkat edilmediğinde olumsuzluklara sebebiyet verebilir" dedi. Okul servislerinde dinlenen müziklere de değinen Gönültaş, "Müziklerin içerisindeki şiddet içerikli ifadeler ise çocukların bunları merak etmesine neden oluyor. Basit gibi görünüyor ama bu tarz önlemler çocukların sosyalizasyonu için önemli olabilir" diye konuştu. "Anne ve baba çocuk ile aktif vakit geçirmeli" Miraç Burak Gönültaş çocukların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı sanal ortama daha fazla bulunduklarını belirterek, "Çocukların ve gençlerin ihtiyaçları var. Bu ihtiyaçlarımız bizim toplum içerisinde etkileşmemizi sağlıyor. Bu etkileşim vesilesi ile bizler kaynaklardan faydalanabiliyoruz. Bu noktada aile temel ihtiyaçların karşılamasında çok önemli bir unsur. Ama bu çocuklar bu ihtiyaçlarını toplumdan sağlayamazlarsa, en ulaşılabilir ortamlardan bu ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar. Son dönemlerde anne ve babalar görevlerini iyi yerine getiremediklerinde çocuklar için en ulaşılabilir ortamlar sanal ortamlar oluyor. Anne ve babaların çocukları ile aktif vakit geçirmesi gerekiyor. Çocuklar anne ve babadan yakınlığı göremezlerse maalesef olumlu bir bağ oluşmadığı gibi duygusal anlamda uzaklaşma söz konusu oluyor. Çocukta kendi ihtiyaçlarını başka ortamlarda aramaya çalıştığı için anne, baba ve çevresindeki kişiler ile olan bağı daha kopmaya başlıyor. Ebeveynlerin çocuklarını aktif etkileşimli zamanlar oluşturması gerekiyor. Bu süre zarfında çocukların korkularını ve kaygılarını fark etmelerini sağlayacak" dedi. "Basit gibi görünüyor ama bu önlemler çok önemli" Çocukların saçının yan tarafını tamamen kazıtıp kullanmasının kimlik gelişiminde olumsuzluklara sebebiyet verebileceğini söyleyen Gönültaş, "Geçen gün berberim bana ‘Hocam geçen gün liseli bir çocuk geldi. Yan taraflarımı tamamen kazıtmak istediğini söyledi. Ben kendisine bu saç tıraşının kültürümüze uygun olmadığını ve nazikçe reddettim’ dedi. Bende bu davranışı çok beğendim. Bu şekilde kendini suçlu tiplemeler ile özdeşleştirmek onlar için eğlence oluyor ama insanlar içerisinde bir korkuya da sebebiyet veriyor. Bu durumlar çocuğun kimliğini ve kişiliğini etkiyecektir. Basit bir saç tıraşı olarak görülebilir ama bunlara dikkat edilmediğinde olumsuzluklara sebebiyet verebilir. Ben berber kardeşlerime bu davranışın örnek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu servis işlerinde ise kültürümüze uygun olmayan hatta cinsel ve şiddet ögeleri içeren müziklerin çaldığını duyuyorum. Buradan servisçi kardeşlerimize de şunu söylemek isterim. Bu tarz müzik türlerini seçmemelerini ve dinlettirmemelerini rica ediyorum. Bu durumun çocuklar açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu durum ise o tarz suçlu tiplerin özenilmesine neden oluyor. Müziklerin içerisindeki şiddet içerikli ifadeler ise çocukların bunları merak etmesine neden oluyor. Basit gibi görünüyor ama bu tarz önlemler çocukların sosyalizasyonu için önemli olabilir" diye konuştu.
Uzmanı asgari ücret zam beklentisini açıkladı: "25 bin 640 TL ile 27 bin TL arasında bir zam bekleniyor"
16 Aralık 2025 Salı - 11:07 Uzmanı asgari ücret zam beklentisini açıkladı: "25 bin 640 TL ile 27 bin TL arasında bir zam bekleniyor" Milyonlarca çalışanın merakla beklediği asgari ücret zammı konusunda öngörüde bulanan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, "Asgari ücretin 25 bin 640 TL’nin altında olmayacağı ve 27 bin TL’yi geçmeyeceğini söyleyebilirim" dedi. Milyonlarca çalışanı ilgilendiren 2026 yılı asgari ücret zammı, gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Birçok farklı zam senaryosunun oluştuğu asgari ücretin ne kadar olacağı merakla bekleniyor. Yeni yılda artış görecek olan asgari ücret zammına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abulkadir Yüksel, "Orta Vadeli Program’da (OVP) belirtilen yüzde 28,5’lik 2025 yılı yılsonu enflasyon tahminine göre, net ücretin 28 bin 404 lira olması beklenilmekte. 2026 enflasyon tahminine göre ise net ücretin 25 bin 640 lira olması öngörülmekte" dedi. 16 milyon ücretli çalışan bulunuyor Milyonlarca asgari ücretlinin zam oranını beklediğini ifade eden Doç. Dr. Yüksel, "Kelime anlamı olarak asgari; en az anlamına gelir. Asgari ücret de normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücreti ifade eder. Ülkemizde 2025 yılında yaklaşık 16 milyon kişinin ücret karşılığında çalıştığı Türkiye İstatistik Kurumu verilerinde yer almaktadır. Normalde ülkede asgari ücret karşılığında çalışan küçük bir grubun olması beklenir fakat ülkemizde neredeyse ücretli çalışanların yüzde 60’ı asgari ücret karşılığında çalışmaktadır. Bu bakımdan asgari ücret işverenin standart ücreti haline gelmiş görünüyor. Tabii asgari ücret sadece asgari ücret ile çalışanları ilgilendirmiyor özellikle özel sektörde asgari ücret üstü çalışanlarda asgari ücrete yapılacak zamma göre beklenti içerisinde oluyorlar" diye konuştu. "Asgari ücrete yüzde 20 üzerinde zam yapılmayacağını öngörüyorum" Muhtemel asgari ücret zam senaryolarını açıklayan Doç. Dr. Abdulkadir Yüksel, "OVP’de belirtilen yüzde 28,5’lik 2025 yılı yılsonu enflasyon tahminine göre, net ücretin 28 bin 404 lira olması beklenilmekte. Yüzde 20 yapılırsa 26 bin 584 TL, yüzde 23 yapılırsa 27 bin 188 TL, yüzde 25 yapılırsa 27 bin 630 TL, yüzde 30 yapılırsa 28 bin 735 TL, yüzde 35 yapılırsa 29 bin 841 TL, yüzde 40 yapılırsa 30 bin 946 TL olacaktır. OVP’de belirtilen 2026 yılı enflasyon tahmini yüzde 16’dır. 2026 enflasyon tahminine göre ise net ücretin 25 bin 640 lira olması beklenilmekte. Bu konuda geçmiş tecrübelere dayanarak popülist olmayan, asgari ücretli çalışan vatandaşlarımıza kısa süreli umut verip sonrasında hayal kırıklığına sebep olmayacak gerçekçi bir yaklaşımda bulunmak istiyorum. Enflasyonla mücadelenin yoğun bir şekilde yapıldığı bu dönemde asgari ücrete yüzde 20 üzerinde zam yapılmayacağını öngörüyorum. Bu bakımından asgari ücretin 25 bin 640 TL’nin altında olmayacağı ve 27 bin TL’yi geçmeyeceğini söyleyebilirim" ifadelerine yer verdi.
Otizmli yazar ebeveynlerle buluşarak otizmi anlattı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 11:44 Otizmli yazar ebeveynlerle buluşarak otizmi anlattı Sivas’ta otizme dikkat çekmek amacıyla ’Normali Reddet’ konulu söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşiye katılan otizmli yazar Espina Hande Ayas, ebeveynlerle buluşarak tavsiyelerde bulundu. Sivas’ta faaliyet gösteren Akran Akademi Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, anlamlı bir etkinlik düzenledi. Otizme dikkat çekmek amacıyla ’Normali Reddet, Otizme İçeriden Bakış’ konulu söyleşi düzenleyen kurum, otizmli yazar Espina Hande Ayas’ı davet etti. Otizmli evlada sahip olan ebeveynler ile bir araya gelen Espina Hande Ayas, otizm hakkında bilgiler verdi. Yazdığı kitaplardan ve günlük yaşantısındaki kesitlerden bahseden Ayas, otizmin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi. "Aslında amacım zihnimin anlaşılması" Otizm konusunda bilgilendirmelerde bulunan yazar Espina Hande Ayas, "15 yıldır sahadaki çalışmalarımı bir yönteme dönüştürdüm ve bu yöntemi Türkiye’yi dolaşarak anlatıyorum. Bu bir tanı ve tedavi değil. Bu, nöro çeşitli beyinlerin zihin ağacını çıkardığım bir harita. Eğer elinizde bir harita varsa bir yol vardır. Ben de bu yolu açmaya çalışıyorum. Aslında amacım zihnimin anlaşılması. Çünkü zihin düzelirse davranışlarımız düzeliyor. Bunu çok net gördüğüm için söyleşilerimde de tamamen bu zihni anlatıyorum. Kitaplarım her zaman ikinci planda kalıyor. Aileler otizmi normalleştirmeye kalkmasınlar. Tanı değil tanıklık etsinler. En çok istediğim şeylerden birisi de bu" dedi. Otizmli çocuk sahibi Yücel Yıldırım ise "Otizmi sadece aile ile değil tüm toplumla, ülkece daha iyi anlarsak çocuklarımızdaki engel olarak değil farklılık olarak anlamış olacağız. Bu seminerlerin daha çok artar, daha büyük kitlelere yayılırsa çocuklarımızın anlaşılması daha kolay olur" diye konuştu.
Zara’da ihtiyaç sahiplerinin veresiye borcu kapatıldı, defter sobada yakıldı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 10:22 Zara’da ihtiyaç sahiplerinin veresiye borcu kapatıldı, defter sobada yakıldı Sivas’ın Zara ilçesinde hayırsever topladığı yardımlarla ihtiyaç sahiplerinin 100 bin liralık borcunu ödeyip veresiye defterini sobaya attı. Sivas’ın Zara ilçesinde daha önce mahalle bakkalının veresiye defterindeki borçları kapatarak defteri yakan Umut Toparlak, örnek davranışını bir kez daha tekrarladı. Toparlak, bu kez topladığı yardımlarla yardıma muhtaç vatandaşlara ait 100 bin liralık veresiye borcunu kapattı. Mahalle bakkalındaki toplam veresiye borcun 150 bin lira olduğu öğrenilirken, bunun 50 bin liralık kısmının maddi durumu yerinde olan vatandaşlara ait olduğu ve bu nedenle ödenmediği belirtildi. Yardıma muhtaç ailelere ait 100 bin liralık borç ise hayırseverlerin desteğiyle karşılandı. Borçların ödenmesinin ardından Umut Toparlak, veresiye defterini sobada yakarak ihtiyaç sahiplerinin borç yükünü ortadan kaldırdı. Yaşanan anlamlı anlar vatandaşlar tarafından takdirle karşılandı. "Hiçbir insan borçlu kalmasın, bakkalda veresiyesi olmasın" Topladığı yardımlar ile 100 bin TL’lik veresiye borcunu kapatan Umut Toparlak, "Bir mahalle bakkalımızın daha veresiye defterini kapattık. Bir hayırsever abimizden rica ettik, kırmadı bizi, geldi kendi gözü ile gördü. Veresiye defterindeki borç 150 bin TL idi. Çocukken ben yoklukla büyüdüm, yokluk gördüm. Annem babam beni bakkala yolladığında veresiye alırdım, bu beni hep çok etkiliyordu. Ben de istiyorum ki hiçbir insan borçlu kalmasın, bakkalda veresiyesi olmasın. Sevdiğim, tanıdığım, maddi durumu iyi olan insanları arıyorum ya da onlar bana ulaşıyorlar. Bu veresiye defteri için bir abiye ulaştım, o bana 100 bin lira getirdi. Ben onu bakkala verdim, veresiye defterini alıp yaktım. Toplam 150 bin lira borç vardı, bu borcun 100 bin lirası yardıma muhtaç insanlara aitti, biz onları kapattık" dedi.
Sakinleşmek için yapılıyor, yanlış amaçla uygulanırsa zarara yol açıyor
14 Aralık 2025 Pazar - 10:23 Sakinleşmek için yapılıyor, yanlış amaçla uygulanırsa zarara yol açıyor Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, son dönemlerde yaygınlaşan öfke kontrol odalarının, bazı kişiler için sakinleşme ve duygu düzenleme alanı olarak kullanıldığını söyledi. Özkaya, ancak bu odaların yanlış amaçlarla kullanılması halinde öfkeyi artırabileceğini söyledi. Öfke, bireyin bir sorunla, engelleme durumuyla veya tehdit algısıyla karşılaştığında ortaya çıkan doğal ve doğuştan gelen bir duygu olarak biliniyor. Tıpkı sevinç, üzüntü ve korku gibi insani bir tepki olan öfke kalp çarpıntısı, nefesin hızlanması, yüz kızarması, kaslarda gerginlik, ses yükseltme ve aşırı tepki verme gibi fiziksel ve duygusal belirtilerle kendini gösteriyor. Son yıllarda hem yetişkinler hem çocuklar arasında artan öfke patlamaları ve stres kaynaklı davranışlar nedeniyle ‘öfke kontrol odası’ uygulamasına yönelirken, bu odalar öfke anında bireyin kendini toparlamasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Ancak uzmanlar, öfke kontrol odalarının her zaman doğru etki göstermediğine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, öfke kontrol odalarının sakinleşme ve duygu düzenleme alanı olarak kullanıldığında faydalı olabileceğini söyledi. Özkaya, yöntemin doğru kullanılmaması halinde zararlı olabileceğini söyleyerek, "Kontrolsüz olduğu zaman öfke hem kişinin kendine hem de çevresine zarar verebilir. Bu noktada kişilerin kendilerini çok iyi tanımaları ve gerektiğinde de söylediğimiz gibi profesyonel bir destek almaları gerekmektedir" ifadelerine yer verdi. "Psikolojik destek almaları çok önemli" Öfke kontrolü için ilk önce öfkeyi fark etmenin önemine vurgu yapan Kerim Begüm Özkaya, "Öfke bir şeyler yanlış gittiğinde ortaya çıkan yoğunluk rahatsızlık ve gerilim duygusudur. Doğuştan gelen doğal ve normal bir duygudur tıpkı korku, üzüntü, sevinç, mutluluk gibi. Öfkenin belirtileri kalp çarpıntısı, nefesin hızlanması, yüzün kızarması, kasların gerilmesi özellikle omuz ve çenenin, ellerin titremesi, diş ve yumruk sıkma, gerginlik, yoğun kaygı, stres, baş ve mide ağrıları, olayı büyütme, kötü taraflarını görme, aşırı tepki verme, ses yükseltme ve bağırma gibi durumlar öfkenin belirtileridir. Öfkenin nedenleri haksızlığa en büyük sebeplerden biridir. Engellenme yani istenilen şeye ulaşamama hali. Yorgunluk, açlık, uykusuzluk, stres ve baskı, duygusal yaralar, geçmiş deneyimler, kişilik özellikleri, yetiştirilme şekli, arkadaşlarıyla ilişkileri, kişinin kendisiyle olan ilişkisi öfkenin nedenleri arasında yer almaktadır. Öfkenin altında saklanan duygular arasında kırgınlık, kızgınlık, değersizlik, utanç, korku ve hayal kırıklığı yer alır. Öfke kontrolünü için ilk önce öfkeyi fark etmek gerekir ve bu çok kıymetlidir. Daha sonrasında nefes ve beden gevşeme tekniklerini kullanmak, 10 saniye durma kuralı yani cevap vermeden önce 10 saniye beklemek, ortamdan uzaklaşmak, kas gevşetme egzersizlerini yapmak, duygularınızı sakince ifade etmeye çalışmak, yaşanılan öfkeden sonra kendimizi değerlendirmek ve gerektiğindeyse profesyonel psikolojik destek almak çok önemlidir" dedi. "Yerine göre faydalı yerine göre zararlı" Bu odaların kişinin kendisini cezalandırma değil de toparlama alanı olduğunda faydalı olabileceğini söyleyen Özkaya, "Bunun için kendimizi kontrol edip eğer öfkemizi kontrol edemiyorsak gerek psikiyatriden ve psikologdan destek alabilirsiniz. Öfke kontrol ve sakinleşme odası fikri son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz kullanıldığı zaman yerine göre faydalı olan ve olmayan bir durumdur. Bu odalar kişinin kendisini cezalandırma yeri değil de toparlama alanıysa faydalıdır. Örnek verdiğimizde sakin bir köşe, loş ışık, rahatlatıcı bir koltuk ve yastık, belki sakin bir müzik, gevşeme egzersizleri kişiyi sakinleştiren durum ve eylemlerdir. Kişi bunlardan faydalanıyorsa yani amaç burada şefkatli bir mola veriyorum diyorsa öfke kontrol odaları faydalıdır. Amaç burada öfkelendiğinde kendine alan açmak ve öfkeyi kontrol altına almak, öfke kontrolü değil ben onu yönetebilirim. Eğer kaçışa dönüşüyorsa özellikle çocuklar için bir ceza molalarına, odalarına dönüşüyor ve utançla birleşiyorsa kesinlikle öfke kontrol odaları yöntemi doğru değildir. Aslında öfke değil kontrolsüz öfke zararlı ve kötüdür. Kontrolsüz olduğu zaman öfke hem kişinin kendine hem de çevresine zarar verebilir. Bu noktada kişilerin kendilerini çok iyi tanımaları ve gerektiğinde de söylediğimiz gibi profesyonel bir destek almaları gerekmektedir" diye konuştu. "Kavga değil çözüm oluyor" Öfkede kişinin kendini tanımasının önemli olduğunu belirten Özkaya, "Öfke kontrolünde en önemli şey dediğimiz gibi kişinin kendini tanıması eğer ben öfkeleniyorum, kendimi kontrol altına alamıyorum diyorsa sakinleşmek için bulunduğu ortamdan uzaklaşması önemlidir. O odaya gittiği zaman "Ben bulunduğum durumdan kaçtım, kendime ceza verdim, utandım" diye kendini psikolojik olarak demoralize ediyorsa bu tarz sakinleştirme odaları doğru değildir. Ama "Bir sorun ve sıkıntı var, kafamı toparlamak istiyorum, bu sorunu kendi adıma çözmek istiyorum, olayda benim payıma düşen nedir" mantığıyla sakinleşme noktasında tabii uygulanması gereken bir durumdur. Özellikle aile danışmanlığında da çiftlere kavga ettiğiniz zaman, öfkelendiğinizde şu anda öfkeliyim, kalbini kırabilirim, birkaç dakika farklı bir odaya gidip sakinleşmek istiyorum mantığıyla uzaklaştıklarında da bu bir kavga değil çözüm oluyor" şeklinde konuştu.