Yerel Haberler
Sivas
03 Mart 2026 Salı - 14:57 İşitme kaybı okul başarısını olumsuz etkiliyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Başkanı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mansur Doğan, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. İşitmenin 5 duyu organından biri olup sesin kulak tarafından alınması ve beyinde bu dalgaların anlamlandırılması süreci olduğunu ifade eden Doğan, "Kulak hem işitmede hem de dengede oldukça etkili bir organdır. İşitme duyusu daha anne karnında iken bebek 6 aylık olduğunda başlar. İnsanların iletişimde kullandığı en önemli araç konuşmadır. Konuşmayı öğrenmek için yapabileceğimiz en önemli şey sesleri duymaktır. Konuşma işitme ile başlar. Önce sesleri duyarız, tanımlarını öğreniriz; sonra bu öğrendiklerimizi kelimelere dökerek konuşmaya başlarız. İşitme kaybınız varsa konuşmanızı geliştirme şansınız olmayacaktır. İşitme kaybı tanısı ne kadar erken konursa ve tedavisi ne kadar erken sağlanırsa bireyin zeka ve sosyal gelişimi o kadar iyi olacaktır" dedi. Doğan, "İşitme kaybının erken tanısı önemlidir. Çünkü çocuğun işitme kaybı zeka gelişimini, okul başarısını ve sosyal iletişimini olumsuz etkiler. İşitme kaybı çocuğun içine kapanık olmasına, anlamadığı ve derdini anlatamadığı için daha hırçın olmasına, konuşma bozukluklarına, okul başarısının düşmesine neden olur" diye konuştu. Türkiye’de yenidoğan işitme tarama testinin 2014 yılında uygulamaya başladığını belirten Doğan, "Bebek doğar doğmaz tüm Türkiye’de olduğu gibi bizim hastanemizde de yenidoğan taraması yapılmakta. Bu sayede işitme kayıplı bebekler erkenden tespit edilerek tedavileri erkenden yapılmaktadır" diye konuştu. İşitme engelliliğinin en sık görülen engellilik durumlarından biri olduğunu vurgulayan Doğan, dünyada 32 milyondan fazla, ülkemizde ise 2 milyonu aşkın kişinin işitme engelli olduğunun altını çizerek "İşitme kaybını sadece çocukların yaşadığı bir problem olarak görmemek gerekir. 65 yaşını geçen bireylerin yaklaşık üçte birinde de yaşa bağlı işitme problemleri ortaya çıkmaktadır. Sadece yaşlılarda değil aynı zamanda yüksek sese uzun süre maruz kalan işçilerde, dış kulak yolunu tamamen kapatan kulaklıklarla uzun süreli yüksek sese maruz kalan genç bireylerde de da işitme kayıpları izlenmektedir. Kısacası işitme kaybı her yaşta karşımıza çıkabilmektedir. Bu nedenle işitme kaybı hisseden bireylerin en kısa süre de bir kulak burun boğaz hekimine başvurmaları erken tanı ve tedavi açısından önemlidir" ifadelerine yer verdi.
03 Mart 2026 Salı - 11:18 Yılkı atları karla kaplı doğada dans etti, o anlar cep telefonu kamerasına yansıdı Sivas’ın Yama Dağları’nda karla kaplı arazide özgürce koşan yılkı atları, beyaz örtü üzerinde oluşturdukları görüntüyle hayran bıraktı. Sivas’ın Divriği ilçesi sınırlarında yer alan Yama Dağları, kar yağışının ardından kartpostallık görüntülere sahne oldu. Doğada özgürlüğün simgesi haline gelen yılkı atları, karla kaplanan dağların eteklerinde sürü halinde koşarken görüntülendi. Kırsal alanlarda insan müdahalesinden uzak bir yaşam süren yaklaşık 30 yılkı atı, beyaz örtü üzerinde adeta görsel şölen oluşturdu. Karlar içerisinde ahenkle koşan atlar, hem zarafetleri hem de doğayla bütünleşen görüntüleriyle izleyenleri kendine hayran bıraktı. "Bu atlar, doğanın bize sunduğu mirastır" Sivas’ın Divriği ilçesinde yaşayan Mert Kırkayak, yılkı atlarının bu bölgede sık sık dolaştıklarını söyleyerek, "Sivas’ın Divriği ilçesi Mursal köyü yakınlarında Yama Dağları’nda yılkı atları görüntüledik. Yılkı atları özgürce yaşayan ve bölgenin doğal güzelliği olan canlılardır. Bu bölgede ise sık sık dolaşırlar. Özellikle tuz ihtiyaçlarını karşılamak için bu bölgelere geldiklerini gözlemledik. Bu atlar, doğanın bize sunduğu eşsiz bir mirastır. Onlar özgür ruhları ile bu toprakların simgesi haline gelmişlerdir. Doğanın bu güzel canlılarını koruyalım. Yaşam alanlarına zarar vermeyelim ve onların özgürce yaşamalarına destek olalım" dedi.
02 Mart 2026 Pazartesi - 22:12 Uzmanı uyardı: "Ramazan’da yetersiz sıvı tüketimi böbrek taşını tetikleyebilir" Sivas Medicana Hastanesi Üroloji Uzmanı Gökhan Gökçe, Ramazan’da yetersiz sıvı tüketiminin özellikle böbrek taşı hastalarında ağrı atakları ve böbrek fonksiyonlarında bozulma riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Ramazan ayında uzun süreli susuzluk, özellikle böbrek taşı öyküsü bulunan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturabiliyor. Oruç tutan böbrek taşı hastalarının ise sıvı tüketimi ve beslenme düzenine daha fazla dikkat etmesi gerekebiliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, böbreklerin gün içinde yeterli sıvı alamaması durumunda idrar yoğunluğunun arttığını belirterek, bunun taş oluşumunu kolaylaştıran kristallerin daha hızlı birikmesine yol açabileceğini söyledi. Gökçe, "Bu durum mevcut taşların hareketlenmesine, şiddetli ağrı ataklarına ve bazı hastalarda kanama ya da enfeksiyona neden olabilir" dedi. İftar ile sahur arasında sıvının kısa sürede değil, zamana yayılmış şekilde tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Gökçe, tek seferde fazla su içmek yerine 1-2 saat aralıklarla sıvı alınmasının daha etkili olduğunu ifade etti. Günlük sıvı ihtiyacının kişiye göre değiştiğini belirten Gökçe, açık renkli idrarın yeterli sıvı alımının göstergesi olduğunu söyledi. "Beslenme tercihleri taş oluşumunu etkiler" Ramazan döneminde beslenme düzenindeki değişimlerin böbrek taşı oluşum riskini doğrudan etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Gökçe, "Aşırı karbonhidrat tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırabilir. Yüksek miktarda hayvansal protein kandaki ürik asit düzeyini yükseltebilir. Bu durum idrarda taş oluşumuna karşı koruyucu olan sitrat seviyesini azaltabilir. Bitkisel protein kaynakları ve dengeli porsiyonlar tercih edilmelidir" dedi. "Tuz tüketimi azaltılmalı, lifli beslenme desteklenmeli" Aşırı tuz tüketiminin idrarla kalsiyum atılımını artırarak taş oluşumunu tetikleyebileceğini belirten Prof. Dr. Gökçe, liften zengin beslenmenin koruyucu etki sağlayabileceğini ifade etti. Sitrat içeriği nedeniyle limon ve limonata gibi doğal kaynakların destekleyici olabileceğini belirten Gökçe, çay ve kahvenin aşırı tüketiminin ise gün içinde susuzluk hissini artırabileceğini vurguladı. "Risk grubu hastalar dikkatli olmalı" Özellikle daha önce taş düşürmüş, kronik böbrek hastalığı bulunan, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu yaşayan veya tek böbreği olan bireylerin oruç tutmadan önce mutlaka hekim değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Gökçe, "Şiddetli yan ağrısı, idrarda kanama, ateş veya idrar yapmada zorlanma gibi belirtiler ortaya çıkarsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Böbrek sağlığının korunması için bireysel risk faktörlerine uygun planlama yapılması büyük önem taşır" dedi. Prof. Dr. Gökçe, Ramazan ayının sağlıklı geçirilmesi için dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı ve düzenli hekim kontrolünün ihmal edilmemesi gerektiği ifadelerine yer verdi.
Sivas’ta hakarete uğrayan şehit babası: "En çok ’dilenci’ kelimesi ağırıma gitti"
23 Ekim 2025 Perşembe - 13:21 Sivas’ta hakarete uğrayan şehit babası: "En çok ’dilenci’ kelimesi ağırıma gitti" Sivas’ta bindiği otobüsün şoförü tarafından hakarete maruz kalan şehit babası Kaya Turan Kıraç (62), olayın ardından konuştu. "Dilenci" kelimesinin zoruna gittiğini ifade eden Kıraç, savcılığa şikayette bulundu. Sivas’ta otobüse binen şehit babasına "dilenci" diyerek hakaret eden ve darp etmeye çalışan otobüs şoförü Ö.K. işten çıkarılmış ve idari para cezası uygulanmıştı. Olayın ardından basın açıklaması yapan Sivas Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatih Deveci, otobüs şoförünün hareketini kınadı. Otobüs şoförünün hakaretine maruz kalan şehit babası Kaya Turan Kıraç, olayın ardından konuştu. Savcılığa suç duyurusunda bulunan şehit babası, "En çok zoruma giden şey ’dilenci’ demesi oldu. ’Git bildiği yere şikayet et’ dedi" diye konuştu. "Bu insanlık dışı, ahlak dışı davranışı en sert şekilde kınıyoruz" Adliye çıkışından basın mensuplarına açıklama yapan Sivas Şehit Aileleri ve Gazileri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatih Deveci, "Çayboyu Mahallesi hattında görev yapan bir özel halk otobüsü şoförü tarafından, bir şehit babamıza ağır hakaretlerde bulunulmuş, fiziki saldırıya teşebbüs edilmiştir. Bu insanlık dışı, ahlak dışı davranışı en sert şekilde kınıyoruz. Şehitlerimizin kanıyla vatan olmuş bu topraklarda, onların babalarına, annelerine, eşlerine ya da evlatlarına el kaldırmak, dil uzatmak kimsenin haddine değildir. Biz bugüne kadar benzer olaylarda hep sükûnetle, sabırla davrandık. Her defasında hukukun işlemesi için gerekeni yaptık. Ama bu olay sabrın da sınırını aşmıştır. Olayın ardından gerekli mercilerle hemen irtibata geçilmiştir. Şoför hakkında idari işlem başlatılmış, iş akdi feshedilmiş ve idari para cezası uygulanmıştır. Bu karar, benzer saygısızlıkları düşünen herkese açık bir uyarı olmalıdır. Hiç kimse, bir daha böyle bir cüreti göstermemelidir. Buradan bir kez daha açıkça söylüyoruz; Şehitlerimizin aziz hatırasına, gazilerimizin onuruna uzanan her el, milletimizin vicdanı ve iradesiyle karşılık bulacaktır. Bizler, bu vatan için canını feda eden kahramanların emanetlerine sonuna kadar sahip çıkacağız" dedi. Şehit babası ilk kez konuştu Adliye çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan şehit babası Kaya Turan Kıraç ise, "En çok zoruma giden şey ’dilenci’ demesi oldu. ’Git bildiği yere şikayet et’ dedi. Ben de bildiğim yere gelip şikâyet ettim. Onlar da gereğini yapacaklar" diye konuştu. Olay, dün akşam Sivas kent merkezinde Çayboyu Mahallesi hattında çalışan bir özel halk otobüsünde meydana gelmişti. Aralarında şehit babası Kaya Turan Kıraç’ın da bulunduğu yolcuları almadan duraktan ayrılan sürücü, 1 saat sonra yeniden durağa geldiğinde yolcuların tepkisiyle karşılaştı. Yolcuların üzerine yürüyen sürücü, şehit babası Kaya Turan Kıraç’a yasal hakkını kullanıp otobüse ücretsiz bindiği için "dilenci" diyerek hakaret edip, darp etmeye kalkmıştı.
Sivaslıların uğrak mekânı sonbahar sessizliğine büründü
23 Ekim 2025 Perşembe - 10:26 Sivaslıların uğrak mekânı sonbahar sessizliğine büründü Sivas’ta yaz aylarında on binlerce kişiyi ağırlayan Paşabahçe Mesire Alanı, sonbaharda sessizliğe büründü. Kent merkezine 10 kilometre uzaklıkta yer alan Paşabahçe Mesire Alanı, sonbaharın renklerine boyandı. Ramazan ve yaz aylarında yer bulunması oldukça güç olan mesire alanı, havaların soğumasıyla boş kaldı. Piknik alanlarının yoğun kalabalıklarını ve çocukların cıvıltısını geride bırakan mesire alanında sonbahar renkleri hakim olmaya başladı. Sarı, kahverengi, kırmızı ve yeşil renklerinin birçok tonuna sahip olan ağaçlar, kartpostallık görüntüler oluşturdu. Yağlı boya tablosunu andıran alan, dron ile havadan görüntülendi. "Yazın burada yer bulmak gerçekten çok zor" Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak için Paşabahçe Mesire Alanı’na gittiğini ifade eden Ali Aydın, "Şu anda Sivas’ın yaz aylarında binlerce misafirini ağırladığı Paşabahçe Mesire Alanı’ndayız. Yazın burada yer bulmak gerçekten çok zor. Araç kuyrukları oluşuyordu. Hatta Ramazan ayında insanlar yer tutmak için sahurdan eşyalarını bırakıyor. Burası gerçekten çok güzel bir yer, Sivas için de önemli bir değer. Buraya geldiğimizde mangal yapıyor, çayımızı içiyoruz. Şu anda da sonbahar mevsimindeyiz. Burada doğa ile iç içeyiz. Gerçekten çok güzel bir ortam var. Soğuklar başladığı için burası kalabalık olmuyor" dedi.
İyot, hayati önem taşıyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 10:24 İyot, hayati önem taşıyor Sivas Numune Hastanesi Diyetisyeni Ahmet Turan Engür, iyot eksikliğine dikkat çekerek vücutta üretilemeyen iyotun dışarıdan alınması gerektiğini söyledi. Diyetisyen Engür, guatrojen olarak bilinen karnabahar, keten tohumu, lahana ve şalgam gibi besinlerin tiroit bezinin iyot alımını engelleyebileceğini ifade etti. İyodun hayati öneme sahip olan bir element olduğunun altını çizen Engür, "İyot, insan vücudunda bulunan ve tiroit bezinin sağlıklı çalışması için hayati öneme sahip bir eser elementtir. Ancak vücut tarafından üretilemediği için dışarıdan besinlerle alınması gerekmektedir. Günlük iyot ihtiyacı, yaş ve metabolizma ihtiyaçlarına göre değişiklik göstermektedir. Guatrojen olarak adlandırılan bazı besinler; karnabahar, keten tohumu, lahana ve şalgam gibi, tiroit bezinin iyot alımını engelleyerek vücutta iyot eksikliğine neden olabilir. Özellikle gebeler ve çocuklar bu durumdan daha fazla etkilenerek risk grubu oluşturur" dedi. İyot eksikliği halinde oluşabilecek risklerden bahseden Engür, "İyot eksikliği, gebelerde düşük, ölü doğum ve düşük doğum ağırlıklı bebek riskini artırırken; bebeklerde zekâ geriliği, boy kısalığı, sağırlık ve ölümlerde artışa; yetişkinlerde ise guatr ve çeşitli tiroit hastalıklarına yol açabilmektedir. Ülkemizde 1994 yılından beri iyot eksikliğini önlemeye yönelik önemli çalışmalar yapılmakta olup, 1998 yılında yayımlanan tuz tebliği ile sofra tuzları iyotla zenginleştirilmiştir. Siz de iyot eksikliğinden korunmak için iyotlu tuz kullanımına ek olarak deniz ürünleri ve yumurta içeren bir beslenme planı benimsenebilir" ifadelerine yer verdi.