Yerel Haberler
Tokat
Tokat’ta 5,6 büyüklüğündeki depremin merkezi Pınarbeyli havadan görüntülendi 13 Mart 2026 Cuma - 14:39:43 Tokat’ta meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Erbaa ilçesine bağlı Pınarbeyli köyü dron ile görüntülendi. Gece saatlerinde yaşanan deprem köyde kısa süreli paniğe neden olurken, herhangi bir can kaybı ya da yıkım yaşanmadı. Saat 03.35 sıralarında meydana gelen deprem sonrası köyde yapılan incelemelerde bazı alanlarda küçük çaplı hareketlilikler tespit edildi. Depremin etkisiyle köy yolunun yakınında bulunan büyük bir kayanın yerinden oynadığı belirlendi. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye gelen ekipler tarafından kaya kısa sürede kontrollü şekilde aşağı indirilerek yol yeniden trafiğe açıldı. Pınarbeyli köyü muhtarı Rasim Daş, depremin oldukça gürültülü hissedildiğini belirterek, "Gece saat 03.35’te 5,6 büyüklüğünde bir deprem yaşadık. Gürültülü bir depremdi ve vatandaşlarımızın bir kısmı panik yaptı. Tek katlı evlerde yaşayanlar daha az panik yaşadı. Depremin ardından AFAD Başkanlığı ve devletimizin diğer yetkilileri bizleri arayarak durum hakkında bilgi aldı. Biz de köyde vatandaşlarımızla iletişime geçerek herhangi bir yıkım ya da can kaybı olup olmadığını kontrol ettik. Şu ana kadar bize ulaşan herhangi bir zayiat veya yıkım bilgisi bulunmuyor" diye konuştu. Öte yandan depremin merkez üssü olan köy ve çevresi havadan görüntülenirken, bölgede hasar tespit çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.
13 Mart 2026 Cuma - 14:24 Tokat’ta 5,6 büyüklüğündeki depremin merkezi Pınarbeyli havadan görüntülendi Tokat’ta meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki depremin merkez üssü olan Erbaa ilçesine bağlı Pınarbeyli köyü dron ile görüntülendi. Gece saatlerinde yaşanan deprem köyde kısa süreli paniğe neden olurken, herhangi bir can kaybı ya da yıkım yaşanmadı. Saat 03.35 sıralarında meydana gelen deprem sonrası köyde yapılan incelemelerde bazı alanlarda küçük çaplı hareketlilikler tespit edildi. Depremin etkisiyle köy yolunun yakınında bulunan büyük bir kayanın yerinden oynadığı belirlendi. Durumun bildirilmesi üzerine bölgeye gelen ekipler tarafından kaya kısa sürede kontrollü şekilde aşağı indirilerek yol yeniden trafiğe açıldı. Pınarbeyli Köyü Muhtarı Rasim Daş, depremin oldukça gürültülü hissedildiğini belirterek, "Gece saat 03.35’te 5,6 büyüklüğünde bir deprem yaşadık. Gürültülü bir depremdi ve vatandaşlarımızın bir kısmı panik yaptı. Tek katlı evlerde yaşayanlar daha az panik yaşadı. Depremin ardından AFAD Başkanlığı ve devletimizin diğer yetkilileri bizleri arayarak durum hakkında bilgi aldı. Biz de köyde vatandaşlarımızla iletişime geçerek herhangi bir yıkım ya da can kaybı olup olmadığını kontrol ettik. Şu ana kadar bize ulaşan herhangi bir zayiat veya yıkım bilgisi bulunmuyor" diye konuştu. Öte yandan depremin merkez üssü olan köy ve çevresi dron ile havadan görüntülenirken, bölgede hasar tespit çalışmalarının sürdüğü öğrenildi.
13 Mart 2026 Cuma - 13:18 Depreme merkezinde yakalanan uzmanı, depremi anlattı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Koçbulut, "80 yıldan önce 7 üstü deprem imkansız" dedi. Bölgede depremler üzerinde çalışmalarını sürdüren Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Koçbulut, deprem çalışmaları için gittiği Niksar’da depreme yakalandı. "1942 depremiyle bağlantısı yok" Koçbulut, geçtiğimiz gece yaşanan depremin 1942 depremi ile bağlantısı olmadığını belirterek, "AFAD tarafından açıklanan 5.5 büyüklüğündeki deprem Niksar havzasının kuzey kenarını sınırlayan ve 1942 kırığının hemen kuzeyinde yer alan hat. Oluşan deprem Pınarbeyli köyü civarında meydana geldi. Bu depremin 1942 ile bir alakası olmadığını düşünüyorum ve bunun kuzeyindeki bu parçalı hatlar üzerinde geliştiğini düşünebiliriz. Çünkü baktığımızda buradaki fayların normal bileşeni var ve havzaya doğru ilerliyorlar" dedi. "80 yıldan önce 7 üstü deprem imkansız" Koçbulut açıklamasında, "1942 kırığını düşündüğümüzde günümüze kadar geçen süre yaklaşık 80 yıl ve 80 yılda bu fay üzerinde 7 büyüklükte bir deprem olması imkânsız. Çünkü bu kadar bir stres bu kadar kısa bir sürede biriktiremez. Buradaki yaklaşık 7 büyüklüğüne yakın deprem üretme aralığı 200 yıldır. Çünkü 2006-2009 yılları arasında yapılmış olan bir DPT projesinde, Erbaa’dan Erzincan’a kadar olan bölgenin depremselliği, yüzey kırıklarının ve fayların incelenmesi gerçekleştirildi. Bu devletimizin kayıtlarında zaten var" diye konuştu. "7 büyüklüğün üstünde deprem beklemiyoruz" Prof. Dr. Fikret Koçbulut, Tokat’ta 7’nin üstünde deprem beklemediklerini ifade ederek, "Tokat’ta 7.2 büyüklüğünde bir deprem olacak diyen kim bilmiyorum ama bunu söyleyebilmek için elinde kesin verilerinin olması lazım. Niksar bölgesine baktığımızda, 1939 yılında Erzincan’da büyük Erzincan depremi var. 360 kilometrelik bir yüzey kırığı oluşturdu. Erzincan’dan Tokat’ın da hemen kuzeyinden geçen Amasya Ezine Pazarı’na doğru giden 360 kilometrelik hat, 1939’da kırıldı. Sonra yirmi Aralık 1942’de Niksar Erbaa arasındaki bu 40 kilometrelik alan kırıldı. Yani Niksar havzasının kuzey kenarındaki fay kırıldı. Daha sonra 1943’te ise Ladik-Tosya depremi, Kastamonu depremi meydana geldi. Yaklaşık 280 kilometre civarında da yüzey kırığı meydana geldi. Yani bu hat aslında komple kırıldı. Kırılmanın üzerinden de yaklaşık 80 yıl geçti. Bu 80 senelik bir süreç içerisinde, burada bu büyüklüklerde deprem üretecek bir segment kalmadı. Sadece Niksar havzasının güneyinde Esenyçay fayı var. Bu fay üzerinde bir gerilim olabilir. Ama bu da 7 üzerinde bir büyük deprem üretemez kanaatindeyim" şeklinde konuştu. "Depremi merkezinde yaşadı" Prof. Dr. Fikret Koçbulut, depremi Niksar’da yaşadığını hatırlatarak, vatandaşlardan sadece resmi kurumların yapacağı bilgilendirmelere itibar etmelerini istedi. Koçbulut, "Bu gece ben de Niksar’daydım ve depremi yaşayan bir kişiyim. Başka bir çalışma için buradaydık. Bir arazi çalışması için. Niksar’da bir otelde konaklarken 3.35’te ben de uyandım. Ama baktığımız zaman aslında haberlere düşen kadar bir telaş görmedim. Ben kaldığım kattan aşağıya bile inmedim. Çünkü bu deprem 5.5 büyüklükte olduysa bundan sonrakilerin en büyük artçısı 4.5 olur. Onda da fazla bir şey olacağını düşünmedim. O yüzden önemli olan resmi kurumların yapacağı açıklamalara itibar etmektir. Vatandaşlarımızın AFAD tarafından açıklanmış ve yetkili kurumlar tarafından açıklanmış haberlere itibar etmelerini istiyorum. Çünkü çok büyük bilgi kirliliği meydana geliyor. Bu büyük bilgi kirliliğiyle insanlarımızı endişeye ve telaşa yönlendiriyor" dedi.
13 Mart 2026 Cuma - 10:46 Tokat Valisi Köklü: "Erbaa’da ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk yok" Tokat Valisi Abdullah Köklü, Niksar merkezli 5,5 büyüklüğündeki deprem sonrası Erbaa’da yapılan ilk incelemelerde ciddi bir olumsuzluk görülmediğini açıkladı. Tokat’ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremin ardından sahadaki incelemeler sürerken, Tokat Valisi Abdullah Köklü Erbaa ilçesinde de incelemelerde bulundu. İlçede yetkililerden bilgi alan Vali Köklü, deprem sonrası ilçede yapılan ilk gözlemlere ilişkin açıklamalarda bulundu. Depremin merkez üssünün Niksar ilçesi olduğunu hatırlatan Vali Köklü, sarsıntının Erbaa’da da hissedildiğini belirterek vatandaşların kısa süreli panik yaşadığını söyledi. İlk incelemelere göre bazı binalarda sıva çatlakları ve küçük çaplı dökülmelerin tespit edildiğini ifade eden Köklü, durumun teknik ekipler tarafından detaylı şekilde incelendiğini kaydetti. Vali Köklü: "Yapılacak detaylı incelemede durum net şekilde ortaya çıkacak" Sahada geniş çaplı bir inceleme yürütüldüğünü belirten Köklü, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğümüz, AFAD ekiplerimiz ve İl Özel İdaresi personelimiz teknik ekiplerle birlikte sahada çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca Bakanlığımız tarafından da ilave teknik personel desteği sağlandı. Yapılacak detaylı incelemelerle durum net şekilde ortaya konulacak." dedi. Okullarda da bazı kısmi çatlakların tespit edildiğini dile getiren Vali Köklü, ilk gözlemlere göre endişe verici bir durum görülmediğini ancak kesin değerlendirme için teknik raporların beklendiğini vurgulayarak; "Şu an itibarıyla ilk gözlemlerimizde endişe edecek bir durum görmüyoruz. Ancak nihai değerlendirme teknik ekiplerimizin yapacağı incelemelerin ardından ortaya çıkacak" ifadelerini kullandı.
Ölüm yoluna önlem istiyorlar
23 Temmuz 2024 Salı - 16:51 Ölüm yoluna önlem istiyorlar Tokat’ın Turhal ilçesi Gaziosmanpaşa Mahallesi sakinleri ölüm yolunda yaşanan kazaların son bulması için yetkililerden yardım bekliyorlar. Tokat’ın Turhal ilçesi Gaziosmanpaşa Mahallesi sakinleri, Tokat-Zile yolu mevkiinde yaşanan kazalardan dolayı adeta canından bezdi. Geçtiğimiz günlerde yaşanan trafik kazasından dolayı 1 kişi hayatını kaybetmiş, yaşanan kazalardan dolayı vatandaşlar yol kapatma eylemi gerçekleştirmişti. Bunun üzerine Turhal Belediye Başkanı Erdem Ural mahalle sakinleri ile görüşerek yolu açtırmıştı. Vatandaşlar yolun dar olması ve sürücülerin hızlı gitmesi nedeniyle trafik kazalarının yaşandığını her geçen gün kazalar nedeniyle insanların öldüğünü söyleyerek yetkililere seslendi. Trafik kazalarının son bulmasını istediklerini belirten mahalle sakinleri biran önce yolda önlem alınması gerektiğini söyledi. “Önlem alınmasını istiyoruz” Mahalle sakinlerinden Mücahit Çınar, önlem alınmasını istediklerini ifade ederek, “Daha önceden de çok kaza oldu. İki ay önce bir komşumuzun kızı trafik kazası geçirdi. 2008’de bir komşumuzun oğlu öldü. 2014’te yine aynı şekilde bir komşumuzun oğlu öldü. Yol çok kötü durumda. Ağır vasıtalar geçtiği zaman yola sığmadığı için diğer sürücülerin şeridine giriyor. Bu sefer sollama yapılıyor. Önlem alınmasını istiyoruz” dedi. “Bu yoldan bir ses gelse bizim yüreğimiz ağzımıza geliyor” Mahalle sakinlerinden Hafize Güler, ses duydukların da korktukların belirterek, “55-60 senedir biz buradayız. Burada yıllardır kaza oluyor. Bu yolda çocuklarımızın acısını görmeyelim diye gidenler oldu. Şimdi de çocuklarımız hep okula gidiyorlar. Bu yoldan bir ses gelse bizim yüreğimiz ağzımıza geliyor. Gerekeni devletimiz milletimiz yapsın” diye konuştu. “EDS sürücüleri yavaşlatıyordu” Mahalle sakinlerinden Veysel Yaralı ise EDS varken araçların yavaş gittiğine değinerek, “Burada arabalar çok hızlı gidiyor. İki sene önce geri de bir EDS vardı. Bundan dolayı biraz yavaş gidiyorlardı. İki sene önce o EDS kalktı. Bu yüzden arabalar tekrar hızlı gitmeye başladı. Çocuklar yoldan geçmeye korkuyor. Yollara işaret konulsun ve önlemler alınsın” şeklinde konuştu.
Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu
23 Temmuz 2024 Salı - 13:09 Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu Bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan Kamış Gölü kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Flamingolar başta olmak üzere birçok kuş türüne ev sahipliği yapan gölde şimdi köylüler traktörle geziyor. Tokat’ın Sulusaray ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Uylubağı köyü eteklerindeki Kamış Gölü, bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yaparken, kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Kuşların göç yolundaki önemli duraklarından biri olan gölün kuruması hem vatandaşları hem de kuşları olumsuz etkiledi. Kuruyan göl nedeniyle köyde sivrisinek popülasyonunda da artış görüldü. Bir zamanlar kuşların dans ettiği gölette şimdi köylüler traktörle geziyor. “Eskiden burası hiç kurumazdı” Son 20 yılda göldeki suyun yavaş yavaş kuruduğunu söyleyen Uylubağı Köyü Muhtarı Mustafa Bozkurt, “Bu köy çocukluğumuzda kendimizin girdiği, hayvanları otlattığımız yer olduğundan burada hiç su eksik olmazdı. Kendimiz de sıcakladıkça suyun içerisinde girerdik. Ama son 20 yıldır su kuruduğu için kuşlar gidiyor. Burada çok çeşitli kuşlar oluyordu. Ördek, toy, angut, turna, karabatak ve baharın ilk başlarında sürüyle flamingo geliyordu. Hepsinin ayrı ayrı ses tonları olurdu. Haziran 18 deyince su kalmıyor. Yavruların da kimisi yumurtadan çıkmamış oluyor kimisi de uçmamış oluyor. Her biri bir yerde telef oluyor. Su gidince kuşlar geri gidiyor. Bu içler acısı bir durumdur. Köyden kuşların seslerini dinliyoruz. Her biri bir otun dibinde ölüyor. Eskiden su hiç kurumazdı. Genelde arazilerden gelen sularla besleniyor. Tabandan çıkan herhangi bir su yoktur. Çevreden gelen sular da baraj, gölet ve vatandaşın vurduğu sondajdan dolayı burası kurudu. Su boşa akıyor yine de komşu köylerimiz buraya vermiyorlar. Aşağıda iki tane büyük çeşme var. Eski tabirle bir değirmenlik su var. Boşa akıtıyorlar yine de bize vermiyorlar. Bu suyu kışın 11’inci ayda verseler 5’inci aya kadar hiçbir sorun olmaz. Boş akıyor yine de vermiyorlar” dedi. “Su kuruduğu için köylü de kuşlar da barınmıyor” Suyunun da uyuz hastalığına iyi geldiğini iddia eden köy sakinlerinden Halil Bozkurt ise, "Şu anda Uyuz Gölü’ndeyiz. Burası daha önceleri su dolu olurdu. Kuş çeşitleri çok olurdu. Yaban kazları ördekler, flamingolar, toylar hatta ismini bilmediğimiz kuş çeşitleri çok oluyordu. O zamanlar bu göl hiç kurumazdı. Şu anda köyümüz kuruyor. Ne bir kuş ne de insan kalıyor. Ayrıca kuruduğu için köylü vatandaşımız da sivrisinekten duramıyor. Buraya su bağlanarak hem kuş hem de çiftçi için arazi sulamasında kullanılması gerekiyor. Geçmiş zamanlarda buraya uyuz hastalığı olan insanlar gelerek batağı ve suyundan şifa görürlerdi. Şu anda gelen de yok. Köylü de barınamıyor, kuşlar da barınamıyor. Tamamen bataklık oldu. Hiçbir bakan da yok" diye konuştu.
Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu
23 Temmuz 2024 Salı - 13:02 Bilinçsiz sulama, flamingoların durağı Kamış Gölü’nün kurumasına neden oldu Bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yapan Kamış gölü kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Flamingolar başta olmak üzere bir çok kuş türüne ev sahipliği yapan gölde şimdi köylüler traktörle geziyor. Tokat’ın Sulusaray ilçesine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Uylubağı köyü eteklerindeki Kamış gölü, bir zamanlar onlarca çeşit kuş türüne ev sahipliği yaparken, kuraklık ve bilinçsiz sulama nedeniyle tamamen kurudu. Kuşların göç yolundaki önemli duraklarından biri olan göletin kuruması hem vatandaşları hem de kuşları olumsuz etkiledi. Kuruyan gölet nedeniyle köyde sivrisinek popülasyonunda da artış görüldü. Bir zamanlar kuşların dans ettiği gölette şimdi köylüler traktörle geziyor. “Eskiden burası hiç kurumazdı” Son 20 yılda göldeki suyun yavaş yavaş kuruduğunu söyleyen Uylubağı Köyü Muhtarı Mustafa Bozkurt, “Bu köy çocukluğumuzda kendimizin girdiği, hayvanları otlattığımız yer olduğundan burada hiç su eksik olmazdı. Kendimiz de sıcakladıkça suyun içerisinde girerdik. Ama son 20 yıldır su kuruduğu için kuşlar gidiyor. Burada çok çeşitli kuşlar oluyordu. Ördek, toy, angut, turna, karabatak ve baharın ilk başlarında sürüyle flamingo geliyordu. Hepsinin ayrı ayrı ses tonları olurdu. Haziran 18 deyince su kalmıyor. Yavruların da kimisi yumurtadan çıkmamış oluyor kimisi de uçmamış oluyor. Her biri bir yerde telef oluyor. Su gidince kuşlar geri gidiyor. Bu içler acısı bir durumdur. Köyden kuşların seslerini dinliyoruz. Her biri bir otun dibinde ölüyor. Eskiden su hiç kurumazdı. Genelde arazilerden gelen sularla besleniyor. Tabandan çıkan herhangi bir su yoktur. Çevreden gelen sular da baraj, gölet ve vatandaşın vurduğu sondajdan dolayı burası kurudu. Su boşa akıyor yine de komşu köylerimiz buraya vermiyorlar. Aşağıda iki tane büyük çeşme var. Eski tabirle bir değirmenlik su var. Boşa akıtıyorlar yine de bize vermiyorlar. Bu suyu kışın 11’inci ayda verseler 5’inci aya kadar hiçbir sorun olmaz. Boş akıyor yine de vermiyorlar” dedi. “Su kuruduğu için köylü de kuşlar da barınmıyor” Suyunun da uyuz hastalığına iyi geldiğini iddia eden Köy sakinlerinden Halil Bozkurt ise “Şu an da uyuz gölündeyiz. Burası daha önceleri su dolu olurdu. Kuş çeşitleri çok olurdu. Yaban kazları ördekler, flamingolar, toylar hatta ismini bilmediğimiz kuş çeşitleri çok oluyordu. O zamanlar bu göl hiç kurumazdı. Şu anda köyümüz kuruyor. Ne bir kuş ne de insan kalıyor. Ayrıca kuruduğu için köylü vatandaşımız da sivrisinekten duramıyor. Buraya su bağlanarak hem kuş hem de çiftçi için arazi sulamasında kullanılması gerekiyor. Geçmiş zamanlarda buraya uyuz hastalığı olan insanlar gelerek batağı ve suyundan şifa görürlerdi. Şu an da gelen de yok. Köylü de barınamıyor, kuşlar da barınamıyor. Tamamen bataklık oldu. Hiçbir bakan da yok” diye konuştu.
528 yıllık vakıf yeniden sünnet hizmeti verdi
22 Temmuz 2024 Pazartesi - 13:25 528 yıllık vakıf yeniden sünnet hizmeti verdi Sultan II. Beyazid tarafından 1496 yılında kurulan ve toplu sünnet hizmeti veren vakıf, Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından 528 yıl sonra yeniden hizmet verdi. Amasya’da Sultan II. Beyazid tarafından 1496 yılında kurulan "Çocukları Sünnet Ettiren Vakfı"nın vakfiyesi, 528 yıl sonra Tokat’ta yeniden hizmet verdi. Vakfın, "Sünnet edilmesi lazım gelenler sünnet edile. Sünnet edilmesi gereken çocuğa münasip güzel elbise verile" hayır şartı gereği, Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğü hizmetlerinden faydalanan 23 çocuk için toplu sünnet töreni düzenlendi. Gülbahar Hatun İmaretinde sünnet yemeği yiyen çocuklar, il protokolü tarafından tahsis edilen makam araçlarıyla şehir turu yaptı. Konvoya, Tokatlı motor severler de eşlik etti. Polis eşliğinde yapılan araç korteji, Tokat Mevlevihane Vakıf Eserleri Müzesine ulaştı. Burada müzeyi gezen çocuklar, daha sonra palyaçolar eşliğinde eğlenceli vakit geçirdi. Sünnet töreninin devamında düzenlenen mevlit programına Vakıflar Genel Müdürlüğü Hayır İşleri Daire Başkanı Taner Karadayı, Tokat vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, il protokolü ve sünnet düğünü yapılan çocukların aileleri katıldı. Programda sünnet olan çocuklara bisiklet, çeşitli hediyeler ve altın takdim edildi. Etkinlik, çocukların Hacivat-Karagöz oyunu izlemesiyle sona erdi. “Ecdadımız toplumun ihtiyaçlarını önemsemiş” Vakıf geleneği hakkında bilgiler veren Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan; “528 yıl önce 1496 tarihinde kurulmuş olan çocukları sünnet ettiren vakfın vakfiyesinde çocuklardan sünnet edilmesi lazım gelenler sünnet edile, sünnet edilmesi gereken çocuğa münasip, güzel elbiseler verile hayır şartı gereği bu vakıf geleneğini devam ettirmek için bölge müdürlüğümüz hizmetlerinden faydalanan ailelerimizden toplamda 23 çocuğumuza bu toplu sünnet şölenini yapmaktayız. Vakıflar ve sundukları hizmetler bize gösteriyor ki hem Selçuklular hem de Osmanlı Devleti yaşadığı toplumun ihtiyaçlarını önemsemiş, çözüm bulmaya çalışmışlardır. Böylece sosyal hayatta yardımlaşma ve dayanışmanın öncüleri olmuşlardır. Bizler de Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak bize miras kalan bu vakıfları ve vakıf eserlerini yaşatmaya devam ediyoruz” dedi. “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” Vakıflar Genel Müdürlüğü Hayır işleri Daire Başkanı Taner Karadayı ise “Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak kuruluşumuzun 100’üncü yılında bazı yeni hayır şartlarıyla 81 ilde faaliyetlerimizi yürütmekteyiz. Sünnet organizasyonunda bugün burada 23 çocuğumuzun sünneti yaptırılmış ve kendilerini gördüğümüz gibi hediyeler takdim edilmekte. Sünnet şöleni yapılmaktadır. Ben tekrar Tokat Vakıflar Bölge Müdürlüğümüze ve bölge müdürlüğümüzde bu işlere ve bu organizasyona emek veren arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Genel müdürümüzün, sayın Sinan Aksu’nun selamlarını arkadaşlarımıza iletiyorum” dedi. Sünnet törenine katılan çocuklar ve aileleri de emeği geçen herkese teşekkür etti.
Asırlık yöresel kıyafetler dijital ortamda korunarak geleceğe taşınacak
22 Temmuz 2024 Pazartesi - 12:47 Asırlık yöresel kıyafetler dijital ortamda korunarak geleceğe taşınacak Tokatlı kadınlar geleneksel kıyafetleriyle köylerinin kültürel mirasını gelecek kuşaklara aktarıyor. Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Akarçay beldesinde, geleneksel kültür ve zarafet günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor. Beldede, özel günlerde giyilen ve nadir görülen yöresel elbiselerle dikkat çeken kadınlar, köylerinin kültürel mirasını yaşatma konusunda önemli bir rol oynuyor. Modernleşmenin hızla ilerlediği bir dünyada, Akarçay beldesinin sakinleri geleneklerine sıkı sıkıya bağlı kalmayı tercih ediyor. Onlar için bu kıyafetler, yalnızca birer giysi olmanın ötesinde, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprü ve köklerini unutmadan geleceğe adım atmanın sembolü olarak görülüyor. Her bir düğümünde ve her bir nakışında tarih kokan bu kıyafetleri gururla taşıyan kadınların özverili çabası, gelecek nesillere aktarılacak değerli bir mirasın korunmasını sağlıyor. Akarçay beldesinde görülen bu kareler, yalnızca birer fotoğraf değil; aynı zamanda birer anı, birer hikâye ve yaşanmışlıkların sessiz tanıkları olarak ön plana çıkıyor. Bu kültürün yaşatılması ve geçmişten geleceğe bağ kurulması amacıyla Almus Kaymakamı Emre Çömen’in girişimleriyle bu değerli anlar görüntü yönetmeni Alperen Demirbaş tarafından dijital ortamda kayıt altına alındı. Akarçay beldesinin kadınları, köylerinin kültürel zenginliğini yaşatmaya devam ederken, bu kıyafetlerin her biri, birer kültürel hazine olarak değerlendiriliyor. Geçmişle geleceği buluşturan bu değerli miras, Akarçay beldesinin geleneklerine bağlılık ve özveri dolu çabalarının bir göstergesi olarak ön plana çıkıyor.