Yerel Haberler
Trabzon
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:27 Genç kızın ailesinin isteğini hiçe saydı, sosyal medyasında paylaştı Trabzon’un Ortahisar ilçesinde geçtiğimiz hafta köpekten kaçarken belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan genç kızı hastanede ziyaret eden CHP’li Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ailenin kızlarıyla ilgili görüntü alınmaması talebine rağmen yüzünü açık şekilde göstererek görüntüsünü sosyal medyada paylaşması tepkilere neden oldu. Ortahisar ilçesi Değirmendere Mahallesi’nde 18 Şubat’ta kaldırımda yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), karşısına çıkan köpeğin kendisine doğru koşması üzerine paniğe kapılarak kaçmak isterken yola atladı. O sırada yoldan geçen belediye otobüsü, Gül’e çarptı. Çarpmanın etkisiyle metrelerce sürüklenerek ağır yaralanan Gül, ambulansla KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ameliyata alınan ve yoğun bakımda tutulan genç kız, hayati tehlikeyi atlatarak servise alındı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, önceki gün Cennet Nesibe Gül’ü tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Cennet Nesibe’nin ailesiyle de görüşen ve "geçmiş olsun" dileklerini ileten Başkan Kaya, "Çok şükür yavrumuzun durumu iyiye gidiyor. Bizim tek derdimiz, yavrumuzun bir an önce sağlığına kavuşmasıdır" dedi. Yoğun bakımdan çıkarılarak serviste tedavi altına alınan Cennet Nesibe Gül’ün ailesi, Kaya’dan ve beraberindeki belediye basın ekibinden kızları ile ilgili hastane odasından görüntü ve fotoğraf alınmamasını rica etti. Ancak hastane odasındaki ziyarette çekilen görüntüler, Başkan Kaya’nın sosyal medya hesabında aynı gün paylaşıldı. Aile ve yakınları Ahmet Kaya’ya tepki gösterirken, sosyal medyadaki paylaşımın altında da tepkilerini dile getirdiler. Gül’ün kuzeni Halam Ayşe Gülyer, "Gerçekten samimi özür dilemek için geldiyseniz izinsiz fotoğraf çekmeyin ve asla paylaşmayın" ifadelerini kullandı. Genç kızın yakınları, "Siz bunu izinsiz paylaştınız. Biz de susmayacağız", "Açık rıza olmaksızın görüntüsünün paylaşılması 6698 sayılı KVKK kapsamında kişisel veri ihlalidir. Kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusudur. İçeriğin derhal kaldırılmasını ve gerekli hukuki sürecin başlatılacağını bildiriyoruz" diyerek tepkilerini dile getirdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:10 Süper Lig’in en verimli transferi Paul Onuachu Trendyol Süper Lig’de sezon başında takımlarına katılan yabancı futbolcuların performanslarına bakıldığında Trabzonspor’un gol yükünü çeken Paul Onuachu, verimlilik sıralamasında zirvede yer aldı. Trabzonspor’da ortaya koyduğu skor katkısıyla öne çıkan Nijeryalı santrfor Paul Onuachu, hem gol sayısı hem de maç başına üretkenliğiyle yeni transferler arasında ilk sıraya yerleşti. Onuachu’nun istikrarlı performansı, bordo-mavililerin hücum gücüne doğrudan yansıdı. Sezon başında takıma katılan Onuachu, ligde oynadığı 20 maçta 17 gol ve 1 asistlik performans sergiledi. Shomurodov ve Asensio dikkat çekti Başakşehir’in Özbek forveti Eldor Shomurodov ise 23 mücadelede 16 gol ve 4 asistle takımına önemli katkı sağladı. Fenerbahçe’nin İspanyol orta saha oyuncusu Marco Asensio da skor üretiminde öne çıkan oyunculardan biri oldu. Asensio, 19 karşılaşmada 11 gol ve 8 asistlik performans ortaya koydu. Muçi ve Augusto da üst sıralarda Sezon başında Karadeniz ekibine katılan Arnavut oyuncusu Ernest Muçi, 20 maçta 10 gol ve 3 asistte ulaşırken, Gaziantep FK’nin golcüsü Mohamed Bayo da 18 mücadelede 10 gol ve 1 asist kaydetti. Bordo-mavililerin bir diğer forveti Felipe Augusto ise 22 karşılaşmada 10 gol üretti. Galatasaray’ın Nijeryalı santrforu Victor Osimhen de 16 müsabakada 9 gol ve 3 asistlik katkı verdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:02 Sahile sığmayan şehir yamaçlara tırmanıyor Trabzon’da konut yerleşimi sahil bandında yoğunlaşan yapılaşmadan yamaçlara doğru yön değiştirirken, kentin coğrafi sınırları şehirleşmenin rotasını belirliyor. Bir dönem yoğun şantiye faaliyetlerinin görüldüğü kentte yeni proje sayısındaki azalma, sıfır konut stokunu daraltarak hem fiyat dengesini hem de şehir siluetini etkiliyor. Trabzon’da yerleşim düzeni, kentin coğrafi yapısının etkisiyle sahil bandından yüksek kesimlere doğru yön değiştiriyor. Uzun yıllar Karadeniz kıyısına paralel gelişen yapılaşma modeli, doğuda Yomra, merkezde Ortahisar ve batıda Akçaabat ilçeleri arasında şekillenen konut hattı üzerinden ilerliyor. Bu üçlü aks, kentin konut üretiminde ana omurga niteliği taşıyor. Artan nüfus ve sınırlı düz alanlar nedeniyle sahil şeridindeki genişleme kapasitesi daralırken, yerleşim daha çok yamaçlara doğru kayıyor. Kuzeyde deniz, güneyde yükselen topoğrafya ile çevrili kentte yeni konut alanları eğimli arazilerde yoğunlaşıyor. Bu durum hem şehir siluetini değiştiriyor hem de yapılaşma biçimini dönüştürüyor. Yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını artırdı Bir dönem doğu-batı hattında yoğun şantiye faaliyetleri dikkat çekerken, son dönemde yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını arttırdı. Kent genelinde devam eden büyük ölçekli inşaat projelerinin sınırlı olması, sıfır daire stokunu daraltırken mevcut konutların değerini yükseltti. Sektör verilerine göre son aylarda el değiştiren taşınmazların önemli bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Yeni proje sayısının azalması, özellikle merkezi lokasyonlarda fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu. Ayhan Taflan: "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, kentte hareketli bir konut alım satımının olmadığını dile getirerek, "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor. Vatandaşlar konut fiyatları düşer mi diye soruyor ama kesinlikle düşmesi mümkün değil. İnşaat maliyetlerini, arsa fiyatlarını, diğer giderleri dikkate almak gerekir. Bunları üst üste koyduğumuzda maliyetler çok artmış durumda ve bu durum vatandaşın üstesinden gelmesini daha da zorlaştırıyor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İleriki süreçte de öyle çok hareketli bir konut alım satım dönemi beklenmiyor" dedi. "Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok" Geçmiş yıllarda Trabzon’daki Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü bölgelerinin şantiye alanı gibi olduğuna dikkat çeken Taflan, "Trabzon’un batısı olan Söğütlü- Yıldızlı, doğuda Kaşüstü-Yalıncak yani Yomra ve Akçaabat Trabzon merkez ile birleşti. Kuzeyimiz deniz, güneyimiz yerleşim alanları. Bu yüzden bölgelerin imara açılması, 18. madde uygulamalarının yapılmış olması gerekiyor. Eskiden Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü’nde adeta bir şantiye gibiydi. Aynı şekilde üst bölgelerde de yeni alanların açılması lazım. Çünkü arsa talep meselesidir. Arz yoksa talebin karşılanması mümkün olmaz. Proje olmayınca olan az sayıdaki arsa ve konut çok kıymetli hale geliyor, fiyatlar da yükseliyor. Rekabet olması ve fiyatların dengelenmesi için şehrin güneyinde daha fazla yapılaşma gerekiyor. Firmalar da elbette gelir-gider dengesine bakıyor. İnşaat maliyetleri bittiğinde satış fiyatlarını o günün şartlarına göre belirlemek zorundalar. Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok. Verilere baktığımızda satılan konutların neredeyse tamamına yakını ikinci el. Bunların bir kısmı 20-30 yıllık binalar da olabilir. Sıfır daire zaten bölgemizde çok az. Bu da fiyatları olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Trabzonspor sahasında kaybetmiyor
13 Aralık 2025 Cumartesi - 10:02 Trabzonspor sahasında kaybetmiyor Trabzonspor, Trendyol Süper Lig’de bu sezon taraftarı önünde oynadığı maçlarda güçlü performansıyla dikkat çekiyor. Bordo-mavililer, evinde oynadığı 8 maçta 5 galibiyet, 3 beraberlik alarak iç sahada yenilgi yüzü görmedi. Bu performansıyla Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte sahasında mağlup olmayan üç takımdan biri oldu. Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında Beşiktaş’ı konuk edecek Trabzonspor, taraftarı önünde çıkışını sürdürmek istiyor. Karadeniz temsilcisi, ligde geride kalan 15 maçta 10 galibiyet, 4 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak 34 puanla lider Galatasaray’ın 2 puan gerisinde 2. sırada yer alıyor. İç sahada rakip tanımıyor Trendyol Süper Lig’de bu sezon iç sahada etkileyici bir grafik ortaya koyan Trabzonspor, sahasında oynadığı maçlarda istikrarını sürdürdü. Bordo-mavililer, ligdeki iç saha tablosunda 8 maçta 5 galibiyet, 3 beraberlik alarak namağlup yoluna devam etti. Bu süreçte rakip filelere 14 gol gönderen Trabzonspor, kalesinde ise yalnızca 4 gol gördü. Bordo-mavililer evinde 18 puan toplayarak iç saha performansında ligin zirvesine oynayan takımlar arasında yer aldı. Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe ile birlikte bu sezon kendi sahasında yenilgi almayan 3 takımdan biri olmayı başardı. Bordo-mavililer, iç sahadaki bu başarılı serisini Beşiktaş karşısında da sürdürerek zirve yarışındaki iddiasını korumayı hedefliyor. Seriyi 11 maça çıkarmak istiyor Zirve hesaplarını sürdüren Trabzonspor, hafta sonunda oynayacağı Beşiktaş karşılaşmasına büyük önem veriyor. Bordo-mavililer, ligdeki 10 maçlık yenilmezlik serisini 11’e çıkarmayı hedeflerken, bu sezon iç sahada da kayıp yaşamadı. Taraftarı önünde kazanarak devam etmeyi hedefleyen bordo-mavililer, Fatih Tekke yönetiminde de ilk büyük maçını kazanmak istiyor.
Ertuğrul Doğan: "Fatih Tekke isterse Muçi’yi alırız"
12 Aralık 2025 Cuma - 14:05 Ertuğrul Doğan: "Fatih Tekke isterse Muçi’yi alırız" Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, sezon sonu Teknik Direktör Fatih Tekke’nin istemesi halinde Arnavut oyuncu Ernest Muçi’nin bonservisini alabileceklerini söyledi. Doğan, sakatlığı sebebiyle sezonu kapatan Vişça’nın ise sözleşmesinin dondurulacağını açıkladı. Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan, bazı yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Trabzon’da ilçe ziyaretlerinde bulundu. İlk olarak Şalpazarı Belediye Binası Toplantı Salonu’nda Şalpazarı Halk Eğitim Merkezi Folklor Ekibi’nin hazırladığı gösteriyle karşılanan Doğan’a, vatandaşlar büyük ilgi gösterdi. 13 Aralık Cumartesi günü gerçekleştirilecek Mali Genel Kurul öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Doğan, Trabzonspor’u rahatlatacak iki önemli projeyi yarın açıklayacaklarını belirterek, "Yarınki genel kurulda iki proje açıklayacağız ve sunumlarını profesyoneller yapacak. Emlak Konut ile anlaşmamız bitti; bunlardan biriyle ilgili sunum yapılacak. Stadyum çevresinde yaşam alanı projesi var, onu da yarın duyuracağız. Bu iki büyük yatırım kiralama yöntemiyle yapılacak ve Trabzonspor’a 60 ila 80 milyon Euro arasında kalıcı gelir sağlayacak. Hedefimiz bu projeleri bir an önce devreye alarak kulübü rahatlatmak" ifadelerini kullandı. "Kadroyu bozmak gibi bir niyetimiz yok" Kadro yapılanmasında Teknik Direktör Fatih Tekke’nin taleplerine göre hareket edeceklerini belirten Doğan, "Fatih hocamız ve ekibi zamanlarının yüzde 90’ını tesislerde geçiriyor. İnanılmaz renk veriyorlar. Bizim çalışma yöntemimiz belli; hoca ne diyorsa, şartlar uygunsa onu yapacağız. Netleştiği anda yönetim kurulu olarak gereğini yerine getireceğiz. 4 oyuncumuza önemli teklifler var. Trabzonspor’un çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapacağız. Kadroyu bozmak gibi bir niyetimiz yok ama çok önemli bir teklif gelirse değerlendiririz. Çok geniş bir oyuncu havuzumuz var, her pozisyon için en az 5 aday masada. Taraftar eskisi gibi düşünmesin; yönetim, başkan ve teknik heyet bir karar veriyorsa mutlaka B planı hazırdır" dedi. "Hocamız isterse sezon sonu Muçi’yi alırız" Bu sezon Beşiktaş’tan kiralık olarak Trabzonspor kadrosuna katılan Ernest Muçi ile ilgili olarak ise Doğan, "Sezon sonunda Fatih Tekke, ’alalım’ derse alırız. Teknik kadro isterse yaparız" ifadelerini kullandı. Sözleşmesi sezon sonunda bitecek olan Edin Vişça için ise Doğan, "Vişça çok önemli ve değerli bir oyuncu. İnsanı olarak ta çok iyi bir insan. Bizim için değerli bir isim. Sezonu kapattığı için kontratını donduracağız. Hocamız kimi isterse, o doğrultuda hareket edeceğiz. Rapor geldiğinde bakacağız" cümlelerine yer verdi. Trabzonspor Kulüp Başkanı Ertuğrul Doğan’ın, Beşikdüzü, Vakfıkebir, Düzköy ve Yomra ilçelerine de ziyaretlerde bulunacağı öğrenildi.
Trabzonspor, Beşiktaş maçı öncesi kenetlendi
12 Aralık 2025 Cuma - 10:59 Trabzonspor, Beşiktaş maçı öncesi kenetlendi Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında Beşiktaş’ı ağırlayacak olan Trabzonspor’da sakat ve cezalı oyuncuların fazlalığı can sıksa da bordo-mavili takım galibiyet için kenetlendi. Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında 14 Aralık Pazar günü sahasında Beşiktaş ile karşılaşacak Trabzonspor, bu maç öncesi kenetlenmiş durumda. Sakat ve cezalı oyunculara rağmen ligde 10 maçlık yenilmezlik serisini rakibi karşısında da sürdürmek isteyen Karadeniz ekibinde, taraftarlar da maçın biletlerini tüketti. Tekke döneminin en yüksek seyirci kapasitesinin olacağı karşılaşmada bordo-mavili taraftarlar takımlarını yalnız bırakmayarak itici güç olacak. Onuachu’nun yokluğu planları değiştirdi Süper Lig’de geride kalan 15 haftada 10 galibiyet, 4 beraberlik ve 1 mağlubiyet alarak puanını 34’e çıkaran Karadeniz ekibi, lider Galatasaray’ın 2 puan gerisinde 2. sırada yer alıyor. İlk yarının bitimine 2 hafta kala zorlu karşılaşmada sarı kart cezası nedeniyle Beşiktaş maçında forma giyemeyecek olan Trabzonspor’un gol silahı Onuachu, geride kalan 15 haftalık bölümde fire vermeden tüm maçlarda top koşturmuş, 11 gol ve 1 asist katkısı vermişti. Oyuncunun yokluğunda Teknik Direktör Fatih Tekke ön bölgede yeni çözüm yolları için alternatifler üzerinde duruyor. Hücumda Augusto ve Muçi ikilisi ön planda Teknik Direktör Fatih Tekke’nin, Nijeryalı golcünün yokluğunda hücum hattında Augusto - Muçi ikilisine şans vermesi bekleniyor. Sakatlığının ardından Göztepe maçında kısa süre alan Augusto’nun hafta içinde antrenmanlarındaki performansı belirleyici olacak. Ligin son 3 haftasında ortaya koyduğu performansla yükselişini sürdüren Ernest Muçi de Tekke’nin en önemli hücum gücü olarak ön plana çıkıyor. Wagner Pina’ın yokluğunda savunmada revizyon Göztepe ile Trabzonspor arasında oynanan müsabakanın 78. dakikasında gördüğü kırmızı kart ile oyun dışı kalan Wagren Pina’ın Beşiktaş maçında da forma giyemeyecek olması savunma kurgusundaki dengelerin yeniden şekillenmesine yol açacak. Ancak Teknik Direktör Fatih Tekke’nin en çok sıkıntı yaşadığı bölgelerin başında defans hattı geliyor. Savic’in durumunun belirsizliği, Baniya’nın ameliyat olması alternatif noktasında teknik heyeti yeni çözümler üretmeye iterken, sağ bekte Mustafa Eskihellaç, sol beke ise Arif Boşluk’un çekilmesi planlar arasında yer alıyor. Fatih Tekke’nin, Batagov’un yanına Serdar Saatçi veya Okay Yokuşlu’yu koyması bekleniyor.
22 yıllık deprem araştırmacısı Timuçin Özat: "Girit’te 8’in üzerinde deprem Akdeniz’de tsunami riski doğurur"
12 Aralık 2025 Cuma - 09:44 22 yıllık deprem araştırmacısı Timuçin Özat: "Girit’te 8’in üzerinde deprem Akdeniz’de tsunami riski doğurur" 22 yıldır jeolojik yer olayları üzerine bilimsel çalışmalar yürüten ve bugüne kadar 18 depremi yer, zaman ve büyüklük vererek önceden tespit ettiğini öne süren Timuçin Özat, bunların büyük bölümünün yaşanmadan önce sosyal medya ve basında paylaşıldığını belirterek Girit Adası’nda 2026-2029 yılları arasında 8’in üzerinde deprem ve ardından Akdeniz genelinde tsunami riski bulunduğunu belirtti. Özat, Türkiye’nin güneybatı kıyıları başta olmak üzere birçok ülkenin etki alanında olacağını iddia etti. Yer bilimleri üzerine 22 yıldır kendi yöntemleriyle araştırmalar yapan Timuçin Özat’ın deprem çalışmalarının başlangıcı 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde kaybettiği kız arkadaşına dayanıyor. O günden sonra depremlerin neden önceden bilinemediğini sorgulamaya başladığını belirten Özat, 1 Mayıs 2003’teki 6,4 büyüklüğündeki Bingöl depreminin ardından çalışmalarını yoğunlaştırdı. Coğrafi Bilgi Sistemleri bölümünü okuyan ve şu anda Jeoloji Bölümü öğrencisi olarak eğitimini sürdüren 40 yaşındaki Özat, gazetecilik tecrübesinin ardından kendini tamamen deprem araştırmalarına adadı. Türkiye’de jeolojik hareketlilik üzerine "Bilimsel parametreler ve matematiksel modeller" geliştirdiğini ve bunların büyük bölümünün uluslararası alanda da kullanılan bilimsel yöntemler olduğunu iddia eden Timuçin Özat, bugüne kadar yer, zaman ve büyüklük vererek 23 deprem tespiti yaptığını, bunların 18’inin gerçekleştiğini hatırlattı. Özat, "Depremi yüzde 100 bilmek diye bir şey yok ancak yeterli bilgiye sahip bazı bölgelerdeki sismik boşlukların disiplinli şekilde takibiyle yüzde 60 ila 90 arasında matematiksel tahmin yapılabilir. Yüzde 15-20 yanılma payı normaldir. Birçok veri var lakin bunları anlatmaya, yazmaya kalksam çok uzun sürer ve karmaşık duruma gelebilir" dedi. "Akdeniz’de 722 yıllık bir gerilme birikti" En belirgin tahminlerinden birinin 23 Ekim 2011’deki 7.2 büyüklüğündeki Van (Erciş-Tabanlı) depremi olduğunu dile getiren Özat, şu anda beklediği dört deprem bulunduğunu, bunlardan en kritik olanının Girit Adası (Akdeniz) olduğunu vurguladı. Afrika plakasının Anadolu’nun altına dalması sonucu bölgede, 1303’ten beri sismik boşluk durumunda olan kesimde ’722 yıllık bir gerilme biriktiğini savunan Özat, 2026-2029 arasında Girit’in güney hattında 8,1-8,2 büyüklüğünde, Mercalli bazında yer yer 9-10 şiddetinde bir deprem meydana gelebileceğini ileri sürdü. Bölgedeki büyük bir depremin Akdeniz genelinde tsunami riski oluşturacağını belirten Özat, Türkiye’de Muğla, Datça, Fethiye, Marmaris, Milas, Bodrum, Ula, Köyceğiz, Ortaca, Dalaman, Seydikemer, Antalya’nın batısı özellikle Finike, Kaş ve doğusunda Alanya, Aydın’ın Kuşadası, Didim, Söke ilçeleri ile İzmir’in güneyinde Selçuk, Menderes, Seferihisar, Urla, Çeşme kıyılarının etki alanında olduğunu söyledi. Tsunami dalgalarının 15 ila 25 dakikada Türkiye kıyılarına ulaşabileceğini, dalga boyunun 2 ila 8 metre, ilerleme mesafesinin ise düz alanlarda 1-2 kilometre olabileceğini iddia etti. Özat bu konuda Yunanistan’daki çalışmaları da senelerdir takip ettiğini kaydetti. "23 tespitin 18’i gerçekleşti" Jeolojik yer olaylarına karşı ilgisinin 1999 yılına dayandığını belirten Timuçin Özat, "17 Ağustos 1999 depreminde kız arkadaşımı kaybettim. Çok etkilendim zaten. Ondan sonra 1 Mayıs 2003’te Bingöl’de bir deprem olmuştu. 176 kişi vefat etmişti. Ondan çok etkilendim ve niye bilinemiyor dedim. Yüzde 100’ü olmasa da bir kısmı bilinebilir dedim ve o günden sonra ciddi bir çalışma içerisine girdim. Hatta o dönemde Karadeniz Ereğli’deydim. Kaymakam Aziz İnci’nin talebi üzerine sekiz ayda hazırladığım 27 sayfalık raporu basın eşliğinde kendisine sunmuştum. Depremleri bilen bir formül yoktur böyle diyenlere de inanmamak gerekiyor. Ama literatürde olan bazı bilimsel parametreler var. Yüzde 60 ila 90 arasında matematik hesaplaması var. Bununla tahmin edilebiliyor. Genellikle yüzde 15-20 yanılma payı oluyor. 2003 yılından 2025 sürecine kadar toplam 23 tespit gerçekleştirdim. Yer, büyüklük ve zaman verilmesi gerekiyor. Bu bağlamda 23 tespitin 18 tanesi gerçekleşti. Bunlardan en büyük olanı da 23 Ekim 2011’de yaşadığımız 7.2’lik Van depremiydi. Geri kalan beş depremin dördü bekleme sürecinde bulunuyor. Bir tanesi üzerinde de çalışmaya devam ediyorum. Beklediğim dört depremin bir tanesi Girit adasında meydana gelecek" diye konuştu. "Yunanistan’ın Girit adasında 9-10 şiddetinde bir deprem olacak" 2026-2029 arasında Girit’in güneyinde 8.0-8,2 büyüklükleri arasında, yer yer 9-10 şiddetinde bir deprem meydana gelebileceğini savunan Özat, "Mayıs 2025 tarihinde Girit’in kuzeyinde 6’lık iki tane deprem oldu. Marmaris açıklarında 5.8’lik deprem oldu. Bunlar buz dağının görünen kısmı bile değil. Burada bir Afrika plakası var. Bilim insanları Türkiye’de Pasifik çemberindeki gibi Japonya, Endonezya, Filipinler‘deki gibi deprem olmaz diyor. Doğru ama bir parantez açmak gerekiyor. Tıpkı Japonya’da, Endonezya’da, Filipinler’de, Şili’de o ateş çemberinde olan depremlerin ve tsunamilerin bir benzeri sadece Girit bölgesinde olur. Afrika levhası, Ege ve Anadolu’nun altına giriyor. Söz konusu sismik boşlukta 2025 yılı itibariyle 722 yıllık bir gerilme var. Bilim insanları bununla ilgili ciddi çalışmalar yaptı. 2026-2029 arasında 8,1 ya da 8,2 büyüklüğüne çıkacak. Yunanistan’ın Girit adasında 9-10 şiddetinde bir salınım ihtimali yüksek. Bizden ortalama 200 kilometre uzak ancak bu salınım tsunami etkisi oluşturacak. Muğla, Aydın, Antalya batı kıyıları ve İzmir’in güneyi titreşim ve tsunami dalgalarından etkilenecek. Son iki bin yılda 7 kez yaşanmış. Bu aynı zamanda Yunanistan ve Türkiye başta olmak üzere Kıbrıs, Libya, Mısır, Tunus, İtalya, Arnavutluk ve kısmen de Suriye, Lübnan, Filistin ve İsrail kıyıları da bu tsunami dalgalarından etkilenecek. Tsunami dalgaları 15 ila 25 dakika sonra kıyılarımıza ulaşacak. Tsunaminin saatteki hızı 400 kilometreyi geçecek. Türkiye’nin önünde irili ufaklı çok adaları var. Bunlar tsunami etkisini kıracak ancak etkisini kırsa da tsunamiler, fırtına dalgaları gibi değildir, dolanma davranışı gösterir, koy ve körfezlerde büyük ve kıyıya yaklaşınca su duvarı oluşturur. Düz alanlarda 1 ila 2 kilometre kadar içeri girecek. Tsunami dalgasının boyu 2 ila 8 metre arasına çıkabiliyor. 20 senedir hazırlık evresi depremleri gerçekleşiyor. Şu an dahil olmak üzere 2026 ile 2028 sürecinde bu ana şoktan önce 5.0, 5.3, 5.5, 5.8’lik en az 4-5 tane deprem yaşanacak. Türkiye’nin batısından kalan her yerde bu deprem hissedilebilecek. Eğer 8.3’e ulaşırsa Ordu, Giresun, Trabzon’dan çok hafif şekilde hissedilebilir. Kuvvetle muhtemel Zonguldak’a kadar olan kesimde hissedilecek" şeklinde konuştu. "Türkiye’de bu yüzyıl içerisinde 7.5’luk bir deprem ihtimali çok zayıf ancak 6-7,2 arasında salınım üretecek birçok kırık yani fay mevcut" İstanbul’un tarihi bazı depremlerinin çok abartıldığını kaydeden Özat, "Türkiye’de bilinen 476 tane diri fay var. 2099’a kadar 7,5 üzerinde bir deprem ihtimali bilinen hatlarda zayıf olasılık. Kuzey Anadolu Fayı’nın yüzde 75-80’i geçtiğimiz yüz yılda gerilim yaşadı. Doğu Anadolu Fayı en son Kahramanmaraş depremlerinde büyük bölümü gerilim boşalımı yaşadı. Batı Anadolu-Ege faylarının yine büyük bölümü geçtiğimiz yüzyılda gerilim boşalım yaşadı. Gerilim atımı olan kesimlerde çok büyük depremler beklenmiyor. Bingöl’ün Yedisu ilçesi boşaltmadı. Burada 241 yıllık bir gerilme var. 2030’lu yıllarda bir deprem bekleniyor. 6,5 ve 7,2 arasında bir deprem olur. Yakın gelecekte, Hakkari-Irak-İran sınır hattı arasında 6,4 ila 7,2 arası iki tane deprem potansiyeli var. Bu da sürecin içerisinde. Hakkari Yüksekova’nın zemini genel olarak iyi değil. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde Japon bir uzman Marmara için 7,9’dan bahsetti. 7,9 için 350-400 kilometrelik fay gerekiyor. Marmara Denizi zaten o kadar büyük değil. İstanbul’un tarihi depremleri de çok abartılıyor. 7,4’e kadar bir deprem oldu. 8’lik deprem Marmara’da yok. 150-180 sene sonra İstanbul’un açıklarında 7 ve 7.2’lik tekrar yaşanacak. Tahminler revize edilmeye başladı. İstanbul yakınlarında bu yüz yılda olacak en uç deprem moment büyüklüğü 6,3 bu da tabii ki önemsenmelidir. Güney Marmara, Bandırma tarafı riskli. Balıkesir’in İvrindi ve Edremit Körfezi arası çekinceli. 6.4 ve 7’lik iki salınım ihtimali var zamanını bilemeyiz. Türkiye’de bu yüzyıl içerisinde 7.5’luk bir deprem yok. 7’lik depremde bu yüzyıl içerisinde karasal alanda 6 tane var" ifadelerini kullandı. "Tsunami tatbikatları yapılmalı" 16 yıllık gazetecilik geçmişi olan Özat, bilinenin aksine Akdeniz’in, Pasifik Okyanusu’ndan sonra tsunami sıklığı ve tehlikesi açısından ikinci sırada yer aldığının altını çizerek, tsunami (süpürtü) tatbikatlarının genel kapsamlı olarak yapılması gerektiğini, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de son 2 bin 500 yılda 92 tsunami kaydı olduğunu sözlerine ekledi.
Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’nin ihalesi 10 Şubat’ta yapılacak
11 Aralık 2025 Perşembe - 15:01 Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’nin ihalesi 10 Şubat’ta yapılacak Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Uzunkum Yaşam Alanı 1. Etap ihalesinin 10 Şubat 2026’da yapılacağını açıkladı. Başkent Ankara’da, şehrin ihtiyaçlarına yönelik bakanlar ve üst düzey bürokratlarla görüşmeler gerçekleştiren Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, vizyon projeleri arasında yer alan Uzunkum Yaşam Alanı’na ilişkin müjde verdi. Başkan Genç, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Mustafa Levent Sungur ile yaptığı görüşmenin ardından, ilk etabı 250 dönümlük alan üzerinde planlanan projenin yapımı için 10 Şubat 2026 tarihinde ihaleye çıkılacağını açıkladı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ ve Trabzon Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde hayata geçirilecek Uzunkum Yaşam Alanı Projesi’nin ilk etabının 461 günde tamamlanması hedefleniyor. Uzunkum Yaşam Alanı’nın Trabzon’un sahil hattına yeni bir kimlik kazandıracağını belirten Başkan Genç, "TOKİ Başkanımız ve hemşehrimiz Mustafa Levent Sungur Bey ile yaptığımız görüşmeler neticesinde, projemizin ilk etabının yapımı için 10 Şubat 2026’da ihaleye çıkılması konusunda mutabık kaldık. İlk etabı 250 dönümlük alanı kapsayan bu proje; rekreasyon alanlarından sosyal donatılara, yürüyüş ve bisiklet yollarından spor alanlarına, geniş yeşil yaşam koridorlarından vatandaşlarımızın doğayla iç içe vakit geçirebileceği modern sosyal mekanlara kadar pek çok unsuru bünyesinde barındıracak. Şehrimize hayırlı olsun" dedi.
Prof. Dr. Ersan Başar: "Antarktika dünyanın kara kutusu"
11 Aralık 2025 Perşembe - 14:36 Prof. Dr. Ersan Başar: "Antarktika dünyanın kara kutusu" Prof. Dr. Ersan Başar, Antarktika’nın dünyanın kara kutusu olduğunu belirterek "Eğer dünyanın geçmişini, insanlığın tarihini öğrenmek istiyorsanız Antarktika’yı çözmeniz gerekiyor. Bu buzun her katmanındaki yapıyı tespit etmeniz gerekiyor" dedi. 8. Ulusal Antarktika Bilim Seferi’ne de katılan Prof. Dr. Ersan Başar, Avrasya Üniversitesi’nde "Küresel Isınma ve Kutuplar" konulu söyleşi programına katıldı. Ömer Yıldız Yerleşkesi konferans salonunda gerçekleşen programda konuşan Prof. Dr. Ersan Başar, "Antarktika öyle bahtsız bir yer ki 2 milyon yıldır yağmur yağmamış kuru bir kıta. Antarktika o kadar büyük bir yer ki Türkiye’nin 17 katı ve Avrupa’nın yaklaşık bir buçuk katı büyüklüğünde bir kıtadan bahsediyorum. Siz dünya haritasına baktığınızda ülkenizin 17 katı büyüklüğünde bir kıtanın dünyanın altında bulunduğunu fark ettiniz mi? Öyle bir kıta ki üzerinde bulundurduğu yapı itibariyle 2 bin metre ortalama yer kürenin üzerinde buz var ve bu buz yaklaşık 24 milyon kilometreküplük bir buzula tekabül ediyor. Dünya tatlı su rezervi burası; dünyadaki tatlı suyun yüzde 92’sine karşılık geliyor. Antarktika bir kara kutu, dünyanın kara kutusu. Eğer dünyanın geçmişini, insanlığın tarihini öğrenmek istiyorsanız Antarktika’yı çözmeniz gerekiyor. Bu buzun her katmanındaki yapıyı tespit etmeniz gerekiyor" diye konuştu. "Yukarıda yani kuzey kutbunda ise buzul yok; yukarıda deniz buzu var, kıta yok" diyen Başar "Orada deniz donuyor ve buz oluşuyor. Arktik ve Antarktika’yı karşılaştıracak olursak, Antarktika var olduğundan beri hiçbir zaman bir halk yaşamamıştır. Hâlen yaşayan kimse yok; burada sadece bilim insanları ve lojistik personeli var. Türkiye’nin 17 katı büyüklüğünde bir kıtada maksimum yaz döneminde 4 bin, kış döneminde ise bin kişi bulunuyor. Arktik’te ise İnuitler, Eskimolar gibi çeşitli halklar yaşamaktadır. Penguen Antarktika’nın olmazsa olmazıdır. Penguenlerle kutup ayıları arasında ilginç bir denge vardır: Penguenler yukarı çıkmıyor, kutup ayıları aşağı inmiyor. Antarktika çok ciddi mineraller, birçok element ve maden barındırıyor. Uzaydan elde edebileceğimiz bazı madenleri Antarktika’da bulabiliyoruz. Bunlar uzay çalışmalarında, askeri çalışmalarda ve elektronikte çok önemli malzemeler. Arktik’e baktığımızda ise burada kıyıdaş devletler var. Bu devletlerin kıta sahanlıkları, ekonomik münhasır alanları bulunuyor. Bu bölgede buzun altında çok ihtiyaç duyulan madenlere ulaşabiliyorlar. Ayrıca çok ciddi petrol ve doğalgaz yatakları mevcut ve bunlara ulaşabiliyorlar. Antarktika’da ise nükleer çalışmalar, hidrokarbon, petrol ve doğalgaz faaliyetleri, madencilik çalışmaları ve araştırmaları tamamen yasaktır" ifadelerini kullandı.
İmperial ailesi geleneksel yıl sonu yemeğinde buluştu
11 Aralık 2025 Perşembe - 13:50 İmperial ailesi geleneksel yıl sonu yemeğinde buluştu Özel İmperial Hastanesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen yılsonu yemeğinde bir araya gelen doktorlar, hastane ortakları ve personelleri yoğun iş temposunun yorgunluğunu atmanın ve hep bir arada olmanın mutluluğunu yaşadılar. Hastane yönetimi tarafından organize edilen moral motivasyon gecesine Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Koç, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları, Op. Dr. Ekrem Sağlam, Mehmet Çelebi, Yönetim Kurulu Üyesi Uzm. Dr. Tahsin Yayla, Başhekim Uzm. Dr. Cemil Bayarslan, Genel Müdür Cihan Başoğlu, hekimler, hastane ortakları ve hastane personelleri katıldı. Gecede bir konuşma yapan Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Koç, 2007 yılında hizmete giren hastanenin hedefleri doğrultusunda büyümeye devam ettiğini kaydederek "Özel İmperial Hastanesi olarak hizmete girdiğimiz 2007 yılından bugüne kadar hedeflerimiz doğrultusunda büyüyerek bölgemiz insanlarına olduğu gibi yurt içi yurt dışına en iyi şekilde sağlık hizmeti vermeye devam ediyoruz. Bugüne kadar hedeflediğimiz ve gerçekleştirdiğimiz her başarıda sizlerin payı var. Ekip çalışmasına olan inancımız, sizlerin de bu inancı yanıltmadan yanımızda yer almanız bizi bu günlere getirdi. Tüm yönetim kadrosuna, hekimlerimize ve tüm çalışanlarımıza, yönetim kurulu adına özverili çalışmaları için teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. Daha sonra Hastane Genel Müdürü Cihan Başoğlu’nun sunumunun ardından, hekimler ve hastane çalışanları canlı müzik eşliğinde doyasıya eğlenme imkânı da buldu.
Karadeniz için en büyük iki tehdit: "Deniz salyangozu ve taraklı medüz"
11 Aralık 2025 Perşembe - 09:23 Karadeniz için en büyük iki tehdit: "Deniz salyangozu ve taraklı medüz" Karadeniz’de son dönemde en büyük ekolojik baskıyı oluşturan türlerin başında deniz salyangozu ve taraklı medüzün geldiği belirtildi. Türkiye’nin denizlerinde yabancı tür hareketliliği son yıllarda hızla artıyor. Son 50 yıldır Akdeniz’den başlayıp Ege, Marmara ve Karadeniz’e kadar uzanan göç rotasında ilerleyen yabancı türlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bunların önemli bir kısmı Kızıldeniz’den Süveyş Kanalı aracılığıyla gelen göçmen türlerden, bir kısmı ise uluslararası deniz taşımacılığında kullanılan gemilerin balast suları ile ekosisteme karışan türlerden oluşuyor. Bunlar arasında Karadeniz’de son dönemde en büyük ekolojik baskıyı oluşturan türlerin başında ise deniz salyangozu ve taraklı medüz geliyor. Deniz salyangozunun kontrolsüz çoğalmasının kıyı ekosistemlerinde tahribata yol açtığı ve Akdeniz midyesini yok etme noktasına getirdiği, taraklı medüzün ise özellikle hamsi gibi ekonomik değeri yüksek balık türlerinin yumurta ve larvalarını tüketmesi ve besin rekabetine girmesinin popülasyonlar üzerinde olumsuz etkilere sebep olduğu görülüyor. Türk kara sularına 500’e yakın yabancı tür girmiş Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Şahin, denizlerin ısınması, tuzluluk oranlarının değişmesi ve denizlerde artan kirlenme sonucunda ortama yeni türler girdiğine dikkat çekti. Şahin, "Tutunabilirse adapte oluyor. Bu yabancı türlerin adaptasyonu sürecinde yerli türlerle girdikleri rekabet sonucunda ortamdan gitmelerine ya da yok olmalarına sebep olmaktadır. Şu anki gidişatta bölgemizdeki birçok türün yaşam alanına başka yerlerden gelen yeni türler geçecek gibi gözüküyor" ifadelerini kullandı. Şahin, yapılan çalışmalara göre farklı yollarla Türk kara sularına 500’e yakın yabancı türün girdiğini söyledi. Yürütülen çalışmalar ve kanunlarla gemilerin balast suları vasıtasıyla gelebilecek yabancı türlerin engellenmeye çalışıldığını kaydeden Şahin, "Her ne kadar yüzde yüz başarılı olunduğu söylenemese de bu konuda çalışmalar yürütülüyor. Ancak deniz suyuyla beraber yüzerek göç etmek suretiyle gelen türler için bir şey yapmak mümkün değil, bu doğal bir süreç. Bununla beraber tropik bir balığı bir süre akvaryumda besledikten sonra alıp denize bırakıldığı yönünde vakalar da duymaktayız" dedi. "Bu sürecin nasıl işlediğini ve neyle sonuçlanacağını ilerleyen zamanlarda göreceğiz" "Balıkçılar tarafından yakalanan ve bizim bölgemizde yeni görülmeye başlandığı söylenen türlerin geçişi ilk değil" diyen Şahin, "Yaklaşık 5 yıldır sık sık Akdeniz’den Ege’ye, Ege’den Marmara’ya ve Karadeniz’e türlerin geçişi yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu sürecin şu anda ticari avcılık yaptığımız hamsi, palamut, istavrit, barbunya ve mezgit gibi türlerin üzerindeki etkisini ilk etapta görmemiz zor. Yabancı türlerin gelip yerleşip burada konaklayabilmeleri, üremeleri ve sürü oluşturmaları gerekiyor, ki bu da öyle çok hızlı gelişen bir süreç değil. Biz bu sürecin nasıl işlediğini ve neyle sonuçlanacağını ilerleyen zamanlarda göreceğiz" şeklinde konuştu. "Akdeniz’i balon ve aslan balığı maalesef neredeyse istila etti" Akdeniz’de balon ve aslan balığının yerli türleri kovduğunu vurgulayan Şahin, "Benzer durum Akdeniz kıyılarımızda karşımıza çıkıyor. Akdeniz’i balon ve aslan balığı maalesef neredeyse istila etti. Oradaki yerli türleri ortamdan kovdu, kovmadığını yedi bitirdi. Bir tane gelir buralarda birkaç tane balık yer ama üreyemediği için ölür gider. Ama burada stok oluşturursa, kendine ortam bulursa o tehlikeli bir duruma dönüşüyor. Çok tehlikeli ve rakip tanımayan bu iki türün sularımıza adapte olduğu anlaşıldığında iş işten geçmişti" ifadelerini kullandı.