Yerel Haberler
Trabzon
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:42 Şehit Eren Bülbül Ramazan ayında memleketi Maçka’da unutulmadı Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının manevi atmosferini çocuklara küçük yaşlardan itibaren hissettirmek amacıyla düzenlediği ‘Tekne Orucu’ etkinliklerini her gün farklı bir ilçede sürdürmeye devam ediyor. Maçka ilçesi Merkez Camii’nde gerçekleştirilen programa Başkan Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Kaymakam Şahin Demir, İlçe Belediye Başkanı Koray Koçhan ve AK Parti ilçe teşkilatı üyeleri de katıldı. İlahilerin okunduğu programda, hain teröristler tarafından 15 yaşında şehit edilen Maçkalı Eren Bülbül için dualar edilerek büyük Türk bayrağı açıldı. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte hem duygusal anlar yaşandı hem de Nasrettin Hoca hikayeleri ile Karagöz ve Hacivat gösterisi sayesinde keyifli dakikalar geçirildi. Etkinlikte konuşan Başkan Ahmet Metin Genç, "Bu sene tüm ilçelerimizde Ramazan ayını geleneklerimize uygun bir şekilde yaşamaya, yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya karar verdik. Bu vesileyle çocuklarımızı hem camiyle buluşturmak hem de geleneksel olarak bildiğimiz ‘tekne orucu’ ile tanıştırmak amacıyla çeşitli programlar düzenliyoruz. Tüm ilçelerimizde öğle saatlerinde çocuklarımızı tekne orucu etkinliklerinde bir araya getiriyoruz. Onlara iftariyeliklerini ikram ediyoruz. Aynı zamanda Hacivat-Karagöz gösterileri ve Nasrettin Hoca hikayeleriyle hem eğlenmelerini hem de kültürel değerlerimizi tanımalarını sağlıyoruz. İnandığımız değerleri yaşamak, yaşatmak ve bu sorumluluğu gelecek nesillere devretmek bilinciyle hareket ediyoruz. Bundan dolayı büyük bir mutluluk duyuyor, Ramazan ayını en güzel şekilde değerlendirmeye gayret ediyoruz" dedi. Maçka’da hain terör saldırısında şehit edilen Eren Bülbül’ü de program vesilesiyle andıklarını ifade eden Başkan Genç, "Maçka’mızın 15 yaşındaki bir kahramanı var. Programımız kapsamında bayrak için canını feda eden Eren Bülbül’ü bir kez daha andık. Bu vesileyle tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyoruz" diye konuştu. Programın sonunda Başkan Genç çocuklara çeşitli ikramlarda bulunarak hediyeler dağıttı.
Fatih Tekke, Trabzonspor’un son 15 yılına damga vuruyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:18 Fatih Tekke, Trabzonspor’un son 15 yılına damga vuruyor Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, bordo-mavili takımın son 15 yıldaki teknik adamları arasında en yüksek puan ortalamasını yakaladı. Tekke, Avcı’nın şampiyonluk yaşadığı 2021-2022 sezonunda elde ettiği 2.13 puan ortalamasının önüne de geçti. Trabzonspor’un 2010-2025 yılları arasındaki 15 yıllık teknik direktör performans tablosuna bakıldığında, bordo-mavililerin mevcut teknik adamı Fatih Tekke’nin, bu sezonki takım performansında galibiyet ve puan ortalamasında ön sırada yer alarak zirveye yerleşti. 2010-2011 sezonunda Şenol Güneş, 2.41 puan ortalamasıyla sezonu tamamlamıştı. Söz konusu sezonunda ardından Tekke, güncel tabloda en yüksek puan ortalamasına ulaştı. İstikrar ve Şampiyonluk Trabzonspor’da 2019-2020 Eddie Newton döneminde galibiyet oranının yüzde 14’lere düşmesi ve maç başına puan ortalamasının 0.7’lerede yer almasının ardından bordo-mavililer, Abdullah Avcı’yı takımın başına getirerek istikrarın başlangıcını oluşturdu. Avcı, ilk sezonunda puan ortalaması 2.0’a çıkarttı. 2021-2022 sezonunda ise galibiyet oranını yüzde 61’lere yükselen Karadeniz ekibi puan ortalamasını ise 2.13’e çıkardı. Karadeniz ekibi bu çıkışın ve istikrarın karşılığını da şampiyonlukla aldı. Şampiyonluk sonrası teknik adam değişiklikleri yeniden hız kazandı Trabzonspor, 38 yıl sonra kazandığı resmi şampiyonluğun ardından 2022-2023 sezonunda Abdullah Avcı’nın son döneminde galibiyet oranı yüzde 48’lere düştü. Maç başına puan ortalaması ise 1.65’e geriledi ve sürecin sonunda Avcı ile bordo-mavili kulübün yolları ayrıldı. Orhan Ak’ın kısa döneminin ardından Nenad Bjelica’yı göreve getiren Karadeniz temsilcisi, ilk dönemde yüzde 50 galibiyet oranı ile 1.50 puan ortalaması elde etti. 2023-2024 sezonunda aynı çizgide devam etmesinin ardından Bjelica ile yollarını ayıran bordo-mavililer, söz konusu sezonda takımın başına yeniden Abdullah Avcı’yı getirdi. Ligin geri kalan bölümünde yüzde 57’lik galibiyet oranı yakalayan Avcı, 1.83 puan ortalaması elde etti. 2024-2025 sezonuna Avcı ile başlayan Trabzonspor, Avrupa’ya veda edilmesinin ardından Ligde sadece 1 maça çıktı. Aynı sezonun devamında ise göreve gelen Şenol Güneş, takımı 1.30 puan ortalamasına taşıdı. Fatih Tekke’nin dokunuşuyla yeniden yükseliş 2024-2025 sezonunda Fatih Tekke, bordo-mavili kulübün efsane ismi Şenol Güneş’den takımı devraldı. Sezonun geri kalan kısmında ise Tekke, puan ortalamasını 1.70’lere çıkardı. Bu sezon ise Fatih Tekke yönetimindeki bordo-mavililer galibiyet oranını yüzde 70’lere çıkarttı ve puan ortalaması da 2.30 oldu. Karadeniz ekibinde, şampiyonluk sonrası yaşanan düşüşün ardından bordo-mavililer yeniden bir ivmelenme ve yapılanma sürecine başladı. Trabzonspor’un son 15 yılında görev alan teknik direktörler ve puan ortalamaları şöyle: 2010-2011 Şenol Güneş: 2.41 2011-2012 Şenol Güneş: 1.65 2012-2013 Tolunay Kafkas: 1.47 2013-2014 Mustafa Reşit Akçay: 1.45 2013-2014 Hami Mandıralı: 1.71 2014-2015 Vahid Halilhodziç: 1.14 2014-2015 Ersun Yanal: 1.80 2015-2016 Şota Arveladze: 1.27 2015-2016 Sadi Tekelioğlu: 1.43 2015-2016 Hami Mandıralı: 1.07 2016-2017 Ersun Yanal: 1.50 2017-2018 Ersun Yanal: 1.13 2017-2018 Rıza Çalımbay: 1.77 2018-2019 Ünal Karaman: 1.82 2019-2020 Ünal Karaman: 1.88 2019-2020 Hüseyin Çimşir: 1.80 2020-2021 Eddie Newton: 0.7 2020-2021 Abdullah Avcı: 2.03 2021-2022 Abdullah Avcı: 2.13 (Şampiyonluk sezonu) 2022-2023 Abdullah Avcı: 1.65 2022-2023 Nenad Bjelica: 1.50 2023-2024 Nenad Bjelica: 1.50 2023-2024 Abdullah Avcı: 1.83 2024-2025 Abdullah Avcı: 1.0 2024-2025 Şenol Güneş: 1.30 2024-2025 Fatih Tekke: 1.73 2025-2026 Fatih Tekke: 2.30 (Devam ediyor)
Denizlerin sessiz katili: Hayalet ağlar
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:10 Denizlerin sessiz katili: Hayalet ağlar Karadeniz’de her yıl bin kilometrenin üzerinde balıkçı ağı denizin karanlık sularında kayboluyor. Avcılık sırasında kopan, terk edilen ya da unutulan bu ağlar, "hayalet ağ" adıyla deniz ekosisteminin en tehlikeli tehditlerinden birine dönüşüyor. Plastik ağırlıklı atıkların yüzde 10 ila 20’sini oluşturan hayalet ağlar, yıllarca denizlerde avlanmayı sürdürerek balıklardan deniz memelilerine, kuşlardan mercanlara kadar birçok canlıyı tuzağa düşürüyor ve kimyasal kirliliğe yol açıyor. Karadeniz’de deniz ekosistemini tehdit eden en önemli unsurlardan biri olan "hayalet ağlar" her yıl binlerce deniz canlısının ölümüne yol açıyor. Avcılık faaliyetleri sırasında koparak ya da terk edilerek deniz tabanına çöken bu ağlar, yıllarca aktif şekilde avlanmayı sürdürüyor. Geniş alanlara yayılan ve ince gözenekli yapılarıyla kilometrelerce uzanabilen bu ağlar, deniz dibine çökerek kimyasal kirliliğe neden olurken, su yüzeyinde dolaştıkça balık, kabuklu, deniz memelisi ve kuşlar başta olmak üzere birçok canlıyı tuzağa düşürüyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çalışmalarda, deniz altındaki hayalet ağların tespiti, haritalandırılması ve temizlenmesine yönelik kapsamlı bir proje yürütülüyor. Sualtı droneleri ve dalgıç ekipleriyle gerçekleştirilen operasyonlarda, şu ana kadar 10 binin üzerinde materyal tespit edildi. Yaklaşık 2 ton atık denizden çıkarılırken, yapılan çalışmalara göre her yıl bin kilometrenin üzerinde ağın Karadeniz’in derin sularına bırakıldığı tespit edildi. Prof. Dr. Erüz: "Hayalet ağlar denizde bulunan plastik ağırlıklı çöplerin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini oluşturuyor" Karadeniz’de yapılan hayalet ağ çalışmaları ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Erüz, bilimsel çalışmalarda hayalet ağların yaklaşık 4 ile 20 yıl arasında aktif olarak denizde avlamaya devam ettiğini belirterek, "Denizlerde balık avlamak amacıyla kullanılmış olan ancak avlama amacı dışına çıkarak bir şekilde terk edilmiş, kaybedilmiş ya da bu şekilde koparak kaybolmuş olan ağ ve diğer balık balıkçılık ekipmanlarını hayalet ağ olarak adlandırıyoruz. Hayalet ağlar denizde bulunan plastik ağırlıklı çöplerin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini oluşturuyor. Yılda 8 milyon ton gibi plastik kökenli atığın denize girdiğini düşünürsek bunun yüzde 10’u 800 bin ton, yüzde 20’si 1 milyon 600 bin ton gibi çok büyük bir miktarı oluşturuyor. Bu ağlar diğer plastik ve malzemeler gibi bir kütle şeklinde değil alana yayılmış geniş alanları kaplayan ince gözenekli olan bir yapı olduğu için kilometrelerce boya ulaşabilen genişlikte denizde serbest halde bir hayalet şeklinde gezerek avlamaya devam eden malzemelerdir. Ya da denizin dibine çökerek kurşun ve benzeri malzeme olarak kimyasal kirliliğe sebep olmaktadır. En önemlisi de hayalet ağlarla ilgili yapılan bilimsel çalışmalarda yaklaşık 4 ile 20 yıl arasında aktif olarak denizde avlamaya devam ettiği tespit edildi. Hayalet ağların yaptığı avlar hiçbir şekilde ekonomiye dönüşmüyor. Ekolojiye ve biyoçeşitliliğe zarar veriyor. Balıklar başında olmak üzere tüm kabuklulara, yumuşakçalara, denize bulunan balinalar, yunuslar, köpek balıkları gibi canlılara ve memelilere, deniz kuşlarına ve hatta kıyılara geldiğinde diğer hayvanlara da zarar veren bir atık grubudur. Denizde sürekli gezdiği için sürekli yer değiştiriyor. Farklı bölgelerde bilinmeyen alanlarda avlamaya öldürmeye devam eden bir sisteme hayalet ağ diyoruz. Yaptığı avcılığa da hayalet avcılık diyoruz. Sistem ve kural dışı bir avcılık gerçekleşiyor" dedi. "Her yıl bin kilometrenin üzerinde ağ Karadeniz’de terk ediliyor" Karadeniz’de 10 bin civarında materyal tespiti yapıldığını ve 2 bin kilogramın üzerinde malzeme çıkartıldığını kaydeden Erüz, "Denizaltı ve kıyılarda hayalet ağ malzemelerinin neler olduğunun tespiti yapıldı. Fazla bulundukları noktaların haritalandırmaları ile ilgili belgeleme yapıldı. Sonrasında bu alanlarda dalgıçlar aracılığıyla çalışmalar yapıldı. Projede sualtı dronları da kullanıldı. Şuana kadar 2 ton civarında atık çıkarttık. Ağları parça parça çıkartıyorsunuz. Çok yaygın olduğu için dipten ve kayalıklardan çıkartmak gerekiyor. Şuana kadar yaklaşık 10 bin civarında materyal tespiti yapıldı. 2 bin kilogramın üzerinde malzeme çıkarıldı. Bir ağ 3-5 kilogram ağırlığında ama boyu 100 metre, derinliği 4-5 metreyi buluyor. 500 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Karadeniz’de her yıl bin kilometrenin üzerinde ağın kaybolduğunu söyleyebiliriz. Bu hayalet ağ durumuna düşüyor. Türkiye’de bu anlamda geri dönüşüm için çalışmalar var ama yeterli değil. Hedefimiz bu çalışmaları kurumlar arası işbirliği ile geliştirip mümkün olabildiğince hayalet ağın kaybolmasını engelleyecek önlemler almaktır. Trabzon’da öncelikli alanlarımız Sürmene balıkçı civarındaki kısmen koruma altında olan kayalık bölge, Of açıklarındaki sualtı adaları, Akçaabat ile Yoroz arasında bulunan kıyıdan beş mil açıktaki mezgit adaları gibi alanları su altı araçları ile temizlemeyi planlıyoruz. Her yıl bin kilometrenin üzerinde ağ Karadeniz’de terk ediliyor" ifadelerini kullandı.
Restoran sahibi, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor
29 Ekim 2025 Çarşamba - 10:11 Restoran sahibi, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor Trabzon’da daha önce sıra dışı uygulamayla dikkatleri üzerine çeken bir kebapçı, bu defa farklı bir uygulamaya imza atmaya hazırlanıyor. Trabzon’un Yomra ilçesinde faaliyet gösteren bir restoran, yeni sistemle hem fiyatları düşürmeyi hem de gıda israfının önüne geçmeyi hedefliyor. İşletme sahibi Halil İbrahim Demirtaş, yeni sistemle müşterilerin yalnızca sipariş ettikleri mezelerin ücretini ödeyeceğini belirterek, "Kimse yemediği bir ürünün ücretini ana yemek üzerinden ödemek zorunda kalmayacak. Ana yemek fiyatlarımızı ve kâr marjımızı minimize ederek fiyatları düşüreceğiz" dedi. Müşterilerin diledikleri mezeleri sipariş edebileceğini, sadece yediklerinin ücretini ödeyeceğine dikkat çeken Demirtaş; "Misafirlerimiz menüden ana yemeklerini seçecek, diledikleri mezeleri sipariş edecek; sadece yediklerinin ücretini ödeyecek" diye konuştu. Her akşam çöpe giden mezeleri gördükçe üzüldüğünü ifade eden Demirtaş yeni sistemle israfı en aza indirip fiyatları erişilebilir hale getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur "Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur. Bir restorana girdiğinizde önünüze gelen her ürün ücretlidir" diyen Demirtaş, "Trabzon’da tek şubesi bulunan bir işletmeyiz ve ilklere imza atmayı seviyoruz. Günümüzün şartlarında hem bizim hem vatandaşın muzdarip olduğu israf sorununa dikkat çekmek istedik. Restoran sahipleri olarak zaman zaman "Sen daha çok meze verdin, ben daha çok meze verdim" gibi bir rekabetin içine giriyoruz. Biz bu anlayışın önüne geçmek istiyoruz. Özellikle şunu vurgulamak isterim: Restoranlarda "ikram" diye bir şey yoktur. Bir restorana girdiğinizde önünüze gelen her ürün ücretlidir. Bu ürünlerde kâr gözetilmez, birim maliyet hesaplanır ve ana yemeğin üzerine eklenir. Dolayısıyla ana yemek fiyatı otomatik olarak yükselir. Biz hem bu fiyatları düşürmek hem de israfın önüne geçmek amacıyla, Allah nasip ederse Kasım ayında yeni bir uygulamaya geçiyoruz. Başarılı olursak, bu sistemi yıl boyunca sürdürmeyi planlıyoruz. Bu sayede, kimse yemediği bir ürünün ücretini ana yemek üzerinden ödemek zorunda kalmayacak. Ana yemek fiyatlarımızı ve kâr marjımızı minimize ederek fiyatları düşüreceğiz. Aynı şekilde meze fiyatlarımızı da uygun seviyelere çekeceğiz. Herkes sadece istediğini yiyecek, yemediğinin parasını ödemeyecek. Örneğin, vatandaşın 300-400 TL’si varsa neden 400 TL’lik bir yemeğe 650 TL ödesin? Bizim amacımız bunun önüne geçmek. Bunun için uygun bir fiyat politikası hazırlıyoruz. Herkes ailesiyle restoranımıza gönül rahatlığıyla gelebilecek. Mesela şu anda Adana kebabımızın fiyatı 550 TL. Yanında çeşitli yancılar da veriyoruz. Yeni sistemimizle Adana menümüzün fiyatını 350 TL’ye düşüreceğiz. Meze fiyatlarımızı ise 30, 40 ve 50 TL olarak belirleyeceğiz. Mezelerimiz Güneydoğu ve Hatay mutfağına özel lezzetlerden oluşuyor" dedi. Sadece yediklerinin ücretini ödeyecekler Müşterilerin sadece yediklerinin ücretlendirileceğini kaydeden Demirtaş, "Misafirlerimiz menüden ana yemeklerini seçecek, diledikleri mezeleri sipariş edecek; sadece yediklerinin ücretini ödeyecek. Biz ilklere imza atmayı seven bir işletmeyiz, inşallah bu uygulamayı da başarıyla hayata geçireceğiz. Amacımız, çöpe giden ürünlerin önüne geçmek. Her akşam çöpe giden mezeleri gördükçe gerçekten üzülüyorum. Bu nedenle ana yemek fiyatlarımızı aşağıya çekiyor, mezeleri ise tüketim esasına göre ücretlendiriyoruz. Yiyen ödeyecek, yemeyen ödemeyecek" diye konuştu.
Unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş meyve türlerinin fidanları üretici ile buluşturuldu
28 Ekim 2025 Salı - 13:23 Unutulmaya ve kaybolmaya yüz tutmuş meyve türlerinin fidanları üretici ile buluşturuldu Trabzon’da "Unutulmaya ve Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bazı Meyve Türlerine Ait Yerel Çeşitlerin Yetiştirilmesi Projesi" kapsamında fidan dağıtım töreni düzenlendi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından, Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "İlimizde Unutulmaya ve Kaybolmaya Yüz Tutmuş Bazı Meyve Türlerine Ait Yerel Çeşitlerin Yetiştirilmesi Projesi" kapsamında fidan dağıtımı yapıldı. Dağıtım törenine Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Vali Yardımcısı Hacı Osman Hökelekli, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Uğur Korkmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Uygun, Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) Genel Sekreteri Kemal Akpınar, AK Parti Ortahisar İlçe Başkanı Seyit Hisoğlu, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Mahmut Çavuş, AK Parti İl Kadın Kolları Başkanı Ayfer Cihan, Ortahisar Ziraat Odası Başkanı Mustafa Bekar, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, üretimin önemine vurgu yaparak "Trabzon’umuz için önemli işlere vaziyet etmeye çalışıyoruz. Küresel ısınma denen bir kavramla karşı karşıyayız. Bunun çok ciddi manada hem toplumsal hem de doğal hayata negatif etkileri var. Bu manada yeşili ile ünlü bir şehir olmamıza rağmen yeşili artırma adına önemli bir gayretin içerisindeyiz. Bu referansımız, inancımızdan aldığımız bir uygulamadır. Peygamber Efendimiz, ’Kıyametin koptuğunu görseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz’ diye buyurdular. Peygamber Efendimiz, işin önemini ne kadar güzel bir sözle açıklamış" dedi. Yakın geçmişte karşı karşıya kaldığımız pandeminin insanlara tarımın, gıda stoğunun ve üretmenin önemini hatırlattığını ifade eden Genç "Göreve gelir gelmez Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığımızı kurduk. Şu anda bu çalışmalarımız daire başkanlığımızın uhdesinde yürüyor. Kaybolmaya yüz tutmuş çeşitli geleneksel meyvelerimiz var. Bunlar bakım olmadığında, kendi haline bıraktığınızda kaybolup gidiyor. Dolayısıyla bu işe de vaziyet edelim istedik. Hep beraber daha önce de imza altına aldığımız protokolün gereği olarak güzel bir iş birliği yaptık. Muhtarlarımızla, bütün mahallelerimize Ortahisar’ımızdan başlamak üzere 5 bin 300 fidan dağıtacağız. Yöremize ait; hurma, erik, armut, elma ve ayvanın bulunduğu fidanlarımızı dağıtacağız. Ekonomik getirisi olan bir işe imza atmış olacağız. Trabzon’umuzda kişi başına 14 metrekare yeşil alan düşüyor, biz bunu 17 metrekareye çıkarmak istiyoruz. Hem yeşili artıracağız, hem ekonomik bir değer üretmiş olacağız, hem de üretime katkı sağlamış olacağız. Artık öyle bir zamandayız ki, ne kadar üretirsek o kadar güçlüyüz" ifadelerini kullandı. Konuşmasında fındık üretiminde gelinen noktaya da dikkat çeken Genç "Maalesef fındıkta sınıfta kalmaya devam ediyoruz. Bu acı gerçeği ifade etmek istiyorum. Fındığı bize emanet eden dedelerimiz ve babalarımız, dönüm başına en az 100 kilogram üretiyorlardı. Fındığa iyi bakmadık, şu anda fındık üretiminde 80’in altına düştük. Çok üzüntü verici. Dolayısıyla bu işlere sıkı vaziyet etmemiz lazım. Yöremizin ürününü üretelim, kalitelisini üretelim, verimini artıralım. Yöre ekonomisine katkı sunalım. Dünyada yüzde 75 oranında pay sahibi olduğumuz fındığımıza sahip çıkalım. Yine çayımıza sahip çıkalım. Cenab-ı Allah bu toprakları vermişse sahip çıkma sorumluluğunu da bize vermiştir. Dolayısıyla Büyükşehir Belediyesi olarak işe vaziyet etmeye çalışıyoruz. Buraya teşrif eden bütün muhtarlarımıza teşekkür ediyorum, birlikte bu işleri yürüteceğiz" diye konuştu. Ahmet Metin Genç, kokarca ile mücadelenin sürdüğünü vurgulayarak "Kokarca, başta fındık olmak üzere bütün sebzemize ve meyvemize sirayet etti. Daha önce Drakula böceği ile bölgesel manada mücadele ettik. Kokarca biraz daha yaygın bir hal aldı. Tarım ve Orman Bakanımıza teşekkür ediyorum. Bakanlığımız bir uygulama programı düzenledi. Bir periyot belirlendi, bu işe de beraber vaziyet ediyoruz. Bütün imkan ve kabiliyetimiz ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, ziraat odalarımız, ilçe tarım müdürlüklerimiz, muhtarlarımızla hep beraber el ele verip mücadele edeceğiz" şeklinde konuştu. Öte yandan proje kapsamında bugüne dek 37 bin meyve fidanı toprakla buluşturulurken, bu yıl Ortahisar ilçesinin 87 mahallesine 50’şer adet olacak şekilde muhtarlar aracılığıyla çiftçilere yöresel ayva, armut, erik, Trabzon hurması ve elma fidanı ulaştırılacak. Gelecek yıl da fidan üretimi devam edecek ve 17 ilçeye dağıtılacak.
Andre Onana: "Kendimi asla kaybeden biri olarak görmüyorum"
28 Ekim 2025 Salı - 12:25 Andre Onana: "Kendimi asla kaybeden biri olarak görmüyorum" Trabzonspor’un Kamerunlu kalecisi Andre Onana, sahaya çıktığında hiçbir rakipten korkmadığını belirterek, "Kendimi asla kaybeden biri olarak görmüyorum. Kazanamazsam, bu benim için bir öğrenme fırsatıdır" dedi. Trabzonspor dergisine röportaj veren bordo-mavililerin Kamerunlu kalecisi Andre Onana, sadece futboldaki başarısıyla değil, yürüttüğü sosyal sorumluluk projeleriyle de gönüllerde taht kuruyor. Geçmişinden dünya futboluna uzanan yolculuğunu anlatan deneyimli eldiven, hem sahada hem de hayatın içinde güçlü duruşunun sırrını paylaştı. "Fakir bir aileden geldim ama asla pes etmedim" Afrika’da mütevazı bir yaşamdan futbolun en üst seviyelerine uzanan kariyerinden bahseden Onana, "Gerçekten fakir bir aileden geldim, ülkemdeki çoğu çocuk gibi. Bugüne kadar yaptıklarımla gurur duyuyorum. Kariyerim boyunca çok inişler çıkışlar yaşadım ama bu bana çok şey öğretti. Kamerun’dan çıkıp Barcelona’da, Ajax’da, Inter’de, Manchester’da ve şimdi de Trabzonspor’da oynamak muhteşem. Oradan gelip bugünlere bakmak, son 10-11 yılda başardıklarımı görmek. Harika, gerçekten harika" cümlelerine yer verdi. En büyük motivasyonunun ailesi olduğunu vurgulayan Kamerunlu kaleci, "Her şeyi onlar için yaptım. Bugün olduğum kişi olmamda ülkemin bana kattıkları büyük rol oynadı" ifadelerini kullandı. "Vakıf kurmak, bana el uzatanlara borcumdu" Sosyal sorumluluk projelerine büyük önem veren başarılı eldiven, kurucusu olduğu Andre Onana Vakfı’nın hikayesini şöyle anlattı: "Vakfı 6-7 yıl önce, Ajax’tayken kurduk. Çünkü nereden geldiğimi hiç unutmadım. Başlangıçta görme engelli çocuklara yardım ediyorduk, zamanla tıbbi destek sağlayan bir kuruluşa dönüştük. Son 2 yılda binden fazla ameliyat gerçekleştirdik. Bu bizim için inanılmaz bir gurur." Vakıf faaliyetlerinin sadece Kamerun’la sınırlı kalmadığını belirten Onana, "Hollanda’da, İngiltere’de ve gerekirse Türkiye’de de çalışırız. Bizim için önemli olan insandır, ülke değil" değerlendirmesinde bulundu. "Kalecilik artık oyunun bir parçası" 29 yaşındaki eldiven, modern futbolda kalecilerin rolünün değiştiğini dile getirerek, topu oyuna sokmadaki başarısı hakkında gelen övgüler hakkında da, "Kalecilik son 20 yılda tamamen değişti. Artık oyunun içinde olmanız gerekiyor. Pep Guardiola’nın hakkımdaki övgüsü güzeldi ama bu bireysel değil, takım oyunu. Bana pas opsiyonu sunan arkadaşlarım sayesinde bu görüntü ortaya çıkıyor" açıklamasını yaptı. "Türkçe öğreniyorum, Felemenkçe daha zordu" Dört farklı dili konuşabilen Onana, dil öğrenme serüveniyle ilgili de şunları aktardı: "Başka bir ülkeye gittiğinizde o ülkenin dilini öğrenmek zorundasınız. Türkçe bana zor gelmiyor. Inter’de Hakan Çalhanoğlu, İngiltere’de Altay Bayındır’la oynadım, onlardan da çok şey öğrendim." "Hayatı gülümseyerek yaşamak istiyorum" Pozitif tavrıyla dikkat çeken tecrübeli file bekçisi, "Benim geldiğim yerde ‘ağlamaktansa gülmek daha iyidir’ derler. Hayat kısa, gülümsemek en güçlü silahımız. Kariyerime dönüp baktığımda olumsuzluklardan çok kazanç görüyorum" diye konuştu. "Hiçbir futbolcudan korkmam" İngiltere’de bir röportajda "Haaland’dan korkuyor musunuz?" sorusuna verdiği "Bir insan bir insandan korkmaz" cevabını hatırlatan Onana, bu sözünü yineledi. Andre Onana, "Evet, karşısında oynadığım ve birlikte oynadığım çok harika oyuncular var. Gerçekten muhteşem oyuncular ama kimseden asla korkmam. Çünkü bu hayatta tek Tanrı’dan korkarım. Bu yüzden dürüst olmak gerekirse kimse beni korkutamaz" dedi. "Türk futbolundaki kalite çok yüksek" Trabzonspor formasıyla Süper Lig’de mücadele eden Onana, Türk futbolunun seviyesini değerlendirerek, "Buradaki kalite beklediğimden daha iyi. Takımlar ve oyuncular gerçekten güçlü. Hakemlik zor bir iş, zaman zaman hatalar olabilir ama ben kontrol edebileceğim şeylere odaklanırım Ama dürüst olmak gerekirse, buradaki ilk sürecim için hakemlerden yana çok iyi bir tecrübem olmadı. Hepsinin kötü olduğunu söylemiyorum çünkü çok iyileri de var. Bakalım gelecekte nasıl olacak? İnsanlar robot değiller, karar vermek zorundalar, bazen doğru bazen de yanlış olabilir" ifadelerini kullandı. "Kalecilik dünyanın en zor pozisyonu" Onana, futbola başladığı ilk yıllarda kaleci olmak istemediğini söyleyerek, "Çocukken hep 10 numara oynamak isterdim. Ama kaleye geçince o sorumluluğu sevdim. Kalecilik dünyanın en özel pozisyonu çünkü çoğu zaman dünyaya karşı yalnızsınız. Hata yaptığında herkes sana bakar" şeklinde konuştu. "Asla pes etmem" Hayata bakış açısını "asla pes etmemek" olarak tanımlayan Kamerunlu oyuncu, Ballon d’Or ödül töreninde yaşadığı bir anısını paylaşarak, şöyle konuştu: "O gece ödül almasam da orada, ilk Afrikalı kaleci olarak bulunmak bile zaferdi. Geldiğim yerden oraya ulaşmak benim için yeterliydi." "Polis olmayı çok isterdim" Futbolcu olmasaydı polis olmak istediğini vurgulayan Andre Onana, "Sorumluluk duygusunu seviyorum. Polislik de kalecilik gibi hata affetmeyen bir meslek. Ülkeme hizmet edenleri hep saygıyla izledim" diye konuştu. "Ya kazanırım ya öğrenirim" Başarılı kaleci, maç öncesi rutinlerinden de söz ederek, "Her zaman dua ederim. Sahaya çıktığımda kazanmak için oynarım. Kaybettiğimde de öğrenirim. Fenerbahçe maçında olduğu gibi, bazen kaybederek öğreniyorsun. Yine öğrendim mesela, buradaki hakemlerin nasıl olduğunu öğrendim" dedi. Onana’nın efsane 11’i 29 yaşındaki file bekçisinin kendi hayalindeki en iyi 11’i de şu şekilde: "Manuel Neuer, Collins Fai, Sergio Ramos, Duplexe Tchamba, Ambroise Oyongo, Sebastien Siani, Hakim Ziyech, Daniel Kome, Christian Bassogog, Jean Marie Dongou, Karl Toko Ekambi."
Çaykara ve Dernekpazarlılardan kokarca ile mücadeleye destek
28 Ekim 2025 Salı - 09:26 Çaykara ve Dernekpazarlılardan kokarca ile mücadeleye destek Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün kahverengi kokarca ile yürüttüğü kapsamlı mücadeleye, Çaykara ve Dernekpazarlı gençlerden anlamlı bir destek geldi. Trabzon genelinde kahverengi kokarcaya karşı seferberlik başlatan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, haftalardır sahada yoğun mesai harcıyor. Üreticilerin ve doğanın geleceğini tehdit eden bu zararlıya karşı kararlı bir duruş sergileyen ekiplerin çalışmaları, halkın da takdirini topladı. Bu kapsamda Çaykara ve Dernekpazarı Kültür ve Dayanışma Derneği (ÇAYDER) üyeleri, Tarım İl Müdürü İsa Kaplan’ın özverili çalışmalarına destek olmak amacıyla sahada yer alacaklarını açıkladı. Dernek üyeleri, "İl Müdürümüzün şehrimizi sahiplenme anlayışı bize güç verdi. Toplumsal bir sorun olan kahverengi kokarcaya karşı biz de üzerimize düşeni yapacağız" ifadelerini kullandı. ÇAYDER bünyesindeki gençler, önümüzdeki günlerde ilçe tarım müdürlükleriyle koordineli şekilde sahada aktif görev alacak. İlçelerde ve mahallelerde vatandaşlara kahverengi kokarcayla mücadele yöntemleri, tuzaklama ve ilaçlama teknikleri ile zararlının erken fark edilmesi için yapılması gerekenler anlatılacak. Gençler, sadece teorik bilgilendirme yapmakla kalmayıp, uygulamalı çalışmalarla da vatandaşlara örnek olacak. İlçe Tarım Müdürlükleri eşliğinde yapılacak bu uygulamalarla hem farkındalık artırılacak hem de vatandaşların kendi bahçelerinde bilinçli mücadeleye katılımı sağlanacak. Kahverengi kokarcaya karşı farkındalık oluşturmak isteyen gençler, Trabzon’un tüm ilçelerine çağrıda bulundu. Dernek temsilcileri, "Bu mücadele sadece bir kurumun değil, tüm şehrin sorumluluğudur. Biz Çaykara ve Dernekpazarı olarak buradayız, peki siz neredesiniz?" sözleriyle Trabzon genelinde tatlı bir rekabet başlattı.
Yeraltında servet, yerüstünde tehlike
28 Ekim 2025 Salı - 09:15 Yeraltında servet, yerüstünde tehlike Doğu Karadeniz Bölgesi, sahip olduğu metalik maden yataklarıyla Türkiye’nin madencilik açısından en önemli sahalarından biri olmayı sürdürüyor. Özellikle bakır, kurşun, çinko ve altın açısından zengin rezervlere sahip bölge, ulusal ve uluslararası madencilik şirketlerinin dikkatini çekmeye devam ediyor. Doğu Karadeniz Bölgesi, sahip olduğu jeolojik yapısı sayesinde Türkiye’nin en zengin maden potansiyeline sahip alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Özellikle metalik madenler açısından büyük önem taşıyan Doğu Karadeniz Bölgesi, altın, bakır, kurşun ve çinko yatakları hem ekonomik hem de stratejik açıdan dikkat çekiyor. Rusya sınırından başlayarak Samsun’a kadar uzanan kuşakta yer alan maden sahaları, tarih boyunca farklı dönemlerde işletmeye açılırken, günümüzde de bu bölgede faaliyet gösteren birçok maden ocağında üretim devam ediyor. Yeni rezervlerin tespiti amacıyla arama çalışmaları sürdürülürken, uzmanlar, Doğu Karadeniz’in sahip olduğu jeolojik özelliklerin maden zenginliği açısından avantaj sağladığını ancak aynı yapı nedeniyle bölgenin afet riskinin de yüksek olduğunu belirtiyor. Dik topoğrafya, yoğun yağış ve zayıf zemin yapısı nedeniyle bölgede sık sık heyelan ve kaya düşmesi gibi olaylar yaşanırken, bu durum madencilik çalışmalarında çevresel ve mühendislik önlemlerinin önemini artırıyor. "Yeni sahalar bulunması yönünde de aramalar devam ediyor" Konuyla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği’nden Prof. Dr. Fatma Gültekin, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin maden potansiyelinin geçmişten bugüne özellikle metalik madenler açısından öne çıktığını belirtti. Gültekin, "Bakır, kurşun, çinko yatakları Rusya sınırından başlıyor Samsun’a kadar uzanıyor. Tarihi devirlerden bugüne kadar da bu alanlarda çeşitli çalışmalar var. Bunların belirtilerini eski zamanlarda açılmış galerilerden anlıyoruz. Günümüzde de hemen hemen bu sahaların bir çoğu işletiliyor. Yeni sahalar bulunması yönünde de aramalar devam ediyor" dedi. "Kaya düşmesi, heyelanlar gibi afetlerle karşı karşıya kalıyoruz" Bölgenin jeolojik yapısı nedeniyle afet riskinin yüksek olduğuna dikkat çeken Gültekin, "Doğu Karadeniz Bölgesi hem topografik özellikleri hem de iklim özellikleri nedeniyle jeolojik yönden afet riskinin en yüksek olduğu bölgelerden bir tanesi. İşte kaya düşmesi, heyelanlar gibi afetlerle karşı karşıya kalıyoruz. Tabi burada yerleşiminde burada çok önemi var. Yanlış yer seçimi, topoğrafya yanlış müdahaleler aslında normal olası doğa olaylarının afete dönüşmesini sebebiyet veriyor. Bunun içinde işte bir takım bilimsel çalışmalar veya toplantılar insanların bunlar hakkında farkındalık oluşturmasını sağlıyor. Veya bundan sonra yapacağı çalışmalar yönünden yararlı olacaktır diye düşünüyorum. Bu bölgede en değerli madeni altın onun içinde ulusal ve uluslararası firmalar çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.