Yerel Haberler
Trabzon
22 Şubat 2026 Pazar - 10:27 Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde açılan yufkaların arasında konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği her Ramazan ayında sofraları süslüyor. Adını yöre insanından alan ve iftar sofralarının vazgeçilmezi olan börek görünümlü tatlı olarak da hafızalara kazınan Laz böreği, Ramazan ayında sofraları süslüyor. Kendisine has lezzeti ile dikkat çeken, yufkaların arasına konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği hem ismi ile şaşırtıyor hem de lezzeti ile kendine hayran bırakıyor. Özellikle Ramazan ayında hafif bir tatlı olması ile de vatandaşların ilgi gösterdiği Laz böreğinin sırrı ise doğal ürünler kullanılması. Evinde yaptığı Laz börekleri ile Trabzon’da ismini duyurduktan sonra açtığı işletmesinde Laz böreği imal ederek yörede Laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirterek tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin dört bir yanında yapılmaya başlanan Laz böreğine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Keresteci, "Laz böreği genellikle Ramazan ayında daha fazla tercih ediliyor. Oldukça hafif bir tatlı olduğu için beğenilerek tüketiliyor. Günümüzde Türkiye’nin her tarafında yapılmaya başlandı. Malzemelerimiz ağırlıklı olarak süt ürünlerinden oluşuyor. Çok özenle hazırlanan bir tatlıdır. Sevgiyle ve titizlikle yapılırsa ortaya çok güzel bir lezzet çıkar; aksi durumda aynı lezzeti yakalamak mümkün olmaz. Yaklaşık 30 yıldır bu sektördeyiz. Laz böreğine olan ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan ayında da diğer zamanlarda da yoğun talep görüyor. İlimize dışarıdan gelen turistler de beğenerek tüketiyor. Ürünlerimizi hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyoruz. İzmir’de de bir şubemiz bulunuyor ve orada da büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin her tarafına gönderim yapıyoruz. En fazla sipariş ise Almanya’dan geliyor" dedi. Laz böreği ile birlikte yine bölgeye özgü bir tatlı çeşidi olan gocaman gerdanının da Ramazan’da tercih edildiğini kaydeden Keresteci, "Yöremizde yetişen fındık ve tereyağı ile yapılan bir tatlıdır. Yöresel ismi gocaman gerdanıdır. Büzülerek hazırlandığı için bu isimle anılır. Lezzetli ve hafif bir tatlıdır; ağır değildir. Ramazan ayında da tüketilir, ancak yılın her döneminde tercih edilebilecek bir üründür. Laz böreği ile birlikte sıkça tercih edilmekte ve beğenilmektedir" diye konuştu. "Daha fazla tanıtılmalı" Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirten Keresteci, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade ederek, "Laz böreği çok ilgi görüyor ve beğeniliyor; ancak hala duymayan insanlar var. Bu nedenle daha fazla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok ön plana çıkarırsak ilginin ve beğeninin artacağına inanıyorum" dedi. Mesleğe ilk başladığı yıllarda çalışanlarına sadece "Oklava tutabiliyor musunuz?" sorusunu yönelttiğini zamanla işin inceliklerinin daha iyi anlaşıldığını belirten Keresteci, "İşe ilk başladığım zamanlarda çalışanlara ’Oklava tutabiliyor musunuz?’ diye sorardım; bu benim için yeterliydi. Yıllar geçtikçe işin zorluğu daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ise hamurdan anlayan biri olsun istiyorum. Çok şey bilmelerine gerek yok; her şeyi ben öğretiyor ve gösteriyorum. Sürekli işin başındayım, şubeler arasında sürekli dolaşarak süreci yakından takip ediyorum" şeklinde konuştu.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:21 Karadeniz’in öne çıkan tatlıları arasında yerini alan Laz böreği ve gocaman gerdanı Ramazan’da daha çok ilgi görüyor Doğu Karadeniz Bölgesi’nde açılan yufkaların arasında konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği her Ramazan ayında sofraları süslüyor. Adını yöre insanından alan ve iftar sofralarının vazgeçilmezi olan börek görünümlü tatlı olarak da hafızalara kazınan Laz böreği, Ramazan ayında sofraları süslüyor. Kendisine has lezzeti ile dikkat çeken, yufkaların arasına konulan muhallebi ile yapılan şerbetli bir tatlı olan Laz böreği hem ismi ile şaşırtıyor hem de lezzeti ile kendine hayran bırakıyor. Özellikle Ramazan ayında hafif bir tatlı olması ile de vatandaşların ilgi gösterdiği Laz böreğinin sırrı ise doğal ürünler kullanılması. Evinde yaptığı Laz börekleri ile Trabzon’da ismini duyurduktan sonra açtığı işletmesinde Laz böreği imal ederek yörede Laz böreğinin tanıtımında önemli rol oynayan Nejla Keresteci, Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirterek tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin dört bir yanında yapılmaya başlanan Laz böreğine olan ilginin her geçen gün arttığını ifade eden Keresteci, "Laz böreği genellikle Ramazan ayında daha fazla tercih ediliyor. Oldukça hafif bir tatlı olduğu için beğenilerek tüketiliyor. Günümüzde Türkiye’nin her tarafında yapılmaya başlandı. Malzemelerimiz ağırlıklı olarak süt ürünlerinden oluşuyor. Çok özenle hazırlanan bir tatlıdır. Sevgiyle ve titizlikle yapılırsa ortaya çok güzel bir lezzet çıkar; aksi durumda aynı lezzeti yakalamak mümkün olmaz. Yaklaşık 30 yıldır bu sektördeyiz. Laz böreğine olan ilgi her geçen gün artıyor. Ramazan ayında da diğer zamanlarda da yoğun talep görüyor. İlimize dışarıdan gelen turistler de beğenerek tüketiyor. Ürünlerimizi hem yurt içine hem de yurt dışına gönderiyoruz. İzmir’de de bir şubemiz bulunuyor ve orada da büyük ilgi görüyor. Türkiye’nin her tarafına gönderim yapıyoruz. En fazla sipariş ise Almanya’dan geliyor" dedi. Laz böreği ile birlikte yine bölgeye özgü bir tatlı çeşidi olan gocaman gerdanının da Ramazan’da tercih edildiğini kaydeden Keresteci, "Yöremizde yetişen fındık ve tereyağı ile yapılan bir tatlıdır. Yöresel ismi gocaman gerdanıdır. Büzülerek hazırlandığı için bu isimle anılır. Lezzetli ve hafif bir tatlıdır; ağır değildir. Ramazan ayında da tüketilir, ancak yılın her döneminde tercih edilebilecek bir üründür. Laz böreği ile birlikte sıkça tercih edilmekte ve beğenilmektedir" diye konuştu. "Daha fazla tanıtılmalı" Laz böreğinin büyük ilgi görmesine rağmen hala bu lezzeti bilmeyenlerin olduğunu belirten Keresteci, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade ederek, "Laz böreği çok ilgi görüyor ve beğeniliyor; ancak hala duymayan insanlar var. Bu nedenle daha fazla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum. Daha çok ön plana çıkarırsak ilginin ve beğeninin artacağına inanıyorum" dedi. Mesleğe ilk başladığı yıllarda çalışanlarına sadece "Oklava tutabiliyor musunuz?" sorusunu yönelttiğini zamanla işin inceliklerinin daha iyi anlaşıldığını belirten Keresteci, "İşe ilk başladığım zamanlarda çalışanlara ’Oklava tutabiliyor musunuz?’ diye sorardım; bu benim için yeterliydi. Yıllar geçtikçe işin zorluğu daha iyi anlaşılıyor. Şimdi ise hamurdan anlayan biri olsun istiyorum. Çok şey bilmelerine gerek yok; her şeyi ben öğretiyor ve gösteriyorum. Sürekli işin başındayım, şubeler arasında sürekli dolaşarak süreci yakından takip ediyorum" şeklinde konuştu.
Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor
12 Şubat 2026 Perşembe - 09:56 Uzmanlardan uyarı: "Griptir geçer" demeyin, risk grubunda zatürre tehlikesi bulunuyor Kış sezonunda viral solunum yolu enfeksiyonları salgın halinde görülürken, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı bulunan kişilerde ağır tablolar ve hastane yatışlarında artış yaşanıyor. Kış aylarının etkisini sürdürdüğü bu günlerde viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları yaygın şekilde görülürken, poliklinik başvurularında ve hastanede yatarak tedavi edilen hasta sayısında belirgin artış yaşandığı belirtildi. "Grip oldum, geçer" düşüncesiyle hekime başvurunun geciktirilmesi ise, özellikle 65 yaş üstü ve kalp, akciğer, böbrek ya da diyabet gibi kronik rahatsızlığı bulunan kişilerde ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu hastalarda enfeksiyonlar kısa sürede ağır tabloya dönüşebiliyor ve ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, en sık görülen tablonun zatürre olduğuna dikkat çekerek, "Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor" dedi. "Griptir, geçer dememek gerekiyor" Hastaların genellikle "Grip oldum, geçer" diyerek durumu ciddiye almayabildiklerini kaydeden Prof. Dr. Özlü, "Kış sezonu devam ederken, özellikle viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları salgın şeklinde görülüyor. Bu nedenle hem poliklinik başvurularında hem de hastanede servise yatırılarak tedavi edilen hasta sayısında artış yaşanıyor. Burada en önemli nokta, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı bulunan kişilerde solunum yolu enfeksiyonlarının ağır seyredebildiğini unutmamak. Hastalar genellikle ’Grip oldum, geçer’ diyerek durumu ciddiye almayabiliyor ve hekime başvuru süreci gecikebiliyor. Eğer kişi genç ve sağlıklıysa, kronik bir hastalığı yoksa bu enfeksiyonlar çoğu zaman hafif şekilde ayakta atlatılabiliyor. Ancak zeminde kalp, akciğer, böbrek ya da şeker hastalığı gibi kronik bir rahatsızlık varsa ve kişi 65 yaşın üzerindeyse ’Griptir, geçer’ dememek gerekiyor. Çünkü bu hastalarda ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Hasta o an iyi görünse bile kısa sürede ağır bir tabloya ilerleyebiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki hastaların uzman hekim tarafından değerlendirilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu. En sık görülen tablo zatürre En sık görülen tablonun "zatürre" olduğunu belirten Özlü, "Enfeksiyon akciğere inebiliyor, bazen de bronşit şeklinde karşımıza çıkıyor. Nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste tıkanma hissi, balgam çıkaramama ve öksürük krizleri görülebiliyor. Gece boyunca süren öksürük hastayı uyutmayabiliyor. Bazı vakalarda yüksek ateş, nefes darlığı ve morarma gibi zatürre belirtileri ortaya çıkabiliyor. Göğüs ağrısı da eşlik edebiliyor. Bunun yanı sıra enfeksiyonlar, kronik hastalıkların alevlenmesine de yol açabiliyor. Örneğin şeker hastalarında kan şekeri birden kontrolden çıkabiliyor. Kronik böbrek hastalığı olanlarda üre ve kreatin değerleri yükselip vücutta ödem ve şişlik oluşabiliyor. KOAH, astım ya da akciğer sertliği gibi hastalığı olanlarda öksürük, balgam ve nefes darlığında belirgin artış görülebiliyor. Kalp yetmezliği bulunan hastalarda ise ödem, nefes darlığı, çarpıntı ve göğüs ağrısı tabloya eklenebiliyor. Bu nedenle viral solunum yolu enfeksiyonlarını özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde ciddiye almak gerekiyor. Şu anda en sık hastaneye yatış nedenleri arasında bu grupta görülen zatürre ve mevcut hastalıkların alevlenmesi yer alıyor. Genç ve sağlıklı kişilerde ise tablo genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenza, rinovirüs ve RSV gibi virüsler çoğu zaman ağır bir tabloya yol açmıyor. Genç hastalarda 3-4 gün süren hafif ateş, üşüme ve titreme görülebiliyor, ardından belirtiler gerileyebiliyor. Ancak gençlerde sık karşılaşılan bir durum da uzayan öksürük. Hastalar genellikle ’Bir hafta, 10 gün ya da bir ay önce grip oldum ama öksürüğüm geçmedi’ şikâyetiyle başvuruyor. Bu durum genellikle hava yolu aşırı duyarlılığına bağlı gelişiyor. Ateş, üşüme, titreme ve halsizlik gibi diğer belirtiler geçmiş olsa da kuru ve inatçı bir öksürük devam edebiliyor. Bunun da ayrı bir tedavi yaklaşımı bulunuyor" şeklinde konuştu. "Bal öksürüğü azaltabiliyor" Balın öksürüğü azaltabileceğine dikkat çeken Özlü, "Bilinmeyen karışımlar konusunda öneride bulunmak doğru değil. Ancak viral solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı akut öksürükte etkisi bilinen doğal ürünlerden biri baldır. Özellikle doğal çiçek balı ya da kestane balı tüketimi öksürüğü azaltabiliyor. Bal tek başına tüketilebileceği gibi ıhlamur veya adaçayı gibi bitki çaylarına eklenerek de kullanılabilir. Zerdeçal ve zencefilin de solunum yolu enfeksiyonları üzerinde destekleyici etkileri bulunuyor ve kontrollü şekilde kullanılabilir" diye konuştu.
Trabzon mutfağı ’Lezzet Trabzon’ kitabıyla kayıt altına alındı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:48 Trabzon mutfağı ’Lezzet Trabzon’ kitabıyla kayıt altına alındı Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehrin gastronomi zenginliğini tanıtmak amacıyla 43 yöresel yemek tarifini ’Lezzet Trabzon’ adlı kitapta bir araya getirdi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, nesilden nesile aktarılan yöresel mutfak kültürünü ’Lezzet Trabzon’ adlı eserle kayıt altına aldı. Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Turizm Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan kitapta çorbalardan tavaya, balık çeşitlerinden ana yemeklere, ara sıcaklardan tatlılara kadar Trabzon mutfağına özgü 43 farklı tarif yer alıyor. Kitap yalnızca yazılı tariflerden oluşmuyor, sayfalarda bulunan QR kodlar aracılığıyla yemeklerin malzemeleri ve yapılış aşamaları videolu anlatımlarla dijital ortamda da izlenebiliyor. İlk etapta Türkiye genelinde gastronomi eğitimi veren okullara dağıtılması planlanan kitapla, Trabzon’un zengin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası alanda tanıtılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Gastronominin şehirler için yalnızca bir lezzet unsuru değil, aynı zamanda kültürel mirasın önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Trabzon, yüzyıllardır yalnızca tarihi zenginlikleriyle değil, damaklarda iz bırakan eşsiz mutfağıyla da anılan bir şehirdir. Doğanın sunduğu nimetlerle yoğrulan, emeğin ve geleneğin harmanlandığı bu mutfak kültürü, kimliğimizin ayrılmaz bir parçasıdır. ‘Lezzet Trabzon’ sadece tariflerin yer aldığı bir eser değil aynı zamanda bir bellektir" dedi. Trabzon’un coğrafi işaretli ürünlerinden yöresel pişirme tekniklerine, tandır kültüründen balığın farklı pişirme yöntemlerine kadar uzanan zengin bir gastronomi mirasına sahip olduğunu belirten Başkan Genç, "Gastronomi, şehirlerin kimliğini ifade etmenin ve kültürünü paylaşmanın en güçlü yollarından biridir. ‘Lezzet Trabzon’, geçmişten bugüne uzanan bu birikimi herkesin deneyimleyebileceği bir zeminde buluşturmayı amaçlıyor. Dijital içeriklerle zenginleştirilen yapısıyla tariflerin mutfakta adım adım uygulanmasına imkan sağlıyor. Asıl kıymet ise bu tariflerle birlikte aktarılan kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere taşınmasıdır. Bu kültürü birlikte yaşatma arzusundayız" ifadelerini kullandı.
Kahverengi kokarca tehdidinde kritik dönem
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:51 Kahverengi kokarca tehdidinde kritik dönem Türkiye’de son yıllarda tarımsal üretimi tehdit eden kahverengi kokarca kışlak döneminde sessizliğini korurken, asıl riskin bahar aylarıyla birlikte ortaya çıkması bekleniyor. Uzmanlara göre kış boyunca ev, kömürlük, çatı arası ve depo gibi alanlarda gizlenen her bir kokarca, uygun koşullarda yaz aylarına kadar binlerce bireye ulaşabilen bir popülasyonun kaynağı olabiliyor. Türkiye’de ilk kez 2017 yılında Doğu Karadeniz’de tespit edilen kahverengi kokarca, Artvin’den kısa bir süre sonra Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu başta olmak üzere Karadeniz Bölgesi’ne yayıldı. Son yıllarda Marmara ve İç Anadolu’da da görülmeye başlayan tür, özellikle fındık, mısır, sebze ve meyve üretiminde ciddi kayıplara yol açtı. Kış aylarında "kışlak" olarak adlandırılan kapalı alanlarda hareketsiz halde bulunan kahverengi kokarca, havaların ısınmasıyla birlikte mart ayından itibaren tekrar doğaya çıkıyor. İlk yumurtlamada yaklaşık 80-90 yumurta bırakabilen kahverengi kokarca, uygun çevresel koşullarda birkaç nesil içinde 10 bine varan bireylere ulaşabiliyor. Özellikle fındık bahçelerinde bitkinin öz suyunu emerek ürün kaybına neden olan zararlı, 300’den fazla bitki türüyle besleniyor. Tarım ürünleri için ciddi tehdit oluşturan böceğin üremesini önlemek amacıyla biyolojik ve kimyasal mücadele yöntemleri birlikte uygulanıyor. "Şu an kokarca bitti gibi gözüküyor, sesini çıkarmıyor, çünkü uyuyor" Kahverengi kokarcaya yönelik yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, bahçe ve orman kenarındaki köy evleri, yazlıklar, kömürlükler, depolar ile çatı aralarının kışlak döneminde kontrol edilmesi gerektiğini belirterek, "Şu an kokarca bitti gibi gözüküyor, sesini çıkarmıyor. Çünkü uyuyor. Kışlaklardan çıkacak her bir kokarca bahar ve yaz aylarında 10 bin kokarcaya kadar çoğalabilir. Birinci yavrulamada 90 tane yumurta, o yavrular da birer yumurtlarsa yine 10 bin kokarca oluyor. Bu büyük bir sorun. Vatandaşlarımız bahçe ve orman kenarındaki kömürlük, yazlık ve köy evlerini kışın mutlaka ziyaret edip çatı, kapı araları, hatta gardıroptaki kıyafetlerinin ceplerini bile kontrol edip kokarcayı imha etmesi gerekiyor. Her bir kokarca başımıza bela olacak. Önümüzdeki sezon için şimdiden feromon tuzaklarımızı, kimyasal ve biyosidal ürünlerimizi satın aldık. Sezon için hazırız. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Metin Genç ile beraber kışlakları ilaçladık, önümüzdeki sezon da buna başlayacağız. Şu anda mücadele sırası vatandaşımızda. Lütfen evlerimizi temizleyelim. Havaların ısınmasına bağlı mart ayından sonra kokarcalar dışarıya çıkabilir. Geçen sene bu nisan-mayıs gibi oldu. Havaların soğuk gitmesi nedeniyle fındığımıza çok zararı yoktu ama havalar erken ısınırsa mart ayında piyasaya çıkacaklar" dedi. "Bu mücadeleyi kesintisiz yapmamız gerekiyor" "Geçtiğimiz yıl fındıktaki zararımız don ve kuraklıktan dolayıydı" diyen Kaplan, "2024 yılında 38 bin ton rekoltemiz varken, 2025 yılında 33 bin tona düştü. Burada don ve kuraklıktan dolayı zarar gördük. Cumhurbaşkanlığımız bölgemize 96 milyon TL göndererek don zararını karşıladılar. Geçen sene kışın uzun sürmesi, kokarcanın geç çoğalması gibi sebeplerden dolayı beslenme dönemleri fındığın sertleştiği döneme denk geldiği için çok büyük zarar vermedi. 2024 yılında yüzde 10’a yakın bir zarar vermişti. 2026 yılında zarar vermeyecek anlamına gelmiyor. Daha büyük zararlar verebilir. Kokarcanın tüm dünyada sebze ve meyveye vermiş olduğu zarar 70 milyar dolar. Bu bize de zarar vermeyecek anlamına gelmez. Bu mücadeleyi kesintisiz yapmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. Trabzon’da halk arasında "Drakula" olarak bilinen uzun antenli turunçgil böceği ile 5 yıldır mücadelenin sürdüğünü vurgulayan Kaplan, "Bakanlık olarak turunçgil uzun antenli böceği ile ilgili Maçka bölgesini 5 yıldır ilaçlıyoruz. Bu yıl da ödenek gelince ilaçlayacağız. Mücadelede yol aldık ama zirai zararlılarının geneli uzun süreçli baskılama ile yok edilebiliyor. Bu çok zararlı bir böcekti. Maçka bölgesindeki Esiroğlu’nda tüm fındıkları söktük" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da Ukraynalı şüphelinin kaza sonrası kaçışı uyuşturucu operasyonuna dönüştü
10 Şubat 2026 Salı - 18:23 Trabzon’da Ukraynalı şüphelinin kaza sonrası kaçışı uyuşturucu operasyonuna dönüştü Trabzon’un Arsin ilçesinde meydana gelen trafik kazası uyuşturucu operasyonuna dönüştü. Kazanın ardından kaçan yabancı uyruklu sürücünün izini süren jandarma ekipleri, ormanlık alanda bırakılan çanta içinde 11 kilo 133 gram metamfetamin ele geçirirken, firari yakalanarak tutuklandı. Trabzon’un Arsin ilçesinde önceki gün Ukrayna plakalı bir aracın karıştığı trafik kazasının ardından sürücünün olay yerinden kaçması, jandarma ekiplerini alarma geçirdi. Arsin İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan araştırmada sürücünün Ukrayna uyruklu V.S. (23) olduğu belirlendi. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda bölgede geniş kapsamlı çalışma başlatan jandarma ekipleri şüpheli V.S.’nin sırtında bir çantayla Yolüstü Mahallesi’ndeki ormanlık alana doğru kaçtığını tespit etti. Olay yerine intikal eden ekipler, şüphelinin bir şantiye alanına bıraktığı çantayı buldu. Yapılan kontrolde çanta içerisinde 11 paket halinde toplam 11 bin 133 gram metamfetamin ile türevi uyuşturucu maddeler ele geçirildi. Firari şüpheli Arsin ilçesi Güneyce Mahallesi’nde jandarma ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinin ardından Trabzon Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen V.S., "Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma ve Sağlama" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Büyükşehir Belediyesi açıklama yaptı: "Dolmuş düzenlemesi kimseyi mağdur etmeyecek"
10 Şubat 2026 Salı - 15:03 Büyükşehir Belediyesi açıklama yaptı: "Dolmuş düzenlemesi kimseyi mağdur etmeyecek" Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bazı dolmuşçuların yeni kalkış noktaları düzenlemesini protesto ederek Meydan’da kontak kapatması üzerine açıklama yaptı. Açıklamada, yeni düzenlemenin şehir merkezindeki trafik yoğunluğunu ortadan kaldırmak amacıyla şoför esnafı temsilcilerinin görüşleri de alınarak uygulamaya konulduğu vurgulanarak, "Uzun süren istişareler neticesinde Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) kararıyla dün uygulanmaya başlanan yeni dolmuş düzenlemesi, vatandaşlarımızın ve şoför esnafımızın büyük çoğunluğu tarafından memnuniyetle karşılanmıştır. Bugün bir grup şoför esnafı, uygulamayı protesto etmek için Meydan Köprüaltı’nda toplanıp kontak kapatmıştır. Bir süre devam eden protesto sırasında ulaşımda sorun yaşanmaması için dolmuşların çalışmadığı güzergahlara belediye otobüslerimiz yönlendirilerek tedbir alınmıştır. Gerek belediyemiz gerekse Şoförler ve Otomobilciler Odası yetkililerinin yaptığı görüşmeler neticesinde şoförler protesto eylemini sonlandırmışlardır. Altını çizerek vurguluyoruz ki bu düzenleme, şoför esnafı temsilcilerinin de görüşleri alınarak hem vatandaşımızın hem de şoför esnafımızın mağdur olmayacağı her detayın değerlendirilmesi sonucunda kararlaştırılmıştır. Uygulamada ortaya çıkacak eksiklere ilişkin gerek vatandaşlarımızdan gerekse şoför esnafımızdan gelecek talepler elbette değerlendirilecek ve çözüme kavuşturulacaktır. Vatandaşımızın ve şoför esnafımızın büyük çoğunluğunun memnuniyetle karşıladığı yeni dolmuş düzenlemesinin kararlılıkla sürdürüleceğini ve uygulamada ortaya çıkabilecek sorunların giderileceğini de belirterek herkesi sabırlı ve sağduyulu olmaya davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Trabzon’da şehir içi ulaşımda durak gerginliği
10 Şubat 2026 Salı - 12:35 Trabzon’da şehir içi ulaşımda durak gerginliği Trabzon’da şehir içi ulaşımda yapılan yeni durak düzenlemesine dolmuş şoförleri tepki gösterdi. Eski duraklarının kapatılmasının ardından ikinci günde taşları yerinden kaldıran şoförler, araçlarını yeniden eski noktalarına park ederek uygulamayı protesto etti. Trabzon’da şehir içi toplu ulaşımda yapılan durak değişikliği tartışmaları beraberinde getirdi. Dün itibarıyla dolmuş duraklarının yerlerinin değiştirilmesi üzerine bugün ikinci günde dolmuş şoförleri eski durak alanlarına giderek kapatılan bölgelerdeki taşları yerinden kaldırdı ve araçlarını yeniden eski noktalarına park etti. Şoförlerin uygulamaya tepki göstermesi üzerine bölgede kısa süreli gerginlik yaşandı. Eski durak noktalarında toplanan dolmuşçular, yeni düzenlemenin hem yolcuları hem de esnafı mağdur edeceğini savunarak kararın yeniden gözden geçirilmesini istedi. Yaşanan gelişmeler üzerine çevrede yoğunluk oluşurken, trafik akışında zaman zaman aksamalar meydana geldi. Olay yerinde taraflar arasında görüşmeler yapılırken, sorunun nasıl çözüleceğine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. "Herkes saygı duymalı" Yaşanan durumla ilgili olay yerinde bir açıklama yapan Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Ömer Hakan Usta, "Bu araçları buradan kaldıracağız. Cemiyete gideceğiz. Oturup konuşacağız, eksikler var ise bunları gidereceğiz. Böyle olmaz bunda hiçbir sorun yok. Bu düzenlemeler için bütün durak başkanlarımız ile konuştuk ve konuyla ilgili istişare ettik. Tekrar konuşacağız. Eksiklikler olabilir, vatandaşın da bir serzenişi var. Bunun için de yeni formüller üreteceğiz. Ama bu şehir adına yapılan uygulamaya herkes saygı duymalı" ifadelerini kullandı. Yeni durak uygulamasıyla ilgili yetkililerin ilerleyen günlerde değerlendirme yapması bekleniyor.
Trabzonsporlu golcüler krallık yarışında zirveyi zorluyor
10 Şubat 2026 Salı - 11:12 Trabzonsporlu golcüler krallık yarışında zirveyi zorluyor Trendyol Süper Lig’de zirve mücadelesi veren Trabzonspor’da hücum hattı, performansıyla öne çıktı. Bordo-mavili ekipte birden fazla oyuncu gol krallığı yarışının üst sıralarında yer aldı. Trendyol Süper Lig’in 21. haftasında deplasmanda Samsunspor’u 3-0 mağlup eden Trabzonspor, puanını 45’e yükselterek üst sıralardaki yerini korudu. Karşılaşmada hücum oyuncularının skor katkısı galibiyette belirleyici rol oynadı. Bordo-mavili takımın sezon genelindeki gol dağılımında ise belirli isimlerin ağırlığı göze çarptı. Onuachu gol yükünü çekiyor Trabzonspor, ligde oynadığı 21 maçta rakip fileleri 41 kez havalandırdı. Bu gollerin 15’ini Nijeryalı forvet Paul Onuachu kaydetti. Onuachu’yu 9’ar golle Ernest Muçi ve Felipe Augusto takip etti. Üç oyuncu toplamda 33 gole imza atarak takımın gollerinin yaklaşık yüzde 80’ini kaydetti. 15 golle gol krallığı yarışında zirvede bulunan Onuachu, Rams Başakşehir forması giyen Eldor Shomurodov ile ilk sırayı paylaşıyor. Sezon boyunca istikrarlı performans sergileyen tecrübeli futbolcu, Trabzonspor’un en önemli skor opsiyonlarından biri olmayı sürdürdü. Üst sıralarda bordo-mavililerin ağırlığı bulunuyor Gol krallığı listesinde Trabzonsporlu oyuncuların çokluğu öne çıktı. Sıralamada bordo-mavili takımdan 4 oyuncu yer aldı. Onuachu zirvede yer alırken, Muçi ve Augusto da attıkları 9’ar golle üst basamaklarda kendine yer buldu. Ara transfer döneminde kadroya katılan Umut Nayir ise yeni takımında henüz gol atamazken, sezon genelinde 8 gollük katkı sağladı. Hücum verimliliği puan tablosuna yansıdı Birden fazla oyuncusunun gol krallığı yarışında üst sıralarda bulunması, Trabzonspor’un hücumdaki verimliliğini ortaya koydu. Bordo-mavililer, skor yükünü paylaşan hücum hattıyla sezonun kalan bölümünde de zirve yarışındaki iddiasını sürdürmeyi hedefliyor. Süper Lig’de gol krallığı yarışında ilk 10 sırada şu oyuncular yer aldı: Paul Onuachu (Trabzonspor) 15 gol, Eldor Shomurodov (Rams Başakşehir) 15 gol, Anderson Talisca (Fenerbahçe) 12 gol, Mauro Icardi (Galatasaray) 10 gol, Osimhen (Galatasaray) 9 gol, Ernest Muçi (Trabzonspor) 9 gol, Felipe Augusto (Trabzonspor) 9 gol, Marco Asensio (Fenerbahçe) 9 gol, Bayo (Gaziantep FK) 9 gol, Umut Nayir (Trabzonspor) 8 gol
Sis Dağı’nın davetsiz misafiri: Koca ayı evleri mesken tuttu
10 Şubat 2026 Salı - 10:51 Sis Dağı’nın davetsiz misafiri: Koca ayı evleri mesken tuttu Trabzon ve Giresun sınırındaki 2 bin 200 rakımlı Sis Dağı Yaylası’nda, kış uykusundan uyanan dev bir ayı yayla evlerine dadandı. O anlar, bir yaylacının güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı. Karadeniz’in en yüksek ve doğa harikası noktalarından biri olan Sis Dağı Yaylası, bu kez kültürel şenlikleriyle değil, bir ayının yayla evlerine "ziyaretiyle" gündemde. Yaz aylarında binlerce yaylacıya ev sahipliği yapan bölge, kışın ıssızlaşınca yaban hayvanlarının barınağı haline geldi. Güvenlik kamerasına yakalandı Giresun’un Görele ve Eynesil ilçelerinden gelerek Sis Dağı’nda yaylacılık yapan vatandaşlar, kışın boş bıraktıkları evlerini korumak için çareyi kamera sistemi kurmakta buldu. Görele Çatakkırı sakinlerinden Hasan Gemicioğlu, cep telefonuna gelen bildirimle hayatının şokunu yaşadı. Dokuzoluk mevkisi Kurtini Obası’ndaki evini kontrol eden Gemicioğlu, devasa bir ayının evin etrafında gördü. "Yazın biz, kışın onlar kalıyor" Görüntülerde rahat tavırlarıyla dikkat çeken ayının, bölgedeki diğer obalara doğru yöneldiği görüldü. Yaşanan durumu tebessümle karşılasa da zararın boyutuna dikkat çeken Hasan Gemicioğlu, "Biz yayla evini yazın kullanıyoruz, anlaşılan yaban hayvanları da kışın kullanıyor. Ancak aç kalan ayılar yiyecek ararken kapı ve pencerelere ciddi zarar veriyor" dedi. Yaylacılar çözüm bekliyor Kurtini Obası’ndan ayrılan ayının, yaklaşık 45 dakika yürüme mesafesindeki Kabesuyu Obası’na giderek Hakkı Amenet’e ait eve de girdiği öğrenildi. Bölgedeki yaylacılar, her kış benzer manzaralarla karşılaştıklarını ve evlerinin tahrip edildiğini belirterek yetkililere çözüm için seslendi.
Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 09:45 Trabzon’da zeminin 8 metre altından ‘dere limanı’ çıktı Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında, antik döneme ait bir dere limanı ve rıhtım yapısı ortaya çıkarıldı. Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının, M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasına tarihlendiği ve Roma’dan Cumhuriyet dönemine kadar dört farklı uygarlığın izlerini taşıdığı tespit edildi. 2024 yılında başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yaklaşık 6–8 metre derinlikte uzanan, 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğundaki rıhtım duvarı gün yüzüne çıkarıldı. Bulunan arkeolojik eserler, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını ortaya koydu. Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Pazarkapı Mahallesi’nde 2020 yılında yıkılan Kadınlar Hali Pazarı’nın altında antik bir rıhtım yapısı ortaya çıktı. Pazaryeri inşaatının revize edilmesinin ardından başlatılan arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmalarında, yapının tarihinin M.Ö. birinci yüzyıl ile M.S. birinci yüzyıl arasına uzandığı belirlendi. 2024 yılında hız kazanan çalışmalarda, rıhtım alanının tarih boyunca Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerine ev sahipliği yaptığı belirlendi. Lokal kazılarla başlayan süreçte, duvar yapısının aşağı doğru devam ettiği ve ana duvara dik konumda yeni duvarların bulunduğu tespit edildi. Yaklaşık 8 metre derinliğe kadar inilen kazı alanında çok sayıda arkeolojik buluntuya da ulaşıldı. Dönemsel olarak ciddi tahribatlara uğradığı belirlenen duvarlarda, geçmiş yıllarda dökülen çimentolar sökülerek özgün yapıya zarar vermeyen restorasyon teknikleri uygulanıyor. Güçlendirme çalışmalarının ardından örümler tamamlanıyor ve derz işlemleri yapılıyor, ardından duvarın içindeki harçlı yapının bozulmasıyla oluşan boşluklu alanlara ise hidrolik kireç esaslı enjeksiyon malzemesi ile enjeksiyon imalatı gerçekleştiriliyor. Ticari ilişkileri belgeleyen buluntular ortaya çıktı Kazılar sırasında ön bölümde bulunan ve Kırım yapımı olduğu belirlenen bir kandil, Trabzon’un Kırım ile olan ticari ilişkilerini belgeleyen önemli bir buluntu olarak değerlendirildi. Ayrıca Bizans dönemine ait çanak ve çömlek parçaları da gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, Trabzon’un ticari geçmişinin Milat’tan öncesine uzandığını somut verilerle ortaya koydu. Yaklaşık 2 metre kalınlığında ve 135 metre uzunluğunda olduğu belirlenen rıhtım duvarında, biri kemerli olmak üzere iki kapıya ait izler bulundu. Kapılardan birinin daha eski bir döneme ait olduğu değerlendirilirken, dere limanının işlevi ve kullanım sürecine ilişkin arkeolojik çalışmalar sürüyor. Bir dere limanı olduğu tespit edildi Öte yandan, Arkeolog Vedat Keleş ve Koruma Uzmanı Yaşar Selçuk Şener tarafından yürütülen çalışmalarda Kuzgundere Deresi’ne bağlı olduğu belirlenen yapının dünyada bilinen üç dere limanından biri olduğu tespit edildi. Bu durum, antik dönemde Trabzon’da sadece deniz ticaretinin değil, dere ve iç limanlar üzerinden yürütülen ticari faaliyetlerin de önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koydu. "Kazılar esnasında birçok buluntuya rastladık" Çalışmalar ile ilgili bilgiler veren İnşaat Mühendisi Beyza Nur Yılmaz, dere limanının dört tane uygarlık gördüğünü belirterek, "Bu liman Kadınlar pazarı inşaatında kazı yapılırken ortaya çıkıyor. Bu liman ortaya çıkınca proje revizeye uğruyor. Limanın ortaya çıkartılması için başlanan kaza çalışmalarında dünyada üç tane bulunan bir limana rastlıyorlar. Yapılan çalışmada buranın bir dere limanı olduğu belirleniyor. Bu limanın serüveninin tarihi M.Ö. birinci yüzyılla M.S. birinci yüzyıl arasında başlıyor. Burası dört tane uygarlık görüyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi. Kimsenin bu duvarın ve limandan haberi yoktu. 2024 yılında burada restorasyon çalışması başladı. Normalde kazıları bu kadar genişletmeyecektik fakat lokal kazılar sonucunda baktık ki duvar aşağıya doğru devam ediyor. Ön kotu da aşağıda olduğu için danışman hocalarımız Yaşar Selçuk Şener ve Vedat Keleş önderliğinde bu kazıların ilerletilmesine karar verildi. Bu çalışma hem duvarın topraktan su alıp hasar görmesine engelledi hem de aşağıda bu duvara dik yeni duvarların varlığının keşfedilmesine vesile oldu. Kazılar esnasında birçok buluntuya da rastladık. Müze denetiminde buluntular incelemeye alındı." dedi. "Duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış" 6-8 metre derinliğinde kazıların yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Zemini bulana kadar iniyoruz. Tabii ki duvar dönemsel olarak bir çok tahribata uğramış. Çimento bu tarz duvarlara zarar veriyor. Çimentolu olan imalatları kaldırıyoruz. Kaldırdıktan sonra güçlendirme yapıyoruz. Dış örgüsünden sonra derzlerini yapıyoruz. Bu işlemlerden sonra duvarın ince hortumlarla boşalan iç kısımlarına hidrolik kireç esaslı enjeksiyon imalatı yapıyoruz. Böylece duvarın içindeki bütün boşluklar doluyor ve duvar kendini daha çok tutuyor ve sağlamlaşıyor. Bu imalat akabinde de kurulla birlikte capping yapmaya karar verdik. Capping duvarın en son aşaması üst kısmına yağmur suyu, toz, kir girmesin ve içindeki yaptığınız imalatları bozmasın diye üstüne bir kapama yapıyoruz. Bu işlem duvarı geleceğe taşıyor" şeklinde konuştu. 2 metre kalınlığında 135 metre uzunluğundaki duvar Trabzon’un ticaretini belgeliyor Arkeolojik kazılarda Kırım yapımı kandil bulunduğunu söyleyen Yılmaz, "Arkeolojik kazılarda ön tarafta bir kandil bulduk. O kandil Kırım yapımı olarak geçiyor. Bu da Kırımla olan ticareti belgeliyor. Trabzon’un ticaretinin Milat’tan önceye dayandığını elimizdeki buluntularla görmüş oluyoruz. Bizans yapımı çanak, çömlekler bulunuyor. Duvar 2 metre kalınlığında. Uzunluğu 135 metre. Duvarda sökümleri ve temizlikleri yaptıktan sonra içine güçlendirmeler yapıyoruz. Duvarda kilit şeklide örümler yapıyoruz ki hem eski hem yeni duvar birbirini tutsun. Enjeksiyon yöntemiyle duvar kompakt bir hale gelmiş oluyor. Çalışmaların ilk zamanlarında kemerli dar bir kapı görünüyordu. Kazılar devam ettikçe iki tane kapı olduğunu düşündüğümüz yapılar olduğunu gördük. Biri kemerli, diğeri ise daha eski döneme dayanan izleri olan bir açıklık . Zamanla kullanımları değiştiği için içleri örülmüş ve kapatılmış. Malzeme alışverişi için kullanılan büyük kapılar olduğunu düşünüyoruz. Duvar her dönem nasıl kullanılmak isteniyorsa ona göre şekillendirilmiş. Kazılarda en alt seviyelerde duvara dik yapılar bulduk. Aslında duvara dik duvarlar bulduk. O duvarların da dükkan veya depolama alanları olduğunu düşünüyoruz. Sonradan onları da yıkmışlar. Sadece kalıntıları var" ifadelerini kullandı.