Yerel Haberler
Van
10 Nisan 2026 Cuma - 18:48 Bakan Tekin: "Bütün çocuklar özeldir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; durdukları ve baktıkları yerden ana felsefelerinde bütün çocukların özel olduğunu belirterek, "Bütün çocuklar, ayrım gözetmeksizin hepsinin aynı eğitim hakkına erişim hakkı vardır ve bunu temin etmemiz gerekir" dedi. Sabah saatlerinde Van’a gelen çeşitli programların ardından Van Olgunlaştırma Enstitüsünün açılışına katılan Van Özel Eğitim Meslek Lisesi ve Van Özel Eğitim Uygulama Okulu’nun açılışına katılan Bakan Tekin, "Öncelikle kusura bakmayın, geç bir saate kaldık; özür diliyoruz. Sabah buraya indiğimiz andan itibaren Van’da yaptığımız eğitim öğretim yatırımları ve Van’daki eğitim öğretim altyapısı ile ilgili görüşmelerimizi, çalışmalarımızı devam ettirdik. Biraz önce Vali Bey detaylı bir şekilde anlattı, Van’a yaptıklarımızı. Aslında Vali Bey’in anlattıkları sadece Van için değil, bütün Türkiye’de 20 yılda eğitim öğretim altyapısında devrim niteliğinde işler yapıldı. Bunları çok değişik ortamlarda konuştuk. Ancak bugün burada özel eğitim kampüsü açıyoruz. Bununla ilgili birkaç cümle etmek istiyorum. Biz, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bütün insanları eşit, bütün insanları insan olduğu için değerli kabul ediyoruz. Bütün insanların, başta yaşama hakkı olmak üzere bütün temel hak ve hürriyetlerini güvence altına almak için kamusal sorumlulukla, devlet adamı sorumluluğuyla, bir Müslüman sorumluluğuyla hareket etmeye çaba sarf ediyoruz" dedi. "Özel çocuklarımız da bizim için çok önemlidir" diyen Bakan Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Özel çocuklarımızın da eğitim hakkına, eğitime erişimini sağlayacak tedbirleri almaya özen gösteriyoruz, çaba gösteriyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı olarak, özel çocuklarımızın eğitimiyle ilgileniyoruz. Bu çocuklarımızın bakımla ilgili kısımları Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Bu bireylerimizin tedavi ve sağlıkla ilgili hizmetleri Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülüyor. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı olarak özel çocuklarımızın eğitime erişim hakkını ve sağlıklı bir ortamda eğitim alma haklarını temin etmeye çalışıyoruz." Bu konuda yürütülen sürece de değinen Bakan Tekin, "İllerde bizim Rehberlik Araştırma Merkezi (RAM) dediğimiz birimlerimiz var. Rehberlik Araştırma Merkezlerimiz özel çocuklarımızın tespitini yapar. Bu tespit yapıldıktan sonra çocuklarımızın durumlarına göre RAM raporları verilir. Bu raporlara göre bu özel çocuklarımız; ya yaşıtlarıyla aynı okullarda, aynı sınıflarda, aynı sıralarda kaynaştırma eğitimi alırlar, yani birlikte eğitim alırlar. Ya yine RAM raporlarımızın verilerine göre kendileri için hazırlanmış özel eğitim okullarında eğitimlerini alırlar. Bunlara ilave olarak, bilinmediği için bu kısmı özellikle söylemek istiyorum, bazı çocuklarımıza, durumlarına göre evinde eğitim veriyoruz. Bazı çocuklarımıza ise hastanelerde, Sağlık Bakanlığı ile beraber eğitim öğretim veriyoruz" diye konuştu. Bakan Tekin, bütün çocukların eğitime erişim hakkını eşit ve adil bir biçimde temin etmeye çalıştıklarını vurgulayarak, "Durduğumuz yerden, baktığımız yerden ana felsefemiz şu, bütün çocuklar özeldir. Bütün çocuklar, ayrım gözetmeksizin hepsinin aynı eğitim hakkına erişim hakkı vardır ve bunu temin etmemiz gerekir. Bugün de burada özel çocuklarımız için hazırlanmış bir kampüste; hem eğitim hem de mesleki eğitim anlamında onlara katkı sunacak güzel bir kampüsün açılışını yapıyoruz. Bunu sağlayan, bu ortamı oluşturan herkese teşekkür ederim. Tesisimizin, okullarımızın, eğitim ortamımızın hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum" şeklinde konuştu.
Başhekim Yardımcısı Yeler’den kolon ve mide kanserine karşı tarama çağrısı
24 Mart 2026 Salı - 10:13 Başhekim Yardımcısı Yeler’den kolon ve mide kanserine karşı tarama çağrısı Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Ayvaz Yeler, kolorektal kanserlerinin erken tanı ile kolaylıkla tedavi edilebildiğini belirterek; aile öyküsü olanların 40, olmayanların ise 45 yaşından itibaren mutlaka rutin tarama programlarına dahil olması gerektiğini söyledi. 1-31 Mart Ulusal Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı çerçevesinde dünya genelinde ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olan kolorektal kanserlerine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla mart ayı boyunca çeşitli bilgilendirme faaliyetleri yürütülüyor. Uzmanlar, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olan kalın bağırsak kanserine karşı tarama programlarının önemine dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, kolorektal hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık görülen ilk üç kanser türü arasında yer alıyor. "Kolorektal kanserle alakalı tarama programları mevcuttur" Konuya ilişkin konuşan Başhekim Yardımcısı İç Hastalıkları Uzmanı Uzman Dr. Ayvaz Yeler, kolorektal kanserlerin gastrointestinal sistem (GİS) kanserlerinin en sık görülen türlerinden biri olduğunu belirtti. Tarama programına giren kanserlerin toplumda sık görülen ve erken tanı alması gereken gruplar olduğunu ifade eden Dr. Yeler, "Bunlar, erken tanı aldıklarında çok rahat ve kolaylıkla tedavi edilebilen kanserlerdir. Korkulacak ya da çekinilecek kanser grupları değildir. Bu yüzden hem dünyada hem de ülkemizde kolorektal kanserle alakalı tarama programları mevcuttur. Tanı ve erken tanı merkezleri yaygınlaşmış olup gayet uygun bir şekilde hizmet vermektedir. Vatandaşlarımızın belli yaş gruplarında, özellikle ailede kanser öyküsü olan risk gruplarındaki bireylerin mutlaka aile sağlığı merkezlerine ve hastanelere başvurarak taramalarını yaptırmalarını öneriyoruz. Bu taramalar hangileri oluyor ve özellikle kaç yaşında başlıyor? Aile öyküsü varsa, vatandaşlarımıza 40 yaşından sonra mutlaka kolon ve rektum kanserleri açısından tarama öneriyoruz. Aile öyküsü yoksa, 45 yaşından sonra mutlaka kolorektal kanser taraması öneriliyor" dedi. "Erken tanı hayat kurtarır" Kolorektal kanserler için tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarama programları ve tanı merkezleri yeterli seviyede olduğunu dile getiren Yeler, "Yeter ki siz bu konuda aile sağlığı merkezlerine başvurun. Kolorektal kanserler için ‘gaitada gizli kan’ testi, aile sağlığı merkezlerinde Sağlık Bakanlığımız tarafından rutin tarama programı içerisindedir. Bunu mutlaka geciktirmeden ve aksatmadan yapmamız gerekiyor. Tekrar söyleyeyim; kolorektal kanser taramasının temelinde gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi mevcuttur. Birinci derece akrabalarında kolon veya rektum kanseri olanlarda 40 yaşından sonra, olmayanlarda ise 45 yaşından sonra mutlaka bu tarama programlarına dahil olunmalıdır. 40 ile 50 yaş arasında, hastalarımıza mutlaka bir kez olmak üzere kolonoskopi öneriyoruz" diye konuştu. "Van Gölü Havzası’nda mide kanseri riski göz önünde bulundurulmalı" Bölgesel risk faktörlerine de dikkat çeken Yeler, "Van Gölü Havzası olarak mide kanserini çok yaygın gördüğümüz bir bölge olduğumuz için ve mide kanserinde de yine gaitada gizli kan pozitifliği tespit edilebildiği için; hem kolorektal hem de mide kanserleri adına gaitada gizli kan taramalarını mutlaka düzenli yapalım. Sonuç pozitif gelince iç hastalıkları veya gastroenteroloji uzmanımıza mutlaka başvuralım. Endemik kanser bölgelerinde yaşayanlarda veya aile öyküsü olanlarda; semptomunuz ya da şikayetiniz olmasa bile 40-50 yaş arasında mutlaka bir kez kolonoskopi yaptırmanızı öneriyoruz" şeklinde konuştu.
Muradiye Şelalesi her mevsim ayrı bir güzel
24 Mart 2026 Salı - 09:50 Muradiye Şelalesi her mevsim ayrı bir güzel Van’ın gözde turizm noktalarından Muradiye Şelalesi, her mevsim sunduğu eşsiz manzarasıyla ziyaretçilerini büyülemeye devam ediyor. Baharın gelişiyle birlikte debisi şelale, bayram tatilinde de yerli ve çevre illerden gelen vatandaşların akınına uğradı. Her mevsim büründüğü farklı güzelliklerle ziyaretçilerini büyüleyen Muradiye Şelalesi, Ramazan Bayramı tatilini fırsat bilen vatandaşların akınına uğradı. Görkemli görüntüsü ve huzur veren sesiyle bölgenin en önemli turizm merkezlerinden biri olan şelale, bayram süresince binlerce yerli ve yabancı turisti ağırladı. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinde seyretmesini fırsat bilen vatandaşlar, bayram ziyaretlerinin ardından soluğu Muradiye Şelalesi’nde aldı. Yaklaşık 18 metre yükseklikten dökülen suyun oluşturduğu eşsiz manzara karşısında fotoğraf çektiren ziyaretçiler, asma köprü üzerinde yürüyüş yaparak doğanın tadını çıkardı. "Her mevsim ayrı bir güzel" Şelaleyi ziyaret eden turistler, bölgenin her mevsim farklı bir ruhu olduğunu dile getirdi. Kışın donmuş sarkıtlarıyla, baharda ise gürül gürül akan suyuyla dikkat çeken bölge için ziyaretçiler; "Bayram tatilini değerlendirmek için geldik. Muradiye Şelalesi her gelişimde bizi farklı bir manzarayla karşılıyor. Burası Van’ın adeta nefes alan akciğerleri gibi ifadelerini kullandı.
Van Gölü Havzası’nın doğusundaki yağış bolluğu tarımı ve inci kefali göçünü olumlu etkileyecek
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:35 Van Gölü Havzası’nın doğusundaki yağış bolluğu tarımı ve inci kefali göçünü olumlu etkileyecek Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, 2026 yılı yağışlarının havzanın su deposu konumundaki doğu bölgesinde yoğunlaştığını, bu durumun hem tarımı hem de inci kefali göçünü olumlu etkileyerek bölge ekonomisine katkı sağlayacağını söyledi. Dünyanın en büyük sodalı gölü olan Van Gölü’nü besleyen kaynakların büyük bir kısmının bulunduğu doğu bölgesi, son dönemde gerçekleşen yağışlarla birlikte stratejik bir kazanım elde etti. Kapalı havza olması nedeniyle suyun her damlasının hayati önem taşıdığı bölgede, yağış rejiminin özellikle tarımsal ve ekolojik merkezlere yoğunlaşması, 2026 yılı için su krizi beklentilerini tersine çevirdi. İHA muhabirine konuşan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Faruk Alaeddinoğlu, Van Gölü’nün kapalı bir havza olması nedeniyle stratejik açıdan büyük bir öneme sahip olduğunu belirtti. Kapalı havzaların dışarıdan su alması teknik olarak çok zor ve maliyetli olmasından dolayı havzaya düşen yağışın yönetilmesinin kritik bir konu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Alaeddinoğlu, "Havza, doğuya doğru genişleyen, batıya doğru ise daralan yaklaşık bir üçgen biçimindedir. Havzanın toplam su ihtiyacının önemli bir kısmı doğu bölgesinden karşılanmaktadır. 2025 yılının sonunda başlayıp 2026 yılı boyunca devam eden yağışların büyük bir bölümünün doğu kesiminde gerçekleşmesi bu açıdan oldukça değerlidir. Bu yağışlar birçok noktada kritik rol oynamaktadır" dedi. "Yağışlar su ihtiyacını büyük oranda karşılayacaktır" Su kaynaklarının merkez üssü olan doğudaki bu bolluğun kırsaldan göçü engelleyeceğini dile getiren Alaeddinoğlu, "Son yıllarda kırsal bölgelerdeki en temel sorun, insanların köylerini terk etmesidir. Bu göçün arkasındaki ekonomik sorunların temelinde ise büyük ölçüde su sıkıntısı yatmaktadır. Kırsalda yaşayan halkın temel geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır. Yaz aylarında ihtiyaç duyulan su karşılanamadığı için ürünler tarlada kalmakta ve hayvanlar sulanamamaktadır. Bu durum, insanların kırsaldan göç etmesine neden olmaktadır. 2026 yılında düşen yağışlar, tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların su ihtiyacını büyük oranda karşılayacaktır" diye konuştu. "İnci kefali açısından da pozitif bir gelişmedir" Yağışların inci kefali popülasyonu için de kritik olduğuna dikkat çeken Alaeddinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yağışların doğu bölgesinde yoğunlaşmasının bir diğer olumlu sonucu ise gölü besleyen akarsuların önemli bir kısmının bu bölgede yer almasıdır. Bu durum, bölge ekonomisi için hayati önem taşıyan inci kefali açısından da pozitif bir gelişmedir. Düşen yağışların erimesi ve yeraltı sularının akarsuları beslemesiyle, bahar aylarında balıkların akarsuların yukarı çığırlarına yapacağı göç olumlu etkilenecektir. Barajlar büyük ölçüde dolacağı için su tutulmayacak ve gerekli akış sağlanacaktır. Bu durum, balıkların üreme dönemini ve göç sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamasına yardımcı olacaktır. Bu yıl balıkçılık ve üreme açısından pozitif bir yıl olarak değerlendirilebilir. Havzaya düşen kar veya yağmur; yağışın şekli ne olursa olsun bölge ekonomisine muazzam katkı sunacaktır. Bu bereket, bölgenin sürdürülebilir bir şekilde kalkınmasını ve geleceğe daha umutla bakılmasını sağlayacaktır. Uzun yıllara dayanan verilere göre; Mart, Nisan ve Mayıs aylarında da yağışların nispeten devam edeceğini gösterdiğini söyleyen Alaeddinoğlu, "Geçmişteki ekstremler yaşanır mı bilinmez ancak mevcut veriler ışığında, önümüzdeki birkaç ayın da yağışlı geçmesiyle birlikte 2026 yılında büyük çaplı bir su sorunu yaşanmayacağı öngörülmektedir" şeklinde konuştu.