Yerel Haberler
Van
28 Şubat 2026 Cumartesi - 14:40 Kapıköy Gümrük Kapısı’nda sessizlik Van’ın Saray ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin İran’a açılan sınır kapılarından biri olan Kapıköy Gümrük Kapısı’nda geçişler normal seyrinde devam ediyor. İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede tansiyon yükselirken, gözler Türkiye-İran sınırına çevrildi. Muhtemel bir hareketlilik ihtimali nedeniyle Van’ın Saray ilçesinde bulunan ve Türkiye’nin İran’a açılan sınır kapılarından biri olan Kapıköy Gümrük Kapısı’ndaki durum merak konusu oldu. Sınır kapısında yapılan gözlemlerde ise herhangi bir yoğunluk yaşanmadığı görüldü. Giriş ve çıkışlarda sakinlik hakim olurken, araç ve yolcu trafiğinin olağan seyrinde devam ettiği belirtildi. Kapıdan hem Türkiye’ye girişlerin hem de İran’a çıkışların rutin şekilde sürdüğü görüldü. Ziyaretçiler programlarını yarıda bıraktı İran’da bir organizasyon için bulunan Fikret Hakan Öngür, yaşanan olaylar nedeniyle planlarını tamamlayamadan Türkiye’ye dönmek zorunda kaldıklarını belirtti. Öngür, konakladıkları otelin yakınında şiddetli bir patlamaya tanıklık ettiklerini ve bölgedeki durumun endişe verici olduğunu ifade etti. Tahran, İsfahan ve Tebriz’e yönelik saldırıların gerçekleştiğini dile getiren İran vatandaşı Nasır Selim ise saldırıların hedefi ve nedenleri hakkında net bir bilgiye ulaşılamadığını belirtti. Selim, bölgedeki ekonomik şartların birçok vatandaşın güvenli bölgelere geçişini zorlaştırdığını söyledi. "Korkumuz yok, ülkemizden ayrılmıyoruz" Tebriz şehrinde yaşayan Mehin Karahan, bölgedeki gerilime rağmen ülkelerini terk etmediklerini ve durumun zorluğuna rağmen dayanışma içinde olduklarını ifade etti. Karahan, çatışma atmosferine rağmen kimseden korkuları olmadığını ve gerekirse kendilerinin de ülkeleri için savaşacağını dile getirdi.
Plastik karşısında direnen meslek: Van’ın son çömlek ustası
28 Kasım 2025 Cuma - 08:42 Plastik karşısında direnen meslek: Van’ın son çömlek ustası Van’da, Kültür ve Turizm Bakanlığı Çömlek Sanatçısı Osman Eşme, yaklaşık 3 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip olan ve Urartulardan günümüze uzanan geleneksel çömlekçilik sanatını ayakta tutmak için yıllardır tek başına direniyor. Mesleği babasından öğrenen ve Tuşba ilçesine bağlı Bardakçı Mahallesi’ndeki atölyesinde yıllarca çalışmalarını sürdüren Eşme, artık sanatını kentin yeni cazibe merkezi olan Bedesten Çarşısı’ndaki yeni yerinde tanıtıyor. Bardakçı Mahallesi’nde yüzyıllardır devam eden çömlekçilik geleneği, 1976 yılında plastik kullanımının yaygınlaşmasıyla büyük ölçüde terk edilmiş, ustaların meslekten uzaklaşması nedeniyle üretim durma noktasına gelmişti. Günümüzde Van’da bu kültürel mirası sürdüren tek usta olan Osman Eşme, mesleğini yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak azmiyle yeni atölyesinde çalışmalarını azimle sürdürüyor. "Günümüzde hak ettiği değeri görmüyor" İHA muhabirine konuşan çömlek sanatçısı Osman Eşme, uzun süredir tek usta olarak geleneği yaşatmanın çabasını verdiği belirtti. Yaşadıkları mahallede plastik kullanımının yaygınlaşmasıyla mesleğin 1976 yılından itibaren büyük ölçüde terk edildiğini anlatan Eşme, "O dönem köyümüzdeki ustalar bu işi bırakmaya başladı. Ben ise 1977 doğumluyum ve bu sanatı rahmetli babamdan öğrendim. 2003 yılında işi tamamen devraldım ve günümüze kadar da sürdürdüm. Eğer ben sahip çıkmasaydım, bu sanat tamamen yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Yaptığımız işin kökeni Urartulara dayanıyor. Üniversitelerde hobi amaçlı benzer çalışmalar yapılsa da bizim yaptığımız geleneksel yöntemin birebir devamıdır. Ayaklı torna, eski fırınlar, atölye düzeni hâlâ eski usulle çalışıyor. Ancak ne yazık ki günümüzde hak ettiği değeri görmüyor. Mesleğimize ilgi azaldı ve desteğe ihtiyacımız var" dedi. "Doğal ürünlere yöneliş olmasını istiyoruz" Yerli vatandaşa göre yabancı turistlerin çömleklere daha çok ilgi duyduğunu dile getiren Eşme, "Van’ın yerel küplerini, peynir küplerini ben yapıyorum. Ancak eskiye göre peynir küplerine olan rağbet de düşmüş durumda. Bunun en büyük sebebi ise plastik sektörünün yaygınlaşması. Plastik ucuz ve kırılmaz olduğu için birçok usta mesleği terk etti. Fakat sağlık açısından baktığınızda bizim ürettiğimiz doğal ürünler plastikten çok daha sağlıklıdır. Eskiden bu kadar hastalık yoktu. Plastik biliyorsunuz, kanserojen maddeler içeriyor. Bu yüzden tekrar doğal ürünlere yöneliş olmasını istiyoruz" diye konuştu. Mesleğin geleceği için yeni adımlar attığını ve bunun için de büyük oğlunu çömlekçiliğe hazırladığı söyleyen Eşme, "Elimizden geldiğince bu sanatı yaşatmaya çalışacağız. Bu sanatın yok olup gitmesini istemiyorum" şeklinde konuştu.
Muradiye’de buzağı ölümlerini azaltmaya yönelik eğitim seferberliği
27 Kasım 2025 Perşembe - 16:27 Muradiye’de buzağı ölümlerini azaltmaya yönelik eğitim seferberliği Tarım ve Orman Bakanlığının ülke genelinde başlattığı "Buzağı Ölümlerinin Azaltılması ve Döl Verimliliğinin Artırılması" eğitim seferberliği, Muradiye’de yoğun katılımla devam ediyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veteriner hekimleri, kırsal mahallelerde üreticilerle buluşarak hayvan sağlığına yönelik önemli bilgiler paylaştı. İlçenin Yalındüz, Kuşçu ve Sürüyolu mahallelerinde gerçekleştirilen eğitimlerde veteriner hekimler Ertuğrul Argadal, Damla Terzi Dinç, Kayahan Merter ve Elif Öykü Kılıç, yetiştiricilere buzağı bakım beslenmesinden doğum süreçlerinin yönetimine, hastalıkların erken fark edilmesinden döl verimliliğini artıran uygulamalara kadar geniş bir yelpazede bilgi aktardı. Eğitimlerin bir kısmı ahırlarda uygulamalı olarak yapılırken, bir kısmı da toplu bilgilendirme toplantıları şeklinde düzenlendi. Eğitim çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Veteriner Hekim Elif Öykü Kılıç, üreticilere her zaman açık olduklarını vurgulayarak, "Bu eğitimler gerek ahırlarında uygulamalı olarak gerekse de toplu alanlarda vatandaşlarımıza verilmektedir. Bu konuyla alakalı veya farklı hayvan sağlığı ile ilgili istediğiniz zaman Muradiye İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü veterinerlerimizden bilgi alabilirsiniz. Sizlerin sorularına memnuniyetle cevap vereceğiz" dedi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, bölgedeki hayvancılığın güçlendirilmesi ve kayıpların en aza indirilmesi amacıyla eğitimlerin önümüzdeki günlerde de farklı mahallelerde sürdürüleceğini bildirdi.
Vanlı anne: "Artık evlatlarımızı değil, silahları gömsünler"
27 Kasım 2025 Perşembe - 15:49 Vanlı anne: "Artık evlatlarımızı değil, silahları gömsünler" Terör örgütü PKK tarafından evladı dağa kaçırılan Vanlı anne Nazlı Sancar, sürecin olumlu seyretmesini temenni ederek, "Artık evlatlarımızı değil, silahları gömsünler" dedi. Van’da çocuklarına kavuşmak isteyen ailelerin, DEM Parti il binası önünde başlattığı oturma eylemi devam ediyor. Eylemlerinin 113’üncü haftasında bir araya gelen 35 aile, ellerindeki dövizlerle DEM Parti İl Başkanlığı önüne kadar yürüdü. Dualarla yürüyen aileler, tek amaçlarının evlatlarına kavuşmak olduğunu belirtti. Aileler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin attığı adımlar için desteklerini bu hafta da yeniledi. "Bütün anne ve babalar olarak 400’e yakın çocuğumuzu bekliyoruz" Eyleme kızı Şeyma için katılan Nazlı Sancar, yıllardır evlat mücadelesi verdiklerini belirtti. Dört gözle evlatlarını beklediklerini ifade eden Sancar, "Allah’ın izniyle biz evlatlarımıza kavuşacağız. Artık anneler ağlamasın, silahlar sussun. Artık evlatlarımızı değil, silahları gömsünler. Yeter diyoruz artık. Şehitler gelmesin bu ülkeye. Evlatlarımız geri dönsün. Bu süreç başladı. Biz bütün anne ve babalar olarak 400’e yakın çocuğumuzu bekliyoruz. Allah’ın izniyle, devletimizin gücüyle hepimiz evlatlarımıza kavuşacağız. Burada şu an bayram havası yaşıyoruz. 400 aile de bu süreci bekliyor. İnşallah. Bu sürece kim vesile olmuşsa Allah onlardan bin defa razı olsun. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye çok teşekkür ediyoruz. Bu süreç başladığı günden beri hepimiz sevinçliyiz. Allah’ın izniyle emeğimiz boşa gitmeyecek. Artık terörsüz bir Türkiye istiyoruz. Herkes huzura kavuşsun, rahat yaşasın. Artık bu ülkeye şehit gelmesin" diye konuştu. Oğlu Yetiş Mert için eyleme katılan Saliha Mert ise 2005 yılında dağa kaçırılan oğlunu beklediğini dile getirerek, "Sevinç ve hüzünle karışık duygularla çocuklarımızı bekliyoruz. Bir süreç var. İnşallah bu süreç güzel bir şekilde sonuçlanır. Biz anneler olarak umutluyuz. İnşallah en kısa zamanda evlatlarımıza kavuşuruz" şeklinde konuştu.
Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:55 Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor Irak’ın Erbil kentinde hat sanatçılığı yapan 40 yaşındaki Muhammed Necat, Van’ın Erciş ilçesindeki Hıfzı Efendi Camii duvarlarını hat sanatı ile donattı. Osmanlı başta olmak üzere birçok İslam ülkesinin cami duvarlarını süsleyen hat sanatı, Iraklı hattat Muhammed Necat’ın elinde hayat bulmaya devam ediyor. Asıl adı Şeyh Musa Azmi olan ünlü hattat Hamid Aytaç’ın çırağı olan babasından sanatı öğrenen Iraklı hattat, ülkesinde 50’den fazla caminin duvarlarını hat sanatı ile süsledi. Türkiye’de ilk defa Van’ın Erciş ilçesinde sanatını icra eden Hattat Necat, ilçede Hıfzı Efendi Camii’nin duvarlarını hat sanatı ile donattı. Kur’an-ı kerimden çeşitli ayetleri cami duvarlarına aşkla işleyen Muhammed Necat, "40 yaşındayım. Babamdan bu işi öğrendim. Yaklaşık 14-15 yaşından beri bu işiyle uğraşıyorum. Babam 1978’de Hamid Aytaç’ın yanına gelmiş. İcazeti ondan almış. Ben de babamdan bu mesleği aldım, öğrendim. Küçüklükten beri bu cami işleriyle uğraşıyoruz. Allah’a şükürler olsun Erbil’de, Süleymaniye’de, Duhok’ta, Bağdat’ta bir çok cami yazdık. Ama ilk defa Türkiye’ye geliyorum. Yaklaşık 9-8 tane ayet burada yazıyorum. Erciş halkını çok sevdim. Ümit ederim ki Türkiye’nin diğer şehirlerinde de böyle eserler bırakmak istiyorum. Allah nasip ederse çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 14:44 Osmanlı mirası hat sanatı Iraklı hattatın elinde hayat buluyor Irak’ın Erbil kentinde hat sanatçılığı yapan 40 yaşındaki Muhammed Necat, 15 yaşında başladığı hat sanatına devam ediyor. Osmanlı başta olmak üzere birçok İslam ülkesinin cami duvarlarını süsleyen hat sanatı, Iraklı hattat Muhammed Necat’ın elinde hayat bulmaya devam ediyor. Asıl adı Şeyh Musa Azmi olan ünlü hattat Hamid Aytaç’ın çırağı olan babasından sanatı öğrenen Iraklı hattat, ülkesinde 50’den fazla caminin duvarlarını hat sanatı ile süsledi. Türkiye’de ilk defa Van’ın Erciş ilçesinde sanatını icra eden Hattat Necat, ilçede Hıfzı Efendi Camii’nin duvarlarını hat sanatı ile donattı. Kur’an-ı kerimden çeşitli ayetleri cami duvarlarına aşkla işleyen Necat, amacının Türkiye’de özellikle de İstanbul camilerinde sanatını icra ettiğini ifade eden Muhammed Necat, "40 yaşındayım. Babamdan bu işi öğrendim. Yaklaşık 14-15 yaşından beri bu işiyle uğraşıyorum. Babam 1978’de Hamid Aytaç’ın yanına gelmiş. İcazeti ondan almış. Ben de babamdan bu mesleği aldım, öğrendim. Küçükten beri bu cami işleriyle uğraşıyoruz. Allah’a şükürler olsun biz çok cami yazdık. Erbil’de, Süleymaniye’de, Duhok’ta, Bağdat’ta. Ama ilk defa Türkiye’ye geliyorum. Yaklaşık 9-8 tane ayet burada yazıyorum. Erciş, burayı çok sevdim, Erciş halkını çok sevdim. Ümit ederim ki inşallah Türkiye’nin diğer şehirlerinde de böyle eseri bırakmak istiyorum. Allah nasip ederse çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Van’da kritik şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:55 Van’da kritik şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı (glomus) tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesindeki hayati yapılar nedeniyle en riskli operasyonlar arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, tecrübe gerektirdiği için Türkiye’de sınırlı sayıda hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği deneyimle hem bölgeden hem de farklı illerden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Meslek hayatının ilk yıllarında şah damarı tümörüne neredeyse hiç rastlamadığını belirten Prof. Dr. Halil Başel, Van’a geldikten sonra bu tümörlerin bölgede daha yaygın olduğunu fark ettiklerini söyledi. Başel son olarak Bursa’dan gelen 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım ile Manisa’dan gelen 45 yaşındaki Gülnur Atalay’ın da şah damarı tümörü nedeniyle kendisine başvurduğunu ve ameliyatlarının başarılı geçtiğini dile getirdi. "İlk ameliyatımda stresten iki gün uyuyamadım" İlk ameliyat dönemlerinde yaşadıkları zorlukları ve bugün ulaşılan tecrübeyi anlatan Prof. Dr. Başel, "İlk kez Van’a geldiğimde bu hastalığın bu kadar yaygın olduğunu fark ettim. O dönemde yaptığımız ilk glomus tümörü ameliyatında inanın stresten iki gün uyuyamadım. Çünkü gerçekten çok zor ve stresli bir ameliyattı. Ama şu anda çok sayıda vaka yaptığımız için en büyük ve en komplike tümörleri bile rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Hasta yakınlarına da bilgi veriyorum; ameliyatlarımız genellikle yarım saat ile en fazla bir saat arasında sürüyor" dedi. "En küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir" Yıllar içinde yoğun vaka deneyimi kazandıklarını ve artık en komplike şah damarı tümörlerini dahi güvenle ameliyat ettiklerini dile getiren Başel, "Boyun bölgesi vücudun en karmaşık alanlarından biridir. Kalbe giden sinir, 12 kranial sinir, yemek borusu, soluk borusu, beyin damarları ve toplardamarlar, hepsi bu bölgededir. Dolayısıyla en küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir. Bu yüzden hekimler mümkün olduğunca bu bölgeye müdahale etmek istemez. Türkiye genelinde bu ameliyatı yapanların sayısı azdır. Ayda yılda bir gelen bir vakaya müdahale etmek tecrübesizlik anlamına gelir ve bu da hasta açısından risk demektir. Dolayısıyla birçok hekim bu bölgeye dokunmak istemez. Bu ameliyatların bizi bu kadar strese sokmasının nedeni de bölgenin zorluğu ve hayati önemi. Biz kalbin en komplike ameliyatlarını yapıyoruz. Normalde en zor ameliyat kalp ameliyatıdır. Fakat buna rağmen boyun bölgesi ameliyatları bize daha zor geliyor; çünkü boyun gerçekten çok kritik bir bölgedir" diye konuştu. "İyileşme süreci oldukça hızlı ve kolay oldu" Geldiği Bursa ilinde hastalığa 3 aylık bir süreç sonrası teşhis konulduğunu dile getiren 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım isimli hasta ise "Ameliyatın riskli olduğu ve doktorların bu konuda çok tecrübeli olmadığı söylendi. Ben de internetten araştırma yaparken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’i buldum. Hastalarının yorumları çok olumluydu. Bu sayede tedavi olmaya karar verdik. Ameliyat çok başarılı geçti. Şu an gayet iyiyim; istediğim zaman dışarı çıkabiliyor, gezip gelebiliyorum. İyileşme süreci de oldukça hızlı ve kolay oldu. Yani hiç yıpratıcı bir süreç yaşamadım" şeklinde konuştu. Eşinin internet üzerinden yaptığı araştırma sonucu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e denk geldiğini ifade eden Gülnur Atalay isimli hastanın eşi Meriç Atalay da doktorun şu an yaptığı ameliyat sayısının kendilerine güven verdiğini kaydetti.
Van’da zorlu şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor
27 Kasım 2025 Perşembe - 10:50 Van’da zorlu şah damarı tümörü ameliyatları başarıyla yapılıyor Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, zorlu ve hayati risk taşıyan şah damarı (glomus) tümörü ameliyatlarında edindiği yüksek tecrübe sayesinde Türkiye’nin farklı illerinden gelen hastaları başarıyla tedavi ediyor. Boyun bölgesindeki hayati yapılar nedeniyle en riskli operasyonlar arasında gösterilen şah damarı tümörü ameliyatları, tecrübe gerektirdiği için Türkiye’de sınırlı sayıda hekim tarafından uygulanabiliyor. Lokman Hekim Van Hastanesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel ise yıllar içinde edindiği deneyimle hem bölgeden hem de farklı illerden gelen hastaların tercih ettiği isimlerden biri hâline geldi. Meslek hayatının ilk yıllarında şah damarı tümörüne neredeyse hiç rastlamadığını belirten Prof. Dr. Halil Başel, Van’a geldikten sonra bu tümörlerin bölgede daha yaygın olduğunu fark ettiklerini söyledi. Başel son olarak Bursa’dan gelen 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım ile Manisa’dan gelen 45 yaşındaki Gülnur Atalay’ın da şah damarı tümörü nedeniyle kendisine başvurduğunu ve ameliyatlarının başarılı geçtiğini dile getirdi. "İlk ameliyatımda stresten iki gün uyuyamadım" İlk ameliyat dönemlerinde yaşadıkları zorlukları ve bugün ulaşılan tecrübeyi anlatan Prof. Dr. Başel, "İlk kez Van’a geldiğimde bu hastalığın bu kadar yaygın olduğunu fark ettim. O dönemde yaptığımız ilk glomus tümörü ameliyatında inanın stresten iki gün uyuyamadım. Çünkü gerçekten çok zor ve stresli bir ameliyattı. Ama şu anda çok sayıda vaka yaptığımız için en büyük ve en komplike tümörleri bile rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Hasta yakınlarına da bilgi veriyorum; ameliyatlarımız genellikle yarım saat ile en fazla bir saat arasında sürüyor" dedi. "En küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir" Yıllar içinde yoğun vaka deneyimi kazandıklarını ve artık en komplike şah damarı tümörlerini dahi güvenle ameliyat ettiklerini dile getiren Başel, "Boyun bölgesi vücudun en karmaşık alanlarından biridir. Kalbe giden sinir, 12 kranial sinir, yemek borusu, soluk borusu, beyin damarları ve toplardamarlar, hepsi bu bölgededir. Dolayısıyla en küçük bir hata bile hayati risk oluşturabilir. Bu yüzden hekimler mümkün olduğunca bu bölgeye müdahale etmek istemez. Türkiye genelinde bu ameliyatı yapanların sayısı azdır. Ayda yılda bir gelen bir vakaya müdahale etmek tecrübesizlik anlamına gelir ve bu da hasta açısından risk demektir. Dolayısıyla birçok hekim bu bölgeye dokunmak istemez. Bu ameliyatların bizi bu kadar strese sokmasının nedeni de bölgenin zorluğu ve hayati önemi. Biz kalbin en komplike ameliyatlarını yapıyoruz. Normalde en zor ameliyat kalp ameliyatıdır. Fakat buna rağmen boyun bölgesi ameliyatları bize daha zor geliyor; çünkü boyun gerçekten çok kritik bir bölgedir" diye konuştu. "İyileşme süreci oldukça hızlı ve kolay oldu" Geldiği Bursa ilinde hastalığa 3 aylık bir süreç sonrası teşhis konulduğunu dile getiren 28 yaşındaki Ömer Faruk Yıldırım isimli hasta ise "Ameliyatın riskli olduğu ve doktorların bu konuda çok tecrübeli olmadığı söylendi. Ben de internetten araştırma yaparken Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’i buldum. Hastalarının yorumları çok olumluydu. Bu sayede tedavi olmaya karar verdik. Ameliyat çok başarılı geçti. Şu an gayet iyiyim; istediğim zaman dışarı çıkabiliyor, gezip gelebiliyorum. İyileşme süreci de oldukça hızlı ve kolay oldu. Yani hiç yıpratıcı bir süreç yaşamadım" şeklinde konuştu. Eşinin internet üzerinden yaptığı araştırma sonucu Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel’e denk geldiğini ifade eden Gülnur Atalay isimli hastanın eşi Meriç Atalay da doktorun şu an yaptığı ameliyat sayısının kendilerine güven verdiğini kaydetti. (YLM-MSA-Y)