Yerel Haberler
YEREL HABERLER
12 Nisan 2026 Pazar - 05:06 Erzincan’da hava soğudu, yüksek kesimlere kar yağdı Erzincan’da hava sıcaklıklarının düşmesiyle kent merkezinde yağmur, Refahiye ilçesinde ise kar yağışı etkili oldu. Kent merkezinde aralıklı yağmur görülürken, yüksek rakımlı bölgelerde kar yağışı etkisini sürdürdü. Nisan ayında bahar havasının beklendiği kentte, Refahiye’ye bağlı köyler kar yağışıyla beyaza büründü. Kar yağışı ve yer yer etkili olan sis nedeniyle bazı köy yollarında ulaşımda aksamalar yaşandı. Refahiye’nin Orçul bölgesine bağlı Kamberağa köyünde yaşayan Baki Kaya, sabah saatlerinde kar sürpriziyle karşılaştıklarını belirterek, "Hayvanlarımızı otlatmaya çıkaracaktık ancak kar yağışı nedeniyle çıkaramadık." dedi. Vatandaşlar, bahar havası beklerken güne kar yağışıyla uyandıklarını ifade etti. Meteoroloji yetkililerinden alınan bilgiye göre, bölge genelinde havanın çok bulutlu, Erzurum ve Ardahan çevrelerinde aralıklı karla karışık yağmur ve kar yağışlı geçmesi bekleniyor. Yağışların yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altında seyretmesi öngörülürken, rüzgarın güneyli yönlerden hafif ve orta kuvvette, akşam saatlerinden itibaren yer yer kuvvetli (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Yetkililer, gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don olayına karşı dikkatli olunması gerektiğini bildirirken, yüksek kesimlerde çığ tehlikesi bulunduğu uyarısında bulundu. Ayrıca bölgede zirai don riskinin sürdüğü belirtilerek, üreticilerin tedbirli olması istendi. Öte yandan, akşam saatlerinden itibaren Erzurum ve Ardahan çevrelerinde kuvvetli karla karışık yağmur ve kar yağışının etkili olmasının beklendiği, yüksek kesimlerde yer yer yoğun kar görülebileceği kaydedildi.
DSO Başkanı Kasapoğlu sanayisizleşme tehlikesine karşı uyardı
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:25 DSO Başkanı Kasapoğlu sanayisizleşme tehlikesine karşı uyardı Denizli Sanayi Odası (DSO) Nisan ayı meclis toplantısında konuşan Başkan Selim Kasapoğlu, sanayinin milli gelir içindeki payının gerilemesine ve istihdam kayıplarına dikkat çekerek "sanayisizleşme" tehlikesine karşı uyarıda bulunurken; toplantıya katılan Nihat Zeybekci, 2026 yılı itibarıyla finansmana erişimde rahatlama ve ekonomide dengelenme beklediklerini söyledi. Denizli Sanayi Odasının (DSO) Nisan ayı olağan toplantısı DSO Hizmet Binası Müjdat Keçeci Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Okan Konyalıoğlu’nun başkanlık ettiği, Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu’nun açılış konuşmasını yaptığı toplantıya önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomi İşleri Başkanı Nihat Zeybekci katıldı. Meclis toplantısında 17 meslek komitesini temsil eden sanayiciler, sektörlerinin sorunlarını ve çözüm önerilerini Zeybekci ile paylaştı. DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, Meclis toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye ve Denizli ekonomisinin mevcut görünümüne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak sanayicilerin öncelikli ihtiyaçlarını paylaştı. Kasapoğlu konuşmasına "Bugün meclisimizde hep birlikte bir fotoğrafa bakacağız. Bu fotoğrafın içinde küresel ekonomi, Türkiye ve en çok da Denizli var. İçinde bulunduğumuz dönemi doğru okumak, riskleri açıkça konuşmak ve birlikte yol haritası çizmek istiyoruz" diyerek başladı. Küresel belirsizliklerin üretim üzerindeki baskısını artırdığını ifade eden Kasapoğlu, sanayide yaşanan istihdam kaybına işaret ederek "Sanayisizleşme artık akademik bir tartışma değil, ekonominin yeni gerçeğidir" dedi. "Sanayici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Denizli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, küresel ve ulusal ekonomik gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede, sanayicinin giderek ağırlaşan bir tabloyla karşı karşıya olduğunu vurguladı. Kasapoğlu, "Küresel atmosferin boğuculuğunu sanayicimiz iliklerine kadar hissediyor. Artan rekabet ortamında üretim yapımızı dönüştürmeye çalışıyoruz ancak bu dönüşüm her geçen gün daha maliyetli ve daha riskli hale geliyor" dedi. Sanayicilerin artan ve zorlaşan rekabet ortamında üretim tarzlarını yeni üretim şekillerine uyarlamaya gayret ettiğini vurgulayan Kasapoğlu, şöyle devam etti: "Ancak bu gayretin her geçen gün daha maliyetli, daha riskli hale geldiğini de hep birlikte yaşıyoruz. Enerji arzına yönelik olumsuz gelişmeler tüm dünyanın ekonomik dengelerini doğrudan etkiliyor. Savaş öncesinde 65-70 dolar civarında seyreden Brent petrolün varil fiyatı bir ayda %50’ye yakın bir artışla 100 dolar seviyesinin üzerine çıkmış durumda. Bu gelişmelerin enflasyonist ortamı besleme endişelerini beraberinde getirdiğini söylemek yanlış olmaz. Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki her yükseliş cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturuyor." Büyüme var ama sanayi zayıflıyor 2025 yılı büyüme verilerini değerlendiren Kasapoğlu, 2025 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 3,6’lık büyüdüğünü hatırlatarak, konunun detaylarında dikkat çekici bir tablo olduğunu belirtti: "İlk bakışta olumlu gibi görünen bu verinin altını kazıdığımızda bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tarım yüzde 8,8 daralıyor, sanayi yüzde 2,9 büyüyor ve manşetin altında kalıyor. Daha da önemlisi, sanayinin milli gelir içindeki payı son birkaç yılda yüzde 26’lardan yüzde 18’lere düşüyor. Sanayide çalışan sayısında azalma var, 174 bin kişi sistemin dışına çıkmış. Açık söylemek lazım: Sanayisizleşme patikası artık akademik bir tartışmanın ötesinde, reel sektörün gündelik gerçeğidir. Sanayi zayıflarsa ekonomi yavaşlamaz, yönünü kaybeder." Sanayicinin en temel ihtiyacının öngörülebilirlik olduğunu ifade eden Kasapoğlu, kur politikası, enflasyonla mücadele ve finansmana erişim konularında kısa vadeli reflekslerin ötesine geçen, uzun erimli ve tutarlı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu ekledi. Kasapoğlu, yüksek faiz ve krediye erişimde yaşanan kısıtların yatırım kararlarını zorlaştırdığını belirterek; ihracat ve yatırım kredilerinin desteklenmesi, kurda istikrar sağlanması ve maliyet unsurlarının rekabetçiliği gözeten bir yapıya kavuşturulmasının önemine işaret etti. "Made in Europe Sanayi Hızlandırma Yasası Denizli için fırsatlar sunabilir" Gümrük Birliği sürecine de değinen Kasapoğlu, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında dezavantajlı konumda kaldığını belirtti. Kasapoğlu "Made in Europe" Sanayi Hızlandırma Yasası tasarısının Denizli açısından fırsatlar sunabileceğini şöyle ifade etti: "Başta çelik olmak üzere, çimento ve beton bağlantılı ürünler, metal işleme, makine, otomotiv yan sanayi gibi sektörlerin daha görünür alanlar olarak öne çıktığını görüyoruz. Sektörler ve ürün grupları açısından muhtemel etkileri erkenden değerlendirmek önem taşıyor. Ticaret Bakanlığımızla koordine bir biçimde gelişmeleri yakından takip edeceğiz." "Yeni başarı hikâyeleri yazmak zorundayız" Denizli sanayisinin potansiyeline dikkat çeken Kasapoğlu, savunma sanayii başta olmak üzere yeni yatırım ve tedarik zinciri alanlarına odaklanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yolu Denizli’ye her düşenin girişimci kasımızı övmesiyle böbürlenmek bizi bir yere taşımıyor. Savunma sanayiinde gerek yatırımcı gerekse tedarik zincirinin bir parçası olarak açmaya çalıştığımız alanlara dört elle sarılmalıyız. TEİ Tedarikçi Buluşmaları kapsamında 27 firmamızı bir araya getirdik. TEİ Yan Sanayi Geliştirme Ekibinin üç günlük program sonundaki gözlemi, Denizli’nin makine imalat altyapısı düşünülenin çok daha üzerinde bir potansiyele sahip olduğuydu. Kablo, mermer işleme, gıda ve makine sektörlerinde önemli hamlelerimiz var. Bilişim, yazılım ve cam sektörlerinde de yüz ağartan önemli işler yapıyoruz. Bu başarıları yukarı taşıyacak, dışarıya anlatacak ve destekleyecek hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışıyoruz" dedi. "Denizli güçlü üretim altyapısıyla öne çıkıyor" Toplantıya konuk olarak katılan önceki dönem Ekonomi Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomi İşleri Başkanı Sayın Nihat Zeybekci, Türkiye’nin zorlu ancak fırsatlarla dolu bir coğrafyada bulunduğunu ifade ederek küresel ekonomide güç dengelerinin değiştiğine ve çok kutuplu bir yapıya geçildiğine dikkat çekti. Artan küresel rekabet ortamında ülkelerin ekonomik ve siyasi stratejilerini yeniden şekillendirdiğini belirtti. Avrupa’daki yeni ticaret ve çevre düzenlemeleri ile Orta Doğu’daki gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerine değinen Zeybekci, ekonomik göstergeler doğrultusunda 2026 yılı itibarıyla daha dengeli bir sürece girilebileceğini, faizlerdeki düşüşle birlikte kredi ve finansmana erişimin kolaylaşmasının beklendiğini ifade etti. "Birlikte hareket etmek zorundayız" Denizli özelinde de değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, şehrin güçlü üretim altyapısı, ihracat kapasitesi ve girişimci yapısıyla Türkiye ekonomisi açısından önemli bir konumda bulunduğunu vurguladı. Zeybekci, Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde Avrupa ile daha dengeli bir ekonomik yapı kurulmasının önemine değinerek hizmetler sektörü ve kamu alımlarında eşit hak sağlanmasının gerekliliğinden bahsetti. Çok yönlü dünya düzeninde Türkiye’nin stratejik rolüne dikkat çeken Zeybekci, Hürmüz Boğazı ve savaş ortamının ekonomiye olumsuz etkileri ve küresel belirsizliklere rağmen bu zorlu süreçte Denizli için birlik ve dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Toplantının sonunda katılımcıların yönelttiği soruları yanıtlayan Zeybekci, artan maliyetler ile sınırlı fiyatlama imkânı arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik mevcut ve planlanan teşvik mekanizmalarının önemli rol oynayacağını ifade etti. 2026 yılı beklentilerine de değinen Zeybekci, özellikle finansmana erişim konusunda sanayiciyi rahatlatacak iyileştirmelerin hayata geçirilmesinin planlandığını belirtti. Mevcut zorlu sürecin aşılmasında en önemli unsurun ise tüm kurumların topyekûn bir anlayışla hareket etmesi olduğunu vurguladı.
Psikolog Kırım: "Zihniniz sizi yanıltıyor olabilir"
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:20 Psikolog Kırım: "Zihniniz sizi yanıltıyor olabilir" Bireylerin çoğu zaman zihinsel senaryolarını gerçekmiş gibi algıladığını belirten Psikolog İrem Naz Kırım, "Düşüncelerimiz her zaman gerçeği yansıtmaz. Zihin, eksik bilgileri tamamlamak için çoğu zaman en olumsuz ihtimali seçer. Oysa istatistiksel olarak baktığımızda korkulan pek çok şeyin gerçekleşmediğini görüyoruz" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi’nden Psikolog İrem Naz Kırım, günlük yaşamda birçok kişinin gerçekleşme ihtimali düşük senaryolar üzerine yoğun kaygı duyduğunu belirterek, zihnin tehditleri olduğundan daha büyük algılama eğiliminde olduğunu söyledi. Günlük hayatta sıkça "Ya kötü bir şey olursa?", "Ya başaramazsam?", "Ya terk edilirsem?" gibi düşüncelerle karşılaşıldığını ifade eden Kırım, bu tür düşüncelerin zamanla gerçeklik algısını etkileyebildiğini dile getirdi. "Zihnimiz tehdidi abartmaya eğilimlidir" Bu durumun insan beyninin evrimsel yapısından kaynaklandığını belirten Psk. Kırım, "Beynimiz, hayatta kalmayı önceliklendiren bir sistemle çalışır. Bu nedenle olması muhtemel tehditleri olduğundan daha büyük ve daha yakın algılama eğilimindedir. Ancak modern yaşamda bu sistem çoğu zaman gereksiz yere alarm verir" ifadelerine yer verdi. Kaygının temelinde belirsizliğe tahammülsüzlüğün yattığını vurgulayan Psk. Kırım, "İnsan zihni, kontrol edemediği durumları tehdit olarak algılayarak senaryolar üretmeye başlar. Bu da kişinin henüz gerçekleşmemiş olaylar için yoğun stres yaşamasına neden olur" diye konuştu. "Zihnimiz bir hikâye anlatıcısıdır" Bireylerin çoğu zaman zihinsel senaryolarını gerçekmiş gibi algıladığını ifade eden Psk. Kırım, "Düşüncelerimiz her zaman gerçeği yansıtmaz. Zihin, eksik bilgileri tamamlamak için çoğu zaman en olumsuz ihtimali seçer. Oysa istatistiksel olarak baktığımızda korkulan pek çok şeyin gerçekleşmediğini görüyoruz" şeklinde konuştu. "Kaygıyla baş etmenin yolları" Kaygı oluşturan düşüncelerle baş edebilmek için bazı yöntemlerin etkili olabileceğini belirten Psk. Kırım, şu önerilerde bulundu: "Düşünceyi sorgulamak, ‘Bu gerçekten olacak mı, yoksa sadece bir ihtimal mi?’ diye kendine sormak önemlidir. Daha önce benzer bir durum yaşanıp yaşanmadığını değerlendirmek ve kanıt aramak da fayda sağlar. Bunun yanı sıra kişinin geleceğe dair senaryolar yerine şimdiki ana odaklanması gerekir. Nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri de bedensel rahatlama sağlayarak kaygıyı azaltabilir." "Korku çoğu zaman bir yanılsamadır" Korkunun işlevine de değinen Kırım, "Korku bizi korumak için vardır ancak kontrolsüz olduğunda yaşam kalitesini düşürür. Zihnimizin ürettiği her senaryo gerçek değildir. Çoğu zaman korktuğumuz şeyler başımıza gelmez ancak bu ihtimaller nedeniyle bugünü kaçırabiliriz" diyerek sözlerini tamamladı.
Adalızade’de tarih yeniden ayağa kalkıyor
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:18 Adalızade’de tarih yeniden ayağa kalkıyor Aydın’ın turizmle özdeşleşen ilçesi Kuşadası, son dönemde düzenlenen kültürel etkinliklerle köklü geçmişini modern çağın sakinleriyle buluşturuyor. Yerel tarih araştırmacısı ve rehber Mahmut Ökçesiz’in rehberliğinde hayata geçirilen "Kültür ve Tarih Gezileri", kentin somut olmayan mirasına ışık tutmak amacıyla ilk durağını Adalızade Mezar Taşları Açık Hava Müzesi olarak belirledi. Katılımcıları 400 yıllık bir zaman tüneline sokan bu etkinlik, ilçenin Türk kimliğini kazandığı ilk dönemlere dair çarpıcı detaylar sunuyor. Mahmut Ökçesiz, müzede sergilenen her bir taşın aslında birer "sessiz belge" olduğunu ifade ederek, bu kalıntıların Kuşadası’nın tarihi tapusu niteliğinde olduğunu belirtti. Taşlar üzerine işlenen her bir motifin, sembolün ve Osmanlıca kitabenin aslında o dönemdeki sosyal yapıyı, inanç dünyasını ve günlük yaşamı özetleyen birer şifre olduğunu dile getiren Ökçesiz, müzenin sadece bir kabristan değil, geçmişten dersler sunan bir "irfan mektebi" olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Dokuz farklı bölümden oluşan müzede gerçekleştirilen yaklaşık üç saatlik kapsamlı turda, 202 farklı mezar taşı üzerinden Türk defin geleneğinin Orta Asya’daki balbal kültüründen Osmanlı’ya uzanan serüveni anlatılıyor. Ziyaretçiler; taşlara nakşedilmiş meslek sembollerini, unutulmaya yüz tutmuş zanaat dallarını ve kentin tarihine yön vermiş önemli şahsiyetlerin hikayelerini bizzat yerinde dinleme fırsatı buluyor. Türkiye’nin bu alandaki tek açık hava müzesi olma özelliğini taşıyan Adalızade’deki geziler, yerel halkta kent bilincini artırmayı ve hemşehrilik bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor. Ökçesiz, Kuşadası’nı sadece deniz ve güneşten ibaret görmeyen tüm tarih meraklılarını, taşların fısıldadığı bu kadim hikâyelere ortak olmaya ve kentin gerçek kimliğini keşfetmeye davet ediyor.
Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:15 Gümüşhane’nin çınarlarından İlyas Aslan’ın 56 yıllık meslek yolculuğu Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana terzilik yapan şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyerek mesleğini sürdürdüğünü belirtti. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki terzi İlyas Aslan, 56 yıldır elinden makasını eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. Aslan, 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemleri anlatan Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini söyledi. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" dedi. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" diye konuştu.
İğne iplikle geçen 56 yıl
08 Nisan 2026 Çarşamba - 09:13 İğne iplikle geçen 56 yıl Gümüşhane’de 1970 yılından bu yana adeta iğne ile kuyu kazarak rızkını çıkaran, şehrin en eski esnaflarından 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, "Dükkanımda öleceğim" diyecek kadar mesleğine aşık. Gümüşhane’nin sosyal ve ticari hayatının en canlı tanıklarından biri olan 75 yaşındaki Terzi İlyas Aslan, tam 56 yıldır elinden makasını, önünden dikiş makinesini eksik etmiyor. Şehrin en eski esnaflarından birisi olan Aslan, 1950 yılında başladığı yaşam yolculuğunun son 56 yılını kumaşlara şekil vererek geçirdi. Erzincan’dan Gümüşhane’ye uzanan zanaat köprüsü Meslek hayatına dayısının oğlu Kamil Bey’in yanında, Erzincan’ın Çayırlı ilçesinde çırak olarak başlayan İlyas Aslan, iki yıllık eğitimin ardından vatani görevini tamamladı. Askerlik dönüşü Gümüşhane’de ticaret hayatına atılan Aslan, ilk dükkanını şehrin hafızasında yer edinen eski toprak sahadaki ahşap barakalarda açtı. 40 yılı aşkın süredir ise Kemaliye Camii altındaki dükkanında Gümüşhanelilere hizmet vermeye devam ediyor. Terzilik mesleğinin altın çağlarını yaşadığı dönemlere değinen Aslan, özellikle Anavatan Partisi (ANAP) iktidarı döneminde yoğun bir mesai harcadıklarını belirtti. O yıllarda emniyet mensupları için çok sayıda üniforma diktiğini ifade eden tecrübeli usta, "Üst düzey yöneticiler kıyafetlerini getirir, polisler ütüye, düğme dikimine bırakırdı. İşlerimiz çok yoğundu" sözleriyle o günlere duyduğu özlemi dile getirdi. "Çırak yetişmiyor, Herkes memur olmak istiyor" Mesleğin geleceğine dair karamsar bir tablo çizen İlyas Aslan, günümüzde çırak bulmanın imkansız hale geldiğini vurguladı. Gençlerin zanaat öğrenmek yerine kamu kurumlarında çalışmayı tercih ettiğini belirten Aslan, "Çırak yetiştirme devri bitti. Artık kimse bu mesleği beğenmiyor, durmuyorlar. İlla ki bir daireye girmek istiyorlar" diyerek sektördeki personel sıkıntısına dikkat çekti. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen dükkanını her gün aynı heyecanla açan Aslan, müşterilerinin kendisine olan vefasına da değindi. İstanbul’a göç eden eski müşterilerinin, Gümüşhane’ye geldiklerinde hala kendisini ziyaret edip iş yaptırdıklarını anlatan Aslan, "Ölene kadar buradayım. Arkadaşlarıma söylüyorum; duyarsanız İlyas dükkanda öldü, o güne kadar devam edeceğim" dedi.