Yerel Haberler
YEREL HABERLER
29 Nisan 2026 Çarşamba - 00:47 Bakan Bayraktar’dan CHP Genel Başkanı Özel’e cevap Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in iddialarına cevap verdi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Özgür Özel’in bugün Grup Toplantıları esnasında bakanlığımızı ve madencilik sektörümüzü ilgilendiren konularla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalarını gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir yaklaşım olarak değerlendiriyoruz. Gerçeklerden kopuk bu iddialarınızın hangisini düzeltelim. Zira her cümleniz ayrı bir çarpıtma, her iddianız ayrı bir istismar konusu. 2002 öncesi verilen maden ruhsatı sayısı iddia ettiğiniz gibi bin 186 değil, 52 bin 686’dır. Hükümetlerimiz dönemi ve önceki dönemlerde verilen ruhsatlardan şu an 13 bin 157’si yürürlüktedir. Üstelik fiilen madencilik faaliyetine konu alan, ülkemiz yüzölçümünün sadece yüzde 0,18’i düzeyindedir. İlgili Holding’in ise 12 arama, 184 işletme ruhsatı yürürlüktedir; ancak tüm izin süreçleri tamamlanmış ve fiilen üretim yapılabilen ruhsat sayısı 92’dir. Bu şirketle ilgili bakanlığımızın bugüne kadar uyguladığı yaptırımlar ve aldığı tedbirler de kamuoyunun malumudur" ifadelerine yer verdi. Bakan Bayraktar CHP’li belediyeler üzerinden Özel’i eleştirdiği paylaşımında, "Gerçekler bu kadar açıkken, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu çabaların tek bir izahı vardır: Siyasi manipülasyon. Çünkü sizler, kendi yönetiminizdeki CHP’li belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarına cevap veremezken; iftirayı, çarpıtmayı ve karalamayı siyaset zannediyorsunuz. Gabar’da petrol bulunmasını ‘hikaye’ diyerek küçümseyen, Karadeniz gazını ‘yok sayan’, Mavi Vatan vizyonuna ‘masal’ diyen, Akkuyu Nükleer Santrali’nin iptal edilmesini savunan bir anlayışın bugün bize ders vermeye kalkması ibretliktir. Türkiye’nin stratejik kazanımlarını itibarsızlaştırmaya çalışan bu yaklaşımın derdi ne emekçidir ne de ülke menfaati. Biz ise dün olduğu gibi bugün de işçimizin, emekçimizin hakkını korumaya, ülkemizin kaynaklarını milletimizin menfaatine kullanmaya ve gerçekleri her platformda ifade etmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Başkan Çadır’dan 23 Nisan mesajı
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:49 Başkan Çadır’dan 23 Nisan mesajı AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Çadır 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. 23 Nisan, demokrasi ve cumhuriyetin temellerinin atıldığı önemli ve anlamlı bir tarihtir olduğunu dile getiren AK Parti Adıyaman İl Başkanı Ekrem Çadır, TBMM, bağımsızlık ve egemenliğin 23 Nisan Çocuk Bayramı ise geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın teminat altına alındığının bir nişanesi olduğunu vurguladı. Başkan Çadır, "23 Nisan 1920, vatanı, bayrağı, ezanı ve özgürlüğü için yılmadan mücadele eden aziz milletimizin yeniden dirilişinin ve şahlanışının yazıldığı tarihin adıdır. 23 Nisan 1920, milli iradeyi her türlü gücün üstünde tutan milletimiz için, milli iradenin dışında ve üstünde hiçbir gücün, hiçbir yönetimin, hiçbir vesayetin tanınmayacağının ve tam bağımsızlık yolunda ilerleyişimizin ilanıdır. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı çocuklara hediye eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisini açarak, millet iradesini her şeyin üzerinde tutmuştur. Yeni nesillere verebileceğimiz en büyük miras eğitimdir. Bindiği üzere 6 Şubat depremi sonrası devletimiz bir yandan şehrin inşası ve ihyası için seferberlik başlatmış bu süreçte yine yavrularımızın yaşadıkları travmaların etkilerini azaltmak için yaklaşık 80 bin çocuğumuza psikososyal destek verilişti. Bugün geldiğimiz noktada ise çocuklarımız kendi okullarında güvenle eğitimlerine devam ediyor. Çocuklarımızın eğitimleri AK Parti olarak en büyük önceliğimizdir. Bizler de daha iyi bir Türkiye için, evlatlarımız için anaokulundan liseye kadar tüm eğitim öğretim sahalarında hizmet etmeye devam ediyoruz. Şehrimizin ve ülkemizin yarınlarını inşa etmek için çıktığımız bu yolda, çocuklarımızın yanında olmaya devam edecek ve onlar için tüm imkânlarımızı yine seferber edeceğiz. Türkiye Yüzyılı, eğitim, gençlik ve teknolojiyi bir araya getirerek ülkenin geleceğini parlak bir şekilde aydınlatıyor. Bu dönem, Türkiye’nin küresel arenada rekabet edebilmesi ve daha iyi bir gelecek inşa etmesi için büyük bir fırsat sunuyor. Yavrularımız, bu vizyonun merkezinde yer alarak Türkiye’yi yeni başarılarına taşıyacaktır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nda; daha iyi nesiller yetiştirmeye devam edeceğiz. Elbette bir yandan dünya çocukları bayramı kutlarken bir yandan da İsrail’in Filistin’de katlettiği binlerce çocuklarımızın yasını tutuyor, onların hüznü ile acımız daha derinleşiyor. Üzerlerine yağan bombalarla birlikte bir de açlıkla boğuşan Filistin’de ki kıtlık maalesef en çok çocukları vuruyor. Filistinli çocukların bedenlerinin geldiği hal, İsrail acımasızlığının boyutunu gözler önüne seriyor. En kötüsü de dünyanın bunu izlemeye devam etmesi. Cumhurbaşkanımız ve liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatı boyunca Filistin konusundaki hassasiyeti herkesçe bilinmektedir. Tüm manipülasyonlara ve katliamcı İsrail’in engellemelerine rağmen binlerce ton ihtiyaç malzemesini Gazze’ye gönderdi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın dili, dini , ırkı ne olursa olsun öldürülmediği, katledilmediği bir dünyanın barışına ve huzuruna vesile olmasını diliyorum. İstiklal Harbimizin Başkomutanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle yad ediyorum. Tüm çocuklarımızın, tüm dünya çocuklarının bu müstesna bayramını gönülden tebrik ediyorum. Ayrıca 6 Şubat depreminde yaşamını yitiren çocuklarımıza Allah’tan rahmet diliyor, ailelerine sabırlar diliyorum" ifadelerini kullandı.
Selçuk İnan: "Ligin en renkli takımı olduk"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:44 Selçuk İnan: "Ligin en renkli takımı olduk" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, ligde oynayacakları dört maç kaldığını ve bu dört maçta alabildikleri kadar puan almak istediklerini söyleyerek, "Şampiyonluğa oynayan takımları bir yerde tutarsak bana sorarsanız ligin en renkli takımı olduk dedi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Kocaelispor, pazar günü deplasmanda Gençlerbirliği’ne konuk olacak. Antrenman öncesi Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan basın mensuplarının sorularını cevapladı. Gençlerbirliği maçını değerlendirerek sözlerine başlayan İnan, "Gençlerbirliği bugün Galatasaray’la bir kupa maçı oynayacak. Hangi oyuncuları değerlendireceğini çok bilmiyoruz. Muhtemelen dinlendirdiği oyuncular da olacak. Onlar için final maçı niteliğinde geçecek bir maç. Zaten son maçlarımız genelde bizim de öyle oluyor. Ya şampiyonluğa oynayan ya Avrupa Ligi’ni hedefleyen ya da küme düşmemeye oynayan takımlar oluyor. Biz de her maçı kazanmak istiyoruz. Ne olursa olsun sahada mücadele göstermek, karşılığını da almak istiyoruz. Çok zor bir maç olacak. Gençlerbirliği fiziksel olarak ne kadar olur bilmiyorum ama psikolojik olarak da böyle bir şey hissedebilirler, sezon boyunca bütün takımların hissettiği bir yorgunluk. O yüzden maçla ilgili çok bir şey değiştireceğini de düşünmüyorum" ifadelerini kullandı. "Ligin en renkli takımı olduk" Sezonun son bölümüne girilirken kalan maçlarda en yüksek puanı hedeflediklerini belirten Selçuk İnan, "Dört maçımız kaldı. Dört maçta alabildiğimiz kadar puan almak istiyoruz. Sezon başından bu yana geçmişe dönüp baktığımda şehir olarak, Kocaelispor olarak kısmen verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın biraz tatminliğini de yaşıyorum. Şampiyonluğa oynayan takımları bir yerde tutarsak bana sorarsanız ligin en renkli takımı olduk. Konuşulan, sevilen, desteklenen ne derseniz deyin taraftarıyla, camiasıyla bir takım olduk. Bu kadar uzun yıllardan sonra lige çıkmak ve bunu insanlara göstermek başlı başına çok önemli bir olaydı. O yüzden sizi, taraftarlarımızı, herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Size yakıştı, herkes de fazlasıyla görevini yerine getirdi. Şimdi amaç kazanabildiğimiz kadar puan kazanmak ve en azından bu sene göstermiş olduğumuz performansın üstüne çıkarak önümüzdeki yıllarda bir hedef yakalamak. Bunun için de çalışıp uğraşacağız" şeklinde konuştu.
Sivas’ta çift dilli eğitim modeli, ingilizceyi ezberleyerek değil konuşarak öğreniyorlar
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:40 Sivas’ta çift dilli eğitim modeli, ingilizceyi ezberleyerek değil konuşarak öğreniyorlar Sivas’ta eğitimde dikkat çeken bir yeniliği hayata geçiren Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları, anaokulunda uygulanan çift dilli eğitim modeliyle çocuklar İngilizceyi ezberleyerek değil, konuşarak öğreniyor. Sivas’ta faaliyet gösteren Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları, anaokulu kademesinde uygulamaya koyduğu çift dilli eğitim modeliyle eğitimde fark oluşturuyor. Oyun temelli ve doğal öğrenme ortamına dayanan sistem sayesinde çocuklar İngilizceyi klasik yöntemlerin aksine ezberlemeden, aktif olarak konuşarak öğreniyor. Erken yaşta dil gelişimini merkeze alan modelde çocuklar, gün içerisindeki doğal akışta hem Türkçe hem de İngilizceyi eş zamanlı olarak deneyimleyerek kazanım sağlıyor. Ders odaklı yaklaşımdan uzak, etkileşim temelli eğitim sistemiyle öğrencilerin dili yaşayarak öğrenmesi hedefleniyor. Çok konuşulan eğitim modellerinden birisi haline geldi Uzman eğitim kadrosu tarafından yürütülen programın yalnızca dil öğretimiyle sınırlı kalmadığı, aynı zamanda çocukların özgüvenini artırmayı, iletişim becerilerini geliştirmeyi ve çok yönlü düşünme yetilerini desteklemeyi amaçladığı belirtildi. Eğitimciler, 0-6 yaş aralığının dil ediniminde kritik bir ‘altın dönem’ olduğuna dikkat çekerek, bu süreçte verilen eğitimin çocukların geleceğini doğrudan etkilediğini vurguladı. "Çocuklarımızın geleceğini inşa ediyoruz" Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları kurucusu uzman eğitimci Onur Feridun Bozyiğit konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Biz sadece eğitim vermiyoruz, çocuklarımızın geleceğini inşa ediyoruz. Bu modelle yetişen her çocuk, dünyaya daha hazır, daha özgüvenli ve daha donanımlı olacak" dedi.
"İnsülin tedavisi bağımlılık yapmıyor"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:43 "İnsülin tedavisi bağımlılık yapmıyor" Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, insülin tedavisinin bağımlılık yapmayacağını söyledi. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, insülin tedavisinin bağımlılık yapmayacağını belirtti. Diyabetin insülinin eksikliği veya etkisizliği sonucu ortaya çıkan bir rahatsızlık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Ecemiş, "Toplumda daha sık görülen diyabet formu tip 2 diyabettir ve insülinin yeterince etki gösterememesi sonucu ortaya çıkar. Tip 1 diyabet ise daha seyrek olarak görülmesine rağmen küçük yaşlardan itibaren başlar. Mutlak insülin eksikliğine neden olan ’Tip 1 diyabet’ hastası değilseniz, diyabetinizi kontrolde tutmak için ağız yolu ile alınan şeker düşürücülere ihtiyacınız olabilir. Şeker düşürücü ilaçlar ’Tip 2 diyabet’te kullanılır. Tip 2 diyabetli kişiler kan şekerini normal seviyede tutabilmek için mutlaka insülin kullanmak zorunda değildir" dedi. "Hastanın klinik durumuna göre ihtiyaç duyulan yoğun insülin tedavisi takiplerde hafifletilebilir" Her diyabet hastasının tedavisinin bireysel olduğunu söyleyen Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, "Tip 2 diyabetik hastalarda eğer hastanın durumu çok kötü değilse ve şekerleri ılımlı derecede yüksekse öncelikle şeker düşürücü ilaçlarla tedaviye başlanabilir. Bu ilaçlara rağmen kan şekerleri yüksek seyrederse tedaviye insülin eklenebilir. İnsülin tedavisi bağımlılık yapmaz. Vücuttaki eksikliğin tamamlanması gibi düşünülebilir. Hastanın klinik durumuna göre ihtiyaç duyulan yoğun insülin tedavisi takiplerde hafifletilebilir, hatta tekrar ağızdan alınan şeker düşürücü ilaçlara dönülebilir" diye konuştu. "Diyabet tedavisinde beslenme ve egzersiz de olmalıdır" Diyabette tedavinin sadece ilaç kullanmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Ecemiş, beslenme ve sporun önemine dikkat çekti. Ecemiş ayrıca şunları söyledi: "Diyabetli hastalarımızın yaptığı en büyük yanlışlardan bir tanesi, ağızdan şeker düşürücü ilaçlar kullanmakta iken, bunun diyabet tedavisinde her şey olduğunu düşünerek beslenme ve egzersiz programlarınızı ihmal etmenizdir. Unutulmamalıdır ki modern tedavi yöntemlerine rağmen tip 2 diyabetin tedavisinde halen beslenme ve egzersiz en önemli tedavi metotlarıdır."
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır"
22 Nisan 2026 Çarşamba - 14:43 Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: "Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır" Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) ve Memur-Sen’e bağlı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) Genel Başkanı Ali Yalçın, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar bir kez daha göstermiştir ki, karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır" dedi. Eğitim-Bir-Sen, son dönemde eğitim ortamlarında artan şiddet olaylarının toplumsal etkilerini bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirmek amacıyla "Eğitim Ekosisteminde Şiddet: Kurumlar Arası Koordinasyon ve Sorumluluklar" başlıklı çalıştay düzenledi. Çalıştayda eğitim ortamlarında şiddet olgusu sosyolojik, psikolojik ve dijital boyutlarıyla ele alınırken, okul iklimi ve öğretmenin rolü, kurumsal kapasite, aile, medya ve sosyal çevrenin etkisi, kurumlar arası koordinasyon ile mevcut yapısal sorunlar kapsamlı biçimde değerlendirildi. Ayrıca önleyici, koruyucu ve müdahale edici politika önerileri masaya yatırıldı. "Karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde, yapısal bir sorunun yansımasıdır" Eğitim ortamlarında artan şiddet olgusu üzerine ortak akıl üretmek üzere bir araya geldiklerini ifade eden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylar bir kez daha göstermiştir ki, karşı karşıya olduğumuz durum, tekil ve istisnai vakaların ötesinde yapısal bir sorunun yansımasıdır. Bu bağlamda bizim için sendikacılık sadece hak arama mücadelesi değil, aynı zamanda eğitim politikalarına katkıda bulunma, sorunlara bilimsel ve kalıcı çözümler üretme sorumluluğudur. Bu nedenle biz buna ‘akademik sendikacılık’ diyoruz ve bugün burada gerçekleştirdiğimiz çalıştay da bu sorumlu yaklaşımın somut bir yansımasıdır. Bugün burada ele aldığımız mesele, sadece eğitim sisteminin değil, toplumsal yapının da beka meselesidir. Disiplin yönetmeliğindeki yetersizlikler, öğretmenlere adeta ‘başına iş alma, başından sav’ demektedir. Bedeli ödetilmeyen mesnetsiz CİMER şikayetlerinin okulu boğduğu ve öğretmeni yorduğu, aşırı müdahaleci ve okul üzerinde baskı kuran veli profilinin eğitimcileri gerdiği artık görülmelidir. Sanal dünyanın karanlık dehlizlerinde çocuklarımıza ve gençlerimize kurulan kumpaslar ortadadır. TBMM’de 15 yaş altına yönelik sosyal medya kullanımına ilişkin sınırlamaların görüşüldüğü bu süreçte aynı zamanda bu yaş grubunun internetle temasını daha kontrollü ve güvenli hale getirecek alternatif modeller de tartışmaya açılmalıdır" diye konuştu. "Tuşlu telefonla okula gelmeleri yönündeki tedbirleri de artık konuşabilmeliyiz" Çocukların korunması amacıyla bir dizi çalışma gerçekleşmesi gerektiğini ifade eden Yalçın, "Çocukların korunması amacıyla yalnızca temel iletişim imkanı sunan, internet erişimi olmayan tuşlu telefonla okula gelmeleri yönündeki tedbirleri de artık konuşabilmeliyiz. Sınıflarda cep telefonu kullanımı yasaklanmış olsa da okul çıkış saatlerinde internete bağlı akıllı telefon üzerinden yaşanan siber zorbalık ciddi bir tehdit oluşturmaya devam etmektedir. İnternet erişimi olmayan tuşlu telefonlar, bu noktada önleyici bir tedbir işlevi görebilir; velileri de eğitimcileri de büyük bir yükten kurtarabilir. Ne öğrenci eski öğrenci, ne şartlar eski şartlar. Geleneksel toplumsal yapılar bozulmakta, eğitim kurumları ve aileler bu yeni şartlarla baş etmekte zorlanmaktadır. Eğitim-Bir-Sen olarak 2025 Temmuz ayında, 2012’de devrin şartları ve ihtiyaçları gereği hayata geçirilen ancak bugün değişen şartlar çerçevesinde yeniden ele alınması gereken ‘4+4+4’ zorunlu eğitim sistemine ilişkin 36 binden fazla katılımcıyla kapsamlı bir çalışma yürüttük. Çalışmada öğretmenlerin yüzde 93,8’i, okul yöneticilerinin yüzde 97,1’i, öğrencilerin yüzde 78,5’i ve velilerin yüzde 78,8’i 12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısaltılması gerektiğini ifade etmiştir. Üniversite öğrenim süresinin tartışıldığı bir düzlemde eğitimde çocukların hazır bulunuşluk düzeyi, hayata hazırlık ve mesleğe geçiş gibi temel işlevleri, lise düzeyinde de yeniden ele alınmalı ve bu konuda somut bir sonuca artık ulaşılmalıdır. Zorunlu eğitim, sorunlu eğitime dönmeden önlemler alınmalıdır" şeklinde konuştu. "Sabah programları ile aile yapımız, şiddet içerikli dizilerle neslimiz hedef alınmaktadır" Şiddet içerikli olayların medyada ve sosyal medyada sunuş biçiminin de ayrı bir sorun alanı olduğuna işaret eden Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü: "Sabah programları ile aile yapımız, şiddet içerikli dizilerle neslimiz hedef alınmaktadır. Kontrolsüz dijital mecralar ve sapkın akımlarla toplum çürütülmek istenmektedir. Bu tabloyu görmeli ve önlemler almalıyız. Dijital yayın platformlarında sapkınlığı yayan içerikleri de konuşmalıyız. Bu konuya da bir çerçeve çizilmesinin, daha güçlü bir düzenleme ve denetim mekanizmalarının zamanı gelmiş ve geçmektedir. Tüm bu başlıkların eğitim sistemimizin geleceğini şekillendirecek bütüncül bir bakış açısıyla ele alınması ve ilgili paydaşlarla ortak akıl doğrultusunda hareket edilmesi büyük bir önem taşımaktadır. İşte bu çalıştayı düzenleme amacımız da budur. Bu kapsamda eğitimde şiddetin güncel görünümünü ve nedenlerini; şiddetin sosyolojik, psikolojik ve dijital boyutlarını; okul iklimini ve öğretmenin rolünü; aile, medya ve sosyal çevrenin etkisini; kurumlar arası koordinasyon ve sorumluluk alanlarını hep birlikte değerlendireceğiz. Amacımız dert yanmak değil, çare bulmaktır. Hiç kimse kendini bu süreçten soyutlamamalı, çünkü sorun hepimizin ortak sorunudur. Bir Kızılderili atasözü, ‘Bir çocuğun eğitiminden bütün kasaba sorumludur’ der. Bu yüzden herkese düşen bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu masa etrafında bir araya gelmemizin anlamı da budur: Ortak akıl üretmek, sorumlulukları paylaşmak ve birlikte çözüm yolları bulmak."