Yerel Haberler
Yozgat
12 Mart 2026 Perşembe - 11:17 Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı" Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika’nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD’nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan’a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya’da Kaddafi’yi, Suriye’de Esad’ı, Venezuela’da Maduro’yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran’da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney’i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika’ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump’ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney’in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney’in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump’ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi. "Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım" Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı’nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85’ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi. "Amerika’nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı’nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil" Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’si Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20’sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika’nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika’nın İran Savaşı’nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı. "Hürmüz Boğazı’nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur" Hürmüz Boğazı’nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD’nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı’na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı’nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika’da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye’de Avrupa’da Çin’de Hindistan’da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD’de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump’ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.
Polis Eşleri Derneği Yozgat Şubesi öğrenciler yararına yardım etkinliği düzenledi
30 Mayıs 2024 Perşembe - 16:00 Polis Eşleri Derneği Yozgat Şubesi öğrenciler yararına yardım etkinliği düzenledi Polis Eşleri Derneği Yozgat Şubesince, emniyet personeli ile şehit ve gazi çocukları yararına etkinlik gerçekleştirildi. Yozgat Polis Meslek Yüksek Okulu (POMEM) ve Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen etkinlikte ev yapımı gıda ürünleri, temel gıda malzemeleri, ev tekstili ürünleri satışa sunuldu. Etkinlikte elde edilecek gelirin, il genelinde durumu iyi olmayan ailelerin, emniyet personeli ile şehit ve gazi çocuklarının eğitim masrafları için kullanılacağı belirtildi. Polis Eşleri Derneği Yozgat Şube Başkanı Sevda Tecimer, 6 ay önce düzenlenen yardım etkinliğinde 40 öğrencinin eğitim masraflarının karşılandığını söyleyerek, “Burada toplanan tüm gelirler, teşkilatımızın çocuklarına ve il genelinde durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarına burs olarak geri dönüyor. Çocuklarımızın diğer temel ihtiyaçları, kırtasiye yardımı gibi birçok konuda onlara destek sağlamaya çalışıyoruz. 6 ay önceki etkinliğimizde 40 öğrencimize burs yardımı yaptık. Ayrıca birçok okulda köy okullarında, özel gereksinim çocuklarımıza, ihtiyacı olan ailelerimize katkıda bulunduk. Rabbim nasip ederse yine bu etkinliğimizde bir 40 öğrencimize burs vermek istiyoruz.” dedi. Kentte vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği yardım etkinliğine Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan’ın eşi Arzu Özkan da destekte bulunarak alış veriş yaptı.
Türkiye’nin ilk milli parkında orman yangınlarına karşı temizlik etkinliği yapıldı
30 Mayıs 2024 Perşembe - 13:39 Türkiye’nin ilk milli parkında orman yangınlarına karşı temizlik etkinliği yapıldı Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen “Orman Benim” kampanyası çerçevesinde Yozgat Çamlığı Milli Parkında temizlik etkinliği yapıldı. Türkiye’nin ilk milli parkı olan Yozgat Çamlığı Milli Parkında orman yangınlarının önlenmesi ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan öncülüğünde etkinlik düzenlendi. Etkinlikte Vali Özkan, kurum müdürleri, gönüllü vatandaşlar ve öğrenciler ormanlık alanda yürüyüş yaparak doğaya zarar verebilecek tüm çöpleri topladı. Hem orman yangınlarına yönelik muhtemel riskleri bertaraf etmek hem de temiz bir çevre ve doğa vurgusu yapmak adına Yozgat Çamlığı Milli Parkında temizlik çalışması yaptıklarını söyleyen Yozgat Valisi Mehmet Ali Özkan, etkinliğe katılanlara teşekkür etti. Yaz mevsimiyle birlikte muhtemel orman yangınlarıyla karşılaşılmaması temennisinde bulunan Vali Özkan, geçen hafta itibariyle kent genelinde orman yangınlarına karşı gereken tedbirlerin alınmasına yönelik çalışma gerçekleştirdiklerini anlattı. Vali Özkan, “Orman yangınları hususunda çok geniş ve detaylı bir hazırlık çalışması yaptık. Gerek orman ekiplerimizle gerek diğer kamu, kurum ve kuruluşlarımızla birlikte alınması gereken tedbirler ve bu hususta yapılması gereken faaliyetleri detaylı bir şekilde planladık. Tabi bu hazırlıklara rağmen en büyük katkı insanımızın olacak. Bu konuda bizlere verecekleri destek ve bu konuda gösterecekleri dikkat önemli olacaktır.” dedi.
Geleceğin aşçılarının Fatma annesi, 30 yıllık tecrübelerini mutfakta öğrencilere aktarıyor
30 Mayıs 2024 Perşembe - 12:50 Geleceğin aşçılarının Fatma annesi, 30 yıllık tecrübelerini mutfakta öğrencilere aktarıyor Yozgat Bozok Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Aşçılık Programı’nı 49 yaşında kazanan 4 çocuk annesi Fatma Yılmaz, teorik eğitimin yanı sıra okulun uygulama mutfağında Türk ve Dünya mutfağına ait yemeklerin inceliklerini öğreniyor. Yılmaz, 30 yıllık ev hanımlığı tecrübelerini de sınıf arkadaşlarına aktarıyor. Yozgat’ta yaşayan 4 çocuk annesi 49 yaşındaki Fatma Yılmaz, okuma ve öğrenme azmiyle herkese örnek oluyor. Lise döneminde üniversite hayali kuran ancak bazı nedenler dolayısıyla üniversite öğrenimini tamamlayamayan Yılmaz, çocuklarının üniversite ve lise eğitimini tamamladıktan sonra ailesinin de desteğiyle geçen yıl YKS’ye girdi. Tek tercih olarak çok istediği Yozgat Bozok Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümünde Aşçılık Programı’na yerleşen Yılmaz’ın hayali yıllar sonra gerçekleşti. Hem teorik hem de uygulamalı mutfak alanında öğrenimini sürdüren Yılmaz, çocukları yaştaki sınıf arkadaşlarıyla 30 yıllık ev hanımlığının verdiği tecrübelerini paylaşıyor. Öğrencilerin anne olarak gördüğü Yılmaz, hem Türk hem de Dünya mutfağından yemekleri büyük bir özveri ve maharetle ortaya çıkarıyor. Yılmaz’ın okuma azmi arkadaşları tarafından takdirle karşılanıyor. Yılmaz mezun olduktan sonra kendisi gibi başka bir ilde aşçılık bölümü okuyan kızı ile bir işletme açarak istihdama da katkı sağlamayı düşünüyor. “Üniversite okumak benim hayalimdi” Yıllardır aşçılık programını okumak istediğini ve ailesinin desteğiyle bunu başardığını söyleyen Fatma Yılmaz, “4 çocuğum var, 2 çocuğum üniversiteyi bitirdi, birisi şu an okuyor, küçük çocuğum da lise eğitime devam ediyor. Üniversite okumak benim çocukluk hayalimdi. Aşçılık bölümünü çok seviyordum, ev hanımı olarak 30 yıldır mutfaktayım zaten. O yüzden bu bölümü seçtim, çok mutluyum, çok eğlenceli bir bölüm. Üniversite sınavına girdim tek tercih yaptım ve aşçılık bölümünü kazandım. Herkes hayalini gerçekleştirsin, hiçbir şey hayalde kalmasın. Bir adım atıp başarmak gerek okumak çok güzel bir duygu” dedi. “Öğrenci arkadaşlarım beni anneleri gibi görüyor” Ev hanımlığının verdiği tecrübenin okulda mutfak alanında çok işine yaradığını da anlatan Yılmaz, “30 yıldır mutfakta olduğum için uygulamalı mutfak eğitimi dersimiz çok eğlenceli geçiyor. Teorikte de mutfak tekniklerine yönelik yeni bilgiler öğreniyorum. Dünya ve Türk mutfağından birçok yemekler öğreniyoruz. Osmanlı yemeklerine kadar iniyoruz, neler yapıldığını görüyoruz. Bu da benim için çok güzel bir deneyim oluyor. Arkadaşlar da beni anneleri olarak görüyor, mutfakta birlikte çalışıyoruz, ortaya da güzel işler çıkarıyoruz. Benim kızımın biri de başka şehirde aşçılık okuyor, onunla birlikte bir işletme açmayı düşünüyorum. İstihdama faydalı olmak istiyoruz, projelerimiz var, bu bölümü bitirmeme daha bir yıl var sonrasında böyle bir iş yeri düşünüyoruz” şeklinde konuştu. “Öğrenciler yol gösterip yardımcı oluyor” Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Aşçılık Programı birinci sınıfta 44 öğrenci ile öğrenim gördüklerini belirten Aşçılık Programı Öğretim Görevlisi Uğur Eren Taşkesen ise “Programımız içerisinde Türk ve Dünya mutfakları, pişirme teknikleri, tatlı yapım teknikleri gibi derslerimiz var. Birinci sınıfta öğrenim gören Fatma Yılmaz da öğrencilerimize hem annelik hem de ablalık yapıyor. Yeri geldiğinde onlara yol gösterip yardımcı oluyor. Bir ev hanımı olması sebebiyle eli yemeklere çok yatkın, hem bıçak tutması hem de pişirme tekniklerini bilmesi diğer arkadaşlarına göre tecrübesini ortaya koyuyor” ifadelerine yer verdi. “Okuma azmini takdir ediyoruz” Aşçılık Programı bölümü birinci sınıf öğrencisi Nur Soysal da, sınıf arkadaşları Yılmaz’ın kendileriyle deneyimlerini paylaşıp yardımcı olduğunu söyleyerek, “Mutfak grubunda hep birlikteyiz, bize annemiz gibi davranır. Onu çok seviyoruz, deneyimlerini bizimle paylaşıyor. Onun bilmediklerini de biz ona gösteriyoruz. Kendisi 49 yaşında tecrübeleriyle yaşadıklarıyla bize örnek oluyor, okuma azmini de takdir ediyoruz” diye konuştu.
Hayvanat bahçesi değil evinin bahçesi, adeta Ali Baba’nın çiftliği
29 Mayıs 2024 Çarşamba - 11:35 Hayvanat bahçesi değil evinin bahçesi, adeta Ali Baba’nın çiftliği İstanbul’da uzun yıllar yaşadıktan sonra memleketi Yozgat’ın Şefaatli ilçesine kesin dönüş yapan Hasan Şahan, hobi olarak evinin bahçesinde oluşturduğu kafeslerde farklı türlerde 100’e yakın kanatlı hayvanın yanı sıra barınak ve ahırda ise 1 at ve 8 kangal köpeği besliyor. İstanbul’da 15 yıl boyunca özel bir kreşte güvenlik amirliği yaptıktan sonra işini ve kurulu düzenini bozarak memleketi Yozgat’ın Şefaatli ilçesine yerleşme kararı alan Hasan Şahan, iki katlı evinin bahçesinde özlemini duyduğu hayvanları yetiştirme kararı aldı. Çocukluğundan beri özellikle kanatlı hayvanlara ilgi duyan Hasan Şahan, Şefaatli ilçesinde evinin bahçesine, hayvanları için 11 kafes, ahır ve barınak kurdu. Şahan kafeslerde hindiden tavuğa, ördekten kaza, tavus kuşundan güvercine kadar 15 çeşit kanatlı hayvanın yanı sıra 1 at ve 8 kangal köpeği yetiştiriyor. Vaktinin büyük bir kısmını hayvanlarının beslenmesi ve bakımı ile geçiren Şahan, hayvanlarıyla vakit geçirmenin mutluluğunu yaşıyor. “100 kanatlı, 1 at ve 8 kangal var” Memleket hasreti ve hayvan sevgisinin kendisini memleketine çektiğini söyleyen Hasan Şahan, “İstanbul’dan geldim, özel bir kolejde güvenlik amirliği yapıyordum. Memleket hasreti ve hayvan sevgisi bizi buraya çekti. Bu işi hobi amaçlı yapalım derken geçim kapımız oldu, para kazanmaya başladık. 15 çeşit, 100’e yakın kanatlı hayvanım var, 8 tane kangal köpeğimiz var, atımız, tavus kuşumuz var. Ben 6 senedir bu işle uğraşıyorum. Hayvanların hastalıklarını, hastalığa hangi ilaçların geleceğini çok iyi biliyorum. Onlarla özenle ilgileniyorum. Evimin bahçesini de hobi bahçesi yaptım, 11 tane kümes yaptım, 6 tane daha kümes yapacağım. Tüm ırkları ayrı ayrı kümeslere koydum orada bakıyorum. Hayvanları karışık kümeslerde tedavi etme şansınız olmuyor. Onun için ayrı ayrı kümeslerde bakıyorum” dedi. “Hayvanlarla ilgilenirken huzur buluyorum” Hayvanlarıyla ilgilenirken huzur bulduğunu da belirten Şahan, “Ben bu bahçede, hayvanların arasında huzur buluyorum, akşamları burada çayımı içiyorum. Hayvanlarımı besliyorum, bunları seyrediyorum. Burada bedensel ve zihinsel tüm yorgunluğumu bu hayvanlar alıyor. Ben bu hobim için İstanbul’daki düzenimi bozarak geldim. Geldiğime de çok mutluyum, dışarıyı görmeyen büyükşehrin zorluklarını görmeyen insanlar dışarıda daha çok imkan ve para olduğunu düşünüyorlar ama yanılıyorlar. Memleketinde kazanılan bir lira bile daha iyi, herkes memleketinin kıymetini bilsin. Büyükşehirlere imrenmesinler. O yüzden memleketlerini terk etmesinler” şeklinde konuştu.
Bozkırda kurduğu serada 1 milyon fide üretip 12 kişiye istihdam sağladı
28 Mayıs 2024 Salı - 10:19 Bozkırda kurduğu serada 1 milyon fide üretip 12 kişiye istihdam sağladı Yozgat’ta yaşayan Nihat Künbetli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun(TKDK) sağladığı destekle yılda 20 milyon fide üretilebilen ve 12 kişiye istihdam sağlayan modern bir sera kurdu. Tarım ve hayvancılığın önemli merkezlerinden biri olan Yozgat’ta seracılık üretimi de giderek yaygınlaşıyor. Devlet destekli verilen üretim projeleri sayesinde hem üretici hem de tüketici kazanıyor. Yozgat’ın Sorgun ilçesinde devlet desteği ile kurulan serada 12 ay boyunca Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sağladığı yüzde 65 oranındaki hibe desteği ile ilçeye bağlı İkikara köyü mevkiinde girişimci Nihat Künbetli tarafından kurulan 20 milyon kapasiteli 6 bin 500 metrekarelik serada fide üretiliyor. 12 kişinin istihdam edildiği serada yıl boyunca domates, biber, salatalık, kavun, karpuz, fasulye ve diğer fide çeşitleri olmak üzere 30’a yakın fide üretimi yapılıyor. Dört mevsim üretimin yapılabildiği serada ilk yıl itibariyle 1 milyon fide üretilerek Yozgat ve çevre illere gönderimi yapıldı. “Türkiye’nin dört bir yanına fide gönderiyoruz” Serada fide üretiminde çalışan Şakire Metin, “Biz burada fide işi yapıyoruz. Salatalık, domates, patlıcan, biber üretiyoruz. Bu ürettiğimiz fideler Türkiye’nin dört bir yanına gidiyor. Biz de burada çalışarak ailemize destek oluyoruz. Cep harçlığımızı çıkartıyoruz. Çalışmak isteyen tüm bayanlara burayı öneriyorum.” dedi. “Aile bütçemize katkı sunuyoruz” Çalışanlardan Ayşegül Ünal ise, “Burada bozkır serası olarak tohumlama ve fide üretimi yapıyoruz. Evimizin geçimini sağlamak için burada fide üretiyoruz. Fidelerimiz büyüdükten sonra da vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz. Burada şu an 8’i bayan olmak üzere 12 kişi çalışıyoruz. Aile bütçemize katkı sunuyoruz.” şeklinde konuştu. “12 kişiye istihdam sağlıyor” İlk yıl olmalarına rağmen 20 milyon kapasiteli serada 1 milyon sebze fidesi üretimi gerçekleştirdiklerini söyleyen girişimci Nihat Künbetli, “Burası 6 bin 500 metrekare alan üzerine kurulmuş bir sera, içerisinde fide üretimi yapıyoruz. TKDK’nin de destekleriyle ilk yılımız olmasına rağmen bu serada şu an için 1 milyon fide üretimimiz oldu. Taleplere yetişemedik, daha fazla yapabilirdik ama temkinli başladık bu işe. Şu an seramızda 12 kişi çalışanımız var. Türkiye’nin her tarafına fidelerimizi gönderiyoruz. Antalya, Kayseri, Ankara, Konya, Edirne ve tokat gibi illere fidelerimizi gönderdik. İlçe halkımız da bize yoğun ilgi gösterdi, seramızı duyan Yozgat halkı da fide almak için geldi. İç Anadolu da böyle bir tesis ilk defa Sorgun’da kuruldu. Çünkü seramızın her şeyi otomasyon sistemle çalışıyor.” ifadelerine yer verdi.
Yozgat’ta İsrail’in saldırıları protesto edildi
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 22:21 Yozgat’ta İsrail’in saldırıları protesto edildi Yozgat’ta vatandaşlar, İsrail’in Refah kentinde yerinden edilen Filistinlilerin kampına düzenlediği saldırıyı protesto etti. Yozgat’ta öğrenciler, vatandaşlar ve Yedi Hilal Derneği, Filistin’e destek yürüyüşü düzenledi. Akşam namazı sonrası Çapanoğlu Camii’nde bir araya gelen çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüş sırasında vatandaşlar, “Kahrolsun İsrail, kahrolsun Amerika”, “Nehirden denize özgür Filistin” ve “Yozgat’tan Gazze’ye direnişe bin selam” sloganları atarak tekbir getirdi. Cumhuriyet Meydanı’nda grup adına açıklama yapan Yozgat Bozok Üniversitesi 3. sınıf Tıp Fakültesi öğrencisi Şule Meryem Abak, “Katil siyonistler güvenli bölgeleri vurarak insanlık tarihinde benzeri görülmemiş bir katliam gerçekleştiriyor. İzzetli Aksa Tufanı mücadelesinin başarılı operasyonları ile azgınlaşan İsrail rejimi, 2 milyon insanın sıkıştığı Refah topraklarına yeni bir katliam için girdi. Soykırım amacıyla sivil Filistin halkını küçük bir bölgeye sıkıştırdı. İşgalci İsrail, insanlık tarihi boyunca görülen en aşağılık terör yapılanması olduğunu bir kez daha ifşa etmiştir. Terör devleti İsrail, cephede mücahit Hamas’a karşı alamadığı zaferi evlerini yıktığı ve çadırlarda kalmalarına sebep olduğu sivil Filistin halkına zulmederek göstereceğini zannetmektedir. Lanetli İsrail cepheden kaçıp sivilleri hedef alıyor. Lanetli İsrail, firavunu kıskandıracak bir arsızlıkla çocukları hedef alıyor” dedi. Abak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Sesimizi her geçen gün daha da yükseltelim. Alışmayalım, eylemleri artıralım. Boykotu sürdürelim. Zalimin yanında duranları ve hatta susanları hep beraber ifşa edelim. Gündemimizi değiştirmeyelim, Filistin’i her ortamda temsil edelim. Rabbimizden af dileyip, onun göndereceği görünen-görünmeyen tüm ebabiller için dua edelim.”
Maziyi “Diorama” sanatıyla günümüze taşıyor
27 Mayıs 2024 Pazartesi - 09:21 Maziyi “Diorama” sanatıyla günümüze taşıyor Yozgat’ta “Diorama" adı verilen üç boyutlu minyatür çalışması yapan Ayşe Yaşar, 1900’lü yıllarda Anadolu’da evlerde kullanılan mutfak ve odaların minyatürünü duvar panoları haline getirerek geçmişten günümüze bağ kuruyor. Yozgat merkezde Grafik ve Fotoğraf Öğretmenliği yapan 53 yaşındaki Ayşe Yaşar, okuldan arta kalan vaktinin büyük bir bölümünü evinde kurduğu atölyede diorama adı verilen 3 boyutlu minyatür çalışması yaparak geçiriyor. 4 yıl önce arkadaşı Ayşe Şimşek’in tavsiyesi ve yönlendirmesiyle hobi olarak diorama sanatına başlayan Yaşar, kurduğu atölyede en İnce ayrıntısına kadar düşünülmüş işçilik ve gerçeklikteki minyatürlere sanatsal dokunuşlar yaparak birbirinden güzel eserleri ortaya çıkarıyor. Anadolu’da eski dönemlerde evlerin mutfak ve odalarında kullanılan araç ve gereçlerin üç boyutlu minyatürlerini tablolara işleyen Yaşar, duvar panosu, anahtarlık ve havluluk oluşturarak geçmiş kültürü günümüz nesillerine aktarıyor. Atık malzemeleri de değerlendiren Yaşar’ın diorama sanatıyla birleştirip tasarladığı üç boyutlu objeleri büyük beğeni topluyor. “4 yıl önce hobi amaçlı başladım” Diorama’yı “Gerçek ya da kurgu olan bir olayın, bir hikayenin ışık oyunlarından da yararlanılarak üç boyutlu yüzeylerde tablo şeklinde oluşturulmasıdır” diye tanımlayan Yaşar, diorama sanatına 4 yıl önce hobi amaçlı başladığını söyledi. Yaşar, “Ayşe Şimşek isimli arkadaşımın merakı ve ilgi sayesinde bu sanatla uğraşmaya başladım. Pek çok araştırma yaptık, özellikle kültürel araştırmanın içerisine girdik. Geçmişte büyüklerimizin kullandığı mutfaklardan yola çıkarak kültürümüze lanse edilecek şekilde duvar panoları oluşturmaya başladık. Bununla birlikte dikiş odaları, oturma odaları yapmaya başladık. Eskiye dair geçmişte büyüklerimizin kullandığı güzellikleri şimdiki nesle aktarabilmek adına duvar panoları, anahtarlıklar ve havluluklar oluşturmaya başladık.” dedi. “Atık malzemeleri de değerlendiriyorum” Üç boyutlu tabloları oluştururken atık malzemeleri de değerlendirdiğini söyleyen Yaşar, “Diorama sanatında alçı tozu ve silikon kalıplardan yararlanıyoruz, kumaşlarımız oluyor, cns makinesini kullanıyoruz. Bununla birlikte ahşap ve metal malzemelerimiz var. Bunları piyasadan rahatlıkla temin edebiliyoruz. Tablonun büyüklüğüne ve içinde kullandığımız malzemeye göre 15 günden başlayıp 6 aya kadar değişen zaman içerisinde çalışmalarımızı tamamlıyoruz. Biraz zahmetli emek ve zaman isteyen bir çalışma. Bu tabloları sipariş olursa satış amaçlı yapıyoruz ya da hediyelik olarakta bunları oluşturuyorum” şeklinde konuştu. “Terapi gibi geliyor” Diorama sanatının kendisine terapi gibi geldiğini de hatırlatan Yaşar, “Evde genelde verimli zaman geçirmek açısından biraz da mesleğim gereği bu işle uğraşmayı seviyorum. Özellikle eski kültürümüzü yansıtmak üzerine çalışıyorum. Meslek gruplarıyla objeleri özdeşleştirip onlara şekil veriyorum. Bu sanat bana ilaç niyetine, terapi şeklinde çok güzel bir uğraş oluyor.” ifadelerine yer verdi.
Doğal terapi, hem geziyorlar hem stres atıyorlar
26 Mayıs 2024 Pazar - 12:27 Doğal terapi, hem geziyorlar hem stres atıyorlar Yozgat’ta Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Levent Tanman öncülüğünde düzenlenen ekoterapi etkinliğine katılan vatandaşlar hem doğanın iyileştirici gücü ile huzura erişiyor hem de kentin tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetme imkanı buluyor. Yozgat’ta doğa ile iç içe zaman geçirmek ve stresle gelebilecek olumsuzlukları önlemek isteyen vatandaşlar doğal yaşam terapilerine yöneliyor. Zihin ve ruh sağlığı için iyileştirici bir etkiye sahip olan ekoterapi etkinliğine ilgi gösteren vatandaşlar, Yozgat’ta 2 yıldır Psikoterapist Levent Tanman tarafından düzenlenen ekoterapi etkinliğine katılıyor. Psikoterapist Tanman eşliğinde kentin tarihi, doğal ve kültürel güzelliklerini gezerek keşfetme imkanı bulan vatandaşlar ayrıca ekoterapi etkinliğiyle de doğa ile baş başa bir yaşam sürmenin keyfini çıkartıyorlar. Hayatı daha iyi anlayıp, kendilerini hayata karşı daha mutlu ve pozitif hissetmek isteyen yaklaşık 40 kişilik gönüllü grubu, hafta sonu gelin kayası ve cehrilik bölgesinde düzenlenen eko terapi etkinliğine katıldı. Doğa yürüyüşü eşliğinde terapiye başlanılan etkinlikte Psikoterapist Tanman, katılımcılara uzmanlık alanıyla ilgili aydınlatıcı bilgiler vererek yol gösterici bazı önerilerde bulundu. Zihin ve ruh sağlığı için iyileştirici bir etkiye sahip olan ekoterapi etkinliği ile katılımcıların, depresyon ve anksiyet başta olmak üzere günlük yaşamın insanlara yaşatmış olduğu birtakım problemlerin üstesinden gelebilmeleri sağlanmış oldu. “İnsanlar doğadan kopunca birtakım psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor” Yozgat’ta 2 yıldır ekoterapi etkinliği düzenlediklerini belirten Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Levent Tanman, “Bugün etkinliğimizin beşincisini gelinkayası ve cehrilik lalesi bölgesinde düzenledik. Meslek hayatım boyunca hep şunu gördüm, insanlar doğadan kopunca depresyon ve anksiyet başta olmak üzere birtakım psikolojik problemleri yaşamaları artıyor. Amacımız insanları doğa ile bütünleştirip iki eski dost olan insan ve doğayı bir araya getirip insanlarda hem doğa farkındalığı oluşturmak hem ilimizin güzelliklerini insanlara tanıtmak hem de doğa ve terapiyi birleştirip ekoterapi etkinliği yapmaktır. Başka bir amacımız da insanların anda kalmasını, duygulara odaklanabilmesini sağlamak ve modern yaşamın insanlarda yaşatmış olduğu dikkat dağınıklığı gibi bazı problemlerin üstesinden gelebilmektir. Bu amaçla bugün ekoterapi etkinliğimizin beşincisini düzenledik. İnsanların çok yoğun bir talebi var, biz burada 40 kişi ile sayıyı sabitlemiştik ama 50’nin üzerinde bir talep oldu. Sayı fazla olunca bir grup arkadaşımızı da daha sonraki faaliyete bırakmak zorunda kaldık. Her ay elimizden geldiğince işlerin yoğunluğuna göre ekoterapi etkinliği yapmaya çalışacağız” dedi. “Ekoterapi ruhumuza katkıda bulunuyor” Ekoterapi etkinliğine katılan vatandaşlardan Ferda Der ise “Yozgat’a geleli 2 ay oldu. Yozgat’ı ve çevresini tanımak için oldukça hevesliydim. Bu terapi grubunu buldum ve ilk defa onlara katıldım. Bana bu etkinliğin çok güzel katkıları oldu. Doğayla iç içe, doğanın sesini duyarak ve hocamızın tavsiyesini dinlemek bana çok iyi geldi. İlerleyen dönemlerde de bu etkinliğe katılmayı düşünüyorum. Burada hem Yozgat’ın güzelliklerini görüyoruz hem de ekoterapi ruhumuza katkıda bulunuyor, çok güzeldi.” şeklinde konuştu.
Doğal terapi... Hem geziyorlar hem de stres atıyorlar
26 Mayıs 2024 Pazar - 12:22 Doğal terapi... Hem geziyorlar hem de stres atıyorlar Yozgat’ta Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Levent Tanman öncülüğünde düzenlenen ekoterapi etkinliğine katılan vatandaşlar hem doğanın iyileştirici gücü ile huzura erişiyor hem de kentin tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini keşfetme imkanı buluyor. Yozgat’ta doğa ile iç içe zaman geçirmek ve stresle gelebilecek olumsuzlukları önlemek isteyen vatandaşlar doğal yaşam terapilerine yöneliyor. Zihin ve ruh sağlığı için iyileştirici bir etkiye sahip olan ekoterapi etkinliğine ilgi gösteren vatandaşlar, Yozgat’ta 2 yıldır Psikoterapist Levent Tanman tarafından düzenlenen ekoterapi etkinliğine katılıyor. Psikoterapist Tanman eşliğinde kentin tarihi, doğal ve kültürel güzelliklerini gezerek keşfetme imkanı bulan vatandaşlar ayrıca ekoterapi etkinliğiyle de doğa ile baş başa bir yaşam sürmenin keyfini çıkartıyorlar. Hayatı daha iyi anlayıp, kendilerini hayata karşı daha mutlu ve pozitif hissetmek isteyen yaklaşık 40 kişilik gönüllü grubu, hafta sonu gelin kayası ve cehrilik bölgesinde düzenlenen eko terapi etkinliğine katıldı. Doğa yürüyüşü eşliğinde terapiye başlanılan etkinlikte Psikoterapist Tanman, katılımcılara uzmanlık alanıyla ilgili aydınlatıcı bilgiler vererek yol gösterici bazı önerilerde bulundu. Zihin ve ruh sağlığı için iyileştirici bir etkiye sahip olan ekoterapi etkinliği ile katılımcıların, depresyon ve anksiyet başta olmak üzere günlük yaşamın insanlara yaşatmış olduğu birtakım problemlerin üstesinden gelebilmeleri sağlanmış oldu. “İnsanlar doğadan kopunca birtakım psikolojik sorunlar ortaya çıkıyor” Yozgat’ta 2 yıldır ekoterapi etkinliği düzenlediklerini belirten Uzman Psikolojik Danışman-Psikoterapist Levent Tanman, “Bugün etkinliğimizin beşincisini gelinkayası ve cehrilik lalesi bölgesinde düzenledik. Meslek hayatım boyunca hep şunu gördüm, insanlar doğadan kopunca depresyon ve anksiyet başta olmak üzere birtakım psikolojik problemleri yaşamaları artıyor. Amacımız insanları doğa ile bütünleştirip iki eski dost olan insan ve doğayı bir araya getirip insanlarda hem doğa farkındalığı oluşturmak hem ilimizin güzelliklerini insanlara tanıtmak hem de doğa ve terapiyi birleştirip ekoterapi etkinliği yapmaktır. Başka bir amacımız da insanların anda kalmasını, duygulara odaklanabilmesini sağlamak ve modern yaşamın insanlarda yaşatmış olduğu dikkat dağınıklığı gibi bazı problemlerin üstesinden gelebilmektir. Bu amaçla bugün ekoterapi etkinliğimizin beşincisini düzenledik. İnsanların çok yoğun bir talebi var, biz burada 40 kişi ile sayıyı sabitlemiştik ama 50’nin üzerinde bir talep oldu. Sayı fazla olunca bir grup arkadaşımızı da daha sonraki faaliyete bırakmak zorunda kaldık. Her ay elimizden geldiğince işlerin yoğunluğuna göre ekoterapi etkinliği yapmaya çalışacağız” dedi. “Ekoterapi ruhumuza katkıda bulunuyor” Ekoterapi etkinliğine katılan vatandaşlardan Ferda Der ise, “Yozgat’a geleli 2 ay oldu. Yozgat’ı ve çevresini tanımak için oldukça hevesliydim. Bu terapi grubunu buldum ve ilk defa onlara katıldım. Bana bu etkinliğin çok güzel katkıları oldu. Doğayla iç içe, doğanın sesini duyarak ve hocamızın tavsiyesini dinlemek bana çok iyi geldi. İlerleyen dönemlerde de bu etkinliğe katılmayı düşünüyorum. Burada hem Yozgat’ın güzelliklerini görüyoruz hem de ekoterapi ruhumuza katkıda bulunuyor, çok güzeldi.” şeklinde konuştu.