Yerel Haberler
Adana
Kepme: "Finlandiya ve ülkemiz arasında bir ilke imza atmaktan onur duyuyoruz" 23 Mart 2026 Pazartesi - 14:52:11 İstanbul Lider Koleji İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme, Finlandiya’nın uygulamalı bilimler alanındaki üniversitelerinden olan Laurea’dan akademisyen heyetinin ilk kez Türkiye’de öğrencilere ‘kabul sınavı’ yapacağını açıklayarak, süreçten memnuniyet duyduğunu söyledi. Finlandiya’nın dünyaca ünlü üniversitelerinden Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, öğrenci seçimi süreci kapsamında ilk kez Türkiye’ye bir heyet göndererek fiziksel sınav gerçekleştirecek. Bu sınav İstanbul Lider Koleji iş birliğiyle gerçekleşecek. İlk 30 öğrencinin sınav ücreti ev sahibinden Böylece Türkiye’den Finlandiya’da eğitim almak isteyen öğrenciler, Laurea’nın öğrenci kabul sürecine kendi ülkelerinde, daha erişilebilir şartlarda katılma imkanı bulacak. İstanbul Lider Kolejleri’nin sunduğu destek kapsamında ise sınava başvuran ilk 30 öğrencinin sınav giriş ücretleri kolej tarafından karşılanacak. Başvurular başladı Laurea’nın resmi duyurularına göre Türkiye başvuru dönemi 18 Mart- 1 Nisan tarihleri arasında açık olacak. Adayların başvuru evrakını sisteme yüklemeleri için son tarih ise 8 Nisan. Uygun bulunan adaylara sınav davetleri daha sonra iletilecek ve giriş sınavları 21-24 Nisan tarihleri arasında Ankara’da düzenlenecek. Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi; İşletme Yönetimi, İşletme Bilişim Teknolojileri ve Sağlık Hizmetleri alanlarında Türkiye’den başvurular kabul ediyor. Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’ndeki bu bölümler Türkiye’de İşletme, Yönetim Bilişim Sistemleri ve Hemşirelik bölümlerine denk geliyor. Sınavın Türkiye ayağı Ankara’da Başvuru sürecinde öğrencilerden lise transkripti, lise diploması ya da mezuniyet durumunu gösteren resmi belge ve en az IELTS 6.0 veya eşdeğeri bir İngilizce yeterlilik sonucu talep ediliyor. Sınav süreci, teorik değerlendirme ve mülakat olmak üzere iki temel aşamadan oluşuyor. Laurea’nın ilgili sayfalarında, Türkiye uygulamasında sınavların Ankara’da yapılacağı ve yalnızca uygun bulunan adayların sınava davet edileceği belirtildi. "Finlandiya ve ülkemiz arasında bir ilke imza atmaktan onur duyuyoruz" İstanbul Lider Kolejleri İcra Kurulu Başkanı Filiz Kepme de sürece ilişkin değerlendirmesinde bu iş birliğinin yalnızca akademik bir sınav organizasyonu olarak değil, öğrencilerin küresel geleceklerine dokunan stratejik bir adım olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Kepme, "Sektörle iç içe, uluslararası ölçekte güçlü bir eğitim modeli sunan Laurea Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin Türkiye’ye ilk kez bir heyet göndererek öğrenci kabul sınavı yapacak olması, eğitim dünyamız adına son derece kıymetli bir gelişmedir ve Türkiye’de bir ilktir. Gençlerimizin uluslararası eğitim fırsatlarına doğrudan erişebilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenle ilk 30 öğrencinin sınav giriş ücretlerini karşılayarak öğrencilerimizi bu yolculukta somut biçimde desteklemek istedik. İstanbul Lider Koleji olarak gençlerimizin hayallerini ve hedeflerini desteklemek için ulusal ve uluslararası iş birliklerimize devam edeceğiz" dedi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:40 Petrol yerine nişasta: 180 günde biyobozunabilen plastik alternatifi Adana merkezli Sunar NP, mısır nişastasından ürettiği biyoplastik ham maddelerle plastik kirliliğine çevreci bir alternatif sunuyor. Bitki bazlı biyopolimerlerden üretilen ürünler 180 gün içinde doğada çözünerek gübreye dönüşebiliyor. Bu ürünler, EN 13432 standardına uygun olarak doğada tamamen biyolojik olarak çözünüyor ve mikroplastik oluşumuna yol açmıyor. Biyoplastikler, geleneksel plastiklerden çevresel etkileri bakımından ayrışırken, plastik türleri arasındaki farkların doğru anlaşılmasının önemi de giderek daha fazla gündeme geliyor. Plastik atıkların çevreye verdiği zarar her geçen gün daha fazla gündeme gelirken, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürü Fatih Turan’ın tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelere ilişkin yaptığı son açıklamalar, çevreci alternatifler açısından önemli bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Turan, yönetmelik taslağında biyobozunur plastiklerin diğer plastiklerden ayrı değerlendirilerek muaf tutulmasının planlandığını belirtirken, planlanan düzenlemenin Sıfır Atık yaklaşımı ve döngüsel ekonomi hedefleri çerçevesinde, petrol bazlı ve oksobozunur plastiklerden biyobozunur plastiklerin ayrı tutulmasını öngördüğünü ifade etti. Bu yaklaşım, sektör temsilcileri tarafından "her plastik aynı değildir" anlayışının mevzuata yansıması olarak değerlendirilirken; petrol bazlı plastiklerin doğada yüzlerce yıl kalabildiği, oksobozunur plastiklerin ise parçalanma sürecinde mikroplastik oluşturarak çevreye kalıcı zarar verebildiği hatırlatılıyor. Nişasta bazlı biyoplastiklerin uygun şartlar altında tamamen biyolojik olarak çözünerek doğaya geri dönebildiği vurgulanıyor. Bu da sürdürülebilir malzeme geliştiren sektörler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Plastik kirliliğine sürdürülebilir çözüm Sunar NP tarafından mısır nişastasından üretilen biyopolimerler, kısa sürede doğada biyolojik olarak çözünerek plastik kirliliğine karşı sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Bu kapsamda, biyobozunur plastiklerin mevzuatta ayrı bir kategoride ele alınması ve teşvik edilmesi yönündeki yaklaşımın hem çevresel etkilerin azaltılması hem de yerli ve yenilikçi üretim kapasitesinin desteklenmesi açısından kritik bir adım olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşım sayesinde karbon ayak izinin düşürülmesine ve ithal petrokimya bağımlılığının azaltılmasına da katkı sağlanıyor. Avrupa Birliği’nde uygulanan bu yaklaşımda, biyobozunur ve kompostlanabilir malzemeler kullanım alanlarına göre ayrıştırılarak özellikle organik atıklarla birlikte toplanabilen ürünlerde teşvik ediliyor. Bu sayede hem atık yönetimi süreçleri daha verimli hale getiriliyor hem de döngüsel ekonomi hedefleri destekleniyor. "Çevre dostu ürünler, yaygınlaşmalı" Bakanlığın tek kullanımlık plastiklere yönelik planladığı düzenlemeye dair görüşlerini paylaşan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, bu yaklaşımı desteklediklerini belirterek, "Biyobozunur alternatiflerle tek kullanımlık plastiklerin aynı yönetmeliğe tabi olmaması son derece kritik bir önem taşıyor. Yönetmeliğin bunu açık ve net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini düşünüyoruz. Tüm plastiklerin aynı olmadığı gerçeği doğrultusunda biyobozunur plastiklerin diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyor. Çevre dostu ürünlerin yaygınlaşması, doğanın korunması ve sürdürülebilir üretim açısından büyük önem taşıyor" dedi. Çomu ayrıca, oksobozunur plastiklerin aksine biyoplastiklerin mikroplastik oluşumuna yol açmadığını ve çevresel etki profillerinin farklı olduğunu vurguladı. Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, mısır nişastasından üretilen biyoplastik ürünlerin plastik sektöründe çevreci bir dönüşümün parçası olduğunu belirterek ürünün geliştirilme sürecini de anlattı. Çomu, ürünlerin TÜV sertifikalı olduğunu ve Türkiye’de biyoplastik alanında ilk nişasta bazlı üretici olduklarını ifade etti. Ayrıca Avrupa Birliği’nin Packaging and Packaging Waste Regulation çerçevesinde biyoplastiklerin yasal olarak tanımlanması ve teşvik edilmesinin önemli bir örnek olduğunu söyledi. "Bu ürünün geleceği olduğunu yıllar önce gördük" Çomu, biyoplastik çalışmalarının temellerinin yaklaşık 15 yıl önce atıldığını belirterek, şirket mühendislerinin dünyadaki nişasta bazlı ürünleri incelemesiyle sürecin başladığını söyleyerek, "O dönemde dünyada nişasta bazlı ürünlerden neler üretildiğini araştırmaya başladık. Rakiplerimizin bu ürünleri ürettiğini mühendislerimiz fark etti. 2012–2013 yıllarında AR-GE yöneticimizle babam arasında geçen bir görüşmede ’bu ürünün geleceği var, yatırım yapmalıyız’ fikri ortaya çıktı. Sonrasında yaklaşık 4–5 yıl boyunca tesislerde sadece bu ürünlerin kombinasyonları üzerine çalıştık" dedi. "Birçok plastik ürünün çevreci alternatifi üretilebiliyor" Biyopolimerlerin birçok farklı sektörde kullanılabildiğini ifade eden Çomu, ürünlerin plastik içindeki biyolojik oranı artırarak çevresel etkiyi azalttığını belirtti. Mustafa Nuri Çomu, "Termoplastik nişasta ve termoplastik nişasta içeren biyoplastik hammaddeleri üretiyoruz. Bu malzemeler biyoplastik formülasyonlarında biyobazlı içeriği artırmak amacıyla kullanılıyor. Bu hammaddelerle tek kullanımlık poşetler, kargo poşetleri, çöp torbaları, çatal-kaşık gibi ürünler, kulak çöpleri, içecek karıştırıcıları, pipetler, çeşitli ambalaj malzemeleri, tarım sektöründe kullanılan örtü filmleri ve hatta 3D yazıcı filamentleri üretilebiliyor" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de ham maddeden üretim yapan tek üreticiyiz" Türkiye’de nişasta bazlı biyoplastik ham maddesini üreten tek entegre üretici olduklarını vurgulayan Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, üretimin büyük bölümünün ihracata yönelik olduğunu söyledi. Çomu, "Türkiye’de nişastadan, bu ürünü ham maddeden başlayarak üreten tek entegre üreticiyiz. Şu anda ağırlıklı olarak ihracata çalışıyoruz. Avrupa, Çin, Uzak Doğu ve Güney Amerika’da bu ürünler regülasyonlarla destekleniyor. Devletler petrol bazlı plastikleri yasaklayarak veya ek ücretler getirerek bu ürünlerin kullanımını teşvik ediyor" ifadelerini kullandı. "Devlet politikalarıyla kullanım hızla artabilir" Türkiye’de benzer teşvik mekanizmalarının devreye alınması halinde biyoplastik kullanımının hızla yaygınlaşabileceğini belirten Çomu, birçok zincir marketin bu ürünleri kullanmaya hazır olduğunu söyledi. Türkiye’deki ambalaj üreticilerinin ise biyoplastik ambalajlar ve tek kullanımlık ürünleri halihazırda ağırlıklı olarak ihracat için ürettiğini ifade etti. Çomu, "Eğer bu yönde bir politika uygulanırsa birçok zincir market bu ürünleri kullanmaya hazır. Biz de bu konuda üretimlerimizi sürdürüyoruz. 2020 yılından bu yana Avrupa’da da birçok iş ve sürdürülebilirlik ödülü aldık" dedi. Çomu ayrıca Türkiye’nin iklim politikaları açısından önemli bir döneme girdiğini belirterek, "Türkiye’nin COP31 yılı olması nedeniyle çevre ve sürdürülebilirlik alanında atılacak adımlar uluslararası ölçekte de büyük önem taşıyor. Biyobozunur ve bitki bazlı ürünlerin teşvik edilmesiyle Türkiye bu alanda öncü ülkelerden biri olabilir. Biz de Sunar Yatırım olarak bu dönüşümü sonuna kadar desteklemeye ve katkı sunmaya hazırız" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 10:17 80 yaşında Çukurova kamışlarını sanata dönüştürüyor ADANA (İHA) – Adana’da 80 yaşındaki ney ustası Çukurova’nın sazlıklarından topladığı kamışları atölyesinde sanata dönüştürüp gelecek nesillere aktarıyor. Kozan ilçesinde yaşayan emekli öğretmen Yunus Can, Çukurova’nın sazlıklarından topladığı kamışları evinin bodrum katındaki atölyesinde neye dönüştürerek yarım asra yaklaşan emeğini sürdürüyor. Kozan’ın ilk ney ustası olan Can, hem üretim yapıyor hem de yetiştirdiği öğrencilerle unutulan sanatını geleceğe taşıyor. Ney ile tanışmasının 20-25 yıl öncesine dayandığını anlatan Can, "Bir arkadaşımın evinde bir ney metodu gördüm. İçinde bir Muş türküsü dikkatimi çekti. O kitabı aldım. Metot, rahmetli Süleyman Evgüner’e aitti. Oradan neyin nasıl yapıldığını, nasıl üflendiğini, nasıl çalındığını öğrendim. ’Ben bunu yaparım’ dedim ve kamış toplamaya başladım" dedi. "Her kamış ney olmaz" Ney yapımının sabır ve titizlik istediğini vurgulayan Can, "Her kamış neye gelmez. Kamışların boğum aralıklarının birbirine yakın ve dengeli olması gerekir. Tarladan kesip getiriyoruz ama hemen olmuyor. En az bir yıl kuruması gerekiyor. Bizim bölgemiz sıcak olduğu için bazen altı ay da yeterli oluyor. Kuruduktan sonra dış kabuğunu temizliyoruz, içini açıyoruz ve neyin yapım aşamasına geçiyoruz" diye konuştu. Can, 24 çeşit ney bulunduğunu belirterek, her birinin ayrı bir ölçü ve ses karakterine sahip olduğunu ifade etti. "Neye rağbet az, fakat gönül verenler var" Kozan’da ney yapımını başlatan isim olduğunu dile getiren Yunus Can, bilgisini öğrencileriyle paylaştığını ve sanatın gelecek nesillere aktarılması için bilgiyi kendine saklamadığını ifade ederek, "Bu birikim sadece benimle gitmesin istedim. Birçok kişiye öğrettim. Şimdi burada yapan birkaç arkadaşımız var. Takıldıkları yerde hala yardımcı oluyorum. Toplanırız, meşk yaparız. Ama gençler biraz uzak. Neye rağbet az, fakat gönül verenler var" dedi. "Kozan için büyük bir değer" Neyle Yunus Can öğretmeni sayesinde tanıştığını belirten Zahit Emre Sönmez ise uygun vakitlerinde ney üflediğini söyleyerek, "Yunus hocamla yıllar önce tanıştık. Neylerinden aldık, birlikte meşk yaptık. Ney yapımı gerçekten zor bir iş. Ben de denemeler yaptım ama kolay değil. Kozan’da böyle bir atölyenin ve böyle bir ustanın olması büyük bir avantaj. Değerinin bilinmesi ve desteklenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Adana’da ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu, şehitler dualarla anıldı
15 Temmuz 2025 Salı - 23:46 Adana’da ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu, şehitler dualarla anıldı Adana’da hain darbe girişimin 9. yıl dönümünde ‘15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’ nöbeti tutuldu. Milli İradeye Saygı Platformu’nun katkılarıyla 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü etkinlikleri çerçevesinde akşam saatlerinde Uğur Mumcu Meydanı’nda demokrasi nöbeti tutulmaya başlandı. Meydana yerleştirilen dev sahnede 15 Temmuz’un yıl dönümü nedeniyle kısa film gösterimi yapıldı. Film gösteriminin ardından 15 Temmuz şehitleri için Kur’an-ı Kerim okundu. "Sıcaklara rağmen Adanalılar meydanı doldurdu" Programda konuşan Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, "Adana’da milletin memlekete vatana bayrağa istiklale istikbale sahip çıktığı meydanda 15 Temmuz’un 9. Yıl dönümünü kutluyoruz. Aynı şuurla aynı heyecanla ve aynı duygularla bu meydandayız. Sıcak iklim şartlarına rağmen Adanalılar meydanı doldurmuş durumda. Coğrafyamız kan gölü. Bizi bu topraklardan atmayı emel edinenler var. Bu millet üzerinde oyunlar bitmiyor. Bu vatan bizimdir ve bizim kalacak. Bu şuuru gençlere aktarmamız lazım" dedi. "Bu necip millet 15 Temmuz’da destan yazdı" Milli İradeye Saygı Platformu Başkanı Zeki Kıvanç, "Bu milleti kimse bölemez, parçalayamaz, ele geçiremez. Bu necip millet 15 Temmuz’da Çanakkale’deki gibi, Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi destan yazdı. İman gücüyle bütün planları alt üst etti. Cenab-ı Allah bu aziz milleti var etsin" ifadelerini kullandı. "O gecenin ruhuyla nöbete devam ediyoruz" Milli İradeye Saygı Platformu Başkan Yardımcısı Mustafa Karslıoğlu, "Milli İradeye Saygı Platformu o gecede yine bu meydanda saat 23.30’da kurulmuştu. Bu platform 9 yıldır bu meydanlarda nöbet tutmaya devam ediyor. Allah bize o günleri bir daha yaşatmasın. Temmuz’un sıcağında meydan tıklım tıklım. Vatandaşlarımızla, bürokrasimizle, iş dünyamızla yine o gecenin ruhuyla nöbete devam ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’da yaptığı konuşma sinevizyondan izlendi. Etkinlikte çeşitli şarkılar ve ilahiler seslendirilerek, şiirler okundu.
Bulvardaki ilginç kavgada taciz iddiası
15 Temmuz 2025 Salı - 21:59 Bulvardaki ilginç kavgada taciz iddiası Adana’da bulvarda yere yatırılıp boğazın sıkılan şahıs arkadaşının şort giyen kızların fotoğrafını çektiğini, bu nedenle elinden telefonu aldığını belirterek, "Telefonu alıp polise götürecektim. Benim boğazımı sıkıp telefonu alıp kaçtı" dedi. Edinilen bilgiye göre olay 13 Temmuz günü merkez Yüreğir ilçesine bağlı Sinanpaşa Mahallesi Karataş Bulvarında meydana geldi. İddiaya göre S.P. (29) telefonunu aldığını öne sürdüğü Özgür Dolaş’ın bulvarda boğazını sıktı. Bu durum ise bir motosiklet sürücüsünün kask kamerasına yansıdı. Çevredekilerin yardımıyla kavga büyümeden önlendi. Boğazı sıkılan Özgür Dolaş, olayın çok yanlış anlaşıldığını belirterek kavganın nedenini anlattı. Dolaş, S.P.’nin arkadaşı olduğunu ve 10 gün önce cezaevinden çıktığını belirterek, "Yaklaşık 10 gün önce cezaevinden çıkan bir arkadaşımı gezdirmek için arabayla birkaç tur attık. Araçla ilerlediğimiz sırada, yolda gördüğümüz genç kız kardeşlerimize yönelik rahatsız edici sözler sarf etti. ‘Of, ne güzel" gibi ifadeler kullandı. Uyardım, yapma, benim de kızım var dedim. Bir süre sonra aracın camını indirip, kızların bacaklarını cep telefonuyla gizlice kaydetmeye başladı. Bu duruma sessiz kalamazdım. Arabayı durdurdum, telefonu elinden aldım ve karakola götürmek istedim. Ancak arkam dönükken boğazıma sarıldı ve yere düşürdü. Boğuşma sırasında telefonu tekrar almayı başardı. Vatandaşlar yardıma gelince olay yerinden kaçtı" diye konuştu. Dolaş, kendisinin de kızının olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Benim de bir kızım var. Böyle kişilerin dışarı çıkıp kız kardeşlerimize göz dikmesi kabul edilemez. Eğer ona göz yumsaydım, kendimden utanırdım. Olay sırasında çekilen görüntülerde darp edilen kişi benim. Boynumu son anda kurtardım, aksi halde boğabilirdi. Şikayetçi olamadım çünkü yakalayamadım."
Şehit babası Süleyman Kuru: "Beni bugün askere alsalar giderim"
15 Temmuz 2025 Salı - 19:49 Şehit babası Süleyman Kuru: "Beni bugün askere alsalar giderim" 15 Temmuz darbe girişiminde Gölbaşı’ndaki bombalı saldırıda şehit olan Özel Harekat Polisi Aytekin Kuru, memleketi Adana’nın Kozan ilçesinde kabri başında anıldı. Şehit babası Süleyman Kuru, "Oğlum Ankara Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığında şehit oldu. Acımız dün gibi. Beni bugün askere alsalar, bugün giderim. Vatan sevilmez mi?" dedi. Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi sırasında Ankara Gölbaşı’ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığı’na düzenlenen hava saldırısında şehit olan Özel Harekat Polisi Aytekin Kuru, şehadetinin 9’uncu yılında memleketi Adana’nın Kozan ilçesinde dualarla anıldı. Pekmezci Mahallesi’nde bulunan şehitliğe gelen ilçe protokolü ve vatandaşlar, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Aytekin Kuru’nun kabrine karanfil bırakarak dua etti. Programa Kozan Kaymakamı Bahattin Alp Arslanköylü, Kozan Belediye Başkanı Mustafa Atlı, 15 Temmuz Gazisi Oğuzhan Konuralp, Kozan Jandarma Komutanı Nuh Anacık, Kozan Emniyet Müdürü Fatih Alptekin, siyasi parti temsilcileri, şehit aileleri, gazi ve vatandaşlar katıldı. Şehit babası Süleyman Kuru, oğlunun şehadetinin üzerinden yıllar geçse de acılarının hala ilk günkü gibi taze olduğunu söyledi. Oğlunun ardında iki evlat bıraktığını belirten Kuru, "Oğlum Ankara Gölbaşı Özel Harekat Başkanlığında şehit oldu. Acımız dün gibi. Beni bugün askere alsalar, bugün giderim. Vatan sevilmez mi?" ifadelerini kullandı. Anma programı kapsamında 15 Temmuz Gazisi Oğuzhan Konuralp de evinde ziyaret edildi.
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "TMO alım fiyatlarını hemen açıklamalı"
15 Temmuz 2025 Salı - 18:27 Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan: "TMO alım fiyatlarını hemen açıklamalı" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Toprak Mahsulleri Ofisine çağrıda bulunarak, mısır alım fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep etti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, yaptığı açıklamada, "Geçmiş dönemde alınan ithalat kararlarını hatırlatarak, "10 Ekim 2024’te 1 milyon ton, 19 Mart 2025’te yine 1 milyon ton mısır yüzde 5 gümrükle ithal edildi. 1 Mayıs 2025’te 1 milyon ton ithalat tamamen gümrüksüz hale getirildi. Bugün ise yeni bir 500 bin tonluk ithalata yine sıfır vergiyle izin verilmiş durumda. Çiftçi bu yıl yalnızca mısırda değil; soğan, patates, domates, karpuz, marul ve biber gibi birçok üründe ciddi zarar gördü. Kıraç alanlarda buğdaydan verim alınamadı, narenciye ürünlerinde ise zirai don nedeniyle büyük kayıplar yaşandı. Geçtiğimiz yıl aşırı sıcaklar nedeniyle mısırda yüzde 25 verim kaybı oldu. Bu yıl ise Adana’da ekim yüzde 40 oranında arttı. İklim koşulları iyi gitti, yüksek verim bekleniyor. Ancak daha ürün tarladayken, hasada 15-20 gün kala ithalat kararları açıklanıyor" ifadelerini kullandı. Doğan, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne de çağrıda bulunarak mısır alım fiyatlarının bir an önce açıklanmasını talep ederek şöyle devam etti: "Hasat sahil kesimlerinden başlayarak ovaya doğru yayılacak. Çiftçimiz ürününü kaça satacağını hasat öncesi bilmeli. TMO alım fiyatlarını açıklamalı ve üreticinin yanında olduğunu göstermelidir. Sanayicilerin talepleri anında karşılanıyor. Ancak çiftçiye aynı hassasiyet gösterilmiyor. İthalat kararları sanayiciyi memnun ederken, çiftçiyi her geçen gün toprağından uzaklaştırıyor." Doğan, "Çiftçimizin emeği, alın teri, toprağa olan bağlılığı yok sayılmamalıdır. Biz adil, sürdürülebilir ve üreticiden yana bir tarım politikası istiyoruz. Bu ülkenin gıda güvenliği, ithalatla değil, üreten çiftçiyle sağlanır" dedi.
Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Kökçüoğlu: "Vahşi sulamadan hızla uzaklaşmalıyız"
15 Temmuz 2025 Salı - 11:15 Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Kökçüoğlu: "Vahşi sulamadan hızla uzaklaşmalıyız" Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, "Damlama sulamanın yaygınlaştırılması görüşü yerinde bir karardır. Yağmurlama sulama sistemi de kullanılabilir ama vahşi sulamadan hızlı bir şekilde uzaklaşmalıyız" dedi. Küresel ısınmayla birlikte kuralıkta her geçen gün biraz daha fazla tehdit etmeye başladı. Bilim adamlarının küresel ısınmanın bu şekilde devam etmesi halinde Akdeniz Bölgesi’nin 50-100 yıl aralığında çöl olacağını bildirdiği bu günlerde yetkililer suyun daha tasarruflu kullanılması için adımlar atmaya başladı. Özellikle Çukurova bir tarım kenti olmasından dolayı sulama bir hayli fazla olduğundan ürünlerin sulama yöntemi de çok önemli. Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, bu konuda çiftçileri uyararak eski düzen sulama sistemlerin vazgeçilerek daha az su ile daha fazla alanın sulanması gerektiğine dikkat çekti. Kökçüoğlu, küresel ölçekte su kıtlığının insanlığın temel gerçeği haline gelmeye başladığını ifade ederek, "Evden, sanayiye, tarımsal sulamadan içme suyuna kadar su artık her alanda dünden daha fazla kıymeti bilinmesi gereken bir noktaya geldi. Bizler tarımın paydaşları olarak tarımsal sulamada maksimum tasarrufu yapmak durumundayız. Yetiştirdiğimiz tarımsal ürünleri bölgemizin su varlığını da düşünerek seçmek zorundayız. Bu nedenle damlama sulamanın yaygınlaştırılması gerekir. Ayrıca yYağmurlama sulama sistemi de kullanılabilir ama vahşi sulamadan hızlı bir şekilde uzaklaşmalıyız" diye konuştu.
Abdi Sütcü Sağlık Hizmetleri MYO 407 Mezun Verdi
15 Temmuz 2025 Salı - 09:58 Abdi Sütcü Sağlık Hizmetleri MYO 407 Mezun Verdi Çukurova Üniversitesi Abdi Sütcü Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun 34. Dönem Mezuniyet Töreni, coşkulu ve duygu yüklü anlara sahne oldu. 407 mezunun sağlık ordusuna dahil olduğu törende, okulun yapımına katkı sunan Sütcü ailesi, akademisyenler, veliler ve öğrenciler aynı gururu yaşadı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende, okul birincisi Ela Övenç Karabulut’un konuşmasının ardından kürsüye davet edilen Abdioğulları Plastik Ambalaj Sanayi A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, AOSB Yönetim Kurulu Başkanı ve OSBÜK Başkan Yardımcısı Bekir Sütcü, duygu yüklü ve ilham dolu mesajlar verdi. Merhum babaları Abdi Sütcü’nün ismini taşıyan okulun kendileri için büyük bir anlam ifade ettiğini belirten Sütcü, "Bu okul, bizim için yalnızca bir eğitim kurumu değil; babamızın hayat felsefesini, emeğini ve değerlerini yaşatan kalıcı bir mirastır. Bu mirasın sağlık alanında, insan hayatına dokunan bir yapıya dönüşmüş olması bize ayrıca gurur veriyor" dedi. Konuşmasında anneleri adına hayata geçirilen yeni bir projeyi de paylaşan Sütcü, "Şimdi de merhum annemiz Fatma Sütcü’nün adını yaşatacak önemli bir sağlık projesini daha hayata geçirmeye hazırlanıyoruz" dedi. Ailenin değer anlayışına da değinen Sütcü, başarı tanımlarının sadece iş dünyasıyla sınırlı olmadığının altını çizerek şöyle devam etti: "Biz Sütcü ailesi olarak, hayattaki başarıyı yalnızca unvanlarla, kurduğumuz fabrikalarla ya da elde ettiğimiz kazançla ölçmüyoruz. Bizler, babamızdan vatana ve millete hayırlı bireyler olmanın değerini öğrendik. Bugün aynı anlayışı kendi evlatlarımıza da aktarıyoruz. Ben beş evlat sahibi bir baba olarak inanıyorum ki; gerçek başarı, ülkesine fayda sağlayan, vicdanlı ve ahlaklı bireyler yetiştirebilmektir. Çünkü kalıcı başarı; kazandığınız parayla değil, insanlığa kazandırdığınız değerlerle ölçülür. Kıymetli akademisyenlerimiz, sizlere en derin şükranlarımı sunuyorum. Bu salonu dolduran pırıl pırıl gençlerimize sadece bilgi aktarmakla kalmadınız; onlara ilham verdiniz, içlerindeki potansiyeli keşfetmelerine vesile oldunuz. Değerli velilerimiz, sizler bu sürecin en fedakâr kahramanlarısınız. Evlatlarınızın eğitim yolculuğunda maddi ve manevi her türlü desteği gösterdiniz. Gözlerinizdeki gurur, bu başarının en anlamlı yansımasıdır. Sevgili gençler, yalnızca birer mezun değil, aynı zamanda yarının sağlık sistemini omuzlayacak donanımlı ve sorumluluk sahibi bireylersiniz. Yüksekokulumuz sizlere yalnızca mesleki bilgi kazandırmadı; aynı zamanda bir etik duruş, bir sorumluluk anlayışı ve insan odaklı bir bakış açısı kazandırmaya çalıştı." "Bilgiyle başlar, beceriyle gelişir, şefkatle tamamlanır" Sağlık mesleğinin teknik bilgiyle sınırlı kalamayacağına işaret eden Sütcü, Seçtiğiniz meslek yalnızca teknik yeterlilik değil; vicdan, sabır ve merhamet gerektirir. İnsan yaşamına dokunmak, acıyı hafifletmek ve şifaya vesile olmak sadece mesleki bir görev değil, aynı zamanda kutsal bir sorumluluktur. Ülkemizin sizin enerjinize, bilginize ve vicdanınıza her zaman ihtiyacı var. Cesur olun, ilkelerinizden taviz vermeyin ve insanlığa fayda sağlayacak işler yapmayı hayatınızın merkezine alın. Ve unutmayın: ‘Beni Türk hekimlerine emanet ediniz’ diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sözü, sadece Türk hekimlerine değil, aynı zamanda sizler gibi sağlık çalışanlarına duyulan büyük inancın ifadesidir. 34. Dönem mezunlarımızı yürekten kutluyor, başarılarınızın hayat boyu sürmesini diliyorum. Yolunuz açık, geleceğiniz aydınlık ve umut dolu olsun" diye konuştu. Prof. Dr. Hüseyin Akıllı: "Bu Başarı, Ailelerin De Başarısıdır" Çukurova Üniversitesi Rektör Vekili Sn. Prof. Dr. Hüseyin Akıllı, törende yaptığı konuşmada ,mezuniyetin bireysel değil, kolektif bir başarı olduğunu kaydetti. Akıllı, "Bugün burada yalnızca öğrenciler değil, sabırla, inançla yanlarında yürüyen aileleri de mezun oluyor" dedi. Sütcü ailesine okula katkılarından dolayı teşekkür eden Akıllı, konuşmasını 15 Temmuz vesilesiyle tüm şehitleri anarak tamamladı. Yüksekokul Müdürü Sn. Prof. Dr. Şule Menziletoğlu Yıldız ise 407 mezunun sağlık sektöründe önemli görevler üstleneceğini belirtti. Yıldız, okullarının 9 branşta eğitim öğretim verdiğini, yakında sağlık bilişimi alanında yeni bir program açılacağını da müjdeledi. Prof. Dr. Yıldız, Sütcü ailesine teşekkür ederek, "Bu destekler yalnızca bir bina değil, aynı zamanda geleceğe bırakılan bir mirastır" dedi. Mesleki Yemin Töreni Konuşmaların ardından, mezun öğrenciler sağlık mesleğinin etik değerlerine bağlı kalacaklarına dair mesleki yeminlerini ettiler. Salondaki yoğun duygu eşliğinde yemin töreni gerçekleşti. Okul birincisi Ela Övenç Karabulut’un yaş kütüğüne ismini çakmasının ardından başarı ödülleri; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Akıllı, MYO Müdürü Prof. Dr. Şule Menziletoğlu Yıldız, Abdioğulları Plastik Ambalaj Sanayi A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, AOSB Yönetim Kurulu Üyeleri M. Nedim Büyüknacar, AOSB Müdürü Ersin Akpınar, akademisyenler ve okul yöneticileri tarafından takdim edildi. Mezuniyet coşkusu yaşanırken, Bekir Sütcü, ayrıca, dereceye giren öğrencilere Sütcü Ailesi adına hediyelerini verdi.