Yerel Haberler
Adana
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:46 Adana şalgamı, karnavalda damakları şenlendiriyor Adana’da bu sene, 14’üncüsü düzenlenen Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’nda kentin tescilli lezzeti şalgam suyu, yerli ve yabancı turistlerin damaklarını şenlendiriyor. Adana’da baharın gelişini simgeleyen ve şehrin üzerine sinen portakal çiçeği kokusuyla özdeşleşen 14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı başladı. Şehrin dört bir yanına yayılan etkinliklerin ana merkezi olan Merkez Park ve Atatürk Parkı, hediyelik eşya stantları, çocuk oyun alanları ve yiyecek bölümleriyle ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. 5 Nisan’a kadar devam edecek karnavalda, Büyük Usta & Serfressh, Adana şalgamının eşsiz lezzetini karnaval boyunca katılımcılara geri dönüştürülebilir cam şişe ambalajlarıyla sunuyor. Atatürk Parkı’nda Adana Şalgamı’nın tek temsilcisi olan Büyük Usta & Serfressh, ziyaretçilere şalgamın tarihini, üretim sürecini ve sağlığa faydalarını anlatan bilgiler de sunuyor. "Damakları şenlendireceğiz" Firması yetkilisi Çağatay Tanır, "Karnaval kapsamında hem yurt içinden hem de yurt dışından gelen misafirlerimizi ağırlıyoruz. Burada Adana şalgamına gelen turistleri doyuracağız. Pazar gününe kadar buz gibi taneli şalgam, yanında simit, kebap gibi lezzetlerimizle vatandaşlarımızın damaklarını şenlendireceğiz" diye konuştu. "Sürdürülebilir bir karnaval yaşatmayı amaçlıyoruz" Geri dönüştürülebilir cam şişe ambalajlarıyla şalgamları sattıklarını anlatan Tanır, "Sürdürülebilirlik kapsamında plastik ambalaj değil, cam şişe ürünlerimizi kullanıyoruz. Çevredeki atıklarımızı azaltmak gibi bir amacımız var. Sürdürülebilir bir karnaval yaşatmayı amaçlıyoruz. Bu sene 1 milyon katılımcı bekliyoruz ve hepsini gerçek Adana Şalgamına doyurmak bizim önceliğimiz" dedi. Öte yandan Çağatay Tanır, karnavalın esnaflara can suyu, vatandaşlara da moral olduğunu belirtti.
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:24 8. Bahar Pediatri Kongresi Adana’da gerçekleştirildi Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi ev sahipliğinde 26-28 Mart 2026 tarihleri arasında düzenlenen 8. Bahar Pediatri Kongresi, Türkiye’nin farklı bölgelerinden akademisyenleri ve sağlık profesyonellerini bir araya getirdi. Kongrede çocuk sağlığı alanındaki güncel bilimsel gelişmeler ele alınırken, sağlık hizmetlerinde kalite, bilimsel üretim ve pediatri alanının geleceği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Temel sorumluluğumuz; ülkemize hizmet etmek ve kalıcı eserler bırakmaktır Kongrenin Onursal Başkanı, Başkent Üniversitesi Kurucusu ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Haberal, konuşmasında sağlık hizmetlerinde kalite anlayışının önemine dikkat çekti. Haberal, Başkent Üniversitesi’nin kuruluşundan itibaren kaliteyi temel ilke olarak benimsediğini ve Türkiye’de uluslararası kalite belgesini alan ilk üniversite olduğunu belirtti. Sağlık alanındaki gelişmelerin ancak bilimsel üretim ve araştırma ile sürdürülebileceğini vurgulayan Haberal, "Araştırmasız üniversite, meyvesiz ağaç gibidir" değerlendirmesinde bulundu. Prof. Dr. Haberal ayrıca Türkiye’nin organ nakli alanındaki gelişimine dikkat çekerek, gerçekleştirdikleri çalışmaların yalnızca ülke için değil, dünya tıbbı açısından da önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. 1978 yılında kadavradan ilk böbrek naklinin gerçekleştirilmesi, 1988 yılında kadavradan karaciğer nakli, 1990 yılında çocuklarda ve yetişkinlerde kısmi karaciğer nakilleri ile aynı vericiden eş zamanlı organ nakli gibi önemli tıbbi başarıların altını çizdi. Haberal, Türkiye’de sağlık alanında ulaşılan seviyeye dikkat çekerek, bugün hastaların ileri tedavi için yurt dışına gitmek zorunda kalmadığını ve tıbbın tüm imkânlarının ülke içinde sunulabildiğini vurguladı. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaban Remzi Erdem ise konuşmasında, "Üniversitelerin kurumsal gücünün yetiştirdiği mezunlar, bilimsel üretim ve topluma sağladığı katkılarla ortaya çıkmaktadır. Fakültemiz bugüne kadar 1550 mezun verdi, bu mezunlar arasında akademik alanda görev yapan çok sayıda doçent ve profesör bulunmaktadır" dedi. Sağlık hizmetlerinde güçlü altyapı Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Birol Özer merkezin sağlık hizmetleri ve akademik faaliyetlerine ilişkin paylaştığı verilerde, merkezde yıllık 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti verildiğini, yaklaşık 50 bin yatan hastaya hizmet sunulduğunu ve yılda ortalama 20 bin ameliyat gerçekleştirildiği belirtti. Merkezde bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde bin 600’ün üzerinde bilimsel makale yayımlandığını ve 16 binin üzerinde atıf alındığını belirten Özer, bu verilerin kurumun bilimsel gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Özer, "Organ nakli başta olmak üzere ileri düzey sağlık hizmetleri, merkezimizde başarıyla uygulanabilmekte ve Başkent Üniversitesi’nin güçlü akademik kadrosu ile nitelikli sağlık hizmeti sunulmaktadır. Merkezimizin en büyük gücü; sahip olduğu imkanların yanı sıra Mehmet Haberal Hocamızın bizlere kazandırdığı vizyon ve enerjidir. Bu doğrultuda faaliyetlerimizi geliştirmeye ve daha ileriye taşımaya gayret ediyor, kongremizin başarılı ve verimli geçmesini diliyorum" diye konuştu. Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Esra Baskın, çocuk sağlığının yalnızca bugünü değil toplumun geleceğini şekillendiren temel bir alan olduğunu belirterek, pediatrinin bilimsel olduğu kadar insani sorumluluğu yüksek bir disiplin olduğunu vurguladı. Baskın, kongrenin ortak aklın üretildiği ve bilimsel birikimin paylaşıldığı önemli bir bilimsel buluşma noktası haline geldiğini belirtti. Kongre Başkanı Prof. Dr. Mehmet Oğuz Canan konuşmasında, pediatri alanında çalışan hekimlerin yalnızca hastalıkları tedavi etmediğini, aynı zamanda toplumun geleceğini koruyan bir sorumluluk üstlendiklerini belirtti. Son yıllarda yaşanan küresel gelişmelere rağmen bilimsel üretimin devam ettiğini vurgulayan Canan, kongrenin bilgi paylaşımı ve bilimsel dayanışma açısından önemli bir platform olduğunu ifade etti. Disiplinler arası bilimsel oturumlar gerçekleştirildi Üç gün süren kongre boyunca çocuk nefrolojisi, hematoloji-onkoloji, nöroloji, gastroenteroloji, hepatoloji ve beslenme, kardiyoloji, endokrinoloji, yenidoğan ve çocuk-ergen ruh sağlığı gibi pek çok alt disiplinde bilimsel oturumlar gerçekleştirildi. Bu oturumlarda; güncel tanı yöntemleri, yeni tedavi yaklaşımları, multidisipliner hasta yönetimi, yapay zeka destekli uygulamalar ve klinik deneyimlerin paylaşımı öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
02 Nisan 2026 Perşembe - 09:24 AOSB’de kadın sanayicilerle yeni dönem istişaresi Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur ve yönetim kurulu üyeleri, AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü’yü makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini iletti. Ziyarete; Platform Başkanı Elif Tosmur ile birlikte yönetim kurulu üyeleri Pınar Parmaksız, Merve Sütcü, Neriman İçer, Asiye Türkemenoğlu ve Sibel Koçak katıldı. Görüşmede, AOSB’nin yeni dönemde hayata geçirmeyi planladığı projeler ile kadın sanayicilerin üretim ve karar alma süreçlerindeki etkin rolü kapsamlı şekilde ele alındı. Bölgenin rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birlikleri ve ortak çalışma alanlarının değerlendirildiği toplantıda, kadın girişimciliğinin sanayi ekosistemine sağladığı katma değer özellikle vurgulandı. "Kadın sanayicilerimizin katkısı gücümüze güç katıyor" AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Sütcü, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Kadın sanayicilerimizin üretimde, yönetimde ve karar alma mekanizmalarında daha aktif rol almasını önemsiyoruz. AOSB’mizin gelişim yolculuğunda kadın girişimcilerimizin katkısı, bölgemizin rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biridir" dedi. Sütcü, AOSB’nin kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda tüm paydaşlarla birlikte hareket etmeye devam edeceklerini ifade etti. Tosmur: "Kadın sanayicilerin vizyonu, sanayinin yarınlarını şekillendiriyor" AOSB Kadın Sanayiciler Platformu Başkanı Elif Tosmur ise değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Kadın sanayiciler olarak üretimde daha fazla söz sahibi olmak, karar alma mekanizmalarında etkinliğimizi artırmak ve bölgemizin kalkınmasına nitelikli katkı sunmak amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. AOSB’nin güçlü vizyonu ile kadın sanayicilerin yenilikçi bakış açısını buluşturarak; sürdürülebilir üretimi, katma değer odaklı büyümeyi ve ortak aklı merkeze alan bir anlayışla Adana sanayisini daha rekabetçi, daha kapsayıcı ve geleceğe hazır bir yapıya birlikte dönüştürmeyi hedefliyoruz." Tosmur, platform olarak iş birliğini güçlendiren projelerde aktif rol almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.
Başkan Doğan: "Tarımda atılan her adım, ülkemizin yarınlarına yapılan en değerli yatırımdır"
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 10:00 Başkan Doğan: "Tarımda atılan her adım, ülkemizin yarınlarına yapılan en değerli yatırımdır" Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, tarımsal başarılar yakalayan ülkelerin ilham kaynağı olması gerektiğini söyleyerek, "Tarımda atılan her adım, ülkemizin yarınlarına yapılan en değerli yatırımdır" dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde toprağı emekle yoğuran, alın teriyle üretim yapan tüm çiftçilerin gününü kutladı. Başkan Doğan "İnsanlık tarihi boyunca tarım en stratejik sektör olmuştur. Bu önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam etmektedir. Tarım, sürekli kendini yenileyen, modası geçmeyen, ekonomimizin ve sosyal hayatımızın vazgeçilmez unsurudur. Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar ülkemizin kalkınmasında ve refahında önemli görevler üstlenmiştir" diye konuştu. "Çiftçimizin zirai kredileri 2 yıl faizsiz ertelenmeli" Birçok ülkenin açlıkla mücadele ederken, tarımın hayati öneminin daha da belirginleştiğini kaydeden Doğan, "Tarım, bir ülkenin kalkınmasının temel taşıdır. Üretim olmadan ekonomik kalkınmadan söz etmek mümkün değildir. Ancak son yıllarda iklim değişikliğinin etkileri, tarımsal faaliyetlerimizi ciddi şekilde tehdit etmektedir. Pandemiden bu yana kuraklık, sel, dolu ve don gibi afetlerin her yıl yaşanması, iklim krizinin tarım üzerindeki etkilerini daha da görünür hale getirmiştir. Temiz ve tatlı su kaynaklarının azalması da bu tehdidin boyutunu artırmaktadır. Başta su krizi olmak üzere mevsimlik tarım işçileri, üretim planlamasındaki eksiklikler ve yüksek girdi maliyetlerinin yanı sıra dünya pazarlarında rekabet de her geçen gün zorlaşmaktadır. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçilerimiz ürünlerinden gelir elde edememektedir. Çiftçimizin finansmana erişimi zorlaşmış durumda. Çiftçimizin zirai kredileri 2 yıl faizsiz ertelenmeli, borçlar Cumhurbaşkanımız tarafından çıkarılacak bir kararname ile acilen ertelenmelidir. Bugüne kadar bu konuda adım atılmamıştır"ifadelerini kullandı. "Buğday, mısır, ayçiçeği, soya ve pamuk üretiminde özel destek gerekli" Türkiye’nin en stratejik 5 tarım ürünü olan buğday, mısır, ayçiçeği, soya ve pamukta dışa bağımlı hale gelmiş durumda olunduğunu ifade eden Başkan Doğan, "Bu ürünlerde üretimin artırılması için de hükümet desteğine büyük ihtiyaç vardır. Ülkemiz yaş meyve ve kuru gıda ihracatında fazlalık yaşasa da tahıl ürünlerinde üretim açığı sürmektedir. Bu açığın giderilmesi için buğday, mısır, ayçiçeği, soya ve pamuk üretiminde özel destekleme programlarının uygulanması gerekmektedir. Böylece Türkiye kendi kendine yeten ülkelerden biri olabilir. 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu’na göre, tarımsal destekleme programlarının finansmanı, gayrisafi milli hasılanın en az yüzde 1’i oranında sağlanmalıdır. Ancak biz şu anda yüzde 0,30 - yüzde 0,40 seviyelerinde destek almaktayız. Eğer yüzde 1 oranında destek verilirse, çiftçimiz hükümet desteğine ihtiyaç duymadan ayakta durabilir" şeklinde konuştu. Gerek çöl ikliminde gerekse deniz seviyesinin altındaki topraklarında tarımsal başarılar yakalayan ülkelerin ilham kaynağı olması gerektiğinin altını çizen Doğan, "Bizim de aynı başarıları gösterebilmemiz için tarımda yeni gelişen bilgi ve teknolojiler, çiftçilerimize hibe ve faizsiz kredi yoluyla aktarılmalı, verimli ve etkin bir şekilde kullanılmalıdır. Tarımda atılan her adım, ülkemizin yarınlarına yapılan en değerli yatırımdır. Çiftçimizin üretmesi; ekonomik bağımsızlığın ve gıda güvenliğinin teminatıdır"diyerek sözlerini tamamladı.
Maganda kurşunu öldürmüştü: Şüphelilerden biri öldü, diğeri Yunanistan’dan dönüp teslim oldu
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 09:56 Maganda kurşunu öldürmüştü: Şüphelilerden biri öldü, diğeri Yunanistan’dan dönüp teslim oldu Adana’da 10 ay önce yaşanan silahlı çatışmada hayatını kaybeden masum bir vatandaşın faillerinden birinin olaydan 2 gün sonra öldürüldüğü, diğerinin ise polisin "Gel, cezanı vatanında çek" sözüyle ikna edilerek Yunanistan’dan dönüp teslim olduğu bildirildi. Olay, 4 Temmuz 2024 tarihinde merkez Yüreğir ilçesi Yunus Emre Mahallesi Şehit Ahmet Oruç Caddesi’nde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Ferhat A. (44) ile Kamuran Polat arasında sosyal medyadan başlayan tartışma, küfürleşme nedeniyle husumete dönüştü. Birbirine husumet beslediği iddia edilen ikili sokakta karşılaştı ve yanlarındaki tabancalarla birbirlerine ateş açtı. Bu esnada marketten çıkan olayla bir alakası olmayan 47 yaşındaki Hasan İplikçioğlu göğsünden vurularak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Evinin damında oturan Necla E.’nin (41) eline de kurşun isabet etti. Olaydan sonra 2 şüpheli de kaçarak kayıplara karıştı. Şüphelinin biri olaydan 2 gün sonra öldürüldü Bir kişinin öldüğü bir kişinin yaralandığı olayla İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Cinayet Büro Amirliği ekipleri, çalışma başlattı.Polisin çalışmasında şüphelilerden Kamuran Polat tespit edildi. Şüphelinin yakalanması için çalışma devam ederken Polat, ilk olaydan 2 gün sonra 6 Temmuz’da uğradığı silahlı saldırıda uzun namlulu tüfekle vurularak öldürüldü. Diğer şüpheli Ferhat A. ise Edirne üzerinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Atina kentine kaçtığı belirlendi. Cinayet dedektifinden ikna operasyonu Polis, şüpheli Ferhat A.’nın Yunanistan’da kullandığı telefon numarasına ulaştı. Bir cinayet dedektifi, şüpheli ile 2 ay boyunca görüşmeler yaptı. Görüşmelerde polisin, "Gel, cezanı vatanında çek" sözü üzerine Ferhat A. teslim olmaya karar verdi. Atina’dan İstanbul’a uçakla gelen şüpheliyii burada cinayet polisi karşılayarak gözaltına aldı. Adana’ya getirilen zanlının emniyetteki ifadesinde, "Diğer taraf bana ateş etti, ben karşılık vermedim. Kimseyi öldürmedim" diyerek kendini savunduğu öğrenildi. Adliyeye sevk edilen şüpheli Ferhat A. çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Kalp hastaları dikkat: Ölümlerin yüzde 30’u sağlıksız beslenme
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 09:42 Kalp hastaları dikkat: Ölümlerin yüzde 30’u sağlıksız beslenme Koroner kalp hastalığından kaynaklanan ölümlerin yaklaşık yüzde 30’unun sağlıksız beslenmeden kaynaklandığını belirten Beslenme ve Diyetisyen Uzmanı Pakize Gizem Akgül, "Kalbi korumak ve güçlü bir kalp için damar tıkanıklığını önleyen, kolesterolü ve tansiyonu dengeleyen besinler tüketilmelidir" dedi. Kalp hastalığı dünyada ölüm nedenlerinin en başında yer alıyor. Kalp sağlığını korumada sağlıklı beslenmenin rolünün de büyük olduğu belirtiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi’nde görevli Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, sağlıklı beslenmenin kalp sağlığına etkisiyle ilgili İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. "Sağlıklı beslenme alışkanlıkları önemli bir faktör" Dünyada 2 milyardan fazla kişinin kalp hastalığı riski taşıdığına değinen Diyetisyen Akgül "Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSO) en son verilerine göre Türkiye’de bulaşıcı olmayan hastalıklardan ölüm sebebi olarak birinci sırada kalp ve damar hastalıkları gelmektedir. Yapılan çalışmalar, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin yüzde 80’inin tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik, obezite, diyabet gibi kontrol edilebilen ve önlenebilen risk faktörlerine bağlı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla sağlıklı yaşam tarzının benimsenmesi, risk faktörleri ile mücadele edilmesi, hastalıklara erken dönemde tanı koyulması ve uygun şekilde tedavi edilmesi yoluyla kalp sağlığı korunabilir ve erken yaşta ölümlerin önüne geçilebilir. Kardiyovasküler hastalıkların neden olduğu ölümlerin yaklaşık yüzde 30’unun sağlıksız beslenme alışkanlıkları kaynaklı olduğu tahmin edilmektedir" ifadelerini kullandı. "Ağırlık artışı da kalp hastalığı riskini arttırıyor" Doymuş ve trans yağ tüketiminin kalp sağlığını olumsuz etkilediğinin altını çizen Diyetisyen Akgül, koroner kalp hastalıkları için en önemli risk faktörlerinden birinin doymuş yağların yüksek miktarda tüketimi ve aktivite yetersizliğine eşlik eden kan kolesterolü düzeyinin artması olduğunu kaydetti. Vücut ağırlığındaki her 5-8 kilogram artış ile birlikte koroner kalp hastalığı riskinin yaklaşık yüzde 25 arttığına dikkat çeken Akgül, "Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalarda gençler arasında doymuş yağ, tuz ve enerji içeriği yüksek, lif içeriği düşük, yetersiz kalsiyum, A ve C vitaminleri yönünden yetersiz olan fast food tüketimi arttı. Bunlarla beraber çocuklarda obezite, kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı gibi kronik hastalık risklerinin arttığı tespit edilmiştir" diye konuştu. "En az haftada bir kere balık tüketin" Kalp sağlığını korumak için zeytin ve zeytinyağlı yemek tüketiminin önemli olduğunu belirten Akgül, "Bir araştırmada haftada en az bir kere balık tüketen bireylerde daha az balık tüketenlere göre koroner kalp hastalığı riskinin yüzde 16 azaldığı tespit edilmiştir. LDL kolesterolün düşmesine ve HDL’nin yükselmesine yardımcı olmak için haftada 2-3 kez ton balığı, uskumru, sardalya ve somon gibi yağ asidi içeriği zengin balıkların tüketilmesi önemli. Balık tüketemeyen bireyler ise keten tohumu, çiya tohumu, ceviz yağı, kanola yağı gibi omega-3 içeren bitkisel besinlerden da faydalanabilir ancak; bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan omega-3’ün etkisi balığa göre daha azdır. Önerilen miktarın üzerinde omega-3 kullanımı özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için sorun oluşturabilir. Özellikle ilaç kullanan bireylerin vitamin, mineral takviyelerini kullanırken hekimlerine sormaları önemlidir" şeklinde konuştu. Öte yandan Diyetisyen Akgül, kuru baklagiller, sebze ve meyveler, sert kabuklu yemişler ve çay, kahve tüketiminin yeterli ve dengeli şekilde planlanmasının kalp sağlığı ve sağlıklı uzun bir yaşam için önemli olduğunu dile getirdi.