Yerel Haberler
Adana
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:56 Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, Rota virüsünün 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebildiğini belirterek, "Bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir" dedi. Rota virüsü, özellikle 5 yaş altındaki çocukları etkileyen en yaygın ishal nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Aşı takviminde zorunlu olmaması nedeniyle bazı aileler tarafından göz ardı edilerek önlemi alınmayan bu enfeksiyon, küçük yaş grubunda ciddi sıvı kaybına yol açarak hayati risk bile oluşturabiliyor. Hastalığın yalnızca ishal ile sınırlı kalmadığını; ateş, kusma ve karın ağrısı gibi şikayetlerin de tabloya eşlik ettiğini belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin bilinçli olması ve belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyerek bilgiler verdi. Salgına yol açıyor Uzm. Dr. Çiğdem Şenol, toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen rota virüsünün kısa sürede birden fazla çocuğun etkilenmesine yol açabildiğini belirterek, "Hastalığın belirtileri genellikle kısa bir sürede ortaya çıkar ve ilk olarak ateş ve kusma ile başlar. Ardından sık tekrarlayan, sulu ve kötü kokulu ishal gelişir. Karın ağrısı da bu sürece eşlik edebilir. Şikayetler birkaç gün ile bir hafta arasında sürebilir. Virüs; hasta kişilerle temas, ortak kullanılan eşyalar ve hijyen kurallarına dikkat edilmemesi sonucu kolayca bulaşır. Kreş, okul ve hastane gibi kalabalık ortamlarda yayılım riski daha da artar. Özellikle 4 ay ile 2 yaş arasındaki çocuklarda daha ağır seyredebilen bu enfeksiyonda en büyük risk, vücudun hızla sıvı kaybetmesidir. Bu nedenle tedavide asıl amaç, kaybedilen sıvının ve mineral dengesinin yeniden sağlanmasıdır. Çocuk sıvı alabiliyorsa bol su verilmesi, uygun besinlerle desteklenmesi önemlidir. Pirinç, patates, yoğurt, muz ve anne sütü bu dönemde tercih edilebilecek besinler arasında yer alır. Gerekli durumlarda, doktor önerisiyle özel sıvı destekleri kullanılabilir. Sıvı kaybının ileri düzeyde olduğu durumlarda ise hastane ortamında damar yoluyla sıvı verilmesi de gerekebilir" diye konuştu. Anne sütü korunmada yardımcı oluyor Anne sütü ile beslenen bebeklerin bu enfeksiyonu genellikle daha hafif geçirdiği iade eden Dr. Şenol, "Bu nedenle bebeklerin mümkün olduğunca anne sütü ile beslenmeye devam etmesi önerilir. Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem ise aşıdır. Aşı, belirli bir yaştan itibaren ağız yoluyla uygulanır ve birkaç doz şeklinde tamamlanır. Uygulamanın zamanında yapılması, hastalığa karşı güçlü bir koruma sağlar. Rota virüsü aşısı, özellikle yaşamın ilk yıllarında çocukları ağır ishal ve buna bağlı gelişebilecek ciddi sıvı kaybına karşı korur. Aşı uygulandıktan sonra en yüksek koruyuculuk ilk 2 ila 3 yıl boyunca görülür. Bu dönem, çocukların hastalığı en ağır geçirme riskinin bulunduğu süreçtir. İlerleyen yaşlarda koruyuculuk etkisi azalsa da aşılı çocuklar hastalığı genellikle daha hafif belirtilerle atlatır. Aşının temel amacı, enfeksiyonu tamamen ortadan kaldırmaktan çok, hastalığın ağır seyretmesini ve tehlikeli sonuçlar doğurmasını engellemektir" dedi. Aileler bilinçli olmalı Uzman Dr. Çiğdem Şenol, ailelerin hem hijyen kurallarına dikkat etmesi hem de koruyucu sağlık uygulamaları konusunda bilinçli hareket etmesinin rota virüsünün oluşturabileceği riskleri önemli ölçüde azalttığını kaydederek şunları söyledi: "Özellikle küçük çocuklarda görülen ishal ve kusma durumlarında vakit kaybetmeden uzman görüşü almak, muhtemel sorunların önüne geçilmesi açısından kritik bir adımdır."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:42 Gül serada 5, çiçekçide 50-100 lira Adana’da Anneler Günü öncesi yerli gülün tanesi serada 5 liraya satılırken çiçekçiler ve çiçek sitelerinde gül 50-100 TL arasında alıcı buluyor. Anneler Günü öncesi çiçekçilerde yoğunluk yaşanıyor. Çiçekçiler, Anneler Günü’nde talepleri karşılamak için gece gündüz çalışırken gül üreticilerinde de hasat mesaisi sürüyor. Sabahın erken saatlerinde gül seralarına giden işçiler gülleri kesiyor, dikenlerinden ayırıyor ve paketleyip satışa hazır hale getiriyor. Serada 5, çiçekçide 50-100 lira Türkiye’nin en önemli tarım üretim merkezlerinden Adana’dan yurdun dört bir yanına gönderilen güller, dalında 5 liradan alıcı buluyor. Dönüme ortalama 6 bin gül alan üreticiler, verimden memnun ancak Anneler Günü için Hollanda’dan ithal edilen güller nedeniyle fiyatlar düşük seyrediyor. Bahçelerde 5 liradan satılan güller, kentteki ve diğer illerdeki çiçekçilerde ise ortalama 50-100 liradan vatandaşlara satılıyor. Öte yandan, Adana’daki çiçekçilerde 21 adet gülün kampanya kapsamında 599 TL’ye satılması dikkat çekti. "Gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" Gül üreticisi Ogün Sever Okur, fiyatların çok düşük seyrettiğini bu sebeple de hasat yapmayıp gülleri annelere ücretsiz dağıtacaklarını anlatarak, "Çiçek fiyatları çok düşük. 5 lira bizim maliyetimizi kurtarmıyor o nedenle biz kendi adımıza hasat yapmayacağız. Bu gülleri alıp annelere ücretsiz olarak dağıtacağız" dedi. "Denetim mekanizması olmalı" Üretici Ersen Okur ise, "5 liralık fiyat, işçiliğini kurtarmıyor, masrafını kurtarmıyor. Bu fiyatlar gül ithalatı olduğundan kaynaklanıyor. Her sene bu aylarda, özel günlerde ithal güller nedeniyle para kazanamıyoruz. Bir tane gül, serada 5 lira ama çiçekçilerde 100 lira. Haksız kazanç var ve denetim mekanizmasının olması lazım" diye konuştu.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:15 Uzmanından uyarı: "Safra kesesi taşı olan herkes ameliyat olmak zorunda değil" Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, her safra kesesi taşında ameliyat gerekmediğini belirterek, "Safra kesesi taşı tespit edilen her hastanın ameliyat olması gerekmez. Hastaların büyük bir kısmı hayatları boyunca hiçbir şikayet yaşamadan takip edilebilir" dedi. Toplumda sık görülen safra kesesinde taş durumu çoğu zaman tesadüfen ortaya çıkabiliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Ultrasonografinin yaygın kullanılması nedeniyle günümüzde birçok kişi safra kesesinde taş olduğunu tesadüfen öğrenmektedir. Bu noktada en sık sorulan soru, ameliyatın gerçekten gerekli olup olmadığıdır. Ancak bu sorunun yanıtı her hasta için aynı değildir" diye konuştu. "Hastaların büyük kısmı hayat boyu hiçbir şikayet yaşamaz" Safra kesesi taşlarının toplumda en sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olduğunu ifade eden Çetinkünar, "Erişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra kesesi taşı bulunur ve kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha sık görülür. Safra kesesi taşı olan hastaların yaklaşık yüzde 70-80’i hayatları boyunca asemptomatik kalır. Yani hiçbir şikayet yaşamaz. Bu nedenle şikâyeti olmayan hastalarda rutin cerrahi genellikle önerilmez" ifadelerini kullandı. "Bazı durumlarda ciddi komplikasyonlar gelişebilir" Safra kesesi taşında uzun dönem risklerin varlığına dikkat çeken Çetinkünar, "Asemptomatik hastalarda yıllık semptom gelişme riski yaklaşık yüzde 1-4 arasındadır. İlk 5 yılda yüzde 10, 20 yıl içinde ise yaklaşık yüzde 20 oranında belirti gelişebilir. Safra kesesi taşı olan tüm hastalarda komplikasyon gelişmez. Ancak bazı hastalarda safra kesesi ağrısı, iltihap, safra yolu taşları ve pankreatit gibi ciddi tablolar ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir" Komplikasyonların oranlarına değinen Çetinkünar, "Safra kesesinin kasılması sırasında taşın safra kanalını geçici olarak tıkamasıyla ortaya çıkan şiddetli ağrı atakları biliyer kolik olarak adlandırılır ve görülme sıklığı yaklaşık yüzde 20-30 oranındadır. Akut kolesistit ise safra kesesinin iltihaplanmasıdır ve genellikle taşın kanalı daha uzun süre tıkaması sonucu gelişir. Bu durumda ağrıya ateş, bulantı ve hassasiyet eşlik edebilir. Hastaların yaklaşık yüzde 1 ila 3’ünde akut kolesistit gelişebilir. Safra kesesindeki taşın pankreas kanalını tıkaması sonucu gelişen pankreas iltihabı pankreatit olarak adlandırılır. Sırta vuran şiddetli karın ağrısı, bulantı ve kusma ile kendini gösteren pankreatit bazı hastalarda hayati risk oluşturabilir. Hastaların yüzde 3 ila 7 oranında pankreatit gelişebilir" dedi. "Belirti varsa cerrahi gerekir" Tekrarlayan safra kesesi ağrısı, akut kolesistit, safra yolu taşları ve pankreatit gibi durumlarda cerrahi tedavinin genellikle önerildiğini belirten Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, daha sonra şunları söyledi: "Safra kesesinde büyük taşların varlığında, safra kesesi polipleri ve safra kesesi duvarında kalsifikasyon gibi durumlarda da ameliyat tercih edilir. Şikayeti olmayan hastalarda çoğu zaman sorun gelişmeyebilir. Ancak tekrar eden ağrılar, iltihap, pankreatit veya safra yolu tıkanıklığı geliştiğinde tedavi daha zor hale gelebilir." "Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart" Günümüzde safra kesesi ameliyatının genellikle kapalı yöntemle yapıldığını söyleyen Çetinkünar, "Bu yöntem küçük kesiler, daha az ağrı, kısa hastane yatışı ve hızlı iyileşme avantajı sağlar. Safra kesesi ameliyatlarında kapalı yöntem günümüzde altın standart olarak kabul edilir" diye konuştu.
Adana Demirspor’da transfer tahtası açılamıyor
12 Eylül 2024 Perşembe - 17:34 Adana Demirspor’da transfer tahtası açılamıyor Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak, transfer tahtasını açamadıklarını söyledi. Transfer tahtası açılmadığı için kadrosunu güçlendiremeyen ve dünya yıldızı futbolcularını elinde tutamayan Adana Demirspor’da sıkıntılı günler devam ediyor. Mavi-lacivertli ekip ligde 1 puanla son sırada yer alıyor. “2. devre başlamadan transfer tahtasını açar vaziyete getireceğiz” Adana Demirspor Başkanı Murat Sancak, sosyal medyadan yaptığı açıklamada transfer tahtasını açamadıklarını belirtti. Sancak, “Bu yıl zor bir sezon geçirdik. Oyunlarla, ihanetlerle ve benim ticari sorunlarım eklenince maalesef sezona öyle başladık. Tahtayı açmak için bugüne kadar uğraştık ama geldiğimiz noktada maalesef açamıyoruz. Parayı yatırsak bile 6 ay transfer yasağımız olacaktı. Şimdi şunu, bunu yaptım diyecek durumda değilim. En azından var olanı korumak, maksimum almamız gereken puanları alıp, 2. devre başlamadan transfer tahtasını açar vaziyete getirip, transferleri yaparak yolumuza devam edeceğiz” dedi. “Kurulan oyunları görüp başkanlığa geri döndüm” Öte yandan Başkan Sancak, taraftarlara da çağrıda bulunarak, “Şundan herkesin emin olması lazım. Ben Murat Sancak olarak nasıl ilk gediğim günden bugüne kadar fedakarlık gösterdiysem bundan sonra da göstereceğim. Şimdi bizlere düşen görev hep beraber kenetlenip bu süreci beraber aşmaktır. Başka çaremiz yoktur. Bunun dışında kim hareket ediyorsa ADS’ye, en büyük ihaneti olacaktır. Bazılarının kurduğu oyunu görerek başkanlığa hemen geri döndüm. Ben eskisinden daha çok bu takımımız için uğraşacağım” ifadelerini kullandı. “Yeni profesyoneller aramıza katılacak” Gelecek sezon çok farklı bir Adana Demirspor olacağını vurgulayan Başkan Murat Sancak, “Yeniden yapılandırmaya girdik. Yeni profesyoneller aramıza katılacak. İnşallah bu yapılandırmayla birlikte 2025-2026 sezonuna yeni hedefler koyarak, eski günlerimizden daha yüksek hedefler koyarak devam edeceğiz. Sizsiz olmaz. Hep birlikte olur. Şehirdeki iş adamları loca alın, çalışanlarınıza kombine alın, bilet alın. Maç günlerinde çalışanlarınıza izin verin. Hediyeleşmelerinizde ADS ürünleri alın ve hediye edin. Allah yar ve yardımcımız olsun” diye konuştu.
Adana’da maden ocağında deprem tatbikatı yapıldı
12 Eylül 2024 Perşembe - 17:25 Adana’da maden ocağında deprem tatbikatı yapıldı Adana’nın Kozan ilçesinde Türkiye Afetle Mücadele Planı (TAMP) Bölge Düzeyi Deprem Tatbikatı çerçevesinde maden ocağında deprem tatbikatı yapıldı. Türkiye Afetle Mücadele Planı (TAMP) Bölge Düzeyi Deprem Tatbikatı çerçevesinde senaryo gereği Mersin’de 7,0 büyüklüğünde bir deprem oldu. Meydana gelen deprem Mersin’in yanı sıra Adana, Konya ve Niğde’yi etkiledi. Adana’nın Kozan ilçesinde de 6 Şubat depreminde enkaz altında kalan birçok insanı kurtaran Kozanlı madenciler bu kez tatbikat gereği depremde görevleri başında iken deprem anından kurtulmaya çalıştı. 6 Şubat depreminde gönüllü olarak Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya illerinde enkaz altında kalan insanları kurtarmak için seferber olan Kozan Horzum Maden Ocağı çalışanları, bu kez maden ocağında senaryo gereği depremden kurtulmaya çalıştı. Gerçeği aratmayan tatbikatta bir madenci senaryo gereği maden ocağından çıkarken merdivenlerden düştü, arama kurtarma ekipleri madenciyi çıkarmak için seferber oldu. Tatbikat başarı ile tamamlanırken Horzum Maden Ocağı Maden Mühendisi İlyas Beydilli, "6 Şubat’ta yaşadığımız afet sonrası bugün bir kez daha afetlere hazırlıklı olmamamız için maden ocağımızda başarı ile bir tatbikat gerçekleştirdik. Umarız bir daha afetler ülkemizde yaşanmaz ama yaşanacak bir afet durumunda da hazırlıklı olmak adına başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik” dedi.
Kızını öldüren babadan ’kendini bıçakladı’ savunması
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:51 Kızını öldüren babadan ’kendini bıçakladı’ savunması Adana’da, kendisinden uyuşturucu parası istediğini iddia ettiği kızını bıçaklayarak öldürdüğü iddia edilen sanık baba, “Kızım kendi kendini bıçakladı” dedi. Duruşmada tanık olarak dinlenen Dilan’ın kız arkadaşı Damla Aytekin ise “Dilan’ın babası elinde bıçakla üzerimize doğru gelmeye başladı. Dilan, babasını görünce kaçmaya çalışarak, ‘Baba yapma’ dedi” diye ifade verdi. Turhan Özdemir (54), 26 Şubat’ta Merkez Yüreğir ilçesi Anadolu Mahallesi’nde uyuşturucu kullandığı iddia edilen kızı Dilan Özdemir (19) ile ara sokakta karşılaştı. Baba-kız arasında uyuşturucu parası nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın kavgaya dönüşmesi üzerine Turhan Özdemir, kızını bıçakla yaraladı. Turhan Özdemir kaçarken, kızı Dilan Özdemir ise kanlar içinde yere yığıldı. Yüreğir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Dilan Özdemir, yapılan tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Tutuklanan Turhan Özdemir hakkında ‘Kızını öldürmek’ suçundan Adana 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın görülmesine başlandı. Duruşmaya sanık Turhan Özdemir ile eşi Kadriye, oğulları Mahmut, Ömer ve kızı Şehriban Özdemir ile taraf avukatlar katıldı. Duruşmada sanık Turhan Özdemir yaptığı savunmada kızının kendi kendini bıçakladığını iddia etti. Kızı Dilan’ı yetiştirme yurduna verdiklerini belirten Özdemir, “Kızım, uyuşturucu kullanıyor ve yurttan devamlı kaçıyordu. Hatta mahalleye gelip, başkalarına da uyuşturucu satıyormuş. Biz de çevreden duyuyorduk” dedi. Sanık Turhan Özdemir, olayın nasıl yaşandığını da şöyle anlattı: “Olay günü işten çıkmış eve doğru giderken, Dilan ile karşılaştık. Yanıma geldi ve benden uyuşturucu parası istedi. Ben de hem iş kıyafetlerimle olduğum için hem de yanımda para olmadığı için ‘Eve gidelim’ dedim. Kendisi bunu kabul etmedi ve bir anda üzerime yürüyerek, ’Senin evini yakacağım’ diyerek bıçak çekti. Zaten çevredekiler kızımın durumunu bildikleri için hakkımızda konuşuyorlardı. Ben de daha fazla olay büyümesin diye ‘Kızım elindekini bırak, bak rezil oluyoruz. Hadi eve gidelim’ dedim. Bu sırada da elindeki bıçağı tutayım derken kızım kendine sapladı. Ben kızımı yaralamadım o kendini yaraladı. Kendisini ne kadar bıçakladı bilmiyorum. Ben olayın şokunu yaşarken çevredekiler gelip bana ‘Buradan kaç’ dedikleri için ben de kaçtım. Ben giderken polisler de olay yerine geliyordu. Zaten sonra da polisler beni yakaladı.’’ Öldürülen Dilan’ın annesi Kadriye Özdemir, sanık eşinden şikayetçi olmadı. Kızının uyuşturucu bağımlısı olduğunu belirten Özdemir, “Kızımı uyuşturucudan uzak durması için yetiştirme yurduna yerleştirmiştik. 3 yıldır da evden uzaktaydı. Eve gelmiyordu. Ancak kendisi uyuşturucu kullanmaya devam edip, sürekli yurttan kaçıyordu. Uyuşturucu yüzünden evdeki altınlarımı dahi çalarak götürüp satardı. Eve geldiğinde bize kan kustururdu. Sürekli bizi tehdit edip, ‘Bu evi yakacağım’ derdi. Kızım bazen iç çamaşırıyla bazen de çıplak bir şekilde birilerinin motosikletine binip mahallede gezer, kardeşlerine de fotoğraf atardı. Bunu uyuşturucunun etkisiyle yapardı ama komşularımız da kızımın uyuşturucu bağımlısı hatta fuhuş amaçlı kullanıldığını söylüyorlardı. Bu yüzden sürekli bizim hakkımızda konuşuyorlardı. Ben eşimden şikayetçi değilim” dedi. Mahmut Özdemir ile kardeşi Ömer Özdemir de annelerinin söylediklerini tekrar ederek, babalarından şikayetçi olmadı. Olay sonrası Dilan’ın erkek arkadaşı Selam Şen’i Dilan’ın öldürülmesine engel olmadığı gerekçesiyle darbederek, ölümüne neden olduğu iddia edilen ve hakkında müebbet hapis istemiyle dava açılan tutuklu Damla Aytekin (22) tanık olarak dinlendi. Bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifadesi alınan Aytekin, Dilan ile 8 aydır arkadaş olduklarını belirterek, olay günü mahalleye beraber gittiklerini söyledi. Dilan’ın kimliğini almak için ablasıyla buluştuğunu ifade eden Aytekin, “Dilan, bana erkek arkadaşı Selam Şen’in kendisini para karşılığında sattığını söylerdi. Bunun dışında fuhuş iddiaları doğru değildir. Kimliği almak için ben, Dilan ve erkek arkadaşı Selam Şen mahalleye beraber gittik. Ara sokakta biz konuşurken yaklaşık 5-10 dakika sonra Dilan’ın babası elinde bıçakla üzerimize doğru gelmeye başladı. Dilan, babasını görünce kaçmaya çalışarak, ‘Baba yapma’ dedi. Sonrasında ne oldu bilmiyorum. Ben de hastaneye gittiğimizde Dilan’ın öldüğünü öğrendim” diye konuştu. Tanığın iddiaları üzerine söz verilen sanık Turhan Özdemir, suçlamaları reddederek, “Ben kızımın üzerine bıçakla yürümedim. O kendini yaraladı” dedi. Mahkeme heyeti, sanık Turhan Özdemir’in tutukluluğunun devamına karar verip duruşmayı eksikliklerin tamamlanması için erteledi.
Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:28 Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı Adana’da kız kardeşini tabancayla vurduğu için cezaevine girip denetimli serbestlik yasasından faydalanarak dışarı çıkan bir kişi, uyuşturucu parası alamayınca ablasının evini yaktı. Olay, Yüreğir ilçesine bağlı Başak Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Halil Ç. (24), ablası Hülya Ç.’nin (30) oturduğu eve annesi Halime Ç.’nin (45) yanına gitti. Madde bağımlısı olduğu öne sürülen Halil Ç., annesinden uyuşturucu parası istedi. Anne Halime Ç. parayı vermeyince Halil Ç. evi ateşe verip kaçtı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürdü. Evde maddi hasar meydana geldi. Evin sahibi Hülya Ç. ”Eşim cezaevinde, bundan 4 gün önce ev sahibim beni evden attı. Bu eve taşınalı daha 3 gün oldu. Kardeşim biraz uzanacağım diyerek benden evin anahtarını istedi. Çocuklara okula götürmüştüm, geldiğimde evi yaktığını gördüm. Annemle kavga etmiş, eşiyle tartışmış, aynı zamanda kendisi de madde kullanıyor. Kavga da madde alabilmek için annemden para istemiş o da vermeyince kavga etmiş” dedi. Öte yandan, şüpheli Halil Ç.’nin Şubat ayında kız kardeşi Kübra Ç.’yi ayağından tabancayla vurduğu, denetimli serbestlik yasası çerçevesinde cezaevinden çıktığı öğrenildi. Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler söz konusu şüpheliyi yakalama çalışması başlattı.
Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkemede tutmadı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:15 Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkemede tutmadı Adanada 5 aylık hamile eşini boğarak öldüren sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, "O gece uyuşturucu alıp geldim, evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hastane raporunun okunduğu duruşmada sanığın akıl sağlığının yerinde olduğu belirtildi. Olay, 29 Ekim 2023’te Seyhan ilçesi Kavaklı Mahallesi’nde meydana geldi. Emrah Demir (28) ile 1 yıllık eşi, 5 aylık hamile Hatice Demir (20) arasında gece saatlerinde tartışma çıktı. Gece boyu süren tartışma, sabaha karşı kavgaya dönüştü. Emrah Demir, bağırmaması için eliyle, eşinin yüzünü kapattı. Bir süre sonra eşinin hareketsiz kaldığını gören Demir, sokağa çıkıp komşularına, "Galiba eşimi öldürdüm" diye bağırdı. İhbarla adrese sevk edilen polis ve sağlık ekipleri, Hatice Demir’in hayatını kaybettiğini belirledi. Gözaltına alınan Emrah Demir, ifadesinde "İşten geldikten sonra alt katta oturan annemlerle yemek yedik, sonra yukarı çıktık. Ben televizyon izlerken, eşim yatmak istediğini söyledi ve gitti. Bir süre sonra kalkıp, yanıma geldi ve uyumayacağını söyledi. Ben de ’Gel, birlikte televizyon izleyelim’ dedim. Buna da karşı çıktı ve tartışma başlattı. Sonrasında ne olduğunu hatırlamıyorum" diyen Emrah Demir, sevk edildiği adliyede tutuklandı. Emrah Demir hakkında, ’Eşi kasten öldürmek’ suçundan Adana 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davaya devam edildi. Duruşmaya sanık Emrah Demir, tutuklu olduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Öldürülen Hatice Demir’in annesi Belgin, babası Ali Turgut ile tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada mahkeme başkanı, sanık Emrah Demir’in akıl sağlığı ile ilgili Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden raporun gönderildiğini, raporda sanığın akıl sağlığının yerinde olduğunun belirtildiğini söyledi. Daha sonra söz hakkı verilen sanık Emrah Demir, uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve bu yüzden kimseye zarar vermemek için geç evlendiğini söyledi. Eşini nasıl öldürdüğünü, uyuşturucu nedeniyle tam hatırlamadığını belirten sanık Demir, "Uyuşturucu bağımlısı biriyim. Tedavi görmek istiyorum. Cezaevinde kafamı devamlı duvarlara vuruyorum. Kimseye zarar vermek istemiyorum. O geceyi hatırlamıyorum. Kayınvalidem, kayınpederim ben ölünceye kadar annem ve babamdır, onlara acı çektirdiğim için çok üzgünüm. Başları sağ olsun. Ölen hanımefendi eşime başsağlığı diliyorum. Eşimi öldürmemin nedeni uyuşturucu bağımlısı olmamdır. O gece uyuşturucu alıp geldiğim evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hatice Demir’in babası Ali ve annesi Belgin Turgut, sanıktan şikayetçi olup en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Hatice Demir’in anne ve babasının avukatlığını üstlenen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları da sanığın hem eşini hem de karnındaki bebeğini öldürdüğünü belirterek, "Sanık 2 kişiyi öldürmüştür. Ayrıca, eşinin ölmesi için başında beklemiş, içeri girmek isteyenleri ve ambulans çağrılmasını engellemiştir. Biz, sanığın 2 kez ’Kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını istiyoruz" diye konuştu. Cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep edip esas hakkındaki mütalaasını vermek için süre istedi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Emrah Demir’in tutukluluk halinin devamına ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dava dosyasının savcıya gönderilmesine karar verdi. Duruşma, eksikliklerin tamamlanması için ertelendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları adliyede duruşmayla ilgili bilgi verdi. Avukat Şirin Şeyma Bulut, "6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatır, faillere caydırıcı set olur. Kadınları ve çocukları ancak yasalarla, adil yargılamalarla koruyabilirsiniz. Buradan tüm kadınları geçtiğimiz günlerde başlattığımız 6284 sayılı seferberliğe katılmaya, şiddetsiz, eşit, özgür bir yaşamı kurmaya çağırıyoruz. Bizler adaletin sağlanması için adliyelerdeyiz. Bu cesareti nereden alıyorlar?" dedi.
Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkeme yutmadı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:13 Hamile karısını öldüren sanığın deli numarasını mahkeme yutmadı Adanada 5 aylık hamile eşini boğarak öldüren sanık, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında, "O gece uyuşturucu alıp geldim, evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hastane raporunun okunduğu duruşmada sanığın akıl sağlığının yerinde olduğu belirtildi. Olay, 29 Ekim 2023’te Seyhan ilçesi Kavaklı Mahallesi’nde meydana geldi. Emrah Demir (28) ile 1 yıllık eşi, 7 aylık hamile Hatice Demir (20) arasında gece saatlerinde tartışma çıktı. Gece boyu süren tartışma, sabaha karşı kavgaya dönüştü. Emrah Demir, bağırmaması için eliyle, eşinin yüzünü kapattı. Bir süre sonra eşinin hareketsiz kaldığını gören Demir, sokağa çıkıp komşularına, "Galiba eşimi öldürdüm" diye bağırdı. İhbarla adrese sevk edilen polis ve sağlık ekipleri, Hatice Demir’in hayatını kaybettiğini belirledi. Gözaltına alınan Emrah Demir, ifadesinde "İşten geldikten sonra alt katta oturan annemlerle yemek yedik, sonra yukarı çıktık. Ben televizyon izlerken, eşim yatmak istediğini söyledi ve gitti. Bir süre sonra kalkıp, yanıma geldi ve uyumayacağını söyledi. Ben de ’Gel, birlikte televizyon izleyelim’ dedim. Buna da karşı çıktı ve tartışma başlattı. Sonrasında ne olduğunu hatırlamıyorum" diyen Emrah Demir, sevk edildiği adliyede tutuklandı. Emrah Demir hakkında, ’Eşi kasten öldürmek’ suçundan Adana 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle açılan davaya devam edildi. Duruşmaya sanık Emrah Demir, tutuklu olduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Öldürülen Hatice Demir’in annesi Belgin, babası Ali Turgut ile tarafların avukatlarının da hazır bulunduğu duruşmada mahkeme başkanı, sanık Emrah Demir’in akıl sağlığı ile ilgili Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi’nden raporun gönderildiğini, raporda sanığın akıl sağlığının yerinde olduğunun belirtildiğini söyledi. Daha sonra söz hakkı verilen sanık Emrah Demir, uyuşturucu bağımlısı olduğunu ve bu yüzden kimseye zarar vermemek için geç evlendiğini söyledi. Eşini nasıl öldürdüğünü, uyuşturucu nedeniyle tam hatırlamadığını belirten sanık Demir, "Uyuşturucu bağımlısı biriyim. Tedavi görmek istiyorum. Cezaevinde kafamı devamlı duvarlara vuruyorum. Kimseye zarar vermek istemiyorum. O geceyi hatırlamıyorum. Kayınvalidem, kayınpederim ben ölünceye kadar annem ve babamdır, onlara acı çektirdiğim için çok üzgünüm. Başları sağ olsun. Ölen hanımefendi eşime başsağlığı diliyorum. Eşimi öldürmemin nedeni uyuşturucu bağımlısı olmamdır. O gece uyuşturucu alıp geldiğim evin içinde Azrail’i, 3 harflileri görüyordum. Bana muska yazılmış. Bana muska yazan büyücünün Allah belasını versin" dedi. Hatice Demir’in babası Ali ve annesi Belgin Turgut, sanıktan şikayetçi olup en ağır şekilde cezalandırılmasını istedi. Hatice Demir’in anne ve babasının avukatlığını üstlenen Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları da sanığın hem eşini hem de karnındaki bebeğini öldürdüğünü belirterek, "Sanık 2 kişiyi öldürmüştür. Ayrıca, eşinin ölmesi için başında beklemiş, içeri girmek isteyenleri ve ambulans çağrılmasını engellemiştir. Biz, sanığın 2 kez ’Kasten öldürme’ suçundan cezalandırılmasını istiyoruz" diye konuştu. Cumhuriyet savcısı, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep edip esas hakkındaki mütalaasını vermek için süre istedi. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Emrah Demir’in tutukluluk halinin devamına ve esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dava dosyasının savcıya gönderilmesine karar verdi. Duruşma, eksikliklerin tamamlanması için ertelendi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu avukatları adliyede duruşmayla ilgili bilgi verdi. Avukat Şirin Şeyma Bulut, "6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi kadınları yaşatır, faillere caydırıcı set olur. Kadınları ve çocukları ancak yasalarla, adil yargılamalarla koruyabilirsiniz. Buradan tüm kadınları geçtiğimiz günlerde başlattığımız 6284 sayılı seferberliğe katılmaya, şiddetsiz, eşit, özgür bir yaşamı kurmaya çağırıyoruz. Bizler adaletin sağlanması için adliyelerdeyiz. Bu cesareti nereden alıyorlar?" dedi. (FRK-FKE-
Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı
12 Eylül 2024 Perşembe - 16:03 Uyuşturucu parasını alamayınca ablasının evini yaktı Adana’da kız kardeşini tabancayla vurduğu için cezaevine girip denetimli serbestlik yasasından faydalanarak dışarı çıkan bir kişi, uyuşturucu parası alamayınca ablasının evini yaktı. Olay, Yüreğir ilçesine bağlı Başak Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre Halil Ç. (24), kardeşi Hülya Ç.’nin (30) oturduğu eve annesi Halime Ç.’nin (45) yanına gitti. Madde bağımlısı olduğu öne sürülen Halil Ç., annesinden uyuşturucu parası istedi. Anne Halime Ç. parayı vermeyince Halil Ç. evi ateşe verip kaçtı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürdü. Evde maddi hasar meydana geldi. Evin sahibi Hülya Ç. ”Eşim cezaevinde, bundan 4 gün önce ev sahibim beni evden attı. Bu eve taşınalı daha 3 gün oldu. Kardeşim biraz uzanacağım diyerek benden evin anahtarını istedi. Çocuklara okula götürmüştüm, geldiğimde evi yaktığını gördüm. Annemle kavga etmiş, eşiyle tartışmış, aynı zamanda kendisi de madde kullanıyor. Kavga da madde alabilmek için annemden para istemiş o da vermeyince kavga etmiş” dedi. Öte yandan, şüpheli Halil Ç.’nin Şubat ayında kız kardeşi Kübra Ç.’yi ayağından tabancayla vurduğu, denetimli serbestlik yasası çerçevesinde cezaevinden çıktığı öğrenildi. Yüreğir İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı ekipler söz konusu şüpheliyi yakalama çalışması başlattı.
Ceyhan Belediyesi TMMOB ile ortak protokol imzaladı
12 Eylül 2024 Perşembe - 15:09 Ceyhan Belediyesi TMMOB ile ortak protokol imzaladı Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, ilçenin sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi, sağlıklı kentleşme ve çevre değerlerinin korunarak yapılaşmanın sağlanması amacıyla Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı odalarla iş birliği protokolü imzaladı. Protokol imza töreninde konuşan Aydar, bu iş birliğinin ilçenin geleceği açısından büyük bir fırsat olduğunu vurguladı. Aydar, konuşmasında şunları söyledi: “Bugün burada imzaladığımız bu protokol, Ceyhan’ımızın geleceği için attığımız önemli bir adımdır. İlçemizi, sadece bugünkü ihtiyaçları karşılamak değil, gelecekteki nesillerin de güven içinde yaşayabileceği bir yer haline getirmeyi amaçlıyoruz. Sağlıklı kentleşme, nitelikli yapılaşma ve doğal, tarihi değerlerimizin korunması en öncelikli hedeflerimizdir. Bu protokol ile ilçemizde deprem yönetmeliğine uygun ve daha dayanıklı binaların yapımı sağlanacaktır. Ayrıca çarpık kentleşmenin önüne geçilerek Ceyhan’ı en iyi şekilde geleceğe hazırlayacağız.” Aydar, konuşmasında ayrıca meslek odalarıyla yapılan bu iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Ceyhan’ı geliştirmek, büyütmek ve daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Ama bu sadece belediyemizin çalışmalarıyla olmaz, şehrimizin her kesimiyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, meslek odalarıyla ve halkımızla birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Birlikten güç doğar. Bu protokol de işte tam bu anlayışın bir ürünüdür. Buradaki amacımız, Ceyhan’da nitelikli ve planlı yapılaşmayı sağlamak, doğamızı korumak, kültürel ve tarihi değerlerimizi gelecek nesillere aktarmaktır. Ceyhan’ı sadece büyüyen değil, aynı zamanda köklerine ve değerlerine sahip çıkan bir şehir haline getirmek için bu tür iş birlikleriyle şehrimizin vizyonunu genişletiyoruz. Hep birlikte daha güzel bir Ceyhan’ı geleceğe hazırlayacağız. Ceyhan’ımıza hayırlı olsun” dedi. Başkan Aydar, iş birliği çerçevesinde kentleşme sürecinde teknik uzmanlığa büyük önem verdiklerini, bu yüzden meslek odalarının deneyim ve bilgisini Ceyhan’ın hizmetine sunacaklarını ifade etti.
Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi
12 Eylül 2024 Perşembe - 13:17 Çökertilen organ şebekesindeki 9 sanık tahliye edildi Adana’da Türkiye, Suriye ve İsrail üçgenindeki organ ticareti şebekesine yönelik düzenlenen operasyonda tutuklanan 9 sanık tahliye edildi. İl Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele ve Hudut Kapıları Şube Müdürlüğü ekipleri, Adana’ya gelen 2 kişinin pasaportunun sahte olduğunu belirledi. Adana Havalimanı’ndaki güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, İsrailli gibi gösterilen 2 kişinin Suriye uyruklu Zakarya Mohamad Zein (21) ile Abdurrahman Salim (20) olduğunu tespit etti. Polis, Suriye uyruklu 2 kişinin böbreklerini para karşılığı satmak için anlaştığını, nakil işleminin gerçekleşebilmesi için de Suriyelilerin İsrailli alıcılar Einat Abu Mdegem (28) ile Samir Abu Snini’nin (68) akrabaları gibi gösterilip, 2 sahte pasaport düzenlendiğini tespit etti. Pasaportlarda Suriyelilerin fotoğraflarına yer verilirken, isim ve diğer bilgilerin alıcıların akrabalarına ait olduğu belirlendi. Çalışmalar kapsamında teknik ve fiziki takip gerçekleştirildi. Türkiye ve İsrail arasındaki ’organ ticareti’ deşifre edildi. Böbrek nakli için etik komisyonuna müracaatların, Adana’da faaliyet gösteren sağlık turizm acentesi yetkilisi Mehmet Akif Ulaş (58), çalışan Fatma Ören (50), tercüman Esra Demir (51) ve Ahmed Karahasan (31) tarafından yapıldığı belirlendi. Bu tespitler sonrası harekete geçen polis, şüphelilerin organ nakli için Adana İl Sağlık Müdürlüğü Etik Komisyonu’na katılacakları gün olan 2 Mayıs’ta operasyon düzenlendi. Şüpheliler yakalanırken, üst aramasında ve kalınan adreslerde yapılan aramalarda 65 bin dolar, 10 bin 400 lira, 994 İsrail şekeli, çok sayıda sahte pasaport ve dijital materyal ele geçirildi. Adliyeye sevk edilip, tutuklanan Ahmed Karahasan, Fatma Ören, Mehmet Akif Ulaş, Abmad Abu Mdegem, Einat Abu Mdegem, Mahdi Abu Snene, Samir Abu Snini, Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein ile tutuksuz şüpheliler Esra Demir ve Mohamad Abu Mdegem ile ilgili soruşturma tamamlandı. Savcı, 11 sanık hakkında ’Organ ticareti yapmak veya aracılık etmek’ suçundan iddianame hazırladı. Savcı, tüm sanıklara 9’ar yıla kadar hapis cezası istedi. Adana 12’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde sanıkların yargılanmasına başlandı. İlk duruşmanın celse arasında böbrek hastaları olan tutuklu sanıklar Samir Abu Snini ile Einat Abu Mdegem tahliye edilirken, 4 Eylül’de ikinci duruşma görüldü. Taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada sanıklardan Abdurrahman Salim ve Zakarya Mohamad Zein, paraya ihtiyaçları olduğu için böbreklerini satmaya karar verdiklerini, işlemin yasal olduğunu sandıklarını kaydetti. İki sanık da, "Suç olduğunu bilmiyorduk. Hata yaptık. Parasızlıktan yaptık" dedi. Sanık Mohamad Abu Mdegem de kız kardeşi için böbrek satın almak üzere 65 bin dolara anlaşmaya vardığını, işlemin yasal yapılacağını sandığını belirtti. Böbrek hastası Samir Abu Snini ise oğlu Mahdi Abu ile Türkiye’ye böbrek tedavisi için geldiklerini belirterek, "Benim böbrek nakli olacağımdan haberim yoktu, tedavimin yapılacağını düşünüyordum" dedi. Sağlık turizmi acentası yetkilisi Mehmet Akif Ulaş ise savunmasında, şunları söyledi: "Uluslararası sağlık turizm faaliyetiyle; yurt içi ve yurt dışı normal seyahat turları düzenleriz. Hastane işlemleriyle alakalı olarak şahısların yasal prosedürlerini takip eder, yatırılması gereken paralarını yatırır, onlara eşlik ederiz. Ahmad Karahasan hastane tercümanı, bu olaydaki 4-5 kişiyi acentemize getirdi. Burada böbrek nakli konusundaki yasal işlemler noktasında hizmet verip, veremeyeceğimizi sordular, hastaneyi gezmek istediler, doktorla görüşmek istediler. Hastaneyi gezdirdik, doktorla görüştürdük, getirdikleri tahlil sonuçlarını doktora gösterdiler, doktor operasyonun mümkün olduğunu söyledi. 2 gün sonra anlaştık, sözleşme düzenledik. Hastalar Samir ve Einat olacak, vericiler Mahdi Abu ve Ahmad Abu olacak şekilde medikal hizmet sözleşmesi düzenledik. Daha sonra bize ibraz edilen pasaportta da bu isimlerin yazılı olduğunu gördük. Pasaportu kontrol ettiğimde sahte olduğuyla herhangi bir şüphe duymadım. Zaten bu konuda uzman da değilim. Pasaportların sahteliğini denetlemekle alakalı görevimiz de yoktur. Gerçek vericiler olan Zakarya ve Abdurrahman Salim’i medikal hizmet sözleşmesi yapıldığı gün de gördüm. Ayrıca yakalandığımız gün bu şahıslarla beraber değildim. İl Sağlık Müdürlüğü’nde kurul sonucunu bekliyordum." Mahkeme hakimi, tutuklu sanıkların cezaevinde kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak tahliye kararı verdi. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı konulan sanıkların ayda 1 güvenlik birimlerine gidip, imza atma şartıyla haklarında adli kontrol uygulanmasına hükmedildi. Böbrek hastaları için Adli Tıp Kurumundan rapor istenirken, duruşma eksikliklerin tamamlanması için ertelendi.